Lokman Hekim Gazetesi - Sayı:10 (Ocak 2012)

Page 1

Bebek dostu hastane Hastaneleri, sağlık hizmeti sunumundaki başarısı ve takdir edilen hekim kadrosu ile birçok alanda referans hastane oldu. Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF ve Sağlık Bakanlığı tarafından başarılı anne sütü uygulamaları dolayısıyla “Bebek Dostu Hastane” ilan edilen Lokman Hekim Hastanelerinin Yenidoğan Yoğun Bakım Bölümleri halktan da büyük rağbet görüyor. n 3’de

HorlaMAyın!

Lokman Hekim Sincan Hastanesi Uyku Laboratuarı uyku bozukluğu ve horlama şikayetlerinin çözümü konusunda hizmet veriyor. n Haberi 5. Sayfada

GAZETE LOKMAN HEKİM HASTANELERİ AYLIK YAYIN ORGANIDIR // ÜCRETSİZDİR // YIL: 2 // SAYI: 10 // OCAK 2012

Türkiye’ye komşulardan doktor akını

Sağlığınıza vakit ayırın

Sağlık Bakanlığı’nın yabancı doktorların Türkiye’de çalışmasının önünü açmasının ardından komşu ülkelerdekiler ağırlıkta olmak üzere pek çok yabancı doktor, Türkiye’de çalışmak için harekete geçti. n 6’da

Birçok hastalıktan ve bu hastalıkların yaratacağı kötü sonuçlardan korunmanın en önemli yollarından biri uygun tedavi ilkelerini erken dönemde hayata geçirmektir.

Yabancı sağlıkçı kaliteyi artırabilir Lokman Hekim Hastaneleri Tıbbi Hizmetler Direktörü Dr. Mehmet Altuğ, Sağlık Bakanlığının yabancı doktor çalışmasını desteklediklerini belirterek, “Türkiye’nin önemli oranda hekim ve hemşire açığı olduğu açık. Bu sorun özel sektörde daha çok kendini hissettiriyor” dedi. n 6’da

n Lokman Hekim Hastanesi Dahiliye Uzmanı

Dr. Sertuğ Akkorlu, her yıl düzenli olarak yapılan sağlık kontrolü ile birçok hastalıktan korunmanın mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Akkorlu, sağlıklı bir bireyin, yaş, ailevi özellikler, beslenme alışkanlıkları ve vucut yapısına uygun olarak hayatı boyunca yaptırması gereken tarama ve ölçümler konusunda şu bilgileri verdi: n 7’de

2012’de sigaraya veda edin Lokman Hekim Sincan Hastanesi Sigarayı Bırakma Merkezi sigarayı bırakmak için başvuran tiryakilere çare oluyor. 2011 yılının ikinci yarısından itibaren hizmet vermeye başlayan merkeze en çok sigaraya yapılan zamları takiben gelen tiryakiler, dumansız bir yaşam için ilk adımı da Lokman Hekim Hastanelerinde atıyor. n 11’de

Beslenmeniz işkenceye dönüşmesin Laktoz intoleransı olanlar; süt ya da sütlü tatlılar gibi süt ürünlerini tükettiğinde, şişkinlik hissi, karında rahatsızlık duygusu, karın ağrısı, bulantı, ishal, aşırı yellenme gibi şikayetler ile karşılaşabiliyorlar. n 8’de

n “Sessiz” krize dikkat” [4’de]

Kirli hava sağlığınızı tehdit ediyor n

2’de

Pankreasın acıması yok!

Op. Dr. Kemal Yandakçı, “Gizli kalmış bir organ olan pankreas, gıdaları sindirmemize yardım ediyor ve kan şekerini düzenliyor. Sigara ve alkolle tetiklenen pankreas kanseri sinsi seyrettiği için hiçbir belirti göstermeyip vücuda hızlı yayılıyor.” dedi. n 5’de

n 10 soruda grip ve soğuk algınlığı [2’de]


2

& 444 99 11 / LOKMANHEKİM

www.lokmanhekim.com.tr

grip a d u r o s 0 1 algınlığı ve soğuk

Çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan “hafif” seyirli bir hastalık olan soğuk algınlığı ile ilgili en çok merak edilen 10 soruya uzmanların verdiği yanıtlar şöyle:

Kirli hava sağlığınızı tehdit ediyor

1) En çok kimlerde görülür? Yetişkinlerde ve çocuklarda en sık görülen hastalıktır. 2) Tedavide antibiyotik kullanılır mı? Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri olmamasına rağmen bu konuda sıklıkla yanlış yapılır. 3)Yaygın bir infeksiyon olarak nitelendirilebilir mi? Soğuk algınlığı o kadar yaygın bir infeksiyondur ki, çok az insan bir yılı yakınmasız geçirebilir. Gelişen ulaşım olanakları sayesinde etken virüsler dünyanın her yerinde ve ikliminde infeksiyonun ortaya çıkmasına yol açabilir.

Sibel Meryem ALPAR

Göğüs Hastalıkları

4) Neden havaların soğuması mıdır? Soğuğun direkt olarak hastalığa yol açtığı söylenemez. Soğuk algınlığı genellikle okulların açılması ile eş zamanlı olarak sonbahar mevsiminde görülmeye başlar.

5) En çok hangi mevsimde görülür? Soğuk algınlığı en sık kış mevsiminde görülür. Bunun başlıca nedenleri arasında kötü havalandırılan ortamlarda daha çok zaman geçirilmesi, güneş ışınlarının daha az oluşu, daha çok toplu halde yaşanması ve virüslerin hızla çoğalması sayılabilir. 6) Yakalanma riskini arttıran faktörler nelerdir? Riski arttıran bazı özel faktörler söz konusudur: Toplu halde yapılan seyahatler ve yabancı bölgelere yapılan seyahatler o bölgedeki virüslerin alınmasına sebep olabilir. Klimalar da önemli risk faktörleri arasındadır. 7) Stres bir risk faktörü müdür? Stres, tek başına immün (bağışıklık) sistemini baskılayarak infeksiyon etkenlerinin üremesini kolaylaştıran bir diğer önemli risk faktörüdür. 8) Soğuk algınlığında virüs nasıl bulaşır? Etken virüslerin bulaşması; hastaların mikrop içeren burun veya ağız salgılarıyla bulaşmış elleri ve eşyalarıyla olabileceği gibi, havadaki küçük veya büyük parçacıklar içindeki virüslerin solunması ile de olabilir. 9) Ölümcül olabilir mi? Bebekler, çok yaşlılar ve bağışıklık sistemi problemli olan kişilerde hastalık çok ciddi, hatta ölümcül olabilir. 10) Tedavi yöntemi nedir? Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Burun tıkanıklığını giderici spreyler veya burun damlaları, öksürük giderici ve baş ağrısını azaltmak için ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.

n Lokman Hekim Hastaneleri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Meryem Alpar, akciğer hastalarını hava kirliliği konusunda uyardı. Dr. Alpar, yağışlı, sisli ve soğuk havaların akciğer hastalarının şikayetlerini artırdığını belirterek, soba ve kaloriferlerin yanmasıyla bacalardan ortama dağılan dumana bağlı hava kirliliğinin, bronşitli hastalarda krizlere neden olabileceğini bildirdi. Dr. Alpar, yaşlılarla kronik hastalığı olanların kışın çok daha dikkatli ve tedbirli olmaları gerektiğini, bu riskli grupların başında da astım, bronşektazi ve KOAH gibi kronik akciğer hastalıkları olanların geldiğini söyledi. Yağışlı, sisli ve soğuk havaların bu hastaların şikayetlerini artırdığını belirten Alpar, “Kışın soba ve kaloriferlerin yanmasıyla bacalardan ortama dağılan dumana bağlı hava kirliliği, bronşitli hastalarda krizlere neden olabilir. Hava kirliliği artışlarının yaşandığı dönemlerde bronşit hastalarının hekim ve acil servis başvuruları artmaktadır” diye konuştu.

ATAKLARA NEDEN OLABİLİR Alpar, soğuk ve yağış gibi nedenlerle ev ve iş yeri gibi kapalı mekanlarda daha çok zaman geçirildiğini, odun, kömür, tezek ve gaz gibi ısınma amaçlı yakıtlardan kaynaklanan iç mekanlardaki hava kirliliğinin hastalığın kontrolünü zorlaştırdığını ifade ederek, şunları kaydetti: “İç mekanların hava kirleticileri, astım ve KOAH hastalarında krizleri tetikleyen önemli faktörler arasındadır. Soğuk nedeniyle soba bulunan veya ısıtılan dar ve kapalı mekanlarda bir arada bulunan kişiler arasında soğuk algınlığı, grip gibi solunumsal enfeksiyonlar çok kolay yayılır. Kış aylarında salgınlar yapan bu gibi viral solunum sistemi enfeksiyonları, zeminde kronik bir hastalığı olan kişilerde, normal kişilere göre daha ağır geçer ve zemindeki diyabet, kalp yetmezliği, astım, KOAH ve bronşektazi gibi hastalıkların kontrolden çıkmasına ve ataklara neden olabilir.”

Kış güneşinde de gözlük takın Makbule AKBULUT

Göz Hastalıkları

n Lokman Hekim Sincan Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğinden Op. Dr. Makbule Akbulut, yaz aylarında güneşli ve açık havalarda gözü korumak için güneş gözlüğü kullanıldığını ancak kış aylarında gözlüklerin unutulduğunu belirtti. Akbulut, “Oysa gözün uzun süre güneşin ultraviyole

(UV) ışınlarına, kuru hava ve toza maruz kalması sonucu oluşan, halk arasında kuşkanadı veya et yürümesi diye bilinen, kızarıklık ve bulanık görmeye yol açan pterygium hastalığı kış aylarında da gözü tehdit ediyor. Hastalıktan korunmamın en iyi yolu UV 400 korumalı güneş gözlüklerini, güneşli açık havada, karlı havalarda da düzenli olarak kullanmaktır” dedi. Güneş gözlüğü alırken dikkat edilecek hususlara da dikkat çekti. Akbulut, gözlüğün koruma yeterliliğinin, emilimine dikkat edilmesi gerektiğini belirtirken, gözlük camının UV koruması üzerinde etkisi olmadığını söyledi. Akbulut, güneş gözlüğünün yapılacak aktiviteye göre yapılması gerektiğini kaydetti. Akbulut, “Kaliteli gözlük camlarında kabarcık, pul ya da düzensizlik olmaz. Parmakla bastırınca cam esnemez” dedi.


LOKMANHEKİM / 444 99 11

3

&

www.lokmanhekim.com.tr

Bebek dostu hastane n Lokman Hekim Hastaneleri, sağlık hizmeti sunumundaki başarısı ve takdir edilen hekim kadrosu ile birçok alanda referans hastane oldu. Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF ve Sağlık Bakanlığı tarafından başarılı anne sütü uygulamaları dolayısıyla “Bebek Dostu Hastane” ilan edilen Lokman Hekim Hastanelerinin Yenidoğan Yoğun Bakım Bölümleri halktan da büyük

rağbet gördü. Sağlık personeli öncelikli olmak üzere, tüm çalışanların, anne sütü ve emzirme ile ilgili eğitim almasıyla başlayan çalışmaların sonunda verilen “Bebek Dostu Hastane” unvanı Lokman Hekim Hastanelerine olan güveni perçinledi. Lokman Hekim Hastaneleri, pek çok alanda olduğu gibi bu alanda da referans hastane oldu.

Bebeğin hassas cildini koruyun Ter bezlerinin tam çalışmadığı yenidoğan dönemi bebeklerinin hassas ciltlerinde konak, isilik ya da daha ciddi olan egzema oluşumu anneleri tedirgin ediyor.

Nesrin ŞENBİL

Çocuk Nöroloji

n Hastalıkların kolayca ilerleyebildiği, ter bezlerinin tam çalışmadığı yenidoğan dönemi bebeklerinin hassas ciltlerinde konak, isilik ya da daha ciddi olan egzema oluşumu anneleri tedirgin edebiliyor. Lokman Hekim Hastaneleri Çocuk Nörolojisi Bölümünden Doç. Dr. Nesrin Şenbil, bebeklerde görülen konağın, hijyen azlığıyla ilgisi olmadığını belirtti. Göze hoş görülmese de, vücudun herhangi bir bölgesinde kırmızı, kabuksu alanlar eşlik etmediği sürece konağın zararsız olduğunu söyleyen Şenbil, kabuklanmalarla görüldüğü takdirde konağın seboreik egzemaya işaret edebileceğini belirterek, bu durumda doktora başvurulmasını önerdi.

EGZAMASI OLAN BEBEĞİN TIRNAKLARINI KISA TUTUN Egzemanın, yüz, boyun, eller ve uzuvların kat bölgelerinde görüldüğünü; kaşıntılı, kuru, pullu kırmızı döküntüler oluşturduğunu

söyleyen Doç. Dr. Şenbil, “Genellikle 2-3 aylık bebeklerde ya da katı gıdalara başlayan 6-7 aylık bebeklerde görülen egzemanın nedenleri arasında bazı besinler, hayvan tüyleri, yün, deterjan gibi cildi tahriş eden maddeler gelir. Egzema stres ve duygusal olaylarla da tetiklenebilir. Egzemalı çocukta astım olasılığı vardır” dedi.

UZMAN YARDIMI ALIN Doç. Dr. Nesrin Şenbil, annelere şu önerilerde bulundu: “Çocuğunuz kaşınıyorsa boynunu, yüzünü, kafa derisini, ellerini ve kasık, diz ve dirsekler gibi derinin kat yerlerini herhangi bir döküntü var mı diye kontrol edin. Derisini tahriş etme ihtimaline karşı tırnaklarını kısa tutun. Deri tahriş olursa kaşınmasını engellemek için ellerine eldiven giydirin. Eğer bebeğinizi sütten yeni kestiyseniz, doktora gidene kadar bebeğinizi emzirmeye geri dönün. Sık banyo yaptırın ancak fazla sabun kullanmayın. Cildi rahatlatmak için durulama suyuna badem yağı ekleyin. Cinsel bölge temizliği su ile ya da su içeren mendillerle yapın. Özel temizleyici mendil kullanmayın.”

Kemal KARTAL Lokman Hekim Sincan Hastanesi Başhekim Yardımcısı

Hekim ve Zanaat

H

ekim olmak kolay değil; 12 yıl temel eğitimin sonucunda ilk 10.000’lerde olacak puanlar alınacak, üzerine dünyanın en pahalı ve zoru olan 6 yıl Tıp Fakültesi okunacak, 4-5 yıl uzmanlık eğitimi ve bir o kadar da yan dal eğitimi devam edecek, yetmezmiş gibi bir de asgari 1-3 yıl memleketin en ücra köşesinde mecburi hizmet yapılacak, bütün bunlardan sonra güç kuvvet, umut, hoşgörü, sabır, hikmet, nakış kalırsa zanaat icra edilecek. Hekim olmak zor, hekimlik zanaatı icra etmek ondanda zor… Zoru başarmak için sürekli zorlu yollarda yürümenin yegane örneklerinden birisidir hekimlik zanaatının tarz-ı icrası ki yaşam boyu eğitim, üstün risk alma, sağlığın korunması ve kazanılması için üstün çalışma gerektirir... Sağlık; bedenen, ruhen ve sosyal olarak tam bir iyilik halidir. Hastalık bir eksiklik, hasta bir beşer, hekimlik hikmetli bir meslek, hekim bir beşer. Bir başka ifadeyle hasta ve hekim insan olduğuna göre, hastalık ve hekimlik; hoşgörü, sabır, anlayış, mahremiyet, nezaket, sevgi, saygı, dinlemek, anlamak, dikkat, özen, empati ve paylaşmak gibi temel insani özellikleri kuşatan bir ilişki içinde olmak durumundadır. Sağlıklı olmak ne denli iyi bir durum ise hastalıklı olmak da o denli kötü bir durumdur. Dolayısıyla kötü bir durumda olan insana ancak iyi bir durumda olan insan yardım edebilir. Hekimlik sanatı işte tam burada devreye giriyor, yani hastalık yok hasta var, insan var yardım bekleyen, kötü durumda olan, ihtiyaç içinde olan, gözlerinizin içine bakan, ellerinizin hünerini bekleyen, yüreğinizdeki sadakate inanarak mahremiyetini, yüreğini, ruhunu, hastalığını, eksikliğini paylaşan ve derman arayan… Hekimi yücelten ve mesleğini kutsayan insana hizmet etmenin, iyilik sunmanın paha biçilmez manevi hazzıdır. İnsan; bio-psiko-sosyo-kültürel bir bütündür. Dolayısıyla hekim; basit bir cilt mantarından şiddetli zatüreye, böbrek yetmezliğinden kansere, depresyondan ağır bir şizofreni tablosuna kadar tüm hastalıkları bu prensip içinde ele almalı tüm tıp multi disiplinlerini kullanarak hastasına bir bütün olarak ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerini biopsikososyokültürel zeminde sunmalıdır. Bu nedenle hekimlik hikmetli bir sanat, münakkaş bir yaşam tarzıdır. Hasta haklarına saygılı, tıbbi etik kurallara sadık, idari ve hukuki sağlık mevzuatına uyan, gelişim ve değişimlere açık, ileri teknoloji ürünü cihazları kullanabilen ve sonuçlarını yorumlayabilen, renk, dil, din, mensubiyet ayrımı gözetmeden eşitlik ilkesini özümsemiş, dinleyen, soran, gözlemleyen, araştıran, okuyan, anlatan, dikkatli, özenli, hoşgörülü, sabırlı, güler yüzlü, sağlıklı olmakla mükelleftir hekim. Unutmamak gerekir ki hekimlerinde dinlenmeye, yemek yemeye, uyumaya, hastalanmaya, saygıya, sevgiye, hoşgörüye, geçimlerini sağlamaya, okumak, araştırmak, yazmak için zaman ayırmaya hakları vardır, zira içimizden çıkmış beşerdirler. Lokman Hekim’den Razi’ye, Biruni’den İbn-i Sina’ya kadar bir çok hekimin sağlık alanındaki uygulamaları ve kitapları önceki yüzyıla kadar batı dünyasında tıp derslerinde kullanılmıştır. İçinde bulunduğumuz modern çağda Türk hekimleri dünyanın dört bir köşesinde ve ülkemizde tıp alanındaki gelişmelere imza atmakla birlikte hekimlik zanaatının uygulanmasında da hatırı sayılır bir yere sahiptirler. Tüm meslektaşlarıma Hz. Lokman Hekim’in bilge ve ustalığı ile hastalarına şifa dağıtmasını dilerken, hastalarımıza da Hz. Eyüp’ün sabrını, metanetini ve hekimlerine güven, saygı ve sevgi ile anlayış göstermelerini umar, acil şifalar temenni ederim. Sağlıcakla kalınız…


4

& 444 99 11 / LOKMANHEKİM

www.lokmanhekim.com.tr

Adet düzensizliği menopoz habercisi Seda Tamsoy ATLIMAN

Kadın Hastalıkları

n Kadınlarda üretkenliğin göstergesi olan “adet”in özellikle 40’lı yaşlardan sonra düzensiz hale gelmesi, yumurtlama kalitesinin düştüğünün ya da yumurtlamanın bitmesi olarak tanımlanan “menopoz” habercisi olabilir. Adet düzensizliği konusunda uyarılarda bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Seda Tamsoy Atlıman, adet düzensizliği başladığında hekime başvurulması ve sürecin hekim kontrolünde geçirilmesi gerektiğini belirtti. Atlıman, adet düzensizliğiyle başlayan menopoz öncesi dönemin kişiden kişiye değiştiğini, genellikle bu sürecin ortalama 4-5 yıl sürdüğünü ve bu dönemde yumurtalık içindeki yumurta hücrelerinin sayı ve kalite olarak azaldığını söyledi. Atlıman, “Yumurtanın kalite ve sayısındaki bu azalma, adet döngüsünün düzenini bozar. Adet görme giderek gecikirken, adet araları da giderek açılır. Kimi kadınlarda kanama normalden fazla ve uzun yaşanmaya başlanır” dedi.

yaş döneminde kullanılır ve bu da gebelik oranının yüksek olmasını sağlar. Ancak yaş ilerledikçe daha düşük nitelikli yumurtalar olgunlaştırılır ve gebelik oranları giderek düşer” dedi. Bu sürecin yumurtalık rezervindeki yumurtalar tükenene kadar devam ettiğini anlatan Atlıman, sonunda menopoz döneminin başladığını söyledi.

MENOPOZA GİRENE KADAR KORUNUN Op. Dr. Seda Tamsoy Atlıman, menopoza giriş döneminde yumurtlama düzeninde aksama olsa da gebelik ihtimalinin Üreme çağı boyunca düzenli bir bulunduğunun altını çizerek, “Kimi adet şekilde devam eden yumurtlama ve adet döneminde yumurtlama olmasa da bazen döngüsünün, menopoz öncesi döneme yumurtlama gerçekleşir ve anne gebeliğe gelindiğinde sekteye uğradığını dile hazır bulunur. Bu sebeple adetleri tam getiren Op. Dr. Seda Tamsoy Atlıman, olarak kesilmemiş kadınlar, gebelik istekleri 40 yaş üzeri kadınlarda yumurtlama yoksa –ki 40 yaş üstü gebeliklerde artan bir olmaksızın, düzensiz de olsa bir zaman daha adet görülebildiğini belirtti. Atlıman, risk söz konusudur- menopoza girene kadar modern korunma yöntemlerinden birini “Üreme çağında yumurtalık havuzunda kullanmaya devam etmelidir” uyarısında bulunan yumurta hücrelerinin en bulundu. niteliklileri, kadının üremeye en elverişli

YUMURTLAMA DURSA DA ADET DEVAM EDEBİLİR

Ağzınızın tadı kaçmasın Özlem GARİP

Diş Hastalıkları

Sindirim bozuklukları, yüksek ateş, örseleyici yiyecekler, sıcak içecekler ve sigara ağız içerisinde kızarıklık ve yanmaya neden olabiliyor. n Lokman Hekim Hastaneleri Diş Hastalıkları ve Tedavisi Kliniğinden Dt. Özlem Garip, ağız içerisindeki kızarıklık ve yanmaya dikkat çekti. Ağız nezlesinin, ağızdaki yerleşik bakteri florasının, çeşitli durumlara bağlı olarak hastalık yapabilme yeteneği kazanmasından kaynaklandığını söyleyen Özlem Garip, ağız nezlesinin her çocukluk çağında iyi beslenememe ve döküntülü hastalıklar, yetişkinlerde ise diş taşları ve uygun olmayan diş protezleri nedeni ile görülebileceğini belirtti. Sindirim bozuklukları, yüksek ateş, örseleyici yiyecekler, sıcak içecekler ve sigaranın da ağızda bu tip iltihaplara neden olduğunu ifade eden Garip, ağız nezlesinin sık rastlanan bir başka nedeninin de vitamin eksikliği olduğunu kaydetti. Özlem Garip, ağız nezlesinin genellikle ağız boşluğunda kırmızılıkla ortaya

çıktığım anlatarak, çoğu kez dil ve dudaklarda yaygın ve tekdüze kızarıklıkların görüldüğünü ve hastanın, ağzında kuruma ve yanma hissettiğini, ayrıca yutma ve çiğneme hareketlerinin güçleştiğini belirtti. Ağız nezlesinin belirtilerini iştah azalması, nefesin pis kokması, salya artışı, anormal çiğneme hareketleri, yutma güçlüğü, kusma, diş etleri ve ağızda kanama, burun akıntısı ve aksırma ve depresyon olarak sıralayan Garip, şöyle devam etti: “Mevcut belirtilerin varlığında hastanın incelenmesi önemlidir. Böylelikle lezyonların, sistemik bir hastalıktan mı, yoksa ağız boşluğunda lokalize olmuş bir hastalıktan mı kaynaklandığı ayırt edilebilir. Bu tür durumların sebep olduğu ağız hastalıklarına karşı başlıca savunma tükürük ve sistemik bağışıklık sistemidir. Bu sistemde oluşan savunma yetersizliği, normalde hastalık yapmayan ağız içi mikroorganizmaların ikincil hastalıklar yapmasına neden olabilir. Diyabetik hastaların, ağız kuruluğu ve susuzluktan dolayı ağız enfeksiyonlarına yakalanma oranları daha yüksektir.”

“Sessiz” krize dikkat! Bazı hastalar ‘ağrı hissetmeden’ kalp krizi geçiriyor. n Lokman Hekim Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Dr. Semra Topçu, aralarında şeker hastalarının da bulunduğu bazı hasta gruplarının ağrı hissetmeden ‘sessiz kalp krizi’ geçirebildiklerini söyledi. Topçu, kalp krizinin göğüs bölgesinde duyulan şiddetli bir ağrı ile kendisini gösterdiğini ifade etti.

YAYILAN AĞRI... Bu ağrının karın, çene ve sırt bölgelerine de yayılabileceğine işaret eden Topçu, şu bilgileri verdi: “Ağrının beraberinde soğuk terleme de vardır ama ağrı o kadar şiddetlidir ki hasta mutlaka kendisini doktora başvurmak zorunda hisseder. Ancak, bunun istisnaları da var. Sessiz kalp krizi dediğimiz durumlar da söz konusu. Bazen şikâyetleri çok belirsiz Semra olabilir, ağrı çok hafif olabilir. Özellikle TOPÇU şeker hastalığı bulunanların bu konuda çok Kardiyoloji dikkatli olması gerekiyor. Eğer şeker hastalığı varsa kalp krizi ağrısız geçirilebiliyor. Bu hastaların kriz geçirdikleri kalp grafileri çekildiğinde anlaşılabiliyor.”

SOĞUK ALGINLIĞI İLE KARIŞTIRILIYOR Ağrı eşiği yüksek hasta grupları arasında yaşlılar ile kalp nakli yapılan hastaların bulunduğuna dikkati çeken Dr. Topçu, şu uyanda bulundu: “Çoğu zaman bu kişiler ağrıyı soğuk algınlığı, kas ağrısı gibi yorumlayabilirler. Bu konuda dikkatli olmak gerekiyor. Ağrı olmadan kalp krizi de mümkün olabiliyor. Bazen nefes darlığı şeklinde kendisini gösteriyor, bazen yorgunluk isteksizlik de kalp krizinin belirtisi olabiliyor ama tabi tipik tablo göğsün özellikle orta kısmında hissedilen, soğuk terlemenin eşlik ettiği, bazen bulantının eşlik ettiği göğüs ağrısıdır.”


LOKMANHEKİM / 444 99 11

5

&

www.lokmanhekim.com.tr

Pankreasın acıması yok! Kemal YANDAKÇI

Genel Cerrahi

n Gizli kalmış bir organ olan pankreas, gıdaları sindirmemize yardım ediyor ve kan şekerini düzenliyor. Sigara ve alkolle tetiklenen pankreas kanseri sinsi seyrettiği için hiçbir belirti göstermeyip vücuda hızlı yayılıyor. Vücutta sindirim ve insülin hormonuyla ilgili birçok önemli işlevi yerine getiren pankreasta bir tümör ortaya çıktığı zaman hiçbir belirti vermeden hızla yayılıyor ve sonuç ölüme kadar gidebiliyor. Lokman Hekim Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kemal Yandakçı, pankreas kanserinin erken belirti vermediği için teşhiste geç kalındığını söyledi. Yandakçı, insanların pankreas konusunda çok fazla fikir sahibi olmadığına dikkat çekerek, bu hayati organla ilgili şu bilgileri verdi: “Pankreası on iki parmak bağırsağı çevriliyor. Bağırsağa giden çok önemli damarlar onu teğet geçiyor. Arkada omurganın önündeki lenf bezleri üzerine oturuyor. Tümörün iki santimetreyi geçmesi durumunda cerrahi müdahale çok zor oluyor, çünkü büyüdüğünde hem arkadaki

lenf bezlerini hem de etrafındaki damarları etkiliyor. Cerrahi müdahale ettiğimizde de sadece pankreası değil, midenin son bölümünü, on iki parmak bağırsağını veya dalağı almak zorunda kalabiliyoruz. Safra yollarının bir kısmın ve safra kesesini de çıkarıyoruz. Ameliyat sonrasında veya ameliyat yapamadığımız durumlarda radyoterapi ve kemoterapi söz konusu oluyor.”

EN BÜYÜK BELİRTİ KARIN AĞRISI Yandakçı, sigara ya da alkol kullanan kişilerin ya da 50 yaş üstündeki herkesin yılda bir kez kanser check-up’ı yaptırmalarını tavsiye ettiklerini söyledi. “Bu kontrollerde kan tahlilin yanı sıra ultrason ile pankreasa da bakılıyor” diyen Yandakçı, “Karın tomografisi en büyük tanı araçlarından birisi. Gerekirse endosonografi dediğimiz mideye endoskopi ucunda ultrason ile bakılabiliyor ve biopsi alınabiliyor. En büyük belirti karın ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, zayıflama. 50 yaş

üstü ani çıkan şeker yüksekliği de pankreas kanseri habercisi olabilir. Hastada karında sıvı, sarılık gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık ilerlemiş olabiliyor” dedi. Yandakçı, kanser tanısı konulan hastaların yüzde ikisini pankreas kanserinin oluşturduğunu belirterek, “Ancak biyolojik olarak agresif seyreden bir tümör olduğu için kansere bağlı ölümlerin yüzde 5’ini oluşturmaktadır. Bulguların, müphem karın ağrısı ve dolgunluk hissi gibi genel belirtiler olması da bu hastalıkta ciddi bir tanı zorluğu yaratıyor. En kötü tarafı ne yaparsanız yapın hastalıkla baş etmede yetersiz kalıyoruz. Hastaların ancak % 5 kadarı 5 yıldan fazla yaşayabiliyor” diye konuştu.

Tıbbi Birimlerimiz ❭❭ Beyin ve Sinir Cerrahisi

HorlaMAyın! Lokman Hekim Sincan Hastanesi Uyku Laboratuarı uyku bozukluğu ve horlama şikayetlerinin çözümü konusunda hizmet veriyor.

Mansur SEZGİNER

Uyku Labaratuarı

n Lokman Hekim Sincan Hastanesi Uyku Laboratuarı Sorumlu Hekimi Dr. Mansur Sezginer uyku bozukluğu ve horlama şikayeti olanları uyardı. Dr. Sezginer, Türk toplumunda erişkin insanların yüzde 30-40’ında görülen horlamanın sanıldığı kadar masum olmadığını söyledi. Horlamayı sadece uykuda çıkarılan gürültü değil, bazen yaşamı tehdit eden bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çekti. Dr. Sezginer, şöyle konuştu: “Uyku bozukluğu olduğundan şüphelenen insanlar ilk önce konusunda uzman bir hekime başvurmalıdır. Daha sonra hekimin yönlendirmesi ile uyku bozukluklarına tanı koymanın en önemli yöntemi olan uyku laboratuarlarına yatarak, orada bir gece gözetim altında tutulmalıdır. Uyku laboratuarlarında alınan kayıtlarda uyku uzmanları tarafından değerlendirilerek beyin dalgalarına, göğüs, karın, ayak hareketlerine, E.K.G.’ye, vücuttaki oksijen miktarına ve kişinin kas hareketlerine

bakılır, uykunun ne kadar sağlıklı olduğu kontrol edilir. Solunum kayıtlarına da bakılarak horlama ile apne sıklığı tespit edilir. Kayıtlar incelendikten sonra uyku ile ilgili birçok bilgi elde edilir ve sonra kulak burun boğaz, nöroloji ve göğüs hastalıkları uzman doktorlarından oluşan bir konsey tarafından değerlendirilir. Bu konseyde hastanın uykuda yaşadığı rahatsızlığının bulguları birçok açıdan incelenir. Hastanın tanısı rahatsızlığın şiddetine göre hafif, orta, yüksek şiddetli olarak derecelendirilir. Kişinin hastalık derecesi tedavi edilmesi gereken bir safhadaysa hasta uyku laboratuarına bu sefer tedavi planını çıkarmak için ikinci kez çağrılabilir. Bunun sonucunda da hastaya hastalığının şiddetine göre kullanması gereken uygun cihazlar önerilir. Gerektiğinde bazı hastalara ise cerrahi tedavi, pozisyonel tedavi ve kilo verme tedavisi uygulanabilir. Horlama şikâyeti olan hastalar, cerrahi bir müdahaleye başvurmadan önce bu şikâyetin altında yatan başka hastalıklar olup olmadığının araştırılması, en doğru ve kalıcı tedavi yönteminin tespit edilmesi için uyku laboratuarlarına başvurmalıdır.”

Beyin ve Sinir Cerrahisi branşında; yatan ve poliklinik hastalarımıza hizmet verilmektedir. Hastalarımızın beyin, omuriliksinir ve omurga ameliyatları, uluslararası standartlara sahip ameliyathanelerimizde gelişmiş ameliyat mikroskobu ve skopi cihazımız yardımıyla basarıyla gerçekleştirilmektedir.

i

❭❭ Ortopedi ve Travmatoloj

atoloji Ortopedi ve Travm n görüntüleme er od kliniğimizde, m koşullarında ve ameliyathane dir. Donanımlı hizmet vermekte izde her türlü ameliyathanelerim Cer rahisi a Ortopedi ve Travm rdır. va nı uygulama imka

❭❭ Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanelerimizde doğum yapacak kişinin doğumunu gebeliği boyunca muayene ve gebelik takibine geldiği, diğer bir ifadeyle kendi tercih ettiği doktoru gerçekleştirmektedir. Bu durum hastalarımızı psikolojik olarak rahatlatmakta, doğum heyecanını ve doğum korkusunu yenmesini kolaylaştırmaktadır.


6

& 444 99 11 / LOKMANHEKİM

www.lokmanhekim.com.tr

Türkiye’ye komşulardan doktor akını n Sağlık Bakanlığı’nın yabancı doktorların Türkiye’de çalışmasının önünü açmasının ardından komşu ülkelerdekiler ağırlıkta olmak üzere pek çok yabancı doktor, Türkiye’de çalışmak için harekete geçti. Özellikle İran, Irak ve ekonomik krizdeki Yunanistan’dan Türkçe bilen çok sayıda doktorun eleman bulma şirketleri aracılığı ile Türkiye’de çalışmak için temasa geçtiği belirtildi. Azerbaycan, Kırgızistan ve Özbekistan’da düşük ücretlerle çalışan doktorlar, yabancı doktorlar için aranan “Türkçe bilme şartı nedeniyle bir

Yabancı sağlıkçı kaliteyi artırabilir

adım öne geçti. Komşu ülkelerin yanı sıra İngiltere, ABD, Almanya ve Fransa’da özellikle göçmen

Doktorum döşüme yel girdi! n Yabancı doktorların Türkiye’de çalışabilmesi için Sağlık Bakanlığı’nın girişimleri yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Hastalar ile yabancı doktorlar arasındaki olası diyaloglar şimdiden espri konusu oldu. Hastaların hekimlere şikayetlerini anlatmakta kullandıkları tabirler, bir internet sitesi tarafından derlendi. Bu derlemeler yabancı hekimlerin hastalarla kuracakları iletişimi tartışma konusu yaptı. Sitenin yaptığı araştırmada, Türk insanının şikayetini anlatırken kullandığı ilginç tabirlerin doğrudan aile hekimlerine

olarak yaşayan doktorların Türkiye’de çalışmak istediği ifade edildi.

sorularak belirlendiği ifade edildi. Uzun bir listenin çıktığı belirtilen sitede, öne çıkanlar şöyle sıralandı: “Guzum üzerine afiyet amel oldum, döşüme yel girdi, midem kaynama yapıyor, gözümde şimşekler çakıyor, haznemde akıntı var, beynim patlıyor, etlerimi çekiyorlar, ayaklarım karıncalanıyor, kamıştan su geliyor, içim gıcık oluyor, boğazım düğümleniyor, gözüm seyiriyor, popomda meme çıktı, karnımda peklik var, darlanıyorum, damar damar üstüne bindi, kafam zonkluyor, damarlarım çekiliyor, apış aram kaşınıyor, beynim didişiyor, bağrım yanıyor, döşüme bıçak saplanıyor, kafam yerinde değil, mayasır oldum, içimde yangın var, mideme taş oturdu, cırcır oldum.”

Baş ağrısı deyip geçmeyin Baş ağrısı bazı kişilerde arada sırada ortaya çıkan hafif bir rahatsızlıkken, bazı kişilerde ise yaşam kalitesini etkileyici özellikte olmakla beraber, ciddi bir hastalığın da habercisi olabilir. Savili ERYILMAZ Nöroloji

n Lokman Hekim Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Dr. Savili Eryılmaz, toplumda en sık migren şeklindeki baş ağrısı görüldüğünü söyledi. Migrenin, orta veya şiddetli baş ağrısı şeklinde ve genellikle tek taraflı, zonklayıcı olarak meydana geldiğine, yaşam kalitesinin etkilendiğine dikkat çeken Eryılmaz, baş ağrısının nedenleri hakkında şu bilgileri verdi: “Kafa travması, damarsal hastalıklar, damar dışı beyin yapısı ile ilgili hastalıklar, enfeksiyon, şeker hastalığı, solunum bozukluğu, diyaliz, boyun, göz, kulak ve sinüslerle ilgili hastalıklar, nevraljiler gibi bir takım hastalıklar baş ağrısına neden olabilir.”

ANİ VE ŞİDDETLİ AĞRIYA DİKKAT Dr. Savili Eryılmaz, baş ağrısının ani başlangıçlı olması ve daha önceki ağrılara göre daha şiddetli ve sık yaşanması durumunda MR istenebileceğini söyledi. Eryılmaz, özellikle 50 yaştan sonra ortaya çıkan bir ağrı mevcut ise epileptik nöbetler de varsa da MR istenebileceğini kaydetti. Eryılmaz, “Her baş ağrısında bu tür tetkiklere ihtiyaç olmayıp rutin tetikler ile hasta öyküsü ile tanı konulabilmektedir. Yaşlılarda baş ağrısı önemli olup, genellikle şakakta şiddetli baş ağrısı varsa ve görme kaybı yönünden de acil durum söz konusu olabileceğinden, doğru tedavi uygulamak için mutlaka hekime başvurulması gerekir” diye konuştu.

n Lokman Hekim Hastaneleri Tıbbi Hizmetler Direktörü Dr. Mehmet Altuğ, Sağlık Bakanlığının yabancı doktor çalışmasını desteklediklerini belirterek, “Türkiye’nin önemli oranda hekim ve hemşire açığı olduğu açık. Bu sorun özel sektörde daha çok kendini hissettiriyor. Özel hastaneler doktor ve hemşire bulmakta zorlanıyor. Yabancı doktor sağlık hizmetlerinde kaliteyi artıran bir argüman olabilir” dedi. Yabancı doktorların Türkiye’de çalışabilmeleri için birçok kriterin konulduğuna dikkat çeken Altuğ, “Sonuçta her yabancı doktor Türkiye’ye elini kolunu sallayarak gelip çalışamayacak. Bazı kriterler getiriliyor. Konuyu milli mesele haline getirmenin kimseye yararı olmaz” diye konuştu.

Yara tedavisinde jel mucizesi n ABD’nin en önemli tıp fakültesinin yer aldığı Johns Hopkins Üniversitesi’nde araştırmacılar önemli bir buluşa imza attı. Bilim adamları kan damarları aracılığıyla cildin kendi kendini tamir etmesini sağlayan bir jel geliştirdi. Jelin içeriğinde su bazlı ve bir çeşit şeker bulunuyor. Bilim adamları bu jelin özellikle yanıklar sonucu oluşmuş yaralarda önemli bir iyileşme sağladığını kaydetti. Fareler üzerinde yapılan çalışmada iki gruba ayrılan hayvanların bir kısmı bu jel ile tedavi edilirken diğer kısmı şu an insanlar üzerinde kullanılan ve ineklerden elde edilen kolajen ile tedavi edildi. Tedavinin ardından 3 hafta sonra jelin beklenenden daha iyi bir etki yarattığı görüldü. Şaşkınlık yaşayan araştırma ekibi insan vücudundaki yaralarda bu jelin daha iyi etki yaratacağı kanaatine vardı. Araştırma ekibinin başında bulunan bir uzman bu jelin kemik iliğindeki kök hücre hasarını da tedavi edebileceğini düşündüğünü açıkladı ve “Araştırmamız açıkça gösteriyor ki bu hidrojel tek başına cilt tamirini yapabiliyor, damarların gelişimini hızlandırıyor” dedi.


LOKMANHEKİM / 444 99 11

7

&

www.lokmanhekim.com.tr

Astımın düşmanı alerji ile mücadelenin püf noktaları Doktor Ofluoğlu astımın en önemli risk faktörünün alerji olduğunu belirterek, “Astımlı hastaları alerjik ortamlardan uzak tutun” uyarısında bulundu.

Ruhsar OFLUOĞLU Göğüs Hastalıkları

n Lokman Hekim Hastaneleri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ruhsar Ofluoğlu, astım hastalığının modern hayatın önemli sağlık sorunlarından biri haline geldiğini belirterek, “Astımın en önemli risk faktörü alerjidir. Astımlı hastaları alerjik ortamlardan uzak tutun” uyarısında bulundu. Ofluoğlu, hava yollarının iltihabik bir hastalığı olan astımın ataklar halinde seyreden nefes darlığı, hırıltılı solunum, öksürük ve göğüste sıkışma hissi gibi

şikayetler ile ortaya çıktığını söyledi.

4 MİLYON ASTIM HASTASI VAR Ruhsar Ofluoğlu, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada yaklaşık 300 milyon kişi, Türkiye’de ise yaklaşık 4 milyon kişinin astım hastası olduğunu söyledi. Kontrol altına alınmış astımlı bir hastada, üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı alevlendirebileceği, bu nedenle astım hastasının her yıl sonbahar aylarında grip aşısı olması gerektiğini belirten Ofluoğlu, soğukların artış gösterdiği bu mevsimde astım hastalarının bazı önlemler alması gerektiğini

söyledi. Astımın en önemli risk faktörünün alerji olduğuna dikkat çeken Dr. Ofluoğlu, bu dönemde astım hastalarının alabileceği önlemleri şöyle açıkladı:

ÖNLEMİNİZİ ALIN “ Astımlı birçok kişi tüylü hayvanlara alerjiktir. Bu tür hayvanlardan uzak durun. Sigara içmeyin. Hatta yanınızda içilmesine izin vermeyin. Güçlü kokuları evden uzak tutun. Parfümlü sabun, şampuan veya losyonlardan kaçının. Halı ve kilimleri kaldırın. Bu tip materyaller tozu ve küfü çekerler. Parke veya kalebodur gibi toz tutmayan zemin döşemeleri tercih edin.

Sağlığınıza vakit ayırın Birçok hastalıktan ve bu hastalıkların yaratacağı kötü sonuçlardan korunmanın en önemli yollarından biri uygun tedavi ilkelerini erken dönemde hayata geçirmektir. n Lokman Hekim Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Sertuğ Akkorlu, her yıl düzenli olarak yapılan sağlık kontrolü ile birçok hastalıktan korunmanın mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Akkorlu, sağlıklı bir bireyin, yaş, ailevi özellikler, beslenme alışkanlıkları ve vucut yapısına uygun olarak Sertuğ hayatı boyunca yaptırması AKKORLU Dahiliye gereken tarama ve ölçümler konusunda şu bilgileri verdi: Kan basıncı ölçümü: Tüm muayenelerde, her üç yılda en az bir kez, sonuç yüksek ise daha sık kan basında ölçümü önerilmektedir. Kolesterol ölçümü: 5 yılda bir kez tavsiye edilir. Değerler normalin üstündeyse daha sık yapılabilir. Kan glukoz ölçümü: Risk faktörleri taşıyanlarda (Obez kişiler, aile bireylerinde diyabet öyküsü olanlar, mentrual düzensizlikler yaşayan ve polikistik over sendromu öyküsü bulunanlar) yılda bir kez yapılması uygundur. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar: Aktif cinsel yaşamı olanlarda yıllık tarama yaptırmalıdır. Tiroid fonksiyonları: Özellikle aile bireylerinde tiroid fonksiyon bozuklu-

ğu ve tip 1 diyabet öyküsü bulunanlarda, gebelik sırasında ve sonrasında, tiroid bezinde büyüme veya nodül saptananlar ve kimi tedavi yöntemlerini kullanan (amiodarone veya lithium) bireylerde belirli aralıklar ile tarama önerilmektedir. Kardiak testler: Özellikle yüksek riskli bireylerde (Aile bireylerinde kalp damar hastalığı, hipertansiyon, sigara kullanımı, obezite, diyabet, yüksek kollesterol öyküsü) yıllık tarama yapılmalıdır. SMEAR testi (PAP smear): İlk tarama cinsel aktivitenin başlangıcında olmak üzere, yüksek risk taşıyanlarda yılda bir, düşük risk grubunda olanlarda ilk 3 yıl için yıllık, devamında ise 3 yılda bir bu test önerilmektedir Koleraktal kanser taraması: Risk grubunda olanlarda; yüksek yağlı, düşük lifli beslenme, aşırı kalori alımı, ailede (birinci ve ikinci derece akrabalar) ve/ veya kendisinde kolorektal kanser öyküsü, kolorektal adenomatöz polibi öyküsü olanlar, ülseratif kolit ve crohn hastalı-

ğı olanlar (özellikle 8-10 yıldan fazla süre ile hastalığı bulunanlar), kalıtsal polipozis ve polipozis dışı hastalıkları bulunanlar, yıllık gaitada gizli kan aranması, her 5 yılda bir sigmoidoskopi, her 10 yılda bir kolonoskopi yaptırmalıdır. Prostat hastalıklarının değerlendirilmesi: Yüksek risk taşıyanlarda her yıl rektal muayene ve PSA testi olabilir. Meme muayenesi ve mammografi: 20 yaş üzerinde tüm kadınlar her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. 20-39 yaş arası kadınlar, her 3 yılda bir hekimin yapacağı meme muayenesinden geçmelidir. 40 yaş üzeri kadınlar her yıl meme muayenesi ve mammografik inceleme yaptırmalıdır. Deri kanserleri: Yetişkinler için 3 yılda bir muayene önerilmektedir. Prostat hastalıklarının değerlendirilmesi: 50 yaş üzeri her erkeğe yıllık rektal muayene ile birlikte PSA testi tavsiye edilir. Kemik Mineral Yoğunluğu: 65 yaş üzeri kadınlar, 65 yaş altı menopoz dışı osteoporoz açısından risk taşıyan kadınlar (daha öncesine ait kırılganlığa bağlı kırık öyküsü, sigara kullanımı, aşırı zayıf bireyler, kortizon gibi uzun süreli tedaviler kullanan bireyler, 45 yaş altında menapoz başlangıcı öyküsü bulunanlar), osteoporoz açısından yüksek risk taşıyan (sigara, düşük vücut ağırlığı, uzun süreli kortizon kullanımı vs.) ileri yaş erkek bireylere önerilir.

Tüylü koltukları, minderleri ve fazla yastıkları kaldırın. Bunlar toz toplarlar. Yatak takımlarınızı toz geçirmeyen ve fermuarh nevresim takımları ile kaplayın. Kuş tüyü ya da samandan yapılmış yastık, döşek kullanmayın. Elyaf yastık ve yorgan kullanın. Çarşaf ve nevresim takımlarını sık sık, 55 derece suda yıkayın ve güneşte kurutun. Ellerinizi sık sık sabunlu su ile yıkayın. Doktorunuza danışarak gerekli aşılar hakkında bilgi alın. Uygulanan tedavinin başarılı olabilmesi için mutlaka ilaçlarınızı kullanmayı ihmal etmeyin. Atak anında vakit geçirmeden erken dönemde doktorunuza başvurun.”

Tıbbi Birimlerimiz ❭❭ Acil Servis Acil servisimiz dinamik bir ekiple görev yapar. Hastanemizin Acil Servisine müracaat eden her hasta acil servis hekimi ve hemşiresi tarafından muayene edilerek gerekli girişimlerde bulunulmaktadır. Durumu değerlendirilen hastanın acil tetkik ve tedavisi hemen yapılmakta, gerektiği anlarda ilgili branş hekimleri ile irtibata geçilerek hastanın tedavisi organize edilmektedir.

❭❭ Kardiyoloji

iğimizde kalp Kardiyoloji poliklin rının tanı ve la ve damar hastalık ta, gerektiğinde ak lm pı ya ri tedavile kip ve tedavi yataklı serviste ta dır. Koroner kalp ta hizmeti sunulmak i, ritim ve ileti iz kr lp ka rı, la hastalık yetersizlikleri, bozuklukları, kalp ları rt damar hastalık hipertansiyon, ao ve nı stalıklarının ta ve kalp kapağı ha aktadır. tedavileri yapılm

❭❭ Çocuk Nörolojisi Çocukluk çağı beyin ve sinir hastalıkları aslında sık görülen ancak, bilinçli ebeveynler tarafından bile fark edilmesi zor olan bir hastalık grubudur. Havaleler, bayılmalar, gelişme gerilikleri, konuşamama, yürüyememe, dengesizlik, tikler ve bazı davranış bozuklukları altında çocukluk çağı nörolojik hastalıkları yatabilmektedir. Bu tip hastaların çocuk nörolojisi tarafından uzun soluklu tedavi ve takibi ile kalıcı hasar gelişmesi önlenebilmektedir.


8

& 444 99 11 / LOKMANHEKİM

www.lokmanhekim.com.tr

Beslenmeniz işkenceye dönüşmesin LAKTEORZANS Beslenmeye dair doğru bilinen yanlışlar

n Lokman Hekim Sincan Hastanesi Diyetisyeni

Kübra Işgın, sağlıklı beslenmenin öneminin toplumda günden güne arttığı bilerterek, “Ancak kulaktan dolma her türlü bilgiyi doğru sayıp uygulamaya geçirmek, bazen hayatımıza bile mal olabilmektedir” uyarısında bulundu. Diyetisyen Kübra Işgın, doğru sanılan yanlışlar hakkında şu bilgileri verdi:

n Öncelikli bilinmesi gereken; diyet, kısıtlılık de-

ğil, bir yaşam tarzıdır ve aç kalmak diyet yapmak değildir.

n Zayıflamaya karar veren bir birey için ilk adres; ne zayıflama ilaçları ne de zayıflattığı iddia edilen bitkiler değil, bir beslenme uzmanı olmalıdır. Unutulmamalıdır ki metabolizma hızımızı bozarak Kübra kilo kaybını sağlayan bu gibi şeyler sonIŞGIN Diyetisyen rası için verilen kiloların fazlasıyla alımına sebep olabilmekte ve daha önemlisi ciddi karaciğer hasarıyla hayatımızı tehlikeye sokabilmektedir. n Diyet yaparken ekmek yememek bilinenin aksine hiç de doğru bir davranış değildir. Günlük alınması gereken karbonhidrat miktarı büyük oranda ekmekten karşılanmazsa; birey bu ihtiyacını pasta, şeker, tatlı gibi ekmekten çok daha yüksek enerjili besinlerden karşılamaya yönelmek suretiyle kar değil zarar etmiş olacaktır. n Diyet yapanlarda oluşan bir diğer yanlış düşünce de kepekli ekmeğin çok masum olduğu ve sınırsızca tüketilebileceğidir ki; böyle bir düşünce kabul edilemez. Enerji yönünden kepekli ekmek ve beyaz ekmek arasında bir fark yoktur. Tam buğday ekmeği, çavdar ya da kepekli ekmek tüketimini önerme sebebimiz enerjisinden değil içerdiği posa miktarıyla daha uzun süre tok tutması ve sindirim sistemine olan olumlu katkılarından ötürüdür. n Yine kulaktan dolma bilgilerle sabah aç karna ılık suya limon sıkıp, sirke ilave edip içmek, vücuda yarardan çok zarar vermektedir. Açken boş mideye alınan asit yüzünden midenin delinmesi gibi bir ihtimalle hayatımız tehlikeye girebilmektedir. n Zayıflamak isteyen bir bireyin atladığı bir diğer

nokta da beslenme ve fiziksel aktivitenin ayrı düşünülmemesi gerektiğidir. Beslenmede herhangi bir değişiklik yapmadan tek başına yapılan egzersizler, vücuttaki yağ kitlesinin kas kitlesine dönüşmesine sebep olarak kiloyu kalıcı hale getirebilmektedir.

n Diyet konusunda yapılan en büyük yanlış ise mucizevî arayışlar içine girmektir. Unutmamak gerekir ki; sağlığımızı bozmadan kilo vermek ve bu kiloyu sağlıklı bir şekilde koruyabilmek için tek çözüm, bir uzman yardımıyla hazırlanan uygun beslenme programı eşliğinde, aktivite durumumuzu artırıp yaşam şeklimizi değiştirmektir.

Laktoz intoleransı olanlar; süt ve sütlü tatlılar gibi süt ürünlerini tükettiğinde şişkinlik hissi, karın ağrısı, bulantı, ishal, aşırı gaz gibi şikayetler ile karşılaşabiliyorlar. n Lokman Hekim Hastaneleri Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fahri Yakaryılmaz, laktoz intoleransının (süt içememe) toplumda oldukça sık rastlanan ve hastaların çoğunun farkında olmadığı bir hastalık olduğunu söyledi. Dr. Yakaryılmaz, bulaşıcı olmayan, çoğunlukla doğuştan olup, sonradan da ortaya çıkabilen, öldürücü olmayan bir hastalık olarak tarif ettiği laktaz enzim noksanlığı ile ilgili uyarılarda bulundu. “Çocukluğundan beri hiç süt içmeyen kişilerde de başlangıçta laktaz enzim noksanlığı olmasa bile enzim giderek körelip, sonunda tam yetersizlik ortaya çıkabilir” diyen Yakaryılmaz, “Bu kişilerde süt şekeri olan laktozu parçalayan enzim (laktaz) ince bağırsak hücrelerinde noksandır. Dolayısıyla bu kişiler süt ya da süt ürünleri (sütlü tatlılar, puding, sütlü çikolata vb.) tükettiklerinde, laktaz enziminin yokluk derecesine bağlı olarak şişkinlik hissi, karında rahatsızlık duygusu, karın ağrısı, bulantı, ishal, aşırı gaz gibi şikayetlerden biri ya da birkaçı ortaya çıkar. Bu hastalara, genellikle başka teşhisler konulur ve bir türlü rahatlayamazlar” dedi.

İNTOL

zor, hem de akılcı bir yol değildir. Hasta, süt ve süt ürünlerini tüketmeye devam eder ve ortaya çıkan rahatsızlığa razı olur ki hastaların çoğu bu seçeneğe maruz kalmaktadır. Hasta süt ve süt ürünlerini, dışarıdan ilaç alarak tüketmeye devam eder. Kaşar peyniri zararsızdır. Laktozsuz sütler de doğrudan tüketilebilir. Yoğurt, süte nazaran daha az rahatsızlık verir. Bu hastalığın ömür boyu süreceği, bu tedbirlere de ömür boyu uyulması gerektiği unutulmamalıdır.”

KESİN TANI İÇİN TEST GEREKLİ Laktoz intoleransının kesin tanısı için laktoz tolerans testinin ya da laktoz soluk tesninin oldukça yararlı olduğuna dikkat çeken Dr. Yakaryılmaz, bu testin basit ve ucuz olduğunun altını çizdi. Yakaryılmaz, “Kesin tanı konulduktan sonra hastanın ne yapması lazım” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Hasta ömür boyunca süt ve süt ürünleri tüketmez. Bu yaklaşım hem çok

Kalbinizi egzersizle kazanın n Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) haftada en az dört gün, günde en az yarım saat egzersiz yapmanın kalp sağlığı açısından çok faydalı olduğunu öneriyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri doğrultusunda önerilerde bulunan Lokman Hekim Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Op. Dr. Şahin Mürsel, “Hızlı yürüyüş, yüzme, dans etme gibi aktiviteler ile kişinin kalp hızı ile birlikte solunum sayısında artmakta ve olumlu etkiler görülmektedir” dedi. Mürsel, “Ancak, halter, kürek, vücut geliştirme gibi çok sayıda kası değil belli kasları çalıştıran ve solunum sayısını artırmayan egzersizler kalp hastalarına önerilmemektedir. Diğer önemli bir husus yarışma tarzı sporlar konusudur. Koroner arter hastasına yarışma tarzı sporlar, kesinlikle tavsiye edilmemektedir. Aşırı ve bilinçsiz spor kalp hastalarına zarar vermekle beraber bazı durumlarda kalp hastalıkları bulgu vermeyebiliyor. Bu bakımdan hiçbir şikayeti olmasa da 40 yaşından sonra spor yapacak kişilerin mutlaka doktor kontrolünden geçmesinde yarar vardır” diye konuştu. Fakat, özellikle lise ve üniversite çağlarındaki zorlayıcı sporları yapan sporcularda, belirtisiz ve o ana kadar bilinmeyen kalp hastalıklarına bağlı ani ölüm riskinin, sporcu olmayanlara göre en az iki buçuk kat daha yüksek olduğu bildiriliyor.


LOKMANHEKİM / 444 99 11

9

&

www.lokmanhekim.com.tr

Estetik meme küçültme ameliyatı Büyük göğüsler, hareket bozukluğu ve estetik kusurların yanı sıra sırt ve boyun fıtığı, omuz ağrıları, göğüs altı pişikleri gibi birçok hastalığa sebep olabilirler. n Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nde

Mert DEMİREL

Plastik Cerrahi

hizmet vermeye başlayan Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mert Demirel meme küçültme operasyonları hakkında bilgi verdi. Büyük göğüslerin, hareket bozukluğu ve estetik kusurların yanı sıra sırt ve boyun fıtığı, omuz ağrıları, göğüs altı pişikleri gibi birçok hastalığa sebep olabildiğine

dikkat çeken Demirel, bu durumun bir “hastalık” olarak değerlendirildiğini belirtti. “Doğumda bize hayat veren bu organ, kızlarda buluğ çağından itibaren büyümeye başlar” diyen Demirel, genetik ve çevresel faktörlerin göğüsün büyüklüğünü etkilediğini söyledi Demirel, çok doğum yapma, aşırı kilo alımı ile ve hormonal nedenlerle göğüs boyutunun sıkıntı verici boyutlara ulaşabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. Mert Demirel, meme küçültme ameliyatlarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Ameliyat için yaklaşık son yüzyıl içerisinde birçok yöntem tanımlanmıştır. Son on yılda ise bu teknikler iyice yerleşmiş, her hasta tipi ve göğüs şekli için standart tedaviler tanımlanmıştır. Genç ve sağlıklı hastada sadece “İ” ya da lolipop şekli olarak tanımlanan iz bırakarak bu ameliyatı yapmaktayız. Daha büyük göğüsler için ise “ters T” şeklinde iz bırakarak uyguluyoruz. Genellikle ağrısız iyileşen bu ameliyat sonrası hasta yaklaşık 1 haftada iş yaşantısına geri dönebilmektedir.”

Sık sorulan sorular 1)Ameliyattan sonra süt verebilir miyim? Çoğunlukla evet. Ameliyat tekniğimde süt kanallarına zarar vermemekteyim. Ancak süt bezlerinin bir kısmı çıkarıldığı için süt miktarı azalabilmektedir. 2) İz belili olur mu? Gerek “İ” gerekse “ters T” tekniğinde izler iç çamaşırınızın içinde kalmaktadır. Ve yıllar içerisinde de bu izler giderek solar. 3) Dikişler ne zaman alınır? Dikişler 12. günde alınır. 4) En erken ne zaman ameliyat olabilirim?

16 yaşından sonra ameliyatı önermekteyiz. 5) Sigortam bu ameliyatı karşılıyor mu? “Makromamma” olarak tanımladığımız durum sağlık kurulu değerlendirmesi ile saptanırsa, bu operasyonu sigorta karşılamaktadır. Yalnız hastanemizde bu ameliyat için fark alınmaktadır. 6) Meme ucunda hissizlik oluyor mu? Ameliyattan sonra erken dönemde oluşan hissizlik zamanla (yaklaşık 6 ay içerisinde) geri gelebilir. Uyguladığım teknikte meme ucunu koruduğumdan dolayı bu sıkıntı minimale inmektedir.

7) Göğüsüm ne kadar küçülür? Boy ve kilonuzla orantılı olacak şekilde küçültülmektedir. 8) Ameliyattan ne kadar sonra havuza girebilirim? Ameliyattan 3 gün sonra banyoyu serbest bırakıyorum. Fakat havuza veya denize girmek için yaraların tamamen iyileşmesini beklemek gerekiyor. 9) Bu ameliyatla beraber karın germe ameliyatı ya da diğer estetik operasyonlar uygulanabilir mi? Evet. Bu ameliyatla beraber, karın germe, liposuction, rinoplasti, göz kapağı estetiği gibi estetik operasyonlar uygulanabilir.

Hasta ve yaşlı refakatçileri eğitiliyor

10 hastanın 4’ünde beslenme bozukluğu görülüyor Hastaneye yatan 10 hastadan 4’ünde beslenme bozukluğu bulunduğunu belirtilirken, kanserli hastalarda bu oranın 10’da 8’lere kadar ulaştığını kaydedildi. n Lokman Hekim Hastaneleri ve Klinik Enteral Parenteral Nütrisyon Derneği (KEPAN) işbirliği ile ‘Temel Klinik Nütrisyon Kursu’ yapıldı. Lokman Hekim Sincan Hastanesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen kursa, 52 uzman hekim, pratisyen hekim, diyetisyen, eczacı ve hemşire katıldı. Daha önce hep kamu ve üniversite hastanelerinde yapılan kurs, Ankara’da ilk kez özel hastanede gerçekleştirildi. Kursun açılışında konuşan Lokman Hekim Sincan Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Celil Göçer, eğitim ve bilimsel çalışmalara büyük önem verdiklerini belirterek, “Bu

önemli akademik etkinliğe ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sağlık hizmetlerinin yanı sıra akademik çalışmaları da ihmal etmiyoruz” dedi. Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nin 39’u yoğun bakım olmak üzere toplam 164 yatak kapasitesine sahip olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Göçer, Ankara’nın önde gelen sağlık kuruluşlarından biri olduklarını dile getirdi. Kursta, Lokman Hekim Sincan Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kemal Yandakçı da, ‘Beslenme Durumunun Monitorizasyonu’ konulu bir sunum yaptı. Temel Klinik Nütrisyon Kursu’nun ilk dersini veren KEPAN Başkanı Doç. Dr. Haldun Gündoğdu, hastaneye yatan 10 hastadan 4’ünde beslenme bozukluğu bulunduğunu belirterek, kanserli hastalarda bu oranın 10’da 8’lere kadar ulaştığını kaydetti. Gündoğdu, yatan hastaların beslenme durumlarının belirlenmesinin ihmal edildiğini söyledi.

n Lokman Hekim Hastaneleri, Sincan Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu işbirliği ile “Hasta ve Yaşlı Refakatçi Eğitimi” başlatıldı. Lokman Hekim Sincan Hastanesi Toplantı Salonu’nda gerçekleşen ve vatandaşlara da açık olan 560 saatlik eğitim yaklaşık 6 ay sürecek. Eğitim sonunda katılımcılara sertifika verilecek. Eğitim toplantısında, Zümride Kayabaş ve Nilgün Padır ders veriyor. Eğitimlerde, ilk yardım, hijyen, enfeksiyon ve enfeksiyon kontrol önlemleri, yatalak hasta bakımı ile hasta bakımında nelere dikkat edilmesi gerektiği gibi konular anlatılıyor. Haftada 3 gün 16 kişilik gruplar halinde devam eden, ‘Hasta ve Yaşlı Refakatçi Eğitimi’ programına hastane personeli ve vatandaşlar katılıyor.


10

& 444 99 11 / LOKMANHEKİM

www.lokmanhekim.com.tr

Halil ALTUNSARAY Lokman Hekim Sincan Hastanesi Güvenlik Sorumlusu V.

Deprem planının önemi

L

okman Hekim Hastaneleri geçtiğimiz günlerde yoğun bir çalışma programı sonunda Acil Afet Planını hazırladı. Bu hazırlığın bir parçası olarak afet durumunda “planlama”nın önemini bir kez daha kavrama fırsatı buldum. Bu vesile ile ülkemizin son yıllarda gündeminden hiç düşmeyen deprem felaketiyle ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın oynayabileceğini ve üzerinde bulunan tüm yapıların hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. Ülkemiz, doğusundan batısına deprem gibi bir doğal afet tehlikesiyle karşı karşıyadır. Deprem hiç olmasın isteriz fakat yaşadıkça da hazırlıklı olmanın ve gerekli önlemleri almanın ne kadar akıllıca olduğunu görürüz. Deprem sonrası, resmi kurumlar ihtiyaçlarınızı çok kısa sürede karşılayamayabilir. Zira, resmi kurumların personeli, teçhizatı, iletişimi ve binaları deprem nedeni ile zarar görmüş olabilir. Bu durumda araştırmacılar, deprem esnasında her ailenin kendine ait bir plan yapması gerektiğini söylüyorlar. Depremin oluşunu engelleyemeyiz ama sevdiklerimize ve ailemize vereceği zararı sınırlandırabiliriz. Deprem sonrası evinize giremeyeceksiniz; belki hasar görmüş olacak, dışarı da kalacaksınız, hava soğuk olacak fakat ısınamayacaksınız, suyunuz olmayacak ve eve dönmek isteyeceksiniz ama güvenli olmayacak. Anlayacağınız gibi deprem hayatınızı çekilmez bir hale getirecektir. Yapacağınız bir plan deprem anında eviniz zarar görmüşse size ve ailenize daha rahat yaşam koşulları sağlayacaktır. Deprem hazırlık planı yaparken en önemli kavram iletişimdir. Ailenin her biri planın içinde görev almalı ve deprem esnasında ne yapacağını bilmelidir. Plan yalnızca herkesin ortak kararı sonucu oluşan ve ne yapılacağı bilindiği zaman işler hale gelecektir. Bol şans!

İl Genel Meclis Üyesi Yıldırım tedavi oldu Talihsiz bir kaza sonrasında yaralanan Ankara İl Genel Meclisi’nin AK Partili Üyesi Havva Yıldırım Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nde tedavi olarak sağlığına kavuştu n Ayaş-Ankara Karayolu’nda geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanan Ankara İl Genel Meclisi’nin AK Partili Üyesi Havva Yıldırım, Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nde tedavi oldu. Alınan bilgiye göre, Güdül Belediye Başkanı Hüseyin Erdoğan, Başkan Yardımcısı Zafer Sağırlı ve Ankara İl Genel Meclisi Üyesi Havva Yıldırım’ın içinde bulunduğu araç, karşı yönden gelen araçla çarpıştı. Kazada yaralanan Başkan Erdoğan Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Başkan Yardımcısı Sağırlı Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Havva Yıldırım ve Başkan Erdoğan’ın makam şoförü Mehmet Bayatlı ise Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nde getirildi. Köprücük kemiğinde çatlak ve vücudunun çeşitli yerlerinde küçük ödemler oluşan Havva Yıldırım, acil serviste yapılan ilk müdahalenin ardından Ortopedi Servisi’nde tedavi altına alındı.

Ziyaretçi akını Havva Yıldırım’ı hastanede, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Salih Kapusuz ve Zakif Kazdal, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, AK Parti Ankara Milletvekili ve Anayasa

Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, AK Parti Ankara İl Başkanı Murat Alparslan, Sincan Kaymakamı Ufuk Seçilmiş, Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Güdül Kaymakamı Fatih Acar, Ankara İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Arslanoğlu, Ankara İl Genel Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Ekrem Çiftçi, başta olmak üzere çok sayıda siyasetçi, bürokrat ve partili ziyaret etti. Sağlık durumu iyi olan ve taburcu olan tüm yaralılara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nin hizmetinden çok memnun olduğunu belirten Havva Yıldırım, “Ankara’da, Avrupa standartlarında sağlık hizmeti veren bir özel hastanenin olması çok sevindirici. Burada evimdeymiş gibi rahatım. Hastane yöneticilerine ve çalışanlara sonsuz teşekkür ediyorum” diye konuştu. Havva Yıldırım’ın eşi Fatih Yıldırım ise Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nin sunduğu hizmetten övgüyle söz etti. Sağlık durumu iyi olan Havva Yıldırım, hastaneden taburcu edildi.

Miniklere ağız ve diş muayenesi yapıldı n Lokman Hekim Sincan Hastanesi hekimleri tarafından yapılan muayenede minik çocuklar diş bakımı konusunda bilgilendirildi. Sevgi Yuvaları Kreşi’nden 36 öğrenci Sincan Hastanemizi ziyaret etti. Kreş öğrencilerini ağız ve diş sağlığı konusunda bilgilendirmek ve çocukların diş hekimi korkusunu yenmek amacıyla

yapılan etkinlik keyifli dakikalara sahne oldu. Diş Hekimlerimiz Ayşe Dinlemez ve Özlem Garip tarafından 3-5 yaş grubu arasındaki kreş öğrencilerine dış bakımı yapıldı. Minikler diş hastalıkları konusunda bilgilendirildi. Çocuklar, arkadaşlarının diş hekimleri tarafından muayene edilmesini meraklı gözlerle seyretti.


LOKMANHEKİM / 444 99 11

11

&

www.lokmanhekim.com.tr

Dersimiz “kişisel hijyen”

BULMACA Simetrik Kod Bulmaca

Lokman Hekim Hastaneleri, sosyal sorumluluk projelerine tam gaz devam ediyor. Çeşitli platformlarda sağlık içerikli eğitimler veren Lokman Hekim doktorları, bu etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. n Sigaranın zararlarından obeziteye kadar çok farklı konularda eğitimler veren Lokman Hekim Hastanesi doktorları, son olarak ilköğretim çağındaki çocukları “kişisel hijyen” konusunda bilgilendirdi. Sincan Cumhuriyet ilköğretim Okulu Konferans Salonu’nda yapılan eğitim toplantısına Lokman Hekim Hastaneleri Diş Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Garip, Diyetisyen Emine Sezgin, Eğitim Hemşiresi Seçil Memiş

katıldı. İlköğretim 4 ve 5’inci sınıf öğrencilerinin hazır bulunduğu seminer büyük ilgi gördü. Çocuklar, “diş sağlığı ve temizliği”, “sağlıklı beslenme” ve “kişisel hijyen” konularında bilgilendirildi. Eğitim toplantısına katılan çocuklara

www.lokmanhekim.com.tr

Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. adına sahibi: İrfan GÜVENDİ Editör-Yazı İşleri Müdürü: Bora AYDİN Yayın Danışma Kurulu:

Uzm. Dr. Mustafa SARIOĞLU Dr. Mehmet ALTUĞ Uzm. Dr. Necmettin DİN Doç. Dr. Celil GÖÇER Dr. Kemal KARTAL Dr. İbrahim UĞUR Uzm. Dr. Metin TAŞ Dr. Murat Kadir ERDEM Bayram GÜVENDİ Uzm. Dr. H. Ali YAKUT Nazım BİLGEN Sara FARBOUDİ Ümmühan DEMİREZEN

Yönetim Yeri: Zübeyde Hanım Mah. Aslanbey Cad. No: 17 İskitler/Altındağ/ANKARA Tel: 0.312. 444 99 11 Tasarım:

Atatürk Mahallesi, Lale Caddesi No:1/4 Sincan / ANKARA Tel: 0.312. 271 00 82 www.akkankopyalama.com

Baskı Yeri: AFŞAR MATBAACILIK Ağaçişleri Yapı Koop. 21. Cad. 599. Sokak No.: 29 İvedik / ANKARA 0.312. 394 39 22-23 Baskı Tarihi: 1 Aralık 2011 Lokman Hekim Hastaneleri’nin Yerel süreli Yayın Organıdır. Ayda bir kez yayınlanır. Ücretsizdir.

balon ve kalem dağıtılırken, uzmanların sorularına doğru cevap veren öğrencilere de çeşitli hediyelerle ödüllendirildi. Lokman Hekim Hastaneleri’nin ilköğretim okullarında eğitim toplantılarına devam edeceği belirtildi.

Sağlıklı bir ömür için sigaraya veda edin

Şifre olarak vermiş olduğumuz sözcükten yola çıkarak bulmacayı çözün

Harflerle Oynayalım

Sigara tiryakileri, dumansız bir yaşam için ilk adımı da Lokman Hekim Sincan Hastanelerinde atıyor. n Lokman Hekim Sincan Hastanesi Sigarayı Bırakma Merkezi sigarayı bırakmak için başvuran tiryakilere çare oluyor. 2011 yılının ikinci yarısından itibaren hizmet vermeye başlayan merkeze en çok sigaraya yapılan zamları takiben gelen tiryakiler, dumansız bir yaşam için ilk adımı da Lokman Hekim Hastanelerinde atıyor. Sigarayı Bırakma Merkezi’ne gelen hastalara ilk başvuruda SFT, akciğer grafisi, rutin biyokimya, hemogram ve EKG tetkikleri yapılarak, genel sağlık durumları tespit ediliyor. Sigarayı bırakmak isteyen hastalar daha sonra 5 -10 kişilik gruplar halinde eğitime alınıyor. Ardından uzman hekimler hastalarla üç seans süren birebir görüşmeler yapıyor. Sigarayı Bırakma Merkezi’nde, Sincan’ın ekonomik durumu ve Lokman hekim Hastaneleri’nin sosyal sorumluluk projelerine verdiği önem çerçevesinde hizmet sunuluyor.

Bulmacamızı, bir arkadaşınızla veya tek başınıza çözebilirsiniz. 1. ve 2. oyuncu olarak, size verilen 4’er harfli bulmacadaki boş karelere yerleştirerek,y eni kelimeler türetmeye çalışın.



Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.