Güneş enerjisi teknolojileri Sayı 325 10 TL Haziran 2016
ve uygulamaları
21
YAYINCIDAN
“İLİM KENDİN BİLMEKTİR”
YAĞLI VE KURU TİP TRANSFORMATÖR
Dergisi sektöre önemli bir hizmet sunuyor; TEMMUZ Sayımızda büyük buluşma…,
Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satış Özel Sayısı • • • • • • • • • • • • • • • •
21 Dağıtım Bölgesinin coğrafi sınırları Hangi Bölge kime ait? Bölgelerin yöneticileri kimler? Teknik kadroları kimlerden oluşuyor? Dağıtım bölgelerinde elektrik tesisleri Tüketici grupları ve elektrik tüketim miktarları İllere göre kişi başına tüketim Kayıp-kaçak oranları ve hedefleri Planlanmış yatırım bütçeleri Çevre sorunlarına duyarlılık ve toplumsal sorumluk projeleri Son kullanıcıya daha iyi hizmet için yapılanlar ve yapılacaklar Eğitim ve bilgilendirme çalışmaları Elektrik Dağıtıcıları Derneği (ELDER)’nın yorum , değerlendirme ve talepleri Kamu kurum ve kuruluşlarının (EPDK, TEDAŞ, TETAŞ vd.nin) görüşleri Uygulamacılardan deneyim aktarımları Perakende satış organizasyonları ne durumda?
ÖZEL BÖLÜM:
Dağıtım Kuruluşlarının (EDAŞLAR’IN) Tedarikçileri Ayrıntılı Bilgi; 212 272 59 59
IEC 61.439-1’ye göre TİP TEST’li Pano Üretimi Kumanda Panosu, Röle Panosu, LCC, SDK Üretimi TEİAŞ ve ITM Şartnamelerine Uygun (380/154/36 kV) AG, Kompanzasyon, MCC, PLC Pano Üretimleri Y.G. ve O.G. Trafo Merkezleri için Destek Hizmetleri PLC-SCADA-RTU Yazılım Hizmetleri Enerji İzleme Yazılımları ve Proses Otomasyonları Endüstriyel Tesislerin Elektrik ve Otomasyon İşleri Montaj, Test ve Devreye Alma Hizmetleri Saç Köşk, Kompanent ve Özel Kabin İmalatları
Hızla büyüyen ve sürekli bir gelişme içerisinde bulunan Enerji Sektörünün ve Sanayi Tesislerinin elektrik, elektromekanik ve otomasyon ihtiyaçlarına “ çözüm mühendisliği ” sunuyoruz.
VERA ELEKTROMEKANİK PANO SİSTEMLERİ MÜHENDİSLİK ve MAKİNE SAN. TİC. A.Ş.
9001
14001
İvedik OSB. 1468. Cad. 2239/1. Sok. No:1 06378 Ostim - Ankara / TÜRKİYE Tel: +90 312 394 54 64 (pbx) Fax: +90 312 394 77 97
info@veraelektromekanik.com
www.veraelektromekanik.com
We put the we in Empower
'REOH LOH J¾F¾Q¾]H J¾© NDWóQ /LIH RI D 7UDQVIRUPHUÉ 6HPLQDU 2FDN _ 'XEDL %LUOHÄ¡LN $UDS (PLUOLáL _ ZZZ GREOH FRP ORDWGXEDL %¾\¾N *¾© 7UDQVIRUPDW¸UOHUL Â&#x2DC;P¾U <¸QHWLPOHULQGH G¾Q\DFD ELOLQHQ X]PDQODUóQ WHFU¾EHOHULQL L©HUHQ HáLWLP 7UDQVIRUPDW¸UOHUGH DQLGHQ ROXÄ¡DELOHFHN SUREOHPOHULQ GHáHQGLULOPHVLQGH NXOODQóODFDN SUDWLN ELOJLOHUL HQG¾VWULQLQ LOHUL JHOHQ X]PDQODUóQGDQ ¸áUHQLQL] 7DNULEHQ ELU DVóUGóU 'REOH HÄ¡VL] ELOJL YH WHFU¾EHOHUL E¾Q\HVLQGH WRSODPDNWDGóU 'REOH EX ELOJLOHUL 'REOH WHVW FLKD]ODUó NXOODQóFóODUó YHUGLáL VHUYLV KL]PHWOHUL YH /LIH RI D 7UDQVIRUPHUÉ YH EHQ]HUL VHPLQHUOHUOH P¾ġWHULOHUL\OH SD\ODÄ¡PDNWDGóU
(QG¾VWUL\L VHUYLV KL]PHWOHULPL]OH ©¸]¾POHULPL]OH YH HġVL] ELOJL ELULNLPLPL]OH J¾©OHQGLUL\RUX]
k.
Dynamic, innova ve and modern brand making a diďŹ&#x20AC;erence in the electricity sector
Up to 36kV Sf6 Gas / A r Insulated Sw tchgear and Controlgear Vacuum C rcu t Breaker Separable Cable Accessor es D str but on Automat on
www.sfaelectr c.com
İÇİNDEKİLER 24
56
5 trilyon dolarlık maden rezervi için MTA güçlendirilecek 28 “Kömür, HES, nükleer yapmazsak bu elektriği nasıl üreteceğiz?” 30 EMO, doğumunun 100. Yılında Shannon’u andı 32 yerli kaynaklarda aramalar üst düzeye çıkartılacak 34 Sabancı: “Türkiye linyite yatırım yapmalı” 36 Türkiye enerjiyi Afrika’da arıyor 38 “EPDK, doğalgaz ve ithal kömürde yeni yatırıma izin vermemeli” 42 “Elektrik dağıtım şirketleri mağdur ederlerse ceza olarak tarifeye yansıyacak”
İbrahim Tatlıses’in “Urfa’da Okusford vardı da biz mi okumadık” sözünü önemsiyorum.
“Bilim ortamı olmadan bilim adamı yetişmesi mümkün değil…” 22
44 ELDER, “Elektriği Dağıtan Mesleklerin Belgelendirmesi Projesi”ni hayata geçirdi 46 Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu TÜPRAŞ 48 ABB, ICCI 2016 Fuarı’nda müşteri odaklı Güç Şebekeleri çözümlerini sundu
12 Haziran
2016
Akkuyu yasasıyla sahiller nükleere açılacak
78
26
ÖZEL BÖLÜM
:
ENERJİ TAŞI MA SİSTEMLE Rİ TAHRİK SİST EMLERİ Güneş Enerjisi Teknolojileri Uygulamalarıve
50 TORK EĞİTİM ÇALIŞMALARINA DEVAM EDİYOR 52
Daha az kuyu, daha çok üretim
MAKEL AKILLI ŞEHİRLER KONFERANSI’NA SPONSOR OLDU
71
54
15 milyon avroluk rüzgar enerjisi projesi ihaleye çıkıyor
EVRENSEL GURURUMUZ PROF.DR.MİTHAT İDEMEN’E SAYGI… 60 ANKARA MEKTUBU: gelişmekte olan ülkelerin kaderi 65 ELEKTRİK TARİHİNDE YOLCULUK: KAİNATIN EN BÜYÜK KUDRETİ: ELEKTRİK III 66 BİLİRKİŞİ RAPORLARI: LAMBA ARMATÜR KOLUNDAKİ KAÇAK... 120
Elektrikgüncesi ENERJİ DÜNYASINDAN
71
76
Dağıtım Şebekelerinde Gerilim Harmonik Bozunumunun Kompakt Floresan ve LED Armatürler Üzerine Etkileri 124
119
HİRFANLI HES % 100 YERLi OLARAK ÜRETİLEN 32 MW GÜCÜNDE TÜRBİN GENERATÖR, Hikayesi, 1983
13 Haziran
2016
3” genişliğinde dokunmatik ekran
Türkçe menü
Renkli grafikler
Devre kesiciler gücü açar ve kapar. SACE Emax 2 gücü yönetir.
ABB SACE Emax 2 sisteminizi korur, yükleri ve jeneratörleri yönetir, ölçüm yapar ve enerji kalitesini analiz eder. Bu ürün; standart sistem tasarımlarından, karmaşık otomasyon şebekelerine kadar tüm projelere kolayca entegre olur, beklediğiniz kolaylık ve güvenilirliği garanti eder. www.abb.com.tr
ABB Elektrik Sanayi A.Ş. Tel : (0) 216 528 22 00 Faks : (0) 216 365 29 44 E-mail : asli.yagli@tr.abb.com
9$(67 6Ăľ/Ăľ.21 9( .2032=Ăľ7 8<*8/$0$/$5,
D 550 kVâ&#x20AC;&#x2122;a kadar Silikon Kompozit; Â&#x161; 7iaĂ&#x203A; l[ =[h]_ ĂŞpebWjÂ?hb[h_ Â&#x161; C[id[j ĂŞpebWjÂ?hb[h_ Â&#x161; 9_^Wp Eoka ĂŞpebWjÂ?hb[h_ D :[c_hoebk ĂŞpebWjÂ?hb[h_ D ;feai_ H[Â&#x201A;_d[Z[d ZW^_b_ l[oW ^Wh_Y_ ĂŞpebWjÂ?h" I<, =WpbĂ&#x203A; WoĂ&#x203A;hĂ&#x203A;YĂ&#x203A;" a[i_Y_ jÂ&#x201D;f ]Â?lZ[b[h_ D E= 7oĂ&#x203A;hĂ&#x203A;YĂ&#x203A; % LWakc JÂ&#x201D;fbÂ&#x201D; OÂ&#x201D;a 7oĂ&#x203A;hĂ&#x203A;YĂ&#x203A;
9$(67 6LOLNRQ YH .RPSR]LW 8\JXODPDODUĂł òPDODW YH 7LF $ Ä 7HO )D[ ( PDLO LQIR#YDHVW FRP WU :HE ZZZ YDHVW FRP WU
System pro E Power. Sadelik güçtür. Yeni enerji yönetim merkeziniz.
System pro E Power. ABB’nin, sizin daha iyi çalışabilmeniz için tasarladığı yeni ana dağıtım panosu. System pro E Power sade, hızlı ve esnek bir yapıya sahiptir. Gerek standart gerekse üst düzey 6300A’ya kadar gelişmiş bir sistem ihtiyacınızda, System pro E Power oldukça güçlü, sağlam ve kurulumu çok kolay bir yapıya sahiptir. ABB’nin bu yeni pano serisi, tüm şalt ve aksesuar serisi ile kusursuz bir uyuma sahiptir. System pro E Power, işletmenizin yeni enerji yönetim merkezi. http://new.abb.com/low-voltage
ABB Elektrik Sanayi A.Ş. Müşteri İletişim Merkezi :0850 333 1 222 E-mail : contact.center@tr.abb.com E-mail : recep.mert@tr.abb.com
YAY IN DAN IŞMA KURULU Elektromekanik Sanayii Hüseyin ARABUL Barmek Holding Yönetim Kurulu Başkan› Muzaffer AVCI Elimsan fiirketler Grubu Kurucu orta¤› Mustafa NURDO⁄AN Federal Elektrik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan› Bülent DAMAR Pelka Yön. Kur. Başkan› Dr. Arnold HORNFELD Siemens Türkiye eski Başkan› Trafo ve Şalt CihazlarI Refik Can ERKÖK ABB Elektrik Transformatör Genel Müdür Yrd. Ergin D‹KMEN TEKON Enerji A.Ş. Teoman ÇET‹N TEKON Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan› Süleyman KASIRGA EAE Kabin Dan›şman› Kondansatörler Hakk› ONAT TOKAY Elektrik Ltd. Şti. • VISHAY-ESTA Türkiye Temsilcisi Ahmet BAŞARAN KONDAŞ Genel Müdürü Elektrik MakinalarI Prof. Dr. Kemal SARIO⁄LU ‹TÜ Elek.-Elektronik Fak. Emekli Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. H. Bülent ERTAN ODTÜ Elektrik Müh. Bölümü Elektrik ‹letim ve DaĞItIm Sistemleri Dr. T. Tunçay ÇAYLI Yusuf H. KAYA EAE Yönetim Kurulu Başkan› A.G. Tesisat, Şalt CihazlarI Cem BAŞ Legrand-‹malat ve Endüstri Md. Salih Öztekin Elektrik Yüksek Mühendisi Cihan Elektrik Sat›ş Müdürü Elektrikli UlaŞIm Prof. Dr. At›f URAL Kocaeli Üniv. Kurucu Rektörü Rıza Akçan Elektrik Yüksek Mühendisi
Güç ElektroniĞi Prof. Dr. Nejat TUNÇAY Okan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan› Prof. Dr. Hac› BODUR YT Üniversitesi Ö¤r. Üyesi Güvenlik U¤ur YERTUT Yestaş Güvenlik Sist. Ltd. Şti. Otomasyon Enstrümantasyon Burak CEDETAŞ ABC Cedetaş Otom.Kont.Gn.Md. Levent SÖKMEN Allen-Bradley - Türkiye Ertan SÖYLEMEZ ENELSAN End. Elekt. Gn. Müd. Prof.Dr.Do¤an ‹BRAH‹M Yak›n Do¤u Üniversitesi Ölçü ve Kont. Cihz. Ahmet T. UZUNKAYA ENTES Yön. Kurulu Üyesi Ali MANSUR‹ DEMA Yönetim Kurulu Başkanı Halis Erdal GÜREL GEMTA Genel Müdürü O¤uzhan ‹LBAY TERRA Ltd. Şti. Genel Müd. YIldIrImdan Korunma Çetin TEK‹N Radsan Ltd. Şti. Gn.Müd. Harun SIRMABIYIK Amper A.Ş. Yön. Kur. Bşk. AydInlatma Prof. Dr. Mehmet Ş. KÜÇÜKDO⁄U Kültür Üni. Mühendislik ve Mimarl›k Bölümü Başkan› Prof.Dr. Sermin ONAYG‹L ‹TÜ Enerji Enstitüsü Elektrik Müh. EĞt. Prof. Dr. Ahmet DERV‹ŞO⁄LU İTÜ Emekli Öğretim Üyesi Kalite ve Standartlar Dr. Sait SAMLI SIEMENS- Kalite Yön. Direktörü Anahtar Teslimi Sistemler ve Fabrika Elektrifikasyonu Ömer OydaIşIk SIEMENS - Endüstriyel Hiz. ve Çözümler Bölüm Direktörü Mehmet Ferit PEKEROĞLU ELPEK MÜHENDİSLİK - Elektriksel Periyodik Kontroller Mühendis Örgütleri Teoman ALPTÜRK TMMOB ve EMO eski Bşk.
ENERJ‹, ELEKTR‹K, AYDINLATMA, ELEKTRON‹K VE OTOMASYON MÜHEND‹SL‹⁄‹ DERG‹S‹ Yerel Süreli Yay›n Avrupa Bak›r Enstitüsü Türkiye Medya Partneri Say›: 325 - Haziran 2016 Kaynak Yay›n Tan›t›m Reklam San. ve Tic. Ltd. Şti. ad›na Sahibi, Yay›n Yönetmeni Sorumlu Yaz› ‹şleri Müdürü Ersin KAYA ersin@kaynakelektrik.com Genel Yay›n Koordinatörü Ekim N. KAYA ekim.kaya@botego.com Haber Sorumlusu Can Cengiz can@kaynakelektrik.com Reklam Koordinatörü Ayhan ÜSTÜNER ayhan@kaynakelektrik.com Reklam Müdürü Ziya ALKAN ziya@kaynakelektrik.com Tasarım Binbir Ajans Ayda bir ç›kar Sayı fiyat›: 10 TL. Y›ll›k (12 say›) abone bedeli 100 TL. Ö¤renciler için 70 TL. Yönetim Yeri Eski Osmanl› Sk. Ar›kan İş Mrk. No:30 K:2 D:10 34387 Mecidiyeköy-‹ST. Tel: (0 212) 272 59 59 (pbx) Faks: (0 212) 272 33 90 web: http://www.elektrikdergisi.com Ankara Bölge Temsilcisi Ramazan PEKTAŞ JUPİTEK Elk. Elo. Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti. Tel: 312-433 74 76 Fax: 312-438 74 77 Bask›: G.M. Matbaac›l›k ve Tic. A.Ş. 100 Y›l Mah. MASS‹T 1. Cad. No: 88 Ba¤c›lar/‹ST. Tel: (0212) 629 00 24-25 Faks: (0212) 629 20 13. ‹mzal› yaz›lar›n düşünsel sorumlulu¤u yazarlar›na, reklam içeri¤inin sorumlulu¤u ilgili firmaya aittir. Dergimizdeki haber ve yaz›lardan izinsiz al›nt› yap›lamaz. Son Bask› Tarihi: Haziran 2016
YAYINCIDAN
“İLİM KENDİN BİLMEKTİR” ERSİN KAYA • ersin@kaynakelektrik.com
“Lise ikinci sınıfta hem geometriden hem de cebirden sınıfta kaldım.” Bu cümle, ülkemizde ve dünyada matematik üzerinde yaptığı çalışmalarla büyük ödüller kazanmış Prof. Dr. Mithat İdemen’in anılarında yer alıyor. Genellikle büyük başarılara imza atmış insanların tüm yaşamları boyunca üst üste başarılar kazanan örnek insanlar olduğunu işitmeye alışkın olan bizler için şaşırtıcı olan bu durum aslında İdemen Hoca’nın geçmişi ile barışık, dürüst kişiliğinin bir yansımasıdır. Gerçi Hoca’nın bütünlemeye kalması, eğitimde zaman zaman karşılaştığımız ‘ters’ bir öğretmenin garezinin sonucudur. Ama bu olayı hatırlatmadan geçmek de mümkün iken, İdemen Hoca, lise ‘başarısızlığının’ kayda geçmesinde bir sakınca görmemiştir. Çünkü bu İdemen Hoca’nın kendisine ait bir özelliktir ve hoca bunun farkındadır. Bir bilim insanını tanıtıyorsanız, üç-beş dergi sayfası asla yeterli olmayacaktır. (Burada bir parantez açmak gerekiyor. Eskiden ‘bilim adamı’ denildiğinde bir sorun yoktu. Çünkü ‘adam’ kelimesi her ne kadar, Hazreti Adem’den geliyor olsa da , erkek cinsini değil, insanı anlatmak için kullanılırdı. Ama sonraları ‘kadın hakları’ ve de özellikle feminist söylem taraftar buldukça, ‘bilim kadını’ diye bir zorlamaya tanık olduk. Oysa cinsiyet üstü bir sözcük olan ‘insan’ı bilimin ardına eklemek daha yakışık almaz mıydı? Böylelikle bilimi cinsiyetler üstü bir kimliğe kavuşturmuş olurduk.) Örnek Mithat İdemen gibi birisi ise bilimsel tezleri kitaplarda formalar, makalelerde sayfalar doldurmuş ve bunlar bilim platformlarında tartışılmıştır. Özetleyeyim deseniz özetlenmez. Bir iki cümle ile başlığını verebilirsiniz ancak.
O zaman bizim yaptığımız gibi yapabilirsiniz. Bir söyleşi boyutunda başka insanlardan farklılıklarını vurgulayacak sorular bulup kendisine yönlendirirsiniz, hoca size, çağdaş, laik, hurafelere karşı duruşunu üç-beş cümle ile aktarır. Yetmedi ise çevresinde bulunmuş öğrencilerinin, birlikte çalışmış asistanlarının anekdotlarından yararlanırsınız.. ‘’Hocamızın bizlere ve diğer öğrencilerine aktardığı sadece matematik ve elektromanyetik teori ile sınırlı kalmamıştır. Bunların yanı sıra dürüstlük, bilimsel ahlak, inandıklarını savunma cesareti, tolerans, sevgi, çalışma disiplini gibi erdemleri de hep kendisinden öğrendik.’’ ‘’Bilim adamlığını kendisi için bir meslek olarak değil, bir yaşam biçimi olarak benimseyen Prof. İdemen’in diğer özelliği, ışığını sosyal yaşamında da başarılı bir şekilde yaymaya devam etmesidir. Kendisi dürüstlüğün, çağdaşlığın, kültürün, laikliğin, insan haklarının, kısacası insan olmanı önemini her ortamda çevresindekilere bıkmadan usanmadan anlatmaktadır. Gerek ailesi, gerekse yetiştirmiş olduğu çocukları ile onurlu bir öğretim üyesi olarak kendisini tanımış olanlara her zaman örnek oluşturmaktadır.’’ (Bu son iki paragraf ilk öğrencilerinden Prof. Dr. Hamit Serbest, Prof. Dr. Eren Erdoğan, Prof. Dr. Gökhan Uzgören’in anılarından aktarılmıştır.)
21 Haziran
2016
HABER
www.elektrikdergisi.com
Akkuyu yasasıyla sahiller nükleere açılacak Akkuyu Nükleer Santrali’ni kıyı ve zeytincilik kanunlarının sınırlayıcı hükümleri dışına çıkaran, nükleer santral sahalarında inşa edilecek yapılara da, denetim ve imar kanunlarının fenni mesuliyete ilişkin hükümlerinin uygulanmamasını öngören yasa TBMM’den geçti.
S
putnik’ten Yurdagül Şimşek’in haberine göre, TBMM Genel Kurulu’nda Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun kabul edildi. Muhalefetin eleştirileri ve tartışmaları arasında kabul edilen kanunla, Akkuyu Nükleer Santral ile bundan sonra yapılacak nükleer santrallere yönelik de önemli hükümler getirildi. Cumhurbaşkanı’nın onaylaması halinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen kanun ile gelen düzenlemelerden bazıları şöyle: • Askeri yasak ve güvenlik bölgelerinde, ülke güvenliğiyle ilgili TSK’ya tahsisli, fiilen kullanımda olan araziler, harekat ve savunma amaçlı yerlerdeki tesisler (konut ve sosyal tesisler hariç) özel güvenlik bölgelerindeki tesisler, rafineri, petrokimya tesisleri ile nükleer santral projeleri kapsamında yapılması öngörülen tesis ve faaliyetler hakkında, Kıyı Kanunu’nun kıyılar, sahil şeritleri, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan arazilere ilişkin yapı ve yapılaşmaya dahil sınırlayıcı hükümleri uygulanmayacak. • Nükleer santral projeleri kapsamında yapılması öngörülen tesis ve faaliyetler hakkında, Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin
22 Haziran
2016
•
•
Aşılattırılması Hakkında Kanun’un sınırlayıcı hükümleri uygulanmayacak. Nükleer santral sahalarında inşa edilecek yapılarda, Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümleri ile İmar Kanunu’nun fenni mesuliyete ilişkin hükümleri uygulanmayacak. Ancak bu yapıların yapı denetimi, Türkiye Atom Enerjisi Kurumunca yetkilendirilen tüzel kişiliğe sahip yapı denetimi kuruluşları tarafından, denetim kuruluşu ile nükleer santralin lisans sahibi arasındaki hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yapılacak. Yapı denetiminin bu kuruluşlar tarafından yapılması, nükleer santral lisans sahibinin münhasır ve kusursuz sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmayacak. Kanun ile ayrıca tüketici, kayıp- kaçak bedelini ödemeye devam edecek. Elektrik dağıtım ve görevli tedarik şirketlerinin kayıp kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmet, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedelini tüketiciden alması yasal altyapıya kavuşuyor. EPDK tarafından, belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydıyla kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alacak ve tüketicilere yansıtılacak.
TESİD’in 30. yılı ve
Türkiye Elektronik Sanayisi Eki Kaynak Elektrik Dergisi, mamullerinizi ve hizmetlerinizi, yüzde 50 indirimli fiyatla olası müşterilerinizin yanı sıra geniş halk kitleleri ile buluşturuyor.
Milliyet Gazetesi ile tüm Türkiye’de dağıtılacak olan “TESİD’in 30. yılı ve Türkiye Elektronik Sanayisi Eki”nde yer alarak markanızı, sektör profesyonelleri ile son kullanıcıya bir kez daha iletebilirsiniz.
TESİD’in 30. yılı ve Türkiye Elektronik Sanayisi Eki’nde yer alacak ürünlerin grup başlıkları: • Elektronik Bileşenler,
Bu yıl içinde, dergimizin Milliyet Gazetesi ile birlikte dağıtılmak üzere planladığı ekler programı şöyledir;
• Tüketici Cihazları, • Telekom Cihazları, • Profesyonel Cihazlar ve Endüstriyel Cihazlar, • Savunma Elektroniği Cihazları, • Bilgisayar Cihazları Ayrıntılı bilgi için: info@kaynakelektrik.com • Tel: 0 212 272 5959
12 Ekim Çarşamba Bilişim ve İletişim Teknolojileri (CEBIT Eurasia 2016 Fuarı) 1 Kasım Salı Elektrik Makinaları (Motorlar ve Transformatörler) CWIEME 2016 Fuarı
HABER
www.elektrikdergisi.com
5 trilyon dolarlık maden rezervi için MTA güçlendirilecek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde başta nadir toprak elementleri olmak üzere, Türkiye’de yer alan hammaddelerin aranması ve üretilmesine yönelik arama programı başlatılacak. Bu kapsamda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün yapısı güçlendirilecek.
T
oryumdan bor elementine kadar birçok rezervi bulunan Türkiye’nin tahmini 5 trilyon dolarlık yer altı zenginliğini hayata geçirecek uygulamalara hız verilecek. “Güçlü ekonomi” perspektifiyle hazırlanan 65. Hükümet Programı’nda Türkiye’yi 2023’te 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe taşıyacak çalışma alanları belirlendi. Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77’si Türkiye’de bulunurken, bu madenlerin toplam değerinin 5 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Başbakan Binali Yıldırım başkanlığındaki 65. Hükümet’te bu kapsamda yer altı doğal zenginlikleri ülke ekonomisine kazandırmak için çalışmalarına başladı. Hükümet programında kaya gazı konusunda kapsamlı araştırma faaliyetleri yürütüleceği, demir cevheri, mermer ve bor başta olmak üzere sanayi hammaddelerinin yurtiçinde arama ve üretimine öncelik verileceği ve başta nadir toprak elementleri olmak üzere Türkiye’de yer alan hammaddelerin aranması ve üretilmesine yönelik arama programı başlatılacağı açıklandı. Yer altı kaynaklarının ülke ekonomisine kazandırılması için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da daha etkin bir çalışma başlatıyor. Bu kapsamda yeraltı kaynaklarının ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayacak şekilde değerlendirilmesine yönelik çalışmalar hızlandırılırken, tabii kaynakların etkin yönetimi ve ekonomiye katkısını artırmak amacıyla da Türk madencilik işlemleri e-Devlet Projesi kapsamında elektronik ortamda yürütülecek. 2019 sonuna kadar kademeli olarak enerji dışı doğal kaynaklar için kamu tarafından yapılan sondaj miktarının 200 bin metre seviyesine çıkarılması için de çalışmalarını sürdürecek olan bakanlık MTA’yı da daha işlevsel hale dönüştürecek. MTA, sadece Türkiye’de arama faaliyetinde bulunmayacak yurtdışında da madencilik faaliyeti yapabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılacak.
24 Haziran
2016
TORYUM’UN YÜZDE 11’İ TÜRKİYE’DE Türkiye’yi gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarabilecek zenginlik toprak altında çıkarılmayı beklerken yer altı kaynakları dünyanın enerji haritasını değiştirmeye de aday. Mevcut teknoloji ile 1 gigavatlık enerji için 3,5 milyon ton kömür veya 200 ton uranyum gerekirken bu enerji 1 ton toryumdan elde edilebiliyor. Dünyada toryum rezervi açısından ise üç ülke başı çekerken Hindistan’ın hemen ardından Türkiye ve daha sonra Brezilya geliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve OECD verilerine göre 880 bin ton ile dünyadaki toryum rezervinin yüzde 11’i Türkiye’de bulunuyor.
3 MİLYAR TON BOR VAR Yer altı kaynakları yönünden dünya madenciliğinde adı geçen 132 ülke arasında toplam üretim değeri itibariyle 28’inci, maden çeşitliliği itibariyle 10’uncu sırada yer alan Türkiye’nin en stratejik yer altı kaynaklarından biri de bor madeni. MTA verilerine göre Türkiye’de 3 milyar 66 milyon ton bor rezervi bulunuyor. Dünyadaki toplam bor rezervinin yüzde 74’üne sahip olan Türkiye bu madeni de daha işlevsel kullanarak enerjide dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
HABER
www.elektrikdergisi.com
Daha az kuyu, daha çok üretim KPMG Türkiye, küresel petrol ve gaz piyasalarının nabzını tuttu. Petrol sektörü üzerindeki kara bulutların dağılmadığı uyarısı yapan KPMG Türkiye’nin analizine göre, jeopolitik riskler bir süre daha petrol fiyatlarında belirleyici güç olmaya devam edecek.
K
PMG Türkiye’nin, her ay küresel petrol ve gaz piyasalarındaki gelişmeleri analiz eden çalışmasından dikkat çekici başlıklar şöyle: Petrol kuyusu sayısı 2013’ten bu yana yüzde 73 azaldı ama ABD ham petrol üretim gücünü korudu. Baker Hughes’un verilerine göre, petrol çıkarma ve petrol hizmetleri sektörünün en önemli ticari göstergelerinden biri olan ABD’deki petrol kuyusu sayısı Aralık 2014’ten itibaren azalmaya başladı. Şu anda petrol kuyusu sayısı Kasım 2009’dan bu yana en düşük seviyede. Ham petrol üretimi ise Haziran 2015’e kadar artmaya devam etti. Mart 2016 itibarıyla geçen yıl ulaşılan zirveye kıyasla sadece yüzde 6 azaldı. Diğer taraftan, petrol üretimi merkezlerindeki kesintisiz rekabet, ABD’nin yüksek miktarda ham petrol üretimi ve umut vermeyen küresel ekonomi, uluslararası ham petrol fiyatlarının belirlenmesinde etkili oluyor. OPEC ham petrol üretimi, İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması ve sevkiyatın ciddi oranda artmasına rağmen Irak, Nijerya ve BAE’nin yaşadığı kayıplarla birlikte Şubat ayında 90 bin varil/gün azalarak 32,61 milyon varil/ gün’lük güçlü bir seviyeye geriledi. OPEC’in en büyük üreticisi olan Suudi Arabistan, arzları istikrarlı bir seviyede tutuyor. Dünya rafineri üretimlerinin 2016’nın ilk çeyreğinde 79,1 milyon varil/gün seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu durum OECD rafineri üretiminin zayıfladığını ve ilk çeyrekte bir zirve kayması yaşanacağını gösteriyor. 2015’in son çeyreğinde yıllık büyüme, stok birikimlerinin arasında ve dünya petrol talebindeki büyümenin yavaşlamasıyla birlikte 1 milyon varil/gün değerinin altına düştü. Başta ABD ve Çin olmak üzere talep artışındaki keskin yavaşlamalar, küresel büyümeyi bir önceki yıla kıyasla 2015’in dördüncü çeyreğinde 1,2 milyon varil/gün seviyesine düşürerek, 2015’in üçüncü çeyreğindeki – beş yılın neredeyse en
26 Haziran
2016
yüksek seviyesi olan – 2,3 milyon varil/gün’ün oldukça altına itti. 2016 için yaklaşık 1,2 milyon varil/gün artışı tahmin ediliyor. Brent tahminlerinde, tahmin dönemi boyunca son aydan bu yana pek hareket görülmedi. Analistler 2017’de piyasanın dengelenmesinden önce arz yönündeki tehditlerin 2016’da devam edeceğini ve sermaye giderleri kesintilerinin ve düşük atıl kapasitenin Brent’i desteklemesiyle, orta vadede fiyatların eski haline geri döneceğini öngörüyor. Artan stokların yarattığı tehdit, artan OPEC arzı ve küresel ekonomideki muhtemel talep düşüşü ciddi risk alanları olarak görülüyor.
Easy9’dan eksiksiz bir seri! Müşterilerinizin güvenliği için en iyisi.
Easy9’un eksiksiz alçak gerilim tesisat koruma ürünleri ile müşterilerinizin güvenliğini korumak sizin elinizde! 3kA Otomatik Sigortalar
6kA Otomatik Sigortalar
3000 amper kısa devre kesme kapasitesi 1 - 4 kutuplu 2 - 63 A akım değeri B ve C eğrileri
6000 amper kısa devre kesme kapasitesi 1 - 4 kutuplu 6 - 40 A akım değeri C eğrisi
Kaçak Akım Röleleri
Parafudurlar
2 - 4 kutuplu 30, 300 mA hassasiyet 25, 40, 63 amper akım değerleri
2 - 4 kutuplu Maksimum deşarj kapasitesi 20 kA
www.schneider-electric.com.tr
HABER
www.elektrikdergisi.com
“Kömür, HES, nükleer yapmazsak bu elektriği nasıl üreteceğiz?” Enerji Bakanı Albayrak, nükleere karşı çıkanlara seslendi: “‘Kömür yapmayalım’, ‘HES yapmayalım’, ‘Nükleeri yapmayalım’, Peki, Allah aşkına, 265 milyar kilovatsaat elektriği nasıl üreteceksiniz?”
E
nerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, TBMM Genel Kurulu’nda, Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifinin görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Nükleer karşıtı yaklaşımları eleştiren Albayrak, gelişmiş ülkelerin nükleer enerji kullandığına işaret etti. Dışa bağımlılığın makul düzeye indirilmesi gerektiğine dikkati çeken Albayrak, şöyle devam etti: “Türkiye’nin kaynaklarından da maksimum faydalanacaksınız. ‘Kömür yapmayalım’, ‘HES’lerin hiçbirini yapmayalım’, ‘Nükleeri yapmayalım’, ‘Doğalgazda ithalata bağımlıyız, yapmayalım.’ Peki, Allah aşkına, Türkiye’nin bugün itibarıyla yıllık 265 milyar kilovatsaat elektriğini nasıl üreteceksiniz, insanların evine bu elektriği nasıl sağlayacaksınız? Yumurta
28 Haziran
2016
küfesi bizim sırtımızda, biz bu yumurta küfesinin sırtımızda olmasından kaynaklanan omzumuzdaki yükün farkındayız. Bu sorumluluk noktasında bugüne kadar yapmış olduğunuz tüm olumlu eleştirileriniz başımızın üstüne.” Albayrak, yasa teklifinde, nükleerle ilgili düzenlemeler bulunduğunu, yenilenebilir enerji kaynakların üretiminin ve yatırımlarının önünün açılmasıyla aksamın, teknolojinin, ‘know how’un üretilmesi ve Ar-Ge’nin ülkede kurulması gibi hususların da gündeme geldiğini dile getirdi. Bakan Albayrak, “Biz bu yasa maddesiyle teknik olan ve olmayan açıklamasını kayıp kaçak noktasında Yargıtay’ın verdiği karardaki incelikle düzelterek, bunu tekrar getiriyoruz ki bu noktadaki bu uyarıyı ‘başımızın üstüne’ deyip, hukuk çerçevesi içerisinde hareket edelim diye” yorumunu yaptı. Türkiye’de elektrikte kayıp kaçağın her zaman olduğunu belirten Albayrak, kayıp kaçak oranını yüzde 20’lerden 14’e düşürdüklerini söyledi. Bakan Albayrak, “Hedefimiz 10’lara, tek haneli rakamlara düşürmek, bunun daha da iyileştirilmesiyle ilgili olumlu eleştirilerin başımızın üstünde yeri var” diye konuştu.
HABER
www.elektrikdergisi.com
EMO, doğumunun 100. Yılında Shannon’u andı Elektrik Mühendisleri Odası doğumunun 100. yılı nedeniyle iletişim alanında çığır açan Elektrik Mühendisi ve Bilim İnsanı Claude Shannon anısına temel eserlerinden ve hakkındaKİ yazılardan oluşan bir derleme çıkardı.
E
lektrik Mühendisleri Odası, Cladue Elwood Shannon`un iki önemli makalesini barındıran kitabı piyasaya sürdü. Shannon`un birbirinden değerli bu iki makalesiyle bilim insanının bilimsel yolculuğu hakkında makaleyi Türkçeleştiren ekip: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Elektrik/Elektronik Mühendisliği ve Fizik Bölümlerinde çift anadal yapan, bilim insanı adayı öğrencilerden oluşmaktadır. Bu ekipte Baran Bodur, Doğa Veske ile Ümit Mert Çağlar yer almakta. Bu makalelerle birlikte Shannon`un mühendislik yaşamındaki yerini anlatan bir diğer makale de, Shannon`un ölümünden sonra Eugene Chiu ve arkadaşları tarafından yazıldı. EMO, bu makalenin de önemli bir kısmını Türkçeleştirerek sunmakta.
SIemens, Bangkok’a 22 metro treni teslim edecek
B
angkok Toplu Taşıma Sistemleri Kamu Hizmetleri Şirketi (BTSC), 22 adet dört vagonlu metro aracının alımı için Siemens ve toplu taşıma araç üreticisi Bozankaya konsorsiyumuna sipariş verdi. Siemens ayrıca 16 yıl boyunca araçların servis ve bakımını üstlenecek. Trenler, Bozankaya’nın Ankara’daki fabrikasında üretilecek. Siemens proje kapsamında boji, tahrik ve frenleme sistemleri ile yardımcı sistemlerinin yanı sıra proje yönetimi, geliştirme, yapım ve işletmeye alma süreçlerini de yürütecek. İlk metro trenlerinin 2018
30 Haziran
2016
yılında teslim edilmesi planlanırken projenin bir sonraki yıl tamamlanması bekleniyor. Trenler, mevcut BTS (Skytrain) sistemi ile Green Line ek hatlarında çalışacak. Siemens Ulaşım CEO’su Jochen Eickholt konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Uzun yıllardır BTSC ile başarılı bir işbirliğimiz var. Yeni trenlerle, Bangkok’taki başarı hikâyemizi sürdüreceğiz. Özel olarak tasarlanmış yüksek kapasiteli trenlerin, günde bir milyondan fazla yolcunun ulaşımını sağlayacağını öngörüyoruz,” dedi. Bugün yüzde 40 olan toplu taşıma sistemi kullanım oranının 2021 yılına kadar yüzde 60’a çıkarılması amaçlanıyor. Bu iddialı hedef, şehrin toplu taşıma raylı sistemlerinin düzenli bir şekilde yaygınlaştırılmasını gerektiriyor.
Mobil İstasyonlar ve Trafo Dağıtım Merkezleri
OG DAĞITIM ÇÖZÜMLERİ
Satılık ve Kiralık Mobil Trafo Merkezleri
SCK / SMK / SPK Serisi Trafo Dağıtım Merkezleri
• • • • • •
• • • •
3,6 kV’dan 245 kV gerilim seviyelerine kadar çözümler 0,5 MVA’dan 50 MVA’ya kadar güç ihtiyacını karşılar Treyler, Platform, Vagon ve Gemi üstü seçenekler IEC 62271-200, IEC 60694 standartlarına uygun üretim Acil, geçici ve yeni servisler için hızlı ve ideal çözüm İmalat süreleri yeni TM imalatına oranla daha kısadır.
Tüm ürünlerimizi keşfetmek için web sitemizi ziyaret edin.
Aktif Elektroteknik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tel: +90 312 269 46 02 Faks: +90 312 269 45 01
w w w . a k t i f . n e t
SMK - Monoblok Beton Köşkler ve Trafo Merkezleri SPK - Prefabrik Beton Köşkler ve Trafo Merkezleri SCK - Sac Köşkler ve Trafo Merkezleri Müşteriye özel tasarımlar
HABER
www.elektrikdergisi.com
yerli kaynaklarda aramalar üst düzeye çıkartılacak
T
ürkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak hedefler 65. Hükümet Programı’na girdi. Enerjide kaynak çeşitlendirmesine gidilecek. Kömür ve jeotermal gibi yerli kaynaklarda aramalar en üst düzeye çıkartılacak. Hükümet, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak hedefleri yine ön plana aldı. Bu kapsamda, kömür ve jeotermal gibi yerli kaynakları arama faaliyetleri en üst düzeye çıkartılacak. Ayrıca nükleer teknolojinin elektrik üretiminde kullanılması sağlanacak. Başbakan Binali Yıldırım Meclis Genel Kurulu’na 65. Hükümet Programı’nı sundu. Programda sağlık, savunma, enerji gibi sektörlerde milli üretimin ön plana alındığı görüldü. Yıldırım, “Atacağımız adımlarla, üretim yapımızda ve ihracatımızda ileri teknolojiye dayalı yüksek
katma değerli ürünlerin payını artıracağız. İş ve yatırım ortamını iyileştireceğiz” dedi. Yıldırım yüksek teknolojiye dayalı yurtiçi üretimi artırmak ve ithalata bağımlılığı azaltmak için imalat sanayiinin GSYH içindeki payının artırılmasının öncelik olacağını belirterek, “Hükümetimiz, bu yapısal dönüşümün sağlanması için verimlilik artışının ve Endüstri
4.0 yaklaşımıyla uyumlu sanayileşmenin hızlandırılması gerektiğinin farkındadır” ifadelerini kullandı. Enerjinin nihai tüketiciye sürekli, kaliteli, güvenli, asgari maliyetlerle arzını ve enerji temininde kaynak ve bölge çeşitlendirmesini esas alacaklarını vurgulayan Yıldırım, “Nükleer teknolojiyi elektrik üretiminde kullanmayı öngörmekteyiz” dedi. Afşin-Elbistan gibi büyük linyit havzalarıyla daha düşük kapasiteli diğer rezervlerin değerlendirilmesini sağlayacaklarını ifade eden Yıldırım, “Yurtiçi ve yurtdışı petrol ve doğalgaz aramaları ve üretimini artıracağız. Kömür ve jeotermal gibi yerli kaynakların potansiyelinin tespitine yönelik arama faaliyetlerini azami düzeye çıkaracağız” diye konuştu.
Avrupa Yatırım Bankası’dan, Türkiye’ye 2,5 milyar euro FİNANSMAN DESTEĞİ
A
vrupa Yatırım Bankası (AYB) Türkiye Temsilcisi Massimo d’Eufemia geçen yıl Türkiye’ye 2.3 milyar euro finansman sağlayan EIB’nin bu yıl 2.3 ile 2.5 milyar euro arasında kaynak sağlamayı planladığını söyledi. Gazetecilerle bir araya gelen d’Eufemia, AYB’nın sağladığı finansmanın yaklaşık yüzde 40’ının küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ), yüzde 25’inin kamu altyapı, enerji çevre projelerine ayrıldığını, geri kalanının ise şirketlere, özel sermaye fonlarına ve İller Bankası üzerinden veya doğrudan yerel yönetimlere kullandırıldığını belirtti. EIB’nin finansman sağlamak üzere değerlendirdiği diğer projeler arasında Trans Anadolu doğalgaz boru hattı projesi (TANAP), Fina Enerji Holding’in 106 megawatt gücündeki rüzgar santrali bulunuyor. Bankanın internet sitesinde yer alan bilgiye göre TANAP projesine 1 milyar euroya kadar finansman sağlanması öngörülüyor.
32 Haziran
2016
Kusursuz Güvenlik, Veri Toplama ve Otomasyon
Verilerinizden Daha Fazla Bilgi Edinirken, Onları Toplamak İçin Daha Az Zaman Harcayın.
Yüksek Hızlı Otomasyon— Enerjiyi ve kesintileri iyi yönetmek için güvenilir ve çok hızlı gerçek zamanlı kontrol . Benzersiz Veri Toplama— Güç sistemi arıza bilgileri için otomatik veri toplama, arşivleme, filtreleme ve raporlama. Hassas Güvenlik— Veri güvenlik politikalarını, endüstri standardında işler ve bu teknolojileri uygulama olanakları sağlar. SEL’in gelişmiş enerji çözümlerini, sıra dışı müşteri hizmetlerini, benzersiz uluslararası 10 yıl garantisini ve daha fazlasını öğrenmek için www.selinc.com adresini ziyaret edin.
SEL -2240 Axion™ Kontrol ve Entegrasyon Platformu
Tel: +90 (216) 366 60 45 Faks: +90 (216) 367 30 45 Web: www.koztek.com E-posta : info@koztek.com
HABER
www.elektrikdergisi.com
Sabancı: “Türkiye linyite yatırım yapmalı”
S
abancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Türkiye’de orta ve uzun vadede sağlıklı bir enerji piyasası oluşacağına inandığını söyledi. Türkiye enerji endüstrisinde büyük yatırım yapan özel sektörün de fazla kapasite ve düşük enerji fiyatlarından dolayı kritik bir dönem yaşadığını belirten Sabancı, “Bu konuda hükümet ile yakın görüşmelerimiz devam
ediyor.” dedi. Sabancı, düşük petrol ve doğalgaz fiyatlarının uzun süre devam edeceğinin öngörüldüğünü, bu durumun Türkiye’de enflasyonun azalması, cari açığın daralması ve ekonominin büyümesi için olumlu olduğunu söyledi. Sabancı şöyle devam etti: “Türkiye, geçici düşük petrol ve gaz fiyatlarına aldanmamalı. Türkiye’nin kendi kaynaklarına, gücüne, linyitine yatırım yapması lazım. Maalesef, bizim
linyitimizin kalorisi düşük. Bunu en ileri teknolojiyle, çevre dostu olarak yapmak lazım. Tabi yatırım harcamaları çok yüksek olduğu için desteğe ihtiyaç var. Türkiye’de kısa vadede zorluklar var, ama orta ve uzun vadede sağlıklı bir elektrik ve enerji piyasası oluşacağına inanıyoruz. EnerjiSA olarak, ortağımız E.ON ile birlikte, sektörde 11 milyar dolar yatırım yaptık.” ABD’deki MIT Üniversitesi’nin (Massachusetts Institute of Technology) “Enerji Girişimi Danışma Kurulunda” da görev alan Sabancı, düşük petrol ve gaz fiyatları yüzünden yenilenebilir enerji alanında yatırımların düştüğünü belirterek, “Enerji sektöründe Türkiye için iyi olarak gözüken bu resim aslında bazı şeyleri bozuyor, ancak ana doğrulardan da sapmamak lazım.” dedi.
İsrail gazı için önce ilişkiler normalleşmeli
İ
srail’in Türkiye üzerinden taşımak istediği gaz projesinde fizibilite tamamlandı. İki ülke arasındaki ilişkilerin daha da normalleşmesi beklenecek. İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen, Türkiye’nin İsrail gazının taşınması için en iyi ve en uygulanabilir güzergah olduğunu belirterek, “Fizibilite çalışmaları özel sektör tarafından çoktan tamamlandı, projeler sadece zaman meselesi. Bölgede şu anki durum Türkiye ve İsrail için enerji iş birliğine yönelik böyle bir anlaşmayı gerektiriyor.” dedi. Cohen, iki ülke ilişkilerinin normalleşme
34 Haziran
2016
sürecinin tamamlanmasının ardından, Türkiye ile muhtemel bir gaz anlaşması yapılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ve İsrail arasında boru hattı yapılmasına yönelik hazırlanan projelerin uygulanabilir olduğunu vurgulayan Cohen, bu konuda özel sektörün iyi niyetini ortaya koyduğunu söyledi.
HABER
www.elektrikdergisi.com
Türkiye enerjiyi Afrika’da arıyor Enerji Bakanlığı, Gabon, Etiyopya, Kenya, Somali, Mozambik, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gana, Moritanya, Tanzanya, Fildişi Sahilleri ve Nijerya’yı ziyaret etmesi için enerji takımları oluşturuyor. Heyetler bu ülkelerle enerji ve maden anlaşmaları yapmak için çalışacak.
E
nerji sektörüne yönelik yatırımlar komşu ve çevre ülkelerin ardından Afrika kıtasına uzanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin Afrika ülkelerine yönelik yatırımlarını artırmak için harekete geçti. Bu kapsamda öncelikli olarak 2011 yılından itibaren Mısır, Cibuti, Kamerun, Nijer gibi ülkelerle yapılan enerji ve maden anlaşmalarının kapsamına yeni ülkeler dahil ediliyor. Nijerya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gabon, Somali, Etiyopya ve Kongo ile de benzer anlaşmaların imzalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Ayrıca hem kamunun hem de özel sektörün Afrika’daki yeni yatırımları da desteklenecek. Kamu ve özel sektörün Afrika’yı tanıması ve yatırım fırsatlarının öğrenilmesi amacıyla oluşturulan ‘Enerji Takımları’ mekanizması genişletiliyor. Bugüne kadar Sudan, Yemen ve Nijer’e bürokratlar ve işadamlarının yer aldığı enerji takımları gönderilmişti. Enerji Bakanlığı önümüzdeki dönemde, Gabon, Etiyopya, Kenya, Somali, Mozambik, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gana, Moritanya, Tanzanya, Fildişi Sahilleri ve Nijerya’yı öncelikli ülkeler olarak ziyaret etmeyi planlıyor.
36 Haziran
2016
AB: “Türkiye enerjide stratejik ortağımız”
T
ürkiye Delegasyonu Ticaret, Ekonomi, Tarım ve Enerji Bölüm Başkanı Gargya Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki gelişimini yakından takip ettiklerini söyledi. Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Ticaret, Ekonomi, Tarım ve Enerji Bölüm Başkanı Balazs Gargya, “Türkiye’yi enerji konusunda stratejik ortak olarak görüyoruz ve enerji alanında görüşmelerimize devam etmek istiyoruz.” dedi. Uluslararası Jeotermal Enerji Kongresi’nde Gargya, AB ve Türkiye’nin enerji konusunda olumlu görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi. AB olarak Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki gelişimini yakından takip ettiklerini dile getiren Gargya, Türkiye’nin enerjide 2023 hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlediğini belirtti. Gargya, AB ve Türkiye arasında düzenlenen Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu Toplantısı’nın ilk kez geçen yıl yapıldığını hatırlatarak, “Taraflar arasında kısa süre içinde ikinci toplantı gerçekleştirildi. Biz, Türkiye’yi enerji alanında stratejik ortak olarak görüyoruz ve enerji alanında görüşmelerimize devam etmek istiyoruz.” diye konuştu. Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki yasal düzenlemelerini hızlandırması gerektiğine dikkati çeken Gargya, enerji şirketleri için lisanslama süreçlerini kolaylaştırmanın Türkiye’nin 2023 yılı için belirlediği hedeflere ulaşmasında önemli katkı sağlayacağını kaydetti.
HABER
www.elektrikdergisi.com
“EPDK, doğalgaz ve ithal kömürde yeni yatırıma izin vermemeli” Limak Holding’in yönetim kurulu başkanı Nihat Özdemir, EPDK’ya bir çağrıda bulundu. Arz fazlalığı ve düşük fiyatlar nedeniyle enerjiye yatırım yapanların genel olarak morallerinin iyi olmadığını aktaran Özdemir, “Hem enerji fiyatları hem de arz fazlasından dolayı beş yıl önce bankalarımızın en iyi baktıkları ve finanse ettikleri sektör olan enerjide bugün durum öyle değil. Bu durum yatırımların bir nebze durmasına neden olacak” dedi. Sektördeki son gelişmeleri Ekonomist’e değerlendiren Özdemir, yatırımlarda yavaşlamayla yeni santrallerin devreye girmemesi durumunda ise 2018’de enerji fazlalığının ortadan kalkabileceğini öngörüyor. Bu noktada Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na (EPDK) bir çağrı yapan Özdemir, “Rüzgara, güneşe, yerli kömüre destekler devam ederken, doğalgaz ve ithal kömürde yeni yatırıma hiçbir zaman izin verilmemesi gerekiyor.” dedi.
Türkiye kurulu gücü 75 bin megavatı geçti
E
lektrik üretiminde kurulu güç Mayıs ayı sonu itibarıyla 75 bin 81 megavata ulaştı. Mayıs ayında toplam 454 megavat kurulu güç devreye alındı. Geçtiğimiz sene sonunda 73.120 megavat olan kurulu güçte yıl başından bu yana değişim yüzde 2.68 oldu, 1.961 megavat gücünde tesis elektrik üretmeye başladı. Santral sayısı 285 adet artarak 1.794’e ulaştı. 2016 yılında devreye giren kurulu gücün dağılımına bakıldığında, 563 megavat gücünde doğalgaz ile üretim, 424 megavat gücünde yerli kömür ile üretim, 364 megavat gücünde hidroelektrik, 263 megavat rüzgar enerjisi, 71 megavat jeotermal enerji, 194 megavat lisanssız elektrik kapsamında güneş enerjisi ve 2.4 megavat gücünde lisanssız rüzgar santrali devreye girdi. Lisanssız güneş enejisinde son durum itibariyle kurulu güç 443 megavata ulaşırken, lisanssız rüzgar enerjisinde bu değer 8 megavatta kaldı.
38 Haziran
2016
Putin: “Türk Akımı’ndan vazgeçmedik”
R
usya Devlet Başkanı Putin, ‘Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesinden vazgeçmedik ancak Türkiye ile bazı siyasi sorunlarımız var’ açıklamasını yaptı. Putin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Rusya’nın başkenti Moskova’da görüştü. İkili, görüşme sonrasında ortak basın toplantısı düzenledi. Putin, burada yaptığı konuşmada, “Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesinden vazgeçmedik ancak Türkiye ile bazı siyasi sorunlarımız var. Ayrıca, Avrupa Komisyonunun, söz konusu proje için konumunun netleşmesi gerekiyor. Şu an böyle bir netlik söz konusu değil.” dedi. Avrupa’nın Ruz doğalgazını ithal etmek istememesi halinde başka pazarlar bulacaklarını savunan Putin, Rus gazının İsrail’e ihraç edilmesi konusunda da görüşmelerin devam ettiğine işaret etti.
E LINEDLGRUBU Aydınlatma ve Küçük Enerji Dağıtım Sistemleri
APLİKLED Dekoratif Aplik
Aydınlatma Yönetim Sistemi
ELINESMART Donatılabilir Bürotik Priz Blokları
ELINEDK Şap ve Yükseltilmiş Döşeme Kanal, Buat ve Çıkış Kutuları
DABLINE Yükseltilmiş Döşeme Altı Enerji Dağıtım Sistemleri
PİRAMİT LED Armatürler
Kat Panoları
İÇ TESİSAT
ELINEFL/FLD İç Mekan Busbar Kanal Sistemleri
Konutlar, ticari ve endüstriyel alanlar için komple iç tesisat çözümleri... Kullanım Alanları: Ofisler Teknoloji Marketleri İş Merkezleri Okullar Bankalar Marketler İnternet Kafeler Mağazalar Laboratuvarlar Atölyeler Hastaneler Üretim Tesisleri
www.eae.com.tr
HABER
www.elektrikdergisi.com
“Elektrik dağıtım şirketleri mağdur ederlerse ceza olarak tarifeye yansıyacak”
E
PDK Başkanı Mustafa Yılmaz, ”Elektrik dağıtım şirketleri yükümlülüklerini yerine getirmez, vatandaşı mağdur ederlerse bu durum ceza olarak tarifeye yansıyacak” dedi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) denetimlerinde yeni dönem başladı. Buna göre vatandaşı mağdur eden ile müşteri memnuniyeti yüksek
olanın tarifesi değişecek. Kurum bünyesindeki daire başkanlığında elektrik, doğalgaz, petrol ve LPG piyasalarını ayrı ayrı denetleyecek sektörel denetim grup başkanlıkları oluşturdu. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, yeni hazırlanan denetim planı sayesinde özellikle yüksek fatura şikâyetleri, güvence bedeli iadeleri, abonelik başvurularında
yaşanan sıkıntılar, tüketicilere zamanında cevap verilmemesi, serbest tüketicilerin tedarikçi değişiminde yaşadığı zorluklar gibi konular hakkında da etkin inceleme ve soruşturma süreçleri yürütüleceğini ifade etti. Yılmaz, “Hizmet kalitelerini artırmak için gerekli yükümlülüklerini yerine getirmeyen şirketler, cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. Denetimlerimiz sahada da yoğun bir şekilde sürecek. Elektrik dağıtım şirketleri yükümlülüklerini yerine getirmez, vatandaşı mağdur ederlerse bu durum ceza olarak tarifeye yansıyacak. Tabii vatandaşa kaliteli hizmet sunan dağıtım şirketleri de bunun ödülünü yine tarifede bulacak” dedi.
“Doğalgaz fiyatları düşecek”
U
luslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol önümüzdeki yıllarda doğalgaz fazlalığı ile fiyatların da düşeceğini belirtti. 7. Uluslararası Enerji ve İklim Forumu’na katılan Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, “Petrol fiyatlarında hızlı yükseliş olmaz ama yatırım azlığı arz sıkıntısı oluşturabilir” açıklamasında bulundu. Birol, doğalgaz fiyatları için ise müjde verdi: ”Önümüzdeki yıllarda zor günlerin bizi bekleyebileceğini, yağmurlu günlerin bekleyebileceğinin bir habercisi olduğunu düşünüyorum. Petrol tarihinde ilk defa iki yıl üst üste bir düşüş oldu. Şimdiye kadar olmadığı kadar doğalgaz piyasaya gelecek önümüzdeki 5 yılda. Çünkü Amerika ve Avusturya birçok proje aynı anda sona eriyor. Piyasada doğalgaz fazlılığı olacak. Doğalgaz fiyatları da düşecek. Geçen sene yüzde 70 artış oldu.
42 Haziran
2016
HABER
www.elektrikdergisi.com
ELDER, “Elektriği Dağıtan Mesleklerin belgelendirilme Projesi”ni hayata geçirdi
E
lektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER), çoğu çok tehlikeli meslek grubunda bulunan elektrik dağıtım sektöründeki meslekler için “Elektriği Dağıtan Mesleklerin Belgelendirmesi Projesi”ni hayata geçirdi. Projenin tanıtım toplantısında konuşan ELDER Genel Sekreteri Uğur Yüksel, elektrik sektörünün dünyada ve Türkiye’de dönüşüm içerisinde olduğunu ve bu dönüşümde dağıtım hizmetlerinin piyasada farklı bir özelliğe sahip olduğuna dikkati çekti. Dönüşümün sadece piyasa yapısında olmadığını belirten Yüksel, teknolojik gelişmelerin de işi yapış şeklini değiştirdiğini söyledi.
Yüksel, akıllı şebeke kavramının kullanılmaya başladığı son yıllardan bu yana bilişim ve teknolojinin şebekeyi oluşturan ana elemanlar üzerindeki ağırlığının arttığını belirterek, “Elektrikte çalışacak teknisyen ve tekniker arkadaşlarımızın bu hizmeti yerine getirirken sahip olması gereken bilgileri ve yeterliliklerini Mesleki Yeterlilik Kurumunun rehberliğinde Avrupa Birliğinden sağlanmış bir fon çerçevesinde
T
Enerji borsasında yüzde 100 yerli yazılım dönemi 44 Haziran
2016
belirlemeye çalışacağız” dedi. ELDER’in belgelendirme kuruluşu olarak bu yazın sonunda elektrik dağıtım hizmetleri ile ilgili faaliyetlerine başlayacağını dile getiren Yüksel, “En önemli önceliğimiz iş güvenliği ve işçi sağlığı. Sıfır ölümlü iş kazası hedefiyle yola çıktık” ifadelerini kullandı. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkanı Adem Ceylan ise çalışma hayatına nitelikli eleman kazandırmayı hedeflediklerini, iş güvenliğinin birinci öncelikleri olduğunu ifade etti. Ceylan, MYK olarak meslek standartlarının hazırlanması ve belgelendirme yapılmasına ilişkin kaynak desteği sağlayacaklarını ifade etti.
ürkiye’nin enerji borsası Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ), elektrik piyasasında yüzde 100 yerli yazılım dönemini başlattı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın stratejik kurumlarda milli projelere ağırlık vermesinin ardından EPİAŞ da test aşaması biten “Yerli Gün Öncesi Yazılımını” piyasa katılımcılarının kullanımına açtı. EPİAŞ, spot elektrik ticaretinde referans fiyatın belirlendiği Gün Öncesi Piyasası’nın (GÖP) yazılım ve optimizasyon algoritmasını öz kaynaklarıyla geliştirmeyi başardı. EPİAŞ yetkililerinden edinilen bilgiye göre, elektrik piyasasında işlem yapan yerli ve yabancı yatırımcılar alış-satış işlemlerini ilk kez bugün yerli yazılım üzerinden gerçekleştirecek.
HABER
www.elektrikdergisi.com
ÇinlilerDEN Türkiye’ye güneş enerjisi yatırımı
T Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu TÜPRAŞ İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 1968 yılından bu yana aralıksız gerçekleştirdiği, sanayinin devler ligini belirleyen “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2015” araştırmasının sonuçları açıklandı.
İ
SO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan tarafından basın toplantısında açıklanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2015 araştırmasına göre, sanayinin zirvesinde üretimden satışlarda 35 milyar 437 milyon TL ile Tüpraş yerini korudu. Listede ikinci sırada 14 milyar 732 milyon TL ile Ford Otomotiv, üçüncü sırada 9 milyar 998 milyon TL ile Arçelik yer aldı. Böylece ilk 3 Koç Grubu şirketlerinden oluştu.
ürk enerji şirketi UCK Grup ile Çinli ortağının, Ege ve Marmara bölgelerinde toplam 116 megavatlık güneş enerjisi yatırımı gerçekleştireceği bildirildi. Şirketten yapılan açıklamaya göre, 116 megavatlık lisanssız güneş enerjisi projesi, 10 yıl boyunca kilovatsaat başına 13,4 dolar/cent alım garantisi kapsamında olacak. Çinli şirketin yüksek verimli güneş modülü ve teknik ekipmanları temin edeceği projede, Türk şirket ise proje geliştirme süreci ve santrallerin yapımını üstlenecek.
Ulusoy Elektrik’ten, Katar ihaleleriyle ilgili açıklama
U
lusoy Elektrik,daha önce Katar’da katıldığı 2 ihalenin devam ettiğini bildirdi. Ulusoy Elektrik tarafından yapılan KAP açıklamasında,şirketin Qatar General Electricity & Water Corporation (Kahramaa) , tarafından 29.10.2015 tarihinde gerçekleştirilen 11 kV Metal Clad hücre alımı ve 500, 1000, 1600 kVA trafo alımı ihalelerine (toplam iki adet ihale) katıldığını belirtti. Açıklamada söz konusu ihalelerin henüz sonuçlanmamış olduğu, ihaleyi düzenleyen kuruluş olan Kahramaa tarafından değerlendirme süreci devam ettiği belirtildi. Bu çerçevede teknik detaylar hakkında görüşmelerin sürmekte olup, henüz ihale sonucuna ilişkin öngörü oluşturacak bir bilgi verilmediği bildirildi. Ayrıca açıklamada sürecin devam etmesi nedeniyle, Qatar Elektrik İdaresi Kahramaa’ nın talebi üzerine ihale için alınan teminat mektuplarımızın süresi 29.07.2016 tarihine kadar uzatıldığı, bu sürenin , teminat mektuplarının vadesini ifade etmekte olup, ihalenin sonuçlanma tarihi ile ilgili bir gösterge olmadığı bilgisine yer verildi. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Başkanı Adem Ceylan ise çalışma hayatına nitelikli eleman kazandırmayı hedeflediklerini, iş güvenliğinin birinci öncelikleri olduğunu ifade etti. Ceylan, MYK olarak meslek standartlarının hazırlanması ve belgelendirme yapılmasına ilişkin kaynak desteği sağlayacaklarını ifade etti.
46 Haziran
2016
HABER
www.elektrikdergisi.com
ABB, ICCI 2016 Fuarı’nda müşteri odaklı Güç Şebekeleri çözümlerini sundu ABB, İFM’de gerçekleşen ICCI 2016 Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı’nda güç şebekeleri kapsamında ürün, çözüm ve DESTEK hizmetlerinde müşteri odaklı son teknolojilerini ziyaretçilere sundu.
F
uar süresince stand ziyaretçileri ile ABB’nin senelerdir küresel operasyonlar deneyimleriyle uzmanlaştığı güç ve trafo merkezleri, müşteri ihtiyaçları göz önüne alınarak yeniden tasarlanan gazla yalıtılmış şalter tesisleri(Gas Insulated Switchgear), dünyada su ve güç sektörleri başta olmak üzere 6000’in üzerinde operasyonda kullanılan Symphony Plus dağıtım kontrol sistemleri, çevresel etkileri en aza indirirken performas, verimlilik ve güvenilirlik alanlarında optimizasyonu sağlayan servis çözümlerimiz hakkında bilgiler paylaşıldı. ABB, ICCI fuarında portföyünde bulunan entegre elektrik, otomasyon, enstrümantasyon ve kontrol sistemlerini sundu. Ayrıca fuarda ABB’nin dünya çapındaki yaygın servis ağı sayesinde tüm enerji santrallerinin ihtiyaçlarına yönelik çözümler aktarıldı. Rüzgar, güneş, su, biomass gibi yenilenebilir veya termal, nükleer enerji tesislerinin ömür süresinin uzatılmasında ve servis takiplerinde sunduğu çözümler
48 Haziran
2016
ABB standında yer aldı. ABB, konvansiyonel elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımının yanı sıra yenilenebilir enerji üretiminde de kontrol, otomasyon, ölçümleme çözümleri sunar. Fuar süresince yenilebilir enerji santrallerinde üretilen enerjinin şebekeye aktarılmasında yüksek performans, düşük çevre etkisi ve sürdürülebilirlik konularındaki çeşitli sunum ve örnekler ABB standında müşterilere aktrıldı. ABB’nin trafo merkezleri hakkında yerel bilgisi ve global deneyimi sayesinde müşterilerine sunduğu anahtar teslim çözümler de ABB standında ziyaretçiler ile buluştu. ABB’nin yeniden tasarlayarak müşterilerine sunduğu gazla yalıtılmış şalter tesisleri ile ilgili görseller fuarda sergilendi. Bu yeni nesil tasarımla yüzde 30 hacimsel bir azalma sağlanmasının yanı sıra montaj ve uygulamaya alma zamanında da yüzde 40’lara varan bir kazanım elde edildi. Öte yandan bu yeni eko-verimli tasarım sayesinde SF6 gazlarının kullanımı da yüzde 40 civarlarında azaldı. ABB’nin gerçekleştirdiği kesintisiz araştırma ve geliştirmeleri ile en modern ve en geniş generatör devre kesici portföyü hakkında bilgiler de fuar süresince müşteriler ile paylaşıldı. ABB’nin ürettiği bu generatör devre kesiciler, operasyonel süreçleri ve maliyetleri azaltarak, enerji santrallerindeki temel ekipmanların korunmasında müşterilere artı değer sunuyor. Generatör devre kesiciler alanında 1954 yılından beri tasarım ve üretim tecrübesi olan ABB’nin 100’den fazla ülkede 8000’den fazla generatör devre kesicisi bulunuyor.
EATON’UN DEV TEKNOLOJİ TIRI 2. KEZ TÜRKİYE’YE GELDİ Eaton, EMEA’de 2016 yılında gerçekleştirmeyi planladığı Mobil Teknoloji Günleri turuna, Hannover Messe’den sonra Mayıs ayında Türkiye’de devam etti. Eaton, 17 Metrelik Dev Teknoloji tırını 2. kez Türkiye’de 5 farklı noktada konumlandırarak 11 teknoloji etkinliği düzenledi.
K
üresel Şirketin Ticari Projelere yönelik tüm yenilikçi elektrik çözümlerinin tanıtıldığı Eaton Mobil Teknoloji Günleri’nde, sergi alanı ve interaktif teknik seminerler birleştirilerek ziyaretçilere ulaştırıldı. Eaton’un konusunda uzman ekibinin de katıldığı etkinliklerde misafirler, uzmanlar ile karşılıklı görüşerek Eaton’un bu segmentteki çözümleri hakkında bilgi sahibi oldu ve mevcut işlerini danışma fırsatı yakalayabildiler. Eaton Elektrik Türkiye Ülke Müdürü İpek Demiray “Eaton Teknoloji Tırı etkinliği ilk kez 2015 yılında düzenlendi. Makina İmalatçıları ve Enerji Verimliliği teması üzerine hazırlandı. Bu yıl ise Türkiye’de 2 Teknoloji Tırı ağırlamayı planlıyoruz. İlk tır etkinliği Ticari ve Endüstriyel binalar için “Güvenlik” teması iken, ikinci Teknoloji Tırı Endüstriyel tesisler için “Enerji Verimliliği” teması üzerine olacak. Şu ana kadar İstanbul ve Ankara lokasyonları ziyaret edildi. 2016 yılı sonunda gerçekleştireceğimiz etkinlik kapsamında ise Endüstriyel ve Oil&Gas hedef kitlesi olan müşterilerimizi ziyaret etmeyi planlıyoruz. Hedefimiz daha çok şehire ve kişiye ulaşmak. Bu amaca ulaşabilmek içinse 2017 yılında İstanbul
ve Ankara dışındaki şehirler için bir teknoloji turu hazırlamak istiyoruz. Konya, Kayseri, Antalya gibi Anadolu’nun çeşitli noktalara ulaşmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. İpek Demiray ayrıca sözlerine şöyle devam etti “Eaton tüm sektörlerde pek çok alanda yer alıyor. Örneğin havacılık sektöründe, dünyanın en geniş yolcu uçağı olan Airbus A380 modelinin ağırlığını azaltmak gibi bir sorun ile karşılaştığında, uçak hidrolik güç üretiminde dünya lideri Eaton Havacılık grubu ile çalışarak motorunun hidrolik verimini artırarak ağırlığının azaltmasına, toplamda ise uçağın 1 ton hafiflemesine olanak sağlıyor. Audi ve Mercedes yine Eaton ile çalışarak ticari araçlarının motor verimlerini artırıyorlar. Teknoloji tırımızın güvenlik temasına dönersek, Acil Aydınlatma’da Avrupa lideri olarak Frankfurt Havalimanı’na 55.000 adet acil aydınlatma armatürünü merkezi batarya sistemi ile entegre bir şekilde biz temin ettik”. Teknoloji tırında sergilenen ve Hannover Messe’de ilk defa sunumu yapılan Eaton’un son ilgi noktası enerjinin depolanma ünitesi. Nissan ile ortak çalışarak, özellikle konutlar için “en karşılanabilir” enerji depolama ünitelerini geliştirmeye başladı. Eylül 2016’dan itibaren Avrupa’da satılmaya başlanması planlanan ‘xStorage’ ünitesinin akıllı telefonlardan da kontrol edilebilmesi planlanıyor. Burada amaç solar panelden gelen enerjinin seviyesine göre solar panel, şebeke ve solar enerji ile depolanmış batarya üzerinden yükün optimum bir şekilde beslenmesi ve şebekeden çekilen enerjinin minimum seviyede tutulması. Bu ürünün çıkış noktası elektrikli araçlarda kullanılan bataryalar.
49 Haziran
2016
HABER
www.elektrikdergisi.com
TORK EĞİTİM ÇALIŞMALARINA DEVAM EDİYOR
S
MS-TORK’un uygulamalı bayi ürün eğitimi 2-3 Haziran 2016 tarihinde Gebze Fabrikasında gerçekleşti. Seminer daha önce olduğu gibi katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Türkiye’nin farklı noktalarında bulunan 9 bayiden 25 kişinin katılımı ile gerçekleşen eğitim, teorinin dışında uygulamalı olarak da katkı sağladı. “ Katılımcıların karşılaşma ihtimali olan sorunları önceden inceleme şansını bulduğu uygulamalı bayi ürün eğitiminde pek çok sektöre yönelik geniş ürün yelpazesi tanıtıldı. İki gün süren eğitimlerin ilkinde Endüstriyel akışkanların kontrol ekipmanları hakkında bilgi verilmesinin ardından
üretim yerinin incelenmesine geçildi. İkinci gün Ölçü kontrol ürünlerine ayrıldı. Distribütörlüğü yapılan sekiz markaya ait alanında uzman satış kadrosunun ürünler ve çözümleri tanıtmasından sonra
soru - cevap kısmına geçildi. Katılım ve ilgiden oldukça memnun kalınan eğitim akşam yemeği ile devam etti. Eğitimini başarıyla tamamlayan katılımcılara SMS-TORK eğitim sertifikası verildi.
VİKO’NUN WEB SİTESİNE “ALTIN ÖRÜMCEK” ÖDÜLÜ
V
İKO by Panasonic, teknolojik gelişmeler ve dijital trendlerdeki değişimi de dikkate alarak hayata geçirdiği yeni web sitesi projesiyle Türkiye’nin en prestijli web ödüllendirme süreci olan “Altın Örümcek” tarafından üretim ve sanayi kategorisinde üçüncülük ödülüne layık görüldü. Üretim faaliyetinde bulunan 600’ün üzerinde kurumsal şirketin web sitesinin değerlendirmeye alındığı bu önemli ödül sürecinde özgün tasarımı, kullanıcı dostu menüleri ve dijital trendleri yansıtan yapısı ile VİKO by Panasonic sitesi, üç kategoride birden Türkiye’nin en beğenilen web siteleri arasına girmeyi başardı. Aynı zamanda proje liderliğini de yürüten VİKO by Panasonic Pazarlama Direktörü Aysel Özaltınok, proje ajansına ve emeği geçen VİKO ekibine yönelik olarak yaptığı teşekkür konuşmasında “Kuruluşumuzun dijital alanda dışa açılan penceresi niteliğinde olan web sitemizin de sektörümüzdeki lider ve öncü kimliğimizi yansıtacak kalitede olduğunu bu ödülle birlikte tescillemiş olduk. Ürün ve hizmetlerimize dair kurumsal iletilerimizin, profesyonel bir iletişim mimarisi ile yer aldığı web sayfamızda emeği geçenlere ve Altın Örümcek Jüri üyelerine teşekkür ediyor, yüzlerce sanayi kuruluşu arasından sıyrılarak ülkemizin en iyi ilk üç web sitesi arasında yer almanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.
50 Haziran
2016
DÜNYA EN ZORLU SINAVINDAN GEÇMEK İÇİN ÇALIŞIYOR MU? Dünya en büyük sınavını küresel ısınmayı önlemek, iklim değişikliği ile mücadele için veriyor. Sürdürebilir Üretim ve Tüketim Derneği, Dünya Çevre Günü’nde gezegenin kahramanı olmak için tasarrufun önemini vurguladı.
S
ürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) tarafından 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yapılan açıklamada, küresel ısınmayı önlemek, Paris Anlaşması gereği sıcaklık artışını 2 derece altında tutmak için hepimizin çalışması gerektiğine dikkat çekildi. İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkan Yardımcısı ve Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu gezegenimizin geleceğini kurtarmak için öğrencilerden ev kadınlarına, iş adamlarından çalışanlara kadar herkesin yapabilecekleri olduğuna, tasarrufun en kolay ve en önemli adım olduğuna vurgu yaptı. Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu üretirken ve tüketirken gezegenimize, küresel ısınmaya yaptığımız etkiyi hep düşünmeliyiz dedi. Karaosmanoğlu sözlerine şöyle devam etti: “İlk adımımız tasarruf olmalı. Başta enerji tüketirken olmak üzere her çeşit ürünü kullanırken tasarrufu düşünmeliyiz. Tasarruf demek cebimizden para çıkmadan, hatta harcamalarımızda azalma ile çevremizi, gezegenimizi korumak ve kollamak demektir. Enerji tasarrufunu başarırsak, elektrik faturamızdaki her düşüş gezegenimiz için bir kahramanlık, iklim değişikliği mücadelesinde de galibiyetimiz olur.” Sanayide tasarrufun kaynakların verimli kullanımı ile sağlanabileceğine dikkat çeken Prof. Karaosmanoğlu, aynı bir ürünü daha az enerji, daha az ham madde kullanarak üretmek mümkün diyerek tasarruf yaparak iklimle mücadele edelim çağrısını yaptı.
Kolay ve bedava adımlarla başlayalım diyen Karaosmanoğlu üç öneri yaptı: •
•
•
Bilgisayar, televizyon, uydu alıcısı, müzik seti gibi aletlerimizi kullanmadığımız zamanlarda mutlaka düğmelerinden kapatalım. Kumandayla kapatmak yetmez. Bekleme modunda elektrik tüketiliyor ve azar azar faturamız artarken, gezegenimiz de kirleniyor. Eğer cihazlarınızı kapatmayı unutuyorsanız, küçük hatırlatıcı notlar asarak bunu alışkanlık haline getirebilirsiniz. Çamaşırlarımızı termostatlı ve buharlı ütü kullanarak az nemli durumdayken ütüleyelim. Böylelikle hem daha hızlı ütü yapmış olur hem de kırışıklıkları başarıyla yok edebiliriz. Ütüleme sonuna küçük parçaları bırakalım ve bunları ütümüzü prizden çekip ütüleyelim. Fırınımızı iyi tanıyalım. Doğru sıcaklığı seçerek yemeklerimizi pişirelim. Yemeğimiz pişerken sık sık kapağını açmayalım. Ocakta alevi tencere dışına taşırmadan pişirelim.
51 Haziran
2016
HABER
www.elektrikdergisi.com
Kamu Teknoloji Platformu Başkanı Erdem Akçıl, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Johannes Zutt ile konferansın onur konuğu Amsterdam Smart City projesinin Düşük Karbon ve Bağlantılı Şehir Planlama alanında Kıdemli Strateji Danışmanı Frans Anton Vermast akıllı şehirler sistemine Türkiye’nin nasıl daha hızla geçebileceği hakkında bilgi verdi.
Akıllı kütüphaneler geliyor
MAKEL AKILLI ŞEHİRLER KONFERANSI’NA SPONSOR OLDU Uluslararası Akıllı Şehirler Konferansı, şehirleşme problemlerinin çözümü için akıllı şehir uygulamalarını masaya yatırdı. Dünya Bankası’nın Türkiye ile şehirleşme konusunda çalışmaktan memnun olduğunu açıkladığı konferansta, elektrikli arabaların tercih edildiği, halkın tasarruf ettiği enerjiyle kurabiye satın aldığı, güneş panelleriyle kendi enerjisini üreten binaların şehri Amsterdam’ın Türkiye için örnek olup olamayacağı tartışıldı
T
ürkiye için ideal akıllı şehir projelerinin konuşulduğu Uluslararası Akıllı Şehirler Konferansı, Ankara’da düzenlendi. 4-5 Mayıs tarihleri arasında Makel Şirketler Grubu’nun bronz sponsor olarak yer aldığı organizasyonda, akıllı şehirlerde güvenlik, sürdürülebilirlik, Türkiye’deki şehirler için en ideal modellemeler masaya yatırıldı. Fuaye alanına kurulan Makel standından akıllı ev ve otomasyon sistemleri ve ürünler hakkında ziyaretçilere bilgiler verildi. Uluslararası Akıllı Şehirler Konferansı’nın ikinci gününün açılış konuşmalarını gerçekleştiren
52 Haziran
2016
Türkiye’deki şehirlerin hızla akıllanması gerektiğine dikkat çeken Kamu Teknoloji Platformu Başkanı Erdem Akçıl sözlerine şöyle devam etti: “Enerji, güvenlik, ulaşım anlamında 6 farklı yatırım projesi ile hayatı kolaylaştıracağız. Ankara’da pilot uygulamalarını hayata geçireceğimiz Akıllı Şehir projesi kapsamında; akıllı kavşaklar trafiği rahatlatacak, belediye binasını akıllı hale getirerek ile yüzde 20’den fazla enerji tasarrufu sağlayacağız. Ulaşımda bisikleti yaygınlaştırarak, metro istasyonlarında akıllı kütüphaneler kuracağız. Kamu Teknoloji Platformu olarak amacımız; bu çalışmalar ile sorunların çözümüne katkı sunmak ve uygulamaları başta Ankara’da olmak üzere tüm Türkiye’de yaygınlaştırılması için bir dönüşüm hareketini başlatmak.”
Türkiye’ye 500 milyon dolarlık destek Dünya Bankası Türkiye Direktörü Johannes Zutt ise Türkiye’nin başarılarının yurt dışında da takip edildiğine dikkat çekti. Dünya Bankası’nın 2015 yılında yayımladığı Türkiye Şehirleşme Raporu’nda yer alan sürdürülebilir şehircilik anlayışına dikkat çeken Zutt, akıllı şehirlerin yalnızca teknolojik şehirler olmadığını aynı zamanda yaşanabilirlik, erişim, trafik ve çevresel sorunlarından arınmak için tüm paydaşların birlikte hareket ettiği şehirler olduğunu ifade etti. Dünya Bankası olarak Türkiye’de şehirleşmeyi desteklediklerini söyleyen Zutt, bu noktada hükümet ile ortak bir anlaşma yaptıklarından da bahsetti. Çevresel ve finansal anlamda şehirlerin akıllanması gerektiğini dile getiren Zutt, 500 milyon dolarlık belediye projesi olduğunu aktardı. Zutt, Türkiye’nin başarılarından dolayı dünyada birçok ülke tarafından örnek alındığına da dikkat çekerek Dünya Bankası olarak Türkiye ile çalışmaktan mutluluk duyduklarını belirtti.
MAKEL CEZAYİR BATIMATEC FUARI’NDA Cezayir’in başkenti Alger şehrinde 03-07 Mayıs tarihleri arasında yapılan Batımatec 2016 Fuarı’na katılan Makel Şirketler Grubu geniş ürün yelpazesini fuara katılan ulusal ve uluslararası ziyaretçilere tanıttı.
C
ezayir’in öneli fuarları arasında yer alan ve her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği Batımatec Fuarı gerek katılımcı profili gerekse de ziyaret eden kişi sayısı açısından oldukça verimli geçtiği bildirildi. Elektrik, Led ve elektronik sektöründen birçok yerli ve yabancı firmanın iştirak ettiği fuarda firmalar birçok potansiyel müşteri grubu karşılıklı görüşme şansı buldu. Makel Şirketler grubu; anahtar prizden şalt ve endüstriyel ürünlere, akıllı ev ve otomasyon sistemlerinden, pazara yeni sunma hazırlıklarını sürdürdüğü LED grubu ürünlerini gelen ziyaretçilere sundu. Batımatec Fuarı’na başkent Alger’in yanısıra Setif, Constantine, Oran ve Annaba şehirlerinden yoğun ziyaretçi katılımı olduğu gözlendi. Son yıllarda inşaat sektörünün yükselişte olduğu Cezayir pazarında Türk malı anahtar & priz ürünleri ile şalt ve endüstriyel ürünlerde Makel olarak izlenen doğru stratejiler sayesinde marka bilinirliğinin Makel ürünlerin satın alınması yönünde hızlı bir yükseliş trendinde olduğu belirtildi. Cezayir’de inşaat faaliyetlerinin 2012 yılında 41 milyar dolar değerinde olduğu belirtilirken İnşaat sektörünün ortalama olarak yüzde11 oranında ekonomiye katkı sağladığı bildirildi.. 2012-2025 yılları arasında Cezayir’de, inşaat faaliyetlerinin değerinin yıllık ortalama yüzde3,9 artarak 2025 yılında 67 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini belirten Makel yetkilileri, inşaat faaliyetlerini etkileyen nüfusun 2012-2025 yılları arasında yıllık ortalama yüzde1,1, gayri safi yurt içi hasılanın ise yıllık ortalama yüzde3,7 artması beklendiği bilgisi verildi. Buna bağlı olarak Cezayir’de 2010 yılında nüfusun yüzde72’si olan kentleşme oranı, 2025 yılında 34,3 milyon kişi ile nüfusun yüzde81,7’sini oluşturacağı öngörüldü.
SIemens Türkiye’nin İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Yusuf Bulut
S
iemens Türkiye’nin İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörlüğü’ne Haziran ayı itibarıyla Yusuf Bulut getirildi. 8 yıldır Siemens’te farklı ülkelerde ve pozisyonlarda görev yapan Yusuf Bulut, Belçika’daki Hasselt Üniversitesi’nde, Uluslararası Pazarlama ve Satışta Uzmanlık alanlarında eğitim aldı. Ardından, Pazarlama Teknikleri ve Psikoloji doktorasını tamamladı. Yusuf Bulut, Siemens’te sırasıyla Pazarlama ve İletişim Koordinatörü, Siemens Belçika/Lüksemburg İş Geliştirme, Pazarlama İletişimi ve Stratejisi Başkanı olarak görev aldı. Bulut son olarak, Siemens AG’nin İletişim ve İdari İlişkiler Bölgesel Koordinasyon Başkanı idi. Bu görev kapsamında, organizasyon özelinde iş stratejisini iletişim stratejilerine uyarlama, bütçe yönetimi, markanın iş ve verimlilik hedeflerini gerçekleştirme noktasında başarılı çalışmalar gerçekleştirdi.
53 Haziran
2016
HABER
www.elektrikdergisi.com
EVRENSEL GURURUMUZ PROF.DR.MİTHAT İDEMEN’E KİTLESEL SAYGI… ‘’BİLİM ve TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞAMINDA AÇTIĞI IŞIKLI YOLLARIN ÖNDERLERİ İLE YAŞADIKLARI DÖNEMLERDE BİRLİKTE OLMAK VE BU YOLDA HARCANAN EMEKLERİ PAYLAŞMAK İÇİN’’EMO TARAFINDAN DÜZENLENEN ‘’SAYGI BULUŞMALARI’’ ETKİNLİĞİNİN İLKİ, SAYGIN BİLİM İNSANI PROF.DR.MİTHAT İDEMEN ADINA İ.T.Ü. GÜMÜŞSUYU BİNASINDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ.
P
rof. Dr. Mithat İdemen`in çalışma arkadaşları, öğrencileri ve yakınlarının oluşturduğu 200`e yakın kişinin katkı ve katılımıyla yapılan etkinlikte coşkulu ve duygusal anlar yaşandı. Buluşma Mithat İdemen’e sürpriz olarak hazırlanan fotoğraf sergisi ve kitapçık ile zenginleştirildi. Prof. Dr. Tayfun Akgül`ün
54 Haziran
2016
kolaylaştırıcılığını yaptığı etkinlik, Selçuk Esen`in açılış konuşması ile başladı. Selçuk Esen`in kürsüye çağırdığı Yönetim Kurulu Başkanı Erol Celepsoy, Mithat İdemen ve mesleğe emeği geçen herkese minnet ve şükranlarını sundu. Etkinlik Celepsoy`un ardından Osman Bahadır`ın sunumu ile devam etti. Bahadır Matematik ve Elektromagnetik Alanın Tarihsel Perspektifi adlı sunumunda, elektrik
ve elektromanyetik alanın tarihine kısaca değindikten sonra İdemen`in bu alandaki katkılarını aktardı. Osman Bahadır konuşmasında özetle şunları söyledi: “Modern matematik ancak 18. Yüzyılın sonlarından başlayarak Mühendishane kanalıyla ülkemize girme ve öğretilme imkanı bulabilmiştir. Emin ve Tahir paşalar, ülkemizdeki modern matematiğin öncüleridir. Modern matematik
öğretimi, Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa ve Gazi Ahmed Muhtar Paşa’dan sonra, Mehmet Nadir ve Salih Zeki kuşağı ile temsil edilmiş, 20. Yüzyılın başlarında da Hüsnü Hamit Sayman ve Kerim Erim yeni matematikçi kuşağının öncüleri olmuşlardı. Cumhuriyet döneminde 1933-1948 yılları arasında ülkemizde Kerim Erim, Ratip Berker, Cahit Arf, Ali Yar, Mustafa İnan, Nazım Terzioğlu, Ferruh Şemin, Lütfi Biran, Orhan Ş. İçen’den ve daha başkalarından oluşan önemli bir matematikçiler kuşağı görev başında bulunuyordu. 20. Yüzyılın ikinci yarısında artık Cumhuriyet döneminde doğmuş değerli matematikçiler kuşağı da iş başındadır. Ratip Berker’in öğrencisi Mithat İdemen ve Erdoğan Şuhubi , bu dönemde saf matematik araştırmalarının ötesinde, uygulamalı matematiği, kendi uzmanlık alanlarında bilimin gelişmesini hızlandıran bir araç olarak daha ileri noktalara taşıdılar. Mithat İdemen, elektromagnetizma teorisinin hem uluslararası hem de ülkemizdeki gelişimine, gerek matematik uygulamalarıyla gerekse doğrudan teoriye özgü çalışmalarıyla katkılarda bulundu. Elektrik bilgisinin yayınlar aracılığıyla ülkemizde yayılmasının da yaklaşık iki asırlık bir geçmişi vardır. Fakat bu sürenin önemli bir bölümünde elektrik bilgisi elektrostatik bilgisiyle sınırlı kalmıştır. Elektromagnetizma konusundaki ilk bilgileri, Salih Zeki bey, Mehmet Emin Kalmuk, Mehmet Refik Fenmen, Kamuran Sırrı bey, Ahmet Akhunlar vermişti. Fakat Pof. Dr. Mithat İdemen’in
Prof.İdemen, (soldan sağa) Prof.Dr.Eren Erdoğan,kızı Prof.Dr. Sibel Ertan,eşi Güner İdemen, Selçuk Esen (EMO), EMO İstanbul Şubesi Başkanı Erol Celepsoy ile birlikte.
bu bilim insanlarından farkı, elektromagnetizma teorisine hem bilimsel hem de matematiksel katkılarda bulunmuş olmasıdır. Maxwell denklemleri, farklı fiziksel ortamların arakesit yüzeylerinde gözlenen süreksizliklere yanıt vermiyordu. Prof. İdemen çalışmalarında, elektromagnetik olayın distribüsyonal niteliği ile rölativistik niteliğini belirgin biçimde öne çıkararak, değişik fiziksel bünyeye sahip ortamların arakesit yüzeyinde gözlenen süreksizliklerin, matematik teoremlerin geçerlilik koşulları çiğnenmeden belirlenebilmesinin çözümünü sağlamıştır. İdemen, bu yaklaşımıyla özel görelilik teorisi ile elektromagnetik teori arasındaki ilişkiye yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Çalışmalarıyla yurt içinde ve yurt dışında birçok bilim ödülünün sahibi olan Prof. Dr. Mithat İdemen’in 2011’de ABD’de yayınlanan Discontinuities in the Electromagnetic Field adlı eseri, uluslararası elektromagnetizma literatürüne önemli bir katkıdır. Bilime katkılarda bulunan ve binlerce öğrenci yetiştiren Prof. Dr. Mithat İdemen, yaklaşık iki asırlık modern matematik tarihimizin en önde gelen
matematikçilerindendir. Bir asrı geçen elektromagnetizma teorisi tarihimizin ise en önde gelen simasıdır. “ İdemen`in çalışma arkadaşı Prof. Dr. Duran Leblebici ve öğrencilerinden Prof. Dr. Hamit Serbest birer konuşma yaparak, hocanın gerek mesleki gerekse kişisel yaşamlarındaki etki ve önemini üzerine kişisel duygu ve düşüncelerini aktardılar. Daha sonra söz alan ve uzun yıllar İdemen`in asistanlığını yapmış olan Prof. Dr. Alinur Büyükaksoy, Mithat İdemen`in mesleğe ve bilimsel çalışmalara katkılarından kimi anekdotları vurguladı. Mithat İdemen`in kızı Prof. Dr. Sibel Ertan`ın, bir baba olarak Mithat İdemen`in özelliklerini ve hala torunlarına kadar uzanan öğrenme/öğretme ve çalışma disiplinini kişisel anılarla birlikte aktarması yoğun ilgi topladı. Ardından kürsüye çıkan İdemen, bu etkinliğin düzenlenmesinin kendisinde yarattığı mutluluk ve heyecanı belirterek emeği geçen herkese teşekkür etti. Romantik bilimsel yolculuğunun köşe taşlarına değinen İdemen, bu duygu ve heyecanı öğrencilerine aktarmak için denediği yöntemleri ve kimi sonuçlarını aktaran bir konuşma yaptı.
55 Haziran
2016
RÖPORTAJ
www.elektrikdergisi.com
İbrahim Tatlıses’in “Urfa’da Okusford vardı da biz mi okumadık” sözünü önemsiyorum.
“Bilim ortamı olmadan bilim adamı yetişmesi mümkün değil”
Üniversitede yöneticilik benim anlayışıma göre sadece arkadaşlarını ya da grubu temsil etmek demektir. Üniversitede herkes görevini, ne yapacağını bilir, onların başına çoban gerekmez. Görüyorum maalesef bazı yöneticiler bu işi çobanlık gibi algılıyorlar ve ekiplerini çok hırpalıyorlar, hoş olmayan davranışlarda bulunuyorlar. Bu üniversiteye yakışan bir davranış değil ve üniversitede huzur bırakmıyor. 56 Haziran
2016
S
ayın Hocam, siz Urfa kökenlisiniz. Sizin gibi Urfa’lı olan bir ünlü kişi de İbrahim Tatlıses. Ve kendisinin belleklere yerleşmiş bir sözü ünlüdür; “Urfa’da Okusford vardı da biz okumadık mı?” demiştir. Urfa’da Oksfort yoktu, ama siz bir Urfa’lı olarak, Oksfort eşdeğeri okullarda okudunuz, hatta hocalık yaptınız.
Bu konuda bir değerlendirme yapar mısınız? İbrahim Tatlıses’in bu sözünü çok önemserim. Sözün söyleniş üslubundan öyle anlaşılıyor ki; kendisini kıskanan bazı meslektaşları O’nun eğitimsizliğini dedikodu konusu etmişler. Ama bu söz ta Osmanlı’ya kadar uzanan çok uzun bir dönemde Anadolu’nun eğitim bakımından tümden kendi haline terk edilmiş olmasının çok özlü bir ifadesidir. Cumhuriyet dönemindeki eğitim seferberliği bu açığı kapatmada çok zorlandı. Ben orta okula başladığımda Urfa’da lise yeni açılmıştı ve sadece birinci sınıfı vardı. Lise olmadığı için de çok aile çocuğunu orta okula, hatta ilk okula bile göndermiyordu. Çünkü, çok aile için, geleneksel kültürün etkisiyle, lise diplomasının erkek çocuklara askerde yedek subay olma hakkı sağlamaktan öte bir anlamı yoktu. Osmanlı döneminde Anadolu’da eğitime önem verilmiş olsaydı, Amerikalılar, İsviçreliler ve diğerleri oralarda okullar, kolejler açarlar mıydı? Tatlıses’in elinden tutan birileri olsaydı, belki de O dünyaca tanınan bir operacı olurdu. Devletin ilgisizliği bilime ve güzel sanatlara yetenekli yüzlerce, binlerce Tatlıses’in yok olması gibi bir sonuç doğurdu. Ben eğitimimi büyük bir şans olarak görüyorum. Kendi kendime, zorlayarak, bilime karşı duyduğum tutku ile, ilerleme sağlayabildim. Evde, ağabeyimden kalan matematik kitaplarını okuyor, problemleri
Türkiye’de bilimin geri kalmasının en büyük nedenlerinden biri fiziki ortamın oluşturulamaması. Tek tek iyi hocalar var. Meraklı gençler de var. Ama ortam sağlanmıyor, seminerler yeterince yapılmıyor, dergiler yeterince izlenmediği için dünyada olan bitenden haberdar olunmuyor. Bu yüzden de ortam oluşamıyor. çözmeye çalışıyordum ve bundan çok zevk alıyordum. Urfa’da, Harran Ovası’nda yapacak başka bir şey olmayınca bilimsel konular daha da çok ilgimi çeker olmuştu. Ben lise ikinci sınıfta iken babam evimizi İstanbul’a nakletmeye karar verdi. Lisenin son iki sınıfını Pertevniyal Lisesi’nde okudum. Orada hocalarımdan çok ilgi ve teşvik gördüm, çok mutluydum. Üniversiteyi Oxford ayarı bir yerde okumuş olsaydım, belki de daha başka biri olurdum.
Şimdi orta öğretimden gelen çocukların düzeyini nasıl buluyorsunuz, mühendislik fakültelerinde nasıl yetiştiriliyorlar? Şu anda çocuklarda korkunç bir ilgisizlik var. Aynı konuyu arkadaşlarımla da konuşuyorum, “İTÜ, eski İTÜ değil” diyorlar. Yani bu gösteriyor ki liseden çıkan çocuklar lisedeki programı hazmederek çıkmış değiller. Onun için de üniversitede okuyor gibi görünüyorlar fakat okumuyorlar, sadece bir sınıf yukarı çıkıyorlar. Şu anki ilgisizlik çok ürkütücü fakat ben çocukları da suçlamıyorum. Herhalde ülkenin genel durumu onlarda da bir şaşkınlık yaratıyor, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Çok kalabalık bir kitle niye okuduğunun farkında değil. Böyle olunca da örneğin hoca bir standardı tutturmak istiyor ama sınıfın büyük
bir kısmı ayak uyduramayınca hocalar da düzeyi düşürmek zorunda kalıyor. Gitsinler sonraki sınıflarda telafi etsinler demek zorunda kalıyorlar, yukarı sınıflarda da düzey düşük oluyor. Düzeyi düşüre düşüre en sonunda da diploma veriliyor. Ben Işık Üniversitesi’ndeyken benim gençliğimde İTÜ’deki standardı tutturmak hayaline kapıldık. Işık Üniversitesi’nde her dönem başında yemekli bir toplantı düzenlettirirdim. O toplantıda ders verecek hocalar, mütevelli heyeti ve rektör ile toplanırdık. Hocalarda “Çok sayıda çocuğu sınıfta bırakırsak bizi atarlar mı?” endişesi vardı. Onlara devamlı “Siz Boğaziçi’nden mi İTÜ’den mi geliyorsunuz, orada ne yapıyorsanız burada da aynısını yapacaksınız” derdim. Burada kimse parayı verirsin, diplomayı alırsın psikolojisine girmemeli. Çünkü bu çocuklara günahtır. Gerekirse 4 değil 7 senede alsınlar, hiç olmazsa ciddi bir okuldan diploma aldım diyerek övünsünler” diyordum. Öncesinde öğrenciler sıkıldılar ama şimdi övünüyorlar. Bizim zamanımızda öğrenciler üniversiteye bilinçli olarak geliyorlardı. İsteyerek geliyorlardı, hocalardan bir şeyler kapmak niyetindelerdi ve yapıyorlardı. Çocuklar şimdi soru sormuyor, hayret ediyorum. Bugün, Türkiye’deki çocukların büyük bir kısmı tahmin ediyorum Avrupa’daki, Amerika’daki öğrencilerle kıyaslansalar daha aşağı
57 Haziran
2016
RÖPORTAJ
www.elektrikdergisi.com
düzeydeler. Oralara gidenler ise başarılı oluyorlar. Çocuklar söyleneni ezberliyorlar ama anlamıyorlar. Onlara soru sorduğunuzda alakası olmayan cevaplar veriyorlar. Ama çocuklara kızmıyorum çünkü o yükü kaldıramayacak çocukları alıyoruz. Onlar da sızlanmıyorlar, kalkıp bir soru bile sormuyorlar, gidiyorlar geliyorlar.
Öğretim üyeliğiniz boyunca uzun yıllar da yöneticilik görevlerinde bulundunuz. Üniversite yöneticiliği ile öğretim üyeliği bağdaşıyor mu, çelişen yanları var mı? Üniversitede yöneticilik benim anlayışıma göre sadece arkadaşlarını ya da grubu temsil etmek demektir. Bir grubun kıdemlisi onlar yerine kağıtları imzalar, toplantılara katılır. Üniversitede herkes görevini, ne yapacağını bilir, onların başına çoban gerekmez. Görüyorum maalesef bazı yöneticiler bu işi çobanlık gibi algılıyorlar ve ekiplerini çok hırpalıyorlar, hoş olmayan davranışlarda bulunuyorlar. Bu üniversiteye yakışan bir davranış değil. Ben yönetici iken zamanımın yüzde üçünü bile yöneticiliğe harcamadım. Yöneticiyken dahi araştırmalarımla ilgilendim, zamanımı öğrencilerime harcadım. Fakat bazıları bunu despotça kullanılacak bir şeymiş gibi algılıyor. Bu da üniversitede huzur bırakmıyor. Üniversite bir fabrika değildir. İnsan, üniversitede beyniyle çalıştığı için, huzurlu, beyninin sakin olması gerekiyor. İnşaatta çalışan biri mutsuz olsa bile işini yapabilir fakat üniversitedeki kişinin asabı bozulmuşsa bir şey üretemez. Bu yüzden üniversitedeki yöneticilik değişik bir durum. Öğrencilere de dikkatli davranmak gerekiyor. Herkesin özel durumuna bakılmalı, yapıcı olunmalı. Hiçbir aşamada yönetmelikte böyle yazıyor bu halde böyle olmalı demedim.
58 Haziran
2016
Prof. Dr. İDEMEN ile Ersin KAYA
Sizce üniversite hocalığı ile bilim adamı olmanın arasında nasıl bir ilişki var, her hoca bilim adamıdır denilebilir mi? Önce bilimi tanımlamamız gerek. Bence bilim; etrafımızda oluşan olayların değişmez yasalarının kümesidir. O yasalar biz farkında olsak da olmasak da vardır. Bilim adamları o yasaları araştıran, bulan ve bizlere sunan kişilerdir. Bilim adamının, bu yasalara ilgi duyması, araştırması için her şeyden evvel bir bilim ortamının oluşması lazım. Bir bilim ortamının olması için bir kere bilime tutkuyla bağlı olan, bilimin peşinden giden kişilerin olması gerek. Fakat bunlar tek başına yeterli değil. Bu yetişmiş, tutkulu kişilerin yanlarına gençlerin de katılması ve onların da aynı şekilde tutkulu olmaları gerekiyor. Gençeler yetişmiş kişilerin dediklerini anlayacak, tartışacak ve daha ileri götürebilecek durumda olmalılar. Yetenekleri ve hevesleriyle bunu yapabilir olmalılar. Üçüncü bir öge olarak
da gençler ile senior durumunda olanları bir araya getiren fiziki bir ortamın olması lazım. Bu ortam bir yandan programlı dersler ve seminerler, diğer yandan da dergiler ve uluslararası konferanslar olabilir. Seminerlerde yetişmiş olanlar ve genç olanlar bir iletişim kurabiliyorlar ve bu hızlı bir iletişim oluyor. Dergiler aracılığıyla sağlanan iletişimse çok geniş çapta, hatta dünya çapında olabiliyor ama hız düşük oluyor. Yetişmiş olanlar yazdıklarıyla düşüncelerini, fikirlerini, hayallerini aktarabiliyorlar ve gençler bunları tartışarak araştırıyor. Böyle bir ortamın olması lazım. Dediklerimden de anlaşılacağı gibi bu üniversitenin dışına taşan bir şey. Üniversite öyle olabilir ki; dergiler izlenmiyor, gençlerde heves yok dolayısıyla da bilim adamının hevesi kayboluyor. Ama tersine böyle bir ortama hevesli, tutkulu birini koyarsanız, o ortamın içinde belli bir havaya kapılır ve tüm yeteneklerini ortaya koyabilir. Türkiye’de bilimin geri kalmasının en büyük nedenlerinden biri fiziki
Aziz Sancar’ı buraya getirsek, bana öyle geliyor ki oradan getirdiği hızla birkaç makale yazar fakat bir süre sonra aynı hızı kalmaz, yorulur. Etrafında gençler olacak ki soru sorsunlar, bilim adamına da heves gelecek, araştıracak, araştırdıklarını öğretecek. Ama bunlar olmayınca tek başına insan yapamıyor.
ortamın oluşturulamaması. Tek, tek iyi hocalar var. Meraklı gençler de var. Ama ortam sağlanmıyor, seminerler yeterince yapılmıyor, dergiler yeterince izlenmediği için dünyada olan bitenden haberdar olunmuyor. Bu yüzden de ortam oluşamıyor. Ben henüz Urfa’da iken hayalim böyle bir bilim ortamının içinde yaşamaktı. Sonra İstanbul’da lisede bunun oluşması için iyice heveslendim, üniversitede maalesef böyle bir şey bulamadım ama yine de hevesim vardı. Matematik asistanı olduğumda en genç bendim ve bu seminer fikrini de ben söyledim. Hocalar da benimsedi. İlk konuşmayı ben yaptım, ikinci konuşma da yapıldı fakat ardından Ramazan geldi ve hocalarımız bunu erteleyelim dediler ve seminer bitti. Elektrik Bölümünde de yapamadık ama TÜBİTAK’da seminerlerin sürekliliğini başarabilmiştik. Işık Üniversitesi’nde dekan olduğum 6 yıl boyunca “Cuma Seminerleri” yaptık. Seminerlere iktisatçıdan jeologlara kadar farklı dallardan isimler de katıldı. Yani bir bilim ortamı olmadan bilim adamı çok başarılı olamaz. Aziz Sancar’ı buraya getirsek, bana öyle geliyor ki oradan getirdiği hızla birkaç makale yazar fakat bir süre sonra aynı hızı kalmaz, yorulur. Etrafında gençler olacak ki soru sorsunlar, Bilim adamına da heves gelsin, araştırsın, araştırdıklarını öğretsin. Ama bunlar olmayınca, tek başına insan önemli bir şey yapamıyor.
Yurt dışına hocaların gönderilmesi ülkemizde bilim adamlarının çoğalmasına katkı sağlar mı? Eğitim sistemimizin çocuklarımızı çok ters yöne ittiği kanısındayım. Çocuklara, küçük yaşlardayken bilime, bilimsel konulara heves uyandıracak bir eğitim verilse, çocuklar da buna uygun yetişirler ve bunların içinden büyük bir grup
ülkeye yararlı olur. Kendi insanımızı nasıl eğiteceğimizi bilmiyoruz. “Yurt dışındaki bilim adamlarımızı getirelim” diyorlar. O adamı getirip ne yapacaksınız? Burada, yurt dışındaki gibi bir bilim ortamı yok. Bizim, bilim adamlarını burada yetiştirmemiz gerekiyor. Bilim statik bir olgu değildir. Devamlı tartışılır, gelişir, büyür. Tüm İslam alemi boyunca bilime ciddi bir katkı yapılmadı. Taşıma suyla değirmen dönmez. Buradaki hocalara bakarsanız hemen hemen tümü Avrupa’ya gidip bilim ortamını gördüler. Yine de olmuyor. Bunun için bilim ortamını burada oluşturmalıyız. Bilim ısmarlama programlarla olmaz. Kendi hayalinizi, gücünü akıtabileceğiniz programları oluşturmalısınız. Üniversitelerimiz şimdi YÖK’ün vesayetine teslim edildi. YÖK’tekiler Türkiye’deki en iyi bilim adamlarıdır denemez. Tüm planı, programı onlar yapıyor, onların da kapasitesi neyse üniversiteleri o kadarla sınırlıyorlar. Her şeye karışıyorlar ve bu bilim adamı olmaya müsait insanların kapasitelerini ortaya koymalarına engel oluyor, bilim havası yaratılamıyor. Üniversiteleri serbest bırakmalısınız. Bir üniversite matematiği çok okuturken öteki kültürel çalışmaları fazla tutar.
Pof. İDEMEN ile yaptığımız söyleşiye ENTES YÖNETİM KURULU ÜYESİ Ahmet T.UZUNKAYA (solda) da katıldı.
“YARATILANI YARATANDAN ÖTÜRÜ SEVMEK…” İTÜ’de EMO’nun düzenlediği toplantıda konuşan kızınız Prof. Dr. Sibel Ertan anıları arasında, çocukluklarında, adada yürüyüşe çıkarken yanınıza ekmek kırıntııları ve toz şeker alarak karınca yollarına serptiğinizi söyledi.
Bunu karıncaları yaratandan ötürü sevdiğinizin bir sonucu olarak yorumlayabilir miyiz?
Kulağa hoş gelen ama anlamsız olan bazı şeyler var, insanlar bunu tekrar ediyor. Hiç olmazsa insanın yaşamı, davranışları o abartılı cümlelere uygun olsa da birbiriyle bağdaşsa. Ben “Yaratılanı severim yaratandan ötürü” demedim, demem de. Yaratan talancıları, hırsızları, katilleri de yaratmış, ben onları sevmiyorum. Ben eminim peygamberimiz de onları sevmiyordur hatta peygamberimiz sık sık “Allah bunu sevmez” diyor. Ama bu cümleyi diyen kişinin davranışlarını kontrol etmesi gerekir. Kalabalığı toplayıp kininizi unutmayın demek bu sözle bağdaşmıyor. Benim davranışlarım bu sözü söyleyenlerden bu söze daha uygun.
59 Haziran
2016
ANKARA MEKTUBU Tuncay Derman, Haziran 2016
gelişmekte olan ülkelerin kaderi Köy Elektrifikasyonu - Kırsal Alan Elektro-Mekanizasyonu Günümüzden yaklaşık yarım yüzyıl öncesinden başlayarak Türkiye’nin, yıldız mertebesine yükselen, işlev ve faaliyetleri yönünden gelmiş geçmiş en dikkate değer bir kamu enerji organizasyonu olan Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) yönetimini, kuruluşundan itibaren Genel Müdür yardımcılığı görevi dışında Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak 6 yıla yakın bir süre üstlenen, bu görev sürecinde tarihe iz bırakan F. Behçet YÜCEL, redaksiyonu ve basımında naçizane katkım bulunan son kitabı “Köylerimizin elektriklendirilmesi”, yalnız enerji sektörümüzün ve bu sektörün başta gelen faaliyet alanı elektrik sektörümüzün değil, Türkiye siyaset, ekonomi ve elbette enerji tarihinin, toplumun gözünden kaçan, fark edenlerin ise geçen zamanda hafızalarında çok az bir kısmının kalmış olduğunu tahmin ettiğim önemli bir toplum projesine ve kaçırılan topyekün ülke kalkınmasına yönelik fırsatlara ışık tutuyor. Sayın Behçet YÜCEL’in geçen yüzyılın 70’li yıllarında tüm mesaisini tahsis ettiği başta gelen tutkusu, Türkiye ulusal elektrik sisteminin kurulması ve geliştirilmesi amacıyla birlikte A’dan Z’ye tüm Türkiye köylerinin elektriklendirilmesi olmuştur. elektrik enerjisinin günümüzdeki gelişme düzeyinin hazırlayıcısı bu iki büyük projeden Türkiye ulusal elektrik sistemi (Enterkonnekte sistem), TEK’in kuruluşu (1970) projelerin başlangıcı kabul edilirse, 10 yıl gibi kısa bir süre sonunda (1980), tüm köylerimizin elektriklendirilmesi ise Ulusal elektrik Sistemi’ni izleyen 10 yıl sonunda toplam olarak 20 yılda (1990) tamamlanmış bulunuyor.
60 Haziran
2016
Aslında TEK’in kurulmasının beklendiği süreçte 60’lı yılların ortalarından itibaren köylerimizin elektriklendirilmesi için dönemin Köy İşleri Bakanlığı (Yol, Su, elektrik-YSE Genel Müdürlüğü) ile Etibank enerji Grubu’nun ortak çalışması sonucu organizasyonlar oluşturulduğu ve ilk köy elektriklendirilmesi faaliyetlerinin yapıldığı biliniyor. 1970 yılında TEK kurulduktan sonra bu faaliyetler tek elden yürütülme olanağı elde edildiğinden büyük gelişme göstererek sürmüş, yukarıda belirtildiği gibi Türkiye’de o dönemde mevcut muhtarlık olarak yaklaşık 36 bin köyün yaklaşık yarısı ilk 10 yıl sonunda, kalan yarısı da ikinci 10 yıl sonunda Elektriğe kavuşturulmuştur. ABD kırsal alan Elektrifikasyonu Serüveni’ni anlatan geçen yüzyılın 60’lı yıllarında ABD’de yayımlanmış olan bir kitabın kapak resmi, artık antikacı ve turistik/ hediyelik eşya mağazalarında rastladığımız bir zamanların vazgeçilmezi olan gecelerimizin aydınlatma aracı gaz lâmbasıdır. Bu kitabın kapak resmindeki gaz lâmbası“devrilmiş bir gaz lâmbası’dır. Kitabın kapağında verilen mesaj, ‘devrilme’nin de ötesinde ‘yakılma’ olarak Türkiye’de ilk Köy Elektrik Tesisleri’nin işletmeye açılışlarından itibaren çok daha çarpıcı olarak yaşanmaya başlanmıştı. elektrik Tesisleri açılışına katıldığımız bazı köylerde, özellikle açılış töreni için seçilen akşam gün batımı saatlerinin alaca karanlığında elektrik ışıklarını yakan ana şaltere basılıp Köy ilk kez elektrik ışıklarıyla yıkanmaya başladığında, köyde ne kadar gaz lâmbası, hatta lüks denilen yine gaz yakıtlı, pompasıyla basınç sağlayan çağının daha güçlü ışık kaynakları, ayrıca fenerler, şamdanlar, mumlar sembolik olarak köy meydanına yığılıp ateşe veriliyor ve Köy
halkı tarafından kadınlı erkekli çocuklu bu ateş etrafında Kızılderili ayinleri gibi çember oluşturularak halay çekiliyordu. “Aman, elektrik kesilebilir, ne olur ne olmaz bu lâmbaları yok etmeyin” uyarılarımıza ise kulak asan olmazdı. elektrik denilen uygarlık olanağına, uygar dünyaya göre yarım yüzyılı aşan gecikme ile kavuşmanın tarih yazan sınır tanımaz coşkusuna bakın… Böyle olduğu içindir ki, muhtarlık olarak 36 bin köyün, bu köylerin mahalle, mezra, oba gibi dağınık bölümleriyle 36 bini ikiye üçe katlayan kırsal yerleşimin 20 yıl gibi kısa sayılacak bir sürede Elektriğe kavuşturulması tarihe mal olmuş, öve öve bitirilemeyecek müstesna bir başarı öyküsüdür. Ama hepsi o kadar… “Ama hepsi o kadar” derken, ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerin özellikle kırsal alan Elektrifikasyon modellerinin gelişmiş ABD ve Avrupa (özellikle ilerleyen yıllarda oluşan Avrupa Birliği’nin lider ülkeleri İngiltere, Fransa, Almanya…) Elektrifikasyon modelleriyle büyük farklılık gösterdiği gerçeği karşımıza çıkıyor. Bir defa, Köy Elektrifikasyonu uygulamalarına başlanması ve tamamlanması arasında Batı ülkeleriyle ülkemiz arasında yarım yüzyıl dolayında bir zaman farkı var. Tabii burada da önde olmayan Türkiye’dir. İkinci ve çok daha önemli fark ise ülke çapındaki Köy Elektrifikasyonu projelerinin gelişmiş ülkelerde ve özellikle ABD’de öncelikle kırsal alanın Ekonomik ve Sosyal kalkınmasını hedef alan bir program, hatta kampanya olarak ele alınmış olmasıdır. Aynı kırsal alan Kalkınması hedefi, model farklılığıyla Avrupa (AB) ülkeleri için de geçerlidir. Özellikle 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren gelişmiş ülkelerin hepsinde kırsal
alan elektrifikasyonunun bir “İç Pazar” oluşturma amacı olduğunu görüyoruz. Gelişmekte olan ülkelerde ise zaten en az 40 yıl gecikme ile başlayan köy elektrifikasyonu, genellikle Batı ülkelerinde olduğu gibi iç pazar oluşturma fırsatı olarak dikkate alınmamakta, Elektriğin ağırlıklı olarak Aydınlatma amacıyla kullanılmasıyla yetinilmektedir . Böyle olduğu için de bu ülkelerde ve tabii ülkemizde bu büyük proje kırsal alan Elektro-mekanizasyonu olarak değil, Köy Elektrifikasyonu diye tanımlanmaktadır. Eğer elektriklendirme sonucunda kırsal alanda bir elektrik iç pazarı oluşumunu destekleyecek özellikle Tarım’a dayalı bir Endüstriyel hareket, dolayısıyla elektrikli makine ve aygıtların kullanımı yok ya da çok düşük düzeyde ise kabahat, ekonomik ve teknik olanaklar, dolayısıyla müteşebbis olarak olanakları yetersiz köy sakinlerinde değil, her şeyden önce böyle bir Pazar’ın oluşturulması için devlet’in, dolayısıyla devlet tarafından teşvik edilmesi gereken özel sektörün pasif kalmasında aranmalıdır. Gelişmiş ülkelerin kırsal alanlarında elektrikle başlayan Ekonomik ve Sosyal gelişmenin, bu alanda devlet kredilerinin ve özel sektörü Tarımsal mekanizasyona dayalı üretim, dolayısıyla elektrik tüketimini arttırma başarılarıyla tetikleyen yerel örgütlerin (elektrik kooperatifleri, Belediyeler) elektrik iç pazarı oluşumundaki son derece aktif rollerinin eseri olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Ülkemizden örnek verilirse; kırsal alanda elektrik enerjisinin Küçük Sanayi ve Tarımsal Elektro-mekanizasyon başta olmak üzere geniş kullanım olanaklarının yaşama geçirilmesinde devletin ve özel sektörün günümüze kadar görünür bir destek planı uygulaması olmamasına karşın özel sektörün el atmasıyla daha gelişmiş Marmara, Trakya, Ege, Akdeniz kıyı köyleri ve bazı İç Anadolu ve Karadeniz illeri köyleri ağırlıklı olmak üzere, kısmen de olsa Tarım ve Hayvancılık bazlı Endüstriyel faaliyetler kırsal alana, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi beyaz eşya ve özellikle televizyon köy evlerine ve tabii mobil telefon köylümüzün cebine girmiş bulunuyor. Üçüncü dünya ülkeleri kırsal alanlarında da benzer görüntüden söz edilebilir.
Yoksul köylünün tüketim dünyasına itilmesi - Pandora’nın kutusu Bir yazar, “Üçüncü dünyanın yoksul hanelerini korkutucu tüketim dünyasına itmek, bir açıdan Pandora’nın kutusunu açmak, gezegenin çöküşüne yol açmak değil midir?” diye soruyor. Gerçeğin bu sorudaki gibi olmadığını, kırsal alan elektrifikasyonunu, bu kesimin ekonomik ve sosyal Gelişim Projesi, dolayısıyla Ülke Endüstrisi ve Ekonomisi’nin güçlenmesi olarak ele alan ve bunda büyük başarı sağlayan ABD ve AB ülkeleri örnekleri açıkça gösteriyor. Yoksul ülkelerin kırsal alanlarında elektrik enerjisinden konutlarda ve köy ekonomisini geliştirecek yönde çok daha fazla yararlanılması için elektrik iç pazarının oluşmasına hizmet edecek devlet bütçesinden ayrılacak ödeneklerle organize edilecek kredi kampanyaları devlet bütçesi için bir yük teşkil etse de, ülke ekonomisine getireceği ihmal edilemeyecek boyutta yarar göz ardı edilemez. Türkiye’de kırsal alanın elektriklendirilmesinin tamamlandığını söylediğimiz 1990 yılının üzerinden çeyrek yüzyıl geçti. elektrik enerjisinin kırsal alanda ekonomik ve sosyal kazanım sağlanacak yönde kullandırılması konusunda devlet eliyle görünür bir kampanya açılmadığı, (köy elektrifikasyonuna büyük önem veren Demirel hükümetleri dahil) hiçbir siyasal iktidarın bu yönde bir politikasının olmadığı, fazla filân değil bu alana -devlet ya da özel sektör fark etmiyor- kayda değer bir yatırım yapılmadığı görülüyor. Tarımsal mekanizasyon bizim işimiz, karışmayın! ABD’de ve Avrupa ülkelerinde kırsal alan Elektrifikasyonu sunucu elde edilmiş olan şaşırtıcı gelişimi görünce, Türkiye’ye döndüğümüzde (1966) sayın Behçet Yücel’in liderliğinde kırsal alanımıza elektrik götürmekle görevli kamu hizmeti çalışanları olarak, ülkemizde başlatılmış olan Köy Elektrifikasyonu uygulamalarında, örneğin kırsal alanda yetiştirilen meyve ve sebzelerin taze meyve ve sebze olarak aracısız pazarlanmasının yanı sıra köylerde kurulacak meyve konservesi, meyve suyu ve usaresi üretimi, beyaz ve kırmızı etin kırsalda hazırlanarak paketleme fabrikaların-
BÜGÜN UNUTULSA DA, MUHTARLIK OLARAK 36 BİN KÖYÜN, BU KÖYLERİN MAHALLE, MEZRA, OBA GİBİ DAĞINIK BÖLÜMLERİYLE 36 BİNİ İKİYE ÜÇE KATLAYAN KIRSAL YERLEŞİMİN 20 YIL GİBİ KISA SAYILACAK BİR SÜREDE ELEKRİĞE KAVUŞTURULMASI KÜÇÜMSENMEYECEK BİR BAŞARI ÖYKÜSÜDÜR. AMA HEPSİ O KADAR... da pazara hazırlanması, yine köylerde hayvan derilerinin işlenip mamul hale getirileceği fabrikalar, soğutma tesisleri, yem fabrikaları, kurutma ve depolama üniteleri kurulması, en azından fabrika denmese de işlikler, imalâthaneler oluşturulması üzerinde zihin egzersizleri yapmaya başladık. Ne var ki, ülkeyi yönetenlerin, devlet yetkilerini ellerinde bulunduranların, bugün olduğu gibi bu tür paraya/yatırıma dayalı uzun, en azından orta vadede kârdan da öte toplumsal yarar getirecek, ülkemiz halkının refah düzeyini önemli oranda yükseltecek, daha da önemlisi halkı bilinçlendirecek fırsatları umursadıkları yoktu. Ülke kalkınmasında önemli bir hamle olacağını düşündüğümüz, fırsat olarak değerlendirdiğimiz, kırsal alana götürmeyi başardığımız elektrik enerjisinin “Tarımsal Mekanizasyon” amacıyla kullanılması konusunda siyasal otoritenin ülkemiz Tarımı ve Hayvancılığı’ndan sorumlu dönemin Bakanlık yönetimi yetkilileriyle ve başta Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi akademisyenleri ve yönetimi olmak üzere üniversitelerimiz ve akademisyenlerimizle tesis etmek istediğimiz işbirliği ise özellikle dönemin Tarım Bakanlığı temsilcileri muhataplarımızın anlam veremediğimiz “Bu faaliyet bizim işimiz, işimize karışmanıza izin vermeyiz” tutumu nedeniyle doğmadan ölüme terk edilmiş oldu. Onların “Karışmamamızı istedikleri, bizim işimiz” dedikleri faaliyetin ise ülkemizde hiçbir şekilde ne onlar, ne de başkaları tarafından hiçbir zaman yaşama geçirildiği görülmedi. Böyle dediğine göre bu Bakanlık, köy elektrifikasyonu faaliyetlerine başlan-
61 Haziran
2016
masından itibaren geçen yarım yüzyıla yakın sürede, hemen tamamı Enerji Bakanlığı ilgili kurumu TEK tarafından elektriklendirilmiş olan köylerimizde hangi Tarımsal mekanizasyon, işe Sanayi Bakanlığı’nı da katarak hangi köy Küçük-Orta Sanayi hamlelerini başlatmış, başlatmışsa hangi başarıyı elde etmiştir? Bu sorunun yanıtı geçen zamanda ne yazık ki kocaman bir “HİÇ” dir. Oysa, “Bu bizim işimiz, karışmayın!” restini çekenler bu işi ciddiye alarak elektriklendirilen köylerde köy elektrifikasyonu hizmetini yerine getirenlerle işbirliği yapmaya yanaşmadıkları “Türkiye Tarımsal Elektro-mekanizasyonu” projesini aradan geçen 50 yılın herhangi bir yılında başlatmış olsalardı, Türkiye, elektrik enerjisini Tarıma dayalı Endüstriyel faaliyetlerde kullanmak suretiyle büyük oranda kalkınmış olan kırsal alanıyla bugün çok daha başka bir Ekonomik ve Sosyal kalkınma noktasında olacak, Ekonomik ve Sosyal açıdan gelişmiş ve bilinçlenmiş kırsal halk kitleleri ortaya çıkacaktı. Dolayısıyla son 50 yılda yaşanan kırsaldan kente büyük göç dalgası yaşanmayacak, en azından hafifletilme fırsat ve olanağı elde edilecekti. Dönemin Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde geçen yüzyılın 60’li yıllarının sonuna doğru kurulan Tarımsal Elektro-mekanizasyon’a yönelik bilim dalı ilk öğretim üyesi Prof. Dr. Güngör Yavuzcan ve daha sonra yine aynı fakültede öğretim üyesi olan Dr. M. Özcan Ültanır’ın, biz (köycüler) köy elektriklendirilmesi yoğun faaliyetlerinden başımızı kaldıramazken ilgi alanımızın odak noktasında olan Tarımsal Elektrifikasyon/Elektro-mekanizasyonla ilgili olarak, henüz üniversitelerimiz öğrenim programlarına bile girmemiş ya da yeni yeni Üniversiteler programlarına alınmaya çalışılan bu bilim dalında genç öğretim üyesi adayları olarak yurt dışında ihtisas yaptıklarını duyuyorduk. Öyle ki, örneğin İzmir Bornova’da kurulu Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi acele edip isabetsiz bir zamanlamayla bu dersi (Tarımsal Elektrifikasyon) programına almış, ancak Türkiye’de bu dersi verecek öğretim elemanı bulunamamıştı. Ege Üniversitesi yönetimi, yoğun kırsal Elektrifikasyon çalışmaları
62 Haziran
2016
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE ZATEN 30 -40 YIL GECİKMEYLE BAŞLAYAN KÖY ELEKTRİFİKASYONU, GENELLİKLE BATI ÜLKELERİNDE OLDUĞU GİBİ İÇ PAZAR OLUŞTURMA FIRSATI OLARAK DİKKATE ALINMAMAKTA, ELEKTRİĞİN AĞIRLIKLI OLARAK AYDINLATMA AMACIYLA KULLANILMASIYLA YETİNİLMEKTEDİR. BÖYLE OLDUĞU İÇİN DE BU ÜLKELERDE VE TABİİ ÜLKEMİZDE BU BÜYÜK PROJE “KIRSAL ALAN ELEKTRİFİKASYONU” OLARAK DEĞİL, “KÖY ELEKTRİFİKASYONU” DİYE TANIMLANMAKTADIR içindeki Türkiye elektrik Kurumu’na bu sorununu ileterek bu ders için geçici olarak yardımcı olunmasını istedi. Köy Elektrifikasyonu Grubu’muzdan biri elektrik, diğer Ziraat branşında yönetici düzeyinde iki mühendis arkadaşımız görevlendirildi. Hazırlıklarını yapıp, ders program ve notlarını hazırlayıp iki yıl süreyle İzmir Bornova’daki bu Yüksek Öğretim Kurumu’nda Tarımsal Elektromekanizasyon ders programını özgün konferanslar şeklinde ücretsiz olarak başarıyla işlediler.1 Tarımsal mekanizasyoncu akademisyenlerin yanılgısı Yavuzcan ve Ültanır, köy elektrifikayonu faaliyetlerinin en yoğun olduğu 1972 ve 1976 yıllarında yayımlanan gazete makalelerinde ortak görüş olarak öncelikle,“Elektrik enerjisinin Modern Tarım’ın en önemli girdisi olduğunu, kentlerde Endüstriyel amaçla tüketilen elektrik enerjisi bir yana bırakılacak olursa, Elektriğin daha çok sosyal yaşam düzeyinin yükselmesi amacına dönük olmasına karşın kırsal yörelerde tüketilen elektrik enerjisinin her şeyden önce bir verimlilik ve üretim unsuru olduğunu, köy elektriklendirilmesinin özellikle Tarımsal Elektrifikasyon’ungerçekleştirilmesi amacıyla yapılması
1 Tuncay Derman (elektrik Müh.) ve İhsan Akın (Ziraat Müh.)
gerektiğini” zaman farkıyla gerçekçi bir biçimde vurguladılar. Akademisyen Yavuzcan, altına tereddütsüz imza atılabilen yukarıdaki ortak yapıcı görüşün ötesinde, gazete makalesinin devamında konuya oldukça sert, yapıcılıktan uzak ve yer yer yanıltıcı eleştirilerle girmekten de kaçınmadı. Köy elektriklendirilmesi yatırımlarının büyük değerlere ulaşan finansmanının nereden, nasıl bulunacağına, devletin bütçe olanaklarının yeterli olup olmadığına değinmeden, köy Katılım Payı uygulamasının Anayasa’mızın ‘Eşitlik İlkesi’ne aykırı olduğunu ileri sürüverdi. Ayrıca, ileri ülkelerin hemen hepsinde Tarımsal faaliyetlerde bir yılda tüketilen birim hektar başına düşen değerin 100 kWh’in üzerinde olduğunu ileri sürdü. Türkiye’de köy elektrifikasyonunun, Türkiye elektrik Kurumu’nun kurulmasıyla birlikte çok daha iyi bir organizasyonla planlı olarak ele alınma geçmişinin sadece iki yıl olduğunu görmezden gelerek, sanki iki yılda üstelik Tarımsal Elektro-mekanizasyon’a girişilmeden hektar başına 100 kWh’lere ulaşılabilirmiş gibi, Köy elektriklendirilmesi faaliyetleri sonunda Türkiye Tarımı’nda bir yılda birim hektar başına tüketilen elektrik enerjisinin 2,5 kWh dolayında olduğundan yakındı. Türkiye elektrik Kurumu gerçeğini ve TEK Yasası’nın köy Elektrifikasyonu’yla ilgili maddelerini de görmezden gelerek “Ülkemizde -dikkat ediniz. Tarımsal Elektro-mekanizasyon değil- Köy elektriklendirilmesi faaliyetleri, henüz hiçbir kuruluşa kanuni görev olarak verilmemiştir” cümlesini kurabildi. 2 Sanılır ki, dili, daha doğrusu kalemi ya da (o tarihte henüz Bilgisayar dönemine girmemiştik) daktilosunun klavyesi sürçtü. Oysa “Hiçbir kuruluşa köy elektriklendirilmesi görevi verilmedi değil (çünkü bu beyan, köy elektriklendirilmesi görevinin TEK’e Yasal olarak verilmiş olduğu dönemde yapılmıştır), durumdan vazife çıkaran, buna karşılık bu vazifeyle ilgili olarak hiçbir şey yapmayan siyasi yönetimin yetkili kamu kurumları hariç, hiçbir kuruluşa
2 “Köylerin elektriklendirilmesi Zorunludur”, Prof. Dr. Güngör Yavuzcan, Ankara Üni.Ziraat Fak. Öğ. Üyesi, Milliyet, 15 Eylül 1972.
(Köy elektriklendirilmesi görevi değil) yasal olarak kırsal alan Tarımsal Elektrifikasyonu/Elektro-mekanizasyonu görevi verilmemekle birlikte şu Bakanlık ve kuruluşlar bu görevi yerine -getirebilir değil- getirmelidir” demesi gerekiyordu. Hatta “Biz üniversiteler olarak bu konuda koordinasyon görevini üstlenebiliriz” diyerek Tarımsal mekanizasyon konusunda sorumluluğa katılma yolunu açabileceklerini de ilâve edebilirdi.
ettiklerini” ileri sürüyordu.3
Diğer akademisyen Ültanır makalesinde daha ılımlı ve yapıcı bir eleştiri tablosu çiziyordu. Ancak, öngörüsünde yanılgıya düşüyordu. ‘Cepheciler’ diye isimlendirdiği bir kesimin “Yanlış olarak, köy elektriklendirmesi olayını salt köye ışık (Aydınlatma için elektrik) götürülmesi olarak anlamakta ve söylemekte ısrar
Kaçırılan toplumsal fırsat: “Köyde başlayıp köyde bitecek büyük Türkiye”
Oysa bunu söylerken, bu mektubumda ayrıntılı olarak yer verdiğim üzere, ‘Cepheciler’ dediği kesim, yani elektrik enerjisini köylerimize taşıyanların (TEK’in cefakâr köycüleri), kırsal alana götürülen elektrik enerjisinin önemli bir kırsal kalkınma unsuru olarak kullanılması için ilgili kuruluşları harekete geçirme çabalarını görmezden gelmiş oluyordu.
Köylerimiz Elektriğe kavuşturulurken elektrik enerjisinin Aydınlatma dışında kırsalın Ekonomik kalkınması
3 “Cephe Yönetimi ve elektrikli Köyler”, Dr. Mustafa Özcan Ültanır. Yüksek Müh. Ekonomist, Barış gazetesi, 17 Aralık 1976.
için kullanımı konusunda yaşanan tüm olumsuzluklara karşın ülkemiz kırsal alanında ilk etapta tek tük de olsa Tarım ve Hayvancılığa dayalı fabrika/ imalâthaneler kurulabildi. Avrupa ülkelerinde ve özellikle Almanya’da birikimi olan müteşebbis (girişimci) işçilerimizin (Almancılar) proje ve yatırım girişimlerinin ise devlet desteği olmadığı için tesisler kurulmadan ya da kurulduktan sonra ne yazık ki devamı gelmedi. Avrupa’da çalışan işçilerimizin özellikle İç ve Doğu Anadolu kırsalında kurmayı başardıkları bir meyve suyu ve bir de deri üzerine imalât yapan fabrikayı anımsıyorum. Bu teşebbüslerin gerçekleştirileceği köylerin elektrifikasyonuna özellikle öncelik vermiştik. Ne yazık ki, ürettikleri mamûllerin iç ve dış pazarını ve özellikle devletten bekledikleri ilgi ve desteği
63 Haziran
2016
BİZ “TEK KÖYCÜ’LERİ”, KÖYE ELEKTRİK GÖTÜREN İLE KÖYE ELEKTRİK ENERJİSİNE DAYALI TARIMSAL MEKANİZASYONU, KÜÇÜK SANAYİYİ GÖTÜRECEK KURUMLAR ARASI YÖNETSEL VE TEKNİK KOORDİNASYONU KURUMSAL BİR ESASA OTURTMAYI AMAÇLAMIŞTIK. AMA KIRSAL ALANDA ELEKTRİĞİ TARIMA VE KÜÇÜK SANAYİYE UYGULAMAKLA YÜKÜMLÜ KURUMLARIN EGOLARI SONUCU TÜRKİYE, KÖYLÜMÜZÜN EKONOMİK VE SOSYAL KALKINMASI VE İÇGÖÇÜN ÖNÜNE GEÇİLMESİ TARİHİ FIRSATINI, OLASILIKLA BİR DAHA YAKALAYAMAMAK ÜZERE, KAÇIRMIŞ BULUNUYOR bulamadıkları için bu tesisler kısa bir süre sonra kapanıp gitti. Gelelim günümüze. Son elektrikli köyde, köyü elektriğe kavuşturan şaltere basılmasının üzerinden 25 yıl geçmiş bulunuyor. Ülkemizde siyasal iktidarlar, özellikle son 14 yıldır “Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdıkları” ile kostaklanan devlet yönetmeye soyunanlar ve onların uzantıları, Batı ülkelerinin nimetlerini ve fırsat olanağını çok önceden fark ederek yaşama geçirdikleri kırsal alan Elektrifikasyonu ve onun desteği ile yaşam bulan ve Tarım ve Hayvancılıkta insan gücünü büyük oranda devreden çıkaran, buna karşılık aynı kırsal alanda Tarım ve Hayvancılık ağırlıklı sanayileşme sonucu çok daha büyük ve nitelikli istihdam olanağı sağlayan Tarımsal Mekanizasyon’un -bırakınız planlanıp projelendirilmesini ve uygulanmasınıne kadar farkındalar? Tamamı günümüz siyasetçilerinin “enkaz” yakıştırması yaptıkları dönemde, Türkiye’nin tüm illeri ilçeleriyle birlikte Elektriğe kavuşturulmuş olan Türkiye köylerinin ve köylüsünün, elektrik enerjisinin itici gücünden yararlanılarak Ekonomik ve Sosyal yönden kalkındırılması için hangi plan ve programları yapmışlar, partilerinin ve hükümetlerinin programı olarak ne ilân etmişlerdir? kırsal kalkınma gibi üstün değerli projeleri ortaya koyup gerçekleştirmek, ne olduğu belirsiz onlarca, yüzlerce, kaldırıma taş döşeme, yol kenarına fidan dikme cinsi işi bir torbaya doldurup toplu açılış törenleri yapmaya benzemiyor. Bu tarz toplu açılış törenleri, ülkeyi 10 yıldan az bir sürede baştan başa elektrik santralları ve elektrik ağ şebekeleriyle donatan, her yıl elektrik tesisleri işletmeye açılan sayısı 2.500’leri aşan rakamlara çıkarılabilen köye, 20 yıl dolmadan 36 bin muhtarlı köyün oluşturduğu 60-70 bin köy yerleşimine elektrik götürenlere yakışır. Oysa ülkemizde köyleri, köylüyü kalkın-
64 Haziran
2016
dırma konusunda yıllardan beri alıştığımız siyasal edebiyat bile hafızalardan uzaklaşmış, uzaklaştırılmış durumda. Özellikle günümüzde köyün ve köylünün kalkınması ve refahına yönelik parti/iktidar programlarına girmiş olan, uygulaması olan iç ferahlatan somut bir örneğe rastlandığını gören söylesin. Aksine, özellikle günümüzde tarımımız, hayvancılığımız, dolayısıyla köyümüz, köylümüz inanılmaz düzeyde adeta yok oluş mertebesinde geriletiliyor. kırsal alandan kentlere iç göç durdurulmak yerine aksine adeta teşvik ediliyor. Bu konudaki en güncel gerçekçi tespiti, günümüz Ana Muhalefet Partisi’nin bir üyesinin4 yaptığı görülüyor: “Tarımda üretim bitti. İthalat patladı. Tarımdaki dağıtım, pazarlama ve AR-GE yabancı tekellere geçti. Tarım arazileri, meralar, yaylaklar imara açıldı. Tarım ülkesi Türkiye, buğdaydan samana kadar tüm tarım ürünlerini, kendi üretemeyip ithal eder hale geldi. Tarım ve hayvancılık yapan çiftçiler yoksullaştı. Tüketiciler tarım ürünü gıdalar için yüksek bedeller ödemek durumunda kaldı.” 5 Yaklaşık son 100 yılın “Elektrifikasyon mucizesi” diyebileceğimiz kırsal alan kalkınmasına ilişkin Batı ülkelerindeki olumlu örneklere bakıldığında önemli bir kırsal Kalkınma fırsatı yaratılabildiği açıkça ortaya çıkan, kırsal alanımıza günümüzden yarım yüzyıl öncesinden başlayarak götürülen elektrik enerjisiyle ülkemizde “bu iş sizin işiniz değil, bizim işimiz, işimize burnunuzu sokmayın” egolarının yol açtığı sonuç nedeniyle, geçen zamanda nüfusu inanılmaz oranda azalan, Tarım yapılabilen toprakların giderek bölünmesi ve çoraklaşmasının ötesinde Tarım ve Hayvancılığın çökertilmesiyle köylerde kalan nüfusun gelir 4 Mustafa Moroğlu, CHP Parti Meclisi üyesi, 24. Dönem İzmir Milletvekili. 5 Haber: “AKP 13 Yılda Tarım ve Hayvancılığı Bitirdi”, Sözcü gazetesi, 15 Mayıs 2016.
kaynakları iyice sınırlanan kırsal alanımızda, elektriklendirmenin fırsat yarattığı organize bir kırsal Kalkınma hamlesi, dolayısıyla bir kazanım sağlanamıyor. Ülkemiz enerji tarihinde es geçilen, ancak kalıcı iz bırakan köylerimizin elektriklendirilmesi tarihsel olayına, bu tür ülkelerin kaderini etkileyen tarihsel fırsatların kaçırılmaması için zihniyetlerin öncelikle onarımı önlemlerinin alınması olarak mı, yoksa tevekkülle6 günümüzde revaçta olan “kader” öne çıkarılarak “Gelişmekte olan ülkelerin kaderi bu…” diye mi bakmamız gerekiyor? Bu ayın mektubunu, yine sayın Behçet Yücel’in son kitabı “Köylerimizin elektriklendirilmesi”nden alıntıladığım merhum Süleyman Demirel’in Başbakanlığı döneminde söylediği Köy üzerine tarih yazan sözleriyle bitirelim.7 “Köy dediğimiz büyük bir kitaptır. Lisanımız üç harfli bir kelimenin içine dünyaları sığdırmıştır. Köy, bir yaşayan varlıktır ve milletin en hayatiyet dolu hücresidir. Köy ne kadar sağlamsa, ne kadar mesut ve bahtiyarsa Türkiye o kadar sağlam, o kadar mesut, o kadar bahtiyardır. Öyle ise ‘Büyük Türkiye’ köyden başlar ve köyde biter. Köyden başlamayan ve köyde bitmeyen bir medeniyetçilik kavgası anlamsızdır.” Köylerimiz, Ulu Önder ATATÜRK’ün tanımıyla “Memleketin Efendisi” köylümüz, elektrik çağını oldukça geç de olsa yaşamayı hak etmiş, ancak yarım yüzyıl öncesinden başlayarak kavuşturulduğu elektrikle, Tarımsal Endüstri atağını, dolayısıyla toprağında yaşama mutluluğunu, dolayısıyla Ekonomik ve Sosyal gelişimi, dolayısıyla toplumsal refahı, dolayısıyla topyekün çağdaş yaşamı yakalama fırsatını ne yazıktır ki, olasılıkla bir daha yakalayamamak üzere kaçırmıştır. 6 Tevekkül: Herşeyi Tanrıdan bekleme, Tanrı’ya bırakma, (Osmanlıca-Türkçe sözlük). 7 Başbakan Demirel’in 1976 yılında YSE Bölge Müdürleri toplantısında yaptığı konuşmadan.
ELEKTRİKTARİHİNdEYOLCULUK OSMAN BAHADIR
Kainatın En Büyük Kudreti: Elektrik III
İ
stanbul Teknik Üniversitesi’nin eski öğretim üyelerinden ve Cumhuriyet döneminin ilk elektrik mühendislerinden Prof. Dr. Salih Murad Uzdilek (1891-1967), 1936 yılının Ocak ayında Cumhuriyet gazetesinde “Fen Aleminden” üst başlığı ve “Kainatın En Büyük Kudreti: Elektrik” alt başlığı altında dört yazı yazmıştı. Prof. Uzdilek, 9 Ocak 1936 tarihli Cumhuriyet’teki (s. 6) üçüncü yazısında şunları söylüyordu: “Elektrik hasıl eden makineler yani dinamolar iki türlüdür: Mütemadi (sürekli-veya doğru akımlı - OB) ve mütenavib (dalgalı –veya alternatif akımlı - OB). Mütemadi dinamolar bir devreden bir cihette (yönde) elektrik sevk ederler. Mütenavib dinamolar saniyede muayyen (belirli) frekans – bir siklin yarısında bir cihette ve diğer yarısında mukabil cihette (karşı yönde) – elektrik sevk ederler. İstanbul elektriğinin frekansı saniyede 50 demekle, elektriğin bir ampul fitilinin bir ucundan öbür ucuna saniyede 50 defa ve aksi cihette gene saniyede 50 defa geçtiğini kastetmiş oluyoruz. Tenavüb (yön değişimi) adedi saniyede 18’den fazla olunca göz bu hadiseyi mütemadi (kesintisiz) gibi gördüğünden dolayı cereyanın elektrik lambasındaki bu cihet değiştirmesini biz hissetmeyiz; tıpkı sinema filminde olduğu gibi. Gerçi elektriğin mütenavib cereyanlı dinamolar (yani alternatörler) ile istihsali (üretilmesi) kıdemli ve tek safhalı alternatörlerin hesab ve imali daimi cereyan dinamolarına nazaran daha kolay ise de, çok safhalı (yani polifaz) alternatörler çıkıncaya kadar elektrik istihsali için başlıca vasıtalar mütemadi cereyan di-
namoları idi. Evvela Amerika’da kullanılmaya başlanan çok safhalı alternatörler geçen asrın sonlarına doğru Avrupa’da taammüm etmiş (yaygınlaşmış) olup elektrik sanayindeki azamet (büyüklük) bu dinamolara istinad eder (dayanır). Mütenavib cereyanların ucuza mal olması ve uzak mesafelere naklinin kolay olması yüzünden mütemadi cereyan ancak tramvayların tahriki, küçük kasabaların tenviratı (aydınlatılması), elektroliz ve elektroşimi, telefon işleri gibi pek mahdud (sahaya) sahaya inhisar etmektedir. Elektrik kudretinin süratle tatbik sahası bulmasının başlıca sebepleri şunlardır: 1. Kolay nakledilir. 2. Kolay idare edilir. 3. Kolay iddihar edilir (biriktirilir) ve lüzumunda kullanılır. 4. Kudretin diğer şekillerine kolayca tahvil edilebilir (dönüştürülebilir). Bunlara mukabil yangın ve ölüm tehlikesi varsa da münasip tertibatla bunların az çok önüne geçmek mümkündür. Yangın tehlikesi bilhassa harp ve ticaret gemilerinde mevcut olup bunlara karşı tedbirler alınmaktadır. Elektriğin kolay naklinde mütenavib cereyanlı dinamolar, transformatörler büyük rol oynarlar. Bunların randımanları da yüksektir. Dinamoların randımanları yüzde 90’ı bulduğu ve hatta geçtiği gibi, transformatörlerin randımanı yüzde 96’yı bulur ve geçebilir. Alternatörler ve transformatörler sayesinde elektrik uzak mesafelerden ucuza naklolunur. Elektrik takati, vat veya kilovatla ölçülür. Vat ise devreden geçen cereyanın amper yönünden şiddeti ile devrenin uçları arasındaki volt hasılı zarbına (çarpımına müsavidir (eşittir).
Binaenaleyh sabit takat için voltu büyütüp amperi küçültebiliriz. Elektriği taşıyan telin kalınlığı, amper arttıkça artar. Bu halde voltu büyütmekle amperi ve binaenaleyh tel kutrunu (çapını) küçültürüz ve bu suretle bakırdan tasarruf ederiz. İstanbul Elektrik Şirketi, 110 voltluk devreleri 220 volta çıkarırsa elde mevcut tellerle evvelkisinin iki misli takat gönderir. Silahtarağa’dan çıkan cereyan 15.000 ve hatta 30.000 volta çıkıp kablolarla şehirdeki transformatörlere getirilir ve burada volt düşürülüp amper büyütülür. Eğer transformatörler keşfedilmeseydi ve elektrik 15.000 voltluk tazyik yerine 220 voltluk tazyikle sevk edilseydi, şirketin Silahtarağa ile şehir arasında 70 misli ve hatta daha fazla ağırlıkta kablo döşemesi lazım gelirdi. Eğer havai tellerle 220.000 voltla elektrik sevk edilirse bu halde hattan 700 misli tasarruf etmiş oluruz. Bazı yerlerde sulardan istihsal edilen (üretilen) elektrik böyle 2 yahut 3 yüz bin voltla birkaç yüz kilometreden şehirlere nakledilmektedir. Şimdi transformatörlerin faydası anlaşıldı değil mi? Elektriğin kolay idare edildiğini günlük müşahedelerimizle anlıyoruz. Bir anahtarı çevirmekle lambaları yakıp söndürebiliyoruz. Elektrik ocağını, radyoyu, ütüyü… Daha bilmem neyi kolayca kullanıyoruz. Kolay iddihar edildiğini akümülatörde görüyoruz. Başlıca bu dört hassası yüzünden süratle taammüm eden elektrik bugün sayılamayacak harikaların meydana gelmesine sebep olmuştur. Bunların en mühimlerini sonraki makalelere bırakıyorum.”
65 Haziran
2016
BİLİRKİŞİ RAPORLARI prof. dr. OSMAN SEVAİOĞLU’nun arşivinden
Lamba Armatür Kolundaki Kaçak… Davacı: D.E. Tedaş İşletme Müdürlüğü Vekili: Av. A.E Davalı: TEDAŞ Elektrik Dağıtımı Müessesesi Müdürlüğü Vekilleri: Av. O.Ç. Dava Konusu: Manevi tazminat Bilirkişi Heyetine Verilen Görev Mahkemenizin, yukarıda numarası, tarafları ve ihtilaf konusu yazılı olan dava dosyası üzerindeki ara kararında; “… Mahkemenizce resen seçilecek iş güvenliği uzmanı üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilerek bilirkişilerce dosyanın incelenerek …” şeklinde verilen yazılı talimatı uyarınca taraflara atfı kabil kusurlar, kusur oranları ve aidiyetleri üzerinde görüş ve kanaat belirtmek ve bu hususta bir kusur raporu hazırlamak üzere Bilirkişi Heyeti olarak resen görevlendirilmiş olmamız üzerine tarafımıza tevdi edilen dosya tetkik edilmiştir. Heyetimizin kazanın meydana gelmesinde tarafların varsa, kusurları ve oranları üzerinde vardığı görüş ve kanaati belirtmek üzere işbu rapor hazırlanmıştır. Dava Konusu TEK, İşletme Şefliğinde hizmet akti ile sigortalı işçi olarak çalışan D.E. çıkmış olduğu direğin üzerinde sokak lambalarının değiştirilmesi esnasında uğramış olduğu bir iş kazası sonucunda yaralanmış ve sakat kalmıştır. Tespit Edilen Hususlar Dosya kapsamının incelenmesinden aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. (1) Kazazede İşçi yanmayan bir sokak lambasını değiştirmek için çıkmış olduğu bir direkte elinin lamba
66 Haziran
2016
armatür koluna temas etmesi sonucunda kaçak elektriğe çarpılarak yere düşmüş ve sakatlanmıştır. (2) Kazazede işçi direkten yere düşme sonucunda kalça hareketsizliği ve sürekli sakatlık şeklinde malüliyete uğramıştır. (3) Dosyada kazazede işçiye emniyet kemeri, ayakçak, baret ve kontrol kaleminin verilmiş olduğuna dair imzalı bir zimmet tutanağı mevcuttur.
ba bakımları yapılırken elektriği kesmediklerini ifade etmişlerdir. (11) Kazazede işçi kazanın meydana geldiği direğe bir merdiven yardımı ile çıkmaktadır. (12) Kazanın meydana geldiği direk beton bir direktir. (13) Kazazede ve iş arkadaşları ikişer kişilik ekipler halinde örgütlenmişlerdir ve bu şekilde çalışmaktadırlar.
(4) Dosyada kazazede işçinin Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından verilen Meslek Kursunu başarı ile bitirmiş olduğuna dair bir belge mevcuttur.
(14) Kazaya yol açan lambayı besleyen kablo antigron bir kablodur.
(5) Kazazede işçi işyerinde sigortalı işçi olarak çalışmaktadır.
(16) Kazazede İşçi kendisine verilmiş olan izoleli ayakkabı, baret, izoleli eldiven emniyet kemerini takmadan direğe çıkmıştır.
(6) Kazazede İşçiye görev direktifini İşletme şefi D.E. vermiştir. (7) Kazazede işçi direğe çıkarken sokak lambasının armatür demirinden tutmuş ve bu esnada elektriğe çarpılmıştır. (8) Kaza esnasında işyerinde işgüvenliği ile alınması gereken tedbirleri kontrol edecek teknik bir işgüvenliği sorumlusunun mevcut olmadığı anlaşılmıştır. (9) Sokak lambasının armatür demirinde elektrik kaçağı mevcuttur. (10) Kazazede işçi ve iş arkadaşları lam-
(15) Kazazede İşçinin yaptığı iş ile ilgili olarak sahip olması gereken mesleki ehliyeti mevcut değildir.
Kaza ile İlgili olarak Dosyada Mevcut Raporlar: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişliği tarafından hazırlanan rapor: Bu raporda, kazanın meydana gelmesinde işyerinde işgüvenliği ile ilgili olarak gerekli tedbir ve önlemlerin alınmasında ihmalkar davranılmış olması nedeniyle; İşveren Kuruluşun % 75, kazazede İşçi D.E.’ın kendi işgüvenliği hususunda gereken dikkat ve özeni göstermemiş olması nedeniyle % 25 oranlarında kusurlu
oldukları yönünde bir görüş ve kanaate varılmıştır. Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü, Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan iş kazası soruşturma raporu: Bu raporda, kazanın 506 sayılı kanunun 11. Maddesinin (a) ve (b) fıkralarına göre bir iş kazası olduğu, kazanın, işveren tarafından İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği, İş Kanunu, Madde 73’te yer alan hükümlere aykırı davranılmış olması nedeniyle meydana gelmiş olduğu, kazanın meydana gelmesinde İşverenin kusurlu olduğu ve bu nedenle de kendisi hakkında 506 sayılı kanunun 26. Maddesinin tatbik edilmesinin gerekli olduğu, kazazedenin de kendi iş güvenliğini tehlikeye düşürerek dava konusu iş kazasının meydana gelmesine katkıda bulunmuş olması nedeniyle kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Bilirkişi C.G. ve iş arkadaşlarından oluşan bir bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ve T.C. 1. İş Mahkemesinin 1995/486 (T) Sayılı Dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporu: Bu raporda, Bilirkişi Heyeti, kazanın meydana gelmesinde işyerinde tedbirsiz, talimatlara riayetsiz, taksirli eylemleri ile işyerinde işgüvenliği ile ilgili olarak gerekli tedbir ve önlemleri alınmakta ihmalkar davranılmış olması nedeniyle, Tedaş Genel Müdürlüğünün % 60, Kazazede İşçi D.E.’ın kendi iş güvenliğini tehlikeye düşürerek dava konusu iş kazasının meydana gelmesine katkıda bulunmuş olması nedeniyle % 40 oranlarında kusurlu oldukları yönünde bir görüş ve kanaate varmıştır. Bilirkişi H.C.Z ve iş arkadaşlarından oluşan bir bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ve ibraz edilen bilirkişi raporu: Bu raporda, Bilirkişi Heyeti, kazanın meydana gelmesinde işyerinde tedbirsiz, talimatlara riayetsiz, taksirli eylemleri ile işyerinde işgüvenliği ile ilgili olarak gerekli tedbir ve önlemleri alınmakta ihmalkar davranılmış olması nedeniyle, İşveren Kuruluş Tedaş Elektrik Dağıtım Müessesesi Müdürlüğünün % 60, Kazazede İşçi D.E.’ın kendi iş güvenliğini tehlikeye düşürerek dava konusu iş kazasının meydana gelmesine katkıda bulunmuş
olması nedeniyle % 40 oranlarında kusurlu oldukları yönünde bir görüş ve kanaate varmıştır. İlgili Kanun ve Yönetmelik Hükümleri Dava konusu kaza ile ilgili mevzuat hükümlerinden bir kısmı Bilirkişi Heyeti tarafından seçilerek aşağıda verilmiştir. Taraflarca ihlal edilen hükümlerin çok fazla olması nedeniyle kusur oranları belirlenirken bu kısımda yer alan hükümlerin herbirine ayrı ayrı atıf yapılmamıştır. Elektrik Tesislerinde Emniyet Yönetmeliği, Madde 2 Personelin bir elektrik tesisi içine girebilmesi, orada çalışabilmesi veya manevra (açma kapama) yapabilmesi için aşağıda gösterilen iş gruplarından birine daha önceden ayrılmış olması (ehliyet belgesi alması) şarttır. Not : I. Grup çalışma müsaadesine (ehliyet belgesine), sahip teknik personelin, ayrıca yüksek gerilimli tesisatı ihtiva eden yerlere girme yetkisi vardır. Ancak, bu personelin bu tesislerde herhangi bir iş veya manevra yapmaları yasaktır. Elektrik Tesislerinde Emniyet Yönetmeliği, Madde 3
Gerilim dışı bırakılması mümkün olmayan bir alçak gerilim tesisinin yakınında çalışmak icap ettiğinde personelin emniyetini sağlamak için gerekli bütün tedbirler alınacaktır. Elektrik Tesislerinde Emniyet Yönetmeliği, Madde 33, Emniyet Kemeri Kulllanmadan evvel kemerin iyi durumda olduğunun, sertleşmemiş veya kurumamış bulunduğunun ve bilhassa deliklerin kenarlarının yırtık olmadığının, kopukluk ihtiva etmediğinin muayene ile tespit edilmesi lazımdır. Kemer ek yerlerinin sağlam olduğundan, kopmuş veya eskimiş dikiş ipliği bulunmadığından, şayet varsa perçinlerinin gevşemediğinden, halkaların ve tokaların şeklinin bozulmamış olduğundan ve kırılıp kopma emareleri göstermediğinden emin olunacaktır. Emniyet kemerleri çok temiz tutulacaktır. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği, Madde 62 Kuvvetli akım tesislerinde çalışan görevlilere, çalıştığı kuruluş ya da işletme tarafından yapacağı iş ve yükümlülükler konusunda bilgi verilecek ve gerekli açıklamalar yapılacaktır. Elektrik Tesislerinde Emniyet Yönetmeliği, Madde 69
Bir tesise yeniden gerilim verilmesi ancak “çalışmanın bitirildiğine” dair bir ihbardan (haber vermeden) sonra yapılabilir. Elektrik Tesislerinde Emniyet Yönetmeliği, Madde 6, Gerilim Altından bir Alçak Gerilim Tesisinin Çok Yakınındaki İşler Tablo 1. Elektrik Tesislerinde Çalışacak Teknik Personelin Ehliyet Belgeleri
Direk üzerinde çalışma direğe ve mesnede çıkan kimsenin bir emniyet kemeri ve direğin cinsine göre hazırlanmış (tırmanma mahmuzları, özel kanca, ve merdivenler ve kauçuk ayakkabı vs.) ile donatılmış olması şarttır. Emniyet kemeri çalışma süresince düşmeyi önleyici sağlam noktalara bağlanacaktır. 1475/2869 Sayılı İş Kanunu Madde 1
Yalnız Alçak Gerilim Sistemlerinde
Yüksek Gerilim ve Alçak Gerilim Sistemlerinde
Tesisle ilgili bir iş yapmak
Ia
II a
Manevra yapmak
Ib
II b
Tesisle ilgili bir iş ve manevra yapmak
Ic
II c
Tesisle ilgili bir iş ve manevra yapmak ve bu işlemlere nezaret etmek ve çalışma müsaadeleri vermek
Id
II d
Çalışma
67 Haziran
2016
Bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran (sadece) o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve kanundan veya hizmet akdinden doğan yükümlülüklerinden asıl işveren de birlikte sorumlu olur. 1475/2869 Sayılı İş Kanunu Madde 73 Her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve işgüvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür. İşçiler de işçi sağlığı ve işgüvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlüdürler. İşverenler, makinaların kullanılmasından doğacak tehlikelerden ve bu hususta önceden alınabilecek tedbirlerden işçileri münasip bir şekilde haberdar etmek zorundadırlar. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 2 Her işveren işyerinde çalıştırdığı işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için bu tüzükte belirtilen şartları yerine getirmek, gerekli araçları noksansız olarak bulundurmak, ve gerekli olanı yapmakla yükümlüdür. İşçiler de bu yoldaki usul ve şartlara uymak zorundadırlar. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 3 İşveren işçilerine yapmakta oldukları işlerinde uymaları gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini öğretmek zorundadır. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 4 İşverenin işyerinde teknik ilerlemelerin gerektirdiği daha uygun, güvenli ve sağlık şartlarını sağlaması, kullanılan malzemeler ve makinalarla alet ve edavatın herhangi bir şekilde tehlike gösterenleri, işin özelliğine ve fennin gereklerine göre bu tehlike ve zararları azaltan gerekli tedbirleri alması ve diğer iş güvenliği tedbirlerini devamlı surette izlemesi esastır. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 302 Kontrol ve bakım onarımı yapılacak
68 Haziran
2016
olan makina ve elektrik devrelerinin akımı kesilecek ve akımı kesilecek şalter ve anahtarlarda kilitleme tertibatı bulunacak veya bunların açık oldukları uygun bir şekilde belirtilecektir. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 303 Elektrik tesisatının ve iletkenlerinin daima gerilim altında bulunduğu kabul edilecek ve teknik bir zorunluluk olmadıkça gerilim altında elektrik onarımı yapılmayacaktır. Toprakla gerilim farkı 250 Volt veya daha yukarı olan alternatif veya doğru akımlı tesisatta, gerilim kaldırılmadan, akım kesilmeden hiç bir çalışma yapılmayacaktır. Toprakla gerilim farkı 250 Volttan aşağı olan alternatif veya doğru akımlı tesisatta yapılacak işlere girişilmeden önce gerilim kesilecek, ancak zorunluluk halinde gerekli tedbirler alınacak ve akım geçirmeyen aletler, uygun iş elbisesi ve eldiven gibi kişisel koruyucular, kauçuk paspaslar ile akım geçirmeyen paravanalar, tabureler ve platformlar gibi araçlar kullanılacak ve işçiler yetkili bir elemanın gözetiminde çalıştırılacaktır. Üzerinde çalışılan gerilim altındaki çıplak iletkenler, uygun kafes, paravana veya yalıtkan muhafazalarla korunacaktır. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 306 Toprakla potansiyel farkı 42 Volt veya daha fazla alternatif akımlı iletkenler, gerilim değerine uygun olarak yalıtılacak ve bu iletkenlerle bunların bağlantı ve kontrol tertibatı, dış etkilere karşı uygun şekilde korunacaktır. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 499 İşyerinde çalışanlar; bina veya bina kısmında, inşaatta, makinada, tesisatta, alette ve edavatta göreceği noksan veya tehlikeli durumu, amirine veya bakım onarım işleriyle görevli olanlara hemen bildirecek ve işveren de bu kusurları en kısa zamanda ve uygun şekilde giderecektir. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 529
Emniyet kemerleri, kromlu kalın kösele kayışlardan veya keten, pamuk dokuma veya uygun diğer malzemeden yapılmış olacaktır. Emniyet kemerleri, en az 12 santimetre genişliğinde ve 6 milimetre kalınlığında uygun malzemeden yapılacak ve taşıma yükü, en az 1150 kilogram olacaktır. Emniyet kemerlerinin veya teçhizatının, kesik veya kusurlu bulunup bulunmadıkları, perçin veya dikişlerinin sağlam olup olmadıkları, periyodik olarak kontrol edilecek ve arızaları giderilmeden ve kusurları düzeltilmeden kemerler kullanılmayacaktır. Emniyet kemerlerinin bütün teçhizatı, kemerin dayanması gereken 1150 kilogram yüke dayanacaktır. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 530 El ve kolların korunması için kullanılacak eldivenler, işçinin ellerine ve yapacakları işe uygun seçilmiş olacaktır. Matkap, pres ve benzeri diğer tezgahlarda çalışan işçiler eldiven kullanmayacaklardır. Kesici ve aşındırcı maddelerle çalışan işçilere verilecek eldivenler, ellik veya el kılıfları, işe dayanıklı malzemeden yapılmış olacaktır. Aşındırıcı, yıpratıcı, zehirli maddelerle veya sürekli olarak su içinde el ile yapılan çalışmalarda, işçilere lastik veya benzeri malzemeden yapılmış uygun eldiven verilecektir. 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Tüzüğü, Madde 532 Ağır veya yuvarlanabilen malzemenin kaldırılıp taşındığı işlerde, işçilerin pabuçlarının üzerine metal bir koruyucu takılacak veya işçilere, çelik maskaratalı emniyet ayakkabısı verilecektir. Asit veya tostiklerle çalışan işçilere, lastik veya benzeri malzemeden yapılmış ve bu Madde lere dayanıklı, çizme veya ayakkabılar verilecektir. Erimiş maden veya sıcak veya yıpratıcı, aşındırıcı ve kemirici ve benzeri Madde lerle çalışan işçilere, tahta tabanlı uygun ayakkabılar verilecektir. Emniyet ayakkabılarının burunlarındaki metal bombeler, 100 santi-
metreden düşecek 20 kilogram ağırlığa dayanacak şekilde, çelik veya başka bir Madde den yapılmış olacaktır. Elektrik işlerinde çalışan işçilere, çivili veya kabaralı ayakkabılar giydirilmeyecek, topukları ve tabanı tahta kavilyalı veya dikişli veya lastik ayakkabılar verilecektir. Kıvılcımı tehlikeli, olduğu işlerde çalışan işçilerin ayakkabılarında, çelik veya demir çivi, kabara, burun demiri, nalça gibi metal kısımlar bulunmayacaktır. Su veya çamur içinde veya havuzlarda çalışan işçilere, uygun boyda ve nitelikte çizmeler verilecektir. T.C. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 31.10.1978 Tarihli, E. 1978/2077, K. 1978/7689 Sayılı Kararı 1475 Sayılı İş Kanununun 73. Maddesi gereğince işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve işgüvenliğini korumak için gerekli olanı yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün sadece önlem almakla yetinilebileceği anlamını taşımadığı, alınan önlemlere uyulmasının temini anlamının da bulunduğu da açıktır. Başka bir deyişle, işveren, işyerinde geniş anlamda doğmuş veya doğabilecek tüm tehlikeleri önlemek zorundadır. Bu zorunluluk sonucu olarak işyerinde, işveren bakımından tam anlamı ile geniş bir kontrol mekanizması kurulmalıdır. T.C. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin Kararı İş Kanunu Madde 73’e göre işveren, salt mevzuatta öngörülen önlemleri değil, kutsallaştırılması gereken insan yaşamına saygı çerçevesinde günümüz bilim ve teknolojisinin öngördüğü önlemleri dahi almakla yükümlüdür. Her halde çalışan kimsenin iş güvenliği işçinin kendi dikkatine bırakılamaz. İnceleme, Görüş ve Kanaat Heyetimiz tarafından yapılan inceleme sonucunda taraflarca kazanın meydana gelmesindeki kusur ve sorumlulukları ile ilgili olarak ihlal edilmiş olduğu ortaya çıkarılan tüzük, yönetmelik hükümleri ve Yargıtay kararları yukarıdaki kısımda bir özet halinde sıralanmıştır. Tüm bu mevzuatta “işveren tarafın-
dan, işyerinde işgüvenliği ile ilgili olarak alınması gereken tedbir ve önlemleri sürekli olarak izlenmesi, kontrol edilmesi, ettirmesi, görülen aksaklık ve kusurların ortadan arzeden kusurlu alet ve aygıtların kullanılmasının önüne geçilmesinin ve kazazede işçinin de bu yöndeki hükümlere uymasının gereği” vurgulanmaktadır. Dosyada mevcut taraf iddia ve savunmaları,dosya muhteviyatı, karar tutanağı, tanık ifadeleri, tespit tutanakları, bilirkişi raporları ve diğer tüm belge ve deliller Heyetimize tevdii edilen görev doğrultusunda incelenmiş ve değerlendirilmiş olup Heyetimizin taraflara atfedilmesi gereken kusurlar ve oranları hususunda varmış olduğu görüş ve kanaat aşağıda açıklanmıştır. Dosyada Kazazede İşçiye emniyet kemeri, baret, iş eldiveni, iş ayakkabısı gibi iş güvenliği malzemelerinin verilmiş olduğuna dair bir zimmet belgesi mevcuttur. Bilirkişi Heyetimiz, kazazede işçiye kendisine zimmetle verilmiş olan bu malzemeleri kullanmamış olması ve bu hususta göstermiş olduğu ihmalkar davranış nedeniyle, uygun bir oranda kusur atfedilmesini gerektiren bir husus olduğunu düşünmektedir. Heyetimiz, bir işçinin davranışlarında görülen kusur ve ihmallerde işverenin onu yeterince eğitmemiş ve de izlememiş olması nedeniyle katkısının mevcut olduğu görüşündedir. Bir işyerinde yapılan eğitimin ana amacı, çalışanların gösterecekleri bu tür kusur ve ihmallerin ortadan kaldırılmasıdır. Bu nedenle de, bir kuruluşta çalışanların gösterdikleri her kusur ve ihmalin ardında o kuruluşun onların eğitiminde göstermiş olduğu ihmalin mevcut olduğunun kabul edilmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay 9. HD., 20.05.1968 T., 12879 E., 7693 K. Sayılı Kararında; “İşveren kendisine mevzuatın yüklediği tedbirleri, işçinin tedbirli ve dikkatli olması nedeniyle gerekmediği düşüncesiyle almaktan kaçınamaz. “Genel olarak bir işçi, alınan tedbir sayesinde emniyet içinde çalışır ve dikkatini işine verir. Ancak teknik imkansızlıklar
nedeniyle emniyet tedbirleri gereği gibi alınamıyorsa, bu takdirde işçiden tehlikeye karşı tedbirli olması istenebilir” denilmektedir. Bilirkişi Heyetimiz, İşverenin yapılan işin arzettiği muhtemel tehlikeler hususunda çalışanları eğitmesi ve de onları denetlemesi gerektiği görüşündedir. Nitekim; Yargıtay 9. HD., 20.01.1970 T., 9116 E., 348 K. Sayılı Kararında; “İşveren, yalnız işçiyi işyeri tehlikelerine karşı uyarmakla yükümlü bulunmamaktadır; gerektiğinde, işçiyi tehlikelere karşı alınmış tedbirlere uymaya dahi zorlama ödevini taşımaktadır” denilmektedir. Heyetimiz, bu gerekçeye istinaden, davalı İşveren kuruluşa çalışanların alması gereken iş güvenliği tedbirleri hususunda yeterince eğitilmemiş olması nedeniyle uygun bir oranda kusur atfedilmesi gerektiğini düşünmektedir. Bilirkişi Heyetimiz kazazede işçi ve onun iş arkadaşlarının lambaların değiştirilmesi esnasında elektriklerin kesilmemesi gerektiği yönündeki iddialarının geçersiz olduğunu düşünmektedir. Nitekim, 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 303’te verilen amir hükmünde; “Elektrik tesisatının ve iletkenlerinin daima gerilim altında bulunduğu kabul edilecek ve teknik bir zorunluluk olmadıkça gerilim altında elektrik onarımı yapılmayacaktır” denilmektedir. Bu hükme göre, lambaların bakım ve onarımın yapılamsı işlemi esnasında dahi direkteki elektriğin kesilmesi gerekmektedir. Bu gibi durumlarda yapılması gereken iş, elektrikler var iken yanmayan lambaların tespit edilmesi, daha sonra da elektrikleri keserek ve direklere çıkarak bu lambaların bakım ve onarımın yapılmasıdır. Bu gerekçe doğrultusunda Bilirkişi Heyetimiz, Kazazede İşçinin elektrikleri kesilmemiş bir direğe çıkmış olmasını hem kendileri için, hem de onlara bu hususta gerekli eğitimi vermemiş olan İşveren Kuruluşa kusur atfedilmesini gerektiren bir husus olarak görmektedir. Tüm yasal düzenlemeler insan hayatının kutsallığına saygı gösterilmesini öngörür. Bu husus yukarıda metni verilen Kararında “İş Kanunu Madde 73’e göre işveren, salt mevzuatta öngörülen önlemleri değil, kutsallaştırılması
69 Haziran
2016
gereken insan yaşamına saygı çerçevesinde günümüz bilim ve teknolojisinin öngördüğü önlemleri dahi almakla yükümlüdür. Her halde çalışan kimsenin iş güvenliği işçinin kendi dikkatine bırakılamaz” şeklinde ifade edilmiştir. Bu cümle ile işverenin günümüz bilim ve teknolojisinin öngördüğü önlemleri almaktaki sorumluğunu vurgulanmaktadır. Bu sorumluluğun içine elbette işçinin direkten yere düşmeye karşı korunabilmeleri için gerekenlerin yapılması, yani, işyerinde işgüvenliğinin sağlanması için modern gelişmelerden faydalanılması, gelişmelerin ortaya koyduğu bomlu araç gibi işgüvenliği araç ve gereçlerin tadarik edilmesi de girmektedir. Esasen, bu husus, yukarıda metni verilen 1475/2869 Sayılı İş Kanunu Madde 73, 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 2, 4 ve vazedilen amir bir hükümdür. Şehir içindeki elektrik direklerinde ve hatlarda düşme riski olan mahallerde yapılan bu tür çalışmalarda, işçilerin emniyetle ve rahatlıkla çalışabilmelerinin sağlanması için günümüzde hidrolik sepeti bulunan “bom”lu iş makinaları kullanılmaktadır. Kaza tarihi itibarı ile bu makinalar ülkenin her yerinde bu tür düşem riski olan işlerde kullanılmaktadır. Bu aracın sepetine binen işçi, kumanda kolları vasıtası ile direk hizasına gelinceye kadar sepet içinde kalmakta, bu hizaya geldikten sonra ise gerekli olması durumunda sepetten çıkmakta ve direkteki çalışmaları emniyetli bir şekilde yapabilmektedir. Bu şekilde bomlu araçlar yardımıyla yürütülen bakım onarım çalışmalarında bile zaruri bir güvenlik önlemi olarak hattın elektriğinin kesilmesi şarttır. Ancak bu sayede, işçinin yere düşme riski ortadan kalkmaktadır. Bir şirket hüviyetinde olan kuruluşun, ister devlet, ister özel sektör şirketi olsun, gelirinden belli bir kısmını ayırarak, çalışanlarının iş ve can güvenliğini sağlamak yönünde yatırım yapma sorumluluğu vardır. Bomlu araç tedarik edilmesi de bu yatırım sorumluluğunun bir parçasıdır. Bilirkişi Heyeti, maddi şartların bir işyerinde işgüvenliği ile olarak alınması gereken tedbir ve önlemlerin ihmal edilmesi için bir gerekçe teşkil etmemesi gerektiği görüşündedir.
70 Haziran
2016
Bilirkişi Heyetimiz 7/7583 Sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, Madde 4’te yer alan; “İşveren Kuruluşun işyerinde teknik ilerlemelerin gerektirdiği daha uygun, güvenli ve sağlık şartlarını sağlaması, kullanılan malzemeler ve makinalarla alet ve edavatın herhangi bir şekilde tehlike gösterenleri, işin özelliğine ve fennin gereklerine göre bu tehlike ve zararları azaltan gerekli tedbirleri alması ve diğer iş güvenliği tedbirlerini devamlı surette izlemesi esastır” şeklindeki hüküm doğrultusunda çalışanların iş güvenliğinin sağlanması bakımından zaruri önemi haiz “bom”lu aracı temin etmekte ihmalkar davranmış olan İşveren Kuruluşa bu hususta ayrıca uygun bir oranda kusur atfedilmesi gerektiğni düşünmektedir. Heyetimiz, kazaya yol açan direkteki armatür kolunda kaçak elektrik olmasından, bu lambayı besleyen kablonun içindeki bakır iletkenin bir şekilde bu kolun metal kısmına temas etmiş olduğu sonucunu çıkarmaktadır. Bu durum; (a) Armatür kolu içindeki kablonun izolasyonun zaman içinde kavrulması, kırılması, dökülmesi veya sıyrılması, ve böylece kablonun içindeki bakır iletkenin kolun metal kısmına temas etmeye başlamış olması, (b) Armatür kolu içindeki kablonun montaj esnasında fazla kesilmiş olması ve kablonun içindeki bakır iletkenin kablonun kesik kısmından kısmen ve tümüyle dışarıya çıkması ve kolun metal kısmına temas etmeye başlamış olması, (c) Armatür kolunun içine su girmesi ve bu su yardımı ile kablonun içindeki bakır iletkenin kolun metal kısmına temas etmeye başlamış olması anlamına gelmektedir. Tüm bu durumlar elbette ciddi kusurlardır ve bu lambayı kuran, teslim alan, teslim alma esnasında kontrol etmeyen işveren kuruluşa kusur atfedilmesini gerektiren hususlardır. Direğin metal aksamında gerilim olması, direğin metal kısımlarının topraklanmamış veya yeterince topraklanmaış olduğu anlamına gelmektedir. Bu durum da, ayrı bir kusurdur ve de aynı şekilde, sözkonusu direği diken, teslim alan, teslim alma esnasında topraklamasını kontrol etmeyen işveren kuruluşa kusur atfedilmesini gerektirmektedir.
Sonuç Dava konusu kaza, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 11. Maddesi’nin (A) bendinin (a) ve (b) fıkralarına göre bir iş kazasıdır. Bilirkişi Heyeti olarak, dava dosyası incelenmiş yukarıda detayları ile açıklanan mütalaa doğrultusunda, kazanın meydana gelmesinde, İşveren TEDAŞ Elektrik Dağıtımı Müessesesi Müdürlüğü’nün % 60 Kazazede İşçi D.E.’nin % 40 oranlarında kusurlu olabilecekleri yönünde bir görüş ve kanaate varılmıştır. Herhangi bir kasıt unsuru bulunmayan kazada, dosyada mevcut bilgilere göre başkaca taraf, kişi ve kuruluşlara herhangi bir kusurun atfedilemeyeceği yönünde bir görüş ve kanaate vardığımızı belirten işbu bilirkişi raporu, karar verme ve hüküm tesis etme yetkisi elbette Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, tasviplerinize saygı ile sunulur.
Bilirkişi Heyeti Prof. Dr. Osman SEVAİOĞLU, İş Güvenliği Uzmanı, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 06531, Balgat, Ankara. Mustafa ERYAPRAK, İş Güvenliği Uzmanı, Elektrik Y. Müh. Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğü, Ankara. Tezcan SERİN, İş Güvenliği Uzmanı, Elektrik Y. Müh. Ankara. 04.10.1999
Elektrikgüncesi basından seçilmiş haberler
Enerji • Elektrik • Ekonomi • Politika • Olaylar
15 milyon avroluk rüzgar enerjisi projesi ihaleye çıkıyor
Ç
orum Belediyesi’nin 15 milyon avroya mal olacak rüzgar enerji projesi bu ay sonu ihaleye çıkıyor. Çorum Belediyesi’nin kendi elektriğinin yanı sıra yaklaşık 14 milyon Kwh elektrik üretimi gerçekleştireceği Rüzgar Enerji Santrali’nin ihalesi 28 Haziran’da gerçekleştirilecek. Bu dev yatırımla Çorum Belediyesi, diğer belediyelere de örnek teşkil edecek. Dünyadaki gelişmeleri ve yenilikleri yakından takip ettiklerini vurgulayan Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, belediyenin enerji ihtiyacını bu santralden karşılayacaklarını söyledi. Çevreye ve doğaya duyarlı bir belediyecilik anlayışı ile doğaya zarar vermeden, çevreyi kirletmeden elektrik üreteceklerini anlatan Başkan Külcü, Rüzgar Enerjisi Santrali Projesinin hem Çorum Belediyesi hem de Türkiye’deki belediyeler açısından farklı bir tecrübe olacağını sözlerine ekledi. Kaynak: Enerji Enstitüsü
71 Haziran
2016
VİKO MESLEKİ EĞİTİME DESTEK OLUYOR
Meslek liseleri; alanında eğitim almış, sanayi, bilişim ve hizmet gibi sektörlere nitelikli personelin yetişmesi açısından büyük önem taşıyor.
B
unun için de gençlerimize teorik eğitimi uygulama olanakları ile bir arada sunabilmek gerekiyor. Ne yazık her meslek lisesi, gençlerin uygulama yapabilmeleri için gerekli atölye imkanlarına sahip bulunmuyor. VİKO by Panasonic’in “Meslek Eğitimine Destek Aydınlık Geleceğe Destek” projesi bu konuda farklılık yaratmak üzere sürüyor. Kuruluş, bu proje kapsamında son olarak ‘Sancaktepe Eyüp Sultan Endüstri Meslek Lisesi’ne pano tasarım ve montaj atölyesi kazandırdı. VİKO by Panasonic, kurumsal sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Kuruluşun 2002 yılından bu yana sürdürdüğü “Meslek Eğitimine Destek Aydınlık Geleceğe Destek” projesi kapsamında eğitime kazandırdığı Sancaktepe Eyüp Sultan Meslek Lisesi Pano Tasarım ve Montaj Atölyesi” geçtiğimiz günlerde geniş katılımlı bir organizasyonla açıldı. Törene, Sancaktepe
72 Haziran
2016
Kaymakamı Feyzullah Özcan, Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Serkan Gür, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Aydoğdu, VİKO CEO’su Nusret Kayhan Apaydın, Pazarlama Direktörü Aysel Özaltınok ve öğrencilerin yanı sıra çok sayıda eğitimci katılım gösterdi.
Meslek Liseli öğrencilerin teorik eğitimi, pratik beceriye dönüşüyor… VİKO, öğrencilerin teorik eğitimi pratik beceriye dönüştürmeleri ve eğitim gördükleri alanda uygulamalı eğitim imkanı bulmalarına katkı sağlamak üzere, İstanbul’daki meslek liselerine laboratuvarlar kuruyor. Geçtiğimiz yıllarda İSOV Dinçkök Endüstri Meslek Lisesi, Kartal Atalar Endüstri Meslek Lisesi ve Samandıra Endüstri Meslek Lisesi’ne elektrik tesisat laboratuvarı kazandıran VİKO, dördüncü laboratuvarı ise Sancaktepe Eyüp Sultan Endüstri Meslek Lisesi için açarak mesleki eğitime verdiği desteği bir kez daha kanıtlanış oldu. Okul- Sanayi İş Birliği İstanbul Modeli kapsamında İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde tamamlanan ve elektrik sektörüne yönelik kapsamlı uygulamalara sahip olan bu atölye, meslek lisesi öğrencilerinin teorik bilgilerini pratik
becerilere dönüştürmesinde önemli katkılar sağlayacak. Açılış töreninde söz alan ve kuruluşun mesleki eğitime verdiği desteğe vurgu yapan VİKO Pazarlama Direktörü Aysel Özaltınok “VİKO by Panasonic olarak, sürdürülebilirliği kurumsal değer olarak kabul eden bir anlayışla, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için hayata geçirdiğimiz projelerle, topluma değer katmayı görev kabul ediyoruz. Ürünlerimizden tesis işletmemize, çevresel duyarlılığımızdan kurumsal sosyal sorumluluk projelerimize kadar hemen her süreçte hepimiz sorumluyuz anlayışı ile faaliyet gösteriyoruz. Bildiğiniz gibi, ülke sanayimizin gelişmesinde bilgi, beceri ve iş tecrübesine sahip kalifiye iş gücünün önemi gerçekten çok büyük. Verimli üretimi sağlayabilecek kalifiye iş gücü ise mesleki eğitim ve endüstri arasında kurulan köprü ile daha nitelikli sonuçlar vermekte. ‘Meslek Eğitimine Destek Aydınlık Geleceğe Destek’ adlı projemiz ile mesleki eğitime önemli katkılar sağlıyor ve bu alandaki çalışmalarımızı üç aşamada yürüterek meslek liseli gençlerimize destek olmayı amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu.
Elektrik yatırımlarında en fazla bağlantı izni Trakya’ya Türkiye’de gelecek 10 yılda elektrik yatırımlarında en fazla bağlantı izni Trakya Bölgesi’ne verilecek. “Türkiye İletim Sistemi Bağlantı Kapasitesi Raporundan” yapılan derlemeye göre, Türkiye’de elektrik sektöründe gelecek 10 yıl için toplam 23 bin 900 megavat bağlantı kapasitesi öngörülüyor. Yatırımlara yön verme amacıyla Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ), toplam 15 Bölge Müdürlüğü üzerinden yaptığı planlamada, Türkiye elektrik iletim sistemine ilk 5 yıllık dönem için 14 bin 400 megavat, ikinci 5 yıllık dönem için de 9 bin 500 megavat bağlantı kapasite izni verilecek. Elektrik iletim ve üretim
sistemine yapılacak yatırımlarda gelecek 10 yıl için en fazla bağlantı kapasite izni Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illeriyle İstanbul’un Avrupa yakasının da içinde bulunduğu Trakya Bölgesi’ne verilecek. Bu dönemde bölgenin iletim sistemine toplam 4 bin 200 megavat bağlantı sağlanacak. En fazla ikinci yatırım alacak bölgenin de Ege olacağı tahmin ediliyor. Buna göre, Aydın, İzmir, Manisa ve Muğla illerine 3 bin 700 megavat bağlantı kapasitesi tahsis edilecek. Adapazarı, Ankara, Bolu, Düzce, İzmit ve Yalova illeriyle İstanbul’un Anadolu yakasının içinde yer aldığı 2. bölgeye 2026’ya kadar 3 bin 500 megavat bağlantı gerçekleştirilecek. Böylece, gelecek 10 yılda elektrik bağlantı kapasitesinin yüzde 50’si bu üç bölgede gerçekleşecek. Bu bölgeleri, 2 bin 500 megavatlık bağlanabilir kapasite izniyle Afyonkarahisar, Bilecik, Denizli, Eskişehir illeriyle 2 bin 200 megavat izne sahip Adıyaman, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis ve Şanlıurfa’nın içinde bulunduğu bölgeler takip edecek. Kaynak: Haber Türk
Elazığ’da çöpten elektrik üretim tesisi faaliyete geçti
E
lazığ’da 10 bin konutun ihtiyacını karşılayacak olan Çöpten Enerji Üretim Tesisi faaliyete geçti. Elazığ Belediyesi tarafından Dişidi, Çöteli, Üçağaç köyleri arasındaki 131,8 hektarlık alana yaptırılan, 400 ton çöp depolama sahasına sahip ve 10 bin konutun elektrik enerjisini sağlayacak olan Çöpte Enerji Üretim Tesisi’nin açılışı yapıldı. Tesisi, Dünya Çevre Günü’nde açmanın gururunu yaşadıklarını belirten Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz, “2 bin 800 kilovat saat gücünde ve 10 bin konutun enerji ihtiyacını karşılayacak tesisin fiilen açılışını yapmış bulunmaktayız. Böyle bir tesisi Dünya Çevre Günü’nde açmanın gururunu ve keyfini yaşıyoruz. Cevre bize atalarımızdan ve dedelerimizden kalan bir miras değil, evlatlarımızın bize bir emanetidir. Dolayısıyla çevreyle ilgili yapılan her çalışma gelecek nesillere bırakılacak olan en güzel mirastır” dedi. Çöp depolama alanına günde yaklaşık 400 ton çöp geldiğini vurgulayan ve tesisin işleyişi hakkında bilgi veren Başkan Yanılmaz, “Bu gelen çöpler kantarda tartılıyor ve burada çöp alanına depolanıyor. Kayıt altına alınan çöpler boşaltma platformu üzerinden depolama sahasına alınıyor. Sahaya alınan atıklar oluşturulan çöp iskelesi üzerine serilerek çöp deposu sıkıştırma kompaktörleriyle sıkıştırılıyor. Bu sayede çöp deposu oluşturuluyor. Deponun oksijensiz ortamda kalarak çöplerin çürümesi ve metan gazının oluşturulmasına vesile olunuyor. Oluşan metan gazı delikli borular aracılığıyla toplanıyor ve ana boru üzerinden bin 400 kilovat saat kapasiteli içten yanmalı 20 silindirli motorlarda yakılarak bertaraf ediliyor. Motorların çalışması ile meydana gelen mekanik enerji alternatör vasıtasıyla elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Üretilen elektrik enerjisi 2 bin kilovatlık trafo vasıtasıyla 34 bin 500 voltaj yükseltilip 4 buçuk kilometre uzunluğundaki enerji nakil hattıyla ulusal şebekeye aktarılıyor” diye konuştu. Kaynak: Enerji Enstitüsü
73 Haziran
2016
UEDAŞ ORHANELİ AKALAN KÖYÜNE KÜTÜPHANE KURUYOR
G
üney Marmara’da elektrik dağıtım hizmeti veren Uludağ Elektrik Dağıtım (UEDAŞ) “Bi kitap daha aydınlık bi hayat” projesi kapsamında hizmet bölgesinde ikinci kütüphaneyi kurmak için kolları sıvadı. Bu yıl startı İnegöl’den verilen proje kapsamında ikinci kütüphane Bursa’nın Orhaneli Akalan Mehmet Asiye Eğitman İlkokulunda kurulacak. UEDAŞ’tan yapılan açıklamaya göre, okul binasının tadilatı ve boya işlemlerinin ardından 4 bin kitaptan oluşacak bir kütüphanenin açılışı gerçekleştireceği bilgisi verildi. Sosyal sorumluluk alanında sürdürülen “Kardeşim Üşümesin” projesinin ardından “Bi kitap daha aydınlık bi hayat” projesinin startını geçtiğimiz günlerde İnegöl’den verilmişti. UEDAŞ, proje kapsamında bu yıl 5 köy okuluna kütüphane kazandıracak.
74 Haziran
2016
Dicle Elektrikten su ve elektrik israfı uyarısı Dicle Elektrik’ten, ’Dünya Çevre Günü’ nedeniyle yapılan açıklamada, insanlığın temel ihtiyaçlarından olan su ve elektriğin alabildiğine israf edildiği Mezopotamya bölgesinde, bu yüzden yaşanabilecek olası bir çevre felaketine dikkat çekildi.
İ
sveç’in Stokholm kentinde 1972’de yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan bir kararla her yıl 5 Haziran günü ’Dünya Çevre Günü’ olarak kutlanıyor. Bu gün sebebiyle Dicle Elektrik Dağıtım’dan yapılan yazılı açıklamada, temiz bir çevrede yaşamanın herkesin hakkı olduğuna vurgu yapıldı. Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak illerine elektrik dağıtımı yapan enerji şirketi, bölgede özellikle tarımsal alanlarda yeraltı su kaynaklarının bilinçsiz bir biçimde israf edildiğinin altını çizdiği açıklamasında, sadece bu illerde 30 binin üzerinde Kaçak su kuyusu bulunduğu bildirdi. İçilebilir olması nedeniyle son derece kıymetli olan yeraltı sularının israf boyutunda tarlaların sulamasında kullanıldığı ifade edilen açıklamada, bölgenin çevre felaketi ile karşı karşıya olduğu belirtildi. Açıklamada; “Bölge illerinde her yıl yaklaşık 16 milyar kilovatsaat (kWH) elektrik kayıt dışı olarak kullanılıyor. Bunun da yaklaşık 4.6 milyar kWH’si yine kayıt dışı olarak tarımsal alanda tüketilmektedir. Enerjiye bedel ödemeyen yöre çiftçisi ne yazık ki modern dünyanın artık tarım alanında kullanmadığı vahşi sulama tekniği ile tarlalarını sulamakta, böylece hem enerjiyi, hem de insanlık için son derece kıymetli olan yeraltı sularını heba etmektedir. Tarla sulamak için yerin 700 metre altından su çekilerek bilinçsizce yapılan vahşi sulama yüzünden bölgedeki bereketli tarım arazileri, maalesef aşırı sulamadan dolayı tuzlanmakta ve çoraklaşmaktadır. Bunun olumsuz sonuçlarını yakın bir gelecekte acı bir biçimde görmemiz mümkün olacaktır. Bölgemiz ciddi biçimde bir çevre felaketi ile karşı karşıya kalabilir. Bu durumun yaşanmaması için yöre çiftçisinden yeraltı suyunu ve enerjiyi israf etmemelerini bekliyoruz. Bunun için de kullanılan enerjiyi kayıt altına alınması önemlidir. Çünkü, son yıllardaki örnekleri de göstermiştir ki kayıt altına alınan enerji ile sulama yapan çiftçiler, tasarruf için damlama sulama gibi daha az su gerektiren tekniklere yönelmişlerdir. Böylece hem sudan, hem de enerjiden ciddi olanlarda tasarruf etmişlerdir. Bu sağlanır ise içerisinde bulunduğumuz Mezopotamya bölgesi, yeniden dünyanın en bereketli toprakları haline gelecektir” denildi. Kaynak: Dicle Enerji
Hazırlayan: Can Cengiz
www.elektrikdergisi.com
ENERJİ DÜNYASINDAN
İngiltere’de güneş enerjisi ilk kez kömürü geçti
İngiltere’de ilk kez mayıs ayında güneş enerjisinden elde edilen enerji kömürden elde edilen enerjiyi güç olarak geride bıraktı. Güneş enerjisi mayıs ayında İngiltere’de 1.336 gigawatt enerji üretirken kömürden 893 gigawatt enerji sağlandı. Guardian’ın haberine göre İngiliz hükümeti 2025 yılına kadar kömürle çalışan elektrik santrallerinin faaliyetlerini durduracak. İngiltere’nin eksi Enerji Bakanı Lord Greg Barker yaptığı açıklamada, “Hükümet yenilenebilir enerji firmalarının önünü açmalı. Onlara hareket edebilmeleri için daha çok alan sağlamalı” açıklamasında bulundu. Kaynak: Enerji Enstitüsü
Elektrikli araç satışı 1 milyonu aştı Uluslararası Enerji Ajansı tarafından sunulan 2C hedefini
tutturan tek alan elektrikli araçlar oldu. Elektrikli araç sektörü sonunda 1 milyonu aştı. UEA’ın hazırladığı Enerji Teknoloji Perspektifi 2016 raporunda bu alana oldukça değiniliyor. Rapora göre 19 teknolojiden 5’inin beklenenin altında olduğu açıklanırken, 14’ünün de yeteri kadar iyi olmadığı söylendi. Elektrikli araç satışları 477.000 dolayında gerçekleşti. 2014’e göre yüzde 70 bazında bir artış gerçekleşti. Dünyadaki elektrikli araç satışlarının yüzde 70’i ise ABD, Çin, Hollanda ve Norveç’te ortaya çıkmış. 2015’te Çin en büyük elektrikli araç pazarı haline gelmiş bulunuyor. Elektrikli araçların pazar oranının yüzde 1’i geçtiği ülke sayısı 2014 yılında üç iken 2015’te bu sayı altı olarak görülüyor. Kaynak: UEA
Apple güneş enerjisi satacak Özellikle son yıllarda yeşil enerjiyi oldukça önemsediğini
her fırsatta dile getiren Apple, kurduğu güneş enerjisi çiftlikleriyle kendi enerjisini üretiyor. Bu enerjinin miktarı bekleneni aşan Apple kurduğu yeni şirketle birlikte enerjinin bir kısmını satmayı amaçlıyor. Kurulan Apple Energy LLC ile enerji satışı yapılabilmesi için Amerika Federal Enerji Düzenleme Komisyonu’na gerekli başvuru yapıldı. Apple’ın güneş panelleriyle toplamda 521 MW enerji üretmesi planlanıyor. Bu enerjinin Apple’ın mağazalarında ve ofislerinde kullanıldığı belirtiliyor. Gerektiğinde ise dışarıdan enerji alımında bulunuluyor. Apple’ın fazladan ürettiği enerjiyi satması, enerji üretimi maliyetlerinin düşürülmesi anlamına geliyor. Kaynak: Apple
76 Haziran
2016
Brent petrol son 10 ayın zirvesinde Brent tipi petrolün varil
fiyatı 52 Dolar 86 cente çıkarak son 10 ayın en yüksek seviyesini gördü. Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası FED’in faiz arttırımına ilişkin beklentilerin zayıflaması ve ABD’nin ülkede haftalık ham petrol stoklarının 3.2 milyon varil azaldığını açıklaması bu artışta etkilşi oldu. Uzmanlar brent petrolün varil fiyatının 52.5 Doların üzerinde kalması durumunda 53.5 ve 54.6 Dolar sevilerinin direnç olarak takip edileceğini belirtiyor. Kaynak: NTV
Çin, yapay güneş üretimine yaklaşıyor Çin’in Jiangsu eyaletindeki Hefei Fizik Bilimi
Enstitüsü’nde, güneşin merkezindeki ısının 3 katı daha sıcak hidrojen gazı üretildi. 102 saniye süren bu deneyde 50 milyon Kelvin (49.999 milyon derece) ısı elde edildi. Güneşin merkezindeki ısı ise 15 milyon Kelvin (14.999 milyon derece) civarında. Tokamak isimli ve simit şeklindeki manyetik füzyon reaktöründe nükleer füzyon ile üretilen bu yapay güneş, aynı zamanda temiz ve sınırsız enerji olarak da kullanılabilecek. Çinli bilim insanlarının hedefi, güneşin içerisinde gerçekleşen nükleer füzyonlara yakın bir sonuç elde etmek. Tokamak reaktörü, plazmanın kapalı manyetik alan bölgesi içinde hapsedilmeye çalışıldığı bir plazma tutucu sistemi. Yani ortaya çıkan ısının dağılmamasını sağlıyor. Fakat böylesi devasa bir ısıyı kontrol etmek elbette kolay değil. Çin’in bir sonraki hedefi ise 100 milyon Kelvin (99.999 milyon derece) ısıyı 1000 saniye (yani 17 dakika) boyunca muhafaza edebilmek. Kaynak: Science Alert
Solar Impulse 2 dünya turunun yarısını tamamladı Mart ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’den yola çıkan güneş
enerjisiyle çalışan uçak Solar Impulse 2, yolun yarısı kabul edilen New York’a ulaştı. Solar Impulse 2 dönüşümlü olarak uçuran pilotlardan André Borschberg Özgürlük Anıtı’nın yanından geçerken “Bu gerçekten inanılmaz” ifadesini kullandı. Ulaştıkları sonuçların “rüya gibi” olduğunu belirten pilot, New York’un kendisi için “özgür girişim ve yenilik özgürlüğünün sembolü olduğunu” kaydetti. Borschberg dünya turunun 14. etabı için ABD’nin Pennsylvania eyaletinden New York’a doğru yola çıkmıştı. Lehigh-Valley pistinden havalanan Solar Impulse 2’nin Kennedy Havaalanı’na yolculuğu yaklaşık 5 saat sürdü. Solar Impulse 2 bir sonraki etapta New York’tan havalanarak Atlantik Okyanusu’nu aşacak. Bir sonraki etabı pilot Bertrand Piccard gerçekleştirecek. Kaynak: Deutsche Welle
77 Haziran
2016
ENERJİ TAŞIMA SİSTEMLERİ • TANITICI REKLAM
OBO BETTERMANN
KABLO TAŞIMA SİSTEMLERİNDE KORUYUCU BANT VE KORUYUCU KAPAK NEDEN ÖNEMLİDİR Kablo Taşıma Sistemlerinde Güncel kaplama Teknikleri:
78 Haziran
2016
2
G
üncel bilgi alanını kuşattığı gibi teknik uygulama ve onaylarda da sıklıkla teveccüh gören bazı ayrıntıların görmezden gelinen sıkıntıları, ürünün tüm avantajlarını ortadan kaldırabilmektedir. Özellikle metal ve türevi üretimler, kolay kurulduğu düşünülen altyapılar oldukça hızlı
yayılmaktadır. Dolayısıyla yerli üretim teknikleri içinde pazara en hızlı yayılan ürünler bir yanıyla da göz ardı edilen pek çok ayrıntıyı içermektedir. Ülkemizin standartları uygulamak anlamında oluşan direnci kıracak önlemleri alamayışı eksikliklerin giderilmesi konusunda büyük boşluklar oluşmasına yol açmaktadır. Hatta bu konuda ısrar eden kontrol mekanizmalarının devre dışı bırakılması için açıklanması imkânsız gerekçelerin ortaya konduğuna da defalarca tanık olunduğunu yadsıyamayız. Pek çok alanda olduğu gibi elektrik sektörü için de bu sıkıntıların mücadele edilmesi gereken boyutlara ulaştığı söylenebilir. Elektrik sektörü içinde saç kablo taşıma sistemleri, dikkat çekici bir grafikle hacmini geliştirmeye devam ediyor. Her geçen yıl Pazar hacmini arttıran, yurtiçi pazardaki rakipsizliğiyle yurtdışı pazarlarda kendine yer arayan bu sektörde uygulanan üretim teknikleri de hızla değişmektedir. 2000’li yılların hemen başında en yaygın ürünlerden biri olan elektrogalvaniz teknolojisinin, aradan 10-15 yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen 30lu yaşların başındaki deneyim sahibi mühendis ve teknik elemanlar tarafından hiç tanınmıyor olması başka nasıl açıklanabilir ki? Aslında bu durum, değişimin baş döndürücü
hızı hakkında bizlere yeterince somut bilgiler vermesi açısından yeterli... Siyah ham sacın korozif etkilere ve diğer ortam şartları açısından dayanımını arttıran galvaniz kaplama uygulamasında değişen tercihlerin en önemli gerekçeleri, daha yüksek verimlilikteki malzeme grubuna ulaşmak olduğunu düşünebiliriz. Dolayısıyla elektrogalvaniz teknolojisinin terk edilip sıcak daldırma dediğimiz teknolojinin tercih edilmesiyle farklı beklentiler oluşması da kaçınılmaz. Çünkü daha iyiye ulaşma isteğiyle birlikte malzemenin mekanik dayanım süresini oldukça yükselten bu uygulamaya yönelik yatırımların arasında paralellikler olduğunu da gözlemlemek mümkün.
Giderilemeyen Sorunlar: Elbette elektron ayrıştırma yöntemiyle yapılan elektrogalvaniz kaplama ve çinko havuzunda mamul maddenin bekletilmesiyle oluşturulan sıcak daldırma galvaniz sisteminin yanı sıra pregalvaniz dediğimiz erimiş çinko işleminden geçirilme suretiyle oluşturulan galvaniz tekniğinin de bir diğer seçenek olduğunu düşünebiliriz. Hatta elektrogalvanizin kullanımının azalmasıyla pregalvaniz teknolojisi sıcak daldırmanın tek alternatifi halini almıştır. Ancak tüm bu uygulamalar içinde korozif etkiyi tamamen yok edecek ürünler elde edildiğini her şeye rağmen söyleyemiyoruz. Gönül 304 ve 316 olarak iki farklı sınıf altında üretilen paslanmaz ürünleri kullanmayı arzu ediyor olsa da maliyetler açısından buraya doğru bir yönelme olduğunu söylemek mümkün değil. Bu ürünler içinde paslanmaz hariç en yüksek mekanik dayanımı gösteren sıcak daldırma uygulamalarının özellikle kaynak, delme, kesme gibi dış müdahaleler sırasında bu kez dezavantaj içeren bir ürüne dönüştüğünü de belirtmek gerekiyor. Elektrogalvaniz teknolojisinin kablo taşıma sistemlerinde artık çok sınırlı kullanım alanı bulabildiğini düşünürsek müdahalelerde kendini yenileme özelliğine sahip pregalvaniz malzemelerin kaplama kalınlığının yetersiz kalması, sıcak daldırma malzemelerin ise müdahaleye maruz kaldıkları noktalardaki hızlı bozulmanın durdurulamaması bir sorun olarak kullanıcıyı zorlamaya devam ediyor. Özellikle sivri ve iç noktaların en hızlı deforme olan yerler olduğu düşünüldüğünde bunun için uygulamaları kolaylaştırmasa bile malzemenin ömrünü uzatacak farklı çözümlerin geliştirilmesi gereksinimi kaçınılmaz hale geliyor.
RKS-Magic®: der Trick mit dem Klick
Geniale Idee trifft Vielfalt: das RKS-Magic® -System
Schnelligkeit Ansetzen, einrasten, fertig. Mit der intelligenten Steckverbindung der RKS-Magic® können Sie Ihre Montageleistung deutlich steigern. Das deutlich hörbare Klick-Geräusch des unverlierbaren Federelements signalisiert Ihnen das Einrasten und damit eine sichere, belastbare Verbindung.
Mechanische Sicherheit Die Konstruktion der Verbindung gewährleistet einen sauberen Übergang an den Stoßstellen – auch bei voller Belastung. So sind Kabel und Leitungen perfekt geschützt. Erschütterungen und Vibrationen können der sicheren Steckverbindung ebenfalls nichts anhaben.
Sicherheit im Brandfall Auf RKS-Magic® können Sie sich auch verlassen, wenn es hart auf hart kommt: Das System ist MPAFunktionserhalt geprüft nach DIN 4102-12.
Mit einem Schraubendreher können Sie die Verbindung einfach wieder öffnen.
Ausleger mit Schnellbefestigung Wir haben unsere Montage-Systeme perfekt auf das RKS-Magic®-System abgestimmt: Mit dem im Ausleger Typ MWAM 12 vormontierten Schnellbefestigungs-Set können Kabelrinnen4 auf dem Ausleger schnell und rationell befestigt werden. Nach dem Auflegen der Kabelrinne wird durch eine einfache 90°-Drehung des Schnellbefestigungs-Sets die Kabelrinne fixiert und durch das Anziehen der Schraube dauerhaft befestigt. Das bisher zeitaufwändige Verschrauben mit einem mindestens zweiteiligen Befestigungselement entfällt.
Formteile Ein umfangreiches
Elektrische Sicherheit RKS-Magic®-Kabelrinnen garantieren einen dauerhaft sicheren Potentialausgleich ohne Zusatzbauteile und zuverlässigen Schutz vor elektromagnetischen Störungen. Alle Bauteile sind EMV- und stoßstromgetestet. VDE geprüft nach DIN EN IEC 61537:2007.
Bis zu einer Breite von 300 mm kann das System mit 20 kg/m belastet werden, bei einer Breite von 400 mm sind 30 kg/m zulässig. Eine Gewindestangenabsicherung der Ausleger ist nicht erforderlich.
Formteilpro-
mit 45°- und 90°-Bögen, Obo Bettermann gramm ve Koruyucu Bant T-Abzweigstücken, Kreuzungen, AnbauUygulamaları: Anbau-Abzweigstücken, bögen und Gelenkbögen komplet-
tiert das System. Alle Komponenten Sektöre farklı ürün gruplarıyla çok hızlı bir giriş yapan sind in verzinkter Ausführung und in Edelstahl lieferbar. Obo Bettermann firmasının KTS adını verdikleri kablo taşıma sistemlerinde daha sınırlı bir kullanım alanı bulabilmesini maliyetler ve titizlikle uygulanan standartlarla açıklamak mümkün. DIN EN ISO 12944 standardına göre yıllık korozyona Systemzubehör karşı aşınma değerleri test edilen ürün grupları Umfangreiches Systemzubehör ist die Grundlage für eine saubere Moniçinde pregalvanizde standart 20 μm, sıcak daldırma tage bis ins Detail, zum Beispiel: • Schnellverbinder-Set für galvaniz malzemelerde ise 40-60 μm kaplama geschnittene Kabelrinnen • Montageplatten kalınlığıyla korozyona karşı yüksek mekanik dayanım • Bodenendbleche • Deckel göstermektedir. Ancak her şeye rağmen uygulama sırasındaki müdahalelerin malzemelerin mekanik dayanım ömrünü kısaltmasına önlem olarak koruyucu bantlar geliştirildiğini belirtmek gerekiyor. Bu anlamda ürettiği konsollar ve saç kanallar için sonlandırma ve başlangıç noktaları için koruyucu bantlar ve kapaklar üreten Obo Bettermann’ın çok önemli bir açığı kapattığı söylenebilir. PVC’nin yüksek mekanik dayanımı ve korozyona karşı gösterdiği dirençten faydalanarak bu malzemeyi metal ürünlerin kesildiği ya da sonlandırıldığı noktalara uygulamak kimyasal etkilerle malzemenin aşınması gibi sıkıntıları azaltmaktadır. 7
79 Haziran
2016
TAHRİK SİSTEMLERİ • TANITICI REKLAM
EMF
EMF Elektrikli Araç motorU •
80 Haziran
2016
Yüksek motor verimi, sistem toplamında %10 -30 arası daha fazla enerji verimliliği • Yerli üretim • Düşük hızlarda yüksek tork • Motor soğutma sisteminin minimize edilmesi • Dişli kutusu gereksinimini kaldırması ve dolayısı ile dişli kayıplarının önlenmesi • Motor üzerinde isteğe bağlı değişikliklerin yapılabilmesi • Düşük hızlarda, rakiplerine göre oldukça yüksek motor verimi • Yumuşak kalkış • Tüm hızlarda sabit tork katsayısı sayesinde öngörülebilirlik • Sessiz çalışma • Yağ içermeyen ve bakım gerektirmeyen yapı Proje kapsamında yapılan prototipler: • 1 adet tam elektrikli 120km/h hıza ulaşabilecek elektrik motoru 810Nm, 885rpm, 75.1kW nominal değerlerinde, 88 kutup ve nominal verim %91, 200rpm hız değerlerinde verim %95 in üzerine çıkmakta. Maksimum güç 90kW, maksimum tork 2100Nm olarak sınırlandırılmıştır.
1 adet hibrit 50km/h hıza kadar çalışabilecek elektrik motoru 810Nm 442rpm, 37.5kW nominal değerlerinde, 66 kutup ve nominal verim %93 Maksimum güç 47kW, maksimum tork 2100Nm olarak sınırlandırılmıştır.
Motor Çalışma Güç-Tork Eğrisi
Motor Çalışma Güç-Tork Eğrisi
Generatör Çalışma Güç-Tork Eğrisi
Generatör Çalışma Güç-Tork Eğrisi
değerlerini karşılayacak ve yüksek kutuplu yapısı sayesinde kararlı hız değerleri ve yumuşak sürüş özellikleri elde edilebilecektir. Yüksek verim, jeneratif özelliği ile enerjinin sürücü üzerinden, dişli kutusunun kayıpları olmadan akülere aktarma imkânı da sunar. Motorun tüm hız değerlerinde sabit sayılabilecek tork katsayısı sayesinde araçta gerçekleşen tork değerlerinin yüksek hassasiyette hesaplanabilmesi ve batarya yönetim sisteminde öngörülebilirlik ve kararlılığın artırmasına olanak verebilecektir. Motorun özel sarım yapısı ile sargı dirençleri düşürülmüş ve dolayısı ile motorda oluşan bakır kayıpları çok ciddi ölçüde azaltılmıştır. Motorun ihtiyaç duyacağı soğutma sistemi gereksinimini düşmektedir.
EMF Motor Çalışma Prensibi Motorun stator sargıları düşük kutuplu olmasına karşın, motor kutup sayısı 66-88 kutup olabilmektedir. Bu patentli yapı, LiProKa motor fiziği olarak tanımlanır. Düşük stator kutup sayısı ile düşük sargı dirençleri ve dolayısı ile düşük bakır kayıpları olmaktadır. Bu durum, motorun verimliliğini en üst düzeye taşır. Aynı zamanda elde edilen yüksek kutup sayısı, düşük devir uygulamalarına uygundur ve dolayısı ile dişli kutusu ihtiyacını ortadan kaldırabilmektedir.
Verim değerleri: •
2 adet hub tam elektrikli 120km/h hıza ulaşabilecek elektrik motorları 405 Nm, 885 rpm, 37.5kW nominal değerlerinde, toplamda ise 75kW, 66 kutup ve verim %90 üzerindedir. Maksimum güç 57kW, maksimum tork 1100Nm olarak sınırlandırılmıştır. • 2 adet hub hibrit 50km/h hıza kadar çalışabilecek elektrik motorları 405 Nm, 442 rpm, 18.5kW nominal değerlerinde, toplamda ise 37kW 66 kutup ve verim %90 üzerindedir. Maksimum güç 30kW, maksimum tork 1100Nm olarak sınırlandırılmıştır. • 1 adet final prototip EMF Elektrikli Araç motorunun öne çıkan özellikleri EMF Elektrikli araç motoru, istenilen tork ve hız değerlerini karşılayacak nitelikte, dişli kutusu olmadan tekerleklere tahrik verebilecek yapıya uygun, yüksek tork değerlerine sahiptir. Hızlı ivmelenme ve yokuş şartlarında gerek duyulabilecek maksimum tork
EMF Motorun verimi, motor tipine göre %91-97 arasında olmaktadır. Ortalama %94 ve sürücü verimi %98 alır isek, aküde harcanan güç 0,94*0,98= %92 verimlerde direk tekerleklere aktarılabilecektir. Maksimum hızın yaklaşık 1/3 hız seviyelerinde maksimum tork verebilen motor, bu değerlere yakın bir verimde çalışırken, aynı zamanda düşük güç gereksinmelerinin olduğu bölgelerde bile, örneğin 1kW değerinde %80 verimde çalışabilmektedir. Elde edilen gücün arada bir kayıp olmadan tekerleklere aktarılabilecek olması, aynı zamanda jeneratör çalışmada da maksimum enerji geri kazanımın elde edilmesine olanak verebilecektir.
81 Haziran
2016
TAHRİK SİSTEMLERİ • TANITICI REKLAM
ABC ENSER
ABC ENSER Otomasyon ve Güvenlik Teknolojileri ABC ENSER. Motor tahrik konularında ilk akla gelen firmalardan birisidir. Bunu doğru teknik çözümler ile ve verdiği mühendislik hizmetleri ile sağlamıştır.
0
,2 kw başlayıp, 30.000 kW’ a kadar, 220 V ‘tan 15.000 V’a kadar değişen gerilim aralıklarında, AC Motorlara Yumuşak Yolvericiler veya Hız Kontrol üniteleri ile Türkiye ve yurtdışında farklı birçok sektörde uygulamalar yapmıştır. Melen 2. faz da tahrik sistemini ve otomasyon kısmı ABC Enser tarafından yapılmıştır. Burada 11.000 Volt geriliminde 8 adet 4.500 kW ve 2 adet 2.500 kW toplam 10 adet motor Metal Clad Yumuşak Yolvericiler ile yol verilmiştir.
Aynı zamanda yedekli (Redundant) PLC ve SCDA sistemi ile proje tasarlanarak oluşabilecek riskler minimize edilmiştir. Toplam 41 MW ile sistem çalışması ve kontrolü sağlanarak İstanbul’a su sağlamaktadır.
C
M
Y
CM
MY
Proje kapsamında; • • • •
• • • •
•
•
82 Haziran
2016
8 adet 11 kV 4500 kW; 1,7 m3/ sn ve 2 adet 11 kV 2700 kW 1,0 m3/ sn pompa motorlarına IGEL Yumuşak Yolverici (Soft Starter) kullanılmıştır. Pompa istasyonundaki Hitachi PLC ve Movicon SCADA sistemleri, yedekli (Redundant) yapıda çalışmaktadır. Prosesin izlenmesi ve kontrolü için, 42” LCD Monitör 10” Hitachi Operatör Panel (HMI) kullanılmıştır. 154 kV şalt sahasında enerji izleme otomasyonu kuruldu. Terfi Deposu ile Pompa istasyonu arası fiberoptik haberleştirilmiştir. Melen’den alınan su, 10 adet OG pompa ile yükleme deposuna aktarılmaktadır. Buradan cazibe ile İstanbul’a su akışı sağlanmaktadır.
CY
CMY
K
ORTA GERİLİM MOTORLARA YOLVERME ÇÖZÜMLERİ Orta Gerilim Motorlara yolverme çözümlerinde Yumuşak Yolverici veya Frekans Konvervörü yanında yeni bir teknoloji oluştu. Bu IGBT tabanlı Yumuşak Yolverici
çözümüdür. Burada amaç nominal kalkış akımı(In) ile kalkış yapmak ve şebekeye transfer etmektir. Özellikle zayıf şebekelerde ve trafo gücü sınırlı olan yerlerde büyük avantaj sağladığından tercih edilen bir yöntemdir. Ayrıca; VFD kadar büyük yere ihtiyaç duymaz. % 50 oranında daha az yer kaplar. Frekans Konvertöründe olduğu gibi enerji kaybı yaratmaz. Şebeke’ye aktarmasından dolayı üzerinde enerji kaybı olmaz. OG Motorlara yolverme çözümlerini 3 şekilde sıralayabiliriz.
1, SOFT STARTER ile Motorlarda kalkış akımını sınırlayarak, yumuşak bir şekilde yolverme sağlar. Fan, pompa, konveyör sistemlerinde yolverme için ekonomik ve mükemmel ürünlerdir. • 2,3 - 15 kV gerilim seviyesi 200 48.000 kW güç aralığı • Yumuşak, kademesiz kalkış ve duruş ile mekanik ve elektrik darbelerin azaltılması • Esnek dizayn • 50°C ağır ortam şartlarında çalışma • İleri seviye motor koruma fonksiyonları gibi özelliklere sahiptir.
2- IGBT TABANLI SOFT STARTER ile IGBT tabanlı ilk Orta Gerilim Softstarter ürünüdür. Nominal akımda kalkış yapması özelliği ile devir ayarı gerekmeyen, zayıf şebekeler için ideal bir çözüm oluşturmaktadır. • 3,3 - 6,6 kV gerilim seviyesi 200 - 5.000 kW uygulama güç aralığı • Düşük kalkış akımı (%10-120In)
• • •
Yüksek başlangıç torku (%150) Ekonomik çözüm Kolay montaj ve sahada az yer kaplama • 50°C ağır ortam şartlarında çalışma • Birden fazla motora yol verebilme özelliği gibi özelliklere sahiptir.
3- DRIVE(VFD) ile Devir ayarı gereken tüm uygulamalar için uygun bir yolverme ve kontrol yöntemidir. Yapılacak uygulamaya göre enerji tasarrufu yaparak kısa sürede kendini amorti edebilir. • 2,3 - 11 kV gerilim seviyesi 155 - 27.500 kVA uygulama güç aralığı • Skaler veya vektör kontrollü modunda çalışır. • Özel bir trafo veya besleme gerektirmez. • Giriş ve Çıkış Orta Gerilimden
direk yapılır. Kompanzasyona ve kapasitelere ihtiyaç duymaz. • PID hız ayar ayarı ile yüksek verimle çalışır. • IEEE 519-1992 THD < %5, Çıkış THDI < %3. • Girişte ve çıkışta herhangi bir filtreye gerek yoktur. • Standart veya mevcut motorlarda kullanma özelliği gibi özelliklere sahiptir. •
Bu tür uygulamalar daha çok su, demir çelik, enerji gibi değişik sektörlerinde kullanılmaktadır. ABC Enser doğru teknolojik çözümleri sunarak ; müşterinin ihtiyaçlarına uygun ve ekonomik çözümler üretiyor. Bu gelişen teknoloji ile birlikte sektörümüze hizmet vermeye ve sektörümüzün öncü firmalardan birisi olmaya devam edecektir.
TAHRİK SİSTEMLERİ • TANITICI REKLAM
BECKHOFF
Beckhoff Sürücü Teknolojisi: AX8000, yeni yüksek performanslı, çok eksenli servo sistem Yeni AX8000 çok eksenli servo sistemi, kontrol kabini kurulumunda yerden tasarruf sağlamak için kompakt bir form faktörüne sahiptir. Sistem, çok kısa kontrol çevrimleriyle yüksek hassasiyette konumlandırmaya ve işlemeye olanak tanıyor. Diğer özellikler arasında, istenen eksen modüllerini basitçe birbirine takarak hızlı kurulum ve devreye almanın yanı sıra Tek Kablo Teknolojisi (One Cable Technology OCT) desteği, emniyet fonksiyonları ve şebeke filtrelerinin doğrudan entegrasyonu bulunuyor.
Y
eni AX8000, kontrol hızı ve hassasiyetine ilişkin yüksek gereksinimleri karşılamanın yanı sıra hacmin en iyi şekilde kullanılabilmesi için uygun bir sürücü kontrolörü olarak tasarlandı. Dinamik çok eksenli sistem, çeşitli besleme modülleri, tek ve çift eksen modülleri ile bir kondansatör bloğunu içeren modüler bir tasarıma sahiptir. Sadece 223 mm yüksekliği ve 60 ya da 90 mm genişliğiyle her bir AX8000 modülü ve komple AX8000 çok eksenli sistemler son derece kompakttır. Bu sayede kontrol kabinlerinde ve kumanda panolarında yer tasarrufu sağlayan düşük maliyetli tasarımlar kolaylıkla yapılabiliyor. Bileşenlerin hızlı ve basit montajı ilave maliyet tasarrufuna da olanak sağlıyor.
Yüksek hassasiyetli konumlandırmayla mümkün olan en hızlı performans EtherCAT tabanlı AX8000 kompakt sürücü sistemi güçlü FPGA teknolojisiyle çok çekirdekli ARM işlemcileri bir araya getiriyor. FPGA tabanlı kontrol algoritmaları çok kanallı akım kontrol teknolojisi, yapılandırılmış anahtarlama frekansına bağlı olarak akım kontrolünde 1 µs’den küçük örnekleme ve cevap zamanlarına imkân verirken, 16 µs kadar az hız kontrol çevrim zamanlarına da izin veriyor. Minimum EtherCAT çevrim
süresi 62,5 μs’dir. Hareket kontrol uygulamaları için bunun anlamı, Beckhoff tarafından geliştirilen güçlü yeni Sürücü Teknolojisi sistemiyle, mümkün olan en hızlı kontrol performansıyla ve yüksek hassasiyetli konum kontrolüyle daha fazla kenar keskinliği ve daha yüksek işlem sonucu üretebilmesidir, böylece toplamda önemli kazanımlar elde edilebilmektedir.
Modüler sistem tasarımı geniş bir uygulama yelpazesini destekliyor Dünyanın çeşitli bölgelerindeki farklı şebeke sistemleri için iki adet 60 mm ve iki adet 90 mm genişlikte güç kaynağı modülü bulunuyor: Asya ve Kuzey Amerika için 100 - 230 V AC ile 20 ya da 40 A, ve Avrupa ve Kuzey Amerika için 400 - 480 V AC ile 20 veya 40 A. Dört versiyonun tümünde fren direnci, fren kıyıcı ve şebeke filtresi entegre edilmiş. Bu nedenle, daha fazla harici bileşen gerekli olmuyor; bu sayede hem parçaların değişkenliği hem de hacim gereksinimleri azalmış oluyor. İstenen eksen yapılandırmalarını uygulamak için, 8 A anma akımlı, 60 mm genişliğinde bir eksen modülü ve 2 x 6 A, aynı genişlikte çift eksen modülü, 18 A anma akımlı 90 mm tek eksenli bir modülle birlikte kullanılabiliyor. Ölçeklenebilir motor akımı ölçümleri vasıtasıyla oldukça düşük motor anma akımları
Modüler AX8000 çok eksenli servo sistemi, kontrol kabinlerinin içinde ihtiyaç duyulan hacmi azaltırken, kontrol hızı ve hassasiyetiyle ilgili en yüksek gereksinimleri karşılıyor.
kapsanabiliyor. AM8000 servo motor serisi için optimize edilmiş tek kablo çözümü OCT (One Cable Technology) etkin geri besleme ve bağlantı sistemi olarak kullanılıyor. Ayrıca, AX8000 sistemi eksen başına dört adet dijital giriş sağlıyor; bunların ikisi önceden yapılandırılmış yerleşik emniyet işlevleri içindir.
Basitleştirilmiş lojistik ve kurulum AX8000, lojistik ve stok yönetimini daha az ve daha esnek sistem bileşenlerinin kullanımıyla örneğin, şebeke filtresinin ve fren direncinin sürücü içerisine entegrasyonu ile basitleştiriyor. Motor akım
86 Haziran
2016
ölçümlerinin yüksek derecede ölçeklenebilir olması, sadece 8 ve 18 A modülleriyle geniş bir uygulama yelpazesi, farklı modül tipleri gereksinimini etkili bir şekilde azaltılıyor. TwinCAT yazılımı entegre edilmiş AX8000 serisi sürücüler kullanışlı yazılım modülleri sağlıyor. Diğer avantajlarının yanı sıra, bu hızın ve konumun yüksek hassasiyetle kontrolünü sağlıyor. Kullanıcı, Hareket Kontrol projelerini IEC 61131-3 dilleri, C++, ve MATLAB®/Simulink® kullanarak programlayabiliyor. Etkili tanılama araçları TwinCAT Scope yazılımı ile osiloskop ve eksen optimizasyonu fonksiyonu ise TwinCAT BodePlot
fonksiyonları ile sağlanıyor. Hızlı ve verimli kurulum tümleşik AX-Bridge hızlı bağlantı sistemiyle sağlanıyor. Bu köprü, AX8000 modüllerini arıza emniyetli (failsafe) yapıda bağlıyor ve tümü el aleti kullanılmaksızın, yay baskılı aksesuarlarla gerçekleştiriliyor. Bu, DC barayı, 24 V DC’yi ve EtherCAT bağlantısını köprülüyor. Diğer kullanışlı özellikleri arasında eksen modüllerinin daha kolay hizalanması için merkezleme ve Tek Kablo Teknolojisi vasıtasıyla motorların bir konnektörle basitçe hızlı bağlanması sayılabilir ki bu özellik gerekli kablo sayısının azalmasına sebep olmaktadır.
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI REKLAM
günder
Ülkemizde Güneş EnerjiSİnin durumu ve geleceği İlk kurulduğumuzda solar panelde ‘’tüm hammaddelerin ithal olduğu günlerden’’ Ülkemizde üretilen panellerde ‘’Hücre’’ hariç ‘’tüm hammaddeler YERLİ olmuştur’’. 17 Haziran 29745 sayılı Resmi gazete 6719 nolu ‘’Enerji Piyasasındaki değişiklik ile İlgili’’ kanunla, YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları)’ da yapılacak GES’lerde Yerli ürün kullanma şartı getirilmiştir.
B
unun anlamı 3-4 yıl gibi kısa sürede Güneş paneli yerlilik oranı %40-45 lere ulaşmıştır. Yakın zamanda, Kamunun desteği ve yeni düzenlemelerle birlikte Hücre üretiminin olacağına ve geç kaldığımız solar teknolojinin Ülkemizde oluşmasını göreceğiz. Ülkemizde yeni gelişen solar sektöründe kullanılan hammaddelerin ve yan sanayinin gelişimine her türlü katkıları ve bilgimizi tüm yatırımcılarımızla paylaşarak ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmaktan ayrıca mutluyuz.
Ülkemizde Güneş enerjisi paneli ve komponenti üretimi Ülkemizde 18 panel üreticisi mevcut olup toplam kapasitesi 1500 MW/ YIL dır. Panel üretiminde gerekli hammaddeler, eva (polietilen film, backsheet (tedlar), cam,J.Box (bağlantı kutusu), Ribon (iletim teli) Ülkemizde üretimi gerçekleşmiştir. Hücre üretimi ise kısa bir zaman içinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Güneş Enerji santralları için, gerekli ürünler ise, inverter, Montaj setleri, elektriksel Kablo ve malzemeler, bataryaların Ülkemizde üretimi yapılmaktadır.
Türkiye potansiyeli
Osman Özberk Yön. Kur. Bşk. Yrd. GÜNDER & Solarturk Enerji
Dünyada teknolojik olarak geri kaldığımız solar enerji yatırımlarında ilk başta yerli sanayi olarak korunmadan öte, bir ivme kazanmamız ve ölçek ekonomisi yönünden geçici bir süre, kaliteden ödün verilmemek şartıyla Yerli sanayinin, sanayicinin ve yatırımcının korunması ve güvence altına
alınması gerekmektedir. 10.kalkınma programı içinde enerjideki cari açık ve ithalata bağlı olmamız nedeniyle yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasında, yerli sanayinin desteklenmesi ve Ülkemiz sanayisini korumak amacıyla Kamu alım ihalelerinde kaliteli ve gerekli sertifikalara haiz yerli ürünlerin kullanması için daha aktif olunması gerekmektedir. Ülkemiz sanayisinin gelişmesi ve yerli yatırımcının korunmasının anahtarı yerli üretimdir. Ülke kaynaklarının boşa gitmeyeceği katma değerinin Ülkemizde kalması elbette önemlidir. Kaliteden ve bir sorun yaşanması durumunda sorumlu sanayicilik anlayışından vaz geçmemek şartıyla. Uluslararası standartlarda üretim yapan ve bunu geçerli kalite belgeleri ile ispat edebilen bir sanayi hepimizin gurur kaynağıdır. Sonuç olarak solar sanayinin gelişimi ile Ülkemiz solar sektöründe ‘’BÖLGESEL GÜÇ’’ olacaktır. Türkiye Avrupa’nın en az 3 misli güneş ışınımına ve yıllık ortalama günde 7,2 saat güneşlenme süresine sahipken, Almanya ve Avrupa’nın kuzey ülkelerinde güneş enerjisinin kurulu gücü Türkiye’den çok fazladır. Artan farkındalık ve bilinçlenme ile yakın gelecekte ülkemizin dört tarafında güneş enerjisinin çok daha yaygın ve bilinçli kullanıldığı görülecektir. Türkiye’de aynı zamanda teknoloji üreten, katma değer yaratan, bu katma değeri dünyaya pazarlayan güneş enerjisi sektörünün de daha fazla yatırım yapacağı ve bu alanda
87 Haziran
2016
öncü olacağı bir döneme girilmektedir. Hem istihdama hem de ihracat potansiyeli ile birlikte ülke ekonomisine katkısı da önemlidir. Türkiye’nin fosil kaynakları yok denecek kadar az. Bugün enerji ihtiyacının yüzde 95’i de fosil yakıtlar ve ithalatla karşılanmaktadır. Böyle olunca enerji bağımsızlığında her güneş ışığını ülke ekonomisine kazandırmak, hepimizin sorumluluğudur. Ve bizlere,‘’ GÜNEŞ ENERJİSİ TÜRKİYE’NİN VAZGEÇİLMEZ ENERJİ KAYNAĞIDIR ‘’ olduğunu göstermektedir. Ülkemizin Enerji stratejinde 2023 yılında 5.000 MW, 2030 yılında ise 10.000 MW güneş enerjisi kurulumu hedefinde ‘’Türkiye sanayi stratejisi 2015-18 ‘’ ve ‘’Orta vadeli 2016-18’’ programı ve 10. Kalkınma Planı 2014-18 öncelikli dönüşüm programı’’ çerçevesinde, Enerjide dışa bağımlığı azalmaya yönelik yerli enerji ekipman üretimlerin önemine rekabet güçlerini arttırmaya yönelik vurgu yapılmış yatırım desteklerinde ithal ürünlere bağımlı yüksek teknoloji yoğun ürünler önceliklendirilecektir. Onuncu kalkınma programında ithalatın azaltılması, yerli kaynaklara dayalı enerji programı ile ‘’Kamu alımlarında yerli ürün desteklenmesi’’ Enerji üretim tesislerinde kullanılan teçhizatın yurtiçinde üretiminin desteklenmesi. Ülke ekonomisi ve sanayisi için önem arz etmektedir.
Lisanslı GES yatırımlarının durumu Lisanslı GES İhalelerin 2015 yılında ocak ve nisan aylarındaki ihale neticesi GÜNEŞ ENERJİ sektörün bir dönüm noktasına geldiğini göstermiştir. Ülke yatırımcıları tarafından ciddi bir şekilde takip ettikleri ve 600 MW lık yatırım için 9000 MW a yakın başvuru yapılmıştır. Aşırı talep nedeniyle ihale sonuçları 6-7 yıllık amortisman sürelerini 12-14 yıla yaklaştırmıştır. Bu olay bize yatırımcı şirketlerin, Ülkemizin solar enerjiye yatırım yapılabilir noktasına geldiğini düşündürse de hala lisan verme süreci tamamlanmış değildir. Enerji bakanlığının bu yatırımların yapılabilir
88 Haziran
2016
olma yönünde çalışmalar yapıldığını ve Kısa bir zaman içinde Lisanslı yatırımlara başlanacağını ve 2.fasıl lisanslı ihale duyurusunun açıklanacağını, İlk ihale şartlarının yeni fasıllarda olamayacağını ve yatırımcıların önündeki birçok engelin kalkacağını umut ediyorum.
Güneşte Kurulu güç ve geleceği 2015 yılında 40 MW dan 200 MW’a ulaşarak sektörün Ülkemizde her geçen gün tanıtımını ve gerekliliğini öğrenmiş durumdayız. 2016 Nisan ayı itibarıyla, Ülkemizdeki kurulu toplam güç 73.800 MW dır. Güneş Enerji yatırımları ise, Lisansız yatırımlarda EDAŞ lara başvuru 7000 MW,TEDAŞ proje başvuru 5523 adet ile 4400 MW civarında, onaylanan proje 3000 MW geçici kabulü yapılan proje ise 450 MW dır. Bu yılın sonunda, güneş enerji yatırımlarının 800-1000 MW lara ulaşması beklenmektedir. Önümüzdeki aylarda Lisanslı yatırımların devreye girmesi halinde yatırım seviyemiz artacaktır. Ülkemizde Solar Enerjinin geleceğine yön verecek en önemli dönüm noktası ise, Güneş Enerji İhtisas ( Konya NevşehirNiğde) Bölgeleri olacaktır. 4000 MW yatırımın düşünüldüğü bölgede Alt yapı çalışmalarında sona gelinen bu yatırımlarda KAMU, Ülke ekonomisi ve Sanayi gelişimini düşünerek Bu bölgelerde yatırım şartı olarak ‘’YERLİ ÜRÜN’’ maddesini getirerek Ülkemizde teknolojik yatırımların yapılması ve gelişmesi sağlanmıştır. Güneş Enerjisine son yıllardaki aşırı ilgi devam ettiği sürece, Ülkemiz enerji politikasında vazgeçilmez enerji kaynağı olduğunu göstermektedir. Kurulu üretim kapasiteleri ve enerjide risk teşkil eden dışa bağımlılık göz önünde bulundurulursa Ülke olarak 2023 yılında ise kurulu gücümüz 1520 GW güce ulaşarak, ‘’ Enerji tüketimimizin % 5 ini karşılanması Milli bir hedef olmalıdır’’ ’’Türkiye’nin Güneşi Enerji’miz Olsun’’ temennisiyle’’ Saygılarımla,
1991 yılında kurulan Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu (ISES) – Türkiye Bölümü (GÜNDER), olarak, 3335 sayılı Uluslararası niteliklerdeki teşekküllerin kurulması hakkındaki Kanunun 1. Maddesine göre, Bakanlar Kurulunun 10 Şubat 1992 tarih ve 92/2752 sayılı kararı ile temsile yetkilendirilmiştir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve (IEA SHC ve IEA PVPS Isıtma ve Fotovoltaik Güç Sistemleri Programı) Türkiye Cumhuriyetini temsil etmek üzere de atanmış olan GÜNDER, üyesi olduğu TOBB İklimlendirme Meclisi, SolarPower Europe (“yeni EPIA”, Avrupa Fotovoltaik Sanayi Birliği), Avrupa Güneş Isıl Sanayi Federasyonu (ESTIF), Küresel Güneş Konseyi (GSC) ve Ortadoğu Güneş Enerjisi Sanayi Derneği (MESIA) örgütleri ile de uyumlu işbirliği içindedir. Toplumun tüm kesimlerini etkin bir şekilde bilinçlendirmek ve güneş enerjisinden yararlanılmasını yaygınlaştırmak, kaliteyi artırıcı, güneş enerjisi sanayimizin tüm taraflarının eşgüdümünde uygulamaya geçirmektedir. Temsil ettiği tüm değer zinciri ile güneş enerjisinin sesi GÜNDER; günümüzde, kamu kurum, kuruluş ve akademisyenler, güneş enerjisi ile ilişkili alanlarda üretim ve ticaret yapan sanayicilerden müteşekkil önemli sivil toplum kuruluşudur.
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI RÖPORTAJ
SOLARTÜRK
“Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması enerji bağımsızlığımızı sağlayacak” Lisansız enerji üretiminde kabulü yapılan 600 Güneş Enerji Santralında güç olarak 450 MW aşmış durumdadır. İnşa halinde yaklaşık 150 -200 MW civarında olup yılsonu itibarıyla 1000 MW kurulu güce ulaşacağımıza inanıyorum.
Osman Özberk Yön. Kur. Bşk. Yrd. Solarturk Enerji
Güneş enerjisi piyasasında lisanssız kurulu güç nedir? Lisanslı yatırımlar ne aşamada? Son gelişmeler ışığında sektörel bir değerlendirme yapar mısınız? Ülkemizde EDAŞ’LARA yapılan lisansız başvuru 7 GW civarında olup TEDAŞ Proje başvuru 6 GW onaylan proje ise 4 GW civarındadır. Bu bize, Önümüzdeki 3-4 yıl içinde Lisansız yatırımlarda 3-4 GW kurulum hedefi göstermektedir. 2016 yılında yarışması tamamlanan Lisanslı 600 MW lık Güneş enerji yatırımlarından 2017 yılı içinde
20 MW kurulum beklenmektedir. Maalesef Lisanslı yatırımlarda arz talep nedeniyle oluşan yarışma sonucu ekonomik olmayan bir durum meydana gelmiş olup kamunun bu konuya bir şekilde çözüme kavuşturması sektörümüz için önem arz etmektedir. Solar Enerjinin geleceğine yön verecek en önemli dönüm noktası ise, 17 Haziranda Resmi Gazetede yayınlanan 6719 nolu kanun ile YEKA (yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları), Güneş Enerji İhtisas (Konya, Nevşehir-Niğde) ve yeni açıklanacak bölgelerde KAMU, Ülke ekonomisini düşünerek GES
89 Haziran
2016
yatırımlarında ‘’YERLİ ÜRÜN’’ kullanım şartını getirerek Ülkemizde teknolojik yatırımların yapılması ve geliştirilmesi sağlanmıştır. Nisan ayı içinde enerji komisyonunda görüşülerek meclise inen YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ) ile Güneş Enerji İhtisas ( Konya, Nevşehir-Niğde) Bölgeleri ile yeni açıklanacak alanlar olacaktır. Alt yapı çalışmalarında sona gelinen bu yatırımlarda KAMU, Ülke ekonomisi ve Sanayi gelişimini düşünerek Bu bölgelerde yatırım şartı olarak ‘’YERLİ ÜRÜN’’ maddesini getirerek Ülkemizde teknolojik yatırımların yapılması ve gelişmesi sağlanmıştır. Bu yatırımların başlamasıyla Ülkemiz sanayisinin gelişmesi, kaynaklarının boşa gitmeyeceği katma değerinin Ülkemizde kalması sağlanacaktır. Kaliteden ve bir sorun yaşanması durumunda sorumlu sanayicilik anlayışından vaz geçmemek şartıyla. Uluslararası standartlarda üretim yapan ve bunu geçerli kalite belgeleri ile ispat edebilen bir sanayi hepimizin gurur kaynağıdır. Sonuç olarak solar sanayinin gelişimi ve büyümesiy Ülkemiz solar sektöründe ‘’BÖLGESEL GÜÇ’’ olacaktır.
Şu anda piyasada kaç tane EPC firması faaliyet gösteriyor, bunun kaç tanesi aktif ve standartlara uygun? Güneş enerjisinden talep ne yönde? 90 Haziran
2016
Yeni gelişen solar sektöründe Ülkemiz maalesef bu konuda hazırlıksız yakalanmış olup Şu anda belirli sayıda teknik ve eleman olarak güçlü ve sorumluluğunu bilen az sayıda firma mevcut olup kısa bir zaman ve hızlıca bu konudaki açığın kapanacağı umudundayım.
Güneş enerjisi piyasasının (lisanssız, lisanslı elektrik üretimi, ) parasal büyüklüğü nedir? Bu alanda yerli ve yabancı firmaların ilgisi nedir? Güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları sadece ülkemizin değil tüm dünyanın gündeminde olan konulardır. Ülkelerin gelecekte sürdürülebilir ve güvenli enerji kaynaklarına ihtiyacı vardır. Fosil kaynaklar bakımından zengin ülkeler dahi, önümüzdeki dönem dünyamızın geleceği ve çevremizin korunması bakımından yenilenebilir çevre dostu enerji kaynaklarının kullanılması yönünde kararlar almaktadırlar. Dünyada güneş elektriği kurulu gücü 220 GW düzeyindedir. 2016 yılında 65 GW kurulum yapılması ve önümüzdeki yıllar bu ivme daha hızlanarak 2020 yılında 600 GW lara ulaşması beklenmektedir. Bu kurulumlar parasal gücü yılda 60 milyar dolar cirolara ulaşmış bulunmaktadır. Son yıllarda panel fiyatlarında önemli düşüşler ve verimlilikte önemli artışlar
gerçekleştirildi. Bu da yapılan yatırımın geri dönüş süresini kısalttı. 2010 yılında bir yatırımın geri dönüş süresi 10-12 yıl iken bu gün 6-7 yılda kendini amorti etmektedir. Kurulacak sistemdeki panellerin yaklaşık verimli ömürlerinin 25-30 yıl olduğunu düşünürseniz bu sistemlere olan ilginin neden bu kadar arttığını anlayabiliriz. Ayrıca ülkemiz Avrupa’da İspanya’dan sonra en verimli yerlerden biridir. Sabah doğup, akşam batan herhangi bir vana ve şalteri olmayan bir enerji kaynağımı kullanarak elektrik elde edebilmek tartışmasız gelecek için önemli bir etken olacaktır. Ülkemizin Aşırı derecede Cari açığı olması ve en önemli nedeni olan enerji ithaline dayalı olmasına rağmen yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması önemli bir istihdam yaratacak, cari açığımıza azalmasına sebep olacak, ENERJİ BAĞIMSIZLIĞIMIZI elde etmemizi sağlayacaktır. Ülke olarak hedefimiz, Güneş’te 2023 yılında 15-20 GW kurulu güce ulaşarak, ‘’ Enerji tüketimimizin % 5 ini karşılanmasıdır’’. Bu sonuç itibarıyla, Ülkemizin enerji ihtiyacımızın karşılanması için önümüzdeki 10-15 yıl içinde güneş enerjisi yatırımlarına 1520 milyar dolar yatırım yapılması beklenmektedir. 2008 yılında marka tescili ile yola çıkılan, 2009 yılında şirketleşen
SOLARTURK ENERJİ KRONOLOJİSİ
Solarturk Enerji, iki yıllık araştırma sonunda 60MW kapasiteli solar modül tesisini kurma kararı almış olup, 2013 yılında montajını bitirmiş ve üretime başlamıştır. Bu anlamda, Gaziantep’te kurulan ve Türkiye’de ilk güneş enerjisi paneli üretimine başlayan Solarturk Enerji olarak hedefi, Dünya standartlarında, kaliteli ve yerli bir ürün üretmektir. TÜBİTAK’nun solar enerji gelişiminde vermiş olduğu AR-GE 1511 nolu proje ile Ülkemiz hava şartlarına uygun +120 santigrat sıcaklığa dayalı ilk güneş panelini üretmiştir. Almanya TÜV sertifikasyon sürecini bitirerek TÜV Belgesini almaya hak kazanan firmamız, Türkiye’nin bu sektördeki ilk TSE, CE, IQNET ve TS EN İSO 9001-2008,TS EN İSO 140012008,TS EN İSO 18001-2008,TSEHYB 12690-13381, PID FREE belgelerini almıştır. Avrupa Kalkınma ve İmar Bankası
(EBDR) tarafından “Sürdürülebilir Enerji ve Avrupa’daki PV Modül Yatırımı” konusunda “MÜKEMMELLİYET” ödülüne layık görülmüştür. Ayrıca, TÜMSİAD tarafından düzenlenen “25 ALTIN YILDIZ” ödülü çerçevesinde, bu sektörde “ALTIN YILDIZ” ödülü ile takdir edilmiş ve Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği EUROSOLAR tarafından Türkiye Güneş Başarı Ödülü 2013 ile takdir edilmiştir.
Firmanız hakkında bilgi? Güneş enerjisi alanında ne yapıyorsunuz? 2013 yılında üretime başlayan SolarTurk, olarak Avrupa standartlarında fotovoltaik panel üretimimiz yanında, sektörde kalite standartlardan vazgeçmeden teknolojik gelişmeleri takip ederek müşterilerimize en verimli panelleri sunmaya çalışıyoruz.
Amacımız Ülkemizdeki yatırımcıların, kalitenin, satış sonrası hizmet ve kontrolün önemine dikkat çekerek gelecekte sorunsuz bir işletmeye sahip olmasını sağlamaktır. Tarımsal sulamalarda ve kırsal bölgelerde sunduğumuz sistemlerle çiftçilerimizin sulamadaki enerji sorunlarına çözümler üretmekteyiz. Uluslararası yardımlar çerçevesinde bu bölgedeki Ülkelerin su ihtiyacı, okullarının ve sağlık merkezlerinin enerji ihtiyaçları için komple PV sistemlerin ihracatını yapmaktayız. Almanya, Amerika’ya ihracatımız gerçekleşmiş ve devam etmekteyiz. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Ortadoğu ve Afrika Ülkelerine İhracat yapma gururunu yaşayan ve kalitesini tescilleyen firmayız. 2014 yılının 42 MW, 2015 yılında ise 6 MW ihracatımızın yanında yaptığımız antlaşmalar ile 10 MW üstü yurt içi kurulum yapılmış olup geçici kabulü yapılarak sisteme bağlanmıştır. 2016 yılının başlarından itibaren her geçen ivmemizi arttırarak kapasitemizin büyük kısmının satışı gerçekleşmiş durumdayız. Bu yılın sonunda Ülkemizde Kurulu GES içinde 50 MW üstünde Solarturk
91 Haziran
2016
panelleri ile yapılmış olacaktır. Gaziantep’ten Samsun’a, Ankara, Van, Siirt, Kahramanmaraş, İzmir, Tunceli, Elazığ, Edirne, Kayseri, Adıyaman, Çanakkale, Kilis, Afyon ve diğer ilerimizde Solarturk panelleri ile kurulan GES mevcut olup önümüzdeki günlerde Ülkemizin her noktasında olmayı hedefliyoruz. Ülkemizde bu sektör gelişirken ve yatırımlar yapılırken kalifiyeli eleman yetişmesi çok önemlidir. Bu düşünce doğrultusunda, Solarturk olarak, Güneş Enerjisini tanıtım ve bilgilendirme çalışmalarımızın yanında Üniversiteler ile yapmış olduğumuz protokol ile senede 15-20 intörn ve stajyer öğrenciyi bu sektöre kalifiyeli eleman yetiştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Amacımız, kalifiyeli elemanların oluşmasını sağlayarak sektörün doğru ve düzgün oluşumunu sağlanması ve en önemlisi istihdama ciddi katkımızın olmasıdır.
Güneş enerjisi piyasasında hangi tip projelere talep var? Ne kadarlık bir pazar büyüklüğü var? Ülkemizde lisansız yatırımların dışında önümüzdeki dönemde ağırlık kazanacak öz tüketim modeli üzerinde yaptığımız çalışmaları Kamu ile paylaşarak birlikte geliştirmeye ve uygulamaya alanları . Bu konuda Mart ayında çıkan yönetmenlik çerçevesinde bazı sektörün önündeki belirsizliklerin bir kısmı kalkmış olup önümüzdeki dönemde önemli mesafeler alınacağı inancındayım. Ülkemiz için çok önemli görülen ve arazilerin dışında güneş enerjisinin önünü açacak yatırımları şu şekilde sıralayabiliriz.
TARIM VE SULAMA;
Tarımsal sulama ve işletmelerde
92 Haziran
2016
en büyük sorun enerjidir, Sulama Kooperatifleri desteklenerek bu alanda kurulacak GES ler tarım sektörüne ve Ülkemiz çiftçisine ciddi katkılar verecektir. Bireysel çiftçilerin sulama pompalarındaki enerji maliyeti nedeniyle Tarım çiftçisi dar boğazda olup bu konuda verilecek destek Ülke ekonomisine zincirleme katkı verecektir. Kayıtlı sulama amaçlı pompaların % 10 fazlası ile kurulacak hibeli GES sistemlerinin yılda bir sefer mahsuplaşması ve Kamunun fazla enerjiye ödeme yapmaması şeklindeki uygulama ile Ülkemizdeki çiftçilerin faydalanması ve kayıt altına alınması sağlanmalıdır.
ÇATILARDAKİ UYGULAMALAR; TEDAŞ’ın çıkardığı 50kW altı
yönetmelik olumlu yenilikler getirse de uygulanabilir değildir. 2 ila 50 kW bir sistem için bürokrasi işlemi nedeniyle uygulanması gerçekleşmektedir. Bireysel çatılar, 10 kW ya kadar bağlanmalarda elektrik mühendisi onayı ile gerçekleşmesi ve TEDAŞ tarafından kabulü bu tür yapılarda öz tüketim kullanımının önünü açacaktır. YEGM tarafından çalışması yapılan 100.000 çatı projesi bu konudaki uygulamaların önünü açması beklenmektedir. KOBİ İŞLETME ÇATILARI; 50-100 kW ya kadar küçük işletmeler, petrol istasyonları, yazlık ve diğer siteler, toplu konutlar, sosyal amaçlı binalarda solar enerjinin kullanımının artması sektöre ciddi bir ivme sağlayacaktır. Bu alanlardaki TİP proje onayında EMO, İMO ve TEDAŞ ile koordineli bir yol haritası olabilir.
BÜYÜK VE ORGANİZE ÇATILAR; Organize sanayi bölgesi dışındaki sanayi ve çiftlik, çatılarında çok rahatlıkla öz tüketime uygun ve tüketiminin belirli bir oran fazlası ile GES kurulumlarında ciddi artışlar
sağlanabilir. Organize sanayi bölgelerinde kullanılan mevcut fiyat avantajı nedeniyle bu alanlara ayrı bir alım fiyatı vererek, bu yapılardaki çatılar Ülke ekonomisine büyük katkısı olacaktır. Arazi geliştirme, Enerji Nakil hattı olmaması, güvenlik ve bakım nedeniyle bu alanlardaki kurulumlar daha avantajlı olacaktır.
KAMU YATIRIMLARI; Belediyeler başta olmak üzere Üniversiteler, Hastaneler ve diğer Kamu binalarının yanında DSİ gibi kurumların Solar enerji yatırımlarında öncelik yapmaları bu sektörün gelişimi ve Ülke ekonomisine katkısı olacaktır. Solar sektöründe yukarıda sayılan alanlarda öz tüketim yoluyla
kurulumların gerçekleşmesi durumunda Ülkemizde yeni bir enerji hamlesinin gerçekleşmesi olacak ve dışa bağımlılığımızın bitmesi, istihdama katkısı, yeni sanayi alanlarının açılması, tarımsal yapının düzelmesi sağlanacaktır.
Güneş enerjisi alanında kurulum maliyetleri nedir? Bu alanda EPC firmalarının rekabeti hakkında ne düşünüyorsunuz? Kullanılan ürün, arazinin yapısı, enerji nakil hattının durumu, santral büyüklüğü ve bölgesel faktörler dikkate alındığında KW başına kurulum 1000-1200 dolar civarında maliyetleri görmekteyiz. Firmaların rekabetten çok kalitenin öne çıkması gerekmektedir. 6-7 yıl amorti ve
93 Haziran
2016
25 yıl çalışması beklenen güneş yatırımının kaliteli ürün, mühendislik, işçilik ve sorumluluk ile kurulmalıdır. Bir sorun çıkması halinde yatırımcı sıkıntı yaşamamalı ve muhatap bulabilmelidir.
Güneş enerjisi sektöründe girişimciler için ne gibi fırsatlar var? Önümüzde 10-15 yıl bu sektörün Ülkemizde var olacağı inancıyla üretimden, yatırımı kadar her konuda fırsatlar vardır. Ülkemiz olarak bu durumu korumamız gerekmektedir. Kendi insanımıza, sanayicimize, kaliteli olmak şartıyla üretilen ürünlerimize güvenmemiz gerekmekte bu üretimden kullanıma kadar olan zincirde her türlü girişimciye yer vardır. Sanayi üniversite işbirliği ile yeni mezun mühendislerimize yeni iş alanları olması ve teknoparklarda AR-GE çalışması ile sektörün gelişiminde büyük fırsatlar vardır.
SONUÇ OLARAK, Dünyada ve Avrupa’da bu sektör nasıl gelişmiş ise, hangi yollar izlenilmiş ise incelenmesi gerekir. Toplum olarak ‘’GÜNEŞ ENERJİ’’ sektörünün öncelikli ve stratejik alan kabul görmeliyiz. Ülkemizin her bireyi, kurumu, STÖ ve yönetim kesimi enerji bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşmamız için Güneş ile diğer yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması için ORTAK AKIL çerçevesinde bileşilmesi gerekmektedir. Eğer bir ülke, enerji bağımsızlığını elde edememiş ve sürdürebilir enerji politikası yoksa ciddi sorunlar içinde demektir. Cari açığımızın en önemli nedeni olan enerji kaynaklı ithalatımızın bir
94 Haziran
2016
Bir Türk sanayicisi ve solar sektörüne gönül vermiş biri olarak, Ülkemizin tüm yerli enerji kaynaklarının kullanılması ve enerji bağımsızlığımızı elde etmemizdir. “Türkiye’nin Güneşi Enerji’miz Olsun” temennisiyle... an önce azaltılması, Ülkemizin enerji güvenliği ve bağımsızlığı için her türlü yerli ve yenilenebilir kaynaklarının kullanılması çok önemlidir Yatırım olarak geri kaldığımız güneş, rüzgâr, jeotermal ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının yatırımı ve işletmeye alınmaları Ülke ekonomisine ciddi kaynak yaratacaktır. Ülkelerin gelecekte sürdürülebilir ve güvenli
enerji kaynaklarına ihtiyacı vardır. Fosil kaynaklar bakımından zengin ülkeler dahi, önümüzdeki dönem dünyamızın geleceği ve çevremizin korunması bakımından yenilenebilir çevre dostu enerji kaynaklarının kullanılması yönünde kararlar almaktadırlar. Gelecek nesillerimizin TEMİZ BİR DÜNYADA yaşayabilmesi için dünya ülkelerinin Temiz ve Yeşil enerjiye yönelmesi gerekmektedir.
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI RÖPORTAJ
AKSARAY ENERJİ
“Yenilenebilir enerji kaynakları temiz ve sağlıklı bir çevre için ülkemizin geleceğidir” Mehmet Ali SEVİNÇ Yönetici
Şirketinizi kısaca tanıtıp, güneş enerjisi sektöründeki faaliyetlerinizden bahseder misiniz? 2012 yılından itibaren Aksaray Enerji kendi içerisinde güneş enerjisi ile ilgilenmeye başladı. Diğer faaliyet alanlarımız yanında bir bölüm olarak başlatılan Güneş Enerjisi Sistemleri gün geçtikçe talebi artan bir konu halinde firmada yer etti. Fakat zamanla ana faaliyet alanlarımız arasında yer almaya ve güneşten daha çok faydalanılmak için büyük çaplı projeler araştırıldı.2012 sonlarına doğru küçük çaplı devam eden projelerimiz 2013 yılında giderek sayıları artan dev projeler olmaya başladı. 2014 yılında alınan
ihalelerle birlikte anahtar teslimi Güneş Enerji Sistemleri çözümlerini doğayla buluşturmaya ve milletimize yararlı olmaya devam etmekteyiz. Aksaray Enerji ülke genelinde gelişmekte olan güneş enerjisinden elektrik üretimi konusunda tecrübeli mühendis, ekip ve çalışanıyla; tedarik, kurulum, devreye alma, bakım ve mobil izleme faaliyetleriyle devamlılığını sürdürmektedir. Güneş Enerji Sistemleri(GES) için gerekli uygulamaların tamamı; arazi ve çatı uygulamaları, OFF-GRİD, ONGRİD sistemler olarak şirketimiz tarafından uygulanmaktadır. Özellikle GES yatırımlarında: fizibilite, projelendirme, inşaat ve işletme bünyemizde yer alan teknik ekip tarafından gerçekleştirilmekte ve teslimleri gerekçelerine, kanuni boyutuna göre yapılmaktadır. Firmamız A’dan Z’ye Güneş Enerjisi Sistemleri için ürün tedariği yapabilmekte ayrıca proje başlığı adı altında GES projeleri için çalışmalar yapmaktadır. Ürün tedariği kapsamında PV paneller, on-grid inverterler, modifiye ve tam sinüs inverter çeşitleri, kablolar, konstrüksiyon ekipmanlarını temin edebilecek kapasitededir. Enerji maliyetlerini, tüketicinin ihtiyaçlarına uygun doğru ürün satın alınmasını sağlayarak, doğru bir takım fiziki düzenlemeler yaparak ve en önemlisi tüketiciyi enerji verimliliği konusunda bilinçlendirerek
95 Haziran
2016
düşürebileceğimize inanıyoruz. 2015 yılı firmamız açısından güneş enerji sistemleri yönünde kendini sektöre tanıtabileceği bir devre oldu. Bu sene içerisinde 2015 ten alınan güçle ve referans edindiği projelerle ismini herkese duyurmayı başarmıştır. Gerek kalitenin, sertifikasyonların ve tüm Türkiye geneli standartların belirlendiği kurum olan TSE için yapılan 1 MWp Güneş Enerji Santrali ile kendimizden bahsettirmiş olduk. Ayrıca Afyonkarahisar Belediyesi Arıtma Tesisi’ne kurulan 500 kWp GES, DSİ Isparta 189 kWp, Elazığ Sivrice Arıtma Tesisi 457 kWp GES projelerini hayata geçirdi. Kayseri’de 10 MWp’ e yakın GES Montaj işlemi işlerini tamamen tamamlamış olup devreye alma sağlanmıştır. Ayrıca Osmaniye, Konya, Antalya ve Kütahya için 8 MW’a yakın GES projelerine ilişkin çalışmalar başlamış olup Nisan ayı sonunda tamamı devreye alındı ve diğer projelerimizi de yakın zamanda belirtmiş olacağız.
Firmanızın güneş enerjisi ürünleri için üretim kapasitesi ve cirosu hakkında bilgi verir misiniz? Yıl sonu hedeflerinizi ve varsa diğer yatırımlarınızı bizimle paylaşır mısınız? 2014 yılı bizim için bir hazırlık ve yapılanma dönemi oldu. 2014 yılının 6. Ayından itibaren geçmişten gelen bilgi birikimimiz ve deneyimlerimiz oluşturduğumuz Yenilenebilir Enerji portfölyosu ile 2015 yılına hızlı ve güçlü bir giriş yaptık. Yenilenebilir Enerji pazarında güçlü stok ve hızlı çözümlerimiz ile piyasada 1 yıl bile olmadan yeniliklerimiz ile hatırı sayılır ve hedeflerimizin üzerinde bir yer edindik. Proje
96 Haziran
2016
bazında yalnızca yurt içi projelerle kendimizden söz ettirdik fakat yurt dışında da sunmayı düşündüğümüz çözümler ile adımızdan söz ettirmeyi 2016 yılı içinde hedeflemekteyiz. On-Grid Uygulamalar, sulama sistemleri ve GES yatırımları ile proje kanalımızda önemli işlere imza attık. 2016 yılı içerisinde birçok proje hazırlığı içerisinde olan firmamız, hedefleri arasına yaklaşık olarak bu sene için 23 MW Güneş Enerji Santrali projesini A’dan Z’ye kurulum yaparak güneş severler ile buluşturmayı hedeflemektedir.
Güneş Enerjisi konusunda Türkiye’nin potansiyelini nasıl görüyorsunuz? Bu potansiyeli en uygun biçimde değerlendirebilmek için önerileriniz nelerdir? Yenilenebilir Enerji Kaynakları temiz ve sağlıklı bir çevre için ülkemizin geleceğidir. Günümüzde gelişimi hızla devam eden elektrikli araçlar bunun en yakın örneğidir. Doğal kaynaklar hızla tükenmeye devam ederken, bu yenilikler ve gelişimler çerçevesinde uyum sağlayan firmalar ayakta kalmayı başarabilecektir. Avantajları çok olan bu enerji
kaynağını işletmelere en verimli şekilde sunmak için özel proje çalışmaları yapmaya başladı. Bu sayede tam ihtiyacı belirlenen işletmenin özel sistem çözümleri sayesinde en ekonomik ve verimli şekilde güneş enerjisinden faydalanması sağlanıyor. Bir sonraki süreçte daha yüksek verimler ve daha düşük üretim maliyetleri olan paneller devreye girecektir. İlk yatırım maliyetlerinin gelişen teknolojiler ile düşmesi öngörülmektedir. Günümüzde durmaksızın ilerleyen teknoloji ile sektörümüzde yaşanan gelişmelere paralel ilerlemektedir. Daha küçük ebatlarla ve ağırlıklarda oluşturulan daha güçlü inverterler günümüzde giderek yaygınlaşmaktadır. Özellikle On-Grid sistemlerde bu yarış daha kızışmış bir halde. Bu teknoloji yarışı sonucunda kullanıcılar daha kaliteli ve kompakt ürünlere daha uygun fiyatlar ile kavuşmaktadır. Bu sayede önümüzdeki dönemlerde enerji uygulamaları daha küçük alanlarda daha uygun bütçeler ile uygulanabilir hale gelecektir. Artan çevre kirliği ve küresel ısınmayla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim artıyor.
Güneş, yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde; sonsuz, tükenmeyen, bedava, enerji ihtiyacı duyulan her yerde kullanılabilen, enerji de dışa bağımlılığı azaltan, karbon monoksit, kükürt, duman, gaz ve radyasyon gibi çevreyi kirleten faktörler olmadığından en temiz ve çevreye zararsız, işletme ve bakım maliyetleri az bir enerji kaynağıdır. Güneş enerjisi yaygın kullanım alanlarının arttırılması ile birçok alanda tüketiciye ve yatırımcıya enerji tasarrufu ve kazanç imkanı oluşturacaktır. Termal uygulamaların yaygınlaştırılması ile enerji tasarrufu sağladığımız sistemlerin geliştirildiği uygulamalar artacaktır. Aynı şekilde yılsonunda netlik kazanan yeni yasalar ile şebeke bağlantılı fotovoltaik sistemlerin önünün açılması, bu yıl itibari ile hızla gelişen bir yatırım ivmesi kazandırmıştır. Şu anda ölçümleri yapılan santrallerin kurulumlarının yapılması, bir yandan ev ve endüstri tesislerinin çatılarına yapılan uygulamalar ile kendi elektriğimizi üretecek, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak çözümleri yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş ile sağlıyor olacağız.
Sektörün şu anda en önemli gündem maddesi nedir? Varsa sorunlarınızın çözümüne yönelik beklentileriniz nelerdir? Güneş Enerji Sistemlerinin kullanımının artırılması ve bu sektörde bulunan sorunların azalabilmesi için bazı önerilerim olacaktı. Türkiye’de her sektörde olduğu gibi, güneş enerji sistemlerinde de yatırımcıların beklentisi başta bürokrasinin ve geleceğe dönük belirsizliklerin minimuma indirilmiş olmasıdır. Bu gerçekleştiği takdirde bizim
de yatırımcılarla yaptığımız görüşmelerden gözlemlediğimiz kadarıyla sektöre yatırım yapmak isteyen bir hayli girişimci mevcut. Özellikle de eğer yatırımcının kendi elektrik tüketimi söz konusu ise sistem çok daha feasible hale gelmektedir. Ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarının daha yaygın kullanılması için çalışmalar hız kazanmış durumda. Özellikle küçük güçteki uygulamalar için değişen yönetmelikler ile beraber 30kW ve altı sistemlerin onaylarının elektrik dağıtım şirketlerine devredilmesi ev tipi uygulamalar yaygın bir hale gelecektir. Lisanssız üretim sınırının 1MW’a çıkarılması santral yatırımcıları için büyük avantaj sağlamaktadır. GES Proje onay süreçlerinin hızlandırılması, devlet kısmında mevzuatların düzenlenmesi ve kredilendirme ile ilgili banka süreçlerinin bir yapıya oturtulması süreci hızlandıracaktır. Sektörün uzun zamandır beklediği yenilenebilir enerji kaynakları yasası ile devlet yenilenebilir enerji kaynaklarını desteklemeye yönelik garantili alım mekanizması açıkladı. Uzun süren sektörel AR-GE çalışmalarının sonucunda, hükümetin desteğiyle gerçekleştirilen yeni yasal
düzenlemelerin ve mevzuatların çağa uydurulmasının akabinde 2012 yılında kurulmuştur. Şirketimiz, ülkemizde, yenilenebilen enerji kaynaklarını kullanarak, enerji üretimine katkı sağlayacak çözümler üretmektedir. Ülkemizdeki her konutun, küçük – orta – büyük işletmenin, seraların, her türlü tarımsal işletmenin, soğuk hava depolarının, kömür işletmelerinin, köylerin, kentlerin, belediyelerin, kooperatiflerin ve her türlü ticari kuruluşun ihtiyacı olan elektriğin, Güneş panelleri vasıtasıyla, ekonomik ve kaliteli bir şekilde bedava üretilmesine olanak sağlıyoruz. Türkiye’nin coğrafi konumu, çeşitli enerji sorunlarıyla birlikte, çözümlerdeki çeşitliliği de beraberinde getirmektedir. Aksaray Enerji olarak, sektördeki firmalardan en büyük farkımız, tüm alternatifleriyle birlikte, enerji çözümlerine hakim olmamızdır. Firmamız, bütün projelerinde, konusunda uzmanlaşmış teknik personelle hizmet vermektedir. Mevcut, ürün ve hizmetlerimizde, kalite ve güvenilirlik ilkelerinden ödün vermeden yol alarak, tüm çözüm ortaklarımızın ve müşterilerimizin memnuniyetini hedefleyen, sektörde öncü olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.
97 Haziran
2016
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI RÖPORTAJ
SIEMENS
Güneş Enerjisi Santralleri için Siemens Koruma Röleleri Güneş enerjisi santralleri bağlantı noktalarında kullanıma sunulan SIPROTEC Compact serisi koruma rölelerimiz EPDK Elektrik piyasasında lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmeliğinde bahsedilen koruma ve operasyonlar açısından TEDAŞ Güneş Enerjisi Santralleri Proje Müdürlüğü nezninde tanıtılmış ve test edilmiştir.
O
rta gerilim seviyesinden bağlantı için 7SJ80 Yönlü Aşırı Akım Rölesi ve alçak
gerilim için 7RW80 Loss of Main (Gerilim ve frekans koruma)
Murat BASUMLI Siemens A.Ş Enerji Yönetimi Ürün Satış
98 Haziran
2016
röleleri ile koruma, kumanda ve haberleşme ihtiyaçlarınıza çözüm
oluşturulmaktadır. 6 satırlı ayar, arıza ve ölçüm bilgileri ekranı, çıkarılabilir terminaller, 8 LED’ li ihbar göstergesi, programlanabilir giriş ve çıkış kontakları, kumanda ve ayar butonları ile kompakt boyutlar içerisinde maksimum kullanışlılığa sahiptir.
7RW80 Koruma fonksiyonları • • • • • • • • • • •
Düşük ve aşırı gerilim (27/59) Gerilim ölçümlü toprak kaçağı/ sıfır bileşen (64/59N) Düşük ve aşırı frekans (81U/O) Faz sırası takibi (47) Frekans değişimi koruması (81R) Gerilim değişimi koruması Kilitleme fonksiyonu (86) Açma devresi kontrolü (74TC) Aşırı uyartım (24)(Opsiyonel) Vektör kayması(Opsiyonel) Senkroçek (25) (Opsiyonel)
7SJ80 Koruma fonksiyonları • • • • • • • • • • • • • • • • •
Aşırı akım faz ve toprak arızası (50, 50N; 51, 51N,51V) Düşük akım (37) Aşırı Yük (49) Sınırlı toprak kaçağı (87N) Kesici Arıza koruma (50BF) Düşük ve aşırı gerilim (27/59) Toprak kaçağı/sıfır bileşen (64/59N) Düşük ve aşırı frekans (81U/O) Faz sırası takibi (47) Frekans değişimi (81R) Gerilim değişimi Kilitleme fonksiyonu (86) Açma devresi kontrolü (74TC) Yönlü Aşırı akım faz ve toprak arızası (67/67N) (Opsiyonel) Hassas toprak ve yönlü toprak arızası (50Ns/67Ns) (Opsiyonel) Tekrar kapama(79) (Opsiyonel) Senkroçek (25) (Opsiyonel)
7RW80 ve 7SJ80 fonksiyon ve özellikleri
•
• •
•
• • •
Kesici/şalter kumanda butonları DIGSI 4 Röle parametreleme, izleme ve arıza analiz yazılımı Programlanabilir lojik fonksiyonlar (CFC) Operasyonel ölçüm değerleri Gerilim sigortası arızası takibi
•
8 osilografik arıza ve 200 olay kaydı IEC 61850, IEC 60870-5103, PROFIBUS-DP, DNP 3.0, MODBUS RTU haberleşmeleri. TEİAŞ ve Dağıtım şirketlerinin çift fiberoptik IEC 61850 taleplerine uygunluk
•
• • • •
DIGSI 4 yazılımı için ön USB arayüzü ve/veya Ethernet arayüzü Türkçe parametreleme yazılımı Türkçe ekran ve kullanıcı arayüzü imkanı Türkçe kullanım kılavuzu 5 yıl garanti
99 Haziran
2016
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI REKLAM
FRONIUS
Enerji sistemlerini akıllı ve verimli hale getirin Münih’deki Intersolar fuarında enerji sistemlerimizi daha da akıllı ve verimli hale getirmede yardımcı olan çözümler sundu:
M
üstakil ev kapsamında yerel bir şebekeden, bölgeler üstü elektrik şebekelerine kadar. Ziyaretçiler B3.310 fuar standında sadece FV tesis sahiplerinin değil, aynı zamanda tesisatçıların ve planlamacıların da hayatını kolaylaştıracak ürünler, teknolojiler, hizmetler ve servisler bulabilecekler. Aynı zamanda şebeke işletmecisine de ağlarına problemsizce daha fazla yenilenebilir enerji aktarmaları konusunda yardımcı olacaklar. “24 saat güneş hedefine doğru giden yol, akıllı ve verimli bir enerji sistemi üzerinden geçmektedir. Bu kaçınılamaz. Bu sistem fikrini, akıllı ve verimli bir şekilde güneş enerjisi üretmeye, depolamaya, dağıtmaya ve kullanmaya yardım eden çeşitli çözümler şekilde sunuyoruz.” diye açıklıyor Martin Hackl.
Fronius çalışanları tamamen 24 saat güneş mantığına uygun, akıllı ve verimli bir enerji sistemi üzerinde çalışıyor.
100 Haziran
2016
Optimum hale getirilmiş besleme yönetimi Çok sayıda ülkede elektrik şebekesi işletmecileri, bir ağ bağlantısı için ön koşul olarak gittikçe artan ölçüde FV gücünün besleme sınırlamasını talep etmektedir. Birçok durumda bu bir sıfır besleme anlamına gelmektedir. Fronius dinamik güç azaltması ile optimum besleme yönetimi için bir çözüm sunuyor. Burada inverter1 öncelikle evdeki tüketicileri besliyor. Ardından gücü, şebeke işletmecisi tarafından izin verilen maksimum elektrik beslemesi doğrultusunda azaltıyor. Ekstrem durumlarda sıfır besleme de mümkün olur. Bu durumda elektrik ağına FV akım beslemesi yapılmaz ve şebeke işletmecisinin olası talepleri inverterin Web Interface’si üzerinden kolay bir ayarla problemsizce yapılabilir.
Enerji akımlarının akıllı yönetimi Enerji akımlarının akıllı bir şekilde yönetilmesi müşteriler için birçok avantaj anlamına gelmektedir. Fronius tarafından özel olarak geliştirilen Multi Flow teknolojisi, depolama sisteminin farklı enerji akımlarını tüm yönlere doğru paralel olarak yönlendirir. Bu sayede uygulamada çok yönlü kullanım imkanları oluşur. Örneğin Fronius Symo Hybrid inverterine, her zaman kapsamlı bir depolama çözümüne geliştirilebilmesi için tüm fonksiyonlar dahil edilmiştir. Bu durumda deponun boyutu tesis
sahibinin elektrik tüketimine göre özel olarak uyarlanır ve istenildiği zaman da geliştirilebilir. Ayrıca bir Fronius depolama sistemi mevcut bir FV sistemine de kolayca entegre edilebilir. Sadece bu da değil: Küçük yel değirmenleri veya termik santrallerde problemsiz bir şekilde sonradan entegrasyon yapılabiliyor. Bazen mevcut bir fotovoltaik kurulumun arızalı bir inverterini değiştirmek gerekebiliyor. Tesis sahibi ihtiyacına ve duruma göre, bir depoyu hemen beraberinde mi kuracağına, yoksa sonradan ekleme mi yaptıracağını karar verebilir. Fronius sistemi, örneğin esnek elektrik tarifesi gibi geleceğe yönelik uygulamalar için de uygun donanımlara sahip olacaktır. Yeni ölçek olarak verimlilik
Tüm bu uygulama imkanları sadece tesisi sahibini değil, aynı zamanda tesisatçıları ve planlamacıları da daha verimli hale getiriyor. Böylelikle Fronius depolama çözümü güneş enerjisi pazarında yeni ölçekler belirliyor ve 24 saat güneş hedefine doğru büyük bir adım atıyor.
Fronius, salon B3, B3.310 numaralı fuar standına yapacağınız ziyaretten mutluluk duyacak.
Öz tüketim optimizasyonu için yeni çözümler Öz tüketim optimizasyonu için yeni bir çözüm de ilk kez Fronius tarafından sunuluyor. “Sıcaklık üretimi, enerji yönetimi kapsamı da dahil, önemli bir konu haline gelecek.” diye açıklıyor Martin Hackl. 1 Fonksiyon Fronius Symo Hybrid hariç tüm Fronius SnapINverter’ler tarafından desteklenmektedir. Ön koşul bir Fronius Smart Meter’ın mevcut olmasıdır.
101 Haziran
2016
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI RÖPORTAJ
SİPİL ENERJİ
“2016 Sipil Enerji için atılımların ve ihracatın tırmanış göstereceği bir yıl olacak” Sipil Enerji olarak öncelikli hedefimiz, çalışmalara başladığımız 2009 yılından bu yana çevreye dost ve temiz enerji konularında sürekli Ar-Ge çalışmaları yaparak toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak ürünler sunmaktır.
Ç
evreye dost ve temiz enerji olarak güneşin sonsuz enerjisinden faydalanıyor ve kullanıcılarımıza “enerjinizi kaybetmeyin” diyoruz. Şarj edilebilir ve taşınabilir solar jeneratör ile her yerde enerji ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlıyoruz. Bununla birlikte Çift Eksen Güneş Takip Sistemleri ile güneşten maksimum kazanç elde etmeyi amaçlıyoruz.
2015 yılını nasıl geçirdiniz? 2016 için çalışmalarınız ne yönde olacak? Sektördeki hızlı gelişmelere paralel olarak 2015 yılında Sipil Enerji büyümesini sürdürmüş ve toplam 26,2 MW gücünde projeler hazırlamıştır. Bu arada son kullanıcılara yönelik ürünler de geliştiren Sipil Enerji, temiz enerjinin her alanda kullanılmasına katkıda bulunmuştur. 2016 yılında ivmelenen yenilenebilir enerji sektörü, Sipil Enerji için de atılımların ve ihracatın tırmanış göstereceği bir yıl olacağı kanaatindeyim.
Kısa ve uzan vadedeki hedef ve projelerinizden bahseder misiniz?
Ramazan ZEYBEK Elektronik Mühendisi Proje ve Uygulama Sorumlusu
102 Haziran
2016
Kısa vadede şebeke bağlantılı sistemlerin toplumun geneline yayılması zaman alacağı düşüncesindeyim. Bu bağlamda toplumun geneline hitap edecek düşük maliyetli ürünler üretme
çabasında olacağız. Uzun vade de ise yüksek güçlü santraller kurma konusunda tecrübeli ve aranan, konusunda lider bir noktada olmayı hedefliyoruz.
Güneş enerjisi sistemlerindeki yeni teknolojiler ve sektörün geleceği hakkındaki görüşleriniz neler? Güneş enerjisi teknolojisi hem üretilen paneller hem de çevre birimlerini oluşturan invertör ve veri kayıt ekipmanları olarak gelişme kaydetmiş ve verimlilikleri artmıştır. Panellerde %22, invertörlerde %9899 verimliliklere ulaşan sonuçlar alınmıştır. Bu aşamada teknoloji konusunda yeni bir yöntem-metot bulunmadığı takdirde son haddine dayandığını söyleyebilirim. Böylece maliyetler minimize edilmiş ve kullanıcıya en uygun fiyatlar ile karşılarına çıkmaktadır. Verimliliği artırmanın diğer bir yolu da güneş takip sistemleridir. Bu konuda da çalışmalar yaparak minimum alanda maksimum üretim sağlanmış olacaktır.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarının bugünkü halini nasıl değerlendiriyorsunuz? Şu an Türkiye’de kurulu gücün arttığı ve TEDAŞ’a yapılan başvuru rakamları da göz önünde bulundurulursa giderek canlanan ve hızlanan bir süreçteyiz. 2023
hedefleri arasında enerji tüketiminin %5 ini yenilenebilir enerjiden sağlamak gibi bir hedefimiz var ve bu hedefe ulaşmak için kamu kuruluşlarının da bir takım kolaylık ve teşvikler sağlamalıdır. Bu yıl 400MW gücünde güneş enerji santrali kurulması hedeflenmektedir.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının ülkemizdeki kullanımının artırılması için neler yapılmalıdır? Daha önce de bahsettiğim gibi 2023 hedefleri arasında enerji tüketiminin %5 ini yenilenebilir enerjiden sağlamak gibi bir hedefimiz var. Bu hedefe ulaşmak için tüm özel ve kamu kuruluşlarının taşın altına elini sokmalı ve bitmek bilmeyen enerjinin tadını çıkarmalıyız. Kullanımı yaygınlaştırmak için örnek tesisler kurulmalı ve halkımızın Güneş Enerjisine olan güvenini pekiştirmeliyiz. Tabana yayılma konusunda ise hala istenen adımlar atılmamıştır. Bu konuda maliyet kısmı ön plana çıkmaktadır. Maliyetlerin düşmesi yayılmayı arttıracaktır.
103 Haziran
2016
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI RÖPORTAJ
EDH ENERJİ
“Odak noktamız yatırımcının, doğru proje yapabilmesini sağlamak” ilgili çalışmalarımız devam etmekte. 2016 yılı için beklentimiz sektörün derinlik kazanması, yatırımcıların doğru proje için doğru çözüm ortağı bulması. Malum 2015 yılsonu 300 MW lık bir kurulu güce erişildi Türkiye de GES de. Bu yıl için 700 MW lık bir tahminimiz var. Gecen yıl olduğu gibi pazarın yüzde 10-20 sini hedeflemekteyiz. EDH Enerji her zaman bulunduğu sektörün liderliğini hedeflemektedir. Bu hedefinde müşteri memnuniyeti en önemli parametredir.
Güneş Enerjisi Sistemleri Teknolojisindeki yönelimler hakkında öngörüleriniz var mı? Hedefler neler?
Feridun Kemal LEVENTOĞLU EDH Enerji Genel Müdürü
Türkiye Güneş Enerjisi Sistemleri pazarını değerlendirir misiniz? (2015 yılını nasıl geçirdiniz? 2016 için çalışmalarınız ne yönde olacak?) 2015 yılı oldukça yoğun geçti diyebilirim. İştirakimiz olan bir firma ile ilk tek saha 6 MW lık EPC sözleşmemizi yaptık. EDH Enerji olarak tüm proje uygulamalarında bire bir takip ettik. Projelerin dizayn edilmesi TEDAŞ onayının alınması ve kabulünün yapılması. Aynı saha için ilave 2 MW lık kısımda tamamlanmak üzere. Bir diğer saha uygulaması olan 2 MW ise Antalya da tamamlanıp devreye alındı. Buna benzer birçok proje ile
104 Haziran
2016
Hedef konusu sadece size bağlı olmuyor; sektörün sağlıklı büyümesini istiyoruz. Sağlık kelimesi çok önemli burada. Amaç kurulu güç deki artış olmamalı. Yatırımcının mağdur edilmemesi, bankaların kaynakları açması gerekmekte. Tabii sektörde stabil ite olması gerekiyor. EDH Enerji Türkiye de kalmayıp bölgesinde Güneş sektöründe öncü olmayı hedeflemekte. Kazandığımız bilgi ve tecrübeyi taşımak hedefindeyiz. Konu ile ilgili Dünya literatürünü çok yakından takip ediyor, eğitimlere katılıp uygulamalar yapmaktayız. Sonuçta yapılan iş uzay üssü kurmak değil yaklaşımı yanıltıcı olmakta.
Güneş enerjisi sistemlerindeki yeni teknolojiler ve sektörün geleceği hakkındaki görüşleriniz neler? Terminolojiyi iyi bilmekte fayda var. Son 3-5 yıla bakıldığında çok büyük bir yenilik teknoloji alanında elde edilmemiş sektörde. Yapılan ağırlıklı olarak Maliyet esaslı yaklaşımlar olmuştur. Bu ifade yanlış anlaşılmamalı, mevcut elektrik piyasasında uygulanan teşvik rakamları, finansman olanakları perspektifi ile bakıldığında böyle. Laboratuvar ortamında tabiki var binlerce buluş.. Şu an çok az uygulandığını düşündüğümüz tek ve çift eksenli izleme sistemli PV konusunda çalışmalarımız var. Buda yeni sayılmaz ama Türkiye için yeni olacak bir kaçı.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarının bugünkü halini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu soru bence en önemli soru: Bunu tüm sektör katılımcıları
değerlendirmeli. Birkaç farkı açıdan görüş ben sunmak isterim. Bilindiği gibi yenilenebilir enerjinin desteklendiği mekanizmaya YEKDEM denilmekte. Her yıl belirli bir tarihe kadar LİSANS sahibi firmalar EPDK ya başvurmak suretiyle bu teşvikten yararlanma imkanına sahip olurlar. DETAYLI açıklıyorum ÇÜNKÜ Güneş enerjisinin önündeki en büyük engel olarak bunu görmekteyiz. Bu gecen 10 yıllık süreçte mevcut güç diğer piyasa koşullarınıda dikkate alarak hareket etmekte idi. Toptan satış firmalarına, ikili anlaşmalar yaparak en son seçenek olarak şebekeye dengesizlik fiyatı ile vermekteydi. 2015 yılında oluşan durum ise çok farklı oldu. Teşvik USD kuru ile ödenmekte ve Kur 3 tl yi aştı. Elektrik te talep beklenen seviyede aşmamasının sonucunda piyasa fiyatları halk deyimi ile yerlerde sürünmeye başladı. SONUÇ : YEKDEM den faydalanmak isteye 15.000 MW lık bir güç. Bu şu an tüm katılımcıların korkulu rüyası.
Firmanız ve ürünleriniz hakkında bilgi verir misiniz? EDH Enerji olarak 10 yıla yakın bir süredir yenilenebilir enerji sektöründe faaliyet göstermekteyiz. Odak noktamız yatırım kararı alınmadan yatırımcının yanında olmak suretiyle, doğru proje yapabilmesini sağlamak. Bugün bulunduğumuz platform için ise… Bir güneş santrali yatırımcısına çözüm ortağı olmayı hedeflemekteyiz. Mevcut olan dünyada lider ortaklarımız ile bilgi kirliliği yaratmadan doğru yönlendirmeyi hedeflemekteyiz. Bu kapsamda saha tespitinden başlayıp santralin devreye alınması arasındaki tüm süreçte yanlarında olabiliyoruz. Bir diğer deyiş ile şu an dünyada en verimli panel üreticisi, en hafif panel üreticisi, performans takip konusunda lider firması, güneş ölçüm gibi birçok konuda faaliyet göstermekteyiz. Santralleri kabul sonrası belgelendirilmesi ise bir diğer konu.
105 Haziran
2016
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI REKLAM
TESCOM
SOLAR SULAMA SİSTEMİ Normalde şebeke elektriği veya jeneratörle çalıştırılan 5,5kw (7,5 beygir) ve üzerindeki güçlerdeki üç fazlı geleneksel dalgıç veya yüzey pompaları, elektrik şebekesinin bulunmadığı yerlerde, günümüz teknolojisi sayesinde artık direk güneş panellerinden gündüzleri çalıştırılabilmektedir.
B
u sistem; güneş panelleri, MPPT güç şartlandırıcı-motor sürücü, güneş panelleri montaj konstrüksiyonları ve gerektiği hallerde de su deposundan oluşmaktadır. Mppt güç şartlandırıcı sayesinde güneş panellerinden gündüz alınan en yüksek anlık güç, motor sürücüye iletilir. Sürücü, iletilen anlık güce göre pompa milinin devir sayısını ve / veya • • • •
döndürme momentini değiştirerek, sabah ve akşam saatlerinde düşük, öğlen saatlerinde ise yüksek debideki suyu kullanıma sunar. Su hemen kullanılabileceği gibi uygun hacimde bir depoda biriktirilerek akşam veya gece yapılan sulama için de kullanılabilir. Sistemde kullanılacak ekipmanlar ve maliyet, aşağıdaki veriler üzerinden yapılacak teknik projelendirme ile ortaya çıkmaktadır:
Kuyu derinliği / m (sadece dalgıç pompalar için), Talep edilen günlük su miktarı / ton, Sulama sezonu (başlangıç ve bitiş ayları), Kurulum yeri (Köy, kasaba ve şehir adı).
Solar Pompa İnverteri
Haziran
2016
AC POMPA
İnverter
Giriş Gerilim
MPPT
Çıkış
Çalışma
DC
Pompa
Çalışma
Gücü
DC
Gerilimi
Akımı (AC)
Frekansı
Güç
Gücü
Gerilimi
(KW)
(V)
(V)
A
(Hz)
(kW)
(KW)
(VAC)
SDD55 / SDDV2200
2,2
550-850
350-750
10,8
0-50/60
3,2
1,5
3 Faz 380
SDD55 / SDDV2200
2,2
550-850
350-750
10,8
0-50/60
3,2
2,2
3 Faz 380
SDD55 / SDDV4000
4
550-850
350-750
10,8
0-50/60
4,5
3
3 Faz 380
SDD55 / SDDV4000
4
550-850
350-750
10,8
0-50/60
6,4
4
3 Faz 380
SDD55 SDDV5500
5,5
550-850
350-750
10,8
0-50/60
8
5,5
3 Faz 380
SDDV7500
7,5
500-800
500-800
18,5
0-50/60
11,25
7,5
3 Faz 380
SDDV11K
11
500-800
500-800
25
0-50/60
16,5
11
3 Faz 380
SDDV15K
15
500-800
500-800
32
0-50/60
22,5
15
3 Faz 380
Model
106
PV
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI REKLAM
phoenix contact
Aşırı gerilime karşı koruma
Fotovoltaik modüller düzenlenirken, VDE 0185-305-3’e göre harici paratonere tutulması gereken “S” ayırma mesafesine uyulması gerekiyor
Sistem ve invertör arası mesafenin farklı uzunluklarda olduğu sistemlerde, aşırı gerilime karşı koruyucu cihazların düzenlenişi
Harici paratoner Fotovoltaik sistemler kurulurken, fotovoltaik modülleri ile taşıyıcı konstrüksiyonlarının doğrudan doğruya yıldırıma maruz bırakılmamalarına dikkat edilmelidir. Yıldırıma karşı, harici bir paratoner sistemi kullanılmalıdır (resim 1). Fotovoltaik sistemler, genellikle, kamuya açık binaların üzerlerinde kullanıldıklarından, inşaat mevzuatlarına tabiidir. Bu mevzuatlara göre, gökdelenler, hastaneler, okullar, satış ve toplantı yerlerinde paratoner olması zorunludur. Fotovoltaik modüller düzenlenirken, VDE 0185-305-3’e göre harici paratonere tutulması gereken
108 Haziran
2016
“S” ayırma mesafesine uyulması gerekiyor. Bu şekilde, bir yıldırım düşmesi durumunda, elektriğin, fotovoltaik sisteme atlama yapması engellenmiş oluyor. Uygulamada, bu gerekli ayırma mesafesinin çoğu zaman tutulmadığı görülüyor: • Fotovoltaik modüllerin harici partonerin hemen yanına kurulması • Fotovoltaik modüllerin sacdan bir çatının üzerine kurulması Oysa fotovoltaik modüllerin taşıyıcı sehpalarının doğrudan doğruya harici paratonere bağlanması gerekiyor ki, bu şekilde fotovoltaik sistemin içinde bulunduğu tehlike potansiyeli belirgin oranda artıyor.
Eylül 2006’dan bu yana yeni VDE paratoner standardı yürürlükte. VDE 0185-305-3’e göre, bir bina sisteminin harici bir paratonere sahip olması ve binada elektrikli bir sistem bulunması durumunda, dahili bir paratonerin (aşırı gerilime karşı koruma) mevcut olması gerekiyor. Yani, harici bir paratonere sahip olan fotovoltaik sistemlerin, ayriyeten bir aşırı gerilim korumasına sahip olmaları gerekiyor. Fotovoltaik sistemlerin aşırı gerilime karşı koruyan cihazları; • Fotovoltaik sistemin sahip olduğu harici paratonere yıldırım düşmesi • Yakın çevresine yıldırım düşmesi sonucu ortaya çıkabilecek ve • Elektrik tesisatindan kaynaklanabilecek aşırı gerilimlere karşı koruma sağlar Aşırı gerilimlere karşı korumanın etkili olabilmesi için, invertörlerin doğru akım ve alternatif akım taraflarının korunması gerekir. Aşırı gerilime karşı uygun koruyucu cihazların, invertörün hemen yanına düzenlemesi gerekir (resim 2). Fotovoltaik modüller ile invertörün arasındaki kablolar ne kadar uzun olursa, kabloların kapasitif veya endüktif olarak aşırı gerilime maruz kalma riski de o kadar artar. Fotovoltaik modüller ile invertörün arasındaki mesafesinin 10 m’den daha uzun olması durumunda, fotovoltaik modüllerin de hemen yanlarında aşırı gerilime karşı koruyucu cihazların kurulması gerekir.
Alternatif akım tarafının korunması İnvertörlerin alternatif akım taraflarında, alternatif akıma uygun
olan aşırı gerilime karşı koruyucu cihazlar kullanılır. Aşırı gerilime karşı koruyucu varistörlü cihazların Tip 2 ile, temel bir koruma elde edilir. Harici bir paratonerin mevcut olması durumunda, tip 1 yıldırımlıklar kullanılır. • Durum 1 - Elektrik tesisatının besleme noktasında bir tip 1 yıldırımlık bulunmaktadır: İnvertörün hemen yanına bir tip 2 yıldırım tutucu monte edilmelidir. • Durum 2 - Elektrik tesisatının besleme noktasında bir tip 1 yıldırımlık bulunmamaktadır: Elektrik tesisatının besleme noktasının hemen yanına bir tip 1 yıldırımlık monte edilmelidir ve invertörün hemen yanına bir tip 2 yıldırım tutucu monte edilmelidir. Bir cihazın içinde tip 1 yıldırımlık ile tip 2 yıldırım tutucu kombine edilerek, daha etkili bir koruma sağlanabilir (resim 3).
Doğru akım tarafının korunması İnvertörlerin doğru akım tarafları da yine aynı şekilde korunmalıdır. Bu noktada, aşırı gerilimden koruyan cihazların görevleri şunlardır: • Yıldırım akımlarını geçirmek • Aşırı gerilimleri deşarj etmek ve dengelemek • Fotovoltaik modüller ve invertörlerin çalışma davranışlarını da göz önünde bulundurmak suretiyle, aşırı yüklenme durumunda dahi sistemin güvenli çalışmasını sağlamak Doğru akım elektrik tesisatlarında aşırı gerilime karşı koruyucu cihazların nasıl tasarlanacağı hususunda herhangi bir standart
henüz mevcut değildir. Bu nedenle, piyasada, fotovoltaik sistemlerin doğru akım taraflarında kullanılmak üzere satışa sunulan aşırı gerilime karşı koruyucu cihazlar arasında, gerek fonksiyonları, gerekse yapıları açısından belirgin farklılıklar bulunmaktadır. Bugün itibariyle, her üreticinin gereklilik ve değerlendirme kriterlerini kendisi belirlemesi gerekiyor. Bu da bu bağlamda; • Aşırı gerilime karşı koruyucu cihazda ortaya çıkan düşük ve yüksek ohmlu kısa devrelerde emniyetli bir davranış sergilendiği • Doğru akım kablolarının topraklama hatalarında emniyetli bir davranış sergilendiği • Aşırı yüklenme durumunda, uygun olmayan ısı oluşumunun engellendiği • Piyasada bulunan sıradan invertörlerin doğru akım giriş devrelerinin herhangi bir hata durumunda hasar görmediği anlamına geliyor Fotovoltaik modüller ve fotovoltaik sistemlerin doğru akım kablajları, normalde kısa devreye karşı sürekli dayanıklıdır. Fotovoltaik sistemlerin bileşenlerinde ortaya çıkan hata durumlarına karşı, ilgili bileşenler devre dışı bırakılarak veya ilgili bileşene sürekli bir kısa devre sağlanarak tedbir alınabilir.
Alternatif akım tarafı için, tip 1 Paratoner ve tip 2 yıldırım tutucu: Flashtrab compact
Hata durumunda kısa devre yapan aşırı gerilime karşı koruyu cihazlar, fotovoltaik sistemlerin sürelerini otomatik olarak kısaltır. Son yıllarda elde edilen uygulama deneyimleri, piyasada satışa sunulan sıradan invertörlerin, giriş tarafında oluşan aralıksız kısa devrelere uygun olmadıklarını göstermiştir. Bu nedenle, hata durumunda otomatik olarak devreden çıkan aşırı gerilime karşı koruyucu cihazlar kullanılmalıdır (resim 4).
Aşırı gerilime karşı koruyucu cihazların Y-bağlantıları Laboratuarda yapılan araştırmalarda, aşırı gerilime karşı koruyucu cihazların bütün önemli bağlantıları, bir fotofovtaik simülatöründe, gerçek fotovoltaik sistemler üzerinde test edildi. Bu testlerde, fotovoltaik sistemlerin doğru akım taraflarında, normal çalışma koşulları ve ortaya çıkan hata durumları taklit edildi. Bu araştırmalarda, aşırı gerilime karşı koruyucu cihazların Y şeklinde bağlanmasının (2+1 devre), fotovoltaik sistemlerin doğru
109 Haziran
2016
Doğru akım tarafı için, aşırı gerilime karşı koruma - Phoenix Contact fotovoltaik seti
akım taraflarına en iyi korumayı sağladığını anlaşıldı (resim 5). Y Bağlantıda, iki adet aşırı gerilime karşı koruma cihazı her zaman seri bağlanıyor: • • •
L1(+) ve L2(-) L1(+) ve toprak L2(-) ve toprak
Y Bağlantı ve uygun aşırı gerilime karşı koruma cihazlarının seçilmesi sayesinde, emniyet konusuyla ilgili bütün gereklilikler yerine
getirilebiliyor. Aşırı gerilime karşı koruyucu cihazın düşük ohmlu kısa devre bağlantısında da yine her zaman bir cihaz daha seri bağlanıyor. Y-Bağlantıya sahip aşırı gerilime karşı koruyucu cihazlar, maksimum oranda gerilimlere sürekli direnebilecek şekilde veya entegre termik ayırma düzeneklerinin, aşırı gerilime karşı koruyucu cihazları güvenli bir şekilde, cihazlarda aşırı oranda bir ısınma gelişmeksizin, doğru akımdan ayırabilecekleri şekilde tasarlanıyor. Fotovoltaik modüllerin artı ve eksi bağlantılarının toprak hatlarında da yine sürekli seri halde iki aşırı gerilime karşı koruyucu cihaz bağlantısı mevcuttur. Bu cihazlar, topraklamada oluşan aşırı gerilim yüklenmelerine karşı sürekli direnebilmektedir. Her koruyucu hattında ikişer adet aşırı gerilime karşı koruyucu bulunan, aşırı gerilime karşı koruyucu cihazların Y şeklinde bağlanması sayesinde, iki kat emniyet elde edilebildiği gibi, ayrıca yüksek oranda aşırı gerilimlere karşı da bir koruma sağlanmış oluyor.
Standart ve yönetmeliklerde yıldırıma ve aşırı gerilime karşı koruma konuları VDE 0185-305-3 Ek 2: Yıldırımdan korunma - Bölüm 3: Yapılarda fiziksel hasar ve hayati tehlike - Ek 2, Bölüm 17: Fotvoltaik sistemler •
•
•
•
Binaların üzerindeki fotovoltaik sistemler, yıldırıma karşı mevcut önlemleri etkilememelidir. Fotovoltaik sistemler, doğrudan doğruya yıldırım isabet etmesine karşı, DIN EN 62305-3 5.2 ve 6.3 (VDE 0185-305-3)’e göre, birbirinden ayrı düzenlenen yakalama düzenekleriyle korunur. Direkt bir bağlantının zorunlu olduğu durumlarda, sistemin içine, yıldırım akımının bir kısmının geçeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Sistemin içindeki yıldırımlık potansiyeli dengelemesi, DIN EN 62305-3, bölüm 6’ya (VDE 0185-3053) göre, enerji ve bilgi sistemleriyle yapılır.
İzolasyonu hatalı toprak bağlantılı, normal çalışma modunda çalışan fotovoltaik sistemler
110 Haziran
2016
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI REKLAM
İNFORM
GÜNEŞ ENERJİ SANTRALLERİNDE, destek HİZMETİ VE İŞÇİLİK KALİTESİ.. İnform Elektronik San. ve Tic. A.Ş. 1980’den beri Güç Elektroniği sektöründe faaliyetlerine devam eden bir firmadır. İnform, 600’den fazla yetişmiş kadrosu, 80 kişiyi aşkın mühendis kadrosu ile Türkiye’nin konusunda lider firmasıdır. İnform, İstanbul Sancaktepe’deki toplam 28.500 metrekare kapalı alana sahip Fabrikasında faaliyetlerini sürdürmektedir.
Hakan HIZARCIOĞLU İnform Elektronik A.Ş. Yenilenebilir Enerji Departman Yöneticisi
İ
nform, ISO 9000-2000 sistem ve ISO 14001-2004 Çevre Yönetim Standardı kalite belgelerine sahiptir. İnform, TESİD’ in 2000 yılı Elektronikte Yenilikçilik, Yaratıcılık büyük ödülüne, TUBİTAK-TTGVTÜSİAD’ ın 2002 Yılı Teknoloji ödülüne, 2004 yılında TESİD Elektronikte Yenilikçilik, Yaratıcılık (2005) Büyük Ödülüne layık görülmüştür. İnform, Güç Elektroniğinde 35 yılı aşan tecrübesini, yenilenebilir enerji alanında büyük projelere imza atarak yinelemiştir. Güneş panelleri ile elektrik enerjisi üretimi ve kullanımının Türkiye için henüz çok erken olduğu dönemlerden itibaren, 1500’den fazla sahada kurulum gerçekleştirmiştir. İnform, 2008 yılından beri yenilenebilir enerji sistemleriyle ilgili satış ve servis hizmeti vermektedir. Özellikle 2013 yılından itibaren GES kurulumlarına hız vermiş projelerde Müşterilerine, Ana Yüklenici olarak
EPC hizmeti vermektedir. GES için gerekli her ürünü kendisi tedarik ederek ve kurulumunu yaparak müşterilerine hizmet vermektedir. Türkiye’de GES kurulumlarının tamamını veya alt işçiliklerini yapan 500’den fazla firma mevcuttur. Bu firmaların çoğu son 5 yıl içinde kurulmuş firmalardır. Türkiye’de satılan ürünlerin garanti süresi 2 yıldır ve genelde ürünlerin ömür süresi veya yenisiyle değiştirilme süresi yaklaşık 5 yıldır. Oysa Güneş Enerji Santrali Yatırımcıları işletme süresi en az 25 yıl olacak şekilde planlamasını yapmaktadır. Yatırımcı, 2 yıl garantili aldığı üründen çok daha fazlasını hem sistem garantisi hem ürün garantisi hemde işçilik kalitesi olmak üzere GES’ten almak zorundadır. Güneş enerji santrallerinde bir çok farklı ürün grubu mevcuttur. Bu ürünlerin de farklı garanti süreleri mevcuttur. Güneş panellerinde 25 yıllık performans garantisi, inverterde 5-10 yıl garanti, konstruksiyonda ise 10-25 yıl ürün garantisi gibi uzun süreli garantiler mevcuttur. Bu noktada yatırımcı ürün markasına ve garanti süreresine verdiği önemden daha fazlasını seçeceği EPC firmasına ve işçilik garanti sürelerinede vermelidir. Yatırımcı tarafından sorulması gereken en önemli sorulardan biri, 10 yıl sonra 20 yıl sonra muhatap olarak EPC firmasını karşımda bulabilecekmiyim olmalıdır. GES’lerin ömür beklentisini etkileyen önemli bir konu alınan ürün ve
işçilik hizmetlerinin niteliğidir. İşçilik kalitesi almış olduğunuz ürünün hangi performansta çalışacağını belirlemede önemli bir etkendir. Diğer bir önemli konuda ürünlere verilecek teknik destek süreleri ve kalitesidir. EPC firmasının, yaygın bir teknik servis ağının olması, arızalara hızlı müdahale etmesi GES’in çalışma performansını birebir etkileyecektir. GES’ler günümüz itibariyle büyük bir oranda lisanssız ve arazi uygulaması şeklinde kurulmaktadır. Önümüzdeki süreçte GES uygulamaları, arazi uygulamalarının yanısıra fabrika çatılarına ardından da evlerimizin çatılarında yoğun bir uygulama imkanı bulacaktır. Bu sayede kurulu GES sayısı çok artacaktır. Özellikle çatılara uygulama alanının genişlemesiyle birlikte işçilik kalitesi öne çıkacak ve yine güvenlik önlemlerinin alınması ve takibi noktası daha fazla sorgulanacaktır. Bir çok noktada irili ufaklı kurulacak GES’ler de servis süresi ve işçilik kalitesinin önemi gündeme gelecektir. İnform’u diğer EPC firmalarından ayıran en önemli konulardan biride servis ve işçilik kalitesidir. İnform, geniş bayi&servis ağına ve montaj tecrübesine sahiptir. İnform’un Türkiye genelinde 2’si kendisine ait olmak üzere 21 anabayi&servis yapılanması mevcuttur. İnform’un ilk
112 Haziran
2016
anabayisi 1987 yılında en yeni anabayisi 2010 yılında İnform ile çalışmaya başlamıştır. 7/24/365 hizmet verme yeteneğine sahip 21 anabayi&servis ve 500’den fazla alt bayi yapılanması ile Türkiye’de, 70’i aşkın ülkedeki 100’e varan distribütörü vasıtasıyla da dünya çapında faaliyetlerini yürütmektedir. Güneş Enerjisi Yatırımcıları yukarıda anlatılanlar kapsamında öncelikle EPC firmasını belirlemelidir. Diğer ürün ve hizmetler EPC ve Yatırımcı ile ortak mutabakatla varılacak konular olacaktır. İNFORM, 2010 yılından itibaren bir LEGRAND grup firmasıdır.
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI REKLAM
TEKNO RAY SOLAR
SAVCILLI GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALİ TEKNO RAY SOLAR VE ASTRONERGY İŞ BİRLİĞİ İLE HAYATA GEÇİYOR Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi santralinin kurulumunu gerçekleştiren Tekno Ray Solar, yüksek kaliteli PV modül üreticilerinden olan Astronergy’nin Aydın’da bulunan ve 10.703 kWp kurulu güçteki Savcıllı Güneş Enerjisi Santralinin kurulumuna Mayıs ayı itibariyle başladı.
Y
enilenebilir ve sınırsız enerji kaynağı güneşi, kurduğu santrallerle tüm işletmeler için karlı bir yatırıma dönüştüren Tekno Ray Solar, Aydın’da yer alan 10.703 kWp kapasiteli Savcıllı GES’in kurulumuna Mayıs ayı itibariyle başladı. 2006 yılından bu yana monokristalli ve polikristalli PV modüllerin en güvenilir tedarikçisi olan Astronergy’nin yatırımı olan projenin 2017 yılının Ocak ayında devreye alınması planlanıyor. Toplamda 200 bin m2’lik alan üzerine kurulması planlanan Savcıllı Güneş Enerji Santrali’nin altyapı çalışmaları, dizayn kurgusu, saha kurulumu, proje izin aşamaları, uzaktan izleme sistemi süreçleri,
Tekno Ray Solar’ın uzmanlaşmış ekibi tarafından yürütülüyor. Uzaktan izleme sistemi ile üretim değerlerine anlık ulaşabilme imkanı sağlayan Savcıllı Güneş Enerjisi Santrali’nin, yılda 17.370.969,00 kWh elektrik üretmesi hedefleniyor. En kaliteli santraller, en iyi ürünler ve en verimli tasarım stratejisiyle Tekno Ray Solar tarafından yapılandırılan ve direkt şebekeye bağlı olarak kurulan santral, ürettiği elektriğin tamamının satışını gerçekleştirmeyi planlıyor. Savcıllı Güneş Enerjisi Santrali devreye alındıktan sonra yıllık ortalama 28.529’un üzerinde ağacın kurtarılmasını ve ortalama 11.795 ton CO2 salınımının engellenmesini sağlayacak.
113 Haziran
2016
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI REKLAM
phoenix contact
Geleceğin teknolojisi, geleceğe hazırlanıyor Fotovoltaik tesislerin yıldırım ve aşırı gerilime karşı korunması
F
otovoltaik sistemler, genellikle her türlü olumsuzluğa açık bir konumda olduklarından, özellikle yıldırım düşme ve aşırı gerilim riski altındadır. En ince ayrıntılarına kadar düşünülmüş bir koruma konseptine sahip olan güneş enerjisi üretim tesisleri, kendilerini çok kısa sürede amorti eder.
Yıldırım düşme tehlikesi
Derya Tekler Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Emniyet ve Aşırı Gerilim Koruma Ürün Grupları Ürün Yönetmeni
114 Haziran
2016
Bir fotovoltaik sistemi, başlıca; • Fotovoltaik modülleri • İnvertöre giden doğru akım kabloları • İnvertör • Elektrik sayacına giden alternatif gerilim kablolarından oluşur
Bir fotovoltaik sisteminin sürekli ve karlı çalışması için, özellikle, aşırı gerilimlere karşı en hassas bileşenlerin korunması gerekir. Bu noktada, fotovoltaik sistemin en pahalı parçası olan invertör, en yüksek seviyede önceliklidir; invertörün ardından, diğer fotovoltaik modülleri gelir. Fotovoltaik modüller, basitleştirilmiş, büyük yüzeylere sahip, ışığa karşı hassas yarı iletkenlerdir. Bu nedenle, modüllere veya metal konstrüksiyonlara yıldırım düşmesi sonucunda tahrip olurlar. İnvertöre giden kablo hatlarının içlerinde bulunan aşırı gerilime karşı koruyucu cihazlar, her ne kadar invertörü korusalar da fotovoltaik modüllerini korumaz.
Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Uygulamaları • TANITICI RÖPORTAJ
ENEL
KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞINDA YENİ BİR DEVRİM: HİBRİT UPS Alternatif enerji kaynaklarının birçoğu doğa koşullarına son derece bağımlı durumda. Bu nedenle bu kaynaklar ile üretilen enerji sezonluk, günlük ve hatta anlık olarak bile büyük değişimler gösterebilmekte.
S
anayileşmenin ve teknolojideki gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkan elektrik enerjisi günümüz dünyasının vazgeçilmezi haline gelmiştir. Dünyadaki nüfus artışı ve büyüyen ekonomiler incelendiğinde elektrik talebi gün geçtikçe artmaktadır. Bu talebi karşılamak için çeşitli teknolojilerle elektrik üretim santralleri kurulmuş, arz-talep dengesi sağlanmaya çalışılmaktadır.
Giriş Geçmişten günümüze elektrik ekseriyetle hidrolik santraller vasıtasıyla üretilmektedir. Arazi yapısı ve nehir potansiyeli uygun olmayan ülkeler ise termik
santraller vasıtasıyla elektrik ihtiyacını karşılamışlardır. Diğer taraftan enerji talebi sürekli olarak artmaktadır. Dolayısıyla hidrolik santraller veya termik santraller vasıtasıyla karşılanamaz hale gelmesi kaçınılmaz bir gelecektir. Bu açıdan günümüzde başta güneş ve rüzgar tabanlı sistemler olmak üzere alternatif ve yenilenebilir enerji sistemleri, çevre dostu ve sürdürülebilir bir işletim sağladıklarından dolayı gelecek açısından önemli olarak değerlendirilen enerji kaynakları konumundadırlar. Ancak bahsi geçen alternatif enerji kaynaklarının birçoğu doğa koşullarına son derece bağımlı durumdadır. Bu
115 Haziran
2016
nedenle bu kaynaklar ile üretilen enerji sezonluk, günlük ve hatta anlık olarak bile büyük değişimler gösterebilmektedir. Bu durum da üretilen enerjinin genel enerji talebi ile tam olarak örtüşmemesine neden olabilmektedir. Bu açıdan bahsi geçen kaynakların değişken yapılarından kaynaklanan sorunlar, bu kaynakların hibrit olarak kullanılması ile birlikte çözülebilmektedir. Mevcut KGK uygulamalarında ise elektrik şebekesinden alınan enerji çeşitli dönüşümlerden geçirilerek KGK’ya bağlı olan yüklere iletilmektedir. KGK elektrik şebekesinden aldığı enerjiyi hem kendine bağlı olan yükleri beslemekte hem de batarya grubunu veya gruplarını şarj etmekte kullanmaktadır. Anlaşılacağı üzere KGK elektrik şebekesine enerji aktarmayan aksine enerji tüketen bir sistemdir. Fotovoltaik güneş panellerinden elde edilen enerjiyi bünyesine katacak bir özelliği yoktur. Mevcut fotovoltaik evirici sistemlerinde ise sadece fotovoltaik güneş panellerinden elde edilen enerjiyi şebekeye aktarmaktadırlar. Dolayısıyla şebeke oluşabilecek problemlerin yüke yansımasına engel olan bir özelliğe sahip değiller. Elektrik şebekesinde yaşanacak kesintilerde çözüm sunamamaktadır. Dolayısıyla mevcut KGK piyasasında ve teknolojisinde hem KGK hem de fotovoltaik evirici özelliklerini barındıran bir cihaz bulunmaması böyle teknolojik bir çözümün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Enel Enerji tarafından hayata geçirilen ve patenti Enel Enerji’ye
116 Haziran
2016
ait olan Hibrit UPS, solar sistemler ve rüzgar türbünleri ile birlikte koordineli olarak çalışabiliyor. 10 kW’ lık modüllerden oluşan ve MPPT teknolojisine sahip olan konvertörler sayesinde güneş panellerinden ve rüzgar türbünlerinden UPS’e enerji transferi sağlanmaktadır. Yük tarafından çekilen enerjinin bir kısmı ya da hepsi güneş panellerinden ve ya rüzgar türbünlerinden elde edilmektedir. Böylece bir süre sonra sistem kendini amorti edip, yatırımdan kazanç sağlanmakta,
ayrıca doğa dostu örnek bir sisteme sahip olunmaktadır.
Sistemin Çalışma Yapısı DC-DC MPPT (Maximum Power Point Tracker) ünitesi doğru akım gerilim dönüştürücü devresidir. Fotovoltaik güneş panellerinden elde edilen doğru akım gerilimi uygun doğru gerilim seviyesine çıkaran ve güneş panellerinden en yüksek noktada güç çekilmesini sağlayan birimdir. Bu birim kullanılarak fotovoltaik güneş
panellerinden elde edilen elektrik enerjisini en üst seviyeye çıkartmak, doğrultucu ünitesini ve evirici ünitesini beslemek mümkün hale gelmiştir. Doğrultucu ünitesi hem şebekeden enerji alarak evirici ünitesini besleyebilmekte hem de MPPT ünitesi vasıtasıyla fotovoltaik güneş panellerinden elde edilen enerjiyi elektrik şebekesine aktarabilme özelliğine sahiptir. Bu özellik kullanılarak fotovoltaik güneş panellerinden elde edilen enerjinin buluşun çıkışına bağlı yüklerin ihtiyacından fazla olması durumunda fazlalık enerji elektrik şebekesine aktarılacak ve kullanıcısına ekonomik katkı sağlayacaktır. Evirici ünitesi doğru akım gerilimini yükler tarafından kullanılabilir alternatif akım gerilimine dönüştürmektedir. Statik bypass ünitesi ikinci kaynaktan gelen enerjiyi çıkışa bağlı yüklere aktarmakta kullanılmaktadır. Bu ünite doğrultucu ünitesinde veya evirici ünitesinde arıza oluşması durumunda UPS’in çıkışına bağlı olan yüklerin enerjisiz kalmasını önlemek amacıyla kullanılmaktadır.
ENELDEN İKİ YENİ FABRİKA
Enel Hibrit UPS’in Sağladığı Avantajlar Nelerdir? Enel Hibrit UPS tek bir ünite içerisinde hem yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan hem de elektrik şebekesiyle enerji alışverişi yapabilen yaratıcı bir cihazdır. Enel Hibrit UPS fotovoltaik güneş panellerinden elde edilen yenilenebilir enerji ve elektrik şebekesinden enerji çekerek çalışabilmektedir. Ayrıca fotovoltaik güneş panellerinden aldığı fazla enerjiyi elektrik şebekesine aktarabilen ve tüm KGK sistemi özelliklerini barındıran bir cihaz geliştirilmiştir. Fotovoltaik güneş panellerinden elde edilen enerjinin cihazın çıkışındaki yükten az olması durumunda hem elektrik şebekesinden hem de fotovoltaik güneş panellerinden enerji çekilerek yükün ihtiyacı karşılamaktadır. Fotovoltaik güneş panellerinden elde edilen enerjinin cihazın çıkışındaki yükten fazla olması durumunda fotovoltaik güneş panellerinden enerji çekilerek yükün ihtiyacı karşılamakta ve fazla gelen enerji elektrik şebekesine aktarılmaktadır.
Enel Kütahya Tavşanlıda kurduğu 50.000 m2 lik yeni fabrika alanında Hibrit teknolojisini hayata geçirdi ve üretime başladı. Günümüzde önemi artan alternatif enerjiler, Eneli de harekete geçirdi, Güneş ve rüzgar enerjisiyle çalışan Upslerle Enel sektörüne yeni bir soluk kattı.
118 Haziran
2016
Bilgisayar • Otomasyon • Elektrik • Elektronik
YAZ BOYU VERANDADA GÖLGE KEYFİ Somfy, pergolaları teknolojiyle tanıştıran çözümleriyle yaz keyfinize konfor katıyor. Somfy’nin motorlu pergola sistemleri, uzaktan kumandanızın sadece tek düğmesine basarak ihtiyaç duyduğunuz kadar gölgeye sahip olmanızı sağlıyor.
S
istem sayesinde gölgelikler, gölge ve güneş ışığını idare etmek için istediğiniz kadar iniyor, açılıyor ve gerektiğinde ayarlanıyor. Somfy motorlu pergola sistemleri, yumuşak kapanış özelliği ile mekanizma ve kumaşın ömrünü uzatıyor. Motorlu pergolanızın kumaş gerginliği, bozulmadan uzun süre konumunu koruyor. Ürün çekici tasarımı ile dikkat çekerken pergolanızın kumaş cinsine bağlı olarak da yağmurlu havalarda atık suyun akıp gitmesine yardımcı oluyor. Hem sisteme bir engel takıldığında hem de pergolanızın kumaşı tam gergin konuma geldiğinde motor duruyor ve sisteminizi tamamen koruyor. Sıcak bir atmosfer yaratmak istediğinizde; ışık kısma sistemli aydınlatma alıcısı, pergola veya bahçenizdeki aydınlatma seviyesini kontrol etmenize olanak sağlıyor. Ayrıca veranda ve iç mekan mobilyalarınızı UV ışınlarının zararlarından otomatik olarak korumak isterseniz, kablosuz güneş sensörü seçeneği de kolaylıkla pergola ya da bina cephenize monte oluyor. Dilerseniz, Tahoma box kurulumu ile pergolanızı diğer Somfy ürünleri ile birlikte kumanda etmeniz, evinizi bir bilgisayar, tablet veya akıllı telefondan yönetebilmeniz de mümkün oluyor.
119 Haziran
2016
MAKALE
www.elektrikdergisi.com
Dağıtım Şebekelerinde Gerilim Harmonik Bozunumunun Kompakt Floresan ve LED Armatürler Üzerine Etkileri Mert KESİCİ
Kamran DAWOOD
Kocaeli Üniversitesi Kocaeli Üniversitesi Lisans Öğrencisi
Yüksek L. Öğrencisi
Özet: Elektrik dağıtım şebekelerinde, mevcut harmonik bozunumun farklı tip aydınlatma armatürleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Kocaeli Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Aydınlatma Laboratuvarında oluşturulan deney düzeneği kullanılarak, şebekede bulunan farklı seviyedeki gerilim harmonik bozunum durumlarında, değişik tip ve güçteki aydınlatma armatürlerinin akımları incelenmiştir. 1.
Giriş
Yaşamın önemli bir parçası haline gelen elektrik enerjisine olan talep sürekli artmış ve kişi başına tüketilen enerji miktarı ülkelerin gelişmişlik düzeyinin bir göstergesi olmuştur. Talepteki bu artış daha güvenilir ve daha kaliteli bir enerji kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu konu elektrik mühendisliğinde ‘Güç Kalitesi’ olarak yerini almış ve üzerinde yapılan çalışmalarla öneminden söz ettirmiştir. Güvenilir ve arzu edilebilir bir sistem çalışması için enerjinin sürekliliği, gerilim ve frekansın sabitliği, faz gerilimlerinin dengeli olması ve harmonik seviyelerinin belirli değerlerde kalması gibi bir takım kriterlerin göz önüne alınması gerekli olmuştur.[1] Günümüzde ilerleyen teknolojiyle birlikte büyük güçlü nonlineer elemanların kullanımının yaygınlaşması, elektrik enerjisinin kullanıldığı her noktada ihtiyaç haline gelen güç elektroniği tabanlı yükler vb. sebeplerle gelecekte elektrik şebekelerinde harmonik problemlerinin artacağı öngörülmüştür. Dünya çapında tüketilen enerjinin %19’unun aydınlatmada kullanılması ve gün geçtikçe önemi
120 Haziran
2016
Arş. Gör. İbrahim Gürsu TEKDEMİR*
Yrd.Doç.Dr. Mehlika ŞENGÜL**
Doç.Dr. Bora ALBOYACI*
*Kocaeli Üni. Elektrik Müh. Bölümü **Kocaeli Üni. Sivil Havacılık Y. Okulu
artan harmonik bozunum göz önüne alındığında, baralarda oluşan harmonikli gerilimin aydınlatma armatürleri üzerindeki etkisinin incelenmesini zorunlu hale getirmiştir. 2.
İncelenen Aydınlatma Armatürleri
2.1. Kompakt Floresan Lambalar Aydınlatma sektöründe geleneksel akkor filamanlı (enkandesan) lambaların yerini zaman içerisinde daha fazla ışık verimliliğine sahip olan floresan lambalar almıştır. Günümüzde de kompakt floresan lambalar hızla gelişen LED teknolojisine rağmen ticari ve kamu binalarında en çok kullanılan ve vazgeçilmez ışık kaynaklarından bir tanesidir. Nonlineer karakteristiğe sahip bu lambaların ve elektronik güç kaynağına sahip donanımlarının yaygın kullanımıyla bu donanımlardan kaynaklanan güç kalitesi problemleri de giderek artmaktadır. Özellikle filtrelenmediği takdirde yüksek oranda harmonik akım üreten kompakt floresan lambalar, tek başına düşünüldüğünde güç sisteminde büyük bir bozucu etkiye sahip değildir. Fakat bu düşük güçlü donanımların ticari binalar, hastane, okul ve ofis binaları gibi yapılarda bir arada topluca veya yayılı yük olarak yüksek sayılarda kullanılması, güç sisteminde önemli oranlarda “harmonik kirlilik” potansiyeli oluşturmaktadır.[4]-[5] Deneyde kullanılmak üzere Şekil 1’de görülen kompakt floresan lamba seçilmiştir. Kompakt floresan lambanın gücü 23 watt, ışık akısı 1600 lümen, renk sıcaklığı 4000K, renksel gerimi >80 ve etkinlik faktörü 65’tir.
Şekil 1 : Deneyde kullanılan kompakt floresan 2.2. LED Armatürler Son yıllarda hızla gelişen LED teknolojisi ile piyasada LED ışık kaynağı kullanılan iç/dış aydınlatma tesisatları gittikçe artmaktadır. Ledler çok hızlı iletime girdiklerinden geçici rejimleri çok kısadır ve devreye girme sırasında herhangi bir harmonik üretecek karakteristikleri yoktur. Işık şiddeti ayarlanmayan bir LED armatürü sabit akımda çalıştırmak esastır. Bu sebeple çalışma sırasında akımdaki değişim de sabittir ve herhangi bir harmonik etki içermez. Ancak ledler DC gerilimler ile çalışmaktadır. Sabit ışık şiddeti üretebilmek için LED akımlarının sabit tutulması gerekmektedir. DC gerilim ise genellikle AC gerilimlerin doğrultulması ile elde edilmektedir. Çoğunlukla AC/DC bir doğrultucudan sonra DC/DC bir güç dönüştürücüsü üzerinden beslenmektedir. LED sürücü (LED Driver) olarak adlandırılan bu dönüştürücü yapısı ve çalışma mantığı gereği harmonik üretmekte bir anlamda harmonik kaynağı gibi davranmaktadır.[6] Deneyde kullanılmak üzere Şekil 2’de görülen LED lamba seçilmiştir. LED
lambanın gücü 7 watt, ışık akısı 600 lümen, renk sıcaklığı 4000K, renksel gerimi 70 ve etkinlik faktörü 80’dir.
Dağıtım şirketleri, TS EN 50160:2011 standardında tanımlanan ve Tablo 1’de gösterilen gerilim harmonik sınır değerlerine uymakla yükümlüdür. Tablo 1’deki değerler her bir gerilim harmoniğinin ana bileşene göre oransal değerlerini ifade eder.
Şekil 2 : Deneyde kullanılan LED lamba 3. Dağıtım Şebekesi Gerilim Harmonik Sınırları Elektrik şebekesinde oluşan harmoniklerin hem elektrik şebeke işletmecisine hem de şebeke kullanıcısına olan olumsuz etkiler sebebiyle harmoniklerin seviyesini belirli limitlerde tutmak amacıyla çeşitli kuruluşlar tarafından bazı önlemler, sınırlamalar getirilmiştir. Harmonik büyüklüklerin sınırlanmasını amaçlayan standartlarda çok yaygın olarak kullanılan Toplam Harmonik Bozunumu (THB) gerilim ve akım için;
�
�V
h=2 [ THD ] V =
2 h
h=2 [ = THD ] I
4.
Deney Düzeneği
Bu çalışma Kocaeli Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Aydınlatma Lamba
Lamba Gücü (W)
Işık Akısı (Lm)
Kompakt Floresan
23
1600
LED Lamba
7
600
Tipi
3’ün Katları Olmayanlar
ve
�
Ölçüm periyodu boyunca ölçülen her bir gerilim harmoniği etkin değerinin 10’ar dakikalık ortalamalarının en az % 95’i, Tablo 1’de verilen değerlerden küçük veya bu değerlere eşit olmalıdır. Bununla birlikte, THB değeri (40. harmoniğe kadar değerler dâhil) en fazla % 8 olarak uygulanır.[2]
Laboratuvarındaki cihazlarla oluşturulan deney düzeneği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Deney düzeneği; 5 kVA gücünde 3 Fazlı 0-400V gerilim skalasında, 0-1200Hz frekans aralığında sinüsoidal veya talep edilen miktarda harmonik bileşen içeren nonsinüsoidal gerilim üretmek için kullanılan Chroma Programmable AC Source(1), bir metre çapındaki bir küreden meydana gelen ve küre içine sokulabilen her tür ışık kaynağının ışık akısının [lm], ışık veriminin [lm/W] ve standart geriveriminin doğrudan ölçülmesine olanak sağlayan Ulbricht Küresi(2), akım ve gerilim ölçümlerinin yapılmasına ve farklı veri tiplerinde kayıt olanağı sağlayan Tektonix DPO5034 marka Dijital Osiloskop(3) ve 2 adet bilgisayar(4) içermektedir.[3] Ölçümleri yapılmak üzere Bölüm 2’de de detaylı olarak ele alınan piyasada yaygın olarak kullanılan 7W LED, 23W Kompakt Floresan armatür seçilmiştir. İncelenen aydınlatma armatürlerin teknik özellikleri Tablo 2’de verilmiştir. Etkinlik Faktörü (Lm/W)
Renksel Geriverim
4000
65
>80
4000
80
70
Renk Sıcaklığı (K)
Tek Harmonikler
V1 �
genellikle yüzde olarak ifade edilir. Bu değer, harmonikleri içeren periyodik dalga şeklinin, tam bir sinüs dalga şeklinden sapmasını tespitte kullanılır. Sadece temel frekanstan oluşan tam bir sinüs dalga şekli için THB sıfırdır.[1]
I h2
I1
İfadelerinden bulunmaktadır. Görüldüğü gibi THB, harmonik bileşenlerin efektif değerlerinin, temel bileşen efektif değerine oranıdır ve
3’ün Katları Olanlar
Çift Harmonikler
Harmonik
Sınır
Harmonik
Sınır
Harmonik
Sınır
Sırası
Değer
Sırası
Değer
Sırası
Değer
h
%
h
%
h
%
5
%6
3
%5
2
%2
7
%5
9
% 1,5
4
%1
11
% 3,5
15
% 0,5
6…24
% 0,5
13
%3
21
% 0,5
17
%2
19
% 1,5
23
% 1,5
25
% 1,5
121 Haziran
2016
MAKALE
www.elektrikdergisi.com
400 Durum 1 Durum 2
300
Durum 3
200
Gerilim (v)
100 0 -100 -200 -300 -400
0
5
10
15
20
25
30
35
40
Zaman (ms)
Şekil 1: Farklı besleme durumları için şebeke gerilimleri Şekil 3: Deney Ölçüm Düzeneği 1 - Programlanabilir AA Kaynağı 2 - Ulbricth Küresi 3 - Dijital Osiloskop 4 - Bilgisayarlar Şekil 2: Farklı besleme durumları Gerçekleştirilen Analizler
0.6
Bu çalışmada, aydınlatma armatürlerinin elektrik şebekesine bağlı olduğu noktadaki gerilimin farklı toplam harmonik bozunuma(THB) sahip olması durumunda şebekeden çektiği akımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Farklı THB içeren besleme gerilimlerini elde etmek için KOÜ Elektrik Mühendisliği Aydınlatma Laboratuvarında bulunan 3 fazlı 5kVA gücünde Chroma Programlanabilir Alternatif Akım Kaynağı kullanılmıştır. Tablo 1’de belirtilen gerilim harmonikleri için sınır değerler göz önüne alınarak 3 farklı besleme durumu belirlenmiştir. Durum 1’de besleme gerilimi harmonik bileşen içermeyen sadece 50Hz temel frekansa sahip saf sinüsoidal olarak, Durum 2’de TS EN 50160 standardıyla belirlenen %8’lik sınır değer ile saf sinüoidal form arasında ortalama bir değer, Durum 3’te ise %8 olan sınır değerine çok yakın bir değer seçilerek deneyde kullanılması amaçlanmıştır. Tablo 2’de bu 3 farklı durum için ayrı ayrı oluştukları harmonik sıra ve bozunum oranları belirtilmiştir.
0.4
0.2
Akım (A)
5.
0
-0.2
-0.4
Durum 1 Durum 2 Durum 3
-0.6
0
5
10
15
20
25
30
35
40
Zaman (ms)
Şekil 3: Farklı besleme durumları için 23W kompakt floresan akım dalga şekilleri
Tablo 2 : Farklı THB İçeren Besleme Gerilimleri Harmonik Sıra(h) 5.
7.
11.
Toplam Harmonik Bozulum (THB)
Durum 1
%0
%0
%0
%0
Durum 2
%3
%2
%1
% 3,74
Durum 3
%6
%5
%1
% 7,87
Durum
Şekil 4: Farklı besleme durumları için 23W kompakt floresan akımları 0.3
0.2
Akım (A)
0.1
0
-0.1
Durum 1
-0.2
Tablo 2’de gösterilen durumlar programlanabilir alternatif akım kaynağı üzerinden ayarlanarak sırasıyla Ulbritch küresine monte edilen kompakt Floresana, LED lambaya uygulanmıştır. Uygulanan gerilimler ve aydınlatma armatürlerinin çektikleri akım Osiloskop üzerinden ölçülüp kaydedilmiştir.
122 Haziran
2016
Durum 2 Durum 3
-0.3
0
5
10
15
20
25
30
35
Zaman (ms)
Şekil 5: Farklı besleme durumları için 9W LED lamba akım dalga şekilleri
40
Şekil 6: Farklı besleme durumları için 9W LED lamba akımları 6. Sonuçlar Yapılan ölçüm sonuçlarından görüleceği gibi Durum 1’de aydınlatma armatürleri saf sinüsoidal gerilimle beslenilmelerine rağmen çektikleri akımlar harmonik bileşen içermektedir. Bu bozunum kompakt floresan ve LED armatürün kendi nonlineer karakteristiklerinden kaynaklanmaktadır. Gerilimin toplam harmonik bozunumu (THB) standartlarla belirlenen sınır değere yaklaştıkça armatürlerin çektikleri akım genliklerinde belirli bir oranda artış görülmekte ve akım dalga formları da sinüsoidal formdan daha da uzaklaşmaktadır. Lambalara uygulanan farklı besleme gerilimlerindeki THB arttıkça her iki armatüründe çektiği akım harmonik bileşenleri 11. harmonik sıraya kadar THB paralelinde artış gösterirken, 13. harmonik sıra ve sonrasında aynı artış LED lambada devam etmekte fakat kompakt floresan akım harmonik bileşenlerinde fark edilir bir değişiklik görülmemektedir. LED lamba, kompakt floresanla karşılaştırıldığında %0 THB’ ye sahip 1. durumda bile çektiği akım kompakt floresana göre daha fazla harmonik bileşen içermektedir. LED armatürlerin kompakt floresanların yerini aldığı günümüz sürecinde enerji verimliliğinin yanında güç kalitesine olan etkisininde incelenmesi ve analiz edilmesini gerekli kılmaktadır.
Kaynaklar [1] Kocatepe C., Uzunoğlu M., Yumurtacı R., Karakaş A., Arıkan O. 2003. Elektrik Tesislerinde Harmonikler, Birsen Yayınevi, İstanbul. [2] Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği,2013. [3] http://www.yfu.com/UlbrichtKuresi.aspx [4] Kılıç O., Acarkan B., Ay S., Gündüz N., Floresan Lambaların Harmonik Güç Hesapları ve Ölçümü, 5. Enerji Verimliliği ve Kalitesi Sempozyumu 2013. [5] Erol Y., Canbolat T., Aydınlatma Sektöründe Yeni Nesil Power LED Teknolojileri , Elektrik-Elektronik ve Bilgisayar Sempozyumu 2011. [6] Bayrak T., Bilgin Z., Alboyacı B., Gaz Deşarjlı Aydınlatma Armatürleri ile LED Aydınlatma Armatürlerinin Meydana Getirdikleri Harmonikler Açısından Kıyaslanması, ELECO 2012 Elektrik - Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği Sempozyumu
MAKALE
www.elektrikdergisi.com
HİRFANLI HES % 100 YERLi OLARAK ÜRETİLEN 32 MW GÜCÜNDE TÜRBİN - GENERATÖR, Hikayesi, 1983 Haluk Direskeneli
1979 yılında buraya yerli imkanlarla yeni bir 32 MWe gücünde HES Türbin jeneratör üretelim, kararı alındı. Mevcut üç ünitenin projeleri, ve elde bulunan orijinal projeler tasarımlar bir araya getirildi. Dört yıl içinde yerli mühendislik, yerli imalar, yerli üretim yapıldı.
1
974 Kıbrıs harekatından sonra BATI bize ambargo koydu, Batı ülkelerinden hiçbir tesis, ekipman makina alamaz olduk, tüm uluslararası finansman kesildi. Ülkemizin daha çok elektrik üretimine ihtiyacı vardı, hep vardı. 1953-1959 yılları arasında Hirfanlı Hidro elektrik santrali Kızılırmak üstünde inşaa edilirken dört adet Türbin generatör düşünülmüştü. Dört adet türbin jeneratör yeri yapıldı, ancak o zamanki bütçemiz üç adet Türbin- generatör almaya yetti, elektrik ihtiyacı da ona göreydi. Bir fazla dördüncü üniteyi daha sonra alırız, düşüncesi oluştu. Dördüncü ünite yeri boş kaldı. Türbin su girişi kör kapak ile kapandı. HES üç ünite ile çalıştı, dördüncü ünitenin yeri 1979 yılına kadar öyle boş kaldı. 1979 yılında buraya yerli imkanlarla yeni bir 32 MWe gücünde HES Türbin jeneratör üretelim, kararı alındı. Mevcut üç ünitenin projeleri, ve elde bulunan orijinal projeler tasarımlar bir araya getirildi. Dört yıl içinde yerli mühendislik, yerli imalar, yerli üretim yapıldı. İlk kopya tasarımlar çok basitti, daha hassas detaylandı, üretimde hatalar oldu, yenilendi. Daha modern kalite kontrol imkanları devreye sokuldu. İlk çelik dökümler istenen kalite olmadı yenilendi. İlk üretim acemiliklerinin zorlukları tümden yaşandı. Ama sonunda iş başarı ile bitti 32 MWe Hidro elektrik santrali türbin jeneratörü üretildi, yerinde monte edildi, çalıştı, o günden bugüne programlı bakım duruşları dışında arızasız kesintisiz çalışıyor. Dört yıl içinde 32 MW gücündeki bu türbin - generatör ünitesi ile yardımcı teçhizatının imalât projeleri ile teknik ve idari şartnamelerinin hazırlanması, sipariş verme, imalât, kalite kontrolları ve Hirfanlı HES mekanına nakledilmesi, yerinde montajı ve test çalışmaları tamamlandı. Temmuz 1983 ayı ortalarında tecrübe işletmesi çalışmalarına hazır hale getirildi. Ağustos 1983 ayı başında tecrübe işletmesi tamamlandı. İlk yerli türbin - generatör ünitesi o günden bugüne bunca yıldır arızasız çalışmakta ve su kapasitesine göre programlı üretim yapmaktadır. Hirfanlı HES’da % 100 yerli olarak tesis edilmiş olan 32 MW gücündeki türbin - generatör ünitesi ile yardımcı teçhizatının imalât ve tesisinin gerçekleştirilmesi için 27 kadar değişik yerli
124 Haziran
2016
özel- kamu kuruluşa ait 40 ayrı işyerinde aşağıda kaydedilen değişik işler yapıldı. Türkiye Elektrik Kurumu Genel Müdürlüğü, Hidrolik Santrallar işletme Dairesi Başkanlığında, İmalat projeleri ile teknik ve idari şartnamelerin hazırlanması, ihale işlemlerinin gerçekleştirilmesi ve her türlü kontrol ve koordinasyon işleri; ünitenin start-up çalışmaları yürütüldü. Bizler, T. Şeker Fabrikaları A.Ş. Ankara Makina Fabrikasında, Türbin emme borusu, türbin salyangozu, türbin kapağı ve aynaları, türbin kılavuz yatağı, türbin ayar kanatları ve hareket iletim kolları, türbin ayar kanatları servomotorları, türbin kelebek vanası ve servomotoru, türbin rotoru ve türbin şaftı, generatör rotoru gövdesi ve generatör statoru gövdesi, üst köprü, generatör muhafazası, basınçlı ve basınçsız yağ tankları ve boru donanımları, basınçlı ve basınçsız su devreleri boru donanımları gibi ana ve yardımcı tüm mekanik teçhizatın imâli işlerini yaptık. Karabük Demir Çelik Fabrikaları, Dökümhaneler Müdürlüğü, Türbin ve generatör şaftları ile kelebek vana şaftının ve taşıyıcı başlık ile muyluların dökülmesi, generatör taşıyıcı yatağı pabuçlarının ve beyaz metalinin dökül mesi, türbin rotoru kanatları ile alt ve üst gövdelerinin dökülmesi işlerini yaptı. MKEK. Kırıkkale Müdürlüğü: Çelik Fabrikası, Yardımcı şaft ile türbin ve generatör şaftları kaplinlerinin dökülmesi ve dövülmesi ve Karabük D.Ç. Fabrikalarında dökülen türbin saftı ile generatör şaftının ve kelebek vana şaftının dövülmesini yaptı. Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları, Generatör rotor nüvesi özel saçları ile generatör rotor kutupları nüvelerine ait özel saçların imâli yaptı. DSi. Genel Müdürlüğü, Barajlar ve Hidroelektrik Santrallar Dairesi Başkanlığı inşaat projeleri ile betonarme ve kalıp projelerinin hazırlanması, beton dökümü işleri süresince danışmanlık ve kontrollük görevlerini yaptı. ESAŞ Transformatör Sanayi A.Ş., 10.6/154 kV’luk 40000 kV’lık ana güç trafosunun imâlini gerçekleştirdi. KAVEL Kablo Sanayi A.Ş., koruma, kumanda ve kontrol devrelerine ait kabloların imâlini yaptı. KALEKALIP Mak.San.A.Ş., generatör statoru nüvesi laminasyon saçlarının özel kesme kalıpları ile generatör rotoru nüvesi laminasyon saçlarının ve generatör rotoru kutuplan laminasyon saçlarının özel kesme kalıplarının imâli ve generatör statoru nüvesi laminasyon saçları ile generatör rotoru nüvesi laminasyon saçlarının ve rotor kutupları nüvelerinin laminasyon saçlarının pres baskı kesme işlemlerini yaptı.
haber bile çok sınırlı yapıldı. Bu projeyi ben size tekrar anlatayım istedim. Bu proje gazetelere Türkiye Şeker Fabrikaları Ankara yansımadı, hakkında film Makina Fabrikası tezgah atölyeleri SARKUYSAN Elektrolitik Bakır Sanayi sorumlu imalat mühendisi olarak bu çevrilmedi, haber bile çok A.Ş., Generatör stator bobinleri özel projede çalıştım, bu projede fiilen bakır iletkenlerinin imalini yaptı. sınırlı yapıldı. Bu projeyi çalışmaktan hep gurur duydum. Hirfanlı Emek Elektrik Sanayi A.Ş., 10.6 kV’luk ben size tekrar anlatayım Hidroelektrik Santralı için yurt içinde ve 154 kV’luk gerilim trafolarının imâli; istedim. Türkiye Şeker üniversiteler, kamu ve özel sektöre ALCE Sanayi A.Ş. 10.6 kV’luk bazı akım ait 27 kuruluşun 40 ayrı işyerinde TEK Fabrikaları Ankara Makina ve gerilim trafolarının imâli; Türkiye Elektrik Kurumu’nun gayretleri, Fabrikası tezgah atölyeleri öncülüğü ve organizasyonu ile %100 Boğaziçi Döküm Sanayi A.Ş., Generatör sorumlu imalat mühendisi yerli olarak 1979-1983 yılları arasında rotor kutupları baskı flanşlarının olarak bu projede imâl edildi. Birim imalat fiyatı 1983 yılı dökülmesi ve işlenmesi, para değerine göre 80 ABD$ / KWe çalıştım, bu projede fiilen BUKA Lastik-Conta Sanayi A.Ş., olarak hesaplandı. Temmuz 1983 ayı her türlü lastik-kauçuk, keçe çalışmaktan hep gurur içinde test çalışmaları tamamlandı. conta, salmastra gibi sızdırmazlık duydum. Ağustos 1983 ayı başında üretime geçti. elemanlarının imâli 32 MW nominal gücündeki türbinÇanakkale Seramik Fabrikaları A.Ş., generatör ünitesi ve yardımcı tesisleri 154 kV’luk ayırıcılar ile akım ve gerilim o günden bugüne arızasız olarak trafolarının imalinde kullanılan izolatörlerin yerli imâli; çalışmaya ve üretimine devam ediyor. Teknim Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., Generatör stator sargılarının sıcaklık sondaları ve göstergeleri ile türbin ve generatör SONUÇLAR yataklarının sıcaklık kontrol sondalarının ve göstergelerinin • Türkiye’de kamu sektörü ile özel sektöre ait Türk imâli; Sanayiindeki bilgi ve teknoloji birikimi ile Türkiye’de Marshall Boya A. Ş. Özel izolasyon gerilim verniği imâli; kurulması planlanan ve ünite gücü 100 MW’ta kadar olan ÇENAM Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi, Gamagrafi hidrolik türbin- generatör ünitelerini gerek devlet sektör metodu ile döküm parçalarının her türlü tahribatsız kalite için ve gerekse özel sektör için %100’e yakın oranda yerli kontrol muayenelerinin yapılması; olarak imâl ve tesis etmek mümkündür. Su düşüşü 60 TÜBiTAK Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma metre gibi küçük olan ve 60 m3/saniye gibi büyük bir Merkezi, Ultrasonik muayene metodu ile şaftların ve çelik debisi bulunan 32 MW nominal gücündeki Hirfanlı HES. 4 konstrüksüyon kaynak dikişlerinin her türlü kalite kontrol nolu ünitesinin fiziki büyüklüğü 150 mt. düşülü 100 MW muayenesi; gücündeki üniteler ayarındadır. İ.T.Ü. Yüksek Gerilim Test Lâboratuvari, Hirfanlı’da imâl edilen • Deneme ve bir tek adet olmasına rağmen bu ünitenin 154 kV’luk ayırıcıların yüksek gerilim izolasyon testlerinin projelendirme, sipariş verme, imalât, montaj, işletmeye yapılması; alma testleri için geçen süre dış firmalara verilen siparişlerin gerçekleşmesi için geçen süreden çok fazla ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü Test Laboratuvarı: Stator değildi. saçları karakteristiklerinin tesbit edilmesi; RABAK Elektrolitik Bakır Sanayi A.Ş., Generatör rotor kutupları özel bakır iletkenlerinin imâlini gerçekleştirdi.
ODTU, Metallurji Mühendisliği Bölümü Laboratuvarı, PMG generatörü için gerekli özel daimi mıknatısların imâli ile ilgili çalışmaların yapılması;
•
MSB. ARGE Laboratuvarlan, Gamagrafi metodu ile tahribatsız malzeme muayeneleri ve kalitatif, kantitatif kimyasal analizlerinin yapılması;
Bu proje “Devrim Otomobili”nin enerji piyasalarında bir tekrar hikayesidir. 1979-1983 yılları arasında bizler bu projede çalıştık. Projeler, yeni tasarımlar eklemeler yapıldı, detaylandı, imalatlar orijinal İngiliz HES ekipmanlarından daha iyi ve daha hassas üretildi, yerinde montaj yapıldı, bitti, 4. ünite çalıştırıldı, 1983 yılından beri arızasız kesintisiz çalışmasına devam ediyor. Bu projede kazanılan yerli imalat tecrübeleri başka kamu ve özel kuruluş çalışmalarına aktarıldı. Bu projeyi bilfiil çalışan bizler biliyoruz, Bu projede çalışmaktan hep gurur duyduk.
TSE Laboratuvarları, Özel bazı kimyasal analiz işlerinin yapılması; MTA Enstitüsü Laboratuvarları, Bazı özel kimyasal analiz işlerinin yapılması; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Gölcük Tersanesi, Türbin rotorunun dinamik balansının yapılması; AEG—ETİ Ticaret ve Sanayi A.Ş. Bazı özel izolasyon malzemelerinin temin edilmesi gerçekleştirildi. Bu proje gazetelere yansımadı, hakkında film çevrilmedi,
Ünitenin %100 yerli olarak tesisi için harcanın toplam para, yabancı imalâtçı firmalara yaptırılan imalât, montaj ve testler için harcanacak paranın yarısı kadardı.
Kaynak. Hidayet Başeşme, TEK, EMO Makalesi 1983 http://www.emo.org.tr/ekler/00d7c5998783ff3_ek.pdf?dergi=4 Prinkipo, 3 Haziran 2016
125 Haziran
2016
Elektrik Dergisi’nin yıllık (12 sayı) abone bedeli KDV dahil 100 TL Elektrik Mühendisliği ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerine 70 TL’dir
KAYNAK ELEKTRİK DERGİSİ HAZİRAN 2016 ARKA KAPAK
ÇAĞDAŞ KABLO
ARKA KAPAK İÇİ
İNFORM
ÖN KAPAK İÇİ 2A MÜHENDİSLİK ABB
DEK TMK 83 15, 19, 29
AFİ
47
AKTİF MÜHENDİSLİK
31
ARDIÇ
14
BEST
75
DELTEC DV POWER EAE ELEKTRİK EL-KO
KOZTEK ELEKTRİK MAKEL MİLLİYET EKİ
3 33 7 23
MST ELEKTROTEKNİK
1
NETES MÜHENDİSLİK
37
OBO BETTERMANN
39
ÖZDİRENÇ
136
ÖZGEN ELEKTRİK
35
SCHNEIDER
27
SFA ELEKTRİK
11
SIEMENS
25
ŞİRİNLER ELEKTRİK
10
127 4 40, 41 9
EMEK ELEKTRİK
16
EMS
43
ENEL
117
ENTES
Kaynak Elektrİk
17
HASÇELİK
5
KABLOTEL
45
TEKON ENERJİ TEST TÜM ULUSOY ELEKTRİK VAEST VERA ELEKTROMEKANİK
8 107 2 18 6
OKUYUCU İLGİ FORMU Bu sayımızda, reklam ve yeni ürün sayfalarında tanıtımı yapılan ürün ve hizmetler ve ilgili firmalara ilişkin ayrıntılı bilgi edinmek istiyor iseniz lütfen 0(212) 272 33 90 no’lu faksımıza ya da; Eski Osmanl› Sokak Ar›kan ‹ş Merkezi No:30 Kat: 2 Daire: 10 Mecidiyeköy/‹STANBUL adresine gönderebilirsiniz. İsteğiniz ilgili firmaya bildirilecektir.
Bir Legrand Grup Markasıdır
Türkiye'nin Kesintisiz Enerji Merkezi Bizde ; 35 yıllık tecrübe, açık ara pazar liderliği, 10 yıl üst üste Bilişim500 KGK sektörü birincilik ödülü, dünya standartlarında ürün ve hizmet kalitesi, ileri teknoloji çevre dostu geniş ürün yelpazesi, dev mühendis kadrosuyla ihtiyaca özel müşteri odaklı çözümler, 7/24 Türkiye ve 85 ülkede servis hizmeti, uluslararası tecrübeye sahip Arge kadrosu ve geliştirdiği ürünlerle aldığı ödüller var.
Aslında söylemek istediğimiz ;
biz zaten Türkiye’nin EN İYİSİYİZ hedefimiz DÜNYANIN EN İYİSİ olmak. www.inform.com.tr