MM
MİMAR MECLİSİ HALKIN MÜHENDİS MİMARLARI
www.facebook.com/mimarmeclisi
mimarmeclisi@gmail.com
MİMAR MECLİSİ KİMDİR? Mimar Meclisi; kamuda, özel sektörde ve üniversitelerde çalışan mimarlar ve mimarlık öğrencilerinden oluşur. Mesleki hizmet ve düşünce üreten demokrat-ilerici-politik bir topluluktur. Mimar Meclisinin kurulma nedeni; mimarlık mesleği alanına giren, kent, kamusal mekanlar, doğa, mimarların çalışma koşulları ve benzer konulardaki sorunlara dair çözümler üretmektir. Ülkesi ve meslek alanına dair; ekonomik-demokratik-ilkesel kaygıları bulunan mimar ve mimarlık öğrencilerine “Halk için Mimarlık” yapma olanağı sunulmaktadır. Mimar Meclisi bireylerden oluşan bir oluşum olmasına rağmen bireysellikleri öne çıkaran bir platform değildir. Gerek mesleki gerek ekonomik koşullanmalarla oluşan “birey özelliklerini öne çıkarma”, ve günümüz koşullarında giderek artmakta olan “mesleki ve kişisel ego vurgusunun”, mimarlığın gerçek kullanıcıları olan halktan uzaklaşmasının ardında yatan temel nedenlerden biri olduğunu vurgulamak üzere ortaya çıkan bir topluluktur ve mottosu “Rant için değil, Halk için Mimarlık”tır! Mimar Meclisi, mekanın politik içeriğini sadece yazılı metinlerinde ve sözlü açıklamalarında beyan etmekle kalmayıp, proje ve uygulama ölçeğine gelindiğinde kendi ifadeleri doğrultusunda tavır almayı ve bu tavrı pratikte de hayata geçirmeyi hedefler. Mimar Meclisi; tüm mimarları, bu ilkeler çerçevesinde, halk için üretmeye davet eder.
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
3
DEVAM EDEN
KÜÇÜK ARMUTLU MAHALLESİ (FSM) YERİNDE VE YERLİSİYLE İYİLEŞTİRME ULUSAL MİMARİ FİKİR YARIŞMASI
İŞLER
YARIŞMA ŞARTNAMESİNDEN;
“
Resmi adı Fatih Sultan Mehmet olan, ancak halk arasında Küçük Armutlu olarak bilinen mahalle, neo-liberal kentleşme politikalarının kaçınılmaz sonucu olan soylulaştırma ve yerinden etme süreçlerine yaklaşık otuz yıldır karşı koyarak varlığını sürdürmektedir. Kendilerine ait yaşam koşullarını ve fiziki ortamı büyük zorluklarla yıllar içerisinde imece usulü oluşturmuş bu mahallenin köklü sakinlerinin, tüm yaşamsal ağlarının bu konumlarına bağlı olması nedeniyle yerlerinden edilmeden, fiziksel, mekansal, sosyal boyutlarıyla iyileştirilmesi; gerek mahalleli için, gerekse [bu mahallede muhafaza edilen düşük yoğunluğun getirdiği (ekolojik ve sosyolojik) değerlerle dengesini koruyabilen] kentin diğer bölgelerinde yaşayanlar için hayati bir önem taşımaktadır. Küçük Armutlu (F.S.M.) üst gelir gruplarının yaşadığı semtler (Etiler ve Maslak) arasında kalan, Boğaziçi manzarasına hakim konumundan dolayı yüksek arsa değerine ve dolayısıyla kentsel rant yaratma potansiyeline sahiptir. Buna rağmen, mahallede yaşayanların sosyo-ekonomik yapısı ve yaşam tercihleri de göz önünde bulundurularak, yarışmada manzara ve arsa değeri gibi unsurların yüceltilmesi kesinlikle istenmemektedir. Bunun yerine, komünal, eşitlikçi ve örgütlü yaşam, mahallenin özgün direniş tarihine dair toplumsal belleğin korunması ve sürdürülmesi gibi değerlerin yanısıra; dayanışma, katılım, tevazu, eşitlik gibi erdemlerin yüceltilerek, buradaki iyileştirme ana fikrinin mimari ve mekansal yansımalarıyla bu değer ve erdemler üzerinden kurgulanması yarışmanın ana beklenti hattını oluşturmaktadır. Yarışmanın amacı, yüksek toplumsal değer ve kentsel-mimari potansiyeller barındıran bu mahallenin, rantsız, yıkımsız, mevcut sosyal bütünlük (mahalle kültürü) bozulmadan ve kendiliğinden bir dönüşümün olanaklılığını kanıtlayan örnek bir “Yerinde ve Yerlisiyle İyileştirme Projesi” ortaya koymaktır. Bu bağlamda, bu yarışma ‘yüksek rant yaratılarak sadece bunu karşılayabilecek varsıl aktörlere dağıtılmasına dayalı adaletsiz bir kentsel dönüşüm düzeneği’ olmaksızın da; radikal mimari ve şehircilik müdahaleleri yapılmadan da; soylulaştırmadan, ayrıştırmadan,
6
ötekileştirmeden, dışlamadan ve terke zorlanmadan da kentsel mekanların, kendiliğinden, usulca, ölçülü ve kademeli olarak iyileştirilebileceğini gösterecek olan fikir önerilerine açıktır. Bu anlamda lokal ve minimal müdahaleleri(iyileştirmeleri) teşvik eden, fakat radikal inşai dönüşümler ve kapsamlı yatırımlar gerektiren çözüm önerilerinin, mahallenin doğası ve yarışmanın düşünsel arka planı ile çelişeceği görüşüne bağlı kalınacaktır. Mahalle ölçeğinde bir kentsel iyileştirme önerisine ulaşmayı hedefleyen yarışmada, bu mahallenin fiziki, sosyal, siyasal ve kültürel dokusunun olduğu gibi korunarak, herhangi bir yıkım ve emsal artışı önerilmeksizin iyileştirilmesi ve kamusal alanların yüceltilmesi; değerlendirmenin en temel ve vazgeçilmez kriterlerindendir. Ayrıca, gecekondu yerleşimlerinin pozitif kentsel ve kamusal değerlerini hala barındıran Küçük Armutlu mahallesi, Türkiye kentleşme tarihinde ‘gecekondulaşma’ sürecinden ‘çarpık apartmanlaşma’ sürecine geçmeden, gecekondunun özgün vernaküler niteliklerini bugüne dek taşıyabilmiş ve Istanbul kent dokusu içinde nadir bulunabilecek bir örnektir. Bu anlamda bu kentsel dokunun kültürel miras olarak korunmasına dair fikir geliştirilmesi de bu yarışmanın öncelikli hedef ve kriterlerindendir.
“
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi, yarışma kapsamında geliştirilecek iyileştirme ve dönüşüm fikir üretimlerinin yerel olanaklar gözetilerek geliştirilmesini önemsemektedir. Yarışma, arka planındaki eşitlikçi ve komünal görüşe dayalı olarak, gönüllülük esası üzerine çalışan düzenleme ve değerlendirme ekiplerince, rekabet ve maddi karşılık barındırmayacak şekilde, ‘eşdeğer ve ayni ödüllü’ olarak düzenlenmiş olup, eşdeğer ödül sahiplerinin biraraya gelerek önerilen fikirlerin olanaklar ölçüsünde sentezlenip uygulamaya koyulacağı bir çalıştayla sonlanacaktır. Bu çalıştay, kolektif bir üretimin sonucu olarak mahallede kalıcı bir yerinde iyileştirme örneği oluşturacaktır. Bu mütevazı örnek, bugün Türkiye’de tartışılmakta olan dev kentsel dönüşüm projelerine karşı barınma hakkı için mücadele eden halkın tutunacağı bir dal olacaktır.
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
7
Gülsuyu Cemevi Yarışması’nın Düşündürdükleri Halk İçin Mimarlık | ARKİTERA http://www.arkitera.com/haber/25453/gulsuyu-cemevi-yarismasina-mimarlardan-elestiri
Maltepe Belediyesi’nin açmış olduğu Gülsuyu Cemevi Yarışması sonuçlandı. Gerek son dönemin önemli bir gündemini oluşturan “cemevi” konu içeriği ile, gerek jüri üyelerinin mimarlık camiasının en saygın isimlerinden oluşması ile, ilan edildiği günden itibaren dikkat çeken bir yarışma oldu. Yarışmaya katılan 55 adet projenin mimarlık camiasına ve bir ibadethane-kültür evi yapısı olarak cemevi mimarisine katkısı kayda değerdir. Ancak bu yarışmanın konusu olan Cemevi örneğinin geçmişi çeşitli anlaşmazlıklar ve hatta yönetsel çatışmalarla doluyken, tam da bu yapıyı konu alan yarışmanın, süregelen tartışmalarla arasındaki mesafe ve aldığı pozisyon merak konusu oldu... Hatırlandığı üzere, Gülsuyu Cemevi’nin yönetiminde olan Cem Vakfı ile Gülsuyu halkının Mayıs ayında düştüğü çatışma ortamı ve bu çatışma sürecinin polis müdahalesi ile sonuçlanması pek çok örnekte tekrarlanagelen, cemevlerine yönelik saldırıların sadece bir diğer örneğini oluşturmuştu. Eylül 2013’te Ankara Tuzluçayır’da yine bir Cem Vakfı projesi olan cemevi-cami inşaatına itiraz eden halk, aylarca bu inşaatın gerçekleştirilmemesi için çatışmak zorunda kalmış ve yürüttüğü mücadele ile sürecin istekleri doğrultusunda sonuçlanmasını sağlamışlardı. “Halka rağmen” inşa edilmeye çalışılan bir yapı projesi hiç kuşkusuz ki, mimarlık pratiğini yakından ilgilendiren bir konudur. Ayrıca mimar, salt bu yapının fiziki niteliklerinden ve mekansal kalitesinden sorumlu değildir. Sorumluluk alanı çok daha geniş bir alanı kapsar. Bu projeler kimin için yapılıyor, ne pahasına yapılıyor, kimler finanse ediyor, gerçekleştirilen proje halkın yararına mıdır gibi sorular, hem mimarlık mesleğinin ahlaki sorumluluk alanına girer hem de mimarın profesyonel ve etik tavrı bu içerikler doğrultusunda kritik edilir. Mimarlık tartışma ortamında bu sorulara verilen cevapların şüphe ile karşılanması nedeniyle, ilkesel olarak sert şekilde eleştirilen projeler oldukça fazla sayıdadır ve meslek içi bu tür eleştiriler mimarlık bilgi alanına katkı da sağlar. Maltepe Belediyesi’nin açtığı mimari proje yarışması da, Gülsuyu halkı ve Cem Vakfı arasındaki çatışma gündeminin içine açılmış bir yarışma oldu. Çatışmanın yaşandığı ve yarışmanın açıldığı Cemevi, Maltepe Belediyesi’nin 18 yıldır Cem Vakfı’na kiraladığı bir ibadethanedir. Böylesi bir süreçte, gerek Maltepe Belediyesi’nin gerekse düzenlediği yarışmaya akademik katkı sağlayan, donanımlı ve saygın kişiliklerden oluştuğu bilinen yarışma jürisinin, böylesi hassas bir konuda nasıl tavır aldıkları önemlidir. Hiç şüphesiz, bu noktada bir tavır almamış olmak, dolaylı da olsa bir tavıra işaret eder... Bu bağlamda, yarışma ve sonuçları ile ilgili şu soruların sorulması anlamlı olabilir: Gülsuyu Mahallesi’nde yaşayan halk, cemevi yarışmasının gerek kurgulanması gerekse değerlendirilmesi aşamalarında etkili bir aktör olarak yer almış mıdır? Cem Vakfı ile yaşanan çatışmanın ardından yarışma jüri ekibi ya da Maltepe Belediyesi, mahalleli ile temasa geçmiş midir, ya da mahallelinin kurmuş olduğu “Maltepe Cemevi Derneği” ve diğer köy derneklerinin varlığından haberdarlar mıdır? Bu alternatif / sivil oluşumların farkına varmak için yarışma ekibi nasıl bir çaba harcamış ve yerinde nasıl incelemeler yapmıştır?
8
Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın, mahalle halkının Cem Vakfı ile yaşadığı çatışmanın ardından, mahalle halkının rızası olmamasına karşın Şubat 2015’de Cem Vakfı ile kira sözleşmesini yenilemesi, yarışmaya destek veren jüri ve katılımcıları ne yönde etkilemiş, yarışmanın kurgulanışına herhangi bir şekilde etki etmiş midir? Yarışma ekibi ve jüri üyeleri “inşa edilecek (uygulanacak olan) yeni projenin de 18 yıldır olageldiği gibi Cem Vakfı’na verilmesi halinde, proje sahipleri rızalık gösterecekler midir? Göstermeyeceklerse, jüri üyelerinin ya da yarışmacıların ellerinde bu yönde bir güç var mıdır”, gibi soruların olası cevaplarıyla ilgilenmekte midir? Ayrıca, Gülsuyu halkı, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın, Gülsuyu Cemevi yönetimi konusunda yaptığı toplantıda: “Yönetimi bir uluslararası vakıftan alıp (Cem Vakfı kastediliyor), bir köy derneğine (Maltepe Cemevi Derneği kastediliyor) verecek halim yok” ifadesini kullandığını iletmektedirler. Yarışma ekibi ve özellikle de jüri üyeleri, yerel başkanın bu “uluslararası vakfa” olan gönül bağı ve bu bağın halkta oluşturduğu tepkinin sonuçlarıyla ilgilenmekte midir? Dayanışma ve imece usulü ile inşa edilme geleneği olan cemevi yapılarının mimari yarışmalar aracılığı ile yapılıyor olmasının, ihmal edilegelmiş bir bina (ve kültürel mekan) tipolojisi olarak cemevi mimarisinin gelişimine önemli bir katkı sunduğu şüphesizdir. Ancak, bu yarışmaların içerik ve biçiminin, piyasa yarışmaları ile aynı formatta olması yani, birbiri ile rekabetçi bir ortamda kıyasıya yarışarak sonuçlanan yarışma içeriğinde yapılması, özünde ‘dayanışma ve imece’ kültürüyle oluşturulan bir mekan tipolojisiyle ve Alevilik gelenekleriyle örtüşmekte midir? sorusu, jüri tarafından değerlendirilmiş midir? 2004 yılından beri mahalle halkının imkanları çerçevesinde yaptıkları bağışlar ve Alevi dostlarının bağışları ile bir noktaya getirilen inşaatı yıkabilme özgürlüğü gibi radikal ve oldukça müsrifçe denebilecek bir kararı alırken, Gülsuyu halkının görüşüne başvurulmuş mudur? 11 yıldır bitmesini bekledikleri ve imkanları çerçevesinde büyük güçlüklerle destek olmaya çalıştıkları bir inşaatı yıkma kararı ve yetkisi, sadece bir yerel yöneticinin ve teknik bir meslek insanı olan tasarımcı mimarın kararına bırakılabilir mi? (Yarışma kolokyumunda, var olan yapının yıkılabilmesi için, mimarından izin alındı mı sorusuna, Nevzat Sayın’ın yazılı olarak alındığını, yapıdan da rıza aldıklarını düşündüğünü ifade etmiştir. Kolokyum dinleyicilerden Yasemin Özcan, mimar ve yapıdan rızalık alınırken, mahallelinin de rızasının alınmasını gerektiğini söyleyerek, tüm bu gelişmelerin yanında bir de “mahalleli” olduğu gerçeğini hatırlatmıştır.) Cemevi yarışmasında birincilik kazanan projenin mimarının ödül töreninde sarf ettiği “ mimarca Alevilerin yanında durabildiğim için mutluyum” ifadesi ile Alevilere ne tür bir destek verilmiş olunur? Bir mimari proje yarışmasına girip, yarışmalar geneline bakıldığında bu ölçekteki bir yarışma için yüksek bir birincilik para ödülünü kazanmış olmak, Alevilerin yanında duruşun mimarca yöntemi olabilir mi? Ayrıca, yapılan ödül konuşmasında Gazi Cemevi’ne yapılan saldırıya atıfta bulunmak, bireysel bir destek varmış gibi tavır beyan etmek, Alevi halkının yanında olmak için yeterli midir, yoksa ‘çatışma sürecinden kişisel prim çıkarma çabası’ izlenimine yol açabilecek talihsiz ve naif bir açıklama mıdır? Örneğin, Gazi cemevinin kırılan kapı ve penceresini değiştirmek, saldırıya uğrayan avlunun düzenlenmesi için öneriler geliştirmek, icra ile eşyaları boşaltılan Sultanbeyli Cemevi’nin düzenlenmesine bilabedel, gönüllü katkı sunmak, ve Alevi inancının gerektirdiği tevazu ile bunu bir sessizlik içinde yapıp, bundan sadece yıllarca horlanan bir kültüre katkı yapmanın manevi telafisinin hazzını, sadece bu faaliyeti izleyip takdir edenlerle paylaşabilmekle yetinmek mimarca destek için daha anlamlı girişimler olabilir mi? Belediye, valilik gibi ekonomik açıdan güçlü kurumların yanısıra, 11 yıldır Cemevi inşaatlarının bitmesini bekleyen Gülsuyu halkı da, diğer yoksul mahalle halkları gibi mimarca destekler beklemektedir. Bu tür katkılar, maddi ödül ya da protokol törenleriyle karşılık bulmayabilir ancak mimarca destek olma biçiminin yolu öncelikle “Halk İçin Mimarlık” hizmeti vermekten geçer... Yukarıda belirtilen görüşler doğrultusunda, tüm mimarlık camiasının, mesleki ve akademik açıdan donanımlı ve saygın tüm meslektaşlarımızın ve dostlarımızın, bu yarışmaya dair tartışılan nüanslara ve etik detaylara bundan sonraki mesleki girişimlerde ve ortamlarda çok daha duyarlı olması dileğiyle…
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
9
YER GÖRME GEZİLERİ Yarışma şartnamesinde katılımcılar için zorunlu tutulan yer görme gezileri Temmuz’dan Ekim sonuna kadar yoğun katılımla devam etti.
10
RÖPORTAJ “Bu Yarışma Öğrencilere Gerçek Mimarlıkla Tanışma Fırsatı Sunacak” | ARKİTERA http://www.arkitera.com/haber/25483/bu-yarisma-ogrencilere-yapistiklari-bilgisayar-ekranindan-cikarip-gercek-mimarlikla-tanisma-firsati-sunacak
Jüri Üyeleriyle raportörlüğün gerçekleştirdiği Arkitera’da 30.09.2015 tarihinde yayımlanan röportajdan bazı bölümler...
*Bu yarışmayı diğer mimarlık yarışmalarından ayıran özellik sizce nedir? Devrim Çimen:
Küçük Armutlu yarışması gerek konuyu ele alış gerekse bu ele alışı örgütleme anlamında bildiğimiz süregiden yarışmalardan ayrılıyor. Normalde yarışma süreçleri daha mekanik ve kompartmanlara bölünmüş halde iken, yani idare, yerel halk, jüri ve yarışmacı ilişkileri katı bir biçimde tarif edilirken bu yarışmada bu ilişkiler daha iç içe geçmiş ve birbirine bilgi ve deneyim aktarabilecek bir biçimde ortaya çıkıyor. Ayrıca yarışmada bir ödül olmaması ve gönüllülük esasına dayanıyor olması da aslında bunu bir yarışma değil aksine dayanışma ve kolektif bir üretim sürecine dönüştürme potansiyelini barındırıyor.
Orkun Özüer:
Yarışmalar her mimar için mesleğe bağımsız ve özgür bir tasarımcı olarak katılmak için bir fırsat, ayrıca da mimarlık mesleğine yeni fikirlerin kazandırılmasını sağlayan bir ortamdır. Bu yarışmanın şartnamesinde yer alan “Yarışmanın amacı, yüksek toplumsal değer ve kentsel-mimari potansiyeller barındıran bu mahallenin, rantsız, yıkımsız, mevcut sosyal bütünlük (mahalle kültürü) bozulmadan ve kendiliğinden bir dönüşümün olanaklılığını kanıtlayan örnek bir -Yerinde ve Yerlisiyle İyileştirme Projesi- ortaya koymaktır” cümlesinden yola çıktığımızda bu yarışma, mimarların, kent plancılarının, peyzaj mimarlarının ve bu eğitimi alan öğrencilerin meslek etiğinin gerektirdiği bir ortamı oluşturmaları için büyük bir fırsattır. Katılımcıların hiçbir maddi ödül beklemeksizin, bilgi, deneyim ve öngörülerini, kamunun en çok ihtiyaç duyduğu bir konuda, tamamen karşılıksız olarak ortaya koymaları mimarlık etiğinin kuvvetlenmesi açısından çok büyük bir önem taşımaktadır.
İnci Olgun:
Her proje yarışmasını benzersiz kılan, şartnamenin sunduğu program doğrultusunda katılımcıların farklı bakış açılarına sahip tasarımları ile önemli bir bilgi hazinesi yaratmasıdır. Özellikle ihtiyaç programı ile belirlenen fonksiyon başlıkları arasında dengenin oluşturulmasına yönelik çaba zengin kombinasyon seçeneklerini ortaya çıkarır. Küçük Armutlu Yarışması ise örgütsel ve teknik yapısı ile gelecek proje bilgilerini belirli çerçeveye
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
11
sahip alışılagelmiş kavramların ve rekabet kültürünün ilerisine taşımayı hedefliyor. Ortak bir toplumsal vizyon için aslında rekabete değil katılımcı olmaya davet ediyor. Bu daveti ise yerin kimliğini en iyi şekilde sahiplenen ve savunan, yaşam alanı kalitesinde ne istediğini bilen Küçük Armutlu sakinleri yapıyor ve uygulamaya yönelik beklentilerini de dile getiriyor. [...] Yarışma rekabetini sadece sonuçları ödüllendirilen bir seremoninin ötesine geçip, toplumun dahil olmasını ve gözlemlemesini teşvik ederek, gerçekleştirilecek uygulamalar ile ihtiyaçların karşılanmasını hedeflemektedir.
Murat Çetin:
Bu yarışma kurgulanışı itibarıyla mahalledeki kolektif yaşamın doğasına uygun biçimde ‘yıkıcı rekabetçi’ nitelikten arınmış bir karakter sergiliyor bence. Ayrıca yarışma, yarışmacı adayları ile mahalleliyi (tam da yarışmanın başlığına ve içeriğine uygun biçimde), biraraya getirmeyi başından itibaren hedefliyor ve bu doğrultuda sadece yer görmeyi zorunlu kılmakla kalmıyor; yer görme faaliyetini mahallelilerden oluşan bir organizasyonla yapıyor. Bu sayede yer görme sıradan bürokratik bir işlem veya tasarımcı açısından teknik bir aşama değil, kentsel dönüşüm baskısı altında ezilen ve direnen ‘yerli’ ile, onlarla birlikte çalışarak kentsel dönüşüm klişelerinin ötesinde bir alternatif sunmaya aday olmuş ‘tasarımcının’ bir araya gelmesini, birbirini dinlemesini, anlamasını sağlayan toplumsal bir eyleme dönüşüyor. El yapımı yerel ve eşdeğer ödüllerinden gönüllü jüri üyelerine ve arı gibi çalışan raportörlerine, gezici ön kolokyumlarından yer görmeye gelenleri nasıl ağırlayacaklarını bilemeyen mahalle halkına tüm boyutlarıyla farklı başlayan bu yarışma sosyal medyada daha yayınlandığı günden itibaren, ‘yarışma-değil-dayanışma’, ‘yarış(ma)-eşlik et’ gibi ifadelerle olumlu tepkiler aldı. Mimarlığı sıradan ve sadece bir ‘yapı yapma faaliyeti’ olarak gören, kendini bir mutlaka zengin bir müşteri bulmak zorunda hisseden mimar ve mimar adaylarının bu alanda yapılacak ne kadar çok şey olduğunu farketmeleri için bir fırsat sunuyor bu yarışma. Ayrıca kentte yapılaşma, barınma, sosyal/mekansal ayrışma ve ötekileştirme, kentsel direnme, kent hakkı mücadelesi adına pratikte neler olageldiğini farketme ve bunların sadece kitap ve makalelerde yazmayıp yanıbaşımızda her gün nasıl şiddetle gerçekleştiğini ve bizim bunları nasıl görmeden geçip, gündelik mücadeleye kendimizi kaptırıp, mesleğimizi yozlaştırdığımızı farketme şansı sunuyor bu yarışma…
Aydan Balamir:
Sisteme hizmet eden değil, alternatif oluşturan bir yarışma. Kent mekânındaki yerleşik işleyişlere direnen kolektif bir hareketin, meslek topluluğu tarafından desteklenişi, ulusal bir yarışma yoluyla gerçekleşiyor. Ancak bu yarışma rekabet üzerine değil, dayanışma ve ortaklaşma üzerine kurulu olduğu için tasarımın toplumsallaşması yönünde bir deneyim olacak.
12
ÖN KOLOKYUMLAR SERİSİ ANKARA, İZMİR İSTANBUL Küçük Armutlu Mahallesi Yerinde ve Yerlisiyle İyileştirme Mimari Fikir Yarışması’nın üç farklı ilde gerçekleşen ön kolokyumlar serisi İzmir’de 20 Ekim Salı günü Mimarlar Odası İzmir Mimarlık Merkezi’nde gerçekleşen ön kolokyumla birlikte sona erdi. Öncesinde 7 Ekim Çarşamba günü Ankara’da ODTÜ Mimarlık Fakültesi Kubbealtı’nda, 12 Ekim Pazartesi günü İstanbul’da Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nde gerçekleşen buluşmalara üç ilde toplam iki yüze yakın izleyici katıldı. Ön kolokyumlarda yer alan konuşmacılar ortalama yedi kişiden oluştu ve yarışmanın tüm asıl ve danışman jüri üyeleri en az bir ilde konuşmacı olarak görev aldı. Her ildeki ön kolokyum ayrı birer raportör mimar tarafından yönetildi.
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
13
Mimarlık yarışmalarının kurgulanması/ yürütülmesi sırasında çoğunlukla aktif rol almayan, dolayısıyla isimleri duyuru broşüründe yer almaktan öteye geçemeyen danışman jüri üyeleri, bu yarışmanın diğer süreçlerinde olduğu gibi ön kolokyum toplantılarında da başat rol oynadı. Her ildeki sunumda; mahalle temsilcisi, halk meclisi üyesi ile halkın mühendis mimarları, halkın hukuk bürosu gibi kurumların temsilcileri mimarlarla birlikte yer aldı. Bu nedenle, ön kolokyumlar, salt mesleki ve teknik detayların tartışıldığı yarışma formasyonuna sıkışmış bir içerikte değil, Küçük Armutlu mahallesi karakteristiklerini, tarihini, ihtiyaçlarını ve yaşananları aktaran birer sempozyum olarak gerçekleşti. Küçük Armutlu Yarışması süreci, Ankara’da kaybedilen canlar için yapılan saygı duruşu ile, anılarının yaşatılacağına dair verilen sözler ile başlayarak, olağan yarışma programını sürdürüldü.
14
RÖPORTAJ “Armutlu için yeni fikirler” | BİRGün http://www.birgun.net/haber-detay/armutlu-icin-yeni-fikirler-95806.html http://www.insanhaber.com/roportaj/hayatin-kendisine-dokunmak-istedik-61004
Gülşen İşeri’nin yarışma asıl jüri üyelerinden Murat Çetin ile gerçekleştirdiği 23.11.2015
tarihinde BirGün gazetesinde, 14.11.2015 tarihinde ise insanhaber.com websitesinde “Hayatın kendisine dokunmak istedik” başlığıyla yayımlanan röportajdan bazı bölümler...
*Neden Küçükarmutlu, diğer mahallelere de uygulanacak mı? Biraz önce de konuştuğumuz gibi, Küçük Armutlu direnişler tarihiyle, bu uğurda verdiği can kayıplarıyla, buradaki barınma hakkının gasp edilişine karşı yasal zeminde verdiği hukuki mücadeledeki başarılarıyla, kişisel mülkiyet barındırmayan sosyalist örgütlenme modeliyle, kolektif karar ve uygulama mekanizmalarıyla, İstanbul’da hala düşük yoğunluklu kırsal dokuyu barındıran tek özgün kentsel biçimlenme olarak korunma gerekliliğiyle çok ama çok özel bir mahalle. Ne yazık ki mimarlar olarak bunca toplumsal olgudan bahsederken böyle bir mahallenin varlığından dahi haberdar olunamayışı, ve bunun yanı sıra, bir de bu mahalledeki barınma hakkının gasp edilmesine çanak tutacak ana akım haberlerinin etkisinde kalarak ötekileştirilmesine izin veriyor olmak mesleğimiz adına ve özellikle de akademik söylemlerimiz adına utanç vericiydi. Kentsel dönüşüm, kentsel direnç, kent hakkı, gündelik hayat, planlamada katılım, eşitlik vs. gibi kavramları sıkça yazıp çizen, kullanan, savunan ve biraz da tüketen akademisyenler ve mimarların, bu kavramların çok somutlaştığı bir mahalle üzerine muhakkak fikir üretmesi gerekiyordu. Bu yüzden Küçük Armutlu diye cevaplayabilirim sorunuzu.. MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
15
Şu an bu konumda direniş içerisinde diğer mahallelerden de kendi mahalleleri için de yarışma düzenlememiz yönde talepler gelmeye başladı doğrusu. Halkın ve kent hakkının peşinde koşan mücadele veren halkların mimarlığı ve mimarlık yarışmaları mekanizmasını kendilerinin yanında bir süreç olarak görmeye başlaması bile başlangıç için iyi kazanımlar... ama burada HMM ve MM’nin rollerini unutmamalıyız, çünkü yarışma mekanizması arkasındaki felsefe biraz önce tariflediğimiz şekilde paylaşımcı bir biçimde oluşturulmadığı zaman bu mahallelerin -istemeden de olsa- yıkımına da yol açabilecek bir mekanizmaya dönüşebilir. Dediğim gibi, kuşkusuz diğer mahalleler için de yarışma fikri değerlendirilebilir, ancak bu mahallenin özgün mülkiyet(sizlik), siyasi ve toplumsal örgütlenme yapısı, demografik ve sosyo-ekonomik yapısı ile özgün fiziki ve mekansal biçimlenmesi unutulmamalıdır... Tüm bunlar bu yarışmanın bu şekilde oluşturulmasına olanak veren ön koşullar olmuştur.
*Öğrenciler, mühendisler, halk bir arada... Bu oluşumda amaçladığınız nedir? Evet, haklısınız.. en önemli özelliği bu... Mimarlık, kent planlaması, tasarım vs. bunlar biraz seçkin, toplumun belli kesimlerinin ilgi alanı olabileceğine dair bir yanılgının hakim olduğu, kitlelerin barınma ihtiyacına dair özünden koparılmış, ve inşaat ve emlak tekellerinin üretim süreçlerine hizmet eder hale getirilmiş, bu amaçla da elitleştirilmiş, akademikleştirilmiş, yüceltilmiş meslek alanları olmuş maalesef. Dolayısıyla bu alanların öğrencileri de kendilerine gösterilen havuç doğrultusunda, bu dar alanda yer kapmak için ümitsizce çaba harcayıp bu mekanizmanın çarkları içinde yok olup gideceklerinden habersiz tüm enerjilerini ve yaratıcılıklarını bu tekellere veriyorlar. Bunu yapanlar muhakkak olmalı ama tüm bir meslek aleminin alternatifsizmiş gibi bu yola sürükleniyor olması mesleğin ve eğitimin içine saplandığı çıkmazlardan biri ne yazık ki... Mimarlığın bu süslü ve pırıltılı tarafının, toplam barınma ve yapılaşma faaliyetinin çok ama çok küçük bir bölümü olduğunu, mimarların asıl sahipleri belli olan bu dar alanda kıyasıya öne çıkmak için çaresizce mücadele edeceğine ve kendilerini kullandırıp hayal kırıklığına uğrayacağına, kendilerine bambaşka alternatifler yaratarak yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri alanlar bulabileceklerini, böylece hayatın kendisine dokunabileceklerini hatırlatmaktı amacımız...
16
JÜRİ DEĞERLENDİRME, KOLOKYUM, SERGİ VE ÖDÜL TÖRENİ Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi tarafından mahalle ölçeğinde bir kentsel iyileştirme önerisine ulaşmak için, Küçük Armutlu Mahallesi’nin fiziki, sosyal, siyasal ve kültürel dokusunun olduğu gibi korunarak, herhangi bir yıkım ve emsal artışı önerilmeksizin iyileştirilmesi ve kamusal alanların yüceltilmesi hedefiyle açılan yarışma sonlandı. Yarışmada asıl ve danışman jüri üyelerinin katılımlarıyla profesyonel kategoride 3, öğrenci kategorisinde 11 proje değerlendirildi. Verimli tartışmalar sonrasında profesyonel kategoride 2 Eşdeğer Ödül, 1 Jüri Özel Ödülü; öğrenci kategorisinde 5 Eşdeğer Ödül,1 eşdeğer ödüllü projeye de ek olarak Hatice Alankuş Jüri Özel Ödülü verildi. Öğrenci kategorisinden katılımcı 4 projeye ise jürinin kararıyla Halk Meclisi Emek Ödülü verilmesi uygun görüldü. 20.12.2015 tarihinde mahalledeki Cemevi İnşaatında yapılan kolokyum ve ödül töreninde yarışma süreci ve jüri değerlendirme süreciyle ilgili bilgi verildikten sonra ödül alan proje ekipleri projelerini sundular. Ardından tüm izleyicilere yönelik serbest kürsü sırasında yarışma değerlendirme sürecine ve sonraki aşama olan kolektif inşa atölyesi kurgusuna dair sorular soruldu.
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
17
18
“KOLEKTİF İNŞA ATÖLYESİNE DOĞRU” PANELLER - SERGİLER TSMD MİMARLIK MERKEZİ ANKARA - 08.01.2016 MİMARLAR DERNEĞİ 1927 - 19.01.2016
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
19
KOLEKTİF İNŞA ATÖLYESİNE DOĞRU ÇALIŞTAY no.1 KÜÇÜK ARMUTLU MAHALLESİ | 26-27 MART
Küçük Armutlu Yarışması kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan Kolektif İnşa Atölyesi’ne hazırlık kapsamında çalıştay çiftinin ilki, uygulama aşamasının planlandığı açık bir ortaklaşma içeriğinde mimarlık dışındaki disiplinlerin katılımına da açık olarak düzenlendi. Beş ayrı grup, yarışma alanlarından ikişer tanesini çalışmış olup, yarışma paftalarındaki üretilen fikirlerin ilgili alanları çalışan gruplara rapörtörlük tarafından bir dosyayla önceden iletilmiştir.
20
KOLEKTİF İNŞA ATÖLYESİNE DOĞRU ÇALIŞTAY no.2 KÜÇÜK ARMUTLU MAHALLESİ | 14-15 MAYIS
Çalıştay çiftinin ikincisi de ilki gibi açık bir ortaklaşma içinde düzenlendi. Sekiz ayrı grubun her birinin çalıştığı bir alan için her gruba ilgili alanın ilk çalıştayda geliştirilen çalışmaları ve değerlendirme metninden oluşan dosya raportörlük tarafından iletilmiş ve böylelikle çalışmaların, bilginin sürekliliği sağlanmıştır. Çalışmalar ikinci çalıştayda uygulamaya dönük olarak ileri bir aşamaya taşınmıştır. Gruplar ürettiklerini toplu sunumlarda diğer gruplar ve mahalleli ile paylaştı, uygulamaya dönük öneri ve çalışmalar tartışıldı. Çalışmaların ilerleme seviyesine göre yarışma şartnamesindeki on çalışma alanından ikisi için olan projelerin kolektif inşa atölyeleriyle üretimine karar verildi.
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
21
KOLEKTİF İNŞA ATÖLYESİ | DİLEK DOĞAN PARKI KÜÇÜK ARMUTLU MAHALLESİ | 27 AĞUSTOS - 4 EYLÜL 14-15 Mayıs tarihinden beri hazırlıkları yoğun bir şekilde devam eden, kolektif inşa atölyeleri mahalledeki 10 yarışma alanlarından ikisinin projelerini üretime dönük olarak kurgulandı. 16-24 Temmuz 1-11 Ağustos tarihleri arasında düzenlenmekte olan kolektif inşa atölyeleri 15 Temmuz darbe girişimi dolasıyla ertelenmek zorunda kaldı. Öğrencilerin aktif katılımının yoğun olacağı tarihlerde öncelik olarak Dilek Doğan Parkının üretimine karar verildi. Malzeme çağrısına çıkılarak temin edinilen malzemeler, mahalle halkının imece usulü katkıları ve kolektif inşa açık çağrısına cevap vererek katılımcı olanların emekleriyle Dilek Doğan Parkının inşasına başlanıldı.
Çardağın 16 taşıyıcı kolonunun her biri 4 ahşap dikmenin birleştirilmesiyle imal edildi. Her taşıyıcı kolon için 21 cmlik 6 adet ahşap ara bağlantı parçası ve kavelalar sabitleme elemanı olarak kullanıldı. Ara bağlantı parçaları ve ahşap dikmeler ölçüldü, kesildi, delikleri işaretlendi, delikler zımparalandı. Sonrasında 4 ahşap dikme ara bağlantı parçalarının ve kavelaların deniz tutkalıyla yapıştırılmasıyla birleştirildi. Böylece bir taşıyıcı kolonun imal edilmesi süreci 16 kez tekrarlanarak tamamlandı. Çok sınırlı olanaklarla emek yoğunluklu atölyemizin, gece gündüz çalışarak gerçekleşmesini sağlandı. 15 Eylül Perşembe günü Dilek Doğan Parkına yapılacak olan çardağın ayak profillerinin kaynak işlerine devam edildi. Eğilen temel tijleri düzeltilip, alt plakaların montajları yapıldı ve 9 adet plakanın bağlantısı tamamlandı. Ayrıca; ahşap taşıyıcıların yerine sabitlenmesi için ek parça üzerinde çalışıldı ve bir numunesi hazırlandı. Çardağın, birleşim detaylarının netleştirilmesi için dört ayaktan oluşan bir modül küçük armutlu cemevi bahçesinde ayağa kaldırıldı. montaj sürecinde ihtiyaç duyulacak iskele boyutları gibi diğer birleşim malzeme ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla kurulan modülün aralarına sabitlenen geçici kirişler ve kolonların dik durması için yerleştirilen geçici destek payandalar test edildi.
22
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
23
24
OKUMA ATÖLYELERİ KÜÇÜK ARMUTLU MAHALLESİ | 28 AĞUSTOS - 3 EYLÜL [KOLEKTİF İNŞA ATÖLYESİYLE EŞZAMANLI]
Kolektif İnşa Atölyesiyle eş zamanlı olarak düzenlenen dört adet okuma atölyesi, Burcu Yiğit Turan, Veysel Şahin, Cem Dursun, Serhat Ulubay, İrem Uslu,Senem Doyduk, Özlem Altun yürütücüleri tarafından 28.08.2016-03.09.2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu atölyelerde katılımcılarla okuma üzerinden başlayıp güncel tartışmalara uzanan keyifli sohbet ve tartışmalar yapılmıştır.
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
25
DİLEK DOĞAN PARKI TEMELLERİNE SALDIRI KÜÇÜK ARMUTLU MAHALLESİ | 3 EKİM SABAHI
3 Ekim sabahı, Dilek Doğan Parkı alanı kolektif inşa atölyesinde binbir emekle dökülmüş olan çardak ayaklarını taşyacak onaltı beton temel pabucunun bu emeği bütünüyle yok etmek için yüzlerce polis eşliğinde iş makinalarıyla sökülerek götürülmesi, hatta park alanındaki toprağın altı üstüne getirilerek çukurlarla yürünmez hale getirilmesi suretiyle saldırıya uğramıştır. Bu saldırı kuşkusuz temel pabuçlarını sökmek ve alanın çalışılmaz hale getirilmesiyle sadece alana yönelik değil, bizim atölye katılımcılarımız, Dilek Doğan Parkı emekçilerimiz ve dostlarımızla birlikte 9 günde ürettiğimiz kolektif çalışma ve paylaşım ortamının kendisine gerçekleştirilmiştir.
26
MİMAR MECLİSİ ÜYEMİZ YRD. DOÇ. DR. SENEM DOYDUK’UN TUTUKLANMASI Sakarya Üniversitesi’nde görev yapan öğretim üyesi dostumuz ve aynı zamanda mimar meclisi üyemiz Senem Doyduk 23 Eylül Cuma günü öğlen saatlerinde kaldığı lojmandan gözaltına alınmıştır. Gözaltı gerekçesiyse, uzun süre dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle öğrenilemese de sonradan anlaşılmıştır ki, Küçük Armutlu’da yerinde ve yerlisiyle kentsel dönüşüme alternatif üreten mimari fikir yarışması düzenlemek! Ne suç ama!
“
23 Eylül 2016 Günü aldığımız bilgilere göre Sakarya Üniversitesi’nde görev yapan ve Odamız üyesi öğretim görevlisi iki meslektaşımız; Senem Doyduk ve Emre Demirtaş gözaltına alınmışlardır. Avukatlarının neyle suçlandıklarına yönelik bilgi alma ve görüşme talepleri OHAL var diye geri çevrilmektedir. “Darbe Girişimi” gerekçesi ile gündeme getirilen ve TBMM’nin, Anayasanın ve temel insan haklarının çiğnendiği, ilan edilen OHAL ile ülkedeki tüm muhalif seslerin susturulmaya çalışıldığı, yârin kime gelecek diye sorar olduğumuz günler yaşamaktayız. Gözaltına alınan kişinin en doğal hakkı olan suçlanmayı öğrenme ve avukatı ile görüşme hakkının gasp edilmesinden derhal vazgeçilmesini diliyoruz. Şu saate kadar savcılığa çıkarılmayan bu iki meslektaşımızda içinde yer aldığı bu iki meslektaşımız mesleki bilgi ve birikimini yaşanılır çevrelerde daha iyi bir gelecek için katılımcı bir mimarlık anlayışı ile proje üretimlerinde yer aldığını biliyoruz. Mimarlar Odası olarak, katılımcı ve paylaşımcı mimarlık anlayışları ile üretimlerini Mimarlar Odası çatısı altında “Dayanışmacı Mimarlık” adı altında sergilemeye hazırlık yaparken bu gözaltılar yaşanmıştır. Yaşanan bu gözaltı, bizlere gerek üniversitede, gerekse yaşadığı çevrede sergilediği toplumcu ve katılımcı düşüncenin cezalandırılmakta olduğu sorusunu akıllara getirmektedir. Bu amaçla öncelikle son yıllarda yaşanan ve son günlerde artan oranda açıklamalara ve eylemlere de yansıyan demokratik düzen dışı adımlardan, göz altılardan derhal vazgeçilmelidir. Üyemiz ve meslektaşlarımız Senem Doyduk ve Emre Demirtaş’ın insan haklarına aykırı gözaltılarına derhal son verilmelerini diliyoruz. TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu - 24.09.2016
“
Altı gün süren gözaltı boyunca birer gün aralıkla iki arkadaşımız daha yarışmaya bağlanan komik gerekçelerle gözaltına alındılar. Bizler mimar meclisi olarak, dostları ve öğrencileriyle birlikte Senem hocamız ve arkadaşlarımız için polis merkezi önünde nöbetteydik. 28 Eylül Çarşamba günü savcılığa çıkarılan Senem hocamız nöbetçi mahkemeden adli kontrol ve yurtdışı yasağı şartıyla, diğer iki arkadaşımız ise savcılıktan serbest bırakıldılar. Bir haftalık itiraz süresini son günü olan 5 Ekim Çarşamba gününün mesai saati bitimine doğru savcılık Senem Doyduk için verilen karara tutuklu yargılanması istemiyle itiraz edince Senem hocamız hapishaneye gönderildi. Kendisi hala Sakarya L tipi cezaevinde, adaletin yerini bulup halk için mimarlık yapmanın, kentsel dönüşüme alternatif oluşturacak bir yarışmanın düzenleme ekibinde yer almanın suç olmadığını, yani malumun ilanını beklemekte. Şunu biliyoruz ki Senem Doyduk, bilgisini ve birikimini yoksul gecekondu mahallelerindeki insanların yaşamlarını daha iyiye götürmek için çalışmaktadır. Senem Doyduk çok değerli bir akademisyen olup, aynı zamanda çalıştığı üniversitede hem bölüm başkan yardımcısı hem de rektör danışmanı olarak görev yapmaktaydı. Okulda öğrencileri tarafından çok sevilen bir akademisyen olan Senem Doyduk, aynı zamanda çalışmalarını halk yararına, halk için mimarlık için mimar meclisi bünyesinde yoksul mahallelerde sürdürmekteydi. Bu emekçi, sosyal demokrat niteliklerinden ve mimari restorasyon alanında yaptığı akademik çalışmalarından ötürü ülkemizin son derece kıymetli aydınlarından biridir. Senem Doyduk tüm bunlarla birlikte halk için mimarlık yapan bir emekçidir. Halk için mimarlık yapmak suç değildir. Senem Doyduk üzerinde yaratılan adaletsizlik son bulmalı ve derhal serbest bırakılmalıdır. Bugün ülkemizde demokrasiden, adaletten bahsedebileceğimiz bir gerçeklik kalmamıştır. OHAL adı altında bu halkın en onurlu insanları gözaltına alınmakta, onlar nezdinde de halkın tüm kesimlerine gözdağı verilmektedir. Bu uygulamayı kabul etmiyoruz ve korkmuyoruz. Mimar meclisi olarak dostumuz Senem Doyduk’un yanındayız. mimar meclisi
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
27
DEVAM EDEN
AKADEMİK SUNUMLAR VE METİNLER
İŞLER
ODTÜ Sosyoloji Günleri Sunum (04.03.2015)
Wessex Institute, Kolombiya Sunum (02.09.2015) 30
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
31
32
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
33
34
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
35
36
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
37
38
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
39
DEVAM EDEN
KÜÇÜK ARMUTLU CEMEVİ İNŞAATINA MİMARİ KATKI
İŞLER
42
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
43
DEVAM EDEN
GAZİ CEMEVİNE MİMARİ KATKI
İŞLER
46
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
47
DEVAM EDEN
KONUT TADİLAT ÖNERİLERİ
İŞLER
Destegül Ö. Evi
Niyazi Ç. Evi
50
Rıza G. Evi
Mustafa A. Evi
Fatma Y. Evi
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
51
PLANLANAN
İZMİR, DOĞANÇAY MAHALLESİ ÇALIŞMALARI
İŞLER
29 Kasım tarihinde Mimar Meclisi, İzmir Doğançay Mahallesi’nde doku analizi yaptı. Mahallenin kurulum aşaması ve sosyal yapısıyla ilgili bilgi aldı.
54
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
55
Köylüler ile 9 Şubat tarihinde yapılan görüşmede iki konu başlığı üzerinde duruldu: Cemevi ve İçme Suyu ihtiyaçları. Tahtacı Alevileri’nin yaşadığı köyde cemevinin en hayati ihtiyaçlardan biri olduğu belirtildi. İzmir’in en sağlıklı kaynak suyunun çıktığı köyde, bu suyun fabrikaya bağlandığı, ilk dönemlerde haftanın belirli günleri köylüye ücretsiz su verilirken, bu uygulamanın kaldırıldığı ve günümüzde köylünün köyden çıkan kaynak suyunu damacanalarla satın almak zorunda kaldığı anlatıldı. Köyün yüksek kotlarındaki göletten köye kanallar ile su getirilmesi ve bu suyun çeşmeler ile köylünün kullanımına açılması olanakları tartışıldı. Köyün tarihi binalarından olan atıl “Sinema Binası”nın köylüler ile birlikte onarılarak kullanıma açılması yolunda çeşitli gözlemler yapıldı. Su kanalı, cemevi ve sinema binaları ile ilgili olarak önümüzdeki günlerde “Halkın Mühendis Mimarları”nın da katılımı ile geniş çaplı yeni bir inceleme gezisinin yapılması kararlaştırılarak ziyaret sonlandırıldı.
56
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
57
ETÜTLÜ hedeflenen
GRUP YORUM STÜDYOSU
İŞLER
Grup Yorum’un yeni bir stüdyoya ihtiyaç duymasına istinaden Mimar Meclisi tarafından etüt edilmiş yapı ön çalışma eskizlerleridir.
60
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
61
ETÜTLÜ hedeflenen
KERPİÇ EV PROJESİ
İŞLER
64
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
65
ETÜTLÜ hedeflenen
KONUT BAHÇE YARIŞMASI
İŞLER
Küçük Armutlu Mahallesi fiziki dokusunun önemli bir karakteristiği olan konut bahçelerinin kullanıcılar tarafından canlandırılması hedeflenmektedir. Bahçe Değerlendirme Kriterleri: • Toprak zeminli alanın büyüklüğü • Ağaç sayısı (ve cinsleri) • Sebze ekili olup olmayışı • Bahçenin diğer işlevler ile kullanılma durumu (oturma grubu, çamaşır ipi..vb.) • Bahçedeki donatılar (salıncak, ocak..vb.)
68
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
69
ETÜTLÜ hedeflenen
HASAN FERİT GEDİK SOKAK ADI TABELASI
İŞLER
HASAN FERİT GEDİK SOKAK ADI TABELASI
Hasan Ferit Gedik, Küçük Armutlu mahallesinin yetiştirdiği bilinçli ve devrimci bakış açısıyla mahallelerde yozlaşmanın ana unsuru olan uyuşturucu tacirlerine karşı savaşan, bunun için uyuşturucu çeteleri tarafından 29 Eylül 2013 tarihinde öldürülen yiğit bir gençtir. Mahallenin Hasan Ferit Gedik davasında adalet arayışı yıllardır sürmektedir. Onun adını yaşatmak ve haklı mücadelesini büyütmek için adını bir sokağa vermeyi istemişler ve bunun sonucunda Mimar Meclisi’nden sokak tabelası tasarım önerileri talep etmişlerdir.
MİMAR MECLİSİ TANITIM KİTAPÇIĞI
73
MM
MİMAR MECLİSİ