EDİTÖR’DEN Yeni Bir Yıl, Yeni Bir Heyecan Nasıl geçti koca bir yıl? Daha aklımdan çıkmamıştı ki 2009 kutlamaları... Herşey neden bu kadar hızlı? İnsanoğlu zaman geçtikçe daha ritimli yaşıyor hayatı. Çocukken geçmek bilmeyen yıllar insan gençleştikçe akıp gidiyor gözlerinin önünden. Sorumluluklar da artıyor yaş büyüdükçe ve az zamanda çok iş yapabilme becerisini ortaya çıkarması gerekiyor bireyin. Aksi takdirde sorumluluklar dağ gibi büyüyor, işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Gerçek maalesef ki bu, hem de en acısından... Bir inanış vardır hak arasında... Yeni yıla nasıl girersen öyle geçer şeklinde. Bunun içindir ki yeni yılı karşılamak için yapılan geri sayımda herkesin otuz iki dişli gülümsemesi klasikleşmiş bir tablodur. Bu inanış batıl mı, değil mi bilinmez ancak her ne olursa olsun biz PC Veteran Ekibi olarak yeni yıla bomba gibi bir sayıyla girmek istiyoruz. Ayrıca bu inanışımızı sadece yılbaşında değil, her ayda yapmayı planlıyoruz. Planlı ve düzenli çalışarak her ay yükselen bir grafik çizmeyi hedefliyoruz. Daha da önemlisi ise biz en iyi değil, en yararlı Oyun Dergisi olmayı hedefliyoruz. Oyunculuk hakkında insanları bilinçlendiren bir konseptimiz olsun istiyoruz. Çünkü oyunlar zararlıdır düşüncesini taşıyan cahil bünyelere bir tokat etkisi yaratmak istiyoruz... Biraz da derginin gidişatından bahsedelim. İlk sayımız geçen ay çıktı ve olumlu-olumsuz bir çok eleştiri aldık. Bunları değerlendirerek yolumuza devam ediyoruz. Okunma sayısı ise ben bu satırları yazarken 700 civarındaydı. Ancak siz bu satırları okurken muhtemelen 1000’i geçmiş olacak. Eksikliklerimizi göz önüne aldığımızda bu rakamı umut verici buluyorum ben... Bu sayımız ile de Türkiye’de ki en çok okunma sayısına ulaşan online dergi olmayı düşlüyorum. Umarım da öyle olur... Necmettin Arat PC Veteran 2
PC Veteran Editör
GELECEK AY PC VETERAN’DA
Necmettin Arat
Grafik & Tasarım Berk Mutlu Ozan Tekinli
Ekipten Sorumlu Kişi
İncelemeler
Furkan Aksungur
Serbest Yazarlar Ali Sirkeci Berk Orhan Berke Bilgin Elif Aldıkaçtı Eren Çevik Ertan Yazıcı Ezgi Karayağız Hürcan Köse Samed Üçer
PC VETERAN DERGİSİ İÇİNDEKİ BELGELER ÖZEL NİTELİK TAŞIMAKTADIR. BU DERGİDEKİ YAZILAR VE GÖRSEL MATERYALLER İZİNSİZ KULLANILAMAZ!
Silent Hill: Shattered Memories New Super Mario Bros Mass Effect 2 Army of Two
Ön İncelemeler Just Cause 2 Metro 2033 Prison Break Rage
3 PC Veteran
icinde
İncelemeler
Diğe 34
Colin McRae: Dirt 2 Saboteur Assassin’s Creed Saw Tropico 3 Smackdown Raw 2010 PC Veteran 4
32 38 44 48 52 56
Ghost Town -ÖzelEn Karizmatik Kar Unutulmayan: Max Runes of Magic Erepublik Dosya ~ GodFathe Ropörtaj: Ali Sezg
ekiler
Ă–n Ä°ncelemeler
er 80
- 35 rakterler 60 x Payne 2 64 68 70 er 72 gin 78
Max Payne 3 Napoleon: TW Mass Effect 2 Battlefield: Bad Comp. 2
6 10 14 20
22
5 PC Veteran
Ön İnceleme
GEÇMİŞİNDEN Mİ? KENDİSİNDEN Mİ? KAÇTIĞINI BİLMEYEN BİR ADAMIN ÖYKÜSÜ... Kilitte anahtar döndü, kapı açıldı. “Merhaba, ben geldim.” diyerek içeri girdi Dedektif Max Payne. Sıradan ve yorucu bir iş gününden sonra yine aynı monotonlukta olan eve dönme sahnesini yaşıyordu. Ancak ev her zamankinden daha farklıydı. Kırılmış, yerlere saçılmış eşyalar içinde bir korku uyandırmıştı dedektifin. Sessizlik hüküm sürüyordu PC Veteran 6
MAX PAYNE 3
evde. Max evin içinde gezmeye başladı, salona doğru ilerledi. Telefon çaldı, telefonu açtı. Telefondaki ses ona sordu “Orası Max Payne’nin evi mi?” Dedektif de “Evet, hey yardım edebilir misiniz?” dedi. Telefondaki ses “Özür dilerim bunu yapamam” diyerek telefonu kapattı. Max ortalıkta bir şeylerin döndüğünden şüphelendi ve silahını çıkardı. Evin üst katına bakacaktı. Merdivenlerden çıktı yatak odasına doğru yol almaya başladı. Kapıyı açtı ve karşısına eli silahlı bir adam çıktı. Onu öldürdü ve koşarak devam etti. Daha sonra karşısına iki tane daha adam çıktı
bunları da öldürdü. Yatak odasında girdiğinde ise dizlerinin bağı çözüldü. Karısı ve çocuğu öldürülmüştü. “Hayır!” diye haykırdı dedektif. Ailesi adeta katledilmişti. İntikam yemini etti Max Payne. Bu işin peşine düşecekti. Ancak kim bilebilirdi ki bu cinayetin arkasında neler döndüğünü? Zamanla dedektif polisin bile bu işe karıştığını anlamıştı. Hayatı altüst olmuştu ama cinayetin asıl sorumlusu olarak tuttuğu Aesir’in sahibini öldürmüştü. Oyun bu son ile bitmişti geriye sadece ölüler ve yüreğinde kapanmayacak bir yara açılan Dedektif Max Payne kalmıştı…
Ön İnceleme Hastane koridorları sessizdi. Odalardan birinin kapısı açıldı. İçeride biri vardı… Ayakta durmaya hali yoktu, sersemledi ve yere düştü. Yüzü yara, bere içindeydi. Kendisine gelmeye çalışıyordu ve nihayet bunu başardı. Hastane koridorlarında dolanmaya başladı. Çıkmak istiyordu buradan. Derken açtığı bir kapı ile yerde yatan güvenlik görevlisini gördü. Kan izleri adamın öldüğünü gösteriyordu. Yerde de bir silah durmaktaydı. Max Payne isimli hastamız eğildi ve silahı aldı. Kafasını kaldırıp baktığında ise karşısında kar maskeli biri vardı. Tereddüt etmeden tetiği çekti ve karşısında duran adamı öldürdü. Odadan çıktı, koşarak asansörü aradı. Bulduktan sonra ise asansörle çıkışa gitmek için zemin kata bastı. Ancak asansör başka bir katta durmuştu. Kapı açıldı ve Max’in karşısında tanıdık bir sima çıktı. Bu NYPD’da ki şefi Jim Bravura’ydı. Şefi tarafından azarlanmaya başladı genç adam. Bir ruh gibiydi çünkü. Ancak şefin sonu Max Payne’den iyi olmadı. Ansızın çıkan kar maskeli adamlar şefi öldürmüştü. Max asansörü buradan uzaklaştırmaya çalıştı. Ancak aksilik ki asansör bir türlü işlemiyordu. Asansörün hemen yanında hava tüpleri vardı. Teröristi andıran adamlar bu tüpleri açarak asansörde bir patlamaya neden oldular. Asansör dengesizce ve hızla düşmeye başladı. İçinde de dedektif Max vardı. Zemine çarparak asansör durdu ve Max bu çarpmanın etkisiyle silahlarını düşürdü. Asansörün açık bir tarafını bularak buradan çıktı ve asansör boşluğundan
kurtuldu. Karşısına bir oda çıkmıştı. Odadaki masanın üstünde de bir ceset yatıyordu. Yaklaştı ve bu masada yatan kadına baktı. Şaşkındı. NYPD’de ki iş arkadaşı Dedektif Winterson’du o kadın. İkinci oyundaki maceramız böyle başlıyordu. Karizma ağabeyimiz Max hayatını bir parça düzene koymuştu. Mona adlı da bir kadına gönlünü kaptırmıştı. Ancak ilk oyunu oynayanlar bilirler Mona bizim için çok hayır işlemiş bir karakter değildi. Bu sefer ise bu ikilinin aşkı üzerine kurulmuş bir hikâyeyi oynuyorduk. Çılgıncaydı yaptıklarımız, belki de değmeyecekti uğraşlarımıza bütün bunlar… Ancak bu çift birbirlerini ölesiye seviyorlardı ve birbirlerinden ayrı yaşamaktansa ölüme beraber yürüyebilecek kadar yürekliydiler. Gençtiler, cesurdular daha da önemlisi onlar ölesiye aşıktılar! İşte bu güzel hikâyeydi bizi oyuna bağlayan… Aradan yıllar geçiyor… Yaklaşık bir 10 sene kadar ileriye gidiyoruz. Brezilya sokaklarındayız. Bir adam görüyoruz, dikkatimizi çekiyor. Sırtı bize dönük, başı kel… “Hey, sen de kimsin?” diye
7 PC Veteran
Ön İnceleme soruyoruz kendisine. Dönüyor bize, yüzümüze bakıyor. Böylece sakallı biri olduğunu da görebiliyoruz. Ancak bize cevap vermiyor. Bakışları sertleşiyor, arkasını dönüyor ve uzaklaşıyor. Kimdir bu adam? Nedendir bu gizemi? Merak ediyoruz bunları. Araştırıyoruz bu esrarengiz adamı. Hep bir şeyler eksik çıkıyor ama. Bir türlü geçmiyor elimize net veriler. Yılmıyoruz, ısrarla devam ediyoruz araştırmaya. Sonunda net bilgileri buluyoruz. Bu adamın daha önceden bir dedektif olduğunu, New York Polis Departmanında çalıştığını öğreniyoruz. İsminin de Max Payne olduğunu öğreniyoruz. Ancak hala soru işaretleri var aklımızda. Neden gizemli bir kişi olmayı tercih ediyor? Yüzündeki ifade neden acı dolu? Bunun cevabını ise bizzat Max Payne’nin ağzından dinleyelim sevgili okur. Bakalım sayın Payne neden bu hallere düşmüş?
Sevdim, hem de çok sevdim… Bir aile kurdum, mutluydum. Rutin aile hayatına alışmıştım artık. Bu bana mutluluk veriyordu. Bir çocuğum da olmuştu. Harikaydı her şey. İşim iyiydi, karım da projelerinde iyi durumdaydı. Tanrı bize karşı cömert davrandı diyebilirim kısaca. Bir gün aynı sıradanlıktaki iş gününü atlatmış eve dönüyordum. Eve girdiğimde karşılaştığım manzara ile beynimden vuruldum. Darmadağınıktı her yer. Duvarlarda eroin resimleri vardı. Burası benim evim mi diye sordum bir an kendime. Karım ve çocuğum geldi aklıma. Sahi, neredeydi onlar? Michelle neden beni kapıda karşılamamıştı? Merdivenlerden çıkarken düşünüyordum bunları. Üst kattaydım şimdi ve evimde eli silahlı adamlar vardı. Bir dedektif olduğum için yanımda silah bulundururdum ve bunları öldürdüm. Bir PC Veteran 8
hışımla yatak odasına girdim. Gördüğüm manzara ayaklarımın bağını çözmüştü! Karım ölmüş, öylece yatakta yatıyordu. Çocuğum, daha bir melekti ama katiller onun da canına kıymıştı. Ailem, hayatım katledilmişti! Hayır diye haykırdım sonsuzluğa. Yıkılmıştım… Aradan yıllar geçti. Belki de hayatımda son kez sevdim birisini. Mona idi adı. Güzel, çok güzeldi. Bir o kadar da tehlikeliydi. Peşimizi bırakmadılar. Bize mutluluğu çok gördüler. Mona, sevgilim! Şimdi çok uzaklardasın, biliyorum. Başka bir alemdesin, ama yanında ben yokum. Özlüyorum seni, ama unutmalıyım bütün her şeyi. Yaşamak için tek çarem bu Mona. Hayata karşı dimdik duramıyorum artık. Mutluluğu ruhsuzlukta buluyorum. Unutmalıyım geçmişimi. Sanki hiç yaşanmamış gibi olmalı her şey. Yeniden doğmalıyım, sıfırdan başlamalıyım hayata. Gidiyorum bu diyarlardan senin gibi. Ancak yine beraber değiliz sevgilim! Ben unutmaya gidiyorum geçmişimi. Rio’ya. Rio de Jenario’ya!
Ön İnceleme Yukarıdaki satırlarda Max’in keder dolu öyküsüne şahit oldunuz. Hayatın çok da insaflı davranmadığı bu adam artık Brezilya’da yaşamaya başlamıştır. Böylece geçmişinden uzaklaşabileceğini düşünmektedir. Yıllar Max’ten bazı değerleri alıp götürmüştür. Artık daha katı kalpli ve duygusuzdur. Ayrıca eskisi gibi yakışıklı ve genç de değildir. Aradan geçen on yıl Max’i çökertmiştir. O artık mafyanın tetikçiliğini yapan bir katildir. Geçmişinden de hatırlayacağımız üzere Max Painkiller adlı ilaçlar ile kendisine gelmektedir. Bir nevi bağımlısıdır. Bu bağımlılık kahramanımızı perişan bir hale getirmiştir. Öldürmek ve yaşamaktır artık onun tek emeli. Görsellerden gözünüze çarpmıştır grafikler eski oyunlara göre çok çok iyi durumda. (Aradan geçen yılların buna katkısı şüphesiz çok etkili) Max Payne hikâyesiyle bizleri başından kaldırmayan ve soluksuz oynatan bir yapımdı. Grafikleri de elbette zamanına göre çok iyiydi ancak biz intikam duygusu ile oyuna bağlanıyorduk. Yapımcılar yine grafik çıtasını üst düzeyde tutmuşlar ve GTA IV’den hatırlayacağınız RAGE fizik motoru teknolojisini bu oyunda kullanıyorlar. Bu yönden oyun başarılı olacak diyebiliriz şimdiden. Yeniliklerden devam edelim sevgili okur. Oyundaki en büyük yenilik Max Payne kuşkusuz. Eskisi gibi yakışıklı ve genç değil kahramanımız. Daha huysuz, aksi ve yaşlı bir görüntüsü var. Bunda oyunun 10 yıl kadar sonra bir zamanda geçmiş olmasının etkisi kuşkusuz ancak serinin hayranları bu durumdan çok da
hoşnut değiller. Deri ceketsiz bir Max Payne düşünemeyenler çoğunlukta. Şimdiye kadarki tüm görsellerde sakallı, beyaz atletli birisini görmek şüphesiz bir hayal kırıklığı yaşattı. Madalyonun öteki yüzünden de bakarsak bu yenilikten memnun kalan kitle de azımsanacak derecede değil. Artık hikâyenin bittiğini ve ancak böyle bir zamanda geçebileceğini düşünüyorlar. Hatta yaşlı Max’i daha karizmatik bulanlar bile var. Yapımcılar da bu Max’in de çok sevileceğini, endişe edilmemesi gerektiğini söylüyorlar. Bu durumda bekleyip göreceğiz…
Necmettin Arat
DİP NOTLAR * Oyun Brezilya’da geçiyor. * Max Payne artık orta yaşlı biri olarak karşımızda. * Eskisine nazaran daha güçlü bir bullet time olacak. * Oyunda siper alma sistemi mevcut olacak. * Çıkış tarihi olarak 2010 yılının son ayları biliniyor. * PC, PS 3 ve Xbox 360 platformlarında çıkacak. * Oyunda hava olayları olacak, değişkenlik gösterecek. * Max insanları kalkan olarak kullanabilecek. * Oyun Europhia Animasyon teknolojisini kullanıyor. * Oyunun haritası büyük bir alan olacak. * Max artık deri ceket giymeyecek! :(
9 PC Veteran
Ă–n Ä°nceleme
Necmettin Arat
PC Veteran 10
Ön İnceleme
Napoleon Bonapart… Tarihin karanlık sayfaları arasından sıyrılmış birkaç önemli hükümdardan bir tanesi. Başarılarla dolu hayatı ve kurnazlığıyla nam salmış bir kral. Sözleri altın kadar değerli ve anlamlı olan, savaşlarında kaybetmek nedir bilmeyen muzaffer komutan… Sıradan bir general iken zekâsını ve Fransız İhtilali’ni iyi kullanarak tacını takan ve tahta oturan, Dünya’da korkulan ve saygı duyulan bir kral haline gelen insan… Kişisel görüşüm olarak bakıldığında da saygı duyulması gereken ve başarılarının büyüklüğünü övmekle bitiremeyeceğim bir kral… Eminim ki Napoleon hakkında herkesin az-çok bilgisi vardır. Tarih kitaplarında Fransız İhtilali ve Avrupa Devletleri denildiği zaman ilk akla gelen insandır belki de kendileri… Ancak size bir sır vereyim sevgili okur. Bilenler olabilir bunu ancak yine de beni bozmamak adına bilmiyormuş gibi yapsınlar. Napoleon’un ünlü “Para, para, para” sözünün aslını sorsanız sokaktaki vatandaşa eminim ki bilmez. Yaptığım araştırmalara göre bu sözün bir hikâyesi var. Napoleon’a sorarlar “Savaşları kazanmak için en önemli faktör nedir?” diye. Bonapart cevap verir “Para, para, para” İşte bu hikâyedir işin aslı. Hazır başlamışken bir başka hikâye ile devam edeyim. Bonapart bir ülke kralıyla konuşmaktadır. (hay aksi yine unuttum adını) Kral Napoleon’a “Ben namusum, vatan toprağım için savaşıyorum. Oysaki sen sadece para için savaşıyorsun!” der. Bonapart’ın cevabı zehir zemberektir “İnsanlar kendilerinde olmayan vasıfları kazanmak için savaşırlar.” Şimdi bu sözü duyduktan sonra Napoleon için “Vay be ne adamdı ama” denmez mi sevgili okur? 11 PC Veteran
Ön İnceleme
Napoleon zamanı Dünya’dan bahsedelim biraz da etkileri İmparatorlukları bir çıkmaza sürüklemişti ile içinde birden çok ulus bulunduran ülkeler parç karşı karşıya kalmışlardı. Ortaöğretim konularınd etki Osmanlı üzerinde de vardı. Üç kıtaya hâkim belki de bu. Ayrıca sömürgecilik hareketleri ile de ticari değeri kaybolmuştu. Bir çıkmaza girmişti d gelişirken yerinde sayıyordu cihan imparatorluğu batıya gidelim şimdi sevgili okur. Avrupa’da ki kr hlike altındaydı. Çünkü Fransız İhtilali ile doğan basıyordu. Burjuva sınıfı da siyasette yer edinme kadar hakları olduklarına inanıyorlardı. Devlet ha malıdır düşüncesini çürütüyorlardı. Cumhuriyetçi yavaş yavaş. Fransa’da bu karışıklıklardan nasibi göbeği konumundaydı çünkü. Ama gir güneş doğ Fransa’da. O güneşin adı da Napoleon Bonapart…
Tarih bilgilerimizi tazeledik, beyinler jimnastik ya konuşmaya geldi sıra. Oyun adı üstünde Napoleo Fransa’yı konu alıyor. Muzaffer komutanın seferl biz oyuncular olarak yardımcı oluyoruz. Oyun üç Bu bölümler: İtalya, Orta Doğu ve Avrupa olarak dendiği zaman da 18. yüzyılda akla gelen ilk devl Osmanlı’dır kuşkusuz. Oyunda Mısır seferine çık inde Osmanlı Devleti ile de içli dışlı olacağız. Ha oynanılabilir devletler arasında olacak. Umarız C bir işgüzarlık yapıp Osmanlı’yı olduğundan güçsü Bu sorun çok yankılanıyor çünkü etrafta. Diğer o baktığımız zaman da Fransa, İngiltere, Prusya göz PC Veteran 12
a. Fransız İhtilali’nin i. Bu milliyetçi akım çalanma tehlikesiyle da gördüğümüz üzere bu olmanın bir cilvesiydi e Osmanlı topraklarının devlet. Avrupa sürekli u Osmanlı. Biraz daha rallıklar da büyük bir teakımda eşitlik ilkesi ağır çabasındaydı. Soylular aneden üyelerinin ortak ilik akımları doğuyordu ini alıyordu. İhtilalin ğuyordu aynı zamanda …
aptı ve oyun hakkında on komutasındaki lerini kazanmasında ç bölümden oluşacak. sıralanıyor. Orta Doğu letlerden birisi de kan Napoleon sayesatta Osmanlı Devleti de Creative Assembly yine üz bir şekilde göstermez. oynanılabilir devletlere ze çarpıyor.
Ön İnceleme
Empire Total War oyunu ile artık Total War serisi gemi savaşlarını da bünyesine dâhil etmişti. Ancak bu savaşlar nedense bizim için çok zor geçiyordu. Çünkü çok detaylıydı ve gemicilik bilgisi gerektiriyordu. Napoleon Total War oyunu ile deniz savaşları bir nebze olsun kolaylaştırılacak. Buna en iyi delil ise savaş esnasında hasar alan gemileri tamir edebilme özelliğinin oyuna eklenmesi olarak gösterilebilir. Ancak yapımcılar bu kadar kolaylık yeter diyerek hava şartlarının oyuna daha da bir zorluk çıkarıcı etmen olarak yansımasını sağlayarak ekmeğimize yağ sürerken adeta tuz ektiler. Artık hem kara, hem de deniz savaşlarında yağmur, fırtına gibi etmenler bizi bayağı bir zorlayacak. Kısacası sadece düşmanlarımızla değil, hava koşullarıyla da boğuşacağız. Gelelim Napoleon Total War’da Osmanlı Devleti’nin yerine… Öncelikle tahmin ettiğiniz üzere
Osmanlı, o eski cihan imparatoru olan devlet değil. Duraklama döneminde olan ve hızla gelişen Avrupa’ya ayak uydurmaya çalışan bir devlet konumunda. Oyunda Napoleon’un Mısır seferlerinde yer alacak olan Osmanlı İmparatorluğu acaba oynanılabilir devletler arasında yer alacak mı sorusu oluştu Total War severlerde… Net bir şekilde doğrulanmasa da Osmanlı İmparatorluğu’nun oynanılabilir devletler arasında yer alacağını yabancı kaynaklı sitelerden öğrendik. Ancak SEGA resmi bir açıklamayla bunu belirtmediği için net konuşmak istemiyoruz. Total War serisinde nedense hep olduğundan güçsüz bir şekilde yapılan Türkler belki de bu sefer iyice kötü bir duruma düşürülecek. Hatta oyunda oynanılamayan devletler arasında yer alarak büyük bir haksızlığa kurban gidecek. Bunu bize zamanla oyun hakkında gelişen bilgiler gösterecek elbette… 13 PC Veteran
Ön İnceleme
Ertan Yazıcı Mass Effect 2‘yi Kabına Sığdıramadılar !
PC Veteran 14
Ön İnceleme
Oyunu anlatmaya başlamadan önce bu ayrıntıya girmek istedim. Mass Effect 2 resmi forumlarında oyunun tek diske sığmayacağını açıkladı. Hem PC hem de Xbox 360 için iki disk halinde çıkacak oyun da: PC sürümünde disklerden biri kurulum için, diğeri de oynamak için gerekiyor. “Xbox 360 sürümünde ise yüklü bir kurulum olmayacağından, oyunu oynarken bir yerde disk değiştirmek gerekecek” demiş Priestly ve eklemiş: “Disk değişiminin gerektiği yeri çok güzel planladık. Bir daha disk değiştirmenize gerek kalmayacak.” He bir de “farklı gezegenleri farklı disklere bölelim” alternatifi sürmüş BioWare fakat onlar da bunun oyun tarihinin “fail”lerine geçeceğinin farkına varmış herhalde ki, hikâyeyi iki diske bölmeyi akıl etmişler. Mass Effect’ in 2 disk tartışması akıllara bir soru getiriyor : Oyunlar artık DVD lere sığmayacak mı? Elbetteki sığmayacak. Teknoloji geliştikçe oyuncuların firmalardan beklentisi artıyor, bu da DVD leri biraz zorluyor. Sanki yavaş yavaş Blu-Ray formatına geçmenin vakti geliyor ? Yer kapasitesi sıkıntıları daha da yayıldıkça yapımcılar Blu-Ray konusunda zorunluluk duymaya başlayacak mı? Bu durumda Microsoft ne yapacak çok merak ediyoruz? Üçüncü nesil Xbox 360’ta Blu-Ray desteği olması kapıda gibi gözüküyor. Çift disk parodisinden sonra oyunumuzun
15 PC Veteran
Ön İnceleme
hikayesine bir değinmeden olmaz. Mass Effect 2 üçlemenin ikinci ayağı olarak, Shepherd’ın Reaper’ları araştırmaya gitmesini konu alacak. Büyük ihtimalle işin içinde gündelik hayattan politik esintiler de olacak. Günümüz politik oyunlarını işaret eden ironik bir anlatımla karşılaşırsak şaşırmayın derim. Özelleştirme: İlk oyundaki özelleştirme seçenekleri oldukça tartışmalıydı. Zırhımızın rengini ve tipini değiştirebiliyorduk. Ayrıca karakterin yüzünü oldukça detaylı tasarlayabiliyorduk. Öyleki yüzündeki bir yara izi bile hikayedeki bir kaç diyaloğu etkiliyordu. Mass Effect 2, bütün bunları göz önünde bulundurarak özelleştirme seçeneklerini tamamen yenilemiş. Açıklanan bilgiler hemen herşeyi renklendirebileceğimiz yönünde. Etrafta bu iş için yerleştirilmiş terminaller bulabilecekmişiz. Benim aklıma hemen acaba Borderlands’teki gibi mi sorusu geldi, bekleyip göreceğiz. Silahlar: Hatırlayacağınız gibi ilk oyunda sınırsız mermimiz vardı ve her silah belli bir süre kullandıktan sonra ısınıyordu. Mass Effect 2 bu sistemi sona erdirmiş. Yani tükenmeyen mermili günlere elveda ediyoruz. Ayrıca bu daha önce bahsedildiği gibi yalnızca ağır silahları değil tabancaları da kapsıyor. İlk oyundaki sistem oldukça beğenilmişti
PC Veteran 16
Ön İnceleme
ve bir rol yapma oyunu olarak da dengeli bulunmuştu. Ancak bu yeni sistemin çok daha gerçekçi olduğu şüphe götürmez. Görevler: Mass Effect 2, Shepherd’ın olduğu kadar yanındaki ekibinin de hikayesi olacak. Bunun anlamı da şu, alışık olduğumuz rol yapma oyunu görevlerinin yanında grubumuza katılan karakterlerle olan ilişkileri de hikayede farklı görev seçenekleri açabilecek. Onların inançlarına ve düşüncelerine göstereceğimiz saygının yanı sıra grup içindeki sadakat de önem kazanacak. Çoğu kişinin aklına Dragon Age gelmiştir eminim. Sosyal Uygulamalar: Mass Effect 2 tek kişilik bir oyun olabilir. Ancak bu arkadaşlarımızla etkileşime girerek eğlenemeyeceğimiz anlamına gelmemeli. Bio Ware Social Network, tabir- i caizse bu amaç için biçilmiş kaftan. Zaten hali hazırda Dragon Age: Origins’in bu alanda yadsınamayacak bir başarı yakaladığını söyleyebilirim. RPG Özellikleri: Bu konuda Dragon Age: Origins için çalışan takım harıl harıl çalışmış. Yani ağızlarımızı açık bırakacak rol yapma seçenekleriyle karşılaşmamız büyük ihtimaller listesinde. İlk oyundaki sistem de gayet iyiydi. Ancak bu sefer “beyaz” veya “siyah” olmanın yanı sıra daha fazla “gri” ve tonlarını bekleyebiliriz.
17 PC Veteran
Ön İnceleme
Bütün bunların yanında seslendirme ekibinin de muhteşem olacağını söylememize gerek yok sanırım. Altın Küre sahibi Amerikalı ünlü aktör Martin Sheen, açıklanan ilk isimdi. Kadronun geri kalanı ise şöyle : Shohreh Aghdashloo Keith David Seth Green Tricia Helfer Michael Dorn Yvonne Strahovski Carrie-Anne Moss Adam Baldwin Michael Hogan Bu arada Mass Effect 2 ile ilgili edindiğim son bilgi oyunda herhangi bir kopya koruma sisteminin bulunmayacağı. PC versiyonunda sadece seri numaralı bir koruma olacak. Görünüşe bakılırsa EA ilk oyunda yaptığı kopya koruma sistemi hatasından fazlasıyla payını almış. Ne demişler? ‘’ Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.’’ Oyunumuz iyisiyle kötüsüyle böyle. Bence kesinlikle alıp oynanası oyunlardan olacak. Şimdiden iyi oyunlar..
PC Veteran 18
PC Veteran Dergisi Yazarlarını Arıyor! Başvurmak İçin Yapılması Gerekenler: - Ad, Soyad, Yaş Bilgileri ile birlikte en az 4 bin karakterlik bir oyun incelemesi yazmak. - Kısa bir şekilde özgeçmişinize ve size dair bilgilere değinen bir paragraf oluşturmak. - Sahip olduğunuz oyun konsolu varsa belirtmek üzere pcveterandergi@gmail.com adresine mail atmak.
Ön İnceleme
PC Veteran 20
Ön İnceleme
Yastık Altı Takımı:
ve tatlı Multiplayer`dır. Oyunun PS3`de betasını oynamış biri olarak, bu oyuBad Company 2’de, etrafı dağlarla çevrili nun Modern Warfare 2`ye rahatlıkla rakip olacağı söylenebilir hatta ondan iyi Akhazi Köyü (Yanlış yazmışda olabilolduğu yanları bile var. Bir BF oyununda irim) civarında sürdürülen rutin keşif her zaman taktiksellik ve takım oyunu ön devriyesi sırasında Rus ajanların, bir plana çıkar, tek başına hareket eden ölür. takım malzemeleri gizlice kamyonlara yükledikleri fark ediliyor ve böylece mac- Üst tarafta belirttiğim gibi oyunun yıkım motoru sağ olsun binalarda taş üstünde eraya ilk adım atılıyor. Karlı dağlarda, yoğun ormanlarda ve tozlu köy yollarında taş kalmıyor o yüzden kendinizi bir binanın içinde rahat hissedemiyorsunuz, mücadele edeceğimiz yapım boyunca bir bakmışsınız arka taraf hava alıyor. kimi zaman tuzaklar kurabilecek, kimi Oyunun Grafikler gerçekten çok güzel bu zaman da ağır silahlarla düşmanlarımıza kadar aksiyonun olduğu bir oyunda FPS ölüm kusacağız, gerektiği takdirde hava bir an olsun bile düşmemesi çok ilginç. desteği gibi yardımlara erişebileceğiz. Takım arkadaşlarımız da her daim bizimle birlikte hareket ediyor olacak, Uzun Lafın Kısası: Şavaş Alanında tehlike anlarında siper pozisyonuna Görüşürüz! (Görüşelim dimi yaaa) geçecek ve daha kontrollü olacaklar. Gerçekleştirdiğimiz saldırılarda ve bunun (Neco Battlefield serisi benim için unutulsonucunda çevrede meydana gelen defor- mazlar arasındaki yerini çoktan almıştı… masyona göre, düşman taktik değiştirecek Battlefield 1942’yi hala oynadığımı da ama unutmayın, sizinde o yumuşak siperl- düşünürsek serinin bir fanatiğiyim dierinizde dağılabilir olacak. yebilirim. Bana göre Bad Company 2
Çoklu Kaos: Unutmayınki Single Player Battlefield oyunlarında ön aperatiftir,esas yemek
modern savaşları iyi bir şekilde işleyecek. Aksini düşünemiyorum ve düşünmek de istemiyorum…)
Berk Orhan 21 PC Veteran
Ön İnceleme
Dante’nin muhtesem romanı ‘ılahi Komedya’ dan uyarlanan oyun 9 Subat’ta oyuncuyla bulusuyor. PC Veteran 22
Ön İnceleme
Inferno, Dante’ nin İlahi Komedyası’ nda adı geçen cehennemdir. Burası dokuz kattan oluşur. İyi insanlar arafa giderler. Dürüst dinsizler birinci kata, şehvetin pencesine düşenler ikinci kata, aç gözlüler üçüncü kata, savurganlar dördüncü kata, gazap ve öfke verenler beşinci kata, düzene ve inançlara karşı gelenler altıncı kata, şiddet kullananlar ve eziyet edenler yedinci kata, hilekâr ve yobazlar sekizinci kata ve hainler dokuzuncu kata giderler. Peki siz hangi kattasınız ?.. EA’in 3. kişi ara yüzüyle oynanacak aksyion-macera türündeki oyununda tıpkı orjinal Dante’s Inferno’da olduğu gibi limbo , lust , gluttony , greed , anger , heresy , violence , fraud ve treachery aşamalarından oluşan cehennemi tecrübe edeceğiz. Oyunda Dante olarak iblislere ve şeytana karşı savaşırken, büyük aşkımız Beatrice’in ruhunu da kurtarmaya çalışacağız. Bu arada oyunun hikayesi Will Rokos tarafından düzenlendi.
Oyunun yapımından sorumlu ekibin başı Jonathan Knight konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
Oyun, klasikleşmiş bir yapıttan uyarlandığı ve oldukça ilginç bir konuya sahip olduğu için bir çok eleştirmen tarafından yüksek potansiyelli olarak görülüyor. Aralık ayında sürülen deneme sürümü, Xbox Live Marketplace ve Playstation Store’dan temin edilebiliniyor. Demonun adı Gates of Hell ve içinde sadece ilk aşaması yer alıyor. Oyunla ilgili yapılan ilk açıklamada oyunun sadece Ps3 ve Xbox 360 için çıkacağı yönündeydi. Ancak EA’in Redwood Shores stüdyosunda geliştirilen Dante’s Inferno, PS3 ve Xbox 360 konsolları için söz verilen aynı hikayeyi PSP’ye de taşıyacak.
“Takımımız Dante’s Inferno’yu doğrudan PSP’ye aktarmak için çalışıyor. PSP sahipleri, konsollarla aynı derecede hızlı ve cehennemin her bir aşamasında beklentileri karşılayacak kadar detaylı bir oyun bekleyebilirler.”
23 PC Veteran
Ön İnceleme
Yeni Bir Seriye Hazır Olun. Daha oyun çıkmadı ama bunun bi seriye dönüşeceği herkes tarafından konuşuluyor. Ne de olsa uygulanacak senaryo çok. Dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Divine Comedy (Orijinal diliyle La Divina Commedia. Ülkemizde ise İlahi Komedya olarak biliniyor) gibi bir eserin hikayelerinden esinleniliyor. Üç bölümden oluşan bu eserin bölümleri Inferno, Purgatory ve Paradise. Anlayacağınız, yapımcı firma için kaynak bol. Bu da yeni Dante’s Inferno oyunlarına hazır olmamız gerektiğini gösteriyor. Hatta ikinci oyunun ismi Dante’s Purgatory ve üçüncü oyunun ismi de Dante’s Paradise bile olabilir! Tabii bunlar şimdilik oyun dünyasında dönen dedikodulardan ibaret. Yapımcı Visceral Games’ten Kesin bir açıklama gelmedikçe dedikodu olarak da kalmaya devam edecek.
PC Veteran 24
Peki bu dedikoduların kaynağı yok mu? Dedikoduların kaynağı, yapımcılardan Glen Schofield’ a dayanıyor. Schofield, yaptığı bir röportajda “Divine Comedy üçlemesinden çıkarılabilecek bolca senaryo var. Bizim bu üçlemeyi bir bütün olarak görmezden gelmemiz çok büyük hata olur” demiş ve oyunun bir üçleme olacağının ilk sinyallerini vermişti. Oyunla ilgili şimdilik bilinenler bunlar. Son olarak çıkış tarihinin 9 Şubat 2010 olduğunu da hatırlatmak isterim. Oyunun videoları her ne kadar GoW’ a aşırı benzesede, Dante’ s Inferno’ nun Gow’ un taklidi gölgesinin altında ezilmeyeceğine eminim. Bakalım satış listelerinde kim galip gelecek ? Kratos ( GoW3 ) mu, Dante ( Dante’s Inferno ) mi? Bekleyip göreceğiz. İyi oyunlar.. Ertan Yazıcı
Ön İnceleme
Dante Alighieri ([mayis-haziran] 1265, Floransa - 14 Eylül 1321, Ravenna) İtalyan ozan ve politikacı. En bilinen eseri, Ahirete yapılan bir yolculuğu anlattığı İlahi Komedya`dır (La Divina Commedia). Bu eser Cehennem, Araf ve Cennet isimlerinde üç ciltten oluşmuştur.(İnferno, Purgatorio, Paradiso) Dünya edebiyat tarihinin en büyük eserlerinden biri kabul edildiği gibi, modern İtalyanca`nın da temelini oluşturur. Modern Avrupa ve İtalya için önemli bir figürdür ve İtalya’daki metal 2€’ların tura tarafında, Dante’nin resmi vardır.
25 PC Veteran
HABER MERKEZI
EGM dergisi geri dönüy
Yapılan araştırmalarda, oyunu oynayan 18 yaşından küçük kişilerin, kendilerini sanal dünyaya fazlasıyla kaptırdıkları ve bunun da etkilerinin gerçek yaşamda ortaya çıktığı gözlendi.
Dünyanın en önemli oyun dergilerinden bir tanesi olarak görülen ve çok uzu bir geçmişi bulunan Electronic Gaming Monthly, alınan bir karar neticesind geçtiğimiz yıl kapatılmıştı Bu gelişmenin ardından tekrar geri dönüş sinyalleri verilmiş, EGM’in tekra hayata dönebileceği konuşulmuştu. Nihayet re mi duyuru geldi ve Electro Gaming Monthly (Amerika dergisinin Mart ayı itibari yle tekrar bayilerde yerini alacağı duyuruldu.
Erzurumda kısa bir süre önce korkunç bir olay yaşanmıştı. Oyunun yasaklanmasında bu olayın büyük etkisi var.
Not: Dergi Türkçe bir şeki yayın hayatı yapmayacak. Yayın hayatına sadec İngilizce yayın yapacak.
Metin 2 yasaklandı! Ülkemizde geniş bir kitle tarafından oynanan MMORPG oyunu Metin 2, artık 18 yaşından küçük oyuncular için yasak! Emniyet Genel Müdürlüğü’nün isteği üzerine bu karar alındı.
PC Veteran 26
Hoşgeldin 2010 Ben bu satırları yazarken henüz 2009 yılındaydık. Ancak siz bu satırları okurken 2010 yılına girmiş olacağız. Mutluluk dolu, başarı dolu ve sağlık dolu bir yeni yıl diliyoruz bütün okurlarımıza. Türk oyunlarını oynayacağımız bir yıl olmasını temenni ediyoruz 2010’un. (amin) Bu arada hiçbir masraftan kaçınmayarak sizlere hediye paketi de yaptırdık. Açmak için üzerine tıklayınız. :)
yor
n
un
de ı.
Left 4 Dead 2 için ilk indirilebilir içerik duyuruldu
PC Veteran Ekibi Adına Necmettin Arat
ar
Valve firmasının başarılı oyunu “Left 4 Dead 2” için ilk indirilebilir içerik duyruldu. “The Passing” adı altında 2010 esonic yılından önce yetiştirilmeye çalışılan oyun, Dead Center campaign bölümünün sonrasında geçiyor. Oyunda “Leaf 4 a) Dead 1” oyunundaki karakterlerin de bulunacağı ve dahası iSurvival, Versus ve Scavenge modları için yeni arenaların i ekleneceği ve yeni co-operative challenge modununda bunların içinde bulunduğu açıklandı. Ayrıca oyunda yeni ilde ateşli ve ateşsiz silahlar bulunacağıda açıklanan bir diğer detay. “The Passing” ayrıca yeni zombi klaslarını da içinde barındırıyor. Son olarak eklentinin hem Xbox 360 hem de PC ce için geldiğini belirtmekte fayda var. 27 PC Veteran
Ghost Town
GHOST TOWN
Hollywood’da hayat kolaydır… Bir korku filmi için aranan kriterler ya zombilerdir ya da hayalet bir kasabadır… Zombileri bir kenara ayırıyorum ama sizce bu hayalet kasabalar filmlerde öcü gibi gösterilerek doğru mu yapılıyor? Bir zamanlar mutlu mesut insanların yaşadığı bir şehir neden zombilerin veyahut bir caninin kontrolü altında olsun? Zaten karanlıktan ve yalnızlıktan ciddi derecede korkan insanoğluna bu şekilde yapılan filmler ile ne gibi faydalar sağlanabilir? Üstüne düşünülmemiş ve içinde bulunduğu mekânın bir zamanlar ne olduğundan haberi bile olmayan bir film karakteri size ne kadar karizmatik gelebilir? “Böö, öcü!” şeklindeki korku filmleriyle paraya doyanların yürekleri hiç mi sızlamaz? Silent Hill efsanesini görünce hiç mi utanmazlar bu yapımcılar? PC Veteran 28
Hatırlayacağınız üzere Silent Hill (Sessiz Tepe) adlı filmde Centralia adlı bir Latin Amerika kasabası konu alınmıştı. Bu kasabada yaşanan felaketler sonrası ortaya çıkan durum işlenmişti. O yerleşim yerinde bir zamanlar insanların yaşadığı unutulmamıştı. Türünün tek örneği olarak hafızalarımıza kazınmıştı… Bu ay oturduk, düşündük… Bu insanlık ayıbına bir dur demek gerekmiyor muydu? Mehmet Akif boşuna mı “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.” Demişti? Azerbaycan’dan Kolombiya’ya kadar uzanan bir hayalet şehirler zinciri olduğundan kimsenin haberi yok muydu? Buradaki insanların neden yok oldukları hiç mi merak edilmemişti? Yoksa biz de o ölüler gibi soyutlanmış
Ghost Town
mıydık yaşamdan? Olmazdı, olamazdı… Bir rehber hazırlamalıydık bu konuda. Araştırmalı ve bilgilerimizi paylaşmalıydık. Hep beraber çalışmaya başladık… Ortaya insanın içini cız ettiren bir manzara çıktı. Hayalet kasabaların çoğu doğal felaketlerden değil, insanoğlu sayesinde yok olmuştu!.. Centralia, Pennsylvania
mesaj olduğunun farkındaydı ve araştırmalar yapmaya başladı. Böyle bir hayalet kasaba olduğunu öğrenince yola koyuldu. Bin bir güçlükle ve şansla ulaşmıştı bu kasabaya… Bambaşka bir evrende olduğunu anlamıştı… Bir zamanlar burada yaşamış insanların hayat hikâyelerini öğreniyor, kızının gizemli sırrını araştırıyor ve zombimsi yaratıklarla mücadele ediyordu. Bu şehirde çıkan büyük bir maden yangını ile hayalet bir kasaba haline geldiğini öğrenmişti cüretkâr annemiz… Bu yangının nedenini de öğrenmişti ancak spoiler olmasın diye bunu belirtmiyorum. Şimdi Centralia hakkında bilgiler verme aşamasına geçip aradaki benzerlikleri görmenize yardımcı olmaya başlıyorum…
Silent Hill adlı filmi hatırlar mısınız? Küçük bir kız “Sessiz Tepe!” çığlıkları atarak ruhunu bir başka güce teslim ediyordu. Ailesinin yoğun uğraşları sayesinde birçok kez ölümden dönmüştü. Bu kızımızın annesi bu durumda bir anormallik olduğu düşüncesindeydi. Bilirkişiler küçük kızın akli dengesinde sorun olduğunu düşünüyordu ama bunu kabullenemiyordu Centralia adlı kasabamız Koo. Kızının Silent Hill (Sessiz lombiya ülke sınırları içerisTepe) adlı haykırışlarında bir inde yer almaktaydı. Maden
29 PC Veteran
Ghost Town
bakımından zengindi ve özellikle büyük kömür yatakları vardı. 1962 yılına kadar şehir halkı rahat bir şekilde yaşamaktaydı. Ancak bu yıl içinde açılmış bir çukurda çöplerin yakılması sonucu ortaya çıkan yangın ilk önceleri hissedilmese de sonraları büyük bir problem haline gelmişti. İlk çalışmalarda yangın yüzeysel olarak söndürülşehri puslu bir havaya bulamıştı. Ağaçlar yeşermez, nefes alınamaz bir yer olmuştu Centralia… İnsanlar göç etmeye başlamıştı bu küçük cehennemden… Amerika bu olaya el attı ve yangını söndürmek adına büyük maddi yatırımlarda bulundu. Ancak bu yatırımlar işe yaramadı ve yeraltında 250 yıl daha yanacak kadar büyük bir kömür yatağı olduğu keşfedildi. Böylece dış güçler de yardım elini çekmişti Centralia’dan… Şehirde on bir kadar insan kalmıştı gerçekleşen göçler ile. Şimdi ise bu sayının altıya indiği söylenmekte… Burası için tam bir hayalet kasaba diyemeyiz ama net bir tavırla küçük cehennem diyebiliriz. Bir insanın yaşaması için gerekli olan temel ihtiyaçlardan temiz hava neredeyse hiç yok… Yerin altındaki sürekli devam eden yangını düşünürsek iki yüz yıl kadar da olmayacak… Belki de birkaç yıl içinde bu kasabada hayat belirtisi olmamakla beraber yaşayan insanlar da olmayacak… PC Veteran 30
dü. Ancak geçen zaman içinde bir maden işçisinin yeraltı sıcaklığını 82 derece olarak ölçmesi ile bir gariplik olduğu ortaya çıktı. Yeraltından yükselen dumanlar da bir felaketin habercisiydi. Çıkan yangın ne yazık ki yeraltındaki kömür yataklarına bulaşmıştı. Bu da büyük bir yangını doğurmuştu. Bu olay sonucu ortaya çıkan zehirli gazlar
1983 yılında Centralia
2001 yılında Centralia
Ghost Town
Oradour, Fransa
neden hunharca katlettiklerini kilisedeki katliamdan sadece Madame Rouffanche sanıyorum ki Alman askerleri isimli bayan kurtulabilmiştir. Almanlar şehirdeki İkinci Dünya Savaşı bildiğiniz de bilmiyordu… erkekler için de hepsini bir ambara toplayıp katletüzere milyonlarca insanın meyi uygun görmüşlerdir… ölümüne neden olmuştu. Hit- Bu insanlar nasıl öldürülmüştü ler Almanyası’nın acımasızca peki? Yahudilere yapılan Bu hayalet şehri Fransızlar yeniden canlandırma yaptığı katliamlar da savaşın büyük zulüm eşliğindeki girişimlerinde hiçbir zaman bulunmadılar. Hiroşima karanlık yüzünü çok daha çir- katliam kadar gaddarca mıydı? şehri gibi Oradour’u da savaşın ve katliamın izlerikin bir hale getiriyordu. Sivil, Ben olayın nasıl geliştiği ni tamamen taşıyan yüzüyle bıraktılar. Yerle bir asker fark etmeksizin yapılan hakkındaki bulguları verip, olmuş binalar, bir zamanlar yöre halkının kullandığı katliamlar insanlık tarihinin en bu sorunun cevabını sizlerin arabalar yerli yerindeydi. Fransızlar böylece ülbüyük ayıplarındandı elbette bulmanızın daha iyi olacağını kesi vatandaşlarımım düşmanlarını tanımalarını ki. Yine bu zamanlarda Hitler düşünüyorum. Alman askerleri sağlamakla beraber tarihlerine de sahip çıktılar. Almanyası’nın yapmış olduğu şehre girip tüm evleri aramış katliamlar sonucunda hayave birçoğunu ateşe vermiştir. let bir şehre dönen Oradour Kadınları ve çocukları sözde hakkında bilgiler vermeyi uy- koruma altına alarak kilisenin gun gördük. Şehrin insansız içine hapsetmişlerdir. Kikalması olayını şöyle anlatlisedekiler kendilerini güvende abiliriz: 10 Haziran 1944’de hissederlerken Alman askerleri Almanların şehri istila edip kiliseye el bombası atmışlardır. 642 kişiyi öldürmesi ile şehir Ancak bu el bombası halkının yok olmasıdır. İşin çalışmamıştır. Gözü dönen ilginç yanı ise bu kasabanın askerler kiliseyi tüfekleriyle Fransa’ya girmiş Alman kuvateşe tutarak katliamlarını vetlerine hiçbir direniş gösgerçekleştirmişlerdir. Bununla terisinde bulunmamasıdır. da yetinmemişlerdir ve belki Kendilerine karşı bir direnişte kilisede yaşayan vardır diye bulunmamış olan insanları binayı ateşe vermişlerdir. Bu 31 PC Veteran
İnceleme
COLIN MCRAE DIRT 2
YARIŞ KALDIĞI YERDEN DEVAM EDİYOR!
Codemaster’ın yapımcılığını yaptığı Colin McRae Dirt 2 yeni oyunu ile karşımızda. Diğer serilerinden de anlaşılacağı üzere Colin McRae Rally oyunlarının aranılan isimlerinden olmuştur. Oyunun bu yeni serisinde de diğer serilerinde olduğu gibi gerçeklik, görsel öğeler ve daha birçok ayrıntıya özenle değinilmiş. Oyunun 2. serisi çıkış tarihi belli olduğundan itibaren oyun meraklıları sabırsızlıkla beklemekteydi ve de beklediklerine deydi. Oyuna ilk etapda Subaru Impreza ile başlıyoruz. Bu aracı WRC simge ve resimxx PC PC Veteran Veteran 32
leriyle görmek isterdik ama oyunumuz WRC den çıkıp başka bir tarafa doğru gittiği için öyle yapmamışlar. Codemaster Colin McRae ölünce yeni pilotu seçmek için Amerika ya gitmeyi tercih ederek Ken Block’u seçip yollarına devam etmişler. İlk aklıma gelen soru şu oldu neden Amerikanlı bir pilot? Çünkü Amerikan da en yaygın olarak Nascar yarışları yapılmakta, ralli ise çok farklı bir kulvar. Nedenin anlamış değilim... Off-Road kavramını bu serisinde oyuncularına daha çok hissettireceği kesin. Görsel efektler ve hasar modellemeleri için
grafik motoru tekrar elden geçirilmiş, daha iyi bir sistem elde edilmiş. Buna göre, çok daha gerçekçi görüntüler ve fizik kuralları ile karşılaşacağız. Off-Road’lar sırasında rastlayabileceğimiz çamur, duman, kir gibi efektler son derece gerçekçi tasarlanıyor. Yağış ve ıslaklıklar için de ayrı bir motor hazırlanıyor ve üstelik aracımızın sürüşüne doğrudan etkileri bulunacak. Yani ne olursa olsun, bu gibi durumlarda kontrolü kaybetmemiz an meselesi olabilir. Müzikler, araçların sesleri, hasar, çarpma, taş toprak sesleri artık Codemasters’ın uzmanlık alanı olduğundan, bunlarda hiçbir eksik yok, o kadar yarış oyunu tecrübesinden sonra bunların
İnceleme kötü olması beklenemezdi zaten. Oyunun hemen başında kullandığınız Subaru Impreza’nın da motor sesinin gerçeğine çok yakın Grafikler ve Görüntüler DiRT 2’de görsel efektler ve hasar modellemeleri için grafik motoru tekrar elden geçirilmiş, daha iyi bir sistem elde edilmiş. Kaza yaptığımızda aracımızın hasar almaması kaçınılmaz. Gerçekçiliğe yakın bir sürüş keyfi. Her şey çok güzel düşünülmüş. Kokpit tasarımları, araçların modelleri, toz toprak efektleri, her şey çok güzel yapılmış. Araç içi kamerası sayesinde adeta siz yarışıyormuşsunuz gibi hava vermekterdir. Islanan camın silinmesi, efekt ve kurgu çok iyi düşünülmüş. Bunda ne var dicekseniz alt tarafı suyun cama sıçraamsı ve silinmesi ama birçok ralli oyununda bu gerçeklikden uzak bir görüntü çizmektedir. Oysa Dirt 2 de suyun camın yüzeyine çarpması ve dalgalanması çok iyi yapılmış gerçekle bir farkı yok gibi. Bu da sizi oyun esnasında çok güzel bir atmosfer yakalamanızda önemli rol oynuyor. Yapımcılar, DiRT 2’ye stadyum yarışları ekleyecekler. Burada, 40.000 ile 120.000 kişilik seyirciler önünde, her türlü yer şeklinde ralli yarışlarına gireceğiz. Bunun için de özel bir sistem geliştiriliyor, hem görsel hem de atmosfer olarak kendimizi bu kadar kalabalık bir stadyumda hissedebileceğimiz bir sistem yaratılıyor. Evlerinde özellikle iyi ses sistemlerine sahip olan arkadaşlarımız için son derece
hoş bir durum bu. Bunların dışında, yarışabileceğimiz parkurlar içinde Londra, Los Angeles, Çin, Malezya ve Hırvatistan gibi yerler olacak. Tabii bunlar DiRT 2’nin içerdiklerinden sadece birkaç tanesi. Esas oyun, bunun gibi dünyanın dört bir yanında farklı yerler içerecek. Hepsinin kendine has yer şekillerinin ve iklimlerinin de olduğunu varsayarsak, her yarış bizim için farklı bir tecrübe olacak...Oyunda güzel bir yapay zekâ da sizleri bekleyenler arasında, sizi çoğu zaman sağlam bir şekilde zorluyorlar. Kendi kendilerine kaza yapıyorlar, birbirlerini zorluyorlar, ne ararsanız var. Arada sürücüler kendi aralarında konuşuyor. Online Oynabilecekmiyiz? Bu soruya kocaman bir evet diye biliriz. Çünkü yapımcılar oyunu online oynabileceğimiz bir platformda hazırlamışlar. Gerçek zamanlı olarak online oyuncularla kapışabileceğiz ve ralli keyfini online olarak da çıkarabilecegiz. Oyunun fanatikleri zaten oyunun ne şekilde olduğunu ve geliştiğini az çok biliyor. Fakat bilmeyenler için “bu oyunu alıp neden oynamalıyım”? diyenlere şunu belirtmeliyim ki çok zevkle ve eğlenerek oynayabileceğiniz bir oyun olmuş. Evde direksiyon setiniz varsa değmeyin keyfinize. Sözün özü Codemaster oyunun diğer serilerinde yaptığı hataları görmüş ki bu serisinde neredeyse hiç hata yapmamış diyebiliriz. Tozu dumana katmaya hazır olun… Ali Sirkeci
GRAFİK: SESLER: HİKAYE: EĞLENCE:
Piste çıkıp, toz toprak yutma zamanı! Dirt 2 yarışseverlere kesinlikle önerilir...
8,7 33 PC Veteran
PC İnceleme
Dragon Age Origins İinceleme Hurcan Kose
Onurum için kan dökerim ben!
Onur... Onur, canlıyı güçlü kılar... Güç... Güç, canlıyı yenilmez yapar... Yenilmez bir canlı, EFSANE olur! Efsaneler ise… Unutulmaz olur!
Hürcan Köse PC Veteran 34
PC İnceleme Ejderhalar çağına gidiyoruz!.. Orta çağ... Hep merak edilmiştir insanlar tarafından. Parlak kılıçlar, devasa yaratıklar, kutsal ejderhalar, orclar,elfler,cü celer,cinler,insanlar... Hep merak edilmiştir Orta Çağ... Üzerine bir sürü film, dizi çekilmiştir. Bir sürü oyun yapılmıştır... Şimdi bugüne kadar çıkmış en iyi Orta Çağ yapımının adın söyleyeceğim sizlere: Dragon Age: Origins... Dragon Age: Origins ( kısaca DAO diyeceğim) bizi orta çağın en farklı mekanlarına, en dehşet verici topraklarına eşsiz bir senaryo eşliğinde sürüklüyor... DAO’da kendi karakteriniz özgürce yaratabiliyorsunuz. Yarattığınız karakterin ırkına göre ( İnsan,Elf veya Dwarf) hikaye ve senaryo da değişiklik gösteriyor.. Örneğin İnsan seçince soylu bir ailenin oğlu, Elf seçince de sıradan bir ormanda araştırma yaparken başlıyorsunuz. Ben sadece insan oynadığım için incelememi ona göre yapacağım. Yıllarca insanlar ve Archdemon liderliğindeki Darkspawn ordusu büyük savaşlar verdiler… İnsanlar son savaştan yenik çıkarken Grey Warden adlı savaşçılar çıkageldi ve insanlığı kıyametten kurtardılar.
Grey Warden olmak için DarkSpawn kanı içmek gerekiyor. Yeterli olanlar bu kanı içtikten sonra Grey Warden oluyorlar.. Yeterli olmayanlar ise ölüyorlardı... İnsan hikâyesinde soylu bir ailenin iki oğlundan biri olarak başlıyorsunuz oyuna. Kralın yakın arkadaşlarından birinin ihaneti sonucu kaleye baskın yapılıyor ve oyundaki babanız yani kral ve anneniz katlediliyor. Güçlü bir Grey Warden olan Duncan da sizi alıp Ferelden şehrine götürüyor bunun üzerine. Ferelden’de soylu bir Grey Warden olup ailenizi katleden DarkSpawn ve Archdemon’u öldürmeye ant içiyorsunuz. Oyunun senaryosu kısaca böyle.. Fakat oynadıkça büyük gelişmelerin olduğunu ve hikâyenin hiç de göründüğü gibi olmadığını göreceksiniz. DAO, etkili ve ayrıntılı bir karakter yaratma ekranına sahip. Saçınızı, sakalınızı, yüzünüzü, ağzınızı, burnunuzu kısaca her şeyinizi kendiniz belirliyorsunuz. Bunun yanı sıra karakterinizi kurarken ırkınızı ve sınıfınızı seçip ilk karakter puanlarınızı veriyorsunuz. Oyuna başladığınızda ilk diyaloglar çıkıyor ve Mass Effect’deki gibi bir diyalog sistemine adım atıyorsunuz. Vereceğiniz cevapları kendiniz belirliyorsunuz ve bu cevaplar oyunun gidişatına yön veriyor. 35 PC Veteran
PC İnceleme Oyunda bölümlerde ilerledikçe yeni insanlarla tanışıyor ve tercihlerinize göre onları grubunuza alıyorsunuz. Size çok yardımları dokunuyor söylemeden geçmeyeyim. Mesela ilk grup üyemiz. Bütün oyun boyunca yanımızda duran köpeğimiz. Daha ilk bölümde yaşlı bir bayanın yemek deposuna girip ortalığı dağıttını duyuyor ve onu hemen oradan çıkarıyoruz. Bir isim verip köpeğimizi grubumuza alıyoruz. Kamera ve kontroller çok rahat olmuş bir RPG’ye göre. İster kul bakışı, isterseniz de Üçünçü Şahıs Görünümü ile oynayabiliyorsunuz. Kontroller alışık olduğumuz gibi klavye mouse ile çok rahat olmuş. Savaş sistemi biraz karışık olsa da oynaya oynaya alışıyorsunuz. Çeşitli silah, zırh ve eşyaları oyunda karşılaşacağınız satıcılardan, bulduğunuz kutulardan veya varillerden ya da öldürdüğünüz canlılardan alıyorsunuz. Oyundaki görseller çok kaliteli. Özellikle çevre ve canlı tasarımları çok iyi olmuş. Kendinizi o zamanlarda hissedebiliyorsunuz. Doğrusu, grafikler şu ana kadar gördüklerim arasında en iyilerden biri.
PC Veteran 36
Kan efektleri, hava özellikleri ve bu gibi materyaller çok iyi yansıtılmış. Karakter modellemeleri çok ayrıntılı ve iyi olmuş. Fazla söze gerek yok. Grafikler oyunun en iyi yanlarından biri herhalde. Sesler de aynı grafikler gibi muazzam derecede iyi olmuş. Profesyonel sanatçılar tarafından seslendirilen karakterler oyunun verdiği zevki ikiye katlıyor. Aynı şekilde müzikler de öyle. Sizi havaya sokar derecede çok iyi hazırlanmışlar. Sesler kesinlikle kusursuz olmuş. Oyunun güzel bir yanı daha… Yapay zekâya gelirsek… Düşmanlarımız gayet iyi savaşıyor. Fakat yanınızdaki grup arkadaşlarınız siz bir emir vermedikçe veya saldıran olmadıkça hiçbir şey yapmıyorlar. Sizden gelecek komutu bekliyorlar sadece. Bu biraz sıkıcı olmuş doğrusu. Ama fazla dikkat edeceğinizi sanmıyorum.
PC İnceleme
Son söze gelelim. Dragon Age: Origins kısaca söylemek gerekirse dört dörtlük bir oyun olmuş. Her kafadan oyuncunun mutlaka alıp oynaması gereken arşivlik bir oyun olmuş. Böyle oyunları hep bulamayan biz oyuncular için çok iyi oldu Dragon Age. Arşivinizde bulunması gereken bir oyun olma hakkını fazlasıyla kazanıyor Dragon Age: Origins. Grafikleri, sesleri, oynanışı ve en önemlisi derin hikâyesi ile adeta bir başyapıt olmuş. Alın oynayın! Başka söze gerek yok...
Dragon Age Evreni Haritası
Grafik Grafik Hikaye Hikaye Eğlence Eğlence
Veteran Puanı: 9.4
37 PC Veteran
PC İnceleme
Karanlık Paris Sokaklarında İntikam, özgürlük duyguları Devriye gezen Nazi askerleri Eski bir araba yarışçısı Gizlilik ve hız ön planda Oyun bir film tadında... PC Veteran 38
Necmettin Arat
PC İnceleme
“Savaşta kazanan yoktur, kaybeden vardır.” Bu söz yıllarca söylenmiştir ve söylenmeye de devam edecektir. Savaş insanlar tarafından bir insanlık ayıbı olarak görülmüştür yüzyıllarca. Gerekmediği zaman yapılan savaşların insanlığa yakışmadığı muhakkaktır. Ancak her millet vatan toprağına (Türk inancına göre Vatan Toprağı kutsaldır ve namustur) kastedildiği zaman müdafaa etmekten geri kalmamıştır. Tarihte bu hep böyledir ve istisnasız tekerrür etmiştir. Savaşları genellikle liderlerin siyasi görüşleri ve politikaları belirlemiştir. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini benimseyen Mustafa Kemal Atatürk vatan toprağına düşmanlar kastettiği için Kurtuluş Mücadelesini başlatmıştır. Daha eski zamana gidersek, Yıldırım Beyazıd Timur Türk topraklarını deyim yerindeyse taciz ettiği için Ankara Savaşı ile düşman kuvvetlerle
Oyundaki bayan arkadaşlar güzellikleri ile dikkat çekiyor...
çarpışmıştır. Zamanı biraz daha ileriye sararsak Fatih Sultan Mehmet, Hz. Muhammed’in hadisi ve ülkesinin toprak bütünlüğünü sağlamak amacıyla İstanbul’u fethetmiştir. Liderler farklı oldukça savaşların tutumu da farklı olmuştur elbette. Tüm dünya Moğolların ve Timur’un acımasızlığını bilirken, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşın’daki Türk askerlerinin düşmana karşı olan vefalı hareketlerini de elbet unutmamıştır. Yukarıdaki satırlar bir hazırlık mahiyetindeydi sevgili okur. Şimdi işin özüne geliyorum yavaş yavaş. Dünyadaki siyasi hayat başladığından beri birçok akım ortaya çıkmıştır. Bunlar Komünizm, Nazizim, Emperyalizm ve daha adını saymadığım akımlar olarak sıralanabilir. Bu akımlar bir ihtiyaçtan doğmuştur da diyebiliriz kısaca. Mesela Nazizim bir diktatör edasıyla ülkenin başına geçen kişinin dayatmalara ve ırkçı politikalar 39 PC Veteran
PC İnceleme
Hitler Almanya’sı için kötüleşmeye devam ediyordu. 23 Nisan 1945’de Sovyet güçlerinin Berlin’e girmesi ile Almanya çok kötü bir duruma düşmüştü. Şehir istila ediliyordu ve Hitler eşi ile bir yer altı sığınağında saklanıyordu. Bu sığınakta çok uzun süre yaşamayan Hitler ölmüştü. İntihar ettiği söylentisi dolaşsa da net bir bilgi maalesef yok bu konuda. Gerçi Dünya’nın da Hitler’in ölümüne çok üzüldüğünü söyleyemeyiz ama Almanlar için üzücü bir durumdu…
Bu Geceki gösterinin ardından bir keyif sigarası şart... ile devletini yüceltmesine dayalı bir sistemdir. Peki, bu sistemi en iyi uygulayan kişi kimdir? Elbette ki Adolf Hitler olacaktır cevap. Birinci Dünya Savaşı sonrası kan kaybeden ve güçsüz bir durumda olan Almanya’da bir siyasi otorite kurmaya çalışan Hitler, Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi Başkanı olarak ülkenin başına geçmişti. Alman Irkının üstün olduğu düşüncesiyle vatanını yüceltmeye çalışmıştı. Bunu da halka karşı dayatmalar ve savaşlar ile yapmıştı. Bu savaşlar ile çok başarılı bir konuma gelmişti. Avrupa’nın büyük bir kısmı ve Asya topraklarının bir bölümüne hâkim olmuştu. İkinci Dünya Savaşında mutlak güç Almanya iken ve Naziler için her şey çok iyi giderken ABD ordusunun taraf değiştirmesi, böylece Almanya ile düşman olması ile bu hâkimiyet azalmaya başladı. Şartlar PC Veteran 40
Yukarıdaki satırlarda Nazi Almanyası’nın Avrupa’da da mutlak bir güç oluşturduğunu belirtmiştim. Bu hâkimiyet elbette ki Avrupa Devletlerini memnun etmiyordu. Halk da bu duruma karşıydı. İtalya ve Paris’te Nazi güçlerinin hâkimiyeti can sıkıyordu. İnsanlar da bu konuda tepkisiz kalmıyorlardı elbet. İşte incelemesini okuyacağınız oyun The Saboteur’de bu konuyu ele alıyor. Oyundaki karakterimiz Sean bir araba
PC İnceleme
yarışçısıdır. İşinde başarılıdır ve sevdiği kadınla mutlu bir hayat yaşamaktadır. Ancak çıkan İkinci Dünya Savaşı ile vatanına kasteden Nazi güçleri sevgilisini öldürmüş, arabasını yakmıştır. Sean hayatındaki iki önemli değerini kaybetmiştir ve öfke kusmaktadır. Onu en çok kahreden durumlardan birisi de hayatının anlamlarını yok eden Naziler ile sürekli aynı ortamlarda bulunma zorunluluğudur. Şehri kordon altına almış Alman askerleri her yerdedirler. Kaybedeceği pek bir şeyi olmayan kahramanımız Nazilere karşı çarpışmak amacındadır. Ancak bu sıradan aksiyon oyunlarındaki gibi klişe bir şekilde olmayacaktır. Sean bir yarışçıdır ve ateşli silahlar ile arası pek de iyi değildir. Mücadele edeceği kişilerin de Alman askerleri olduğunu düşünürsek çok dikkatli olmamız gerektiğinin farkına varmamız zor olmaz. Hızlı, sessiz ve dikkatli olmalıyız. Bir suikastçi olmalıyız ki nokta atışı ile önemli işler başaralım. Oyun bu yönden bakıldığı zaman haliyle Assassin’s Creed’i andırıyor. Ne de olsa iki oyunda da bir suikastçıyız.
Nazizm (Nasyonal Sosyalizm) Nedir? Faşist düşüncenin Alman versiyonuna denilir. İkinci Dünya Savaşının çıkmasındaki etken rollerden biridir.
Paris, âşıkların şehri… Eiffel Kulesi… Siyah ve beyaz… Sean ve Nazi Askerleri… Savaş, intikam, gizlilik… Oyun bildiğimiz ama aslında bilmediğimiz bir Paris’te geçiyor. Bir kere Paris o bildiğiniz aşk şehri değil. Nazi askerleri tarafından sarılmış ve istila edilen bir yer. İnsanlar mutlu değiller, el ele tutuşup sokaklarda gezemiyorlar. Zira askerler devriyedeler ve Alman Faşizmini uygulamaktan hiç çekinmiyorlar. Biz de bunu bildiğimiz için gizlilik ilkesini daha bir titizlikle uyguluyoruz. Neyse, Paris ile devam edelim. Paris’e güneş gözlükleriyle bakmaya ne dersiniz diye bir soru sormak geldi içimden? Eğer böyle bir düşünceniz varsa hiç boşuna uğraşmayın. Alın The Saboteur’ü ve Siyah – Beyaz bir Paris’e merhaba deyin. Yapımcılar ilk başlarda karanlık tonlarda yaptıkları şehri oyunda ilerledikçe renklenecek bir şekilde yapmışlar. Bu olayın benim hoşuma gittiğini söylemeden de edemeyeceğim ayrıca. Zira oyunda ilerleyip Paris’i Naziler’den temizlemeye çalışmasaydık, 41 PC Veteran
PC İnceleme
yine de renkli bir şehir çıkmayacaktı karşımıza. Savaşın hasarlarını yansıtan, kan ağlayan bir şehirde olacaktık… Atmosfer bir oyunda en önemli unsurlardan biridir kuşkusuz. EA Games bu konuda çok başarılı da değil açıkçası. Ancak bu kez şeytanın bacağını kıramasalar da burkmayı başarmışlar. Kibar Paris beyefendileri, değişen hava durumları, sokaklar, caddeler gibi etmenler zamana göre iyi modellenmiş. The Godfather gibi harika bir fikri mülkü yüzüne gözüne bulaştıran EA bu sefer aynı hatayı tekrarlamamış. Sokaklarda istila altındaki Paris havasını teneffüs ediyorsunuz buram buram. Denizde yüzebilmek, duvarlara tırmanabilmek gibi ekstralarda oyuna iyi yedirilmiş ve atmosferi güçlendirmiş. Peki, atmosferi kötüleyen şeyler yok mu? Elbette ki var. Örnek vermek gerekirse arabalar hasar almıyor. Yaptığım kazalar sonucunda hasar alan bir araca rastlamadım. Sadece kurşun izi vardı ancak bir darbe izine rastlamadım. Başka bir örnek olarak da vurarak kırdığınız elektrik direklerinin yere düşüşü o kadar kötü ki hiçbir görsel güzellik sunmuyor. Yine başka bir hata olarak da
İyi kalpli Seam Alman Askerine Tango öğretirken... bugları söyleyebilirim rahatlıkla. Arabanız duvarların içine girebiliyor, ayağınızı havada tutabiliyorsunuz ve başka hatalar da var. Sanırım bu oyunun biraz çabuk piyasaya çıkmasından dolayı oldu. Baştan savmalık yer yer kendisini hissettirdi diyebilirim. Sean Paris sokaklarında Nazi askerlerinden kaçmaya çalışmaktaydı. Geceydi ve zifiri bir karanlık vardı. Sean yorulmuştu ve bir de aniden bastıran yağmur onun hızını azaltmıştı. Artık kaçmak yerine saklanması gerekiyordu. Nereye saklanayım diye etrafta dolanıp duruyordu ve Nazi askerleri ellerinde fenerler ile onu aramaktaydı. Bir şimşek çaktı, etraf gündüz gibi aydınlandı. Askerler bu şimşekten etkilenmediler ve fenerleri ile arama yapmaya devam ettiler… Güzel başlayan ama kötü biten bir yazı oldu değil mi sevgili okur? Amacın gizlilik olduğu bir oyunda akıllı
PC Veteran 42
PC İnceleme
düşmanlar işi biraz daha zorlaştırabilir ancak aptal düşmanlar da bir o kadar kolaylaştırmaz mı? Yine de oyunun güzelliğine kapılıp bunları umursamamak kolay. Ancak her kes bu tavrı takınabilir mi? Gizlilik konusunda ustalaşmış kişiler için bu gerçek anlamda bir şova dönüşebilir mi? Ben şahsen hiç iyi oynayamadığım Assassin’s Creed ile kıyaslıyorum ve çok daha kolay geliyor bu oyun bana. Hata bende mi acaba? Nazi askerleri hakkında bazı hikâyeler vardır. Bu askerlerin içkiye ve kadına düşkünlüğü olduğu söylenir. Oyuna da yansıtılmış bu durum. Bizi karşılayan introda Nazi askerleri bir gece kulübündeler ve bira eşliğinde dansçı kızları seyrediyorlar. İçkinin dozunu kaçıranları ise bu kadınlara saldırıyorlar. Sean sırtı onlara dönük bir yandan içkisini yudumlarken bir yandan da eski fotoğraflara bakarak dertleniyor. İçindeki öfke gittikçe artıyor. Nefret ediyor şu Alman askerlerinden. Ailesini mahvedenlerden… EA Games’in tiki olduğu düşündüğüm bir konu var sevgili okur. Paylaşmadan edemeyeceğim. Sanırım yapımcılar araç sürüşünün yavan olmasını canice bir tavırla kutluyorlar. Dizi gibi oyun yapan bir firmadan hiç mi sürüş zevki yüksek olan araçlara sahip bir oyun çıkmaz? The Godfather serisi ile beni yayalığa terfi ettiren yapımcılar aynı şeyi The Saboteur ile de tekrar ettiler. Usta bir şöför olan Sean da isyan etti bu duruma. O da yayalığa terfi edenler kervanına katıldı. Yakında bir fayton alıp faytonculuğa başlamayı düşünüyor. Hem böylece geçmişinden de uzaklaşmış olur… Son sözlere geliyoruz sevgili okur. The Saboteur konu olarak çok iyi bir oyun. İkinci Dünya Savaşı’nın sadece FPSlere konu
olmayacağını da açıkça gösteriyor. Sıradan aksiyon oyunlarından sıkılanların da imdadına yetişiyor. Assassin’s Creed 2 hala PC’ye çıkmadı diyenleri teselli ediyor. Ancak başkahraman Sean’de kendi sorunlarıyla uğraşmak istiyor. Ona siz de yardım edin. Görün bakın çok eğleneceksiniz.
GRAFİK: SESLER: HİKAYE: EĞLENCE: Tarihsel bir konuyu işliyor olması bile oyunu oynamanız için yeterli olabilir.
7,7 43 PC Veteran
PS 3 İnceleme
Assassin’s Creed II İınceleyen: Berk Orhan
PC Veteran 44
PS 3 İnceleme Assassin’s Creed’in birinci oyunu hiç şüphesiz Next Generation konsolların oyunları içerisinde ayrı bir yere sahipti. Oyunun birincisi neredeyse mükemmel denecek animasyonlar, açık dünya da bütün şehirde istediğimiz yere tırmanabilme gibi birçok opsiyonu bize ilk defa sunuyordu. Ama bir oyunda mükemmel bir konu ve oynanış olması onu mükemmel yapmaya yetmiyordu. Assassin’s Creed ‘in birinci oyunu birçok eksiği de beraberinde getirmişti. Kendini devamlı tekrar eden görevler, eksik ve yetersiz kalmış yan görevler oyununun çok sıkıcı olmasına yetmişti. Peki, Xbox 360 ve PS3 için Ubisoft tarafından 17 Kasım 2009′da piyasalara verilen Assassin’s Creed II bu eksikleri kapatabildi mi? Kesinlikle evet. İşte bu yazımızda bu mucizenin nasıl gerçekleştiğini inceleyeceğiz. Assassin’s Creed II’de, birinci oyunun bittiği yerden devam ediyoruz. Kahramanımız Desmond, kendi hücresinde kilitlenmiş bulunuyor. Daha sonra birinci oyundan hatırlayacağımız sarışın hatun kişi elip bizi buradan çıkarıyor. Kısa bir süre Animus’da kalıyor ve ikinci oyunun kahramanı olan Ezio Audituerre de Firenze’nin doğumuna şahit oluyoruz. Bebek halde iken Ezio’nun el, ayak ve kafa gibi uzuvlarını kendimiz hareket ettiri-
yor ve Ezio’nun ağladığına şahit oluyoruz. Ardından Animus’dan çıkıp, hemen bulunduğumuz ortamı yanımızdaki hatun ile terk ediyoruz. Bu arada bol aksiyon ve gizlilik bir arada yürüyor. Templars ve Assassin’s gruplarının ikisi de bizim değerli atalarmızın hatıralarının peşindeler. Biz tercihimizi Assassin’s grubuna katılarak belli ediyoruz. İçinde bulunduğumuz binadan, bir arabanın bagajında kaçtıktan sonra, Assassin’s grubunun bulunduğu yere geliyoruz. Onlar da bir önceki oyunda Templars’ların sahip olduğu teknolojiye sahipler. Animus’un bir değişik versiyonunda yine geçmişe gidiyoruz. Ancak, bu sefer öyle çok uzak zamanlara değil, daha yakın bir çağa, İtalya’ya Rönesans dönemine gidiyoruz. Oyunun ilk bir kaç saati bize Ezio’nun aşkları, sokak kavgaları, düşmanları, ailemiz ile ilişkilerini yaşatmak ve bu sürede tabii ki, oyuna adapte olmamızı sağlamakla geçiyor. Bu sırada Ezio’nun yeni ve eski hareketlerini öğreniyoruz. Bu uzun bir süre gibi gelebilir. Ancak bu oyundaki karakterle aranızda duygusal bir bağ kurulmasını sağlıyor. Ezio açıkçası, Altair’den çok daha insansı bir karakter olmuş. Ezio, birinci oyundaki Altair’in
hareketlerinin aynılarının daha da geliştirilmişine sahip. Ezio yine muhteşem Free Running sistemi ile yönetiliyor. Bu gelişmelerden bazıları silahsızken dövüşebilme, silahsızken karşımızdaki düşmanın silahını alabilme ve onu savunmasız hale getirme olarak sıralanabilir. Ezio dövüş esnasında yine malum atak ve kontra atak düğmeleri ile yönetiliyor. Her şey doğru zamanlama ile ilgili, doğru zamanlama birçok savaşı kazanmanızı sağlayacaktır. Açıkçası bunları öğrendikten sonra, korkacağınız hiçbir dövüş yok. Ortalama bir oyuncu için bu bir iki düğmeye devamlı suretle basmak olarak algılanabilir ama usta ellerde bu dövüş bir sanat haline gelecektir. Ama tek başına dövüşmek Assassin’s Creed II’de artık tek opsiyon değil. Etrafta bulunan hayat kadınları, bazı serseriler ya da bir grup hayranımızı kendimiz için dövüşmeleri ya da düşmanın değerli bir eşyasını çalmaları ve onları oradan uzaklaştırmaları için kiralayabiliyoruz. Bizim için savaşanlar da oldukça iyi dövüşüyorlar. Çok kısa bir süre içerisinde onlar düşmanı etkisiz hale getirirken siz de o aradan sıvışıp hedefinize dövüşmeden gidebiliyorsunuz. Çok az bir uğraş ile şehir de ayaklanma çıkarmanız 45 PC Veteran
PS 3 İnceleme bile içten değil. Ezio, aynı Altair gibi saklanma yerlerine sahip. Bunlar çatılardaki bahçeler, saman küpleri ya da arabaları olarak sıralanabilir. Ama bunlar içerisinde artık eskisi gibi tam güvende değiliz. Düşmanlarımız eğer bizi bunların içerisine atlarken görürlerse oraya gelip ellerinde ki silahı samanların içerisine dolayısıyla bize sokmaya çalışabiliyorlar. Ama bizim de elimiz armut toplamıyor. Onlar tam samanların yanına geldiğinde biz de samanların içerisine onları çekip oracıkta onların işlerini bitiriveriyoruz. Bu arada Ezio yeni eklenen bir özellik olarak kısa süre de olsa suyun içerisine dalabiliyor ve orada kalabiliyor, evet ilk oyunda yüzme bilmeyen suikastcimiz bu sefer bıcı bıcı yapabiliyor. Ezio, ilk oyundakinin aksine ticaret ve gelirle de meşgul olmak zorunda etrafta ki bir çok kimse Ezio için gelir kaynağı olabilir. Böylece, Ezio çok büyük bir serveti yönetiyor olacak. Bunun yanısıra Ezio yankesiciliği de meslek haline getirebilir. Ama çok dikkatli olun insanlar paralarının çalındığını anlayınca pek de sakin olmuyorlar. Peki, bu kadar para ne işe mi yarayacak? Ezio’nun canı artık eskisi gibi otomatik olarak dolmuyor. Bazı can iksirleri, hatta tedavi masrafları, silahlar PC Veteran 46
zırhlar almanız gerekecek. Bunları şehirdeki çeşitli dükkânlardan alabilirsiniz. Zırhlar Ezio’nun az yara almasında çok önemli, silahlar ise düşmanları öldürmek ve onlarla başa çıkmak için gerekli ve doğal olarak da yaralandığınız da sağlık iksirleri size çok büyük faydalar sağlayacaktır. Silahlarımız arasında; fırlatılabilen hançerler, küçük dövüş hançerleri, dövüş kılıçları, duman bombası ve bir de tüfek benzeri tek atışlık bir barutlu silah bulunuyor. Ezio bunların dışında düşmanlarının silahlarını da onlara karşı kullanabiliyor. Oyunumuz Tuscana bölgesinde; Floronsa, Venedik ve bir kaç sürpriz yerde geçiyor. Şehirlerin genellikle merkezinde kendi malikânemiz var. Bu malikâne para ile güncelleştirilebilir bir yer. Ezio, para kazandıkça malikânenizi satın aldığınız özelliklerle malikânenizi geliştirebilir ve çeşitli bonuslar elde edebilirsiniz. Mesela kilise inşa ettiniz ve karşılığında gizli bir hazine bulacaksınız. Ya da silah dükkânı inşa edecek ve silah yapımında indirim alacaksınız. Bir çok opsiyon sizi bekliyor olacak. Malikânenizin dış görünüşünü de değiştirmek elinizde olacaktır. Malikâne maalesef silah değiştirebildiğiniz tek yer olacak. Ayrıca her görevin başında görevleri kabul etmeniz ya da ileride ki bir zamana ertelemeniz gerekecek. Bu biraz
can sıkıcı bir şey am zor değil Oyunda gece ve gü ise size yaşayan ve sunmuş. Gece oldu insanlar çekiliyor. A edasıyla sokaklarda Gündüz ise etraf cıv size yollarda yürürk yor. Selam verenler Oyunda Malikânen bölümlerde gizli bö Prince Of Persia be karşılaşacaksınız. B gizli yerlerinde gire de zamana karşı ya da tavan yapacaksın olması doğal aslınd sin’s Creed II’yi ya Persia: Sands Of Ti aynı. Bir önceki oyunda kendini tekrar eden bu oyunda yok. On çeşitli görevler bu o almış bulunuyor. Ya biraz ilgisiz kalmış de ana hikâye çok d etkileyici bir şekild Artık, bankta oturu yok ya da yankesic saçma görevler yok bir adamı bütün şeh ve zamana karşı ya heyecanlı adam öld daha fazlası var. Am
ma alışmak çok`da
ündüz devridaymı nefes alan şehirler uğunda sokaklardan Adeta bir hayalet a süzülüyorsunuz. vıl cıvıl ve insanlar ken saygı gösterir bile var. nin altında ki ölümler de ise bir enzeri hava ile Bu ve şehrin bazı eceğiniz dehlizler arışacak ve aksiyonnız. Bunun böyle da, çünkü Assasapan ekip, Prince Of ime’ı yapan ekip ile
bulunan ve devamlı n görevler artık nun yerine çok oyunda yerini Yan görevler yine ş ama olsun yine daha karmaşık ve de dizayn edilmiş. up adam dinleme cilik yapmak gibi k. Artık eskort etme, hir boyunca hızla arışarak takip etme, dürme bölümleri ve ma yan görevlerden
PS 3 İnceleme bir tanesinde 30 adet gizli yazılmış bulunan Assassin’s klanına ait dokümanı elde etmeniz isteniyor. Her seferinde bu dokümanları bulduktan sonra, bunları aile dostunuz Leonardo Da Vinci’ye götürüp sizin için deşifre etmesini istiyorsunuz. Allah’tan bu dokümanlar şehrin merkezinde ortalıkta bulunuyorlar ve çok kolay yerlere konmuşlar. Tabi bu zorlukların sonundada bir ödül bulunuyor (ama söylemem :D) Oyunun seslendirmeleri birinci oyuna göre daha başarılı. Özellikle karakterler arasındaki konuşmalar ve karakterlerin mimikleri mükemmel şekilde oyuna aktarılmış. Müzikler ise tam zamanında ve mükemmel şekilde devreye giriyor. Her şekilde sesler çok iyi ve etkileyici olmuş. Birinci oyunda en çok şikâyet edilen konulardan birisi, ekranda ağlamalardı. İkinci oyunun grafikleri biraz elden geçirilerek ve biraz da çalışma ile bu sorun büyük oranda düzeltilmiş. Hala ekranda çok fazla karakter olduğunda ağlamalar oluyor. Elimizde oyunun hem PS3 hem de Xbox 360 versiyonu bulunmaktaydı. 360 versiyonunda daha az ağlama olduğunu gördük. PS3 versiyonun da ağlamalar rakibine göre daha fazlaydı. Birinci oyundaki bazı hatalar bu oyunda da görülüyor. Mesela bazen Ezio, bir çatıdan yere inerken, yere bir karış kaldığında ayağının birisi havada
kalıyor. Ezio yere ulaştığını anlamıyor. Sek sek sekerek oynuyor. Ama rakiplerimizin maşallahı var. Bizi çatılarda takip etme de bile üstlerine yok.Hatta bazı yerlerde çok ciddi küfürler ettim o derece iyi bir AI ile karşı karşıyayız. Assasin`s Creed 2 kesinlikle alınması gereken müthiş bir oyun olmuş, oynayın oynattırın.
GRAFiK: SESLER: HiKAYE:
10
/9,2
47 PC Veteran
PC İnceleme
PC Veteran 48
PC İnceleme
Jigsaw PC Oyuncularını Kurban Seçti! Korku, bir insanın yaşamasını sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Bir şeyden kormazsanız, korunamazsınız. Korunamazsanız, hayatta kalamazsınız. Bazen de yaşamak için önemli seçimler yapmanız gerekebilir. 2004 yılında gösterime giren SAW (Testere) filminin de konusu bu idi. Yaşamak için seçim yapmalıyız. Seri çok sevilince devam filmleri geldi ve günümüzde altıncı filme kadar ulaştı. Hatta artık kült bile oldu denebilir. Filmin konusu kısaca şöyleydi: “Jigsaw adlı bir seri katil, kurbanlarını bayıltarak topluyor ve onları ölümcül testlere sokuyordu. Palyaço bir kukla ile hazırladığı filmler ve ses kayıtları ile kurbanlarına nasıl hayatta kalacaklarını söylüyordu. Eğer kurallara uyulmazsa, kurban ölüyordu.” Günümüzün en seçkin firmalarından
kurtulmak için ölümcül tuzakları geçmeli, birbirinden tehlikeli oyunlar oynamalı. Tahmin edeceğiniz gibi bu hiç de kolay olmayacak... Oyundaki tema genellikle filmdeki ile aynı. Jigsaw tuzaklar kuruyor, siz de bu tuzaklardan kurtularak ödülünüze ulaşıyorsunuz. Ödül dediğimde iyi bir şey olduğunu sanmayın sakın. Söyleyip tadınızı kaçırmayayım en iyisi. Dediğim gibi tema hep aynı. Sürekli birileri kesilip biçiliyor ve siz de ya kurtarıyorsunuz, ya da kesme biçme işlemini yapan kişi oluyorsunuz. Böyle dediğime de biri olan Konami de bu harika konudan ve filmden etkilenerek SAW oyununu yaptı. Bakalım oyunumuz aldanmayın. Seçim hakkı size verilmiyor oyun kendi senaryonasıl olmuş... suna göre ilerliyor hep. Açıkçası bu biraz sıkıcı olmuş. Hatta Kan Dök! Daha Çok Kan Dök! bayağı sıkıcı olmuş. Sürekli aynı SAW’da ilk filmden tanıdığımız Dedektif Tapp’ı yön- şeyleri yapıyorsunuz. Oyun lendiriyoruz. Jigsaw’ın tuzaklarından birinde ortağını kendini tekrarlıyor. Çoğunlukla kaybetmiş ve katili yakalamak için her şeyi yapmaya karanlık, iç karartıcı mekânlarda geçen oyunumuzda hep yanlız hazır. Jigsaw’ı yakalamak ve tutulduğu yerden 49 PC Veteran
PC İnceleme
olmayacağız. Yine kurtulmaya çalışan ve bizleri tuzağa çekmeye çalışan insanlar da olacak. Yerde bulduğumuz taş, sopa ve benzeri çeşitli araçlarla bu düşmanları alt ediyoruz. Çoğu mekânda zor bulmacalarla karşılaşıyoruz oyunda. Aslında o kadar zor değil. Ama bayağı kafa yoracağınıza eminim. Hatta iki veya üçüncü bölüm olmalı… O bölümde bulmacaya doğru yerden bakmanız gerekiyordu. Çok iyi tasarlanmış bir bulmacaydı. Oynayınca neden bahsettiğimi göreceksiniz... Oynanışa kısaca değinelim... Bahsettiğim düşmanlarımız bize, buldukları sopa, cam, bıçak, şişe gibi öldürücü aletlerle saldırıyor. Tabi biz de boş durmuyoruz. Aynı aletleri biz de kullanabiliyoruz. Eğer istersek çeşitli tuzaklar kurup onları içlerine de çekebiliyoruz. Böylesi daha heyecanlı oluyor. Canımız azaldığında yerde, çekPC Veteran 50
mecelerde, gizli mekânlarda bulduğumuz aşı benzeri can verici nesneleri kullanıyoruz. Oyundaki savaş sistemi bunlarla sınırlı değil. Bazen tuzaklara yakalanan siz de oluyorsunuz. Bunun için yürürken çok dikkatli olmanız gerekiyor. Aksi takdirde kapı eşiğine kurulmuş bir pompalı tüfek beyninizi havaya uçurabilir. Oyundaki korku unsuru pek fazla hissedilmiyor. Çünkü gideceğiniz yer, yapacağınız şeyi bulmanız çok kolay. Bu da araştırmayı, kapalı mekânlara girmeyi imkânsız kılıyor. Fazla korkmuyorsunuz bu nedenle. Karanlık mekânlarda ışık için elinizdeki çakmağı kullanıyorsunuz. Yani herhangi bir feneriniz, lambanız yok. Sadece çakmak. Tabii bu çakmağın da bir yanma sınırı var. 30–40 saniyeden sonra sönüyor. Biraz bekletince tekrar yakabiliyorsunuz. Yani gaz bitmesi falan söz konusu değil. Oyunda hep çıplak ayakla iler-
PC İnceleme
liyoruz. Yerdeki cam ve benzeri nesnelerin üzerinden geçerken çok dikkatli olmalıyız yoksa canımız fazlasıyla yanabiliyor. Bu iyi bir ayrıntı olmuş. İlk kez gördüm doğrusu... Bazı kapıları ve kilitli kutuları çeşitli mekânlarda bulduğunuz maymuncuklarla açıyorsunuz. Anahtar ile de açabilirsiniz ama böylesi daha işinize gelecek. Grafiklere bakalım biraz... Oyunumuzda Unreal Engine 3 tercih edilmiş. Şaşırmadım doğrusu. Film oyunu için yeni bir motor hazırlayacaklarını sanmıyordum zaten. Karakter detayları fazla iyi gözükmese de çevre detayları çok hoş gözüküyor. Özellikle vermesi gereken tedirgin edici havayı fazlasıyla veriyor. Kan efektleri olması gerektiği gibi ne fazla ne de az. Ama sanki biraz az mı olmuş ne?.. Neyse.. Oyun sisteminizi fazla zorlamayacaktır eminim. O kadar geniş hari-
talara ve iyi görsellere sahip değil oyunumuz. Grafikler ortalamanın altında değil. Ama üstünde de değil. Ne iyi ne de kötü. Sesler... Sesler kesinlikle oyunumuzun en iyi yanı. Müzikler... Çoğunlukla filmden tanıdığımız müzikler kullanılmış. Bazen gaz veriyor, koşuyorsunuz… Bazen de tedirgin ediyor en küçük adımınıza dikkat ediyorsunuz. Tam yerlerinde kullanılmış müzikler. Karakter seslendirmeleri ve mekânlardaki sesler gayet güzel olmuş. Hiç bir eksikleri yok. Gelelim sadede... SAW kaliteli bir yapım olmuş. Fakat ne kadar iyi olursa olsun bir film oyunu olmaktan öteye gidememiş. Oyundaki tek düzelik ve görsellerin kalitesizliği eksi puan alıyor. Sesler ve mekân tasarımları da artı puanları hakediyor. Kısaca söylemek gerekirse SAW,
aksiyon-bulmaca severlere göre bir oyun olmuş. Arşivlik bir oyun değil. Bir bitirmelik bir oyun sadece. Ama bir bitirmeye değer bir oyun olmuş SAW. Benim tavsiyem: Aksiyon-Bulmaca hayranlarının denemesi gereken bir oyun olmuş SAW.Denemelisiniz!..
Hürcan Köse 51 PC Veteran
PC İnceleme
PC Veteran 52
TROPICO 3
PC İnceleme
Parayla ada almaya son…
Amerika ve Sovyetler Sömürgesindeki Bir Diktatörlük Simülasyonu… Demokratik bir ülkeye mensup olan bizler için diktatörler iyi birer yönetici değillerdir. Böyle düşünmemizin nedeninin de bu diktatörlerin demokratik yollarla değil de türlü oyunlar sonucunda başa geldiklerinden kaynaklanmakta sanırım. Bu düşüncenin tersini söylemek saçmalık olur ancak her topluluğun başında bir lider olması gerektiği gerçeğini de atlamamamız gerek. Aksi takdirde milletlerin kendi bayrakları altında toplanmaları ne kadar mümkün olabilir ki? Elbette ülkenin başına geçecek olan kişinin demokratik yollarla belirlenmesi gereklidir ancak dünya adaletli değil… Latin Amerika adalarında da ki hayatın da bizimle net farklılıkları olduğunu göz önüne alırsak diktatörlüğün ihtiyaçtan doğduğunu bile söyleyebiliriz. (Ne diyorum ben böyle?)
Birkaç ay önce haberlere bakarken görmüştüm. Ada satışları yapan kişiler varmış. Parsel parsel vatan satmaktansa direk toprağı satmayı daha uygun bulan kişiler de varmış demek ki. Satılan bu adalarda elektrik, su gibi temel ihtiyaçların da mevcut olduğu söyleniyordu. Böyle bir şeyin ülkemizde olmayacağı muhakkak (topu topu kaç tane adamız var ki zaten?) ama dediğim gibi bazı ülkelerde hayat farklı. Tropico adlı oyunumuz da bu farklılıkları ele alıyor. Bir ada düşünün bu adada 60 kişilik bir topluluk yaşamakta. Onların haklarını savunacak bir hükümet de yok. Sizin içinizde de hafiften bir diktatörlük sevdası var. O zaman ne yapıyoruz? Bu ülkenin başına geçerek kendi krallığımızı kurmaya çalışıyoruz. Halkın devlet babası olmaya çalışıyoruz. Eğer bunun aksi bir düşüncede olursanız zamanla demokratikleşen adanızda yapılan seçimlerle rakipleriniz tarafından saf dışı edilmeniz olası bir ihtimal…
şeklini uygulayabilirsiniz. Tabi ki bunların size getirileri ve götürüleri olacak. Komünist bir politika izlerseniz özgürlükçü bir akım doğabilir bu da sizi ülkenin başında istemeyen vatandaşların çıkmasına büyük ölçüde yardımcı olur. Che Guevara’nın yaptıkları buna en güzel örnek olur kuşkusuz. Eğer nasyonal bir politika izlerseniz daha milliyetçi bir tavır içinde bulunacaksınız. Biraz nötr kalan bu politika dış güçler Sovyetler ve Amerika Birleşik Devletleri’nin pek hoşuna gitmeyebilir. Eğer ben bunları istemem, benim halkım teokratik bir anlayış içinde yönetilecek diyorsanız ülkenizi dine dayalı bir yönetim ile yönetebilirsiniz. Ancak bunu yaptığınız taktirde reform hareketleri gibi halkın memnuniyetsizliği sonucu çıkan durumlar oluşabilir.
Bir diktatör nasıl ülkenin başına geçer ve nasıl başarılı olur? Bu soruyu sorarken kendime oyun beni açılış videosuyla aydınlattı. Bu videoda 1949 yılında bir diktatörün nasıl ülkenin başına geldiğini ve adasını nasıl büyüttüğünü gösteriyordu. Hoşuma giden bu video ile Oyunumuz 1949 yılı itibari ile başlıyor ve oyuna bayağı bir ısınmıştım. Çünkü o capcanlı maksimum 2000 yılına kadar sürüyor. Tabi Latin Amerika atmosferini yaşayacağımın bu 51 yıllık dönemde devletin başında kalamüjdesini vermişti bana. Filmlerden de bilecek kadar başarılı bir diktatörseniz kalkıp kendinizi alkışlayabilirsiniz. İlk başlarda gayet bildiğimiz üzere Latin Amerika ülkeleri müzikleriyle, renkli plajlarıyla ünlüdür. Ayrıca kolay olan işler zamanla demokratikleşen ve medenileşen halkınız tarafından zorlaştırılıyor. tarım faaliyetlerinde de ileri düzeydedirler. Siz de şarlatanları oynuyorsunuz tabiî ki halkın Yasa dışı uyuşturucu madde üretimi ve bir nevi yasal olan tütün üretiminde dünyada önemli sizi defetmemesi için. Ancak yine de ipler bir yere sahiptirler. Tropikal meyveleri de unsizin elinizde. İzleyeceğiniz siyasi politika ile utmamak gerek… Bunları bilmek gerek çünkü halkın size karşı tutumunu oluşturabilirsiniz. oyuna başlarken ilk politikamız tarımımızı İsterseniz komünizm, isterseniz nasyonalizm eğer arzu ederseniz de dine dayalı bir yönetim güçlü tutmak olmalı. Sonuçta ilk başlardaki 53 PC Veteran
PC İnceleme vatandaşlarımız sürekli toprakla haşır neşir olmuş insanlar ve sanayi onlar Tropico 3 simülasyon tarzı oyunları sevenler ve politikayı seviçin biraz lüks. Bu da ister istemez tarım faaliyetlerine yönlendiriyor bizi. enler Amerika için harika bir olacaktır. Latin Amerika müzikleri ve seçim Sovyetler Sömürgesindeki Bir Diktatörlük Peki, en çok karı hangi mahsulden alırım diyorsanız cevabım hazır. Oyunda handikabını da eklersek oynanmaya değer bir oyun var karşınızda. Simülasyonu… tütün çok önemli bir yere sahip. Ticari değerinin çok yüksek olması belki Uzun süreli bir oynanış sunmasa da eğlenceli vakit geçirmenize de onu bu kadar önemli kılıyor. Ama tek başına tütün yetiştirmek elbette ki olanak sağlıyor. Demokratik bir ülkeye mensup olan bizler için diktatörler iyi birer yeterli değil. Hammadde varken bir de türün fabrikası kurarsanız demeyin Necmettin Oyunumuz 1949 yılı itibari ile başlıyor ve maksimum 2000 yılına ka- Arat yönetici değillerdir. Böyle düşünmemizin nedeninin de bu diktatörkeyfinize… Tabi globalleşen ülkenizde halkı da mutlu etmek zorundasınız. dar sürüyor. Tabi bu 51 yıllık dönemde devletin başında kalabilecek demokratik yollarla değil de türlü oyunlar sonucunda başa İnsanlar zaman ilerledikçe daha yüksek standartlarda bir hayat istiyor. kadar başarılı lerin bir diktatörseniz kalkıp kendinizi alkışlayabilirsiniz. geldiklerinden sanırım. Bu düşüncenin tersini Gecekondu mahallelerinde yaşadıkları için bunu istemeye hakları da İlk başlarda gayet kolay olan kaynaklanmakta işler zamanla demokratikleşen ve söylemek saçmalık olur ancak her topluluğun başında bir lider var. Siz de şehrinize apartmanlar dikerek bu gecekondulaşmayı ortadanmedenileşen halkınız tarafından zorlaştırılıyor. Siz de şarlatanları olması gerektiği gerçeğini de atlamamamız gerek. Aksi takdirde kaldırabilirsiniz. Ancak iş imkânı bol olsun ve ev kiraları düşük olsun ki oynuyorsunuz tabiî ki halkın sizi defetmemesi için. Ancak yine de milletlerin kendi bayrakları altında toplanmaları ne kadar mümkün halkınız yine gecekondulara dönmek zorunda kalmasın. Sonuçta bu işin bir sizin elinizde. ipler İzleyeceğiniz siyasi politika ile halkın size karşı olabilir ki? Elbette ülkenin başına geçecek olan kişinin demokrade seçim kısmı var… tutumunu oluşturabilirsiniz. İsterseniz komünizm, isterseniz nasyotik yollarla belirlenmesi gereklidir ancak dünya adaletli değil… nalizm eğer arzu ederseniz de dine dayalı bir yönetim şeklini uyguLatin Amerika adalarında da ki hayatın da bizimle net farklılıkları Politik akımlar… layabilirsiniz. Tabi ki bunların size getirileri ve götürüleri olacak. olduğunu göz önüne alırsak diktatörlüğün ihtiyaçtan doğduğunu Komünist bir politika izlerseniz özgürlükçü bir akım doğabilir bu bile söyleyebiliriz. (Ne diyorum ben böyle?) Ülkemizde politika her nedense birilerinin ağzından duyulan sözler üzerine da sizi ülkenin başında istemeyen vatandaşların çıkmasına büyük kuruluyor. Aklına ve mantığına hükmetmeyenler için de bu bir cahilliğe ölçüde yardımcı olur. Che Guevara’nın yaptıkları buna en güzel Parayla ada almaya dönüşüyor. Eğer siz de bu ezberci politik düşüncelere sahip olanlardansanız örnek olur kuşkusuz. Eğer nasyonal bir son… politika izlerseniz daha milbu oyunda zorlanacaksınız. Çünkü bazı önemli kararları vermeniz gerekeliyetçi bir tavır içinde bulunacaksınız. Biraz nötr kalan bu politika Birkaçve ayAmerika önce haberlere görmüştüm. Ada satışları yapan cek ve bunların dönüşü olmayacak. Hatta öyle bir an gelecek ki kötünün dış güçler Sovyetler Birleşikbakarken Devletleri’nin pek hoşuna kişiler varmış. Parsel parsel vatan satmaktansa direk iyisini aramanız gerekecek. Bu etmenler ne ola ki diye soran çıkabilir diye gitmeyebilir. Eğer ben bunları istemem, benim halkım teokratik bir toprağı satmayı daha uygundiyorsanız bulan kişiler de varmış ki. Satılan düşünerek söylüyorum. Doğal afetler ile başınız illa ki derde girecektir.anlayış Bu içinde yönetilecek ülkenizi dine demek dayalı bir yönetimbu adalarda elektrik, su gibi temel ihtiyaçların da mevcut olduğu söyleniyordu. afetler sonucunda maddi hasarlar ortaya çıkacak. Sağlam bir ekonominiz ile yönetebilirsiniz. Ancak bunu yaptığınız taktirde reform hareketleri Böyle bir şeyin ülkemizde olmayacağı yoksa bu sizi derinden sarsacak. Gerçi dış güçler size yardım eli uzatacaklar gibi halkın memnuniyetsizliği sonucu çıkan durumlarmuhakkak oluşabilir. (topu topu kaç tane adamız var ki zaten?) ama dediğim gibi bazı ülkelerde hayat farklı. ama elbette ki bu yaralarınızı sarmaya yetmeyecek. Tropico adlı oyunumuz danasıl bu farklılıkları ele Bu alıyor. Bir diktatör nasıl ülkenin başına geçer ve başarılı olur? so- Bir ada düşünün bu adadaoyun 60 kişilik topluluk yaşamakta. Onların Bir ülkede emniyet teşkilatının da çok önemli olduğu kuşkusuz bir gerruyu sorarken kendime beni bir açılış videosuyla aydınlattı. Bu haklarını savunacak bir hükümet de yok. Sizin içinizde de hafiften çektir. Zamanla teröristleşme ve serseriler ortaya çıkacak ve size bunun videoda 1949 yılında bir diktatörün nasıl ülkenin başına geldiğini bir diktatörsevdası var.gösteriyordu. O zaman ne yapıyoruz? Bu ülkenin başına geçerek zararları olacak. Ülkenizdeki önemli binaları basan teröristler sizden five adasını nasıllük büyüttüğünü Hoşuma giden bu video kendi krallığımızıÇünkü kurmaya çalışıyoruz. devlet babası oldye isteyecek. Ben koskoca diktatörüm teröriste para mı yedireceğim diye ile oyuna bayağı bir ısınmıştım. o capcanlı LatinHalkın Amerika maya çalışıyoruz. Eğer bunun aksi bir düşüncede düşünürseniz daha büyük bir maddi kayba uğrayabileceğinizi de belirtmek atmosferini yaşayacağımın müjdesini vermişti bana. Filmlerden olursanız zamanla demokratikleşen adanızda seçimlerle rakipleriniz tarafından isterim. Üst satırlarda belirtmiş olduğum gibi belli dönüm noktalarında de bildiğimiz üzere Latin Amerika ülkeleriyapılan müzikleriyle, renkli saf dışı edilmeniz olası bir ihtimal… kötünün iyisini bulmanız gerekecek. Ayrıca serseriler de çok önemli bir plajlarıyla ünlüdür. Ayrıca tarım faaliyetlerinde de ileri düzeydediproblem olmasa da yine de sizi uğraştırabilir… rler. Yasa dışı uyuşturucu madde üretimi ve bir nevi yasal olan tütün üretiminde dünyada önemli bir yere sahiptirler. Tropikal meyveleri de unutmamak gerek… Bunları bilmek gerek çünkü oyuna başlarken PC Veteran 54 ilk politikamız tarımımızı güçlü tutmak olmalı. Sonuçta ilk başlardaki
GRAFİK: SES ve MÜZİK: ATMOSFER: EĞLENCE:
10/8,1
PC VETERAN DERGİSİ PRENSİPLERİ PC Veteran Dergisi yazarları açık sözlülükten yanadır. Gerçekleri çekinmeden, saptırmadan aktarır. Oyun ayrımı yapmaz hepsine objektif bir bakış açısıyla yaklaşır. Dergimizdeki görevli kişiler okurlardan gelen yorumlara samimiyetle ve dürüstçe cevap vermeyi hedef edinmiştir. Bu gayeden hiçbir zaman uzaklaşılmayacaktır. Okuyucularından aldığı güç PC Veteran dergisinin en büyük maneviyatı olacaktır. Siyaset, futbol fanatizmi, ekonomi gibi konumuz dışındaki bölümlere yorum getirmeyeceğiz. Okuyucusunun gözünde oyunlara verdiği değerler ile yükselen bir dergi olacağız. Tembellik yapmayacağız. Sosyal yaşantımızı ve kişisel görevlerimizi yerine getirdikten sonra gerektiği zamanlarda uyuşukluk yapacağız. Biz sadece iyi oyunları değil, kötü oyunları da yazarak okuyucularımızı bilgilendirmenin peşindeyiz. Hiçbir durumun etkisi altında kalıp kötü oyunlara iyi süsü vermeyeceğiz. Objektiflik ilkesinden şaşmayacağız. PC Veteran Dergisi Ekibi Adına Necmettin Arat
PS 2 İnceleme
Herke haberi Türkiy yayınl izdeki yüksel en büy konsol atalım
Hey S
Önceli gerçek kat etm göre ış kadar der gib Can’t men ri birlikt dada d baltalı nunda Edge’i liydi f Artık E man k Rumb PC Veteran 56
esin Amerikan Güreşinden i vardır.Özellikle son günlerde ye’dede bazı TV kanallarındada lanmaya başlanması ülkemi güreş sever oranını gerçekten ltti.Evet şimdide bu sektörün yüğü olan WWE’nin resmi l oyunu SD vs R 10’a bir göz m.
Sen Pataklanmaya Hazırmısın ?
ikle şunu belirteyim.Oyun kten oynanabirlikte büyük yol miş. Örneğin:Geçen seneye şınlanmalar artık yok denicek az.Bazılarınızın ışınlanma neki bi oluyorum.Örneğin:Cena You See Me hareketi çekerken heingin ortasına geliyor adamla te ve bu ne yazık ki yeni oyundevam ediyor.Oynanabirliği ıyan özelliklerden birisi oyua bu.Aynı şey geçen sene in spear hareketi içinde geçerfakat bu ne mutluki düzeltilmiş. Edge spear çekerken direkköşeye ışınlanmıyor.Royal ble maçları tamamen değişmiş
PS 2 İnceleme
ver harika olmuş arkadaşlarınızla oynadığınızda gerçekten büyük zevk alabiliyorsunuz.Artık Rumble maçlarda sadece adamın göğüsünden tutarak dışarı atamıyoruz.Bacağından tutarak kafasını iterek gibi yepyeni ringden atma hareketleri eklenmiş. Şimdi ise gelelim oyunun bir kaç kötü özelliğini açığa çıkarmaya. İlk olarak spikerlere gelelim geçen sene gerçekten THQ spikerlerde büyük yol kat etmişti.Spikerlerin kelime haznesi çok gelişmişti vede maçı anlatırken bir futbol maçı gibi çok heyecanlı anlatıyorlardı.Ancak ne yazıkki bu sene onu göremedik maçı adeta ‘’bitsede gitsek’’ havasında bize aktarıyorlar bir ara heyecanlansalarda sonra hemen yine aynı oluyor.Seyirciler artık eskisi g ibi maçı taktıkları yok. Seyircilerin sesi olabildiğince aza indirilmiş.
bölümüne göz atalım.Oyunun en zevk verici bölümü tabikide burası. Bu bölüm 6 RTW’yle karşımızda bunlar:Cena&HHH,Edge,Randy Orton,HBK,Kendi yarattığımız güreşçi vede büyük bir bayan izleyicisi kitlesi olan WWE’nin bayanları düşünürek koyduğu Mickie James.Cena&HHH bölümü arkadaşınızla birlikte oynayabileceğiniz bir RTW iki kişilik oynandığında gerçekten çok hoş oluyor.Aralarından en çok Edge’in RTW’sini beğendim diye bilirim.Bir oturuşta bitiriverdim.Edge hell bir karakter olduğu için gerçekten oynarken büyük zevk veriyor.Ancak dikkat ettiğim bir nokta var.Oda geçen sene RTW’lerde Undertaker’ında storysi vardı.Ancak gerçekten çok saçma bir story olduğu için çok tepki çekmişti.Bu sene THQ Undertaker’a RTW hazırlamamış. Kendi karakterimizi oluşturup Bu Benim Rüyam:Wrestlemania başladığımız RTW’de biraz saçma olmuş.Biraz bahsedeyim. Şimdi ise oyunun Story modu olan Santino Marella ve Kofi Kingston RTW(Road To Wrestlemania) Intercontiental Championship için 57 PC Veteran
PS 2 İnceleme
bir maça çıkıyorlar.Tabi bizde seyirciler arasında sadece bir taraftarız.Marella kazandıktan sonra arenadaki seyircilere laf atmaya başlıyor.Vede en sonunda bize bulaşıyor.Bizde ringe girip (taraftar kıyafetleriyle değilde sanki bir güreşciymiş gibi güreşci kıyafetleriyle) onu yenip kemerini kazandıktan sonra olaylar devam ediyor.
sunuz ki artık PS2’nin devrinin yavaş yavaş kapanması ve yapımcıların PS3 ve Xbox360’a yönelmesinden kaynaklanıyor. Sonunda Tuttu.
bulmalı. Böyle Olmamalıydı...
Gelelim Create A Story moduna.Bu mod benim için ger bir hayal kırıklığı oldu.Şimd bunu okuyanlar bana muhale olabilir ama.Gerçektende böyle beklemiyorduk.Birinci seçenek sayısı oldukça az iki si ise diyalogların olmaması. uğraşırım diyenler oynasın a daha da geliştirilip sunulmas gereken bir mod olduğu kesi
Sonunda THQ, SD vs R serisi taraftarlarını dikkate aldı ve overall’lerde düzeni getirdi. Artık eskisi gibi WWE’ye yeni adım atmış Superstarların PS2’De Yine Hüsran... overall’larini 86,90 gibi görmüyoruz. Birde artık maçta WWE’nin resmi internet sitesoynanabirliği ve gerçekçiliği inde Smackdown vs RAW 10 baltalayan 10-20 kere finisher duyurulup oyundaki karakterlerin yapmada kalkmış.Finisher yap- Son Sözler dış görünüşleri sitede verilince mak için artık baya iyi dövmememinim ki herkesi büyük bir iz lazım adamı. Oyunu arkadaşlarınızla heyacan fırtınası sarmıştır.Ancak oynadığınızda gerçekten ne yazık ki,Bu skinler PS3 için Oyunun bir eksiside bana göre. çok zevkli.Ancak tek başına geçerliydi.Tamam biliyorduk Oyundaki zorluk derecelerinin oynayınca ve RTW’leri güreşcilerin bu kadar iyi fiziksel iyi ayarlanamaması.Kendimbitirdikten kısa bir süre sonra olarak PS2’ye aktarılamayacağını den örnek vereyim.Legend rafa kaldırılacak bir oyun. ancak hiç bir değişiklik yok seviyesinde oynamama rağmen Ama yinede her güreş severi çoğu Superstarda geçen seneye adamları çok kolay halt edeoynaması gereken bir oyunu göre aynı.(Triple H,Shawn Mibiliyorum.Legend kelimesinin ısrarla söylüyorum. chaels, v.b) Ama bunun nedeni karşılığı bu olmamalı.THQ tabiki bir çoğunuz bunu biliyor- yeni serilerde buna bir çözüm Berke B PC Veteran 58
rçek di efet
isi, inci.Ben ama sı in...
a
in u
Bilgin
PS 2 İnceleme
FOTO ANALİZ Grafikler resim PS 3 olduğu için parlak ve göze hoş görünüyor. Ancak incelememiz PS 2 versiyonuna göre yapıldığı için aynı görselliği bulamayacağınızı belirtelim. Oyundaki karakter animasyonları çoğaltılmış ancak yine de pek yeterli değil. Bir süre sonra aynı hareketleri yapmak oyuncuyu sıkıyor.
OYUN PUANLAMASI
Grafikler: 7 Seslendirme: 7 Oynanabilirlik: 7 Genel: 7 59 PC Veteran
En Karizmatik O
Özel Dosya
Max Payne: Hayatımıza 2000’li yılların başlarında giren Max Payne, deri ceketi ile nam salmıştı. Türk filmlerine benzer hikâyesi ile derbeder bir aşk adamı olan Dedektif Payne bizden birisi gibiydi… İlk oyunda yüzündeki ekşi surat ifadesi ile biraz komik duruyordu ama serinin ikinci oyunu ile Max ağabeyimiz filinta gibi bir delikanlı olmuştu. Koştukça sağa sola savrulan deri ceketi, yüzündeki karizmatik ifade ile genç kızımız Mona’nın sevgisini de kazanmıştı. Aralarındaki aşk yasak olmasa da Aşk-ı Memnu gibi kaçarak yaşayabilmişlerdi sevgilerini… Max ağabey az mı bağırmıştı o karizmatik sesiyle “Mona!” diye. Az mı rüyalardan ter içinde uyanmıştı sevdiceğini morglarda görünce… O bir aşk adamıydı ve bu onu olduğundan daha da karizmatik gösteriyordu. Maaşı da iyiydi sonuçta NYPD’da bir dedektifti… Ama mutlu bir hayatı olmadı, olamadı. Ruhsal sorunlar, çatışmalar ve ölümler peşini bırakmadı. Max Payne oyun dünyasında en çok sevilen karakterlerden biri oldu ve bunu da hak ediyordu doğrusu… Biz de ona bu listede yer vermeden duramazdık… Necmettin Arat PC Veteran 60
Oyun Karakterleri
Özel İnceleme Dosya
Tommy Angelo: Karanlık bir Ağustos gecesiydi… Taksici Tommy müşterisini bırakmıştı ve bir sigara molası veriyordu. Sakin bir hava vardı ortalıkta… Bu sakinlik bir anda bozuldu. Silah sesleri bir çatışma çıktığının habercisiydi. Derken koşarak kendisine doğru gelen iki adam gördü Tommy. Bu adamların ellerinde silah vardı ve sıradan bir vatandaş olan Tommy’i bu korkutmuştu. Sam ve Paulie adlı bu iki mafya üyesi taksiye atladılar ve arabayı sürmesini emrettiler. Tommy Angelo bunu yapmadığı takdirde canından olacağının farkındaydı ve arabayı sürmeye başladı. Ancak onu bir başka sürpriz daha bekliyordu. Arkadan bir başka mafya ailesinin arabası onları takipteydi. Sam adlı mafya üyesi “ Arkamızdaki arabayı bir şekilde atlat! ” dedi. Tecrübeli taksici bunu başardı ve bu iki adamı Salieri Bar adlı mekâna götürdü. Adamlar buna beklemesini söylediler ve bara girdiler. Bardan çıkan Sam’in eli cebindeydi ve emin adımlarla kendisine doğru geliyordu. Tommy korkmuştu cebinden bir silah çıkarıp onu vuracağını düşünüyordu. Ancak Sam cebinden silah değil içi para dolu bir zarf çıkarıp taksiciye verdi “ Bu sanırım hasarlarını karşılar. “ dedi. Tommy
elbette diyerek parayı aldı ve taksi durağına doğru yol aldı. Bu olayın üzerinden birkaç gün geçmişti ki yine beklenmedik bir olay oldu. Tommy müşterisini bırakmıştı ve park yerinde sigara içiyordu. Sokaktan koşarak iki adam geldi ve Tommy’nin arabasına beysbol sopalarıyla saldırmaya başladılar. Tommy’i de arabadan dışarı çıkardılar ve ona da temiz bir dayak çektiler. Bu adamlar birkaç gün önce Salieri Bar’a götürdüğü mafya üyelerinin rakipleriydi. Tommy bu adamları bir şekilde atlattı ve koşarak Salieri Bar’a gitti. O da artık bir mafya üyesi olmuştu ve hayatını bu şekilde kazanacaktı. Gerçekçi bir havada olması ve sürükleyici hikâyesi ile Bay Angelo’da bu listede görülmesi gereken kişiler arasındaydı… Necmettin Arat 61 PC Veteran
En Karizmatik O
Özel Dosya
Ghost:
Altair: Gizemli olmak bir insana bu kadar mı yakışır? Geçmişe dönüp atalarımızın hatalarıyla yüzleştiğimiz Assassin’s Creed oyununda tanışmıştık Altair ile… Kahramanımız bir makine sayesinde geçmişe dönüyordu. Geçmişte üzerinde beyaz pelerini ile çok havalıydı. Bir suikastçı olarak tam da seçilmiş kişi olarak duruyordu. Ama bunun haricinde, yani sosyal hayatındaki durumu gerçekten vahimdi. Şaşı ve gayet sıradan bir karakterdi. Biz onu beyaz pelerini için sevdik ve bu listeye layık gördük… PC Veteran 62
Modern Warfare 2’ oyunu ile karşımıza çıkan, maskesi ve tavırları ile gönlümüzde taht kuran bir karakterdi Ghost. Onu bu kadar çekici yapan maskesindeki kafatası resmi olsa gerek. Ancak Ghost’u sevmemizin belki de en önemli nedeni; Call of Duty 4: Modern Warfare adlı oyunda ölen arkadaşımız Gaz’ın sesine sahip olmasıydı. Kurmuş olduğu bu imaj ile göze çarpan ve parmakla gösterilen bir karakter olmuştu kendileri... Posterleri ile de odalarımıza renk katmıştı... Zaten ünü isminden büyük olan bir oyunda bulunması da onun boş bir karakter olamama olasılığını iyiden iyiye arttırıyordu. Çok sempatik bir karakter değildi belkide ama karizması tartışılmaz birisiydi... Bu kadar sevilen bir karakteri bu listeye almamak büyük bir ayıp olurdu ve biz de çok sevdiğimiz Ghost’u en karizmatikler listesine dahil ettik. İtirazı olan? :) Hürcan Köse
Oyun Karakterleri
Özel Dosya
Dark Prince: Adını bilmediğimiz prensimiz ülkesinin işgale ve yıkıma uğraması sonucunda bunun sorumlularını bulmak için yollara koyulur. Babasının trajik ölümü ile iyice sinirlenen Prince, Zamanın Hançerini alarak zamana hükmeder. İyice güçlenen Prince babasının katilini öldürür ve ülkesine tekrar barışı getirir. Tam her şey yoluna girmişken, Prince’in sevgilisi kaçırılır ve öldürülür. Fakat gizemli bir şekilde ruhu, prensin vücuduna bir zincir ile bağlanır. Prens artık yarı kum canavarı yarı insan olmuştur. İstemediği zamanlarda Dark Prince’e dönüşüyor ve suya değdiğinde normal haline geri dönüyordu. Zincirleri ile oradan oraya uçabilen Dark Prince güçlü karakteristik özellikleri, bir Prince of Persia serisinin baş karakteri olması ve karizmasıyla bu listeye girmeyi fazlasıyla hak ediyordu. O, güçsüz ama haklı değil, güçlü ve haklı olandı... Vatanını, ailesini ve sevgilisini canından çok seven kusursuz bir kahramandı. Prince adlı karakterimiz 2008 yılında çıkmış olan en son oyunu ile karizmayı çizdirmişti ama Dark Prince’nin şanını gölgeleyememişti bu durum... Ve o da listemize giriş yaptı... Hürcan Köse
Batman: Batman’i bilmeyen yoktur heralde... Karizmatik kostümü ve eşsiz tavırları ile Batman’in gönüllerde hep ayrı bir yeri vardır. Son çıkan The Arkham Asylum adlı oyunu ile bu yerini kaybetmedi, aksine daha da sağlamlaştırdı. Bir Marvel çizgi kahramanı olan Batman düşmanı The Joker ile olan mücadelesi ile de meşhur olmuştur. Bir ikon haline gelmiş Batman’i listeye almamak saygısızlık olurdu ve biz de dahil ettik kendisini... Hürcan Köse 63 PC Veteran
Unutulmayanlar
İntikam,yenilmez bir duygudur. Akışına kapıldığın an hayatın değişmeye başlar... İlk başlarda fark etmezsin.. Daha çektiğin hava gibi içine girer. Yavaş yavaş vücuduna yayılır ve intikamı fark etmeye başlarsın yanıp tutuşursun bu duyguyu dindirmek için...Ama ne olursa olsun bu duygu kaybolmaz ve sebep olduğu acı da asla sona ermez...
Uzun ince bir yoldayım.. Liselim nerelerdesin! Max Payne’in ilk oyundunda konu kısaca böyleydi..Ailesi öldürülen Max Payne PC Veteran 64
intikam yemini etmişti... Şimdi de ikinci oyunuyla tekrar karşımıza çıkıyor.2. oyundan farklı olarak bu sefer konumuz intikam değil. Max Payne iş ortaklarından birini öldürmekle suçlanır ve görevi,rozeti,işi elinden alınır. Max Payne her yerde aranmaktadır. Gerçek katili bulmalı ve polise teslim etmelidir.. Ama belki de katil ta kendisidir..? Max’e bu konuda yardım eden bir bayan arkadaşımız da ortaya çıkıyor oyunda. Mona Sax. Bildiğiniz üzere Max amca tam bir aşk adamı. Mona gibi bir bayanı buldu mu kolay kolay bırakmaz
Unutulmayanlar
tabi. Aralarında büyük şeyler yaşanıyor da neyse söyleyip heyecanınızı kaçırmayayım en iyisi. Oyunun konusu genelde böyle ilerliyor. Tabii sırf bunlar değil.. Gittikçe konu daha da gelişiyor ve kendimizi hiç umulmadık işlerin içinde buluyoruz. Max amca Mona ile birleşiyor ve katilin izini sürmek için yollara tehlikeden tehlikeye atılıyorlar.. Hadi bu maceraya biz de katılalım!..
Ağzım yüzüm dağınık olsa da gururum var! Oyun bizi hoş bir menü ve güzel bir arka plan resmi ile karşılaşıyor. Mükemmel bir müzik de cabası. Başlıyoruz... Oyunumuza hastanede başlıyoruz. (Ne zaman evde uyandı ki bu adam?!) Yarı rüya yarı gerçek gibi. Ayakta uyuyoruz yani. Suratımız dağılmış haldeyiz ve geçmişle ilgili herhangi bir şey hatırlamıyoruz. Tabii bütün imgeler yavaş yavaş gözümüzün önüne geliyor oyun içinde. Fakat başta hiçbir şey hatırlamıyoruz. Kafamıza kürekle vurmuşlar sanki beş yıldır uyuyormuşuz gibi.. Ya da kumar borcu yüzünden dayak yemiş, komaya girmiş gibiyiz.. Anladınız herhalde halimizi. Ehm.. Neyse. Oyunun kontrolleri ilk oyundan alışık olduğumuz gibi. Klasik bir yön verme sistemi ve hoplama zıplama... Fakat bir değişikliğimiz var. İlk oyundaki bullet time biraz değiştirilmiş. Sadece kendimizi oraya buraya savururken açılan bullet time artık isteğimize göre her an açılabiliyor. Bunu sağ fare tuşu ile halledebiliyoruz. Diğer oraya buraya savrulma (!) hareketleri ise yine iyi düşünülmüş. Elimizin kolayca ulaşabileceği yerdeler. Bul65 PC Veteran
Unutulmayanlar
let time’ın bu yeni özelliği oyunu biraz hatta bayağı bir kolaylaştırsa da kullanırken bayağı zevk alacağınıza eminim... Oyun görsel açıdan çağ atlamış gibi görünüyor. Harika kaplamalar ve karakter modellemeleri ile süslü oyun sizi kendinizden alıp ortamın içine sokabilir doğrusu. Özellikle Max Payne ve Mona Sax’ın modellemeleri çok güzel olmuş. En küçük ayrıntıya bile dikkat etmiş yapımcılar.Ara sahnelerdeki videolar da gayet akıcı ve güzel olmuş. Oyunun grafikleri ne kadar güzel olsa da fazla iyi bir sistem istemiyor. Çoğu bilgisayar açar bu oyunu rahatlıkla. Artık çevremizdeki objelerin neredeyse hepsi ile etkileşim halindeyiz. Bunlar dolaptan tutun boya kutusuna kadar değişiklik gösterebiliyor. Düşmanlarımız da artık odun gibi ölmüyor. Hatta içinizde biraz sadistlik varsa yerde duran öldürdüğünüz adamların cesetlerine bomba atarak havada uçuşlarını izleyebilirsiniz. Grafiklerden ve fizikten bir artı puan aldı oyunumuz. Oyunun sesleri de çok başarılı olmuş. Karakter seslendirmeleri profesyöneller tarafından yapılmış. Aynı şekilde müzikler de büyük özveri ile hazırlanmışlar. Son sözlerimi de ekleyerek kapanışı yapmak istiyorum artık. Max Payne 2, ilk oyunu oynayan veya oynamayan, türün hayranları için çok kaliteli olmuş. Mutalak denenmesi gereken dört dörtlük oyunlardan biri. Şu günlerde yeni oyunu gelirken Max Payne 2 ile bol keyifli zamanlar geçirebilirsiniz...
PC Veteran 66
Hürcan Köse
Harry Potter TR Harry Potter Hayranlarının Buluşma Noktası http://www.harrypottertr.net
67 PC Veteran
On-Line
Günümüzde Devasa Çoklu Oyunculu Oyun (MMORPG) türü çok rağbet gören bir türdür. Çoğu MMORPG sizi bağımlısı yapar, başından kaldırmaz, hatta dayak yemenize ya da dayak atmanıza bile sebep olur. MMORPG çok garip bir türdür. İçinde her türlü şeyi bulabilirsiniz. Güzel bir hikaye, hoş bir oynanış ve en önemlisi milyonlarca insan!.. Sanırım MMORPG oyunlarının en büyük artısı milyonlarca oyuncuya sahip olmalarıdır. Günümüzde en çok oynanan MMORPG çoğu kişinin bildiği üzere World of Warcraft’dır. Gerek hikayesi, gerek görevleri, gerekse atmosferi bakımından harika bir oyundur. Sanırım tek eksisi var, o da ücretli yani P2P olmasıdır. PC Veteran 68
Aylık belli miktarda ücret ödeyip oyunu oynayabiliyorsunuz. Her gün bir çok yapımcı da bu kurala karşı çıkarcasına ücretsiz yani F2P oyunlar için çalışmalar yapıyorlar. Şimdi piyasadaki en kaliteli MMORPG oyunlarından biri olan Runes of Magic’e göz atacağız... Runes of Magic çok kapsamlı bir oyun. Çoğu MMORPG’nin aksine 5000’den fazla görev barındırır ve görev yapmadan seviye atlamanızın yolu yoktur. Ayrıca sadece görev yapıp seviye atlamak değil amaç. Çeşitli zanaatler de öğrenip gerekli materyalleri toplayınca kendinize giysi, silah ve benzeri eşyalar yaratabiliyorsunuz. Üstelik çok kolay. Sadece kendinize
değil, bunları başkalarına da satabiliyorsunuz. Oyunda yine bir çok MMORPG oyununda olmayan bir özellik var. Ev sistemi. Kendinize ücretsiz olarak bir ev edinebiliyor ve evinize oyun içindeki altınlarınızla mobilya alabiliyor veya G1 Kredisi denilen özel elmaslardan alarak evinizi genişletebiliyorsunuz. Oyunun Türkçe olması da bizler için en büyük artı sanıyorum. Çünkü İngilizce’si iyi olmayan birinin bu görevleri anlaması adeta imkansızdır. Türkçe diyorum da oyunun yapımcıları Türk değil. Oyun, Runewaker Entertainment’in ürünü. Gamerfirst de Türk serverlarının
sahibi.Runes of Magic, Taborea adlı bir ülkede geçiyor. Varanas krallığı ile yönetilen bu ülke geçmişte bir çok savaşa mekan olmuştur. Fakat gün içinde barış ile yaşam sürmektedirler. Oyundaki savaş sistemi çok kaliteli olmuş. Sanki gerçek bir oyuncuya karşı savaşıyormuş hissi veriyor. Karşınızdaki yaratık büyüler yapıyor, kendine ek özellik basıyor ve bir çok şey yapabiliyor. Hatta çok yara alırsa sizden kaçabiliyor. Oyunda bir sürü zindan da bulunuyor. Bu zindanlarda, klanınızla veya arkadaşlarınızla yaratık avlayabiliyor ve en sonunda zorlu bir boss ile savaşabiliyorsunuz.
On-Linse
Taborea, Onurlu Savaşçılarını Arıyor! Runes of Magic, çoğu MMORPG oyunun aksine çok kaliteli grafiklere ve seslere sahip. Kendinizi güzel grafikler ve sesler ile birden Taborea evreninde buluyorsunuz. Yetenek efektleri ve karakter modellemeleri çok ayrıntılı ve güzel hazırlanmış. Oyunun müzikleri de çok hoş. Çoğu zaman içinize bir mutluluk ve garip bir hüzün veriyorlar. Tabii hangi mekandaysanız bu müzikler değişiyor. Örneğin, Varanas kapısında yeşilliklerin arasındaysanız hoş, yavaş bir müzikle karşılaşıyorsunuz. Ama Terk Edimiş Manastır’a girerseniz iç karartıcı ve garip bir müzikle karşılaşıyorsunuz. Kısa kesmek gerekirse, Runes of Magic dört dörtlük bir MMORPG olmuş. Bu türü sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.
Hürcan Köse 69 PC Veteran
On-Line
Sanal bir karakterim olsun, onu yöneteyim, hatta onunla asker, politikacı, işadamı vb olayım diyorsanız eğer çok doğru bir sayfayı okuyorsunuz demektir. Bugün size tanıtacağım Erepublik oyunu adından da anlaşılacağı gibi E-Cumhuriyeti temsil ediyor. Oyunda gerçek ülkeler var. Bu ülkelerden birini ve herhangi bir bölgesini seçerek oyuna başlıyorsunuz. İlk başladığınızda yapmanız gerekenler maalesef sınırlı. Sadece “work” “train” (çalış, antrenman yap) şeklinde bir beş gününüz geçiyor. PC Veteran 70
İşte asıl oyun da beşinci günden itibaren başlıyor. Çünkü beşinci günden itibaren artık “fight” (savaş) yapabiliyorsunuz. Dünyanın çeşitli bölgelerinde çeşitli sebeplerden savaşlar çıkıyor. İki ülke birbirleriyle savaşıyorken bazı sebeplerden müttefikleri de işin içine girerse gerçekten büyük çaplı bir savaşla karşı karşıya kalıyorsunuz. Oyun mekaniğinden bahsetmek gerekiyorsa, her gün çalışmanız, ekmek yemeniz, ve antrenman yapmanız sizin için çok hayırlı olacaktır. Çalışmak için
3 tane skilliniz var; Manufacturing, Land ve Constructions. Evet bu skilleri de o skillin işine girerek seçiyorsunuz. Yani özel bir seçme ekranı yok. Ve her çalıştığınızda skillin arttığını da göreceksiniz. Tabii ki bir de antrenman var. Antrenman yapıp kendinizi geliştirdiğiniz sürece savaşlarda vurduğunuz miktar da buna bağlı olarak artacaktır. Tabii her gün çalışırsanız bunun için güzel bir ödül de alabiliyorsunuz. 30 gün çalıştığınızda altın yaldızlı güzel bir madalyanız ortaya çıkıveriyor.
On-Line
Oyunda bir de “Q” sistemi yani; kalite sistemi var. Her türlü itemde olan bu sistem itemin kalitesini belirliyor. Kalitesine göre de kullanımı değişiyor tabii ki. Kim kalitesi yüksek bir ürünü kullanmak istemez ki? Bu arada oyunda şirket kurabiliyorsunuz. Oyunda çok fazla altınınız bulunursa epey zahmetli bu işe girebilir, iş dünyasının en büyüğü olmak için rakiplerinizle yarışabilirsiniz. Ah evet, önemli bir ekonomik sistem de var. Her ülkenin kendi yerel parası bulunmakta. Bu paralara göre ekonomi şekilleniyor. Eğer ülkenin parası değerliyse onunla daha kolay gold alınabiliyor, daha iyi bir yaşam şartları sağlanabiliyor. Eğer değersizse o ülke gerçekten yaşanmaz bir hale gelebiliyor. Size küçük bir örnekle açıklayayım. Bir ülkenin 40 parasından 1 altın alabiliyorsunuz. Ancak diğerinin 130 parasından 1 altın alabiliyorsunuz. Aradaki farkı anladığınızdan eminim. Ve oyunda tam bir politikacı olabiliyorsunuz. Milletvekilinden tutun da devlet başkanı rütbesine kadar yükselmeniz mümkün. Ağzınız iyi laf yapıyor ve biraz da birşeyler biliyorsanız bu işte yükseleceğinize adım gibi eminim.
Tabii ki oyunda bir de “level” sistemi bulunmakta. Yaptığın her şey size “exp” getiriyor. Siz de bu expler ile level atlıyorsunuz. Ama level atlamanın oldukça zor olduğunu söylemeliyim. Oyunun en çok sevdiğim yanlarından birisiyse bir gazetenizin olması. Eğer paranız yeterli geliyorsa siz de bir gazete açıp halka yazılar yazabilirsiniz. Oyunun en güzel yanlarından biri de bu olsa gerek. Hatta halk tarafından makaleniz oylanırsa yazınız ülkenin anasayfasına kadar çıkabiliyor. Yani daha çok kullanıcı tarafından okunma şansına sahip oluyorsunuz. Şunu da söylemeliyim, oyunda ikinci bir ehsaba sahip olamıyorsunuz. Eğer böyle birşey yapıp ondan yararlanır ya da yönetirseniz, başınıza kötü şeyler gelebileceğini söylemem gerekiyor. Onca emeğin bir anda yok olmasını izlemek hoşunuza gitmeyecektir. Biraz da güncel olaylardan bahsetmeliyim. Türkiye olarak zor günler geçirdiğimiz söyleyebilirim. Yunanistan, İsrail ve Romanya ile müttefikleri ülkemize büyük savaşlar açıyorlar. Hatta geçtiğimiz günlerde maalesef Marmara Bölgesini kaybetmiştik. Şimdi bir
müttefiğimizin elinde olsa da hala bizim bölgemiz sayılmaz. Eğer siz yeni oyuncuların yardımı olursa dünya üzerinde güçlü bir rütbeye sahip olabiliriz. Bize saldıranları ancak sizin yardımınızla yenebiliriz. Yazımın sonunda Erepublik’in size övüp çok güzel bir oyun olduğunu söylemekle yetiniyorum. Ancak oyunun en büyük zaafı Türkçe olmaması. Oyunda bir de davet sistemi ile üye olursanız ülke ekonomisine yararlı olacağınız söylemeliyim. Hatta kendi davetiyemi de vereyim. Buradan gelenlere elimden geldiğince yardım edeceğimi de ekliyorum. İyi oyunlar.. Eren Çevik
71 PC Veteran
Dosya Konusu
Al Pacino'yu Onemli Bir Aktor, Marlon Brando'yu Bir Efsane Yapan, 37 Yıllık Bir Mafya Filmi The Godfather Mario Puzo 1920 yılı doğumlu İtalyan asıllı Amerikalı bir gazeteciydi. Mesleğinin yanı sıra kitaplar da yazıyordu. Bu kitaplardan ilk ikisi The Dark Arena ve Mama Lucia sıradan kitaplardı. Mario Puzo’ya pek de büyük bir kazanç sağlamamışlardı. Puzo sorumsuz bir hayata sahipti ve paraya ihtiyacı vardı. Geleceğini pek aydınlık görmeyen yazar kendisine para kazandıracağını inandırdığı The Godfather (Baba) projesi üzerine çalışmaya başlamıştır. Ancak yayıncı bu kitaba avans vermeyi kabul etmemişti. Mario Puzo buna rağmen kitabını tamamladı ve kitap yayın hayatına başlayınca büyük ilgi gördü. Amerika’da ve dünyadaki diğer ülkelerde Bestseller (Çok Satanlar) listesine girmişti. Puzo için işler rayına girmişti. Ve hayatı büyük bir değişime başladı. The Godfather harika bir senaryo üzerine oturtulmuş bir eserdi. Kitapta Corleone Mafya Ailesinin hayatı anlatılıyordu. Mafyanın karanlık dünyasına akıcı bir anlatım ile girerek insanların ilgisini çekiyordu. Ayrıca başkarakterler dışında kalan diğer karakterler de çok iyi eklenmişti kitaba. Kitaba olan bu ilgi Paramount’un dikkatini çekmişti. Kitabın filmine büyük rağbet olacağını düşünerek Paramount film stüdyosu Mario Puzo ile anlaşmaya vararak The Godfather kitabının filmini çekmeye karar verdi. Filmin yapım aşaması PC Veteran 72
Dosya Konusu
aksaklıklar ile geçti. Paramount yönetmen Francis Ford Coppola’nın aktör seçimlerinden hoşnut değildi. Coppola zor günler geçirdi filmi çekerken. Paramount tarafından istenmeyen adam olarak ilan edilen Al Pacino ile gizli çekimler yaptı. Uykusuz geceler ve zorlu geçen günlerin ardından The Godfather Part I beyazperdelere konuk oldu. 1972 yılında çıkan ve gişe rekorları kıran film Paramount’un hem sevinç hem de utanç kaynağı olmuştu. Al Pacino’nun mükemmel performansı ona güvenmeyen yapımcıları adeta utandırmıştı. Buna rağmen yapımcılar hatrı sayılır bir gişe hâsılatı elde etmişlerdi. The Godfather’ın ilk filmindeki senaryoya şöyle bir değinmek gerekirse; film II. Dünya Savaşının bitiş dönemi olan 1945 yılında başlıyor. New York’ta hüküm süren Corleone Ailesini konu alan film aile hayatı ve mafya bağlarını ortaya seriyor. Karanlık işlere bulaşan mafya mensupları boş zamanlarında ailelerine olan bağlılıklarını yerine getiriyorlar. Ailelerini işten daha önemli gören bu karanlık adamlar intikamı ne pahasına olursa olsun affetmiyorlar. Çocuklarım ve karım daha rahat yaşasın diye çalışıyorlar ve bundan asla pişmanlık duymuyorlar. Kadınlara ve çocuklara karşı büyük saygı duyuyorlar. Masum insanların canlarını kendi canları kadar değerli sayıyorlar. İnsan bu akımlar karşısında mafya bu kadar yufka kalpli olabilir mi diye düşünmeden edemiyor. Bu duruma ise en güzel noktayı filmde Don Vito Corleone karakterini canlandıran Marlon Brando’nun filmdeki şu sözü koyuyor “ Ben hep çalıştım. Ailem için çalıştım. Pişman değilim, özür de dilemiyorum. Ben sadece başımızdakilerin bizimle kukla gibi oynamasına göz yummadım.” Hikâyeyi biraz daha genişletmek istiyorum sevgili okur. Film karanlık bir odada başlıyor. Solgun yüzlü Bonasera adlı bir İtalyan Don Vito Corleone ile konuşuyor. “Servetimi Amerika sayesinde kazandım. Kızımı 73 PC Veteran
Dosya Konusu
bir Amerikalı gibi yetiştirdim. Kızıma özgürlük verdim ama ailesinin şerefine leke sürmemesini öğrettim.” Sözleriyle konuşmasına başlıyor ve kızının iki serseri tarafından dövüldüğünü anlatıyor. Kızı hastanede yattığı halde o iki serseriye mahkemenin verdiği cezayı ertelemesinden yakınıyor. Don Vito Corleone’den adaleti yerine getirmesini istiyor. Sonrasında ise karşılıklı konuşmalar sonucunda Don Corleone (nam-ı diğer Baba) meseleyi çözeceğini ve bunu bir armağan olarak kabul etmesini söylüyor Bonasera’ya. Böylece Baba hakkında az-çok bir fikre sahip oluyoruz. Savaşla beraber ortaya çıkan otorite boşluğundan yararlanarak güçlü bir konuma gelen ve kendi bölgesinde bir vali gibi davranan mafya ailesinin başkahramanı olduğunu anlıyoruz. Sonrasında ise Corleone ailesinin iş meseleleri, aile bağları derken film sizi içine çekiyor. Anlatılmaz, yaşanır denebilecek seviyede bir bağlılık başlıyor filme karşı. Corleone ailesinin düşmanlarını siz de düşman belliyorsunuz. Ailenin içinde bulunduğu kötü durumlarda nasıl kurtulacağını bulabilmek için siz de kafa patlatıyorsunuz. Kısacası kendinizi bir mafya ailesi içinde yaşıyor gibi buluyorsunuz. (Ne de olsa bu bir film) Ayrıca serinin ilk filminin IMDb adlı sitede dünyanın en iyi 2. filmi olarak yer aldığını da unutmadan aktarayım. Hayata sıfırdan başlayarak en büyük olmak Efsane kalmak, efsane olmaktan daha zordur. The Godfather unutulmayan bir eser olarak akıllarda yer etmeliydi. Akıllarda taze kalmalıydı. Ayrıca yapımcılar da böylesine kazançlı bir PC Veteran 74
Dosya Konusu
filmi yarıda bırakacak saflıkta değillerdi. Serinin ikinci filmi çekilmeye başlanmıştı. Yeni yüzlerin de katılımıyla ve artık hafızalara kazınmış The Godfather adıyla filmin daha büyük bir başarıya adım atacağı düşünülüyordu. Ayıca Robert de Niro’da filmdeki yeni aktörlerden biriydi. Filmde Don Vito Corleone’nin gençlik ve çocukluk yıllarını canlandıracaktı. Finansal olarak da bu sefer film daha iyi domine edilmişti. İlkine göre daha sorunsuz ve kolay çekimler sonucunda The Godfather Part II 1974 yılında sinemaseverlere sunuldu. İlk film kadar rağbet gören Part II’de yapımcıların yüzünü güldürmüştü. The Godfather Part II serinin ilk filmine göre daha duygusal bir havaya sahip. Babası Corleone’deki mafya babasına karşı geldiği için öldürülmüş ve kardeşi intikam yemini ettiği için hayatına kıyılmış olan tek varlığı annesi kalmış Vito Andolini adlı çocuğun hikâyesi ile başlıyor film. Vito’nun annesi mafya babasının yanına gidiyor ve oğlunun hayatını bağışlamasını diliyor. Ancak geleceği düşünen Don Chico buna ret cevabı veriyor. Bunun üzerine anne Corleone oğluna “Kaç!” diye bağırıyor ve mafya babasına saldırıyor. Vito korkuyla kaçıyor ve akrabaları tarafından saklanıp uygun bir zamanda Amerika’ya gönderiliyor. Küçük Vito’nun saygı duyulan bir Don olana kadar yaşadığı dönemi ve Don Michael Corleone’nin Küba ve Nevada’daki hayatını konu alıyor film. Benim hayatımda büyük izler bırakan ve Michael Corleone’ye büyük hayranlık beslediğim film olma özelliğini taşır kendisi. Serinin en çok sevdiğim filmi diyebilirim rahatlıkla. Efsaneden siyasi bir yapım ile geri dönüş 75 PC Veteran
Dosya Konusu
The Godfather serisi 2. filmden sonra bir sessizlik içine girdi. Mario Puzo ile Ford Coppola çalışmalarını sürdürüyorlardı ancak bu ilk filmlere göre daha zorlayıcı bir senaryo olacaktı. Çünkü serinin 3. filmi kitap dâhilinde değildi. Bu da ekstra bir çaba içine sokuyordu çalışanları. Ayrıca ölüm bazı büyük aktörleri de sinema dünyasından koparmıştı. John Cazale ve Marlon Brando bunlara en iyi örneklerdi kuşkusuz. Tüm zorluklar aşılmıştı ve Andy Garcia, Al Pacino, Diane Keaton, Talia Shire gibi büyük aktörler eşliğinde serinin 3. filmi çekilmeye başlandı. Aradan geçen 10 yıldan uzun zaman karakterleri yaşlandırmıştı. Film artık 60 yaşına gelmiş ve artık eskisi kadar yasadışı bir adam olmayan Michael Corleone’nin ailesini konu alıyordu. Zaman ile Michael Corleone gençliğinin getirdiği zalimliği üzerinden atmıştı ancak buna rağmen karısı Kay’den boşanmıştı. Don’un iki evladı da büyümüştü. İlk iki filmden alışık olmadığımız bir hava vardı serinin 3. filminde. Daha siyasi bir havaya bürünmüştü bu film ile seri. İlk iki başarılı filmden sonra seriye duyulan güven artmıştı ve 3. filme ilgi yoğundu. Ancak bu yoğun ilgi zamanla azalmaya başlamıştı. The Godfather klasikleşmiş mafya çizgisinden kopmuş, siyaset üzerine eğilmişti. Kilise baskısını da ayrıntılı bir şekilde ele alan film cesurca bir işe kalkışmıştı. Film bu hamlesi yüzünden bir kesim severini kaybetti. Hatta büyük üstat Al Pacino bile bir demecinde üçüncü filmin gereksiz olduğunu söylemişti. Yine de Part III başarılı bir gişe hâsılatı yaptı. Akıllarda kalan bir film olmadı ama en azından seyri zevkliydi. Necmettin Arat PC Veteran 76
Oyun İçi Enstantaneler
Koç: 90 sayı farkla yeniliyoruz, skorboarda bakanı döverim!
“Noluyo burda?”, “Aslında açıklayabiliriz...”
Başarısızlıkla sonuçlanan bir intihar sahnesi...
Aslında açıklayabiliriz, PART 2... 77 PC Veteran
Röportaj
ALİ SEZGİN RÖPORTAJI 2010 yılına ikinci sayımız ile bir giriş yapacaktık... Henüz çok yeniydik ve bir bilenin tavsiyelerine, görüşlerinin altın değerinde olduğunu düşünüyorduk… Peki, bir söyleşi ile hem biz hem de okurlarımız bazı konularda bildiklerini pekiştirse, bilmediklerini öğrense fena mı olurdu diye düşündük… Elbette ki bu güzel bir fikirdi… Röportaj için ise aklımıza ilk gelen isim Oyungezer Dergisi yazarlarından Ali Sezgin ağabeyimiz olmuştu… Kendisiyle iletişime geçtim ve olumlu cevap aldım… Keyifli bir söyleşiye başlamış olduk böylece… PC Veteran 78
PC VETERAN: Öncelikle yazmaya ne zaman, nasıl başladığınızı merak ettiğimi söylemem gerek. Sizi yazarlığa teşvik eden unsur neydi? Yoksa bir dergide yazarlık yapmak çocukluktan beri süregelen bir hayaliniz miydi? ALİ SEZGİN: Evet, küçüklüğümden beri yazar olma hayalim vardı. Ancak oyun oynamak ve yazarlık o dönem için birbirine bağdaştıramadığım kavramlardı. İnceleme yazmaya ilk olarak Oyuncu.com’a destek olmak adına başlamıştım daha sonradan Trgamer’dan Olcay Sonkurt yazılarımı beğenip siteleri için yazmamı rica etti. Sonunda bildiğiniz üzere Level Dergisinin dağılışının ardından Oyungezer’e kadar gitti ipin ucu
PC VETERAN:Oyungezer okurları tarafından sevilen bir yazarsınız. Peki, Oyungezer ile ilgili düşünceleriniz neler? ALİ SEZGİN: Oyungezer’in başarılı olmasının ki hedeflerimize göre başarılı değiliz henüz. En önemli nedeni herkesin işini seviyor ve ciddiye alıyor oluşu. Cümlelerimizde görebileceğiniz samimiyet aslında dergi içindeki aile ortamının sonuçlarından biri. Ankara’da olmam dolayısıyla sürekli ofiste olamıyorum ancak ofiste geçen her iş günümüzün ayrı bir eğlence, ayrı bir mutluluk kaynağı olduğunu söyleyebilirim PC VETEERAN: Oyungezer’in bir sayısında Tuğbek Ölek tarafından ofiste sabahlamalara yol açan SF IV maceralarına atıfta bulunulmuştu. Bir oyun için 600 kilometre yol gitmenin bir sebebi olsa gerek? ALİ SEZGİN: Street Fighter 4 incelemesini almak çok zor oldu benim için. Oyunun bize gelen sürümü sadece ofiste bulunan özel Debug ps3’te çalışan cinstendi dolayısıyla normalde olduğu üzere kargo ile göndermeleri imkânsızdı. Bu sorunun üstesinden gelsem bile yazıyı yazmayı çok isteyen atari üstadı Volkan Turan’ı ikna etmem gerekiyordu. Yoğun çabalarım sonucunda Volkan’ı oyunun bir
kopyasını ona alma vaadiyle Serp de ofise geldiğimde ek iş yapma sözüyle kandırmayı başardım. Oyunu yazdığım ayda ayrıca önem tasarım projelerim vardı. Yaklaşık dört buçuk saatlik yolculuğun ardından hızlıca hayatımın en baş savma projelerini hazırlayıp oyun atladım. Ofiste kaldığım üç günde sadece 2 saat uyudum, onun dışın bütün zamanım Street Fighter 4’ü tekrar tekrar bitirmekle ve çıkış tarihinden aylar önce ofise gelen Killzone 2’yi oynamakla geçti. B konuda en büyük talihsizliğim, at becerilerim konusunda fazla atıp tutmam oldu. Oyunu oynadığım Sinan Abi ve Volkan’dan neredey el alamamamı geçiyorum, havada uçuşan pörfektlerin, yediğim süpe komboların haddi hesabı yoktu.
PC VETERAN: Peki, sizin favori oyunlarınız nelerdir?
ALİ SEZGİN: Dürüst olmak gerekirse zaman zaman ayda beşten la oyun oynayıp bitirmem gerekiy dolayısıyla bir süredir kendi keyfi adına oyun oynayamıyorum. Oyu tercihlerim bu aralar arkadaşlarım oynayabileceğim oyunlar etrafına kurulmuş durumda. Her akşam beraber oynadığımız 7–8 kişilik b Modern Warfare 2 grubumuz var. Ayrıca vakit buldukça Team Fortr
Röportaj
pil’i
2, Fifa 10 ve DJ Hero oynamaya çalışıyorum.
mli k
PC VETERAN: Online Dergi piyasası hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Ülkemizde ki online dergicilik sizce ne durumda?
ştan na e nda ü
Bu tari
yse a er
i
fazyor fim un mla a
bir . ress
ALİ SEZGİN: Online Dergileri modern fanteziler olarak görüyorum. Bu konuda çok şanslı olduğunuzu da söylemeliyim. Zamanında bizim fotokopi makinesi ve sınırlı tasarım bilgimizle yaptığımız dergileri, sizin internet gibi büyük bir kitleye dağıtım sorunu yaşamadan yayma şansınız var. Online Dergiciliğin en büyük sorunu özellikle bilgisayar oyunları konusunda öne çıkıp sektöre saygınlığını getirecek sürekli bir yayının olmamasından kaynaklanıyor. Bildiğim kadarıyla bu işe el atan pek çok hevesli oyuncu/yazar oldu. Dikkate değer örnekler de var aslında. Ama şu ana kadar hiçbiri bu konuda standartları belirleyemedi bence. Umarım siz bunu başarırsınız. PC VETERAN: Teşekkürler, biz de bunu başarmayı gerçekten çok istiyoruz ve tüm çabamız bunun için. Peki, ülkemizde bilinçli oyuncular olduğu gibi bilinçsiz bir kitle de var. Bu kitlenin bilinçlendirilmesi adına bize düşen görevler nelerdir? Sizce
neler yapılmalı? ALİ SEZGİN: Oyun sektörünün emekçileri olarak bizim yapmamız gereken en önemli şey oyun kültürü kavramını çevremizdeki oyuncu adaylarına aşılamaya çalışmak. Pek çok kişi cafelerde PES ve F2P oynayan oyuncuların sektöre zarar verdiğini düşünüyor. Ben buna katılmıyorum. F2P DVO’ları büyük ihtimalle bütün dünyada çok ayrı bir yöne çekecek o yüzden ona girmeyeceğim. Diğer oyunlar ise aslında bu oyuncuların yeni ve henüz keşfedemedikleri bir dünyaya açabilecekleri bir kapı kesinlikle. Oyunları seviyorsanız çevrenizde sizin gibi olan insanları bulmaya çalışın. Oyunları tartışın, sektörü eleştirin hatta en basitinden oyun günleri düzenleyin. Saflarınıza ne kadar çok kişi katabilirseniz o kadar iyidir. PC VETERAN: Katılmak elde değil gerçekten objektif olunmalı bu konuda. Peki, geçen aylarda karşımıza çıkan küçük Musa’nın ölümü hakkındaki görüşleriniz neler? ALİ SEZGİN: Burada devletin gelişmelere uyum sağlayamıyor oluşunun etkisi büyük. İnternet cafe’ler ne yazık ki hala atari salonlarıyla bir tutuluyorlar ve
cafeler aracılığıyla dış dünyayla etkileşime girilebileceği düşünülmüyor. Musa’nın katillerinin ne nedenle onun canına kıydıklarını dürüst olmak gerekirse bilmiyorum. Sansüre her zaman karşıyım ancak hayatlarından önemli zamanları bu oyunlara ayıran gençler için düzgün bir kontrol mekanizması olmalı. Cafelere onları günde bir kerek gezecek ekranda ne olduğunu bile anlamayacak polisler yollamak veya zabıta baskısıyla cafe sayısını azaltmaya çalışmak kesinlikle bir çözüm değil. Bu konuda devletin olduğu kadar bu oyunların dağıtımcılarınında omuzlarına biraz yük alması gerekiyor. Gözlemlerimden söyleyebilirim ki Devlet kesinlikle ne yaptığını bilmiyor. Dağıtımcılar ürünlerini ve olası kontrol mekanizmalarını oluşabilecek potansiyel sorunları devlete açıklamak zorunda. Bunun içinde sansür değil iletişim gerekiyor. PC VETERAN: Bu tür olayların bilinçli görevliler ile azalacağı yönündeki görüşünüze katılmamak elde değil. Umalım ki gerekenleri ilgili merciler yapsın ve bilgisayar oyunlarına canavar gözüyle bakılma devri kapansın. Pekiyi son olarak PC Veteran hakkındaki görüşlerinizi merak ettiğimizi söylesek?
ALİ SEZGİN: Derginizi elimden geldiğince incelemeye çalıştım. Hevesiniz ve isteğinizin her sayfanıza işlendiğini ve bunun yazılarınızı okurken bana çok zevk verdiğini söylemeliyim. Kusurlarınız var elbette ama bunlar yapılan her eleştiriyi dikkate alıp bunu kendinizi geliştirme olanağı olarak gördüğünüz sürece aşılamayacak sorunlar değiller. Umarım sektörümüze uzun hayatıyla, kalıcı işler bırakacak bir yayın olursunuz. Tez zamanda başarı haberlerinizi duymayı hevesle bekliyorum.
Ali Ağabey ile yaptığımız keyifli söyleşide birçok fikir birliğine vardık. Öte yandan da bilmediğimiz bazı konularda bu söyleşi sayesinde bilgi eksikliklerimizi giderdik. Bir gün ofisimiz olduğunda (çok çalışmamız lazım çoook) Ali Ağabey keyifle sohbet edip çayımı yudumlayabileceğim kadar sıcakkanlı bir insan. Bu aktivite için illa ki bir ofis gerekmez ama ofisimiz de olsa fena olmaz… Buradan bütün Oyungezer Dergisi Yazarlarına ve Oyungezer Dergisi ofisine iyi temennilerimi yolluyorum… Necmettin Arat 79 PC Veteran
Anime
NARUTO
“Naruto kadar muhteşem bir anime görmedim hayatımda...”
Ezgi KArayaGız
bende havlusu var.Dünyada bu kadar tutulmasının sebebi gerek karakterleri veya onun özenle çizilmiş halleri. Olayları, hareketleri, Naruto’yu nereden anlatamaya başlayayım size? Karakterlerden mi, eğlenceli veya duygusal anları. Ve içindeki sayılmayacak kadar çok başlangıçtan mı, gelişen olaylardan mı yoksa dünyada bu kadar fazla özellik (Müzik vb.)...Diğer bir bakışla bu kadar çok tutulmasının nedenlerini; Playstation 2, Wii veya internet oyunlarından, internette tutulmasının sebebinden mi? Onunla ilgili anlatabilecek o kadar çok fazla şey varki... Yazmaya başladığımda çoğunu unutmuş bile olabil- bulunan binlerce sitelerden (Türkçe veya yabancı), tüm karakterlerin arama motorlarında çıkan resimlerinden anlayabiliriz...Tek dileğim bu irim. animenin Türkiye’ye gelip uygun bir şekilde, sadece çocuklara değil gençlere, yaşlılarada tanıtılarak izlenilmesi...
“Dünyada neden bu kadar çok tutuldu?”
Dünyada çoğu ülkede serisi yayınlanmış durumda. Örneğin, Amerika, İngiltere ve Almanya gibi... Türkiye’ye de geleceğini söylüyorlar ama bu kesin bir bilgimi belli değil. Ama Türkiye’de rozetleri ve havluları şu anda satışa konulmuş durumda. Nereden biliyorum, PC Veteran 80
“Başlangıç ve gelişen olaylar...”
Naruto’nun hikayesi bir dokuz kuyruklu tilkinin birisi tarafından Konoha’ya saldırtılmasıyla başlıyor. Ve Konoha’nın ninjaları ile
Anime yöneticilerinden 4. Hokage bu dokuz kuyruklu tilkiyi durdurmak için onu Uzumaki Naruto adlı bir bebeğin içine mühürlüyor. Ve kendiside bu mühürlemeden sonra can veriyor... Eğer ilk ve ikinci sezonu izledikten sonra mangasını okumaya başlarsanız Konoha’ya bu dokuz kuyruklu tilkiyi kimin saldırttığını öğrenebilirsiniz. Neyse hikayemizi anlatmaya devam edelim. Uzumaki Naruto yalnız ve zor bir çocukluk geçiriyor. Çünkü içinde gizli bir Buuji (Dokuz kuyruklu tilkinin çakrası-enerjisi) olduğundan insanlar onu sıradışı bir insanmış gibi görüyorlar. Ama o yinede çok neşeli ve yaramaz bir insan. Akademiyi bitirmek için hiç uğraş vermiyor ve çabasız sonuçlar çıkarıyor. Bu Senseileri (ustaları) tarafından hiç hoş karşılanmıyor. Ama bir gün bir olay oluyor ve o olaydan sonra Akademiyi bundan sonra yeni görevler yapıcak takımıyla bitiriyor. Bu takımda Haruno Sakura, Uchiha Sasuke ve ustaları Hatake Kakashi var. Ve ilerleyen zamanlarda görevlere gidiyor... Ve insanlar tarafından, takımdaki arkadaşları tarafından sevilmeye başlıyor.
“Karakterler ve özellikleri...”
Uzumaki Naruto: İlk sezonda oldukça neşeli ve yaramaz bir insan. Jutsularında oldukça başarısız ve insanları delirtmek için üstünde kıyafet bulunmayan bir kadına dönüşebiliyor. İleride Hokage (Konoha’nın Yöneticisi) olmak isteyen biri. Ama zaman ilerledikçe değişiyor ve olgunlaşıyor. Ve insanları iyi yönde değiştirebilen biri... Kötüleri bile.
Uchiha Sasuke: Oldukça havalı, kurnaz ve yetenekli bir çocuk. Sasuke’de bir zamandan sonra ailesini kaybetmiş ve yalnız çocukluk geçirmiş. Ailesini neden kaybettiğini ve kaderinde ne yazdığını ileride öğreneceksiniz. Haruno Sakura: Aslında ben bu Sakura adlı kıza gıcık oluyorum ama sizin düşünceleriniz nasıl olur bilemem. Sakura’nın ilk sezonda pek bir yeteneği yok ayrıca güçsüzde ama ikinci sezonda oldukça değişiyor. Tam bir Sasuke aşığı. Ve de çok sinirli... Hatake Kakashi: Takımlarının ustası. Kakashi oldukça ilginç ve sevebilinecek bir karakter. Elinden asla bırakamadığı bir kitabı var ve ilk zamanlarda takımına birşey öğretmek için hiç vaktinden gelmiyor. Bu karakterin hayatıda ikinci sezonda ortaya dökülmüş durumda.
“İleride gelişebilecek olaylar ve sonuç...”
Her hikaye de olduğu gibi bu animede de oldukça kötü karakterler var. Hemde bir den fazla. Konoha’da yaşamış bir ninja ileride Konoha’ya saldırıyor. Kim olduğu hakkında bir bilgi veremeyeceğim. Çünkü gizli kalmasını istiyorum. Ayrıca ilk sezonun sonlarına doğru Akatsuki adında bir grup ortaya çıkıyor ve bu grubun getireceği kötülükler öyle büyük ki ağzınız saşkınlıktan açılacak.Bu animede kötü olsun iyi olsun sevebileceğiniz öyle çok karakter varki...Bu anime gerçekten sizi bağlıyor ve bir daha asla bırakamıyorsunuz. Nedense bu animenin başka bir güzelliğide arkadaşlarınızla Naruto hakkında sohbet etmek. Bu da hiç bıkmadan saatlerinizi alabiliyor. 81 PC Veteran