“Orta Asya'dan çıktık yola Halı dokuya dokuya Ayrıldık onsekiz kola Halı dokuya dokuya” Aşık Onguni
Doğal boya ile renklendirilmiş yün iplikler, halı kirkiti ve halı makası
Çözgü (arış) ipliklerinin üstüne, ayrı bir desen ipliği ile değişik şekillerde düğüm atılarak, aralarından birkaç sıra atkı (argaç) ipliği geçirilip sıkıştırılarak aynı yükseklikte yer yer farklı yüksekliklerde, kabartmalı olarak kesilmiş havlı yüzü olan dokumalara halı denilmektedir. Halı dokuma tekniğinde kullanılan düğüm çeşitleri; Türk (Gördes Düğümü), Sine (İran) Düğümü, Tek Çözgü Düğümü ve Çift Düğüm(Hekim Düğümü)’dür.
M.Ö. 3. yüzyıllara tarihlenen en eski düğümlü halı örneği olan “Pazırık Halısı”
Pazırık halısı dış bordüründen detay
Bu gün bu halı St. Petersburg’da (Rusya) Hermitage Müzesi’nde sergilenmektedir. Rus bilgini S.I. Rudenko`nun 1949 da yönettiği Altay kazırlarında (Güney Sibirya) İskitlere ait beşinci kurganda bulunan bu halı inanılmaz inceliği, yüksek kalitesi, motiflerin zenginliği ve özellikleri ile dikkati çeker. Buzul haline gelmiş bir kurgan odasında, mumyalanmış ölü at, dört tekerlekli araba ve diğer ev eşyaları arasında bulunan bu halı, ilk defa 1953’ te yayınlanarak çok geniş ilgi uyandırmıştır. Bu halının önemi dünya halıcılık tarihinde bilinen ve bir bütün halinde bulunmuş en eski düğümlü halı olmasından ileri gelmektedir.
Halı 1.89 x 2 metre boyutlarındadır. Çok ince yünden dokunmuştur ve her bir santimetrekaresinde 36 “Gördes” düğümü tespit edilmiştir. Bu düğüm sıklığı kendi dönemi için halının büyük bir ustalıkla yapıldığını gösterir. Halıda ikisi geniş, üçü dar olmak üzere beş bordür (su) bulunmaktadır. Eserin orta kesimindeki 24 kare alan içinde, bazı araştırmacılara göre dört yapraklı çiçek motifi olan, ancak bize göre dört yön ve sekiz bucak motifi olması daha uygun bir motif yer almaktadır. Çok gerçekçi olmakla birlikte bu 24 kareyi 24 Oğuz boyuyla ilişkilendiren bir görüş de vardır. Türk sanatının lehine olan bir diğer husus ise halıdaki tasvirlerin halıyı izleyecek olan kişiye göre düzenlenmiş olmasıdır. Yani izleyici halının ne tarafında bulunursa bulunsun, figürler buradaki kişinin bakış açısına göre yerleştirilmiştir. Türk sanatında yaygın olan bu tarz minyatürlerde dahi kullanılmıştır. Hatta aynı hususu Osmanlı mezar taşlarının seyirciye dönük bir biçimde yerleştirilmesinde de görebiliriz. Pazırık halısı ikonografik olarak incelendiğinde onun Türk halı sanatının gelişim zincirinin başına rahatlıkla oturtturabiliriz.
Halı dokuyan kadın, Fotoğraf: Sibel Akıncı
Anadolu-Türk halı sanatı,13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar düzenli ve sürekli bir gelişme göstermiş her gelişmede ise yeni yeni halı tipleri ortaya çıkmıştır. Türk düğümlü halılar (8 parça halinde), ilk kez Anadolu Selçukluların başkenti Konya’da bulunmuş ve Konya, Anadolu Türk halıcılığının merkezi olmuştur.
13. yüzyıl Anadolu (Konya) yün halı parçası Türk ve İslam Eserleri Müzesi
Anadolu Selçukluları’nın merkezi Konya’da bulunan, renk tonlamaları ve motifleri bakımından oldukça zengin Selçuklu halıları, bu Türk düğüm tekniğinin uygulandığı ilk halılardandır. 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan Türk halı sanatındaki gelişimin önemli örnekleri olan ve günümüzde Türk İslam Eserleri Müzesinde sergilenen 8 adet Konya Selçuklu halısının en karakteristik özellikleri; geometrik motifleri ve iri kufi yazılı bordürleridir. 14. yüzyıl Selçuklu ile Osmanlı halıları arasında bir geçiş dönemi olmuştur. Bu dönemde özellikle hayvan motifli desenler kullanılmıştır. 15. ve 16. yüzyıllarda Osmanlı halılarında ilerleme görülmüş ve hayvan motiflerinin yerini soyut bitkisel motifli halılar almıştır. 18. yüzyıldan sonra sanayiinin yaygınlaşması sonucunda el halıcılığı kritik bir döneme girmiş, hatta 19. yüzyılda Hereke’de açılan atölyede işlenen çok nitelikli halılar bile bu gerilemeyi engelleyememiştir. Osmanlı Yönetiminin son dönemine rastlayan bu dönemde makineleşmeye büyük önem verilerek geleneksel dokumalar yerini makine halılarına bırakmıştır.
“Geleneksel Türk Sanatları Günlüğü: Türk Halı Sanatı” © 2020 Serdivan Belediyesi Çocuk Akademisi