Duygu'nun jeopolitiği

Page 1

Bu kitapta üç temel duygu üzerinde yoğunlaşmayı seçtim: korku, umut ve aşağılanmışlık. Peki neden sadece bu üç duygu? Neden kızgınlık, nefret, gücenme veya sevgi değil? Çünkü bu üç duygu “güven” kavramıyla yakından ilgilidir ki bu kavram toplumların ve bireylerin karşılaştıkları zorluklarla nasıl başa çıktıklarını ve birbirleriyle nasıl bağlantı kurduklarını şekillendirir. “Korku” güven yoksunluğudur. Korkunun egemen olduğu kimseler bugün hakkında endişeli, yarına dair karamsardır. Öte yandan “umut” güvenin bir dışavurumudur. Bu insanlarda yarının bugünden daha güzel olacağı kanaati hakimdir. “Aşağılanmışlık” yarına dair umutlarını yitirmiş kimselerin incinmiş güven duygularını ifade eder. Umut eksikliği onlara göre başkalarının, esasında onlara geçmişte kötü davrananların suçudur. İdealize edilmiş şanlı geçmişiyle bugün yaşadıkları arasındaki uçurumun çok büyük olduğu toplumlarda “aşağılanmışlık” hissi hüküm sürer. Bu üç duyguyu, üç basit formülde açıklayalım: Umut “Başarmak istiyorum, başarabilirim, başaracağım”; Aşağılanmışlık “Asla başaramam” ve hatta “Sizin gibi olamayacağıma göre sizi yok etmeye çalışacağım”; Korku “Aman Allahım, dünya ne kadar da tehlikeli bir yer oldu, kendimi nasıl korurum?”. Bu üç duygu kendine duyulan güven derecesinin bir yansımasıdır. Güven duygusu uluslar ve medeniyetler için olduğu kadar bireyler için de elzemdir. Güven duymak hedef belirlemek, kabiliyetlerini etkin şekilde kullanmak hatta daha da ilerletebilmek demektir. Kibire kaçmamak şartıyla güven hissi dünyanın sağlığı için hayati bir bileşendir. Ulusal güven hissi mimari, sanat veya müzikle ifade edilebilir. Daha nesnel bakabilmek için işe “güven göstergeleri”ni kullanabiliriz. Bu göstergeler toplumun yarınına duyduğu güven derecesini ölçmeye yardımcı olur. Somut göstergelerin başında harcama/tüketim alışkanlıkları ve yatırım yapma oranı gelir. Jeopolitik kapsamda güven, ülkeler arasında yapılan anlaşmalarla ifade edilebilir. Duyguları anlamak elbette bu kadar kolay değil, hepsi birbiriyle belirli noktalardan bağlı. Korku hiçbir zaman umuttan uzak olmadığı gibi aşağılanmışlığın ardında korku ve hatta umudu görmek bile mümkün olabilir. Bu kitap kendini uluslararası ilişkileri incelemeye adamış “tutkulu bir ılımlı” olan bendenizin kişisel yolculuğudur. Bu süreçte, dünyaya basitleştirilmiş bir bakış açısıyla bakmanın fazlasıyla tehlikeli olduğu kanaatine vardım. İşte bu yüzden bu metinde dünyaya dair tamamen kapsayıcı bir kuram bulamayacaksınız. Onun yerine neredeyse tüm söylemler üzerinde egemen olan basitleştirilmiş kanıları düzeltmeye çalışacağım. Duyguların karışımı hakkındaki bu yazı, duyguların tarihiyle ilgili değil; küreselleşme ve değişen dünyamızı anlamak için duygularımızla yüzleşmeye olan ihtiyaçla ilgili.

1-

KÜRESELLEŞME, KİMLİK VE DUYGULAR

Bulunduğumuz küreselleşme çağında duygular yaşadığımız dünyanın karmaşıklığını kavramak için vazgeçilmez öğeler. Duygular, küreselleşmeyi yansıttığı gibi ona tepki de veriyor ve bu süreç jeopolitikayı etkiliyor. Küreselleşme dünyayı daha “düz” hale getirmiş olabilir ancak dünyaya hiç olmadığı kadar tutku da aşılamış bulunmakta. Durumun neden böyle olduğuna geçmeden önce küreselleşmenin doğasını netleştirelim, çünkü birçok insan bu kavramı yanlış anlıyor. Küreselleşme Soğuk Savaşın yerini alan uluslararası sistem olarak görülüyor fakat Soğuk Savaşın aksine küreselleşme sürekli evrimleşen dinamik bir süreç. Küreselleşme pazarların, ulus-devletlerin ve teknolojilerin insanlığın daha önce tanık olmadığı derecede hızlı biçimde entegre olması demek. Küreselleşme sayesinde bireyler, şirketler ve ülkeler çok uzağa, çok daha hızlı ve çok daha ucuza erişebilir hale gelmiş 1 www.ozetkitap.com


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.