Bu kitap, Patates Baskı Ekibi tarafından tek kopya olarak, Beyazıt Devlet Kütüphanesi Görme Engelliler bölümünde kullanılmak üzere görmeyen okuyucuların yararlanabileceğ i hale dönüstürülmüstür. Bu çalısma Patates Baskı'nın söz konusu kamu hizmetine destek sağ lamak amacı ile gönüllü olarak yürüttü ğ ü bir faaliyettir. MUSA İlyusa Solohov Türkçesi Tekin Taymaz Kapak Resmi Vincent Van Gogh (Ayrıntı) Kapak Tasarım Erdem Balcı Grafik Uygulama Ali Fuat Sahin Dizgi Yeryüzü Yayınevi Baskı Kozan Ofset -Ankara 384 1 9 67 I.Basım, Yeryüzü Yayınevi, 1 996 Yeryüzü Yayınevi Sağlık 2. Sokak No: 65/7 Yenisehir / ANKARA Tel : 43 1 92 68 • Faks : 43 1 69 39 (Yeryüzü, Akad Ltd.'in kurulusudur.) ISBN 975-7056-20-0 Solohov Türkçesi: Tekin Taymaz Yeryüzü yayınevi b "y (Pokrovski Emek Fakültesi'ne adanmıstır.) İlk önce ikisi vardı. Birisi büyük ve kemikten yapılmıstı; soylu ve titiz bir yüzü vardı; a ğır bir parfüm kokusu yaymaktaydı. Diğeri küçük, tahtadan yapılmıs, kırmızı kumasla süslenmisti. Üçüncüsü, mavi renkliydi ve metalden yapılmıstı. Sadece önceki gün getirilmisti. İsçi sabah temizliğ ini yaptıktan sonra, sigara içmek istedi. Cebinden tütün tabakasını çıkardı. Kibirlice döndü burnuna kaldırdı, tütünden sararmıs parmaklarıyla, pencerenin kenarına koydu tabakayı ve seslendi: "Anna pantalonumu diktin mi? Düğ melerden birini kay-ttim." '. 5 Mavi dü ğ me, küçük metalik ayaklarıyla, cesaretle çınladı: "Merhaba yoldaslar..." Kırmızı dü ğ me mahzun gülümsedi, kemik olan, kibirli bir yüz ifadesi takındı. Hepsi de isçinin evinin penceresinin kenarına yanyana dizilmislerdi, konusmaları kolaydı. "Gerçekten, centilmenler, nasıl canlı kaldığımı anlayamıyorum." Kemik dü ğ me soylu tavırlarla konusmaya basladı. "Paçavra kokusu, daha do ğ rusu köylü kokusu bir kabus ile az önce muhtesem bir paltoda yasıyordum. Sahibim eski günlerde büyük bir imalatçıydı, ama simdi mutemetlik yapıyor. Daima yetecek kadar parası oldu. Defterini sık sık silerken fısıldardı: "Bitireceğ im gizli poliside beni sıkıyorlar." Parmaklarıyla trampet çalar gibi yapardı. Geceleri, çoğu zamanlar, sık bir arabacının sürdü ğü arabayla dansöze giderdik, paraları üzerine dökerdi. Sonra caddelerde uzun turlar atardık. Bir keresinde gazinodan çok uzak de ğ illerdi, "Benimle gel" diye fısıldadı kadın, beni tuttu, onu kapıya do ğru götürdü. "Beni suça tesvik ediyorsun," diye korkuyla ba ğırdı adamım. Kadının elinde kaldım. Adamı tokatladıktan sonra beni yere attı. Birçok serüvenden sonra kendimi burada buldum. Ne derseniz deyin, Ama pis kokulu köylünün pantalonunu süslemek bana hiç çekici gelmiyor. Ciddi ciddi intihar etmeyi düsünüyorum. "Evet, ask büyük bir sey! dedi kırmızı düğ me. "Bir zamanlar kızıl savasa katıldık. Mermiler yanımdan ıslık çalarak geçti. Perekop'ta, bir kazak kıı l cı beni ikiye ayırdı, ama tamamen de ğ il. O günler tatlı bir rüya gibi gelip geçti. Sonra sessizlik geldi... Kızıl komiserim, matematik ve diğer konulan çalısırken, sapkasının altında terlemeye basladı. Ama genç bir bayan daktilocuyla dost olmustu. Her seyi ona gitti. Beni tutan ipler iyice incelmisti ve Kızıl Komiserin yüzü de iyice sa6 rarmistı. Eline alıp bana baktığında ipi gördü ama atmadı, kej derle içini çekti ve mırıldanarak Troçki'yi savundu." "Burjuva ideolojisi," dedi metal düğ me alaycı gülümseyerek. "Buraya gelisim daha basit oldu. Emek Fakültesinde okuyan bir Genç komünistin pantalonundaydım." Kemik düğ me, dudaklarının köselerini asa ğıya kıvırdı; kırmızı dü ğ me sıkıntıdan pembeye döndü.