Düşünce Gündem 41

Page 1



ED‹TÖRDEN

De¤erli okuyucular›m›z, Bu ayki dosya konumuz befl y›l önce temelsiz suçlamalarla topraklar› iflgal edilip tafl tafl üstünde b›rak›lmadan ya¤malanarak insan onurunun ayaklar alt›na al›nd›¤› Irak’taki yaflam hakk› ihlalleri. Befl y›l boyunca iflgal üzerine çok fley yaz›ld› ve çizildi; siyasi entrikalardan ç›kar çat›flmalar›na, bölünen Irak’tan oluflturulmaya çal›fl›lan yeni yap›lanmalara kadar farkl› bak›fllar sergilendi. Her gün çat›flma ve kaos ortam›nda yaflayan Irak halk› ise, ölü say›s›n›n bilançolara eklenmesinden çok, diri olanlar›n öncelenmesini ve yaflad›klar› yerlerde güven içinde olabilmeyi istiyor. Kronikleflen ve her geçen gün kötüye giden Irak, BM insan haklar› bildirgesinde yer alan “tüm insanlar›n özgür, sayg›nl›k ve haklar bak›m›ndan eflit do¤mas›” ilkesine kulak t›kayan dünya devletlerinin vurdumduymazl›¤› karfl›s›nda eriyor. ‹hlalin meflru görülmesi di¤er ülkelerin de ayn› tehdit ve tehlike alt›nda oldu¤unu gösterse de her ülke k›sa vadede kendi ç›kar›n› düflünerek hareket ediyor. Kay›ts›z flarts›z iflgallere karfl› olma söylemlerinin yayg›nlaflmad›¤› bir dünyada kaos, gelecek nesiller için kaç›n›lmaz olacak. Dergimizin k›sa k›sa bölümünde dünyan›n dört bir yan›nda vuku bulan haks›zl›klara yer verdik. Dünya gündemimizde ise ba¤›ms›zl›¤›n› yeni kazanan Kosova üzerinden büyük emellerini gerçeklefltirmeyi planlayan Amerika’n›n hedeflerini ve Avrupa’n›n bu ba¤›ms›z yeni ülke karfl›s›ndaki tutumunu bulacaks›n›z. Son aylarda dünyan›n birçok ülkesinde seçimler yap›ld›. Seçimlerin yap›ld›¤› ülkelerden biri de ‹ran. Yeni kurulan ‹ran hükümetinin ABD ambargosu karfl›s›nda nas›l bir politika izleyece¤i ve reformistlerle muhafazakarlar aras›nda tak›naca¤› tav›r merak konusu. Yine, Afrika ülkelerinin ortak kaderi olan ihtilaller yüzünden istikrarl› bir yönetime kavuflamayan Moritanya’y› daha yak›ndan tan›yabilece¤iniz makalemizi de dergimizde bulabilirsiniz. Afrika’n›n bir di¤er ülkesi Somali ise iç savafl›n faturas›n› a¤›r bir flekilde ödüyor. M›s›r hükümetinin muhalif sesleri engellemek için bafllatt›¤› yasaklamalar ve tutuklamalar, insan haklar› örgütlerinin tepkisine yol aç›yor. Yaflad›¤› siyasi geliflmelerle dünya gündeminden düflmeyen Güney Asya’n›n çalkant›l› ülkesi Pakistan’da genel seçimler sonras›nda Devlet Baflkan› Pervez Müflerref, gücünü fark etti¤i yeni hükümetle uyum içerisinde olmay› hedeflemifl gibi görünüyor. Bir Güneydo¤u Asya ülkesi olan Malezya’da ise sular muhalefetin en güçlü ismi Enver ‹brahim’den yana ak›yor. Üç ›rk›n bar›fl içerisinde yaflad›¤› Malezya’da kendisine haks›zl›k yap›ld›¤›n› iddia eden Enver ‹brahim tafllar› yerinden oynataca¤a benziyor. Adanm›fl hayatlar köflemizde Çeçenistan’›n ba¤›ms›zl›k mücadelesinde önemli bir isim olan Cevher Dudayev’e yer veriyoruz. Röportaj bölümümüzde Darfur sorununa farkl› bir bak›fl getiren Sudan Cumhurbaflkan› Dan›flman› Osman ‹smail ile söyleflimize yer veriyoruz. Haklar›n ve ihlallerin fark›na var›p fark yaratmak temennisiyle, iyi okumalar.

D Ü fi Ü N C E G Ü N D E M • S A Y I : 4 1 • Y I L : 4 • N ‹ S A N 2 0 0 8 ‹HH ‹nsan Hak ve Hürriyetleri ‹nsani Yard›m Vakf› ad›na sahibi: FEHM‹ BÜLENT YILDIRIM Genel Yay›n Yönetmeni: MURAT YILMAZ Editör: ZEL‹HA SA⁄LAM Yay›n Kurulu: AHMET EM‹N DA⁄, AM‹NE TUNA, ENSAR KILIÇO⁄LU, GÜLDEN SÖNMEZ, H. ZEHRA ÖZTÜRK, OSMAN ATALAY, Z. TUBA KOR Kapak ve ‹ç Tasar›m: GNG Tan›t›m Bas›m: Mavi Ofset • Tel: 0212 549 25 30 Adres: Büyük Karaman Caddesi. Taylasan Sokak. No: 3 Fatih - ‹stanbul Tel: 0212 631 21 21 • Fax: 0212 621 70 51 • dusuncegundem@ihh.org.tr



DOSYA

Yaflam hakk› ihlalleri üssü: Irak

• Befl y›lda 50 y›ll›k kay›p /21 • ‹nsanl›¤a karfl› ifllenmifl suçlar girdab›: Irak’›n iflgali /24

• Uluslararas› hukuk aç›s›ndan Irak’ta yaflam hakk› ihlalleri /29

ADANMIfi HAYATLAR /32

Cevher Dudayev

Bat›’n›n dayatt›¤› Darfur alg›s›na farkl› bir bak›fl RÖPORTAJ /34

Bir esenlik yurdu: BRUNEY SULTANLI⁄I ‹SLAM CO⁄RAFYASI /38

KISA KISA /4 • ‹KT‹BAS: Amerikan hapishane endüstrisi: Köleli¤in modern versiyonu /36

D Ü N Y A 6\ Afrika’da yeni dini yaklafl›mlar:

G Ü N D E M ‹ Umutlar›n söndü¤ü ülke Somali /14

“H›ristiyan-‹slam”

M›s›r’›n y›llard›r bitmeyen

8\ Kosova’n›n domino etkisi

“mübarek” seçimleri /16

11\ ‹ran’da yeni dönem 12\ Sürgündeki Moritanlar

Malezya genel seçimleri ard›ndan /17 Pakistan: K›zg›n bir yaza gebe siyasi bahar /18


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

t›nda yaflam mücadelesi verdikleri” yönünde kand›r›ld›klar›n› öne sürmüfltü. Kurulufl, yetimleri içinde bulunduklar› zor flartlardan kurtar›p Frans›z ailelerin yan›na yerlefltirme iste¤inin hukuka ayk›r› olmad›¤›n› iddia etmiflti. Yaflanan skandal, kaç›r›lan 21 k›z ve 82 erkek çocu¤un asl›nda Çadl› oldu¤u ve halen yaflayan yak›nlar›n›n bulundu¤unun ortaya ç›kmas›yla ayd›nland›. Fransa Adalet Bakanl›¤›’ndan yap›lan en son aç›klamaya göre ise Fransa’yla yap›lan anlaflma kapsam›nda cezalar›n› çekmek üzere ülkelerine gönderilen görevliler, Çad Devlet Baflkan› ‹dris Debi taraf›ndan affedildi.

Arjantin’in kay›p çocuklar›

Çad’›n “yetimleri” evlerine dönüyor Geçti¤imiz aylarda L’Arche de Zoe isimli Frans›z yard›m kuruluflu taraf›ndan kaç›r›lan befl yafl›n alt›ndaki ço¤u yetim 103 çocuk Çad hükümetinin denetiminde yak›nlar›na kavuflacak. fiu ana kadar Çad’da bir yetimhanede tutulan çocuklar›n yak›n zamanda akrabalar›na iade edilecekleri aç›kland›. Olaydan sorumlu olan yard›m kuruluflu, konuyla ilgili olarak yapt›¤› aç›klamada, geçen y›l Çad’›n baflkenti N’Djamena’da bulunduklar› s›rada “bu çocuklar›n Sudan’›n Darfur bölgesinden olduklar› ve kötü flartlar al-

Arjantin’de siyasi mahkumlardan al›narak baflka ailelere evlatl›k verilen kay›p çocuklar›n davas› sürüyor. Ülkede 1976-1983 y›llar› aras›ndaki "Kirli Savafl" ad› verilen askeri cunta döneminde kaybolan 30 bin kiflinin ak›beti bilinmemekte. Ayn› dönemde güvenlik güçlerince gözalt›na al›nan tutuklulardan al›nan yaklafl›k 300 bebek yönetime yak›n kiflilere evlatl›k olarak verilirken, siyasi tutuklu olan ebeveynleri ise öldürülmüfltü. fiu an 20-30 yafllar›na gelmifl olan kay›plara yard›m etmek amac›yla kurulan Ulusal Kimlik Belirleme Komisyonu sayesinde, o dönemde evlatl›k verilmifl yaklafl›k 100 kifli gerçek yak›nlar›na kavufltu. 30 yafllar›ndaki Maria Sampalla isimli bir kad›n ise kendisini evlat edinen ailesine karfl› adam kaç›rma suçlamas›yla dava açt›. Davada tan›kl›k etmeye haz›rlanan emekli subay Paul Navone ise evinin yak›nlar›ndaki bir parkta ölü olarak bulundu. Polis, Navone’nin intihar etmifl olabilece¤ini aç›klarken, insan haklar› örgütleri olay›n davan›n gizli kalmas› için planlanm›fl bir suikast oldu¤unu öne sürüyor.

Fas’ta ‹slamc› parti yasakland› Kuzey Afrika ülkelerinden Fas’ta, liderlerinin polis taraf›ndan ortaya ç›kar›lan bir terörist a¤›yla ba¤lant›s› oldu¤u iddias›yla ‹slamc› partilerden biri olan Badil el-Hadari (Medeni Alternatif Partisi) yasakland›. Aralar›nda parti lideri Mustafa Mutass›m’›n da bulundu¤u 32 kifli polisin düzenledi¤i bir operasyonda “terörizmle” suçlanarak tutuklanm›flt›. Polis, yakalanan terör flebekesinin bafl›nda Belçika’da yaflayan Fasl› Abdülkadir Belliraj’›n bulundu¤unu öne sürdü. Baflbakanl›k makam›ndan yap›lan aç›klamada ise parti kuruluflu ile terör örgütü aras›ndaki ba¤lant›lar›n ispat edildi¤i iddia edilerek partinin resmen yasakland›¤› bildirildi. Fas’ta ilk kez yasal bir ‹slami parti lideri ve en üst düzey yöneticileri terörizmle suçlan›yor.

SAYI 41

SAYFA 4


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

Bat› Trakya Türklerini sevindiren karar

Tibet’te fliddet olaylar›

2005 y›l›nda ‹skeçe Türk Birli¤i ve Rodoplar Bölgesi Türk Kad›nlar› Derne¤i’nin Yunanistan aleyhine Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’ne yapt›klar› baflvurular sonuçland›. Yunan hükümeti, 2001 y›l›nda, Bat› Trakya’da faaliyet gösteren Bat› Trakya Türklerine ait baz› dernekleri, “dernek ad›nda Türk kelimesinin geçmesi”, “bölgede Türk nüfusun olmamas›” gibi nedenlerle kapatma veya faaliyetlerine engel olma karar› alm›flt›. A‹HM, Yunanistan’›n Türk az›nl›¤a ait dernekleri kapatma kararlar›n›n, Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi’nin örgütlenme özgürlü¤ü ve adil yarg›lanmayla ilgili maddelerini ihlal etti¤ini belirtti. Böylece Türk az›nl›¤›n etnik kimlik konusunda verdi¤i 25 y›ll›k hukuk ve demokrasi mücadelesi sonuçland›.

Çin zulmü alt›nda bulunan Tibet’te yo¤un fliddet olaylar› yaflan›yor. Tibet’in ba¤›ms›zl›k talepleri ve Çin’in bu talepleri fliddet kullanarak bast›rmas› Tibet’te kanl› olaylar›n ç›kmas›na sebep oldu. Medyan›n giremedi¤i ve kesin bilgilerin elde edilemedi¤i bölgeyle ilgili gelen haberlerde, rahiplerin protesto gösterilerinin ard›ndan gerginli¤in devam etti¤i ve bölgede Çin hükümeti karfl›t› gösteriler esnas›nda 10 kiflinin yanarak öldü¤ü bildirildi. Tibetli kaynaklar toplam ölü say›s›n›n 100’ü geçti¤ini savunuyor. Özellikle Lhasa kentinde yo¤unlaflan protestolarda baz› ifl yerleri atefle verilerek birçok kifli de gözalt›na al›nd›. Bölge hükümeti yapt›¤› aç›klamada göstericilere atefl aç›lmad›¤›n› öne sürerken, eylemler s›ras›nda ölen olup olmad›¤› sorusu ise yan›ts›z b›rak›ld›. Bundan 50 y›l önce yine ba¤›ms›zl›klar›n› kazanmak için ayaklanan Tibetliler, olaylar sonras›nda Hindistan’a sürülmüfllerdi.

Haflhafl üretimi ‹ran ve Pakistan’› etkiliyor

Basra çat›flmalar›nda kanl› bilanço: 40 ölü, 200 yaral›

Afganistan’da üretilen haflhafl en çok komflu ülkeler olan ‹ran ve Pakistan’› etkiliyor. Birleflmifl Milletler taraf›ndan haz›rlanan raporda eroinin hammaddesi olan haflhafl üretiminin %90’›n›n Afganistan’da gerçeklefltirildi¤i ve son dönemde korkunç boyutlara ulaflt›¤› kaydedildi. Ço¤unlukla Taliban güçleriyle çat›flmalar›n yafland›¤› güney eyaletlerde yap›lan haflhafl ekimi, bölgede organize suçlar, yolsuzluk ve uyuflturucu kullan›m› gibi vakalar›n da artmas›na sebep oluyor. Raporda bundan en çok etkilenen ülkelerin ‹ran, Pakistan ve Orta Asya cumhuriyetleri oldu¤u kaydediliyor.

Irak'›n önemli petrol kenti Basra'da aylardan sonra çat›flmalar yine fliddetlendi. Irak polisi ile radikal fiii lider Mukteda el-Sadr'a ba¤l› milisler aras›nda yaflanan çat›flmalarda, aralar›nda sivillerin de bulundu¤u 40 kifli hayat›n› kaybetti, 200 kifli de yaraland›. Basra'da bafllayan, ard›ndan baflkent Ba¤dat'a s›çrayan çat›flmalarda, ölü say›s›n›n artt›¤› kaydedildi. Polis ve hastane kaynaklar›, Irak güçlerinin Basra'y› silahl› gruplardan "temizleme" operasyonu bafllatmas›ndan sonra radikal fiii lider Mukteda el-Sadr'a ba¤l› Mehdi Ordusu milisleriyle güvenlik güçleri aras›nda süren çat›flmalarda yaral› say›s›n›n da her geçen gün artt›¤› bildirildi.

“Özgürlükler ülkesi” Amerika, Irak iflgalini protesto edenleri tutuklad› Irak ‹flgali’nin beflinci y›ldönümü nedeniyle Amerika’da düzenlenen protesto gösterilerinde 200’den fazla kifli tutukland›. Washington, San Francisco, New York ve Boston’da yap›lan gösterilere Amerikan polisi müdahale etti. Savafl karfl›t› gösteri yapan aktivistler savafl›n maliyetine de dikkat çekmek için ABD vergi toplama kurumu IRS ve resmi kurulufllar önünde gösteri yapmak isteyince polis taraf›ndan tutukland›lar. Göstericilere yap›lan müdahale, ifade özgürlü¤ünün ve kat›l›m›n önemini s›kça vurgulayan ABD’nin kendi politikalar›na karfl› elefltirilere aç›k olmad›¤›n› bir kez daha kan›tlad›.

SAYI 41

SAYFA 5


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Kosova’n›n domino etkisi

YUSUF ARMA⁄AN

yusufarmagan@gmail.com

Gelecekte dünya tarihi üzerine söz söyleyecek olanlar literatürlerine art›k “17 fiubat”› da eklemek durumundad›rlar. Kuflkusuz Kosova, domino oyununun son tafl› de¤ildir. Yeni Dünya Düzeni, Büyük Ortado¤u Projesi gibi adlarla yak›n ve uzak gelecek perspektifinde yeni bafltan kurgulanan dünyada, Kosova’n›n baflka hangi önemli olaylara sebep teflkil edece¤ini yaflayarak görece¤iz. fiu aflamada söyleyecek olduklar›m›z, kayna¤›n›, tamam›yla Kosova’n›n d›fl›nda oluflan ve bir süreden beri tan›¤› oldu¤umuz olaylar silsilesinden almaktad›r. So¤uk Savafl döneminde SSCB ile ABD aras›nda yaflanan tüm gerilimler dünyan›n farkl› co¤rafyalar›nda ciddi flekilde hissedilmifltir. SSCB’nin tarih sahnesinden çekilmesini müteakiben, strateji uzmanlar›, ABD’nin satranç oyununda tek bafl›na kald›¤›n› öngörmüfllerdi. Gelinen noktada satranç tahtas›n›n halen ortada durdu¤unu, ancak aktörlerin oldukça de¤iflken bir flekilde satranç tahtas›n›n etraf›nda pozisyon ald›klar›n› söylemek mümkün. Art›k uluslararas› arenada

‘‘

Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› ABD’nin Büyük Ortado¤u Projesi’nde önümüzdeki on y›llarca etkisi sürecek; birçok ayr›l›kç› hareketi uluslararas› anayasal zemine kavuflturacak ve yeni dünyada flehir devletlerini oluflturacak fliddetli bir deprem. çok menfaatli ve çok tarafl› ittifaklardan müteflekkil bir rekabet oluflmufltur. Bu anlam›yla Zbigniew Brzezinski’nin meflhur kitab›na isim olarak seçti¤i “Büyük Satranç Tahtas›” iyi bir tan›mlama olarak karfl›m›zda durmaktad›r. ABD, tam da Rusya orijinli ekonomik ve politik yeni kamplaflmalar›n oluflmaya bafllad›¤› bir dönemde, hem bölgedeki, hem Avrupa’daki hem de yak›n ve Ortado¤u’daki pozisyonunu güçlendirmifl ve NATO’nun genifllemesi ad› alt›nda Avrupa’dan do¤uya do¤ru aç›lan kap›s›n› sa¤lamlaflt›rm›flt›r. Böylece Rusya’n›n bölgedeki etkisi k›r›lm›flt›r. Kosova ile beraber gelinen yeni süreçte, bafl› en çok a¤r›yacak olan ülke kuflkusuz Rusya ve Rusya’n›n etki alan›ndaki bölge ülkeleri olacakt›r.

SAYI 41

B A L K A N L A R

Kosova’n›n statüsünün netlik kazanmas› sürecinde bütün dünya bir So¤uk Savafl’a daha tan›k olmufltur; ABD-AB savafl›. Her iki taraf da bütün dünyaya müttefik olduklar›n› deklare etmifl olmalar›na ra¤men ekonomik rekabette ve daha da önemlisi enerji konusunda büyük bir savafl›n içerisinde olmufllard›r. Var olan bu savafla ra¤men, her alanda hemfikir bir görüntü çizen AB’ye üye ülkelerin y›llar boyunca gizlemeye çal›flt›klar› görüfl ayr›l›klar›, Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› ile birlikte su yüzüne ç›km›flt›r. Art›k, Almanya ve Fransa’n›n asl›nda bir taraf oldu¤unu, ‹ngiltere’nin AB içerisindeki rolünün ABD’nin Truva at› niteli¤inde oldu¤unu, ‹spanya, Yunanistan gibi ülkelerin ise kendi iç dinamiklerinin devletsel reflekslerinde daha belirgin rol oynad›¤›n› rahatl›kla söyleyebiliriz. Bu yönüyle ABD’nin karfl›s›ndaki bir AB blo¤undan söz etmek pek de mümkün de¤ildir. ABD, Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› konusunda, kendi menfaatleri do¤rultusunda AB’yi ikna etmeyi baflarm›fl ve tam anlam›yla bir izolasyon içerisine itmifltir. AB’nin bu mevzi kayb› asl›nda Bosna Savafl› esnas›nda sergiledi¤i tutumun da bir sonucu olarak görülmelidir. AB, kendisi için en önemli

SAYFA 6


SAYI 41

K AA F KRA ‹S YK A A

mamas› bunun bir sonucudur. En az›ndan bölgede yaflayan Müslüman entelektüellerle, bölge d›fl›ndan bölgeye dair söz söyleyen Müslümanlar aras›nda belirgin bir fikir ayr›l›¤› söz konusudur. Kuflkusuz Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› ABD’nin Büyük Ortado¤u Projesi’nde önümüzdeki on y›llarca etkisi sürecek; birçok ayr›l›kç› hareketi uluslararas› anayasal zemine kavuflturacak ve yeni dünyada flehir devletlerini oluflturacak fliddetli bir depremdir. Do¤rusu dünya jeopoliti¤i, tarihin hiçbir döneminde bu kadar net müdahalelerle yönlendirilmemifltir. Bu yönüyle Balkanlar öteden beri sürdürdü¤ü laboratuvarl›k görevini bir kez daha üstlenmifl durumdad›r. Balkanlar’daki etnik farkl›l›klar› daha derin çizgilerle netlefltiren bu yeni tabloda karfl›laflmam›z muhtemel bölgesel nitelikli di¤er hususlar› ise flu flekilde s›ralayabiliriz: - Balkanlar’da ABD aç›s›ndan istikrar unsuru olabilecek Arnavut faktörü ortaya ç›kar›lm›fl, Arnavutlar›n tek çat› alt›nda toplanma ihtimaline zemin haz›rlanm›flt›r. Bu “k›z›l elma” önümüzdeki y›llarda Arnavut politikas›n›n belirleyici yegane unsuru olacakt›r. - Rusya’n›n Balkanlar’da söz sahibi olabilmek için kulland›¤› S›rp-Slav ve Yunan-Ortodoks birli¤i ideallerinin önüne geçilmifltir. - Bosna, Makedonya, Kosova ve Karada¤ S›rplar›n›n S›rbistan’la birleflebilme ihtimali belirmifltir. Bunun gerçekleflmesi durumunda H›rvatistan da Hersek H›rvatlar›n›n

SAYFA 7

Kosova’n›n domino etkisi

enerji yolu durumundaki Bat› Balkanlar ve Adriyatik hatt›nda oluflturmaya çal›flt›¤› etkinli¤ini, Kosova’n›n ba¤›ms›zl›k karar›yla beraber tamamen kaybetmifltir. ABD’nin müdahalesiyle belirlenen co¤rafi yap›lanma neticesinde AB, mukavemetli bir askeri, ekonomik ve siyasi kuflatmayla karfl› karfl›ya kalm›flt›r. Art›k AB mevcut enerji ihtiyaçlar›n› temin yollar›n›n üstünde ebedi bir ABD varl›¤›na tahammül etmek zorundad›r. ABD’ye karfl› ekonomik ve askeri ba¤›ml›l›¤› artan AB, ABD’nin uluslararas› ç›karlar›na lojistik sa¤lar pozisyonuna düflmüfl ve ABD’den arta kalanlarla yetinmek zorunda olan bir birlik hüviyetine bürünmüfltür. AB aç›s›ndan düflündürücü olan bir baflka nokta ise, Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›n› müteakiben AB’deki ayr›l›kç› hareketlerin iki ucu keskin bir k›l›ç gibi AB’yi zedelemeye ve hatta da¤›tmaya müsait bir zemin yakalad›¤› gerçe¤idir. AB’nin Avusturya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden kuraca¤› muhtemel ç›k›fl yolundaki son nokta olan Türkiye, AB aç›s›ndan art›k daha önemli bir konuma gelmifl durumdad›r. Bu, Türkiye’nin elini kuvvetlendiren bir durumdur. ‹flte bu yüzden Türkiye’nin AB üyeli¤i konusunda AB’nin köfleye s›k›flt›¤› uluslararas› aktörlerce ifadelendirilmeye bafllanm›flt›r. Di¤er bir ilginç nokta ise, ABD, Avrupal› Müslüman bir halk›n ba¤›ms›zl›¤›na destek vererek orta ve uzun vadede ‹slam dünyas›nda zedelenen imaj›n› düzeltmek için f›rsat yakalad›¤›n› düflünmektedir. Dünyadaki Müslüman entelektüel kalemlerin, Kosova’da yaflananlar› ortak çerçevede tan›mlaya-


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Bosna’dan ayr›l›¤›n› talep edebilecek, S›rbistan içerisindeki Arnavutlar Büyük Arnavutluk projesini idealize edecek, S›rbistan ve Karada¤’da mukim Sancak Boflnaklar› da Bosna-Hersek ile birleflebilme imkan›na kavuflmufl olacaklard›r. Ba¤›ms›zl›k ilan›n›n hemen akabinde S›rplar, özellikle yo¤un olarak yaflad›klar› Mitrovitsa’da, politik ve demografik bask› faktörünü de kullanarak “Bosna Modeli”nin uygulanmas›n› talep etmifller ve orta vadede Kosova’n›n en az›ndan üçte birinin S›rbistan’a kat›lmas›n› dillendirmifllerdir. Fakat bu yeni taleplerin ABD ç›karlar› aç›s›ndan uygulanabilirli¤i söz konusu de¤ildir. Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤› ile beraber hemen herkesin akl›na gelen Bosna S›rplar›n›n Bosna-Hersek’ten ayr›lmas›na ve S›rbistan’a kat›lmas›na yönelik talepler bizzat ABD taraf›ndan bast›r›lm›flt›r. Balkanlar’da Yugoslavya sonras›nda

SAYI 41

B A L K A N L A R

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

oluflturulan politik ve co¤rafi statü, önümüzdeki yak›n dönemde de¤iflmeyecektir. - Kosova merkezli olarak bölgede yaflanabilecek tüm çat›flmalar tamamen “kontrollü gerginlik stratejisi” kapsam›nda de¤erlendirilmelidir. Bu çat›flmalar›n ancak ABD’nin iste¤i ile kontrolden ç›kabilece¤i unutulmamal›d›r. - Bölgenin halen Kosova’y› tan›mayan -S›rbistan ile birlikte- eli zay›flat›lm›fl iki aktöründen biri olan Bosna-Hersek kendi iç dinamikleri aç›s›ndan S›rbistan ile benzer politikalar üretmek zorunda kalacakt›r. Bunun iki ayr› nedeni vard›r: Birincisi, bu ülkenin karar alma mekanizmas›ndan kaynaklanmaktad›r. ‹kinci sebep ise, yeni durumda S›rbistan ile Bosna-Hersek’in ç›karlar konusunda benzer ö¤elere sahip oldu¤u gerçe¤idir. S›rbistan ve Bosna-Hersek için tek ç›kar yol AB üyeli¤idir. S›rbistan’›n yeniden genel seçimlere gidecek olmas› bunun göstergesidir. Bütün bu d›fl faktörler ba¤lam›nda, %92’lik ço¤unluktaki Arnavutlar›n az›nl›klarla ayn› statüye sahip oldu¤u, S›rplar›n Belgrad Ortodoks Kilisesi’ne ba¤l›l›¤›n›n güvenceye al›nd›¤›, silahl› kuvvetleri ve savunma bakanl›¤› olmayan, uluslararas› güçlerin hayat›n tüm alanlar›nda söz sahibi oldu¤u bir Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›ndan ne kadar söz edilebilece¤i bir muamma olarak karfl›m›zda durmaktad›r.

SAYFA 8


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

‹ran’da yeni dönem

TUBANUR SÖNMEZ

tubanursonmez@gmail.com

‹ran’da 14 Mart 2008’de gerçekleflen parlamento seçimlerinin sonuçlar› kimseyi flafl›rtmad›. ‹slam devriminin kazan›mlar›n› ve rejimi muhafaza etmeyi amaçlayan Mahmud Ahmedinejat liderli¤indeki muhafazakarlar, oylar›n ço¤unlu¤unu alarak meclisteki sandalye say›s›n›n yaklafl›k %20’sini alabilen reformistler karfl›s›nda ezici bir üstünlük sa¤lad›. ‹ran’a demokrasi ve seçim dersi verecek en son ülke olan ABD, seçim sonuçlar›n›n önceden manipule edildi¤i iddias›nda bulunuyor. Bu iddialar›na gerekçe olarak da ‹ran’da uygulanan a¤›r adayl›k kriterlerini gösteriyor. Bu kriterlere göre seçimler öncesinde reformistlerin 1700 aday› seçime girme kriterlerine uygun bulunmam›flt›. Bu ithamda bulunan ABD baflkanl›k sözcüsü McCormack, o¤ul Bush’un nas›l baflkan oldu¤unu ve ABD’li demokratlar› yasa bo¤an kara günleri herkesin unuttu¤unu düflünüyor olsa gerek. Ahmedinejat’›n sert ç›k›fllar›na ba¤lanan Birleflmifl Milletler ve ABD ambargolar›, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayaklar› üzerinde durmay› ö¤retiyor. Son dönemde yaflanan süreçte yerli üretici teflviklerle korunurken, ithal mallar ancak yüksek vergilerle pazara girebiliyor. Liberal ekonomi politikalar› belki sonuçlar› etkileyebilirdi ama halk›n genelinin yönelimi, kendilerine yak›n bulduklar› Ahmedinejat’tan yana oldu. Halk kendisinden kopuk olmayan, ayn› dili konuflabilece¤i, de¤erlerine yabanc› olmayan, en önemlisi de güvenebilece¤i bir lider istiyordu. Ahmedinejat mükemmel de¤ildi belki, ama ülkesi için en iyisini yapaca¤›na dair güveni halk›na vermiflti. Ve içlerinden biriydi, flöyle diyorlard›: “O bizden biri.” ‹ran’da bir kesimin de¤iflim istedi¤i bariz, ama sokaklar zaten kendili¤inden de¤iflmifl. Tahran sokaklar›ndaki kad›nlar›n neredeyse yar›s› boyal› saçlar›n› baflörtülerinin önünden d›flar› b›rak›yor ve asl›nda oldukça rahat bir görünüm sergiliyorlar. Kraldan çok kralc›lar›n uygulad›klar› yasakç› politikalarsa flehir efsaneleri fleklinde anlat›lmaya devam ediyor. Muhafazakar kesim ise,

SAYI 41

O R T A D O ⁄ U

‘‘

Ahmedinejat’›n sert ç›k›fllar›na ba¤lanan Birleflmifl Milletler ve ABD ambargolar›, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayaklar› üzerinde durmay› ö¤retiyor. toplum nizam›n› koruyan bir unsur olarak tesettürün muhafaza edilmesi gerekti¤ini vurguluyor. Aksi takdirde suç oran›n›n artaca¤›n›, huzursuzlu¤un bafl gösterece¤ini, önünü alamayacaklar› olaylara ad›m at›lm›fl olaca¤›n›, bu nedenle ‹slam devletinin devrimle kazan›lm›fl bu kurallar›n›n korunmas› gerekti¤ini belirtiyorlar. Bu noktada en büyük görev, seçtikleri lidere düflüyor. Ahmedinejat hükümeti, herhangi bir kaos ortam› yaratmadan, halk›n›n içinde düflmanlar görmeden, beklentileri maksimum karfl›layabilecek bir yönetim tekni¤i ile özellikle ekonomik beklentilere cevap vererek halk›n belini do¤rultup yönetimin elini rahatlatabilir. ‹ran, tarih boyunca kültür ve din sentezinin normalli¤inin, bunlar›n ayr›m›n›n ne kadar zor oldu¤unun ispat›yd›. fiimdilerde ise tüm farkl›l›klara ra¤men dünya Müslümanlar›n›n ümmet bilincini ayakta tutabilmek için u¤rafl verdikleri bir ülke.

SAYFA 9


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Afrika’da yeni dini yaklafl›mlar:

“H›ristiyan-‹slam”

MUSTAFA EFE

cammosk@yahoo.com

Vatikan, dünyay› H›ristiyanlaflt›rmak için farkl› yollar deniyor. Haçl› seferleri ve misyonerlik faaliyetleri ile bu amac›na ulaflmaya çal›flan Vatikan, misyonerlik yoluyla Müslüman ülkelerde kimi baflar›lar da elde etti. Nitekim, Afrika k›tas›nda 1900’lü y›llarda %7-9 aras›nda olan H›ristiyan nüfus bugün %50’ye yaklaflm›fl durumda. Örne¤in e¤itim kurumlar›n›n H›ristiyan misyonerlerin elinde olmas› dolay›s›yla Müslümanlar çocuklar›n› mecburen bu e¤itim kurumlar›na gönderiyorlar, bunun neticesinde de bu çocuklar›n önce dinleri ile ba¤lant›lar› kesiliyor. Bu durum insanlar aras›nda bir karmaflaya sebep oldu. fiu anda bölgede ismi Müslüman ismi olup da gayrimüslim olan ya da ismi gayrimüslim ismi olup da Müslüman olan pek çok kimse var. Müslümanlar› H›ristiyanlaflt›rmak için misyonerlerin yeni bir taktik olarak belirledi¤i H›ristiyan-‹slam, 1965’teki II. Vatikan Konsili’nde al›nan kararlarla gelifltirildi. Bu konsilde al›nan kararlar›n sebebi; Katolik Kilisesi’nin d›fla aç›l›m›n› sa¤lamak, kiliselerin aralar›ndaki husumetleri gidermek ve Haçl› seferlerinin kötü izlerini silmektir. Bu konsilde ilk defa “‹slam inanc›na ba¤l› olanlar” diye Müslümanlardan bahsedilir, ancak ‹slam’a de¤inilmez. “Müslümanlar, ‹sa’ya olan sevgilerinden dolay› kurtulufla ereceklerdir.” slogan›yla Müslümanlar›n gönülleri al›nacak, bu flekilde H›ristiyanl›¤›n olumsuz imaj› y›k›larak Müslümanlar›n en az›ndan H›ristiyanl›¤a sempati ile bakmalar› sa¤lanacakt›r. Sözde dinleraras› diyalog çal›flmalar› vesilesiyle, Haçl› seferleri, yak›l›p y›k›lan flehirler, Endülüs’te, Cezayir’de, Afrika’da katledilen ve halen Irak’ta, Afganistan’da devam eden katliamlar unutturulmaya çal›fl›lacakt›r. II. Vatikan Konsili ile tart›fl›lan H›ristiyan-‹slam, 1980’lerden itibaren dillendirilmeye bafllanan, küresel güçlerin, ‹slam dünyas›ndaki direniflleri k›rmak için ortaya koyduklar› ‹slam ve H›ristiyanl›k kar›fl›m›, daha çok Evanjelistlerin gündeme getirdi¤i yeni melez bir “din”. Bu anlay›fla göre; ikisi de kitap sahibi olan dinlerin birlikte olmamas› için hiçbir sebep yok. ‹slamiyet’le söylemleri ortak oldu¤u öne sürülen bu yeni ina-

SAYI 41

A

F

R

K

A

n›fl› benimsemeyenlerin ise tutucu Müslümanlar oldu¤u iddia edilmekte. Bu sözde küresel dinin yerleflebilmesi için ‹slam dünyas›ndaki birçok ülkede mahiyetleri farkl› olmakla beraber sosyal, kültürel, siyasi, askeri, ekonomik yüzlerce müdahalede bulunulmufltur. Bu projenin gerçekleflmesini engelleyecek bütün hareket, düflünce, organizasyon, kurum ve kurulufllar radikal ya da terörist ilan edilerek sindirilmifltir, sindirilmeye devam edilecektir. Art›k “Bu hakt›r, bu da bat›l” demek radikallik göstergesi; “H›ristiyanl›¤›n tahrif olmufl bir din oldu¤unu” söylemek hoflgörüsüzlük olarak kabul edilecektir. Siyah ve beyaz›n de¤il, gri tonlar›n hakim oldu¤u her ortama, bölgeye, kifliye uygun; kifliliksiz, kimliksiz bir din anlay›fl› kabul görmeye bafllam›flt›r ve kabul görecektir. Üç “testament” yani üç kitap; Tevrat, ‹ncil ve Kur’an’›n ortak bir versiyonu üzerinde çal›flmalar devam etmektedir. MELEZ B‹R D‹N‹ YAfiAM AFR‹KA’DA GÜN GEÇT‹KÇE POPÜLERLEfi‹YOR Afrika’da “Tanr› Misyonu’nun Gerçek Mesaj›” adl› kilisede, H›ristiyanl›k ve ‹slam ritüelleri birlefltirilerek ibadet ediliyor. ‹badete Hz. ‹sa için ayr›lan bölümde dua edilerek bafllan›yor. Daha sonra da caminin çevresinde koflup, af ve yard›m için “Tek Tanr›”ya dua ediliyor. Bu dönüflün Kabe’nin etraf›ndaki dönüfl gibi oldu¤una inan›l›yor. Bu grup, Afrika ülkelerinde devam eden yeni dini mayalanmalar› gösteren bir pencere gibi; “Bu, MüslümanH›ristiyan birli¤i için bir model olabilir mi, yoksa sadece Afrika’ya özgü bir model mi?” yönündeki tart›flmalar hâlâ devam ediyor. Fakat gerçek flu ki, bu tür projeler baflla(t›l)m›fl olan bir plan›n parças›d›r. Nüfusunun yar›s› Müslüman, yar›s› H›ristiyan olan Nijerya, bu üç dinin harmanlanmas›yla oluflan dini anlay›fllar›n en fazla görüldü¤ü ülkelerden biri. Bu gruplar›n hoflgörülü bir bar›fla hizmet edecek topluluklar olarak lanse edildi¤i ülkenin en büyük camilerinden birinde Hz. ‹sa’n›n boydan boya bir resmi as›l› bulunuyor.

SAYFA 10


‘‘

H›ristiyan-‹slam Afrika k›tas›nda “yeni bir medeniyetin do¤uflu” olarak sunuluyor. K›ta, dünya nimetlerinden faydalanma aç›s›ndan sonlarda yer alsa da küresel planlar›n ilk uygulama alan› olmaya devam ediyor.

SAYI 41

K A F K A S Y A

SAYFA 11

Afrika’da yeni dini yaklafl›mlar “H›ristiyan-‹slam”

“Tanr› Misyonunun Gerçek Mesaj›” kilisesinde Müslüman ailelerde do¤an ve sonradan H›ristiyan olan papazlar görev yap›yor. Pazar günleri kilise korosu taraf›ndan H›ristiyanlara ve Müslümanlara ait ilahiler birlikte söyleniyor. Papazlar ‹ncil ve Kur’an’dan vaazlar veriyor. Hutbeleri ve konuflmalar› yerel televizyonlarda yay›nlan›yor. H›ristiyan-‹slam dininin kurucusu Tela Tella’n›n takipçileri onu “Elçi, Tanr›’n›n dile¤i, Kutsal Mesih, Ifeoluwa” diye isimlendiriyorlar. Ifelouwa, Yoruba dilinde “Tanr›’n›n sevgisi” demek. 1980’lerde ortaya ç›k›fl›ndan bu yana insanlar her gün onun ça¤r›s›n› dinlemek için geliyorlar. Tela Tella da, “Hepimiz ‹brahim’in çocuklar› de¤il miyiz?” diyor ve ‹slam ve H›ristiyanl›k aras›nda sözde birlik ve hoflgörü vaazlar› veriyor. Böylece melez bir dini yaflam Afrika’da gün geçtikçe popülerlefliyor. Afrika k›tas›nda H›ristiyanl›kla yerel dinlerin birleflmesi sonucu birçok ucube inanç türemiflti. Bunu flimdi de ‹slam’› H›ristiyanl›kla birlefltirerek yap›yorlar. Afrika k›tas› dünya nimetlerinden faydalanma aç›s›ndan sonlarda yer alsa da küresel planlar›n ilk uygulama alan› olmaya devam ediyor. K›ta sömürgecilik, misyonerlik, kölelik, komünizm ve kapitalizm gibi birçok fleyden fazlas›yla etkilendi. Milyonlarca insan kültürünü, dilini, hayat›n› kaybetti. “Beyaz Tanr›”n›n bask›s› üzerlerinden hiç eksilmedi. fiimdi yine Beyaz Tanr›’n›n mucitleri burada yeni oyunlar sahnelemeye devam ediyor.


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Sürgündeki

Moritanlar ÖMER FARUK KORKMAZ ofy182@yahoo.com

Bat› Afrika’n›n önemli ülkelerinden birisi olan Moritanya, ba¤›ms›zl›¤›n› kazand›¤› 1960 y›l›ndan bu yana s›k s›k askeri ihtilallere maruz kalmakta ve bir türlü istikrara kavuflamamakta. 1984 y›l›nda Muaviye Tai, ülkede yaflanan kargaflaya son vermek ad›na ihtilalle yönetime geldi. Ancak ülke hâlâ siyasi krizler yafl›yor, partiler aras› çekiflmeler sürüyordu. Bu gruplar aras›nda en radikal olanlardan birisi de siyahi milliyetçili¤inin bafl›n› çeken The African Liberation Forces of Moritania (Moritanya’n›n Afrikal› Özgürlük Güçleri / FLAM) örgütüydü. Bu örgüt, Fransa taraf›ndan desteklenen oldukça radikal bir örgüttü. Ülkedeki siyahi nüfus %20 civar›nda olmas›na ra¤men örgüt, Moritanya’n›n siyahilerin devleti oldu¤unu ve devleti siyahilerin yönetmesi gerekti¤ini iddia ediyor. 1987 y›l›nda örgütle iliflkisi oldu¤u iddia edilen ordu içinden bir grup siyahi kökenli subay, Muaviye yönetimini devirmek istedi. Ancak Muaviye olay› erken fark etti ve ihtilal giriflimi baflar›s›zl›kla sonuçland›. Muaviye bu giriflimin liderlerini 28 Aral›k 1987’de, ülkenin ba¤›ms›zl›k gününde, idam edip kalanlar› da ordudan att›. Moritanya’da daha sonra yaflanan kargaflaya ise 1989 y›l›nda yaflanan bir olay sebep oldu. Senegal-Moritanya s›n›r›nda yaflayan Senegalli köylülerin, Moritanyal› bir köylüyü dövmeleri sonras›nda ç›kan kavgada bir Senegalli öldü. Bu olay Senegal’de infiale neden oldu ve ç›kan olaylarda Senegal’de yaflayan ve Senegal ekonomisinde önemli yeri olan Moritan kökenli tüccarlar›n dükkanlar› ya¤maland›, baz›lar› öldürüldü. Senegal hükümeti ise olaylar karfl›s›nda gerekli önlemleri almad›¤› için suçland›. Senegal’deki olaylara tepki olarak Moritanya’da yaflayan Senegal kökenli siyahilere karfl› sald›r›lar bafllad›. Moritanya’daki siyahiler genelde fakir ailelerdi. S›n›rda meydana gelen olaylarla da ilgileri yoktu. Ancak Frans›z bas›n› s›n›rdaki olay› haftalarca gündemde tutarak olaylar› t›rmand›rd›. Senegal’deki Moritanlar›n katliama u¤rad›¤› haberleri Moritanya devletini harekete geçirdi ve bu basit olay iki devlet aras›nda bir krize neden oldu. Bunun üzerine baz› Arap devletleri ve BM, iki ülke aras›nda arabu-

SAYI 41

A

F

R

K

A

luculuk yapt›. Sonunda iki devlet masaya oturdu ve nüfus mübadelesine karar verildi. Senegal’de bulunan Moritanlar Moritanya’ya, Moritanya’daki Senegalliler de Senagal’e geri gönderildi. Ancak bu arada Moritanya vatandafl› birçok siyahi de zorla Senegal’e gönderildi. Senegal, Moritan kökenli siyahileri almak istemeyince binlerce insan ortada kald›. Moritanya, bu kiflilerin Moritan olmad›¤›n› iddia ediyordu. Bunun üzerine BM taraf›ndan Senegal s›n›r›nda ve komflu ülke Mali’de bu insanlar için büyük çad›r kentler kuruldu.

SAYFA 12


Ülkede yaflanan olaylar karfl›s›nda ‹slamc› gruplar d›fl›ndaki bütün Moritan partileri siyahilere karfl› tek cephe oldular. Bu kadar afl›r› milliyetçili¤in ‹slamiyet’le ilgisi bulunmad›¤›n›, olaylara kar›flmayan masum siyahilere karfl› yap›lanlar›n do¤ru olmad›¤›n› söyleyen ‹slami guruplar da vatan haini olarak suçlan›p kargafladan nasiplerini ald›lar. Siyahileri savunan beyaz imamlara cezalar ya¤d›r›ld›. Geçen zaman içerisinde sürgüne gönderilen bu insanlar›n bir k›sm› Moritanya’ya geri dönse de büyük bir k›sm› halen sürgünde yaflamaya devam ediyor. Son yap›lan seçimlerde cumhurbaflkanl›¤›n› kazanan Sidi Muhammed fieyh Abdullah, seçimler s›ras›nda bu sorunu çözece¤ine dair halka söz vermiflti. Bugünlerde dünya kamuoyunun gündemine gelen bu mesele yaklafl›k 20 bin siyahinin kendi ülkeleri Moritanya’ya dönmesine izin verilmesi meselesidir. Moritanya yönetimi böylece merkezi Fransa’da bulunan ve Moritanya’ya karfl› Fransa taraf›ndan desteklenen siyahi özgürlük hareketi FLAM örgütünün büyük bir kozunu daha elinden alm›fl oldu.

SAYI 41

Siyahiler ad›na siyaset yapan Islah ve Adalet Partisi Genel Baflkan› ‹brahim Sar, son seçimlere ba¤›ms›z olarak girdi ve sadece %7 oy alabildi. Di¤er partilerden aday olan siyahiler ise parlamentoya girdiler. fiu anda senato baflkanl›¤›n› ›rkç› siyahilere destek vermeyen bir siyahi yap›yor. FLAM örgütü, Fransa güdümünde radikal siyahi milliyetçisi bir kurum oldu¤undan siyahlar taraf›ndan da sevilmiyor. Bu grubun siyahlar›n sorunlar›n›n ticaretini yapt›¤›na dair suçlamalar var. Tarih boyunca bu bölgede Araplarla siyahiler, ‹slam kardeflli¤i içinde bir arada yaflad›lar. Her yerde oldu¤u gibi siyahi alimlerin Arap talebeleri, Arap camilerin de siyahilerin e¤itim gördü¤ü medreseleri vard›. Yaflanan her fleye ra¤men bugün hâlâ medreselerde Araplarla siyahiler ayn› ortamlarda e¤itim görüyor. Bu medreselerde okuyan gençler hiçbir etnik çat›flmaya kar›flm›yor. Moritanlara göre iki toplum aras›ndaki kardeflli¤i Frans›zlar bozdu. Frans›zlar, Araplar› ve siyahileri ayr› ayr› örgütleyerek halk› birbirine düflürdü. Bundan dolay›, mevcut cumhurbaflkan›n›n ülkede af ilan etmesi ülke bar›fl› için çok önemli bir ad›m olarak görülüyor. Ülkedeki baz› çevrelerse siyahileri Senegal’e gönderen eski cumhurbaflkan› Muaviye’nin yarg›lanmas›n› istiyor. Moritanya’daki olaylar›n nas›l geliflece¤ini ise zaman gösterecek.

SAYFA 13

Sürgündeki Moritanlar

‘‘

Moritanlara göre Frans›zlar, Araplar› ve siyahileri ayr› ayr› örgütleyerek halk› birbirine düflürdü. Bundan dolay›, mevcut cumhurbaflkan›n›n ülkede af ilan etmesi ülke bar›fl› için çok önemli bir ad›m olarak görülüyor.


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Umutlar›n söndü¤ü ülke

Somali

AHMET KAVAS

akavas@hotmail.com

Kenya seçimleri ve Çad’daki baflar›s›z darbe giriflimi Afrika k›tas›ndaki problemli ülke Somali’yi içinde yaflad›¤› felaketlerle bafl bafla b›rak›p unutturmaya yetti. Ülkedeki iç savafl hâlâ bütün fliddetiyle devam etmekte; sadece Mogadiflu ve çevresiyle s›n›rl› zannedilen bu mücadele asl›nda ülkenin her taraf›nda kendini hissettirmekte. ‹ç savafl nedeniyle yüz binlerce insan yaflad›¤› yeri terk etmek zorunda kald›. fiu ana kadar bir milyonu ülke s›n›rlar› içinde olmak üzere toplam iki milyon civar›nda Somalili, göçmen durumunda. Bunlar›n yar›s› 2007 öncesi yaflanan yaklafl›k 16 y›ll›k süreçte göç etmiflti. Ama as›l göç 2007’nin Kas›m ay› bafl›ndan itibaren yafland› ve göç edenlerin büyük ço¤unlu¤u baflkent Mogadiflu ile yak›n çevresinde yaflayanlard›. Özellikle son dönemde, yani 2008 y›l› Ocak ay›ndan bu yana, her ay ortalama 25 bin kifli göç ediyor. Bu göçler sadece hayat koflullar›n›n daha iyi oldu¤u yerlere de¤il, açl›¤›n en fazla hissedildi¤i afla¤› ve orta fiebeli bölgelerine bile yap›lmakta. Evlerindeyken az da olsa geçimlerini sa¤layabilen bu insanlar tam bir insanl›k dram› içindeler. Bugünlerde göç ettikleri yerlerde büyük bir g›da s›k›nt›s› çekiyorlar ve yeterli içme suyu bulam›yorlar. Mogadiflu’nun birkaç kilometre çevresinde yaflayan göçmenlerin en önemli s›k›nt›lar›ndan biri de sa¤l›k. Bölgede bulafl›c› hastal›klar giderek yay›l›yor, özellikle ishal ve s›tma ölümcül boyutta ilerliyor. Ülkede acil müdahale bekleyen sorunlar›n çözümü içinse ad›m at›lam›yor. Somalililerin iki önemli geçim kayna¤› hayvanc›l›k ve ticaret. Ancak son y›llarda hayvanlar›n otlad›¤› arazilerin verimsizleflmesi ve ticaret için gerekli güvenli¤in bir türlü sa¤lanamamas›, insanlar›n hayat koflullar›n› a¤›rlaflt›r›yor. Bilhassa son y›llarda yaflanan kurakl›k da kendisini a¤›r bir flekilde hissettiriyor. Öte yandan ya¤mur mevsiminin çok fliddetli geçti¤i bölgelere göç edenler ise s›¤›nacak sa¤lam mekanlar bulamad›klar› için zor durumdalar. Birleflmifl Milletler gözetiminde Somali’de bulunan yard›m kurulufllar› bölgede günlük yaklafl›k iki milyon litre içme suyu da¤›t›yor, 200 bin kifliye g›da yard›m›yla kad›nlara ve çocuklara ilaç yard›m› yap›yor. Ayr›ca kurulan 28 çad›rda e¤itim veriliyor. Bölgedeki uluslararas› yard›m kurulufllar›n›n önündeki en büyük engeli ise can güvenli¤i ve emniyetsizlik oluflturuyor. Halen bu ülkede bulunan 400 kadar insani yard›m kuruluflu temsilcisi, bask› ve tehdit alt›nda çal›fl›yor.

SAYI 41

A

F

R

K

A

‹SLAM ÜLKELER‹ SOMAL‹’Y‹ UNUTTU MU? 11 Eylül 2001’den sonraki geliflmeler Somali tarihindeki en zor günlerin bafllang›c› oldu. ‹slam ülkelerinden gelen yard›mlar, baflta ABD olmak üzere Avrupal› ülkeler taraf›ndan ülkedeki ‹slami direnifli art›rd›¤› gerekçesiyle büyük oranda

SAYFA 14


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

engellendi. Ama ald›klar› hiçbir tedbir Somali’de "‹slami direnifl" ad›yla ifade ettikleri yap›lanman›n faaliyetlerini durduramad›. Bu oluflum, baflta Etiyopya birlikleri olmak üzere geçici hükümetin güvenlik birimlerini, hükümet temsilcilerini ve Afrika Birli¤i askerlerini hedef almaya devam ediyor. 19 Mart 2008 Çarflamba günü baflkent Mogadiflu’nun kuzeyindeki Suqaholha mahallesinde Etiyopya askerlerine karfl› bir sald›r› gerçeklefltirildi. Aç›lan ateflte toplam sekiz kifli öldü. Mogadiflu flehri 2006 y›l›ndan itibaren fliddetli çat›flmalara sahne olmaya devam ediyor. Geçici hükümete yard›m etmek üzere 2006 y›l›nda Somali’ye giren Etiyopya birlikleri ile o dönemde ülkenin orta k›s›mlar› ve güneyini ele geçiren ‹slam Mahkemeleri aras›n-

‘‘

Somali’de iç savafl nedeniyle iki milyon insan yaflad›¤› yeri terk etmek zorunda kald›. fiu ana kadar bir milyonu ülke s›n›rlar› içinde olmak üzere toplam iki milyon civar›nda Somalili, göçmen durumunda.

SAYI 41

s›nda bulunan Somali’deki dengeleri bozan ABD ve müttefikleri, mevcut geçici yönetimin iyilefltirilmesi, hukuk düzeninin tesisi, demokrasi, insan haklar›na sayg›, ekonomik kalk›nma ve yeni ifl imkanlar›n›n oluflturulmas› gibi konular›n Birleflmifl Milletler öncülü¤ünde, ama asl›nda ABD taraf›ndan gerçeklefltirilmesi gereken hedefler oldu¤u fikrinde. Oysaki Somali’de bunlar art›k birer ideal bile de¤il. ABD, SOMAL‹ ÜZER‹NDEK‹ BASKILARINI H‹SSETT‹RME TELAfiINDA Bilindi¤i gibi ABD’nin Afrika k›tas›ndaki tek askeri üssü Cibuti’de bulunmakta. 2007 y›l› Ocak ay›nda buradan havalanan ABD uçaklar› Somali’nin güneyindeki bir hedefi vurarak yüzlerce insan›n ölümüne sebep oldu. ABD ayr›ca ayn› y›l›n temmuz ay›nda el-Kaide ile ba¤lant›l› olduklar› bahanesiyle ülkenin kuzeydo¤usunu vurarak bölge insanlar›na epeyce korku verdi. Son olarak Somali’nin güneyinde el-Kaide üyesi oldu¤unu iddia etti¤i bir kifliye karfl› 2 Mart 2008 günü sahildeki savafl gemisinden füze atarak bir sald›r› gerçeklefltirdi. Sald›r›yla ilgili olarak geçici hükümete karfl› mücadele eden direniflçilerin yapt›klar› aç›klamaya göre, kendi idarelerindeki bir flehir, ABD’nin AC-130 tipi bir uça¤› taraf›ndan bombaland› ve çok say›da insan bundan zarar gördü. ABD bu sald›r› konusunda bilgi vermese de yerel kaynaklar, 2-3 Mart 2008 gecesi bir ABD uça¤›n›n baflkent Mogadiflu’nun 500 km güneydo¤usunda bulunan Kenya s›n›r›na yak›n Dhoble yerleflim bölgesinde ikisi ev olmak üzere üç hedefi bombalayarak dört sivilin ölümüne sebep oldu¤unu belirtiyor.

SAYFA 15

Umutlar›n söndü¤ü ülke Somali

daki silahl› çat›flmalar›n arkas›n›n kesilmesi mümkün görünmüyor. Çat›flmalardan flimdiye kadar nispeten daha az zarar gören Mogadiflu’nun kenar mahalleleri de etkilenmeye bafllad›. ‹nsanlar bulduklar› ilk f›rsatta derhal buradan ayr›l›yor. Göç edilen yerler aras›nda Kenya s›n›r›na yak›n Galgadud ve Mudug, kuzeydeki Somaliland Özerk Cumhuriyeti ve Pundland özel bölgesi de bulunuyor. Somali’ye bar›fl›n getirilmesi sürecinde, baflkent Mogadiflu ve çevresinde hakim kabile olan Haviye ve ‹slam Mahkemeleri Birli¤i; ABD ve Avrupa ülkeleri ile bölgedeki di¤er güçler taraf›ndan d›flland›kça, geçici hükümetin baflar›l› olma flans› az görünüyor. Bu sebeple 2007 y›l› Kas›m ay›nda geçici hükümetin bafl›na getirilen Nur Hasan Hüseyin, ülkede bar›fl›n ve güvenli¤in tesisine katk›da bulunmak için daha önce tutuklanan Haviye ileri gelenlerini serbest b›rak›p, önde gelen liderleri Muhammed Hasan Haad dahil, ülke içinde istedikleri yerlere serbestçe gitmelerine izin verdi. Baflbakan Hüseyin, hükümetinin öncelikli hedefini bütün muhalif gruplarla uzlafl› ortam› kurma ilkesine dayand›r›yor. Öyle ki Baflbakan Hüseyin, geçici hükümete karfl› direniflin en sert temsilcileri olan ve "fiebab" denen gençlere dahi bar›fl elini uzatmak istiyor. ABD bu gençlik grubunu el-Kaide ile ba¤lant›l› teröristler listesine ekledi¤ini 18 Mart 2008’de ilan etti. 2004 y›l›nda ‹slam Mahkemeleri’nin gençlik kolu olarak kurulan bu hareket, özellikle geçici hükümet ile toplum içinde sosyal bar›fl ve iflbirli¤inin yeniden tesis edilmesi için gayret edenleri korkutmakla suçlan›yor. Afrika’da 1990’lar›n bafl›nda iç bunal›ma sevk edilen ülkeler ara-


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

M›s›r’›n y›llard›r bitmeyen

“mübarek” seçimleri TURAN KIfiLAKÇI

turankislakci@yahoo.com

Arap dünyas›n›n en kalabal›k nüfusa sahip ülkesi ve entelektüel feneri olan, dünya deniz ticaretinin ana yolu Süveyfl Kanal›’n› kontrol eden M›s›r’da, nisan ay›nda yap›lacak yerel seçim öncesi ortal›k yine toz duman. M›s›r yönetimi ülkedeki en güçlü muhalif grup olan ‹hvan-› Müslimin (Müslüman Kardefller) üyelerini aylar öncesinden tutuklamaya bafllad›. ‹ki ay içinde gözalt›na al›nanlar›n say›s› resmi rakamlara göre 100’ü aflt›. Müslüman Kardefller’in aç›klamas›na göre ise tutuklu say›s› 500’ün üzerinde. ‹hvan sözcüleri yapt›klar› aç›klamada, tutuklananlar›n büyük ekseriyetinin yerel seçimlerde aday aday› olduklar›n› söylüyorlar. M›s›r güvenlik güçleri ise tutuklanan kiflileri yasa d›fl› bir örgüte üye olmak ve hükümet karfl›t› broflür da¤›tmakla suçluyor. ‹hvan-› Müslimin cemaati, 2005 y›l›nda ba¤›ms›z olarak kat›ld›¤› genel seçimlerde meclisin alt kanad›ndaki sandalyelerin beflte birini ald›. Bunun üzerine M›s›r hükümeti 2006’da yap›lacak olan yerel seçimleri iki y›l erteledi. Müslüman Kardefller’in genel seçimlerdeki tüm engellemelere ra¤men elde ettikleri baflar›l› sonuçlar, yerel seçimler öncesinde de hükümeti korkutuyor. M›s›r Devlet Baflkan› Hüsnü Mübarek’in iktidardaki Ulusal Demokrasi Partisi, geçti¤imiz ay düzenledi¤i bir toplant›da, 8 Nisan’da yap›lmas› planlanan yerel meclis seçimlerinde, Müslüman Kardefller hareketini bas›n yoluyla bo¤ma ve kuflatma karar›na varm›flt›. Amaç, ‹hvan-› Müslimin’in seçimlerde tatmin edici sonuçlar almas›n›n önüne geçmekti. Bu çerçevede ‹hvan’›n güçlü oldu¤u birçok ilde yap›lacak hileler için düzenler kuruldu, ayr›ca M›s›r’›n karfl› karfl›ya kald›¤› tüm problemlerin sorumlusu olarak Müslüman Kardefller cemaatini gösteren çok fliddetli seçim kampanyalar›na giriflildi. Seçimler öncesinde baflvurulan bu yöntemler M›s›r halk›n› tamamen bezdirmifl durumda. M›s›rl›lar yabanc› bas›n kurulufllar›na yapt›klar› aç›klamalarda, oy vermekle vermemek aras›nda bir fark olmad›¤›n› söylüyorlar. Seçimin yine her zaman oldu¤u gibi hile ve usulsüzlüklerin gölgesinde kalaca¤›n› ifade eden M›s›r halk›, seçim sonuçlar›n›n flimdiden belli oldu¤unu düflündü¤ü için oy kullanmaya pek istekli de¤il. Köklü bir tarih ve medeniyete sahip olan kadim M›s›r’›n içinde bulundu¤u durum gerçekten son derece üzüntü verici. Devlet ve halk aras›nda ciddi bir uçurum var. ‹flsizlik ülkenin

SAYI 41

A

F

R

K

A

en önemli sorunlar›ndan birini teflkil ediyor. Fakirlik oran› da çok yüksek. Göstermelik seçimlerle y›llard›r iktidarda bulunan rejim, ülkenin sorunlar›n› çözmek için hiç de ciddi ad›mlar atm›yor. M›s›r hükümeti kendini her y›l resmi olarak Amerika’dan ald›¤› iki milyar dolardan fazla paraya endekslemifl durumda. Bu paran›n ise nereye harcand›¤›n› araflt›rmaya bile gerek yok. T›pk› seçimdeki oylar gibi bu para da bir yerlere ak›p gidiyor… M›s›r rejiminin y›llarca muhalefete karfl› sürdürdü¤ü demir yumruk politikas› bugün hafiflemifl gibi görünse de eski ikinci dünya ülkesi politikalar›ndan kendini hâlâ al›koyam›yor. Ancak halihaz›rda ülkede muhalefet partilerinin az›msanmayacak bir kitlesel taban› bulunuyor. ‹flte bu sebeple rejim, güçlenen muhalefete karfl› bir yandan kitlesel eylemleri zay›flatmak amac›yla devlet fliddetinin az kullan›ld›¤› metotlar gelifltirirken, di¤er yandan da reform vaatleriyle halk› yat›flt›rma yoluna gidiyor. Fakat halk art›k hiçbir fleye kolay kolay inanm›yor. Jeopolitik yollar›n kavfla¤›nda duran M›s›r’da ‹slami bir yönetim, hem ABD’yi hem Avrupa’y› hem de ‹srail’i korkutuyor. Bundan dolay› M›s›r’da yap›lan her türlü hile ve usulsüzlük, görmezlikten geliniyor. K›sacas›; M›s›r’da seçimler afifl ve reklamlardan baflka bir fley ifade etmiyor. Arap dünyas›n›n en büyük devleti olan M›s›r’›n bu durumuna üzülmemek elde de¤il. M›s›r, 1979’da ‹srail ile bar›fl antlaflmas› imzalayan ilk Arap devleti oldu. 2003’te Irak’›n iflgalinden sonra ABD’ye karfl› ülkede son derece genifl bir kamuoyu olufltu. Hükümet bugün kendi halk› ve Bat› aras›nda s›k›flm›fl durumda.

SAYFA 16


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Malezya

genel seçimleri ard›ndan SAM‹ SERDAR

samiserdar@hotmail.com

‹ktidardaki Ulusal Birleflik Malay Organizasyonu (UMNO), eski Baflbakan Yard›mc›s› Enver ‹brahim’in siyaset yasa¤›n›n 14 Nisan 2008’de sona erecek olmas›n› göz önünde bulundurarak öne ald›¤› Malezya genel seçimlerinden hayal k›r›kl›¤› ile ç›kt›. ‹ktidar, Baflbakan Abdullah Bedevi ile girdi¤i 2004 genel seçimlerinde %90 oy ile 220 sandalyeli mecliste 190 sandalye kazanm›flken, son seçimde ancak 140 sandalye kazanabildi. Elindeki Kelentan eyaletini kazanma mücadelesi veren iktidar›n dört eyaleti daha kaybetmesi de güç kaymas›n›n baflka bir boyutu. Malezya’daki de¤iflik etnik kimliklerden vatandafllar seçim sonuçlar›yla ilgili yorumlar›nda bu sonuçlar›n sürpriz olmad›¤›n›, iktidar›n kibirle hareket etti¤ini, halk› küçük gördü¤ünü, yolsuzlukla mücadelede baflar›l› olamad›¤›n›, Malezyal›lar›n literatüründe pek olmayan enflasyon olgusunun belirgin bir flekilde fiyatlara yans›d›¤›n›, devlet ihalelerinde etnik ayr›m gözetildi¤ini, tüm bunlar›n da seçim sonucunu etkileyerek iktidara yans›d›¤›n› ifade ediyorlar. Muhalefetin ise, eski Baflbakan Yard›mc›s› Enver ‹brahim önderli¤inde, baflar›l› bir seçim stratejisi ile bu sonucu yakalad›¤›n›, Enver ‹brahim’in Malezya’da tek karizmatik lider olarak kald›¤›n›, Malezyal›lar›n umudu oldu¤unu ama bu umudun yeflermesinin muhalefetin bir cephe olarak ortaya koyaca¤› varl›¤a ba¤l› oldu¤unu dile getiriyorlar. fiu an Malezya’da politik olarak bir güç kaymas› yaflan›yor. ‹ktidardaki Ulusal Birleflik Malay Organizasyonu (UMNO) gerek az›nl›klar nezdinde gerekse Malay toplumu nezdinde deste¤ini kaybediyor. Di¤er yandan Enver ‹brahim önderli¤indeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel flehirli Malay toplumunun yan›nda, muhafazakar Malaylar ile az›nl›ktaki Çinli ve Hintlilerin ciddi deste¤ini de alarak yeni bir güç ortaya koyuyor. Bu dönem, iktidar için seçimden ders alarak Malezyal›lar›n sorunlar›na çözüm üretip üretmeyece¤inin, muhalefet içinse anlaflmazl›¤a düflmeden, içlerindeki fikirsel ve ›rksal farkl›l›klara ra¤men birlikte neler ortaya koyabilece¤inin

SAYI 41

GÜNEYDO⁄U ASYA

‘‘

Malezya’da, Enver ‹brahim önderli¤indeki muhalefet cephesi, liberal entelektüel flehirli Malay toplumunun yan›nda, muhafazakar Malaylar ile az›nl›ktaki Çinli ve Hintlilerin deste¤ini de önemli ölçüde alarak yeni bir güç ortaya koyuyor.

bir s›nav› olacak. Bu birlikteli¤in çimentosu da 14 Nisan 2008’de siyasi yasa¤› sona erip ara seçimle meclise girmesi beklenen Enver ‹brahim olacak gibi görünüyor. ‹ktidar, halk›n sorunlar›na çözüm üretemezse yak›n gelecekte Enver ‹brahim’i Malezyal›lar›n umudu olarak devletin bafl›nda görmek sürpriz olmayacak. Baflbakan Bedevi, halk›n tepkisini göz önünde bulundurarak yeni kabinenin yar›s›na yak›n›n› de¤ifltirmeye bafllad›. Malezya her zaman bar›fl›n ve hoflgörünün yurdu olarak alg›land›, gerek Abdullah Bedevi baflbakanl›¤›nda gerek Enver ‹brahim önderli¤inde, Malaylar›n bir bütün olarak gelece¤e daha güvenle bakabilecekleri bir toplum için u¤raflt›klar› aflikard›r.

SAYFA 17


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Pakistan:

K›zg›n bir yaza gebe siyasi bahar MAHMUT OSMANO⁄LU mosmanoglu@gmail.com

Ola¤anüstü hal, Benazir suikast›, seçimler derken, Pakistan yeni sivil meclisine ve bilahare yeni baflbakan›na kavufltu. fiimdi s›ra kabine kurmada; bununla ilgili pazarl›klar ilgili partiler aras›nda devam ediyor. Pakistan’daki bu yeni dönemi ve neler getirece¤ini analiz etmeden önce seçimler ve öncesini k›saca hat›rlamakta fayda var. Pervez Müflerref, 1999 Ekim ay›nda Pakistan Baflbakan› Navaz fierif’i kans›z bir darbe ile devirip ifl bafl›na geçti. 2001 Haziran ay›nda da kendisini devlet baflkan› ilan etti, ayn› zamanda genelkurmay baflkanl›¤› s›fat›n› da devam ettirdi. 2002’de seçimler yap›ld› ve Müflerref taraftarlar› yeni hükümeti kurdu. Bu seçimlerin en önemli özelliklerinden biri, dini partilerin bir araya gelerek parlamentoda ana muhalefet olacak konuma ulaflmalar› oldu. Ülkede son buhran› tetikleyen geliflmeler, Pervez Müflerref’in genelkurmay baflkanl›¤› görevini uhdesinde tutarak yeniden devlet baflkan› seçilme giriflimiyle bafllad›. Ülkedeki yarg›çlar bu durumun anayasaya ayk›r› oldu¤unu aç›klay›p konunun üzerine gittiler. Müflerref, ikinci dönem için seçilmifl olsa da, yarg›dan ç›kacak karar Demokles’in k›l›c› gibi bafl›n›n üzerinde sallanacakt›. Baflkanl›¤›n› riske atmak istemeyen Müflerref, 2007’nin Kas›m ay›nda, bir yerde "kendisi aleyhine" ola¤anüstü hal ilan edip kendisine muhalefet eden yarg›çlar› görevden alarak anayasada de¤ifliklikler yapt›. Durumunu garantiye ald›ktan sonra genelkurmay baflkanl›¤›n› b›rakt›, ola¤anüstü hali kald›rd›. 8 Ocak 2008’de de seçimlerin yap›laca¤›n› ilan etti. Ülke istikrar yolunda h›zla yol al›yor derken, Benazir Butto’ya karfl› giriflilen intihar eylemi her fleyi altüst etti ve seçimler 18 fiubat 2008’e ertelendi. Benazir’in öldürülmesinin ard›ndan siyasi partiler kendilerini çabuk toparlad›lar ve seçimlere kat›lacaklar›n› ilan ettiler. Ancak bir önceki seçimlerde önemli bir seçim zaferi kazanan dini partiler birli¤i "Birleflik Eylem Konseyi" bir fire ile seçimleri boykot karar› ald›. Bu arada seçimlere hile kar›flt›r›laca¤› dedikodular› da ayyuka ç›kt›. Seçimlerin fleffaf ve hileden uzak oldu¤unu göstermek ad›na seçimlerde fleffaf sand›klar kullan›ld›. Seçimden Benazir Butto’nun partisi birinci, Navaz fierif’in partisi de ikinci parti olarak ç›kt›. Seçim sonuçlar›na Pervez Müflerref muhaliflerinin zaferi damgas›n› vurmufl olsa da, seçimlerin önemli ve ABD

SAYI 41

GÜNEY ASYA

aç›s›ndan memnun edici taraf›, dini partilerin Müflerref’in devlet baflkanl›¤› makam›nda yasa d›fl› olarak oturdu¤u ve onun yönetimi alt›nda yap›lacak seçimlerin hileli olaca¤› gerekçesiyle seçimleri boykot etmeleri ve dolay›s›yla en az›ndan bu dönem için parlamento d›fl›nda kalm›fl olmalar› idi. Seçimlerden zaferle ç›kan iki parti, seçimler öncesinde, seçimden sonra ifl birli¤i yapacaklar›n› bildirmifllerdi ve nitekim böyle de yapt›lar. Hatta ba¤›ms›zlar› ve bir iki küçük partiyi de yanlar›na alarak parlamentoda üçte iki ço¤unlu¤a ulaflt›lar. Ülkedeki hakim federal yap› gere¤i baflbakan› meclis seçti ve Benazir’in partisinin aday› üçte ikiden fazla oy alarak Pakistan’›n yeni döneminde baflbakan oldu. Peki, sivil bir hükümetin göreve bafllamas› Pakistan için neler ifade ediyor ve neler vaat ediyor? Seçim sonras› sürecin en sevindirici yan›, ülkenin uçurumun kenar›ndan dönüp tekrar istikrar yönünde ad›m atm›fl olmas›d›r. Kurulan milli birlik hükümeti, en az›ndan birkaç y›l, ülkede siyasi ve ekonomik istikrar için oldukça yararl› olacakt›r. Yeni hükümetin kabile bölgeleri ve Belucistan eyaletindeki kargaflay› en aza indirme flans› vard›r. Ayr›ca seçimleri boykot eden dini partiler ve di¤er siyasi partilerin yeniden siyasi zemine çekilmesi de mümkün olabilecektir.

SAYFA 18


‘‘

Pakistan büyük badireleri arkas›nda b›rakarak siyasi manada bir bahar havas› yafl›yor olsa da ülkede s›k›nt›lar bitmifl de¤il. Pervez Müflerref ile yeni hükümet aras›nda bir uyum sorunu ve önemli bir güç çekiflmesi ihtimali var. Rakipleri her geçen gün güçlenen Müflerref, yeni kurulacak hükümetle tam bir ifl birli¤i içerisinde çal›flaca¤›n› ilan etti.

SAYI 41

cak olmas›, önceki dönemde oldu¤u gibi, istedi¤i anda istedi¤ini yapma imkan›na sahip olamayaca¤› için ABD’yi tedirgin edecektir. Pakistan Müslüman Birli¤i Partisi lideri Navaz fierif, ABD d›fliflleri bakan vekili ve bakan yard›mc›s› ile yapt›¤› görüflme sonras›nda baflkalar›n›n güvenli¤i için ülkelerini "mezbaha"ya çevirme niyetleri olmad›¤›n› söyledi. Ayr›ca, yeni hükümetin "Pakistan Taliban Hareketi" ile de diyalo¤a girece¤ini aç›klamas› Amerikal›larda so¤uk dufl etkisi yapt›. Pakistan menfaatlerini Amerikan menfaatlerine kurban etmeyen bu tavr›n devam etmesi, tüm sorunun Pakistan-Afganistan s›n›r›ndaki kabile bölgelerinden kaynakland›¤›n› iddia eden Amerika ile Pakistan’›n iliflkilerini fena halde h›rpalayabilir. Ülkenin iç politikas› ile ilgili önemli bir konu da, Benazir Butto’nun partisinde yaflanan güç çekiflmesidir. Baflbakan›n kim olaca¤› meselesi parti içinde çatlaklara sebep oldu ve sorunun devam etmesi orta dönemde partinin bölünmesini gündeme getirebilir. Evet, yeni seçimlerle birlikte, bahara girdi¤imiz flu günlerde Pakistan’da siyasi bir bahar havas› yaflanmakta, ancak yine de Pakistan’› iklimi gibi k›zg›n bir siyasi yaz›n bekledi¤ini unutmamak gerekir.

SAYFA 19

Pakistan: K›zg›n bir yaza gebe siyasi bahar

Pakistan büyük badireleri arkas›nda b›rakarak siyasi manada bir bahar havas› yafl›yor olsa da s›k›nt›lar bitmifl de¤ildir. Öncelikle Pervez Müflerref ile yeni hükümet aras›nda bir uyum sorunu, hatta önemli bir güç çekiflmesi ihtimali vard›r. Bu yeni dönemin önceki dönemden tek fark›; daha önce Pervez Müflerref güçlü idi, flimdi ise rakipleri güçlü ve her geçen gün daha da güçlenecek görünüyor. Bunun fark›nda olan Müflerref, yeni kurulacak hükümetle tam bir ifl birli¤i içerisinde çal›flaca¤›n› ilan etti. Yeni parlamentonun ›srar etmesi durumunda Pervez Müflerref’in baflkanl›kta kalmas› mümkün olmayabilir. Özellikle de görevden al›nan yarg›çlar›n yeniden görevlerine iade edilmeleri sonras›nda yarg›çlar›n Müflerref’in meflruiyetini sorgulamaya bafllamalar›, Müflerref döneminin kapanmas›na yol açacakt›r. Müflerref sonras› dönemde sivil hükümeti bekleyen en önemli sorun, belki de ABD ile iliflkilerde yaflanacak. Müflerref döneminde istedi¤ini alan Amerika, bu yeni dönemde sivil hükümetle bir gerginlik içerisine girebilir. ‹ktidara gelen parti liderlerinin aç›klamalar›na bak›l›rsa ABD’den gelen talepler parlamentoya havale edilecek ve kararlar burada al›nacak. Ço¤unlu¤u Pakistan’›n egemenli¤ini do¤rudan ilgilendiren her konunun meclise tafl›na-


DOSYA

Yaflam hakk› ihlalleri üssü:

Irak

Irak’taki süreci tan›mlayacak tek kelime “kaos”. Bundan befl y›l önce Irak ABD ve müttefikleri taraf›ndan iflgal edilerek Saddam Hüseyin yönetimi devrildi. Ard›ndan ülke içi aktörlerin birbirine karfl› k›flk›rt›larak iktidar hesaplaflmas›na tutuflmalar› ve bunlar› takip eden süre içinde ülkedeki güvenlik sorununun giderek kötüleflmesi, zaten uzun y›llar demir yumrukla yönetilmifl Irak halk›n›n yaflam flartlar›n› dayan›lmaz hale getirerek en temel haklar olan yaflam haklar›n› dahi birebir tehdit eder hale geldi. SAYI 41

SAYFA 20


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK

malar›ndan uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuflken, iflgalin sebep oldu¤u maddi manevi kay›plar ölçülemeyecek boyutlara ulaflt›. As›ls›z gerekçelerle bir ülke iflgal edilerek binlerce insan›n katledilmesi, tart›flma konusu dahi olmaktan ç›karken, bugün, bölünme riski içindeki Irak topraklar› üzerinden ‹ran iflgali için haz›rl›klar çoktan bafllad› bile. ‹nfla edilen Amerikan askeri üsleri, bölgedeki varl›¤›n› pekifltirmeye çal›flan iflgal yönetiminin iflgal sonras› döneme s›k› biçimde haz›rland›¤›n› gösteriyor.

Befl y›lda 50 y›ll›k kay›p AHMET EM‹N DA⁄

ahmetemin@ihh.org.tr

S‹YAS‹ MANZARA

“KAOS” Irak’taki süreci tek bir kelime ile ifade etmek gerekirse herhalde durumu özetleyecek en iyi kelime “kaos” olacakt›r. Bundan befl y›l önce Saddam Hüseyin yönetiminin devrilip uzun süre yerine istikrarl› bir hükümetin kurulamamas›, ard›ndan ülke içi aktörlerin birbirine karfl› k›flk›rt›larak iktidar hesaplaflmas›na tutuflmalar› ve bunlar› takip eden süre içinde ülkedeki güvenlik sorununun giderek kötüleflmesi iflgalin sonuçlar›ndand›r. Befl y›l› geride b›rakarak alt›nc› y›la giren Irak iflgali, bafllang›çtaki evresinin aksine art›k hukuki meflruiyet tart›fl-

Daha önce bask›c› bir yönetim alt›nda görece istikrarl› bir seyir izleyen siyasi yaflam, muktedir otoritenin yok olmas› ile birlikte rotas›n› kaybetti. Ülkede Sünni ve fiii eksenli siyaset, belirleyici bir faktör olmaya bafllarken, KürtArap ayr›m› da iktidar ve servet paylafl›m› konusunda gerilimli bir sürece zemin haz›rlad›. Ba¤dat’› ikiye bölen Dicle Nehri’nin do¤usu Sünnilerin kontrolüne girerken, bat›s› fiiilerin denetimine geçti. Kuzeyde Kürt nüfusun yaflad›¤› bölgelerde ba¤›ms›z bir yap› varl›¤›n› sürdürürken, güneyde Basra’da da fiii nüfusun hakim oldu¤u baflka bir siyasi yap› kemikleflti.

SAYI 41

SAYFA 21

DOSYA

BEfi YILDA 50 YILLIK KAYIP

‘‘

Befl y›l› geride b›rakarak alt›nc› y›la giren Irak iflgali, bafllang›çtaki evresinin aksine art›k hukuki meflruiyet tart›flmalar›ndan uzak, tamamen siyasi ve stratejik konulara hapsolmuflken, iflgalin sebep oldu¤u maddi manevi kay›plar ölçülemeyecek boyutlara ulaflt›.


N ‹ S A N ’ 0 8

DOSYA

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

BEfi YILDA 50 YILLIK KAYIP

Ancak aradan geçen befl y›l içinde Sünnilik, fiiilik, Kürtlük, Türkmenlik ve Arapl›k gibi kavramlar›n tümü anlam›n› yitirerek, bölgesel hesaplaflmalar›n yerel uzant›lar›na dönüflmeye bafllad›. Zaman içindeki siyasi de¤iflimler, ne Sünnili¤i kendisi olarak b›rakt› ne de fiiili¤i. Türkmenler fiii ve Sünni bloklar aras›nda siyasi olarak bölünürken, Kürtler ‹slamc›l›k ekseninde ayr›flt›. fiii partiler, Amerika’ya yak›n veya uzak olman›n yan› s›ra, dinin devlet üzerindeki rolüne iliflkin olarak laik-‹slamc› fleklinde bölündü. Yaflanan ittifak de¤iflimleri, Irak’taki tüm siyasi hareketlerin ilkesel ve genel maslahatlara göre hareket etmelerinden çok, iktidarda daha fazla nüfuz için pragmatik ifl birliklerini de gün yüzüne ç›kard›. Herkesin fiii-Sünni çat›flmas›n› tart›flt›¤› bir dönemde, Sünni-Sünni ve fiii-fiii çat›flmalar› içten içe derinleflmeye bafllad›. Geçen befl y›l›n sonunda fiiiler kendi aralar›nda çat›flan farkl› gruplara ayr›fl›rken, Sünniler aras›nda da benzer flekilde birbirlerini hedef alan bölünmelere flahit olunmaktad›r. Hiç kimsenin kimseye güvenmedi¤i, ama herkesin bir flekilde rakiplerine karfl› ittifak iliflkisi gelifltirdi¤i manzara, Irak’taki kaotik siyasi durumu ortaya koymaktad›r. Buna eklenen son halka, Amerika’n›n Sünni afliretlere, “el-Kaide’yi kendi bölgelerinde yok etmek” flart›yla silahlanma izni vermesi olmufltur. H›zla silahlanan Sünni bölgeler, el-Kaide’yi Amerika ad›na tasfiye ederken, fiii silahl› birimlerine karfl› da önemli bir denge unsuru oldu. Ancak birbirinden oldukça farkl› yerel gündemleri olan bu “uyan›fl” (Sahve) hareketleri, uzun vadede silahlar› birbirlerine do¤rultma potansiyeline sahip.

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK

ne yap›lan›yor. Savafl öncesi günlük iki milyon varile yaklaflan petrol üretimi flimdilerde 500 bin varil düzeyinde. Gelir düzeyindeki düflüflün yol açt›¤› yokluk bir yana, Ba¤dat’taki yiyici tak›m›n›n ülke servetini cebe indirmesi, halk›n devletten beklentilerini tamamen s›f›rlam›fl durumda. Bölgedeki kaynaklar, Irak’tan vanalar› 24 saat petrol ak›tan ama hiçbir kayd› tutulmayan milyarlarca dolarl›k petrolün çal›nd›¤›n› do¤ruluyor. Resmi rakamlarla %30 olan iflsizlik, ba¤›ms›z kaynaklar›n verdi¤i bilgilere göre %50’ler düzeyinde. Ekonomideki bu

RAKAMLARLA IRAK’IN BEfi‹NC‹ YILI Hayat›n› kaybeden sivil say›s›: 1.000.000 Sakat kalan insan say›s›: 200.000 Mülteci say›s›: 4.500.000 (2.000.000 iç göçmen) Yetim say›s›: 5.000.000 Fakir say›s›: 12.000.000 Temiz suya ulafl›m: %35 Altyap›s› bulunmayan hane: %75 Beslenme yetersizli¤i çeken insan say›s›: 6.200.000 Acil yard›ma ihtiyac› olan insan say›s›: 8.000.000

EKONOM‹K DURUM ‹flgalden bu yana geçen befl y›l sonunda Irak, altyap›s› tamamen tahrip olmufl bir ülkeye dönüfltü. Petrol zengini ülkede petrol fiyatlar› befl y›lda %2000 art›fl gösterirken, yak›t almak için insanlar kilometrelerce uzanan kuyruklarda saatlerce bekliyorlar. Asl›nda Irak’ta gerileme 1991-2003 y›llar› aras›nda uygulanan ambargo ile zaten bafllam›flt›. Ancak iflgal, buraya ölümcül darbeyi vuran as›l unsur oldu. Ambargonun bafllad›¤› 1991 y›l›nda 1 dolar 3,3 Irak dinar› iken, aradan geçen süre içinde bin kat de¤er kaybederek 1 dolar 3000 Irak dinar›na kadar geriledi. fiu an 15002000 aral›¤›nda izleyen dinar›n bu de¤er parametreleri de asl›nda göreceli. Siyasal iktidars›zl›k bir yana, Irak gibi petrol zengini bir ülkede petrol s›k›nt›s›n›n halen devam etmesi ekonomik alanda da ifllerin istenildi¤i gibi gitmedi¤ini gösteriyor. Ekonomi tamamen savafl›n finansman›, tazminatlar ve Amerikan iflgal güçlerinin masraflar›n›n karfl›lanmas› üzeri-

SAYI 41

SAYFA 22


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

BEDEL‹ ÖDEYEN KADIN VE ÇOCUKLAR 2,5 milyon insan›n mülteci olarak ülkesini terk etti¤i Irak, sadece önemli bir nüfus kayb›n› de¤il; 400’ü aflk›n akademisyenin ölümüyle entelektüel birikiminin büyük bölümünü, sa¤l›k altyap›s›n›n çöküflüyle de befleri zenginli¤inin hat›r› say›l›r k›sm›n› yitirdi. ‹flgalin en büyük ma¤duru kuflkusuz çocuklar. Onlar için Irak ‹flgali’nin beflinci y›l›, Saddam’›n despot idaresinden kurtulman›n beflinci y›l›n› kutlamaktan çok, 1,5 milyonunun mülteci, %11’inin iflçi ve %33’ünün de e¤itimini terk etmesi anlam›na geliyor. ‹flgal sürecinde ülkedeki yetim say›s› befl milyona ulafl›rken, dul kalan kad›nlar›n say›s› bir milyon s›n›r›na dayand›. Ülkede kad›n ölümleri ve intiharlar›nda gözle görülür bir art›fl yaflan›rken, oluflan kaos ve otoriteden yoksun ortamda, ailelerin “namus cinayeti” ad› alt›ndaki infazlar›nda da büyük bir art›fl yaflanmakta. K›sacas›, oluflan sosyal çö-

SAYI 41

küfl Irak’›n önümüzdeki 50 y›lda tamir edemeyece¤i bir y›k›m ve dengesizlik meydana getirdi. AMER‹KAN CEPHES‹NDE DURUM ‹flgal bafllamadan iki ay önce, savafl›n mimarlar›ndan Donald Rumsfeld yapt›¤› bir aç›klama ile savafl›n Amerikan ekonomisine faturas›n›n 50 milyar dolar olaca¤›n› söylüyor, Dick Cheney ise bölge ziyaretlerinde bu basit masraf›n Irak petrol gelirlerinden tazmin edilece¤ini belirterek Amerikan kamuoyunu ikna etmeye çal›fl›yordu. Aradan geçen süre içinde Amerika’n›n kayb›na iliflkin çok say›da analiz yap›ld›. Ancak bunlar içinde en anlaml›s›, Nobel ödüllü iktisatç› Joseph E. Stiglitz’in bizzat Amerikan Kongresi önünde yapt›¤› konuflma oldu. Stiglitz’e göre Amerika’n›n Irak iflgalinden dolay› do¤rudan ve dolayl› ekonomik kayb› 3 ila 5 trilyon dolar aras›nda de¤iflmekte. Yine Amerikan iç borç tutar› Bush’un iktidara geldi¤i y›lda 5.7 trilyon dolar iken, Irak Savafl›’n›n da etkisi ile bugün 9.1 trilyon dolara yükselmifl durumda. Savafl s›ras›nda öldürülen Amerikan askerlerinin say›s› 4 bini aflarken, yaralananlara iliflkin rakamlar bunun en az 10 kat›. Irak’›n ödedi¤i bedelin maddi hesab›n› yapmak flu aflamada belki mümkün de¤il, ama Amerika aç›s›ndan bak›ld›¤›nda da iflgalcinin ödedi¤i bedel pek az de¤il.

SAYFA 23

DOSYA

BEfi YILDA 50 YILLIK KAYIP

çöküfle ra¤men açl›k krizinin oluflmamas›nda temel etken, g›da maddelerinin fiyatlar›nda fazla art›fl yaflanmamas› ve d›flar›dan yap›lan g›da yard›mlar›. Hemen hiçbir yat›r›m›n olmad›¤› ve üretimin azald›¤› ülkede baflkent Ba¤dat’ta dahi sadece günlük alt› saat elektrik verilebiliyor.

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

yat›n› kaybetti¤i tespit edildi. Irakl›lar at›lan bombalarla, sonradan patlayan misket bombalar› ya da may›nlarla, evlerine yap›lan bask›nlar s›ras›nda, yolda yürürken veya herhangi bir yerde vurularak suikastlarla, kimyasal silahlarla yaralananlar›n kaos ortam› nedeniyle tedavi edilememesi ve ettirilmemesi neticesinde, çat›flmalarda, iflkence sonucunda ve benzeri sebeplerle hayatlar›n› kaybetmektedirler.

‹nsanl›¤a karfl› ifllenmifl suçlar girdab›: Irak’›n iflgali

K‹MYASAL S‹LAHLAR KULLANILDI

Av. GÜLDEN SÖNMEZ

sonmezgulden@gmail.com

DOSYA

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK

fiI ‹ fiL fiLE NM‹fi ‹NSANLI⁄A KARfiI SUÇLAR G‹RDABI: IRAK’IN ‹fiGAL‹

‹nsanl›k, tarih boyunca çok say›da kanl› savafla, iflgale taraf/tan›k olmufltur. Son yüzy›lda da iki büyük dünya savafl›n›n, özellikle II. Dünya Savafl›’n›n, çok ac› sonuçlar› akabinde bar›fl ve insan haklar› için insanl›k tarihinin en genifl tarafl› belge ve sözleflmeleri imzalanm›flt›r. “Bunu bir daha yaflamamal›y›z!” diyen o günün halklar› ve yöneticileri birbirlerine söz vermifllerdir. Ancak silahlanma ve özellikle kitle imha silahlar›n›n üretimine bakt›¤›m›zda asl›nda bu sözlerin ve sözleflmelerin sadece görünürde kald›¤› anlafl›lmaktad›r. Oysa yeni dönemde savafllar, daha silahlar›n üretimi aflamas›nda sivil-asker ay›rmadan bütün insanl›¤›, gelecek nesilleri, çevreyi, hayvanlar› ve nihayetinde bütün dünyay› tehdit ediyor. Özellikle ABD, ‹ngiltere ve ‹srail politikalar› yeryüzünde fiziksel tahribatlar›n yan›nda zihinsel olarak da büyük y›k›mlara yol aç›yor. Hukukun de¤il sadece gücün söz sahibi olmas›n›; baz› insanlar›n güvenli¤i için tüm insanl›¤›n, tüm özgürlüklerin ortadan kald›r›lmas›n› ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmay› hedefleyen bu politikalar›n en bariz örne¤i Irak iflgali ile yaflanm›flt›r. Irak iflgali insanl›k tarihinin bir k›r›lma noktas›d›r. Özellikleri itibar›yla tüm dünyay› hem zihinsel hem de fiziksel olarak altüst etmifl, insanl›¤›n tüm olumlu kazan›mlar›n› geçersiz k›lmak istemifltir. ‹nsanl›¤a ra¤men bütün insanl›¤› hedef alm›flt›r. Normalde bütün vicdanlar›n karfl› duraca¤› bir süreçte birçok aktörü (medya, çokuluslu flirketler vb.) kullanarak çok genifl bir alan› kirletmifltir. Irak iflgalinin beflinci y›l›nda sadece yaflam hakk›na yönelik ihlalleri de¤erlendirdi¤imizde ne kadar vahim bir tablo ile karfl› karfl›ya oldu¤umuzu fark ederiz.

Irak iflgalinin bafllamas› ile birlikte Irak’ta kullan›lan baz› kimyasal silahlar ve bunlar›n sonuçlar› noktas›nda birçok kifli ve kurum, dünya kamuoyunun dikkatini bu noktaya çekmeye çal›flt›. Kimyasal silahlar›n tahrip etkisi göz önünde bulunduruldu¤unda kayg› verici olan bu durum karfl›s›nda daha farkl› tepkiler ve tedbirler al›nmas› gerekiyordu; ancak belki de ilk kez denenen baz› silahlar için Irak’taki kaos ortam› iflgalci güçler taraf›ndan büyük bir f›rsat olarak de¤erlendirildi. ‹flgalin ilk günlerinde Ba¤dat Havaalan› ve Felluce’de bu tür kimyasal silahlar›n kullan›ld›¤› kesin olarak bilinmektedir. Bölgede, bilinenin d›fl›nda bilinmeyen yeni silahlar›n; özellikle seyreltilmifl uranyum silahlar›n›n kullan›ld›¤› konusunda haz›rlanan raporlar ise halen yay›mlanmaya devam etmektedir.

‘‘

Hukukun de¤il sadece gücün söz sahibi olmas›n›; baz› insanlar›n güvenli¤i için tüm insanl›¤›n, tüm özgürlüklerin ortadan kald›r›lmas›n› ve dünya üzerinde her yönden hakim güç olmay› hedefleyen bu politikalar›n en bariz örne¤i Irak iflgali ile yaflanm›flt›r.

B‹R M‹LYONDAN FAZLA IRAKLI HAYATINI KAYBETT‹ ‹flgalin beflinci y›l›nda ölü say›s›n›n her geçen gün artt›¤› Irak’ta, 2007 y›l› itibar›yla bir milyondan fazla Irakl›n›n ha-

SAYI 41

SAYFA 24


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

: ‹flgal ve istila (insanl›¤a karfl› ifllenmifl suç)

Suçun ifllendi¤i yer

: Irak

Etki alan›

: Yeryüzü

Ma¤dur

: - Irak halk›n›n her ferdi - Yeryüzündeki tüm insanlar - Gelecek nesiller

Suçun ifllendi¤i tarih : Befl y›ld›r her gün Etki süresi

: Tahmin edilemiyor

Suçlular

: - ABD-‹ngiltere ve müttefikleri - BM Güvenlik Konseyi - Üslerini, hava sahalar›n›, limanlar›n› vb. araçlar› kulland›ran ve lojistik destek veren devletler - Destekçi medya - Rant elde eden ifl birlikçi özel flirketler

IRAK’TA KURULAN HAP‹SHANELERDE B‹NLERCE IRAKLI TUTULUYOR Irakl›lar, Irak’›n her yerinde, her an ABD askerleri ve iflgalle kurulan kurumlar›n asker/polisleri taraf›ndan, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, al›n›p Irak’›n muhtelif yerlerindeki

SAYI 41

hapishanelere götürülerek buralarda süresi belirsiz bir flekilde tutulmaktad›rlar. En olmad›k bahanelerle bazen de efli, çocu¤u ya da bir akrabas› bulunamad›¤› için al›n›p götürülen Irakl›lar buralarda gayriinsani koflullarda kendilerine hiçbir aç›klama yap›lmaks›z›n ya da suç isnat edilmeksizin tutulmaktad›rlar. On binlerce Irakl›n›n bu flekilde al›nd›¤›, yak›nlar›n› aramak için buralara gelip soranlar›n da tutuklanarak hapishanelere konuldu¤u bilinmektedir. Halen Irak’taki muhtelif yerlerdeki hapishanelerde (iflgal süresince yeterli hapishane olmamas›ndan dolay› baz› devlet binalar›n›n ABD askerleri taraf›ndan hapishaneye çevrildi¤i bilinmektedir) say› tam olarak tespit edilemese de on binlerce Irakl›n›n bu flekilde tutuldu¤u tahmin edilmektedir. Pek çok Irakl›n›n bu süre zarf›nda adil olmayan yarg›lamalar sonucunda idam edildi¤i de bilinmektedir. EBU GUREYB VE IRAK’TAK‹ TÜM HAP‹SHANELERDE ‹NSANLIK DIfiI MUAMELELER DEVAM ED‹YOR Hukuksuz bir flekilde al›n›p götürülen Irakl›lar›n yaflad›¤› ihlallerin boyutu Ebu Gureyb’de yaflananlar›n ortaya ç›kmas› ile anlafl›ld›. ‹nsan›n zalimli¤inin bir ölçüsü olarak belki yüzy›llarca örnek gösterilecek Irak’taki ABD ve ‹ngi-

SAYFA 25

DOSYA

fiI ‹ fiL fiLE NM‹fi ‹NSANLI⁄A KARfiI SUÇLAR G‹RDABI: IRAK’IN ‹fiGAL‹

Suç

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK

‘‘

Yaflam hakk›n›n her türlü risk alt›nda oldu¤u, güvenli¤in ortadan kalkt›¤› Irak’ta, iflgalden bu yana çok say›da Irakl› kaybolmufl veya kaybettirilmifltir.

DOSYA

fiI ‹ fiL fiLE NM‹fi ‹NSANLI⁄A KARfiI SUÇLAR G‹RDABI: IRAK’IN ‹fiGAL‹

liz askerlerinin iflkenceleri cezas›z kalm›flt›r ve halen de bu konuda bir geliflme kaydedilmemifltir. Ebu Gureyb ve di¤er hapishanelerde sadistçe, keyfi iflkence, kötü ve zalimane muamele sistematik olarak yürütülmüfltür. Buralarda iflkencenin her türlüsünün yap›ld›¤› birçok Irakl› tan›k taraf›ndan anlat›lmakta, belgelenmekte ve uluslararas› toplulu¤a iflgalle beraber iflkencelerin de durdurulmas› için ça¤r› yap›lmaktad›r. Irak’ta uygulanan iflkence, onur k›r›c›, zalimane ve insanl›k d›fl› muamelelerden baz›lar› flu flekilde tespit edilebilmifltir: - Ç›r›lç›plak soymak - Üzerlerinde sigara söndürmek vb. her türlü fiziki ac› verici muamele - Tazyikli su tutmak - So¤ukta ç›r›lç›plak bekletmek - Yak›nlar›n› dayak ve tacizle tehdit etmek - Elektrik vermek - Her türlü dayak - Ç›r›lç›plak onur k›r›c› bir flekilde birbirlerinin üzerine y›¤mak - Üzerlerine iflemek - Üzerlerine köpekleri sald›rtmak - Kamç› ile dövmek - Aç ve susuz b›rakmak - Kur’an’a ve her türlü ‹slami de¤ere hakaret etmek - Küfür ve hakaret etmek - Kur’an-› Kerim’i atmak, üzerine pislik atmak, tekmelemek - Bafla çuval ve torbalar geçirmek YAKLAfiIK 20 B‹N IRAKLI KAYBOLDU/KAYBETT‹R‹LD‹ Yaflam hakk›n›n her türlü risk alt›nda oldu¤u, güvenli¤in ortadan kalkt›¤› Irak’ta, iflgalden bu yana çok say›da Irakl› kaybolmufl veya kaybettirilmifltir. ‹flgal ile bafllayan kaosun ortas›nda yak›nlar› katledilen veya al›n›p hapishanelere götürülen Irakl›lar›n çocuklar› ortada kalm›fl veya kaybolmufltur. Bu kay›plarla ilgili olarak ortaya konan veriler, insan ticareti ile u¤raflan çetelerin -özellikle Irak’ta bulunan özel flirketler ve ABD askerleri ile ifl birli¤i içerisinde- ka-

SAYI 41

SAYFA 26


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

4 M‹LYON 500 B‹N IRAKLI YER‹NDEN ED‹LD‹ ‹flgalle birlikte Irak’›n içerisinde yaklafl›k 2 milyon Irakl› iç göçe zorland›. Ayr›ca 2 milyon 500 bin Irakl› da ülkede can güvenli¤i kalmad›¤›ndan bask› ve zulümlerden kaçarak Irak s›n›rlar›n›n d›fl›nda, baflka ülke ve topraklara s›¤›nmak zorunda kald›. Halen oldukça güç flartlarda mülteci olarak yaflamlar›n› idame ettirmeye çal›flan Irakl›lar, ülkelerindeki iflgalin son bulmas›n› ve ülkelerine tekrar dönüp evlerine yerleflecekleri günü beklemektedirler.

SAYI 41

IRAKLI KADIN VE ÇOCUK YAfiTAK‹ GENÇ KIZLARA TECAVÜZ Irak’ta yaflanan ve Irak halk›n›n dini ve örfi özelliklerinden dolay› çok fazla dillendirilmeyen, ancak çok önemli oranlarda oldu¤u tahmin edilen temel ihlal alanlar›ndan biri de kad›nlara yönelik tecavüz vakalar›d›r. Taciz, kaç›rma ve tecavüz vakalar›ndan dolay› çok say›da Irakl› kad›n›n ve hatta çocuk yafltaki genç k›z›n ma¤dur oldu¤u tahmin edilmektedir. Befl y›ll›k Irak iflgalinde Irak halk›na ve insanl›¤a karfl› ifllenmifl suçlardan baz›lar›: 1. Bir milyondan fazla Irakl›y› katletmek, 200.000 Irakl›y› sakat b›rakmak, milyonlarca Irakl›y› yaralamak, 5.000.000 Irakl› çocu¤u yetim b›rakmak. 2. Baflta Amerika’da yaflayanlar olmak üzere dünya kamuoyunu Irak’taki kitle imha silahlar› konusunda aldatmak. 3. ‹flgali planlamak, haz›rlamak ve yürütmek. 4. Irak’›n sivillere ait tüm alanlar›na sald›rmak ve baz› kentleri tamamen yok etmek. 5. Kitle imha silahlar› kullanmak; misket bombalar›, yak›c› bombalar, seyreltilmifl uranyum ve kimyasal silahlar kullanmak.

SAYFA 27

DOSYA

fiI ‹ fiL fiLE NM‹fi ‹NSANLI⁄A KARfiI SUÇLAR G‹RDABI: IRAK’IN ‹fiGAL‹

d›nlar› fuhufl için kaç›r›p satt›klar›n›, çocuklar› ise misyonerlik amac›yla götürdüklerini aç›kça göstermektedir. Öte yandan bu kaos ortam›nda kay›plarla ilgili en önemli bulgular organ mafyas›n› iflaret etmektedir. Irakl› yerel kurulufllar›n tespitine göre say›lar› 20.000’in üzerinde oldu¤u tahmin edilen kay›plar›n yak›nlar›n›n her türlü ihtimali hesap ederek sürdürdükleri aray›fllar ve beklentiler kuflkusuz bu insanlar için en büyük ›st›raplardan biridir. Gerek hapishanelerde tutulanlara ulaflmak ve haber almak için gerekse kay›plarla ilgili araflt›rma yapmak için ödemek zorunda b›rak›ld›klar› mebla¤lar, ekonomik s›k›nt› içinde yaflayan ve ço¤unlu¤u dilenmek zorunda kalan Irakl›lar için neredeyse imkans›zd›r.

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK


N ‹ S A N ’ 0 8

DOSYA

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

fiI ‹ fiL fiLE NM‹fi ‹NSANLI⁄A KARfiI SUÇLAR G‹RDABI: IRAK’IN ‹fiGAL‹

6. ‹nsanlar›n can güvenli¤ini tamamen ortadan kald›rmak, Guantanamo ve benzeri üsler örnekli¤inde oldu¤u gibi dünya üzerinde de insan güvenli¤ini ortadan kald›rmak. 7. Bütün ülkenin altyap›s›n› y›kmak; sa¤l›k, e¤itim vb. her türlü temel insani hizmetleri verilemeyecek hale getirmek. 8. Bütün do¤ay› ve çevreyi tahrip etmek. 9. Irak’›n tarihi ve kültürel miras›n› ya¤malamak ve ya¤malatt›rmak; bir halk›n geçmiflini yok etmek. 10. Irak toplumunda etnik, mezhepsel ayr›l›kç›l›k oluflturmak ve kas›tl› olarak iç çat›flmay› körüklemek. 11. Irak’›n her yerinde, her an Irakl›lar› al›p hapsetmek ve bilinmeyen birçok yerde hapishaneler kurmak ve buralarda on binlerce erkek, kad›n, çocuk, yafll› Irakl›y› süresi belirsiz hapsetmek. 12. Evlerde, sokaklarda, her yerde ‹slami kutsallara hakaret etmek. 13. Cami ve mescitleri yok etmek. 14. Kay›p olan ya da hapishanelerde tutulan Irakl›lar›n yak›nlar›n›n kendilerini aramalar›na izin vermemek ve hiç kimseye bilgi vermemek. 15. Binlerce Irakl›y› kaybettirmek (insan tacirlerine, organ mafyas›na, çetelere uygun zemin sa¤lamakla ifl birli¤i yapmak). 16. Kad›nlara ve çocuklara tecavüz etmek. 17. Irak halk›n› yerinden etmek, iç-d›fl göçe zorlamak. 18. Irak enerji kaynaklar›n› ele geçirip iflletmek. 19. Irakl›lara ait k›ymetli menkulleri gasp etmek.

SAYI 41

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK

20. Irak ekonomisini uzun süre düzelemeyecek flekilde çökertmek. 21. Baflta kad›n ve çocuklar olmak üzere halk› dilenmeye ya da fuhufl yapmaya zorlamak. 22. Direnifl gösteren Irakl›lar›n yak›nlar›na her türlü kötü muameleyi yapmak. 23. Irak’taki iflgali önlemeye çal›flan bar›fl taraftarlar›na ölümcül fliddet uygulamak. 24. Irakl› asker ve sivillere iflkence, insanl›k d›fl› zalimane ve onur k›r›c› muamelede bulunmak. 25. Irakl› alim ve kanaat önderlerine suikastlar düzenleyerek katletmek. 26. ‹letiflimi kesmek, haber alma ve bilgi vermeyi engellemek. 27. Baflta BM olmak üzere var olan uluslararas› mekanizmalar›n iflgali sonland›r›c› müdahalelerde bulunmas›n› engellemek. Sonuç olarak, bu insanl›k suçlar›n›n ortadan kald›r›lmas› ve adaletin tesisi için Irak halk›n›n direnifli desteklenmeli ve Irak iflgalden kurtulup kendi ba¤›ms›z kurumlar›n› oluflturana dek bölgeye destek olunmal›d›r. ‹flgalciler derhal ve koflulsuz Irak topraklar›ndan çekilmeli, Irak iflgalinden dolay› oluflan tüm suçlar için, tüm ma¤durlar ad›na ayr› ayr› tüm sorumlular, baflta ABD Baflkan› Bush olmak üzere yarg›lanmal›d›r. ‹flgalin yol açt›¤› her türlü tahribat ve y›k›m›n bedeli, Irak halk›na tazminat olarak ödenmelidir. Irak halk›n›n aleyhine oluflturulan iflgal dönemine ait tüm yap›lanmalar yok say›lmal›d›r.

SAYFA 28


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Uluslararas› hukuk aç›s›ndan Irak’ta yaflam hakk› ihlalleri EL‹F UZUNPINAR

elifuzzz@hotmail.com

Irak, yüz y›llard›r zengin yeralt› kaynaklar›, verimli topraklar› ve jeopolitik konumunun ac› bedelini ödemektedir. Bu co¤rafyada yer alan bask›c› rejimler ve ihlaller, ülkesel sebeplerden çok d›fl odaklarca beslenmifl; yaflam hakk›, mülkiyet hakk›, din ve inanç özgürlü¤ü, nesil hakk› baflta olmak üzere birçok temel hak ihlal edilip kesintiye u¤rat›lm›flt›r. Yaflanan etnik, siyasi ve dini temelli hak ihlallerinin kökeni Irak tarihinde vücut bulmakta ve d›fl odaklarca tetiklen-

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK

mektedir. I. Dünya Savafl› sonras›nda Osmanl›’dan ayr›larak ‹ngiliz sömürgesi haline gelen Irak’›n milli kimli¤indeki problemleri ve k›r›lganl›klar› ta bu dönemlere kadar dayanmaktad›r. ‹ngilizlerin o dönemde ekmifl oldu¤u tohumlar›n sonuçlar›n› günümüzde etnik, dini ve siyasi ayr›flmalar fleklinde görmekteyiz. Bölgede farkl›l›klar sürekli tetiklenmifl, neticede yüzlerce insan›n yaflam›n› yitirmesine sebep olan çat›flma, bask› ve ihlaller yaflanm›flt›r. Öyle ki, olaylar ço¤u zaman basit çat›flmalar fleklinde kalmam›fl, kimi zaman Kürtlere, Türkmenlere kimi zaman da fiiilere yönelik etnik bir temizlik halini alm›flt›r. Halepçe katliam› Irak’ta yaflanan k›y›mlardan sadece birisidir. Yap›lan Araplaflt›rma seferberli¤inin Irak’taki bedeli de çok a¤›r olmufltur. Irak-‹ran Savafl›, Körfez Savafl› ve sonras›nda ABD’nin Irak’›

‘‘

Özel olarak gelifltirilen iflkence tekniklerinin uyguland›¤› cezaevlerinde insan haklar› kriterlerine ve uluslararas› hukuka ayk›r› flekilde tutulan, yok edilen ve organlar› gasp edilen insanlar›n durumu hiçbir flekilde izah edilememekte.

DOSYA

U LU S LA R AR A S I H UK U K A Ç I S I N D AN IRAK’TA YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹

SAYI 41

SAYFA 29


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK

iflgalinde de milyonlarca sivil hayat›n› kaybetmifl, yaralanm›fl ve topraklar›ndan edilmifltir. BEfi‹NC‹ YILINDA IRAK ‹fiGAL‹

DOSYA

U LU S LA R AR A S I H UK U K A Ç I S I N D AN IRAK’TA YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹

Irak, bask›c› bir rejime sahip oldu¤u ve kitle imha silahlar› bulundurdu¤u gerekçesiyle -BM Güvenlik Konseyi’nce al›nm›fl bir zorlama tedbiri söz konusu olmadan, al›nacak bir önlem olsa bile bunun silahl› kuvvet kullan›lmas›n› gerektirecek nitelikte oldu¤u saptanmadan- 20 Mart 2003 tarihinde ABD ve müttefikleri ‹ngiltere, ‹talya, Polonya ve Avustralya taraf›ndan iflgal edilmifltir. Y›llar boyu Irak’a biyolojik ve kimyasal silah satan ülkelerin, Saddam rejiminin potansiyel bir ölüm makinesine dönüflme ihtimalini düflünerek(!) Irak’a demokrasi, özgürlük, adalet ve insan haklar› götürmek amac›yla(!) harekete geçmeleri manidard›r. ‹flgalden bir süre sonra çeflitli nedenlerle Avustralya, Polonya ve ‹talyan askerleri Irak topraklar›ndan çekilirken, ‹ngiltere ve ABD’nin bölgedeki iflgali halen devam etmektedir. Irak’›n iflgalinden bu yana yaflam›n› kaybeden insan say›s› bir milyon civar›nda, aralar›nda kad›n ve çocuklar›n da bulundu¤u milyonlarca insan sakat kalm›fl, insanl›k d›fl› flartlarda özgürlüklerinden edilmifl, tecavüze u¤ram›fl, kaybolmufl, dört milyonu aflk›n insan topraklar›ndan edilmifl, k›sacas› Irak’ta bir medeniyet yok edilmifltir. Yap›lan kutuplaflt›rma çal›flmalar› ile etnik ve dini ayr›flmalar körüklemifl, iflgalcilerin katliamlar›na bir de iç çekiflmeler ve silahl› gruplar taraf›ndan gerçeklefltirilen infazlar eklenmifl, fatura hemen her gün yüzlerce sivil hayatla ödenmifltir. Uluslararas› hukuk, yaln›zca “meflru askeri hedeflere yap›lan sald›r›larda, vurulan askeri hedefin de¤eriyle orant›s›z kalmamas› flart› ile, sivil hedeflerin zarar görmesine” izin vermektedir. Irak iflgalinde BM Güvenlik Konseyi vazifelerini aç›kça ihmal etmifl, yüz binlerce Irakl› sivilin ölmesine ve yaralanmas›na, tecavüze ve soyk›r›ma u¤ramas›na aç›kça göz yummufltur. Uygulanan ambargo g›da ve ilaç baflta olmak üzere en temel ihtiyaç maddelerini de kapsar nitelikte olup, ya¤an bombalardan yaral› olarak kurtulan insanlar da açl›k ve sa¤l›k problemleri nedeni ile hayatlar›n› kaybetmifllerdir. Sivillere, kültürel zenginliklere, ibadethanelere, okul ve hastanelere ya¤d›r›lan bombalar vahfletin ve yaflanan ihlallerin boyutlar›n› gözler önüne sermekte; özel olarak gelifltirilen iflkence tekniklerinin uyguland›¤› cezaevlerinde insan haklar› kriterlerine ve uluslararas› hukuka ayk›r› flekilde tutulan, yok edilen ve organlar› gasp edilen insanlar›n durumu da hiçbir flekilde izah edilememektedir.

SAYI 41

‘‘

Sivil hedeflere sald›r›, iflkence, tecavüz ve soyk›r›m, uluslararas› toplumu ilgilendiren en önemli suçlardan olmas›na ra¤men ne yaz›k ki Irak iflgali ile ilgili olarak UCM’ye flu ana kadar yap›lan müracaatlar sonuçsuz kalm›fl ve en a¤›r cezay› gerektiren suç/suçlar cezas›z kalm›flt›r. Uluslararas› hukuk bak›m›ndan Irak’taki ABD ve di¤er ülke askerleri, Irak ceza yasalar›ndan muaf durumdad›rlar. Bu muafiyetin kötü sonuçlar›n›n k›smen de olsa afl›labilmesi için derhal olaylara müdahale edilmesi ve suçlular›n adil bir mahkeme ile yarg›lanmas› gerekmektedir. ULUSLARARASI CEZA MAHKEMES‹ 1 Temmuz 2002’de yarg› yetkisini kullanmaya bafllayan Roma Statüsü ile Uluslararas› Ceza Mahkemesi (UCM) 1 Kas›m 2006 tarihinde 140 devlet taraf›ndan imzalanm›fl, 100’ü aflk›n devletçe de onaylanm›flt›r. Mahkeme savafl suçlular›, soyk›r›m ve sald›r› suçlular› ile insanl›¤a karfl› suçlar iflleyenleri (ve ifllenmesine sebep olanlar›) yarg›lamak için Hollanda Lahey’de çal›flmalar›na bafllam›flt›r. UCM’nin yarg› yetkisi s›n›rlamaya tabi de¤ildir. Sözleflmeye taraf olan ülkeler mahkemenin yarg›lama yetkisini kabul etmifllerdir. E¤er taraf devlet zarara sebebiyet veren kiflilerle ilgili yarg›lamay› kendi mahkemelerinde yapmaz ise UCM devreye girmelidir. Ayr›ca yap›lan yarg›laman›n hakkaniyet gözetilmeksizin yap›lmas› da UCM’nin harekete geçmesini gerektirir. Statü yürürlü¤e girdi¤i tarihten itibaren 18 yafl›n› ikmal etmifl ve statüde say›lan suçlar› (savafl suçu, bar›fla karfl› ifllenen suçlar, soyk›r›m suçu ve insanl›¤a karfl› ifllenen suçlar) ifllemifl herkes mahkemenin yetkisi içindedir.

SAYFA 30


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

SAYI 41

kadar yap›lan müracaatlar sonuçsuz kalm›fl ve en a¤›r cezay› gerektiren suç/suçlar cezas›z kalm›flt›r. UCM’nin amac› ve varl›k sebebi, bu suçlar›n cezas›z kalmas›n› engellemek ve bir nebze de olsa uluslararas› kamu vicdan›n› rahatlat›p ma¤durlar için adaleti temin etmektir. UCM; devlet baflkanlar›, hükümet yetkilileri ve üst düzey askeri yetkililere kadar yarg›lama yetkisine sahiptir. Irak iflgalinin ve Irak’ta meydana gelen ölümlerin faillerinin George W. Bush baflta olmak üzere ABD’li* üst düzey yetkililer, bürokrat ve askerler, ‹ngiltere Krall›¤›, baflbakan›, senatosu, üst düzey yetkilileri ve askerleri oldu¤u flüphesizdir. Bu suçlular›n cezaland›r›lmas› ise ancak uluslararas› yarg› yetkisine sahip mahkemenin görev ve sorumluluklar›na uygun davranmas› ile mümkün olacakt›r. * ABD 1995-2000 y›llar› aras› destekledi¤i ve 31 Aral›k 2000 tarihinde imzalad›¤› Roma Statüsü’nden 6 May›s 2002 tarihinde imzas›n› çekti¤ini aç›klam›flt›r. ABD, 2 A¤ustos 2002 tarihli Amerikan Askeri Personelini Koruma Yasas› (Lahey’i Basma Yasas› olarak adland›r›lmaktad›r.) ile UCM’ye taraf ülkeleri ikili dokunulmazl›k anlaflmalar› imzalamaya zorlam›fl, aksi takdirde yap›lan askeri yard›mlar›n ask›ya al›naca¤› tehdidiyle, kendini güvence alt›na almaya çal›flm›flt›r.

SAYFA 31

DOSYA

U LU S LA R AR A S I H UK U K A Ç I S I N D AN IRAK’TA YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹

UCM savc›l›¤›, ma¤durlar, uluslararas› insani örgütler ya da baflkaca herhangi bir kaynaktan gelen bilgiler do¤rultusunda soruflturma bafllatma yetkisine sahiptir. Ayr›ca UCM savc›s›n›n flüpheli gördü¤ü kiflilerin yakalan›p kendisine teslimini isteme yetkisi de bulunmaktad›r. Sözleflmeye taraf devletler kendi vatandafllar› dahi olsa bu teslim yükümlülü¤üne uygun davranmak zorundad›rlar. Bugüne kadar ne ‹ngiltere ne de ABD, iflgalde zarara sebebiyet verdikleri gerekçesi ile askerleri ve yöneticileri hakk›nda hakkaniyete uygun bir yarg›lama yapm›flt›r. Özellikle, UCM’nin kurulmas› ve ABD’nin UCM’yi tan›mas› konusunda yo¤un çaba sarf eden ‹ngiltere’nin, ‹ngiliz kuvvetlerinin Irak’ta öldürdü¤ü sivillerle ilgili olaylarda herhangi bir soruflturma bafllatmamas›, bafllat›lan göstermelik soruflturmalarda da ‹ngiliz Kraliyet Ordusu Polisi’nin (RMP) çal›flmalar›n›n gizlilik ilkesi içerisinde yürütüldü¤üne dair beyanatlar vererek net bir aç›klama yapmamas›, ‹ngiltere aç›s›ndan savafl suçlusu askerlerinin ulusal mahkemelerde yarg›lanma olas›l›¤›n› ortadan kald›rm›flt›r. Bu durum da UCM’nin acilen devreye girmesi gerekti¤inin aç›k göstergesidir. Sivil hedeflere sald›r›, iflkence, tecavüz ve soyk›r›m, uluslararas› toplumu ilgilendiren en önemli suçlardan olmas›na ra¤men ne yaz›k ki Irak iflgali ile ilgili olarak UCM’ye flu ana

DOSYA: YAfiAM HAKKI ‹HLALLER‹ ÜSSÜ: IRAK


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

A D A N M I fi

H A Y A T L A R

Ba¤›ms›z Çeçenistan için bir mihenk tafl›:

Cevher Dudayev

Çocukluk y›llar› Kazakistan’›n Çimkent flehrinde geçen Dudayev, büyük bir k›tl›k ve yokluk hayat› yaflad›. Böylesine a¤›r hayat flartlar› alt›ndayken annesinin anlatmaktan b›kmad›¤› Çeçenistan hikayeleri ile büyüdü. Dini düflüncelerin yasakland›¤› bir karanl›kta, ailesi sayesinde manevi bir atmosferde iyi bir Müslüman olarak yetifltirildi. 1957 y›l›nda Çeçenistan’a geri dönüfl izni ç›kt›¤›nda Dudayev ailesi de

‘‘

Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi fleylere meyli olmad›. Savafl süresince kendisine yap›lan yüklü miktarda para, ülkeden ç›k›fl›n›n ve can güvenli¤inin sa¤lanmas› gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi.

EYÜP TUNCER

turkav@yahoo.com

Kafkasya’da bir efsane vard›r. ‹nsanlar yüzy›llar boyu devlere mahkum yaflam›fllar ve bir gün devlerin elinden atefli çalarak özgürlüklerine kavuflmufllar. O günden sonra Kafkasya hep savaflm›fl özgürlü¤ünü korumak için. Yüzy›llar boyu tüm istilac›lara direnen Kafkasya, 300 y›l direndi¤i Rus istilas›na yenildi¤inde ateflini yeniden kaybetmiflti; ta ki bu atefl Çeçenistan’da tekrar yak›lana kadar… Rahmetli Aslan Mashadov’un dedi¤i gibi, büyük savafllar büyük kahramanlar isterdi ve Kafkasya Çeçenistan’da büyük kahramanlar›ndan birini daha yetifltirdi. Dudayev, 1944 senesinin ilk günlerinde Çeçenistan’›n Yalho köyünde do¤du. Tarihin gördü¤ü en vahfli sürgünlerden biri ile henüz kundakta iken, 500 bin insanla birlikte Kazakistan’a sürgün gitti. Sadece yollarda binlerce insan hayat›n› kaybederken Dudayev Allah’›n takdiri gere¤i hayatta kald›. O takdir ki, gelecekte onu flanl› bir lider olarak bize tan›tacak ve mübarek bir flehit olarak aram›zdan alacakt›.

SAYI 41

vatan›na geri döndü. Zeki bir ö¤renci olan Cevher Dudayev, Tambov Hava Harp Okulu’na girmeyi baflard›. 1966 y›l›nda Uzun Mesafe Uçak Pilotlu¤u ve Mühendisli¤i Okulu’nu, devam›nda da Gagarin Hava Harp Akademisi’ni bitirdi. Daha sonra da bir Rus olan ama yaflant›s› ile gerçek bir Kafkasyal›y› asla aratmayacak Alla Dudayeva ile hayat›n› birlefltirdi. 1989 y›l›nda Glasnost ve Perestroyka politikalar›, tarihin en karanl›k rejimi komünizmin sonunu getirirken, Dudayev tu¤general olarak Estonya’da bulunuyordu. Ba¤›ms›zl›k rüzgarlar›n›n esti¤i Estonya ve di¤er Balt›k ülkelerindeki isyanlar› zor kullanarak bast›rmas› istendi¤inde, “Topra¤› için, vatan› için mücadele eden insanlara asla bomba atmam!” diyerek kendisine verilen emri reddetti. Dudayev bu olaydan sonra Estonya’da kahraman, Rus ordusunda ise “Asi General” olarak an›lmaya baflland›. Bu s›ralarda Çeçenistan da kaynamakta idi. Yandarbiev ve arkadafllar› Çeçenistan’› ba¤›ms›zl›¤›na kavuflturmak için çoktan organize olmufllar ve mücadeleye bafllam›fllard›. Dudayev de olan bitenin far-

SAYFA 32


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

k›ndayd›. Estonya krizi sonras›nda Rus ordusunun istenmeyen adam ilan etti¤i Dudayev, Yandarbiev’in daveti üzerine istifa etti ve vatan› Çeçenistan’a döndü. 1990 y›l›nda toplanan Halk Meclisi Baflkanl›¤› onun Çeçenistan’daki ilk hamlesi idi. 6 Eylül 1991 tarihinde ba¤›ms›zl›k karar› al›n›nca, aday olarak girdi¤i baflkanl›k seçimlerinden oylar›n %85’ini alarak galip ç›kt› ve Çeçenistan devlet baflkan› oldu. Dudayev’in en büyük hayallerinden biri de Kafkasya halklar›n›n birli¤i idi. 1992 y›l›nda bafllayan Abhazya Savafl›’na fiamil Basayev komutas›nda Çeçen savaflç›lar› gönderip Kafkas Halklar› Konfederasyonu’na destek verdi. Moskova, Kafkasya’n›n kalbinde geliflen bu olaylar› hiç de iyi bir gözle takip etmiyordu. Dudayev, Çeçen halk›n›n art›k yola Rusya’dan ayr›larak devam edece¤ini söylüyor ve Kafkasya birli¤inden bahsedenlere destek oluyordu. Oysaki Moskova’n›n Kafkasya’y› kaybetmeye tahammülü yoktu. Savafl çanlar› çalmaya bafllad›¤›nda, Dudayev Rusya ile görüflme yollar› arad›. Hatta Tataristan’›n biraz üstünde bir statüde ba¤›ms›zl›k karfl›l›¤›nda, Rusya Federasyonu’nda kalmak bile tart›fl›ld›. Dudayev sonuna kadar savafl›n karfl›s›nda olsa da Moskova, “Asi General”in yola getirilmesine karar vermiflti. Önce içeriden hainler organize edilerek ba¤›ms›zl›k engellenmek istendi ama baflar›l› olunamad›. Zira Dudayev ve arkadafllar›n›n yakt›¤› atefl Çeçenistan’› çoktan kavurmaya bafllam›flt›, devam›nda ise tüm Kafkasya’y› saraca¤› kesindi. Bu dönemde Rusya adalet bakan› olan Çerkez kökenli Kalmuk Yura -bu karar al›nd›¤› anda görevinden istifa etmifltir- Moskova’n›n savafla karar verdi¤ini yak›n bir dostuna flu sözlerle anlat›yordu: “Güvenlik Konseyi, bu savafl›n bafllat›lmas› yönünde bir karar ald›. Bunun dönüflü yok art›k. Konsey üyeleri, iç politikada bir tak›m dengeleri oturtabilmek için Rusya’n›n kazanabilece¤i küçük bir savafla girmesinin gerekli oldu¤u düflüncesinde hemfikirler. Al›nan bu karar gere¤i de Rus ordusu Çeçenistan’a girecek.” 11 Aral›k 1994 günü Rusya -sadece iki saatte almak kayd› ile- Çeçenistan’a sald›rd›¤›nda, Dudayev çok iyi tan›d›¤› Rus ordusuna asla unutamayaca¤› bir direniflle cevap verdi. “Son Çeçen can›n› vermeden Ruslar asla Çeçenistan’› alamazlar!” diyerek cihad ilan et-

SAYI 41

C

E

V

H

E

R

D

U

D

A

Y

E

V

ti. “Bizi öldürebilir, ezebilir, üstümüzde tanklarla dans edebilir, vücudumuzu parçalayabilirler... Fakat özgürlük ve ba¤›ms›zl›k ruhumuzu asla yok edemezler...” Bu savaflta Dudayev uydu telefonu ile dünyaya ba¤›ms›zl›k haklar›n› anlatmaya bafllad›¤›nda devreye çok uluslu düflmanlar girdi ve Dudayev 21 Nisan 1996 günü bir Duma milletvekili ile görüflürken güdümlü bir füze sald›r›s› sonucunda flehadet flerbetini içti. Çok önceleri söyledi¤i, “fiehitli¤e talibim. fiehitli¤i büyük bir rütbe ve makam olarak kabul ediyorum. Ülkemin ba¤›ms›zl›¤› ve halk›m›n hürriyeti için ölene kadar savaflmaya haz›r›m!” sözü ile iman dolu kalbini çoktan iffla etmiflti. ‹lk olarak ABD taraf›ndan do¤rulanan suikast onun flehadetiyle Çeçenistan’da her fleyin bitti¤i fleklinde lanse edildi. Oysaki Dudayev sözde hür dünya devletlerinin hiçbir zaman anlayamayaca¤› bir gerçe¤i halk›na anlatm›flt›. Çeçenler büyük flehitlerinin izinde, iki y›l süren savafl sonucunda, Ruslar› yendiler ve Çeçenistan özgür oldu. Moskova’n›n bu “küçük savafl›”nda Çeçenistan 150 bin insan›n› flehit verdi. Çeçenistan topraklar› 10 binden fazla Rus askerine mezar oldu. Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi fleylere meyli olmad›. Savafl süresince kendisine yap›lan yüklü miktarda para, ülkeden ç›k›fl›n›n ve can güvenli¤inin sa¤lanmas› gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. O sadece halk›na güvendi. Bas›n mensuplar›n›n savafl öncesinde sordu¤u “Kaç generaliniz var?” sorusuna “Her Çeçen bir generaldir, ben sadece milyon birinciyim.” diyecek kadar alçak gönüllü idi. Dudayev do¤rular›ndan asla vazgeçmeyecek kadar Çeçen’di. Ba¤›ms›zl›k ilan›n›n ard›ndan tan›nma için baflvurdu¤u devletlerden olumsuz yan›t ald›¤›nda verdi¤i cevap bu mücadelenin asl›nda temel tafl› idi: “Bizi tan›mazsan›z biz de sizi tan›may›z!” Çeçenistan büyük liderini hiçbir zaman unutmad›. Ba¤›ms›zl›k savafl› halen devam ediyor. Bu savaflta 400 bin Çeçen flehit edildi, binlercesi hâlâ sürgünde. Dünya onlar› unutsa da onlar liderlerini asla unutmad›lar. Kutlu mücadeleleri devam ediyor. Savafl neden bu kadar uzun zamand›r sürüyor derseniz, yine onun a¤z›ndan cevap vermek gerekir, “100 y›l köle olarak yaflamaktansa bir gün flerefli ve bafl› dik durmay› tercih ederim...”

SAYFA 33


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

RÖPORTAJ: MUSTAFA OSMAN ‹SMA‹L

Bat›’n›n dayatt›¤›

Darfur alg›s›na farkl› bir bak›fl 15 y›l Sudan’›n d›fliflleri bakanl›¤›n› yapan ve halihaz›rda cumhurbaflkanl›¤› dan›flmanl›¤›n› yürüten Mustafa Osman ‹smail’i baflkent Hartum’daki konutunda ziyaret ederek kendisiyle, bölgesel çat›flmalar›, iç kar›fl›kl›klar› ve insan haklar› ihlalleri ile dünya

gündeminde s›kça yer alan Darfur’la ilgili bir söylefli yapt›k. Bat› medyas›n›n dünyaya empoze etti¤i Darfur alg›s›n›n bilinçli olarak tarafl› yans›t›ld›¤›n› anlatan ‹smail’le yapt›¤›m›z söylefli bölgeye bir de orada yaflayan insanlar›n gözünden bakmam›z› sa¤lad›.

MURAT YILMAZ

myilmaz@ihh.org.tr

Say›n ‹smail, öncelikle yo¤un ifllerinizin aras›nda görüflme teklifimizi geri çevirmedi¤iniz için teflekkür ederiz.

Türkleri uzun y›llard›r tan›yoruz ve burada yapt›klar›n›z için sizlere teflekkür ediyoruz. Necmettin Erbakan, Abdullah Gül ve Tayyip Erdo¤an ile uzun y›llard›r tan›fl›yoruz ve kendileriyle çok yak›n dostluklar›m›z var. Türkiye ile siyasi, ekonomik ve askeri iliflkilerimiz iyi. Özellikle ekonomik alanda aram›zda iyi bir iliflki a¤› olufltu. Say›n ‹smail, Darfur’daki sorunun, çok enteresan bir flekilde, 2003 tarihinde güneydeki meselenin neticelenmesinden sonra bafllad›¤›n› görüyoruz. Durumu özetleyebilir misiniz?

Darfur’da çok uzun zamandan beri insanlar göçebe ve yerleflik olarak yaflamaktad›rlar. Göçebeler mevsimsel

SAYI 41

iklim de¤iflikliklerine göre belli bir koridor dairesinde hareket etmekteler ve yerleflikler de bunu bildikleri için göçebelerin bu koridoruna riayet ediyorlar. Fakat son dönemlerde yaflanan kurakl›ktan etkilenen yerleflikler bu koridorda da ekim dikim faaliyetlerine giriflince gruplar aras›nda sürtüflmeler bafl gösterdi. Sudan’›n s›n›rl› kaynaklar› maalesef Darfur’u doyurmaya, bölgenin ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya yetmiyor. Bu anlamda bölge insan›, insani yard›m alan›nda çal›flan STK’lara muhtaç durumda. Göçebelerle yerleflikler uzun y›llard›r bu flekilde yafl›yorlar, peki s›k›nt›lar neden bu kadar büyüdü?

Darfur’la ilgili olarak d›fl müdahalenin yo¤unlu¤undan ve bölgeyi yabanc›lar›n kar›flt›rd›¤›ndan bahsedebiliriz. Bunlara yine özellikle misyonerlik yapan yabanc›

SAYFA 34


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

STK’lar› ekledi¤imizde olaylar›n kontrolden ç›kmas›n›n daha da körüklendi¤ini söyleyebiliriz. Bu kurumlar›n Darfur’daki say›lar› her geçen gün artmakta. Bu kurumlar bir tane bile H›ristiyan’›n bulunmad›¤› Darfur’da kiliseler infla etmek istiyorlar. Biz de do¤al olarak buna müsaade etmiyoruz. Asl›nda Darfur meselesinde Bat›’n›n abartmas› ve manipülasyonlar› var. Bat›; Filistin, Afganistan ve Irak gibi bölgelerdeki suçlar›n›, buralarda sebep oldu¤u insani trajediyi örtbas etmek için Darfur’u öne ç›karmak istiyor. Ayr›ca ‹srail’in Darfur’da etkin oldu¤unu da belirtmek isterim. Sudan, Afrika k›tas›nda belki de ‹srail ile irtibat kurmayan tek ülke. ABD merkezli “Save Darfur” isimli hareketin bafl›nda da yine ‹srailli Yahudi vak›flar› bulunuyor. Darfur’un farkl› bir büyüsü olsa gerek…

Darfur’un büyüsü zenginliklerinde sakl›. Yeralt› kaynaklar› devasa nitelikte: alt›n, petrol, gümüfl ve özellikle su kaynaklar›. Çöl üzerinde suya sahip olman›n önemi san›r›m anlafl›labilir bir fley. Bat›l› kurum ve kurulufllar›n buradaki halk›n insani durumuyla çok ilgili olduklar›n› kimse düflünmüyor. Böyle olsa idi dünyan›n birçok noktas›nda milyonlarca insan yaflamla ölüm aras›nda gidip gelirken bunlar›n yan›nda olmalar› gerekmez miydi? ‹lgilendikleri fley Darfur’un zenginlikleridir. Sudan’›n Darfur konusunda, Çad ve Libya gibi ülkelerle de s›k›nt›lar› bulundu¤u konusundaki düflüncelere kat›l›yor musunuz?

Evet, Çad ve Libya. Çad Cumhurbaflkan› ‹dris Debi, Darfur’da da yo¤un olarak bulunan Zagava kabilesine mensup ve buradaki Zagavalar üzerinde etkili. Komflu ülkelerden ayr›l›kç›lara yap›lan yard›mlar onlar›n Sudan hükümetine karfl› mücadelelerinin devam›n› sa¤l›yor. Peki, Sudan hükümeti bölgedeki kabile liderleri ve di¤er kanaat önderleriyle görüflemiyor mu?

Bizim buradaki yöneticilerle irtibat›m›zda bir sorun yok. Bölgede bulunan tüm yöneticilerle iyi derecede bir iliflkimiz bulunuyor. Burada çat›flan gruplar d›fl etkiler nedeniyle Sudan hükümetine karfl› duruyorlar ve anlaflmazl›klar daha da art›yor. Fakat yabanc› devletlerin ve STK’lar›n as›l niyetleri bölgenin zengin yeralt› kaynaklar› olan alt›n, petrol, gümüfl ve özellikle bölge için çok de¤erli olan su kaynaklar›d›r. Buradaki farkl› kabileler ve bunlara mensup

SAYI 41

BATI’NIN DAYATTI⁄I DARFUR ALGISINA F A R K L I B ‹ R B A K I fi

insanlar da Bat›l›lar›n gerçek niyetini ö¤rendiklerinde Sudan hükümetine yanaflmaya bafll›yorlar. Hatta sizlere baz› Bat›l› STK’lardan da bahsedebilirim ki, bunlar da art›k tüm dünyan›n Darfur’da aldat›ld›¤›n›n fark›ndalar ve onlar da her fleyin abart›ld›¤›n› söylüyor. Yani verilen baz› rakamlar var. Mesela 200 binden fazla insan›n katledildi¤i, binlerce kad›n›n tecavüze u¤rad›¤› vb. gibi haberler do¤ru de¤il mi?

Evet, Darfur’da vahflet ve tecavüzlerin, katliamlar›n sürdü¤ünü söylüyorlar. Halbuki böyle bir fley yok. Tecavüz var diyorlar. Peki, burada tecavüze u¤rayan kad›nlar›n çocuklar› nerede? 200 bin kiflinin katledildi¤ini söylüyorlar. Bu katliama u¤rayanlar›n mezarlar› nerede? Böyle bir fley yok. Evet, kontrolden ç›km›fl baz› gruplardan bahsedilebilir. Fakat bunlar münferit gruplard›r ve say›lar› da oldukça azd›r. Ayr›ca 57 farkl› etnik grubun kendine yaflam alan› buldu¤u Darfur’da baz› anlaflmazl›klar›n olmas› çok da yad›rganmamal›d›r. Türkiye ile ilgili neler düflünüyorsunuz? Türkiye, Darfur sorununun çözümüne nas›l katk› sa¤layabilir?

Türkiye’den gelebilecek her türlü destek ve yard›ma bizler olumlu bakar›z. Öncelikli olarak Türkiye’den medya alan›nda destek bekliyoruz. Darfur’da yaflananlar›n Bat›l›lar›n söyledikleri gibi olmad›¤›n›n anlat›lmas›n› istiyoruz. Ayr›ca ‹HH gibi sivil toplum kurulufllar›, bölgede insani yard›m alan›nda yap›lan çal›flmalara kat›labilirler. Askeri anlamda da Türkiye’yi burada görmekten mutluluk duyar›z. Biz bölgede özellikle ‹slam ülkelerinden oluflan Afrika Birli¤i askerlerinin bulunmas›n› tercih ediyoruz, fakat BM askerlerinin olmas›nda ›srar ediliyor. Biz ise böylesi bir durumun sorunu daha da derinlefltirece¤ine inan›yoruz. Say›n ‹smail verdi¤iniz bilgiler için teflekkür ediyoruz.

SAYFA 35


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‹KT‹BAS: AMER‹KAN HAP‹SHANE ENDÜSTR‹S‹: KÖLEL‹⁄‹N MODERN VERS‹YONU

Amerikan hapishane endüstrisi: Köleli¤in modern versiyonu VICKY PELAEZ*

‹nsan haklar› kurulufllar›, insanl›k d›fl› sömürü anlay›fl›n›n yeni bir versiyonu olarak niteledikleri, ABD’de siyahi ve Latin kökenlilerin ço¤unlu¤u oluflturdu¤u iki milyona varan tutuklunun, çeflitli endüstriyel kurulufllar için bo¤az toklu¤una çal›flt›r›lmas›n› fliddetle k›n›yor. Hapishane endüstrisine yat›r›m yapm›fl büyük sermaye sahipleri için ise bu durum alt›n madeni bulmak gibi. Ne de olsa grevler, iflsizlik sigortas›, y›ll›k izin ödemeleri vb. fleyler için endiflelenmelerine gerek yok. Bütün çal›flanlar› tam zamanl› çal›fl›yor ve ifle asla geç kalm›yor ya da ailevi sebeplerden dolay› ifle gelmezlik etmiyorlar. Her fleyin ötesinde iflçiler saatine 25 cent almay› yeterli bulmad›klar› ve çal›flmay› reddettikleri zaman izolasyon hücrelerine konarak cezaland›r›l›yorlar. ABD’de ülke genelindeki devlet, eyalet ve özel hapishanelerde yaklafl›k iki milyon mahkum bulunuyor. California Prison Focus dergisi, insanl›k tarihinde bu kadar çok vatandafl›n› hapseden baflka bir toplum daha olmad›¤›n› yazm›flt›. ‹statistiklere göre, ABD baflka herhangi bir ülkeden çok daha fazla insan›n› hapsetmifl durumda. ABD, dünya nüfusunun %5’ine sahip ama hapishanelerindeki

SAYI 41

insan say›s› dünya genelindeki hapishane nüfusunun %25’i. 1972’de 300 binden az olan mahkum say›s›, 2000 y›l› itibar›yla iki milyona ulaflm›fl durumda. 10 sene öncesinde ülkede 2000 kiflinin tutuklu bulundu¤u sadece befl özel hapishane varken, flimdi 62 bin mahkumun tutuldu¤u 200 özel hapishane var. Raporlara göre, önümüzdeki 10 y›lda özel hapishanelerdeki mahkum say›s› 360 bini bulacak. GEÇEN 10 YILDA NE OLDU DA MAHKUM SAYISI BU KADAR ARTTI? ‹lerlemeci ‹flçi Partisi’nin (Progressive Labor Party) yapt›¤› bir çal›flmaya göre, "Mahkumlarla ilgili yap›lan özel ifl sözleflmeleri, insanlar› kilit alt›na almak için teflvik edici bir rol oynuyor. Hapishaneler adeta birer ticari iflletme gibi bu sözleflmelerden elde edilen gelirlerle iflletiliyor. Mahkumlar›n ifl gücünden faydalanarak gelir elde eden hisse sahipleri, bu ifl gücünden daha fazla yararlanabilmek için hapis sürelerinin uzat›lmas› yönünde lobi faaliyetleri yürütüyorlar. Sistem bu flekilde kendini besliyor." Parti, Amerika’daki hapishane endüstrisini, zorunlu köle

SAYFA 36


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

iflçili¤i ve toplama kamplar› yönünden Nazi Almanya’s›n›n bir taklidi olmakla suçluyor. Hapishane endüstrisi, ABD’de en h›zl› büyüyen endüstrilerden biri ve yat›r›mc›lar› da Wall Street’ten. Bu milyonlarca dolarl›k endüstri kendi ticari sergilerine, kongrelerine, internet sitelerine, e-posta kataloglar›na ve benzeri unsurlara sahip. Left Business Observer dergisine göre devlet hapishaneleri; askeri bafll›k, kurflun geçirmez yelek, giyecek, çad›r, kimlik kartlar› gibi askeri mühimmat›n %100’ünü üretiyor. Bununla birlikte hapishanelerde boya, f›rça, f›r›nlama sistemleri, ev eflyalar›, ses ekipmanlar›, ofis mobilyalar›, uçak ek parçalar›, t›bbi ilaçlar üretiliyor ve piyasadaki montajlama talebinin neredeyse tamam› buralarda karfl›lan›yor; hatta hapishanelerde âmâlar için yard›mc› köpekler bile yetifltiriliyor. ABD’DE HAP‹SHANE ‹fiÇ‹L‹⁄‹N‹N TAR‹H‹ Hapishane iflçili¤inin kökleri köleli¤e dayan›yor. 18611865 ‹ç Savafl›’ndan sonra kölelik gelene¤inin devam ettirilebilmesi için "mahkum kiralama sistemi" uygulamaya girmifltir. Özgür b›rak›lan köleler, hasad›n paylafl›lmas› anlaflmalar›na (baflkas›n›n topra¤›n›, hasad›n bir k›sm› karfl›l›¤›nda ekip biçmek) uymad›klar› iddias›yla ya da kan›tlanmam›fl adi h›rs›zl›klarla suçlanm›fllar ve sonra pamuk toplay›c›s› olarak tarlalarda, madenlerde ve tren yollar›n›n inflas›nda iflçi olarak "kira"lanm›fllard›r. 1870’ten 1910’a kadar Georgia eyaletinde kiralanan mahkumlar›n %88’i, Alabama’da madenlerde çal›flan "kiral›k" iflçilerin %93’ü siyahi idi. Mississipi’de mahkum kiralama sisteminin yerini eski köle kamplar›na benzer büyük mahkum çiftlikleri ald›. Hatta kötü flöhretiyle ün salm›fl Parchman mahkum çiftli¤i 1972’ye kadar varl›¤›n› korudu. ‹ç Savafl sonras› dönemde Jim Crow ›rkç› ayr›mc›l›k kanunlar›, her eyalette; okullarda, yerleflim yerlerinde, evliliklerde ve günlük hayat›n pek çok alan›nda uygulanm›flt›. Left Business Observer dergisine göre, "Bugün yeni, oldukça ›rkç› nitelikteki bir dizi yasayla, hapishane endüstrisi olarak ünlenen ceza hukuku köle ifl gücünü ve insani olmayan çal›flma flartlar›n› teflvik ediyor." Peki bu alanda yat›r›m yapanlar kimler? En az 37 eyalet, eyalet hapishanelerindeki mahkumlar›n ifl gücünü iflleten özel flirketlerle anlaflma yapmay› yasallaflt›rm›fl bulunuyor. Bu flirketler, ABD’nin en büyük flirketlerinin kaymak tabakas›n› oluflturuyor: IBM, Boeing, Motorola, Microsoft, Dell, Hewlett Packard, Intel, Pierre Cardin ve daha fazlas›. Mahkum ifl gücünün tetikledi¤i h›zl› ekonomik

‹KT‹BAS: AMER‹KAN HAP‹SHANE ENDÜSTR‹S‹: KÖLEL‹⁄‹N MODERN VERS‹YONU

büyüme bu flirketlerin hepsinin ifltah›n› kabart›yor. Sadece 1980 ve 1994 y›llar› aras›nda bu sektörden elde edilen kâr, 392 milyon dolardan 4,1 milyar dolara ç›kt›. Eyalet cezaevlerindeki tutuklular genel olarak asgari ücret al›yorlar, ama hepsi de¤il. Örne¤in Colorado’da mahkumlar saatine iki dolar gibi asgari miktar›n oldukça alt›nda ücret al›yorlar. Özel sektörün iflletmecili¤ini yapt›¤› hapishanelerde ise tutuklular haftada alt› gün, saati 17 cente çal›flt›r›l›yorlar. Bu da ayda 20 dolar gibi oldukça cüzi bir miktara tekabül ediyor. En yüksek saat ücreti ödeyen özel hapishanede bile mahkumlar "kalifiye olmay› gerektiren ifller" için saatine 50 cent al›yor. Hapishane iflçili¤inde ABD, üçüncü dünya ülkelerinin iflçi piyasalar› için tasarlanm›fl yat›r›mlar aç›s›ndan tekrar cazip bir alan haline geldi. Meksika s›n›r›nda montaj fabrikas› bulunan bir flirket buradaki iflletmesini kapatarak California’da San Quentin eyalet hapishanesine tafl›nd›. Teksas’ta bir fabrika 150 iflçisini iflten ç›kard› ve IBM ve Compaq gibi flirketlerin elektronik devrelerinin montaj›n›n yap›ld›¤› özel Teksas Lockhart hapishanesindeki iflçilerle anlaflma imzalad›. Oregon eyalet temsilcisi Kevin Mannix, "herhangi bir tafl›ma ücreti olmayaca¤›n›, kendilerine rekabeti kolaylaflt›ran mahkum ifl gücünü önerdiklerini" söyleyerek Nike’a, Endonezya’daki üretimini kesmesi ve iflletmesini Oregon eyaletine tafl›mas› yönünde ça¤r›da bulundu. ÖZEL HAP‹SHANELER Hapishane özellefltirmeleri 1980’lerde Ronald Reagan ve Bush hükümetleri zaman›nda h›zla artmaya bafllad› ancak zirveye, 1990’da Wall Street hisse senetlerinin yeni ç›km›fl s›cak ekmek gibi sat›ld›¤› Clinton zaman›nda ulaflt›. Clinton’un devlet ifl gücünde k›s›nt›ya gitmesi sonucunda Adalet Bakanl›¤› departmanlar› özel cezaevi flirketleri ile anlaflmalar imzalad›. Özel flirketler taraf›ndan yönetilen hapishaneler, hapishane endüstrisi içerisindeki en büyük ifl alanlar›. 27 eyalette yaklafl›k 18 özel cezaevinde 10 bin mahkum bulunuyor. Bu cezaevlerine maliyetleri ne kadar olursa olsun her mahkum için belirli bir miktar ödeniyor. Bu tür hapishanelerde iyi hal sebebiyle mahkumlar›n cezalar›nda indirime gidilebiliyor ama kurallar›n herhangi bir flekilde ihlal edilmesi durumunda hapishane için daha fazla kâr anlam›na gelen mahkumun ceza süresine 30 gün daha ekleniyor. New Mexico hapishanelerinde yap›lan bir araflt›rmaya göre, özel hapishanelerdeki mahkumlar eyalet hapishanelerine göre sekiz kez daha fazla ceza al›yor.

Vicky Pelaez, "Global Research", 10/03/ 2008, http://www.globalresearch.ca Amine Tuna taraf›ndan k›salt›larak Türkçeye çevrildi.

SAYI 41

SAYFA 37


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

S

L

A

M

C

O

R

A

F

Y

A

S

I

Bir esenlik yurdu:

BRUNEY SULTANLI⁄I ZEL‹HA SA⁄LAM zelihasaglam@ihh.org.tr

Güneydo¤u Asya’da Borneo Adas›’n›n kuzeybat›s›nda bulunan ve dünyan›n en zengin ülkeleri aras›nda yer alan Bruney’in tek komflusu, ülkenin güneyinde bulunan Malezya’d›r. Bruney’in ad› Malayca’da bar›fl ve selamet yeri anlam›na gelir. Güneydo¤u Asya ülkelerinin belirgin, birbirine benzer özelliklerinden olan kar›fl›k etnik yap› burada da kendini gösterir. Ülke nüfusu Malaylar, Çinliler, Güney Asyal›lar, Kedaylar ve Melanular’dan oluflur. Halk›n %75’i Müslüman, %15’i Budist ve %9’u da H›ristiyan’d›r. ‹slam, öncelikle Arap dünyas›ndan Malaka’ya gelen tüccarlarla civar sultanl›klara yay›lm›fl ve buralarda Güneydo¤u Asya kültürüne uygun bir model oluflturmufltur. Bruney Sultanl›¤›’n›n ‹slam’la ilk tan›flmas› 15. yüzy›lda Bruney Sultan›’n›n Müslüman Malaka’y› ziyaretine dayan›r. Sultan Awang Alang Betatar, Malaka Sultanl›¤›’n› ziyareti s›ras›nda tan›flt›¤› ‹slam’› benimser ve ad›n› Muhammed fiah ‹skender olarak de¤ifltirir. Böylece, Bruney’de Müslüman bir sultanl›k kurulmufl olur. 15. yüzy›lda büyük bir devlet haline gelen Bruney,

SAYI 41

bu dönemde Filipinler’in Luzon ve Sulu Tak›madalar› ve Borneo Yar›madas›’n›n büyük bir bölümüne sahiptir. Bat›’n›n sömürece¤i, kaynaklar›ndan faydalanabilece¤i yerler aramak için düzenledi¤i keflif yolculuklar›n›n duraklar›ndan biri de zengin Bruney topraklar›d›r. 16. yüzy›lda Filipinler’e gelen ‹spanyollar›n sald›r›lar›na u¤rayan Bruney, 17. yüzy›l bafllar›nda Hollandal›lar›n güneybat›dan bafllatt›¤› ak›nlarla zor duruma düfler. Sonras›nda ise Hollandal›lar Bruney’in güneyinde koloniler kurmaya bafllarlar. Do¤u Hint Adalar›’n›n Hollandal›lar›n sömürüsüne geçmesinin ard›ndan bölgeye gelen ‹ngiliz sömürgeciler Bruney’e göz diker buray› yeni sömürge hedefleri aras›na koyarlar. ‹ngiliz Do¤u Hindistan fiirketi bölgedeki gücünü ve varl›¤›n› artt›rd›kça buralardaki Hollanda sömürüsü zay›flar. 1888’de Bruney tamamen ‹ngilizlerin himayesi alt›na girer. 1941’de ise Japonya’n›n iflgal etti¤i Bruney, Avustralya birliklerinin bölgeyi geri almas›n›n ard›ndan ‹ngilizlere devredilir. Sömürü devletlerinden yakalar›n› kurtaramayan Bruneyliler

SAYFA 38


‘‘

‹sminin anlam› “bar›fl ve selamet yeri” olan Bruney dünyan›n en zengin ülkelerinden biri olarak biliniyor.

kendi topraklar›nda söz hakk› sahibi olmak ve ülkelerine kendileri yön vermek istediklerinden parti kurma girifliminde bulunurlar. Kurulan Bruney Halk Partisi taraftarlar›n›n sömürü alt›ndaki sultanl›klar›n› uyand›rmak için bafllatt›klar› ayaklanma ‹ngilizler taraf›ndan bast›r›l›r. Demokrasinin flartlar›ndan olan kat›l›m, seçme ve seçilme umutlar› da böylece söndürülür. Bruney’de ilk anayasa 1959’da kabul edilir. 1965 y›l›nda göstermelik bir seçim yap›lsa dahi ülke yine ‹ngilizlerin himayesindedir. Bu tarihten sonra ülke otokrasi ile yönetilmeye bafllar. 1 Ocak 1984’te ba¤›ms›zl›klar›na kavuflurlar; ancak ba¤›ms›zl›klar›n› elde etmeleri de yine himaye edildikleri devletle, ‹ngiltere’yle anlaflma sonucu gerçekleflir. Ülke her ne kadar iç ve d›fl kararlar›nda ba¤›ms›z görünse de ‹ngiliz korumas› alt›nda oldu¤unu her zaman hissettirir. ‹ç ifllerinde ba¤›ms›z, d›fl ifllerinde ise ‹ngiltere’ye ba¤l› olan ülkede insan haklar› ihlali olarak ilk s›rada muhalif seslere yer verilmemesi geliyor. Sultanl›¤›n muhaliflere gösterdi¤i bask›c› tav›r yeni oluflumlar› engelliyor. Halk›n tepkisini çekmek istemeyen sultan, insanlar›n hassas oldu¤u konularda dikkatli davranarak sempati kazanmaya çal›fl›yor. Gelir da¤›l›m›ndaki dengesizlik ise ülkenin önemli problemleri aras›nda yer al›yor. Ancak geleneklerin de etkisiyle halk›n yaflam›ndan flikayetçi olmamas›, s›k›nt›lar›n gün yüzüne ç›kmas›n› engelliyor. Tarihi, sömürgeci devletlere karfl› ayakta kalma mücadelesi ile geçen Bruney, ba¤›ms›zl›k sonras› giriflimleriyle müreffeh bir ülke haline gelir. Bölgede

SAYI 41

SAYFA 39


N ‹ S A N ’ 0 8

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Resmi ad› : Bruney Sultanl›¤› Ba¤›ms›zl›k tarihi : 1 Ocak 1984 Yönetim biçimi : Meflruti Monarfli Baflkenti : Bandar Seri Begavan : 372,361 Nüfusu : 5.700 km2 Yüzölçümü Dil : Malayca ve ‹ngilizce Dini : ‹slam (resmi), Budizm, H›ristiyanl›k

önemli bir etkisi olan Asya Uluslar Birli¤i (ASEAN), Müslüman ülkelerin üyesi bulundu¤u ‹slam Konferans Örgütü (‹KÖ), Petrol ‹hraç Eden Ülkeler Teflkilat› (OPEC) ve Birleflmifl Milletler Teflkilat›’na da üye olan Bruney, ekonomik anlamda h›zla ilerleme kaydeder ve son y›llarda yurt d›fl›na ö¤renci göndererek

SAYI 41

‹SLAM CO⁄RAFYASI: BRUNEY SULTANLI⁄I

e¤itim alan›nda da ilerlemeyi amaçlar. Günümüzde Bruney, körfez ülkelerinde kurulan faizsiz finans kurulufllar›yla ifl yapan faizsiz bankas›yla, halk›n faiz konusundaki hassasiyetine de cevap vererek onlar›n rahat yat›r›m yapmalar›na olanak sa¤lamaktad›r. 1965 y›l›ndan bu yana seçim yap›lmayan ülkede devlet ve hükümet baflkanl›¤› görevinde bulunan sultan, genifl yetkilere sahiptir. Devletin politikalar› muhalif seslerin ç›kmas›n› engellemektedir. Güneydo¤u Asya’n›n en zengin ülkesi olan Bruney halk›n›n ortalama gelir düzeyinin iyi olmas›, yönetimin yapt›¤› afl›r› harcamalar›n halk›n gözüne batmamas›na sebep oluyor. Petrol ve do¤algaz zengini olan Bruney’in topraklar›n›n %70’i ormanlarla çevrili. Tabii zenginliklerinden olan kauçuk, ülke ticaretinde oldukça önemli bir yer teflkil ediyor. Nemli ve s›cak bir iklime sahip olan Bruney, bütün y›l muson ya¤murlar› ile ›slan›yor. Ülkedeki sosyal hayat, bol ya¤›fll› Bruney’in yap›s›na uygun flekillenmifl; nehir yataklar›na yak›n yerlerde bulunan evler direkler üzerine yerlefltirilerek su bask›nlar›na karfl› korunmufl. Halk›n köylerde yaflayan bölümü bal›kç›l›k yaparak ve pirinç yetifltirerek geçimini sa¤l›yor. S›cak iklim, insanlar›n karakterlerini de etkilemifl. Oldukça mülayim ve samimi olan bölge insan› gelene¤i ile bar›fl›k. Tabiat›n Allah taraf›ndan onlara bahfledildi¤ine inanan ülke halk› için a¤aç kesmenin cezas› oldukça yüksek. Genel olarak esenlik içinde yaflayan ve müreffeh bir ülkeye sahip olan halk, sosyal hayat›n her alan›nda varl›k göstermeye çal›fl›yor.

SAYFA 40




Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.