ahali2

Page 1

Günbatımından Şafağa

Kan Hep Vardı... “Bizim millet de zaten böyledir” diyor general aşinası olduğu kameraların karşısında. Öyledir elbet. Biti yeni kanlanmış veletler, kandan bayrak yapıyor artık. Generaller övünerek çıkıp, kanı, evet bayraktan çok kanı, övünerek teşhir ediyor. Tepeden tırnağa cinnete kesmiş bir toplum. Araya az mesafe koyup resmin tamamını görünce insanın midesi kasılıyor. Böyle bir ortamda değil iktidarla didişmek yaşamak bile angarya gibi. Bize bu düşmüyor işte. Bize kana karşı, yaşamı savunmak düşüyor... Devamı 2. Sayfada

...Şafak görünmüyor. Çünkü iktidar hepimizin aklına mıh gibi kazınmış vampirleri alıp kelle dolu heybesine koyuverdi. Bir kere sorsalar bin yüz çizeriz her birimiz. İyi bildiğimiz anonim pis bir yüz... Günbatımı devam ediyor. Şafağa dek yaşamı cehenneme çevirenlerin yeni bir masalı var şimdi. Pusun ardında, pusun önündeler. Adı Ergenekon. Yine Ergenekon. Neden? Biri gelip kulaklara, bu dehşet gürültüyü, ne zaman fısıldadı. Ve kimdi o? Nasılda belletmişler namertlerin ve hainlerin, bilinçlerinin dehlizlerine korkuyu, gün be gün. Hatta kahramanlıklar eylemişler, nama liyakat adına… Cenk ehillerinden el almışlar. Kımız yahut kızılcık şerbeti değilse bile, içmişler kana kana, günbatımında o acı sıvıyı. Böyle, ermişler yani. Dolmuşlar, kaburgalarına vatan vatan çarpan kalplerinden; rugan kösele pabuçlarının içinde kaşınan parmak aralarına kadar, millet aşkıyla. Ayakları erkek. Taraklı. Parmakları kıllı. Göbekleri yağlı. Bıyıkları badem ve yanlardan sarkıtlı. Pantolonları İngiliz ve ortadan dikitli. Erkekler. Ve silahın yanında atın berisinde dizilmiş kavruk avratlar... Ha desen koparacak zincirlerini. Kadınlar. Onların kadınları. Gücün dibine diz kırmış kalem ehli dil ehli ısırgan kadınlar. Kim bilir nasıl canhıraş didindiler, ne etekler öptüler, ne pullar yaladılar ERgenekon şebekesinin dişlileri, o pusta, o adla nam salmak için. Üç yanı deniz, dört yanı düşmanla çevrili, içi de ihanetle dolu bu cennet vatan’ın tek çakıl taşını ve “ne mozaiği ulan mermerini” hainlere vermemek, koklatmamak için nelere el basmışlar, ne ölmüş ne öldürmüşler kim bilir Türk Oğlu Türk efendiler. Vampirler ölümsüzdür. Uzamsız ve zamansızdır. Vampirlerin, vaadi de budur. Sonsuzluk. Bitimsiz bir günbatımı. Yeni Ergenekon canilerinin, kanımıza diş biledikleri ilk perde 2. dünya savaşı sırasında açıldı: Devamı sayfa 3’te

Radyoaktif Ölüme Değil, Aktif Eyleme Endüstriyel sistemin varoluşu gereği bitmeyecek “ihtiyaçları” iktidarların insan ve doğa üzerinde üzerindeki tahakkümünü, belirleyiciliğini etkin şekilde devam ettirmektedir. İnsanlık “ihtiyacının” yüzlerce kat fazla üretim yapıldığı ve tonlarca buğdayın dünya borsa değerini dengede tutabilmek için denizlere döküldüğü, dakikada 63 insanin açlıktan “öldürüldüğü” muazzam bir üretim sürecini yaşıyoruz Dünya, üzerinde barındırdığı tüm canlı ve cansız hayatla varoluşundan bu yana en büyük felaketle karşı karşıya. Bu felaketin en önemli nedenlerinden biri insanın “enerji” arayışına girmesidir. İnsanlığın böyle bir arayışa girmesi ise, insanın doğa ve özellikle insan üzerinde kurduğu tahakkümü ile başlamaktadır. Bu serüven, tüm yok edici gücüyle devam etmeye çalışmaktadır. Endüstriyel sistemin varoluşu gereği bitmeyecek “ihtiyaçları” iktidarların insan ve doğa üzerinde üzerindeki tahakkümünü, belirleyiciliğini etkin şekilde devam ettirmektedir. İnsanlık “ihtiyacının” yüzlerce kat fazla üretim yapıldığı ve tonlarca buğdayın dünya borsa değerini dengede tutabilmek için denizlere döküldüğü, dakikada 63 insanin açlıktan “öldürüldüğü” muazzam bir üretim-tüketim sürecini yaşıyoruz. Süreç, canlı-cansız ne varsa yok edecek denli güçlü ve yoğun bir şekilde işliyor. İstatistiklere göre Beko firması iki dakikada bir ürün üretiyor. Bu küçük bir örnek. Daha binlerce devasa fabrika var. Devamı sayfa 8’de

Teferruatların Arasından, Hrant

Hrant ne ilkti ne de son olabilirdi. Devletin, “sözde” sahipleri “sözde” görevlerini yine yerinte getirmişlerdi Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de İstanbul’un göbeğinde katledilişinin üzerinden bir seneyi aşkın bir zaman geçti. Bu cinayetin, gerçekleri yüzümüze bir tokat gibi çarpıp bizi olduğumuz yere çivilemesi hadisesini bir senedir üzerimizden atamadık. İlk başta gördüklerimize, duyduklarımıza inanmadık, olanları gözlerimiz yaşlı bir şekilde inkâr etmeye çalıştık, başaramadık, sonra kendiliğinden bir nefrete kapıldık, hırsımızı birilerinden çıkarmak istedik, yapamadık, yapmamalıydık, kendimizi, birbirimizi sakinleştirmeye çalıştık. Bu cinayeti aslında o kadar çok birebir yaşadık ki tabiri caizse olanları televizyondan canlı bir şekilde gün gün takip ettik Hrant’ın neden hedef seçildiği açıktı. Devamı sayfa 4’te

Aktivist Gözle...

İmaj Ve Yanılsama...

Sayfa 14

Sayfa 6

Kürşad Kızıltuğ

Hinder Nesazî

Kent Ve Anarşizm

Bir Mültecinin Laneti

Sayfa 15

Sayfa 14

Anarşi Mümkün müdür?

Bir Tehdit Olarak 301 ve 318

Sayfa 12-13

Sayfa 15

Resul Gırrasory

Aleksander Berkman

Röportaj

Muzaffer Mankır


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.