sayfa 20
sayfa 1
6
Mart 2013
KÜRESEL BİR DEVRİMİN BAŞLANGICINA DOĞRU Küresel Politik Uyanış, İnsanlık tarihinde ilk defa hemen hemen tüm insanlar politik olarak bilinçli, birbiriyle iletişimli ve hareket halinde… Ortaya çıkan bu küresel eylemcilik, kişisel onur, kültürel saygınlık ve ekonomik fırsat arayışı içinde, yüzyıllardır süregelen gerek sömürgeleştirme, gerekse emperialist yoldan baskı altında tutulmanın anılarıyla acı bir şekilde zedelenmiş bir dünyada bir dalgalanma yaratmaktadır… İnsan onuruna dünya çapındaki özlem, bu küresel politik uyanış olgusunun doğasındaki önde gelen meydan okumalardan birisidir. O uyanış sosyal olarak oldukça büyüktür ve politik olarak radikalleşme eğilimi taşımaktadır. Neredeyse tüm dünyada radyoya ve televizyona, giderek artan oranda da internete ulaşma olanağı, bu tür enerjiler egemen sınırları aşmakta ve en üstte Amerika’nın hâlâ tünemiş durumunda olduğu mevcut küresel hiyerarşiye olduğu kadar mevcut devletlere de engeller ortaya çıkarmaktadır.
Dünya’nın başta gelen, eski ve yeni güçleri de, bir gerçeklikle karşı karşıyalar: Askeri güçleri her zamankinden daha büyük düzeye ulaşmışken dünyanın politik olarak uyanmış kitleleri üzerinde kontrol kurmaları tarihsel olarak en düşük düzeydedir.
Bolivya’daki yükselen yiyecek fiyatlarına karşı yapılan protestolar, Evo Morales’in halkçı hükümetinin devlet yardımlarını kısma planlarını geri almasına neden oldu. Şili’de patlayan protestolarda göstericiler yükselen petrol fiyatlarına karşı itiraz ettiler. Arnavutluk’ta patlak veren hükümet karşıtı gösteriler, birkaç göstericinin ölümüyle sonuçlandı. Arnavutluk’ta sosyalist muhalefetin yönlendirdiği on binlerce kişinin sokaklara döküldüğü protestolar sırasında polisle protestocular arasında çıkan korkunç çatışmalar üç kişinin ölümüyle sonlandı. Arnavutluk’ta protestolar, geniş çapta karşı çıkılan 2009 seçimlerinden
Dünyadaki bu gelişme, küresel güç yapılanmasına ve dünya egemenliğine radikal ve potansiyel olarak Kapitalizme bir tehdittir. Bu değişim, sadece protestoların yükseldiği ve değişiklik aradığı ülkelere değil, daha büyük çapta, bu ülkelerin baskıcı rejimlerine silah, destek ve kâr sağlayan egemen Batılı güçlere, milletlerarası kuruluşlara, çokuluslu şirketlere ve bankalara tehdittir. Yani, Amerika ve Batı, heybetli bir stratejik güçlükle karşı karşıyalar Bu nedenle ‘Uyanış’ı insanlık için büyük bir umut olarak görmeliyiz. Tabii ki başarısızlıklar, problemler ve geri çekilmeler olacaktır fakat ‘Uyanış’ başlamıştır, Egemen güçlerden gelen bu refleks tepki, baskıcı rejimlere verilen silah ve desteğin olduğu kadar gizli operasyonlar ya da açık savaşlarla (Yemen’de yapıldığı gibi) istikrarsızlığı örgütleme potansiyelinin de artırılmasıdır. Buna alternatif, bu bölgelerde ve milletlerde, Batılı STK’ları, yardım kurumlarını ve sivil toplum örgütlerini içeren “demokratikleştirme” stratejisini üstlenmek, yerli sivil toplumla güçlü ilişkiler ve bağlantılar kurmaktır.
SIYAH MAVI KIRMIZI SARI
Tipik olarak sosyal güveni olmayan ortanın altı sınıftan gelen ve sosyal kızgınlık hisleriyle alevlenmiş bu milyonlarca öğrenci, büyük cemaatler içinde yarı-seferber, internetle birbirine bağlı ve yıllarca önce Meksika Şehri’ni veya Tiananmen Meydanı’nı ortaya çıkaran nedenleri daha geniş bir ölçekte yeniden oynamaya hazır, pozisyonlarını almış ve bekleyen-devrimcilerdir. Fiziksel enerjileri ve duygusal hoşnutsuzlukları bir nedenle yada bir inanışla ya da bir kinle tetiklenmeye hazır beklemektedir.
Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık diktatörlüğüne son verilmesini isteyen on binlerce protestocu Kahire’de sokaklara döküldü. Yemen’in başkentinde binlerce eylemci, muhalefet liderleri, öğrenciler, 1978den beri süren Başkan Saleh’in yozlaşmış diktatörlüğüne karşı yürüyüş yaptılar. Saleh, Amerikan askeri yardımlarıyla kuzeydeki isyancı hareketi ve güneydeki büyümekte olan ve “Güney Hareketi” denilen büyük çapta ayrılıkçı hareketi ezmeye çalışmaktaydı.
beri dağınıktı fakat Tunus’un etkisiyle yeni bir düzeye sıçradı. Sanki Dünya yeni bir devrimci çağa giriyor: “Küresel Politik Uyanış” çağı. Bu kitlesel “uyanış” değişik yörelerde, değişik ülkelerde değişik koşullar altında ortaya çıkarken aynı zamanda geniş çapta küresel şartlardan geniş çapta etkilenmiş durumda. Büyük Batılı güçler ve öncelikle Amerika tarafından son 65 yıldır, daha da geniş çapta, asırlarca baskı altında tutulmak, bir dönüm noktasına geldi. Dünya halkları huzursuz, küskün ve çileden çıkmış durumda.
SAYFA 01
Üçüncü Dünya gençliği özellikle hareketli ve kızgındır. Somutlaştırdıkları demografik devrim aynı zamanda bir politik zaman-bombasıdır… Onların potansiyel devrimci öncüleri, muhtemelen gelişmekte olan ülkelerin entelektüel seviyesi şüpheli, ‘yüksek’ eğitim kurumlarında yoğunlaşan milyonlarca öğrenci arasından ortaya çıkacaktır. Yüksek eğitim seviyesi tarifine bağlı olarak, halen tüm dünyada 80 ile 130 milyon ‘üniversite’ öğrencisi vardır.
Tunus’taki ayaklanma ülkenin 23 yıllık Başkanı Ben Ali diktatörlüğünün yıkılmasına önderlik etti. Yeni “geçici” hükümet kuruldu fakat önceki zorba hükümetin kalıntılarından arınmış, tamamen yeni bir hükümet isteyen protestolar devam etti. Cezayir’de yükselen yiyecek fiyatlarına, yolsuzluğa ve devlet baskısına karşı öfkeli protestolar haftalarca devam etti. Ürdün’de protestolar Kral’ı, tanklarla şehirleri kuşatmak ve kontrol noktaları kurmak için orduyu çağırmaya zorladı.