s012

Page 1


Merhaba, Yeni sayýmýzda Newroz’la merhaba diyoruz. Cejna Newroz Piroz Be! Newrozlarýn halklarýmýzýn özgür olduðu, zincirlerinden kurtulduðu, tüm Dehaq’larýn dünya üzerinden temizlendiði günlerde kutlanmasý en büyük dileðimizdir. Bu sayýmýzda baþyazýmýzý Yeni Evre’ye ayýrdýk. Konu çok önemli olduðu için býkmadan usanmadan anlatmaya devam edeceðiz. Yeni Evre gerçekliðini herkesin kabul etmesini saðlamak, tarihin bizim omuzlarýmýza yüklediði sorumluluklardan biridir. Bundan sonra da konuyu deðiþik yönleriyle ele alacak ve siz okuyucularýmýza sunacaðýz. Yerel seçimler yine gündemimizde ön sýralarda. Bu, seçimlerin sýnýflar mücadelesinin geliþiminde önemli bir yer tutmasýndan deðil. Kimi çevreler yerel seçimleri ciddi ciddi bir iktidarlaþma aracý olarak görüyorlar. Bunun böyle olmadýðýný, iktidarý isteyenin devrime yönelmesi gerektiðini, yine devrimci kalmak isteyenin iktidarý hedeflemesi gerektiðini üzerinde önemle durarak anlatmaya devam edeceðiz. Ýki yýlda bir yapýlan NATO zirvesi, bu kez Türkiye’de yapýlacak. 28-29 Haziran tarihlerinde yapýlacak zirveye þimdiden hazýrlanmak, NATO’ya ve emperyalizme karþý ortak bir cephe örmek zorundayýz. ABD’nin “Büyük Ortadoðu Projesi” çerçevesinde dünyayý biçimlendirmeye çalýþmasý karþýsýnda halklarýn ve devrimcilerin mücadele birliðini örmeliyiz. Ortadoðu ve özellikle de Kürt halký, çok kritik bir dönemden geçiyor. Bir yandan özgürleþmesinin olanaklarý artarken, bir yandan da üzerinde oynanan oyunlara dikkat etmesi gerekiyor. Halklarýn mücadele birliði saðlanarak gerçek kurtuluþa ulaþýlacaktýr. Dünya üzerindeki tüm geliþmeler, devrimci yönde ilerliyor. “Ayaklanmalar Yüzyýlý”, kendisini tüm yönleriyle hissettiriyor. Latinlerden Afrika’ya, Asya’dan Avrupa’ya kadar her yerde insanlarýn özgürlük çýðlýðý yükseliyor. Sýçramalý devrimlerin kaçýnýlmaz olduðu tarihi süreç, hýzla ana yataðýna, sosyalizme doðru akmaya devam ediyor. Yeni sayýmýzda buluþmak dileðiyle.

GENÇ YOLDAÞ’IN 4. SAYISI ÇIKTI

Düzeltme ve Özür Dergimizin 25 Þubat tarihinde yayýnlanan 10. sayýsýnda: 6 Sayfada yer alan “Ýnsanýn ve Doðanýn Baþkaldýrýsý” baþlýklý yazýda geçen, “Kýrsal kesim insanlarý, karýnlarýný doyurmak için kitleler halinde köye doluyorlarken, kýrlara gitmek kimler için söyleniyor?” cümlesindeki “köye doluyorlarken” ifadesi “þehire doluyorlarken” þeklinde olacaktýr.

Dergimizin 10 Mart tarihinde yayýnlanan 11. sayýsýnda: 23. sayfada yer alan açýklamada, “Faþizm 7 devrimci öðrenciyi 1987’de Mart ayýnda katletmiþtir” cümlesindeki tarih “1987” deðil “1978” olacaktýr. Dizgiden kaynaklý bu hatalar için okurlarýmýzdan ve yazarlarýmýzdan özür dileriz.

Yeni Evrede MÜCADELE BÝRLÝÐÝ Dergisi / Onbeþ Günlük Sosyalist Dergi / Yýl: 1 Sayý: 12 / 24 Mart-7 Nisan 2004 / Sahibi : Yeni Dönem Yayýncýlýk Basýn Daðýtým Eðitim Hizmetleri Tanýtým Org. Tic. Ltd. Þti. Adýna : Özgen Ýþ / Adres : Sofular Mah. Sofular Cad. No: 52/3 Fatih-ÝSTANBUL / Tel-Fax: 0 (212) 531 44 83 / Sor. Yazý Ýþl. Müdürü: Özgen Ýþ / Genel Daðýtým: DOÐAN PAZ. / Baský Yeri: Özdemir Matbaacýlýk / ÝZMÝR Temsilciliði: 853. Sokak No: 27 Bilen Ýþhaný Kat 6/606 Konak 0 232 445 79 52 / ESKÝÞEHÝR Temsilciliði: Ýstiklal Mahallesi Dilekli Sokak No:4/17 Kat:2 / Avrupa Temsilciliði: Selahattin KARATAÞ / Post Lager 3000 Bern 1 Ann ÝSVÝÇRE / Tel: 0041 319 917 795 / Almanya Temsilciliði: Ahmet AKYÜZ/ Robert Mayer Str. 3 72760 Reutlingen ALMANYA / E-mail Adresi: mucadelebirligi@hotmail.com / Web Adresi: mbirligi.com


YENÝ EVRE Gerçekliðini Herkese Kabul Ettirecektir

koþullarý henüz olgunlaþmadan, gelecek üzerine görüþ belirttiler. Yine de geliþmenin yönünü doðru olarak belirliyorlardý. Ütopik sosyalist Saint-Simon, maddi koþullarýn henüz olgunlaþmadýðý bir dönemde ekonomik geliþmenin yönünü doðru biçimde görebilmiþtir: “Ekonomik iliþkilerin tek bir düzene uymaksýzýn geliþtiði gerçeðine dayanan bugünkü üretim anarþisi, yerini, bir üretim örgütlenmesine býrakmak zorundadýr.” Saint-Simon üretim örgütlenmesinin toplumsal kurumlarýnýn oluþmaya baþladýðýný da söylüyor. Buna örnek olarak, bankalarý gösteriyor. Maddi olgularýn olgunlaþmasýyla birlikte Ýçinde bulunduðumuz tarihsel sürecin nesnel, somut, kavbu konuyu bilimsel olarak ele alan Marx’týr ve Engels’tir. ranabilir çözümlemesi yönünde bir çaba, dünyada olduðu giMarx, kapitalizmin çözümlemesini bilimsel temelde yaparak, bi Türkiye ve Kürdistan yazýnýnda da görülmeye baþladý. daha yüksek bir toplumun üzerine dayanacaðý olgularýn, eski Yalnýzca, bu yönde atýlmýþ yüzeysel bir adým olarak. Halen, toplumda nasýl geliþip olgunlaþtýðýný ortaya koydu. Yalnýzca bugünkü ekonomik-tarihsel sürecin dinamikleri tüm netliðiyyeni toplumun maddi ön koþullarýný göstermekle kalmadý, ele ortaya konabilmiþ deðil. Bu durumda biz, nesnel sürecin en konomik geliþmenin zorunlu olarak komünizme varacaðýný temel yönleriyle kavranabilmesi için tarihsel evrimin bugün hangi noktaya geldiðini ve ilerlemenin hangi yönde olduðunu da bilimsel bir titizlikle gösterdi. Ekonominin evrimi, zorunlu olarak, üretimin toplumsalirdelemeye devam edeceðiz. laþmasýna doðrudur. Kapitalizmin üretim anarþisinin yerini, Son dönemde, içinde olduðumuz yeni tarihsel evreyi taözgür insanlar tarafýndan, üretimin önceden planlanmasýna, nýmlamak için “Yeni Çað” ya da “Uygarlýðýn Yeni Çaðý” ifaüretimin örgütlenmesine býrakmak zorundadýr. Komünizmi deleri kullanýlýyor. Bazýlarý da ayný þeyi baþka açýdan ele alýzorunlu hale getiren, üretimin gitgide toplumsallaþmasýdýr. yor. Bazýlarý olumlayarak, bazýlarý da “mahkum” etmek için Bu geliþmeyle çatýþma içinde olan üretim araçlarýnýn özel irdeliyor. Ama ne benimseyenler, ne de reddedenler, daha fazmülkiyeti, toplumsal mülkiyete dönüþecektir. la açýklama yapmýyor. Henüz söyleyecek birþeyleri yok. Hiç Lenin, üretimin toplumsaldeðilse bu konuda söylenenleri laþmasýyla karþý karþýya bulun“etkisizleþtirmek” için, ördükduðunu, burjuva ekonomistlere Üretim araçlarýnýn ortaklaþa leri sessizlik duvarýný kendi elkarþý polemiðinde inceler ve gileriyle yýkýyorlar. Nesnel durumülkiyetiyle baþlayan süreç, diþatý açýklýkla belirtir. “…yalmu, isteseler de daha fazla nýzca basitçe ‘içiçe’ geçmiþ bir insanoðlunun tarih öncesi dönemi görmezlikten gelemezler. üretimin deðil, ayný zamanda üHerkes, önünde sonunda aþtýðý yeni bir tarihin baþlamasýdýr. retimin toplumsallaþmasýnýn tarihsel gerçekleri kabul etmek zorunda kalacaktýr. Ýlk defa ekonominin baskýsýndan karþýsýndayýz; özel ekonomik iliþkiler ve özel mülkiyet iliþkileri, Maddi koþullar son derece kurtulmasý, gerçekten özgür artýk içeriðine uymayan bir kaolgunlaþmýþ durumda. Ýyice ortaya çýkmýþ olgulara dayana- olmasýdýr. Uygarlýk tarihi ise, sýnýflý buktan çýkarýlmasý yapay olarak geciktirilirse, kesinkes çürüyecek rak, kapitalist toplumun ardýlýtoplumlar tarihidir. Ýnsanlýðýn yeni olan, belki bu çürüme durumunu nýn, yani komünist toplumun oldukça uzun bir süre sürdürenasýl olacaðýný bilimsel olarak geliþme basamaðý, bu anlamda cek (en kötü olasýlýkla, oportüaçýklýyoruz. Ütopik sosyalistnist çýbanýn iyileþmesi, uzun bir sýnýflý toplumlara denk düþen lerin durumu çok farklýydý. zaman alsa da), ama sonuçta Onlar, yeni toplumun maddi uygarlýk tarihinden kopuþtur. kesinkes atýlacak olan bir ka-

3


Toplumsal üretim boyutunda kaydedilen ilerleme, sistemin çeliþkilerini derinleþtiriyor. Kapitalizmin ekonomik iþleyiþi, nesnel geliþmesi, sistemin iç çeliþkilerini kaçýnýlmaz olarak keskinleþtirir. Ýç çeliþkilerin böylesine derinleþmesi ve olgunlaþmasý, eski toplumsal yapýnýn çözülüp, daðýlmasýna yol açýyor. Bunun, yeni bir toplumla sonuçlanmamasý halinde, tüm toplumun çürümesi demektir. O zaman, her þey sular altýnda kalýr. Burada artýk tarihsel devrimci görev, eski yapýnýn dönüþtürülmesidir. Dönüþtürme devrimci bir iþtir. Bu dönüþtürme iþini yapacak sýnýf, yalnýzca proletaryadýr. 4

buktan ibarettir.” (Lenin, Emperyalizm, sf. 153) Üretimin toplumsallaþmasý, kendisiyle çeliþki ve çatýþma halindeki kapitalist kabuðu en zayýf yerinden kýrdý ve bu kabuk her yerinden çatlýyor. Üretimin toplumsallaþmasý, dünya yüzeyinde büyük bir geliþme gösterdi. Yine, emeðin sosyal karakteri dünya çapýnda ilerleme gösterdi. Üretim araçlarýnýn evrensel geliþimi devasa düzeyde. Toplumsal üretimin genel koþullarý evrensel özellikte. Kýsacasý maddi üretimde büyük bir ilerleme kaydedildi. Yeni toplumun maddi koþullarý her yönden olgunlaþtý. Eski kabuða sýðmayacak kadar olgundur. Bu durumda, yeni toplum hakkýnda daha fazla þey söyleyecek bir noktada bulunuyoruz. Buna raðmen, küçük-burjuva sosyalizmi çok daha geriye gidiyor. Onlarda ütopik sosyalizmin saðladýðý ilerlemeye bile rastlanmýyor. Toplumsal üretim boyutunda kaydedilen ilerleme, sistemin çeliþkilerini derinleþtiriyor. Kapitalizmin ekonomik iþleyiþi, nesnel geliþmesi, sistemin iç çeliþkilerini kaçýnýlmaz olarak keskinleþtirir. Ýç çeliþkilerin böylesine derinleþmesi ve olgunlaþmasý, eski toplumsal yapýnýn çözülüp, daðýlmasýna yol açýyor. Bunun, yeni bir toplumla sonuçlanmamasý halinde, tüm toplumun çürümesi demektir. O zaman, her þey sular altýnda kalýr. Burada artýk tarihsel devrimci görev, eski yapýnýn dönüþtürülmesidir. Dönüþtürme devrimci bir iþtir. Bu dönüþtürme iþini yapacak sýnýf, yalnýzca proletaryadýr. Lenin, dünya proletaryasýnýn hedefini özlü sözlerle belirler: “Tröstleri vb. aþarak ileri, onlarý aþarak sosyalizme.” (Kadýn ve Aile, Lenin, sf. 148) Lenin, daha ileri bir toplumun öncüllerinden hareket ederek, uluslararasý proletaryanýn sosyalizm hedefini açýk olarak gösterdi. Sosyalizme geçiþ, tüm tarihsel geliþmenin bir zorunluluðu olmuþtur. Yeni bir evreye girdiðimiz tarihsel geliþmenin bu gerçeði, kendisini herkese kabul ettirecektir. Son kertede, günlük iliþkiler ve olaylar hep bu temelde meydana geliyor. Günlük iliþkileri, güncel geliþmeleri son nedenine dek izledi-

ðimizde, tüm bu deðiþmenin, bu nesnel temelden etkilendiðini, ekonomik temeldeki büyük deðiþimin, tüm politik, sýnýfsal, toplumsal iliþkileri belirlediðini görürüz. Ýnsanýn geldiði noktayý ve üretim araçlarýný ortaklaþa kullanýlmasý halinde nelere yol açacaðýný Fidel Castro doðru bir kavrayýþla ortaya koyuyor: “Eðer insan toplumunun tümden geliþimi kaotik, düzensiz, önceden kestirilemez, son derece acýmasýz ve adaletsiz bir þekilde gerçekleþtiyse, tarihin bu momentinde türümüze layýk, farklý ve gerçekten akýlcý bir dünya kurma mücadelesi, insanoðlunun ilk kez kendi kaderini planlama giriþimi anlamýna gelmektedir. Bu yeni dünyanýn, insanoðlunun daha önce yaþadýðý aþamalarla hiçbir benzerliði bulunmamaktadýr ve baþka koþullarda mümkün ve hatta hayal edilebilir bile deðildir.” (Y.E.Mücadele Birliði Sayý: 9, Sayfa: 8) Fidel Castro da Marx, Engels ve Lenin’in ayný bilimsel anlayýþýna dayanarak, nesnel durumdan yola çýkýyor ve insanoðlunun nelere ulaþabileceðini duru bir dille açýklýyor. Kimileri, içinde olduðumuz evreyi, “uygarlýðýn yeni bir çaðý” olarak nitelendiriyor. Durumu kavramaktan uzak bir görüþ. Yeni evre, eskinin devamý deðildir. Geçmiþten kopuþtur. Üretim araçlarýnýn ortaklaþa mülkiyetiyle baþlayan süreç, insanoðlunun tarih öncesi dönemi aþtýðý yeni bir tarihin baþlamasýdýr. Ýlk defa ekonominin baskýsýndan kurtulmasý, gerçekten özgür olmasýdýr. Uygarlýk tarihi ise, sýnýflý toplumlar tarihidir. Ýnsanlýðýn yeni geliþme basamaðý, bu anlamda sýnýflý toplumlara denk düþen uygarlýk tarihinden kopuþtur. Ýnsanoðlunun daha önce hayal bile edemeyeceði daha yüksek bir toplumun, insan toplumunun baþlamasýdýr. Daha önceki aþamalarda mümkün olmayan böylesi bir tarihi süreç, artýk olanaklý hale geliyor. Bunun olanaklý olduðunu kavrayan insanoðlu, bu hedefi gerçekleþtirmek uðruna, tüm gücünü harekete geçiriyor. C.DAÐLI


MESELE SINIFLARI KALDIRMAKTIR Toplumsal üretim, büyük bir ilerleme kaydedince, buradan hareketle, toplumsal üretimin tüm insanlarýn yararýna olacaðý sonucu çýkartýlýyor. Böyle söyleyenler, toplumsal üretimi, tarihsel biçim içinde deðil de, genel bir biçim, tarih-dýþý bir üretim olarak görüyorlar. Genel olarak üretim olmadýðý gibi, genel olarak toplumsal üretim de yoktur. Belli bir ekonomik döneme denk düþen, geçici olan üretim biçimi vardýr. Kapitalist üretim, toplumsal bir üretimdir ya da toplumsal üretimin kapitalist biçim altýnda ortaya konuþudur. Fakat, kapitalist biçim, toplumsal üretimin tek biçimi deðildir. Kapitalizmde yetkinlik düzeyine çýkan toplumsal üretim, belli bir geliþme aþamasýnda, daha yüksek bir biçimi, komünist biçimi zorunlu hale getirir. Demek ki kapitalist üretim, toplumsal üretimin sonsuz biçimi deðildir. Daha yüksek biçimin maddi ögelerini içinde taþýr ve olgunlaþtýrýr. Toplumsal üretimin bir biçimi olarak, kapitalist üretim, bu biçime denk düþen ekonomik güçlere, toplumsal kurumlara dayanýr: Fabrika, büyük sanayi, bilimin teknolojik uygulamasý, ulaþým ve iletiþim aðýnýn evrensel iþleyiþi, bankalar vb. Kapitalizm zorunlu olarak, üretici güçleri ve ekonomik kurumlarý geliþtirir. Bu geliþim, günümüzde en ileri düzeylere ulaþmýþtýr. Kapitalist ekonomik kurumlarýn geliþmiþ düzeyinden yola çýkan kimi sosyalist ve liberal teorisyenler, bu kurumlarýn, insanlýðýn yararýna kullanýlabileceðini ileri sürdüler. Bankalarýn dünya örgütlenmesini ve iletiþimin uluslararasý aðýný buna örnek gösteriyorlar. Hatta, içlerinde, eðer reforme edilir ve demokratikleþtirilirse, Dünya Bankasý’nýn yoksun ve yoksul uluslarýn kalkýnmasýna hizmet edebileceðini tartýþanlar bile var. Hiç þüphesiz, bu konudaki görüþler ilk defa gündeme gelmiyor. Toplumsal üretimin ve ekonomik kurumlarýn ilerlemesiyle birlikte, bunlarýn insanlýðýn yararýna kullanýlmasý düþüncesi de ortaya çýktý. Kapitalist ekonomik kurumlarýn insanlýðýn yararýna olabileceði düþüncesi, kapitalizmin özel mülkiyet temelini ve sömürücü doðasýný hiç anlamamaktýr. Kapitalizmde toplumsal üretim ne denli geliþirse geliþsin, özel mülkiyet temelini koruduðu sürece, her zaman toplumsal üretimin sonuçlarýný özel mülk sahibi, kendine maledecektir. Bir geliþmeyi de çok iyi biliyoruz, toplumsal üretim, özel mülkiyeti zorunlu olarak kaldýrmayý gündeme getirir. Kapitalizmin ekonomik toplumsal kurumlarýný toplumun yararýna olacaðýný ileri sürenler, buradan hareketle de, üretimin toplumsal biçimini deðiþtirmeden, yeni bir toplumun kurulabileceðini söylüyor. Kapitalizmin yerini reformlar yoluyla, sosyalizme býrakacaðý görüþü bu temele dayanýyor. Emeðin üretkenliðindeki büyük geliþme, sanayi devrimi, bilimsel-teknolojik devrim alanýndaki baþ döndürücü geliþmeler… Tarihte ilk defa, kapitalist üretimin, komünist üretime dönüþmesinin koþullarý ortaya çýktý. Bu dönüþümle birlikte insanlýðýn geliþmesi güvence altýna alýnacaktýr. Tüm bunlar, kapitalizmin baðrýnda ortaya çýkmaya baþlýyor. Ýþte, daha yüksek bir toplumsal biçimin dayanacaðý bu maddi ögeler, eski kapitalist toplumsal biçimle çeliþki ve çatýþma içindedir. Eski biçim yýkýlmadan, maddi ögeler serbest kalamaz. Daha yüksek üretim biçimi olarak komünist üretim, eski biçim içinde kurulamaz. Bunun için, eski toplumsal biçimin parçalanmasý ön koþuludur. O

zaman eski biçimden kurtulan maddi ögeler, yeni toplumsal biçimin dayanaklarý olur. Ancak o zaman, bireyin gerçek geliþiminden ve gerçek özgürlüðünden söz edebiliriz. Kapitalist ekonomik kurumlarýn toplumsal rolünü övenler, sýnýflar savaþý alanýnda, sýnýf savaþýný deðil, sýnýf iþbirliðini öneriyor. Bu görüþ sahiplerine göre, proletarya iktidara gelmeden de, toplumsal üretim aygýtlarý, proletaryanýn amaçlarýna hizmet edebilir. Proletarya ve sosyalistler, özel mülkiyete dokunmadan, yönetime katýlabilir. Kapitalist kurumlar bu sayede demokratikleþebilir. Sonuç olarak, halk yararýna kullanýlabilir. Sosyal-reformizm, temelde, bu görüþten yola çýkýyor. Açýktýr ki, bu görüþ, proletaryanýn kapitalist sistem içinde ve burjuva egemenliði altýnda kalmasýný önermiþ oluyor. Böylece, proletarya ve onun en iyi temsilcilerinin, sistemin yönetim mekanizmalarýnda yer almasýyla, burjuva egemenliði güvence altýna alýnmýþ olacak. Gerçekte ise, emeðin yeniden örgütlenmesinin ve üretimin toplumsal biçiminin temel koþulu, proletaryanýn iktidara gelmesi, egemen sýnýf olmasýdýr. Proletarya egemen sýnýf halinde örgütlenmedikçe, ekonomik yapýnýn, emekçilerin yararýna, köklü olarak dönüþümü olanaklý deðildir. Mesele kapitalist mülkiyetin yönetimine katýlmak deðil, onu yýkmaktýr. Mesele üretim araçlarýnýn özel mülkiyetine son vermek, toplumun ortaklaþa mülkiyetine dönüþtürmektir. Mesele, sýnýflarý kaldýrmaktýr. Marx, “mesele dünyayý deðiþtirmektir”, derken anlattýðý, sýnýflarýn kaldýrýlmasýdýr. Marx’ýn görüþünü bu temelde anlamayanlar, kapitalist sistem yýkýlmadan ve sýnýflý toplum altýnda bile, dünyanýn deðiþtirilebileceði anlayýþýna varýyorlar. Mevcut dünya, sýnýflý bir dünyadýr. Bugünkü dünyayý deðiþtirmek, sýnýflarý kaldýrmaktýr. Sýnýflarý kaldýrmak, kapitalizmi yýkmakla baþlayan ve devam eden bir tarihsel süreçtir. Sýnýflarý kaldýrmanýn koþulu, proletaryanýn egemen sýnýf biçiminde örgütlenmesidir. Proletarya egemen sýnýf durumuna gelerek, sýnýflarý ortadan kaldýrýr. Paris Komünü’nden sonra Marx, bu egemenliðin proletarya diktatörlüðü olacaðýný söylemiþtir. Bu nedenle, Lenin ancak sýnýflar mücadelesinin kabulünü, proletarya diktatörlüðünün kabulüne dek vardýranlara marksist denebileceðini söyler. Aslýnda, proletaryanýn egemen sýnýf biçiminde, proletaryanýn devrimci diktatörlüðü olarak örgütlenmesine, çeþitli biçimlerle karþý çýkanlar, bunun sonucu, proletaryanýn politik olarak öncülük rolünü yadsýyor. Proletarya diktatörlüðünün reddi, kaçýnýlmaz olarak, devrimci sýnýfýn öncülük misyonunun da reddedilmesini getirir. Programlarýndan öncelikle, proletarya diktatörlüðü kavramýný çýkaran komünist partilerin, ardýndan, partinin öncülük rolünü belirleyen ifadeleri çýkarmalarý tesadüf deðildir. Bunun yerine, kitle örgütü olmak ifadesi geçirildi. Sonuç, proletaryayý, tarihsel görevi olan kapitalizmi yýkmak ve proletarya diktatörlüðünü kurmak hedefinden uzaklaþtýrmak. Proletaryanýn egemen sýnýf durumuna gelmesinin, devrimci diktatörlüðünün ve buna dayanarak sýnýflarý kaldýrmanýn ön koþulu ise, komünist devrimdir. Komünist devrim, politik iktidarýn ele geçirilmesiyle baþlayan, ekonomik, toplumsal yapýnýn dönüþümüyle süren bir süreçtir. Kapitalist toplumsal üretimin biçimini deðiþtirmeden ekonomik yapýnýn, halk kitlelerinin ekonomik kurtuluþunu saðlayacaðýný söyleyenler, bu yolla komünist devrimin gereksiz olacaðýný söylüyorlar. Oysa ki komünist devrim, sanayi devrimi, bilimsel teknolojik geliþim ve kapitalizmin tüm ekonomik hareket yasalarý tarafýndan bir zorunluluk olarak gündeme gelmiþtir. Toplumsal üretimin geliþimini engelleyen, emeðin toplumsal karakteriyle çatýþan, kapitalist biçimi yýkacak olan komünist devrimin koþullarý, her bakýmdan olgunlaþmýþtýr. C.DAÐLI

5


BÜYÜK ORTADOÐU PROJESÝ ABD baþkaný Bush, týpký kendisi gibi, Irak Savaþý öncesine dek, Ortadoðu’da hangi ülkelerin bulunduðunu bile bilmeyen kongre üyelerine, “Büyük Ortadoðu Projesi” için çalýþmalara baþladýklarýný duyurdu. Bu cehaletin arkasýna sýðýnarak Pakistan, Afganistan, Fas, Tunus gibi ülkeler bile Ortadoðu olarak sunuldu. Esasýnda, o konuþmada, böyle büyük bir projenin ne olduðunu, neyi hedeflediðini anlamak mümkün deðildi. Ama, konuþmanýn ertesindeki günlerde, projenin altý doldurulmaya baþlandý. Buradan da anlaþýlýyor ki, Bush yönetimi, hiçbir hazýrlýðý yapýlmamýþ bir projenin lafýný ortaya atarak, köþeye sýkýþmýþ durumunu aþmaya çalýþýyordu. Projenin hedefleri ortaya çýktýkça, ABD’yi neyin köþeye sýkýþtýrdýðý daha iyi anlaþýlýr oldu.

ABD’nin Politik Çevirme Hareketi Proje, ABD hükümetinin açýkladýðýna göre, Fas’tan, Pakistan’a kadar, tüm ülkelerde, serbest piyasalara, basýna vb. özgürlük anlamýna geliyordu. Böylece, ABD için tehdit haline gelen öfke ve direniþi besleyen yoksulluk ortadan kalkacaktý. ABD, projesini böyle açýkladý, tabii inanan olmadý. ABD’nin dünyaya nasýl bir özgürlük getirdiðini, Vietnam’dan ve en yakýn örnek olarak Irak’tan gören dünya halklarý, artýk bu tür özgürlük mavalýný yutmuyorlar. ABD, bu projeyi asýl olarak, hedefine aldýðý burjuva hükümetlere kabul ettirmeye çabalýyor. Çünkü bu hükümetlerin önemli bir bölümü, emperyalist ülkelerle baðýmlýlýk iliþkisi içerisinde, emperyalistlerin bütün günahlarýna, katliamlarýna ortak olurken, halklar, kendi iþbirlikçi hükümetlerine karþý kin ve güvensizlik beslediler. Mýsýr, Ürdün, Suudi Arabistan, ve Körfez Arap ülkeleri, Ýsrail’in Filistin halký üzerinde estirdiði teröre karþý ya tavýrsýz kaldýlar ya da en kritik anda Filistin halkýnýn davasýna ihanet etmekten çekinmediler. Bu ülkelerin iþbirlikçi tavýrlarý, Irak iþgaliyle birlikte daha açýk hale geldi. Son birkaç yýlda bu ülkelerde, anti-emperyalist halk hareketlerinin, iþbirlikçi burjuva hükümetleri tehdit eder hale geldiðini görebiliyoruz. Mýsýr’da, özellikle öðrenciler, çok uzun yýllar sonra ilk kez, Irak iþgaliyle birlikte, Mübarek iktidarýnýn temellerini sarsan eylemlere giriþtiler. Ayný býçak sýrtý durum, Büyük Ortadoðu Projesi içine alýnan ülkelerin büyük çoðunluðu için de geçerlidir. Pakistan iþçi sýnýfý, bir çok kez greve çýktý, bir çok bölgede komünist ve devrimci güçlerin öncülüðünde devlet güçleriyle çatýþtý. Tüm Arap ülkeleri içinde iþçi sýnýfýnýn uyanýþý, emekçilerin geniþ eylemleriyle kendini gösteriyor. ABD’ye duyulan geniþ öfke, bu kavganýn etkisini tüm toplum üzerinde belirgin kýlýyor. ABD, 3. Dünya Savaþý’na Afganistan ve Irak savaþýyla baþla

6

Bush ve ABD nin emperyalist politikalar her yerde protesto ediliyor dýðýnda, tüm burjuva dünyayý peþine takacaðýný düþünmüþtü. Ama, zaman geçtikçe ABD ve Ýngiltere, bu giriþimleri içinde adeta tecrit edildiler. Halklarýn geniþleyen ve yükselen öfkesi sonucu, bir çok burjuva hükümet, ABD’nin dünya savaþý giriþimlerini açýktan destekleyemedi. Bir baþka açýdan, bu dünya savaþý bir paylaþým savaþýdýr. Emperyalist Avrupa, ABD’nin bu giriþimlerine köstek olabilmek için elinden geleni yaptý. Sonuçta ABD, bu tecridini kýrabilmek için, Avrupa emperyalistlerinin de üzerinde mutabýk olacaðý bir uzlaþma programý öne sürüyor. Dýþiþleri Bakaný Powell, AB komisyonuyla yaptýðý ilk toplantýlarýnda uzlaþmaya varýldýðýný haber veriyordu. Bu haliyle Büyük Ortadoðu Projesi, Arap ülkelerinde yükselen anti-emperyalist öfkeyi bastýrmak için tasarlanmýþ bir politik çevirme hareketidir. Yaþadýðýmýz topraklarda, uzunca bir süredir politik çevirmenin ne anlama geldiði biliniyor. Ardý ardýna, üst üste binen ve artýk düzen dýþý kanallara akmaya baþlayan toplumsal sorunlarý ve onlarýn harekete geçirdiði yýðýnlarý, yeniden düzen içine çekme çabasýdýr politik çevirme hareketi. Böyle bir çaba, düzenin yýðýnlarý yoketme tehdidi ile el ele yürür. Ölümü gösterip sýtmaya razý etmektir. Bu topraklarda politik çevirme hareketinin AB emperyalizmi tarafýndan yönlendirildiðini, Türkiye’nin AB üyeliði umutlarýnýn, bu amaçla yýðýnlara taþýndýðý biliniyor. ABD, Büyük Ortadoðu Projesi’yle, kendi iþbirlikçi hükümetlerine karþý öfkeli bir harekete giriþmiþ olan halklarýn düzen dýþý kanallara akmasýný önlemeye çalýþýyor. Bu amaçla, Ortadoðu olarak tanýmladýðý bu geniþ coðrafya üzerinde, basýn, sivil toplum, giriþim özgürlüðü gibi reformlarý destekleyeceðini belirtiyor. Peki ya bu ülkeler, ABD’nin istediði reform adý verilen vitrin deðiþimlerine gitmezlerse ne olacak? ABD’nin bu konudaki tehdidi hazýr: Irak gibi olursunuz.

Büyük Ortadoðu Projesi’nin Ekonomik Yaný Bu proje, diðer açýdan bir paylaþým mücadelesidir. ABD, bir yandan düzen dýþýna akan kanallarý týkamaya çalýþýp, politik hedefler güdüyorken, diðer yandan da bu ülkeler üzerinde tam ilhak sürecini tamamlamak istiyor. ABD’nin buna bir hayli ihtiyacý var. Dünyanýn en büyük ekonomik gücü, aþýlamaz sýkýntýlar içinde. ABD ekonomisinin son yýllardaki en büyük sýkýntýsý, kamu açýklarýdýr. Geçen yýl bu açýk 300 milyar dolarýn üzerindeydi. Bu yýl


13 MART SAVAÞÇILARI Mezarlarý Baþýnda Anýldý

“Bizler, her zaman Deniz Gezmiþ’in yarattýðý bir geleneðin peþinden gittik. O siyaseti güçlendiren, devam ettiren ve bunu daha sonra 13 Mart Savaþçýlarý yoldaþlarýmýzla pekiþtiren, yani her adýmýmýzda düþmana büyük darbeler vurarak; her çýkýþýmýzda düþmanla birlikte küçük burjuva akýmlarý mahkum ederek yükselen bir harekettir.” (D.Ý.Mücadele Birliði, Sayý 12, Ümraniye Cezaevi’nde 13 Mart anmasý, Nisan 2000) 13 Mart 1982 tarihi, devrim tarihimizde Deniz Gezmiþ ve yoldaþlarýnýn açtýðý yolda ýsrar ve kararlýlýðýn ifadesidir; devrim mücadelesinde düþmanla uzlaþmazlýðýn geleneðidir. TKEP üyesi üç komünist iþçi Ýbrahim Ethem Coþkun, Seyit Konuk, Necati Vardar 12 Eylül faþizminin karþýsýnda proletaryanýn sýnýf çýkarlarýný savunmuþlardýr. Bu bilinçle, 13 Mart 2004 tarihinde, ölümsüzleþmelerinin 22. yýlýnda 13 Mart Savaþçýlarý’nýn mezarlarý baþýnda bir anma düzenledik. “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor”, “Kavgalarý Adýmýz, Adlarý Onurumuz” pankartlarýnýn açýldýðý anma, sýnýfsýz ve sömürüsüz bir dünya mücadelesinde ölümsüzleþen devrim savaþçýlarýnýn anýsýna saygý duruþuyla baþladý. Yoldaþlarýmýzýn yaþamlarý, mücadele anlayýþlarý, mahkemede ve idam sehpalarýnda gösterdikleri uzlaþmaz sýnýf tavrý ve yiðitliklerinin anýldýðý konuþmanýn ardýndan “Ýdamlar Bizi Yýldýramaz” sloganlarýný haykýrdýk. 13 MART SAVAÞÇILARININ BAYRAKLARI LENÝNÝSTLERÝN ELLERÝNDE YÜKSELÝYOR! Ýzmir’den Leninistler

400 milyar dolarýn üzerine çýkacaðý tahmin ediliyor. Yani ABD devleti, yaptýðý harcamalar yanýnda, Türkiye’nin tüm yýl boyunca ürettiklerinin iki katý büyüklüðünde bir parayý sürekli borçlanarak yerine koyuyor. Üstelik Bush hükümeti, büyük sermaye sahiplerinden daha az vergi alýnmasýný yasalaþtýrarak, kamu açýklarýnýn daha da büyümesine neden oluyor. Bush, kamu açýklarýnýn büyümesini önlemek için, emeklilik, tazminat, saðlýk, eðitim gibi harcamalarý kýsmaktan baþka yol bulamýyor. Bu tedbir, bir yandan ABD ekonomisinin iç pazarýný daraltýrken, diðer yandan onmilyonlarca emekçinin öfkesini çekiyor. ABD, ekonomik sýkýntýsýný, yeni pazarlarý zorla ele geçirerek, paylaþým savaþýný kýzýþtýrarak aþma yoluna gidiyor. Büyük Ortadoðu Projesi, yüzmilyonlarca insanýn yaþadýðý bu bölgeyi, ABD’nin tam ilhak isteðinin hedefi haline getiriyor. Projede, piyasalarýn serbestleþtirilmesi, özelleþtirmeler, borsa ve bankalarýn egemenliðinin artmasý, önemli bir yer tutuyor. Bugüne dek emperyalizmin, özellikle ABD emperyalizminin bu bölgedeki egemenliði, birkaç koçbaþý ülkenin varlýðýna ve askeri-ekonomik borçlarýn yüksekliðine dayanýyordu. ABD’nin Kuzey Afrika ülkeleri üzerindeki egemenliði, Mýsýr hariç, AB yanýnda önemsiz kalýyordu. ABD’nin bu ülkelerde, ekonomik ve mali yapý üzerinde egemenliði ileri düzeyde deðildi. Oysa tam ilhak, böyle zayýf ve geri baðýmlýlýk iliþkileri üzerinde þekillenemezdi. Türkiye’de ileri düzeylere varan tam ilhak bu anlamýyla, “Büyük Ortadoðu”ya örnek teþkil edebilir. Özelleþtirmelerin tamamlanmasý, hayatýn tüm alanlarýnda tekelciliðin egemenliði, borç ve bankalar aracýlýðýyla tüm ekonominin kontrol altýna alýnabilecek duruma gelmesi gerekiyor. Türkiye bu yolu uzun süredir yürüyor.

ABD Planýnýn Baþarý Þansý Nedir? Emperyalizm, yakýnlaþan çöküþünün önüne geçebilmek için, önüne tutarlý bir strateji koyamýyor. Attýðý her adým, dünya halklarýnýn öfkesini bilemekten baþka bir iþe yaramadý. Emperyalizmin bu alanda stratejik bunalýmda olduðu gerçeðine daha önce iþaret etmiþtik. Büyük Ortadoðu Projesi, strateji bunalýmýna iþaret ediyor, ABD’nin dünya üzerindeki egemenliðini en geniþ ölçüde tehdit eden bu bölgede, ABD damgalý her þey, daha en baþtan halklar tarafýndan düþmanca algýlanýyor. Bu yüzden ABD, politik çevirme hareketinde gün geçtikçe tehdit unsurunu ön plana çýkartmak zorunda kalacaktýr. Bu gerçeðin farkýnda olan ABD, þimdi Avrupa’daki güçlerini Kýbrýs Adasý üzerindeki büyük bir üsse yýðmak için hazýrlýklar yapýyor. ABD, 2. Dünya Savaþý sonrasý, dünyayý soðuk savaþýn içine sürüklemiþ ve bu atmosfer içinde Marshall yardýmlarý adý altýnda, baðýmlý ve geri kapitalist ülkeler üzerindeki Sovyetler Birliði etkisini engelleyebilmiþti. ABD, elli küsür yýl sonra, ayný etkiyi yaratabileceðini sanýyor. Oysa elli yýl önce, “komünizm hayaleti” karþýsýnda titreyen ve soðuk savaþýn ideolojik söylemlerine toplumsal bir taban saðlayan, üçüncü dünyanýn küçük üretici köylü ve kentlileri, bugün toplumlarýn en yoksul, iþsiz, darmadaðýn ve umutsuz kesimlerini oluþturuyor. Aradan geçen yýllarda bu ülkelerde sýnýf yapýlarý ve sýnýflar arasýndaki iliþkiler köklü bir dönüþüm geçirmiþtir. Bir baþka açýdan, elli yýl önce ABD, emperyalizmin genç, büyüyen ve dinamik bir unsuruydu. O zaman, tüm dünya ticaretinin %46’sýný elinde tutuyordu. Marshall Planlarý’na ekonomik bir destek buluyordu. Bugün ABD, emperyalizmin çöküþ dinamiklerini tüm yönleriyle kendi baðrýnda taþýyor, ekonomisi uzun süreli durgunluða girmiþ, ticarette oldukça geri düþmüþ bir ülkedir. Büyük Ortadoðu Projesi, ekonomik temellerden yoksun bir plandýr. Ve bu, onun nasýl ölü doðmuþ bir proje olduðunu göstermeye yetiyor.

7


NATO ZÝRVESÝNE HAZIRLANALIM! Ýki yýlda bir yapýlan NATO Zirvesi, 28-29 Haziran tarihinde Türkiye’de yapýlacak. Bundan önceki, toplantý eski Doðu Avrupa Cumhuriyetleri’nden Çek Cumhuriyeti’nde yapýlmýþtý. Bu zirvenin konusu, NATO’nun Doðu Avrupa ülkelerini de içine alacak þekilde geniþletilmesiydi. Ýstanbul’da yapýlacak olan bu NATO zirvesinin ana gündemini, NATO’nun Ortadoðu’da konumlanýþýnýn oluþturuluyor oluþu, NATO zirveleri için seçilen yerlerin de tesadüfi olmadýðýný gösteriyor. Açýk ki, NATO’nun Ortadoðu’da nasýl konumlanacaðýna dair yapýlacak bir zirve için bugüne kadar NATO’ya hizmette kusur etmemiþ bir ülke düþünülmüþ ve en uygun seçenek olarak Türkiye bulunmuþ. NATO, 1949’daki kuruluþundan bugüne, Türkiye’yi en önemli üslerinden biri olarak gördü hep. Ne zaman sosyalist Sovyetler Birliði’ne ya da bölge halklarýna yönelik bir tehditte bulunacak olsa, hemen Türkiye’deki üslerini bir koz olarak öne sürdü. NATO, Türkiye’deki üsleri sadece bir yaptýrým gücü olarak kullanmadý, bir çok saldýrýyý da bizzat buradan organize etti ve üsleri fiili olarak kullandý. Þu anda deðiþen durum, ABD’nin 11 Eylül provokasyonunu düzenledikten sonra halklara karþý baþlattýðý III. Dünya Savaþýnýn ana karargahlarýndan birisinin Türkiye olacaðýdýr. Türkiye, ABD’nin Ortadoðu ülkelerine ve ileride belki Rusya’ya ve diðer ülkelere saldýrýlarýnýn ana üssü olmaya adaydýr. Bu, bizzat ABD Baþkaný Bush tarafýndan “Türkiye teröre karþý savaþýmýzýn ana üssü olacaktýr” þeklinde ifade edilmiþtir. Bilindiði gibi ABD, halklara karþý açtýðý III. Dünya Savaþýnýn adýný “teröre karþý savaþ” olarak koymuþtur. Emperyalistkapitalist sistem sýçramalý çöküþ evresinde

8

yaþadýðý aðýr bunalýmý, “teröre karþý savaþ” bahanesiyle gizlemeye çalýþýyor. Emperyalist-kapitalist sistem her zaman olduðu gibi emperyalist savaþlarýn gerçek nedenini gözlerden kaçýrmaya çalýþýyor. ABD’yi 11 Eylül’e ve ondan sonra III.Dünya Savaþý’ný ilana götüren neden, ekonomik olarak içinde bulunduðu bunalýmdýr. Emperyalist-kapitalist sistem içinde bulunduðu ekonomik yýkýmý emekçi halklarý tam bir yýkýma uðratarak atlatmak istiyor. Bunun insanlýðýn ve doðanýn bütünüyle yýkýmý olacaðý gerçeði, emperyalist kapitalistleri zerre kadar ilgilendirmiyor. Onlar, sadece ve sadece kendi egemenlik alanlarýný ve karlarýný düþünüyorlar.

Zirveler Emperyalistler Arasýndaki Çeliþkileri Azaltmýyor ABD’nin Irak’ta saplandýðý bataklýk, onu iþçi sýnýfý ve emekçi halklara karþý daha da saldýrgan olmaya zorluyor. Bir yandan Büyük Ortadoðu Projesi’ni ilan ederek, Kuzey Afrika’dan Afganistan’a kadar büyük bir coðrafyayý kontrolü altýna almayý, buradaki yönetimlere doðrudan müdahale ederek ekonomik ilhaký tamamlamayý düþünürken, bir yandan da bu politikalara direnenlerle karþý ne yapacaðýný ortaya koymaktadýr. Dünya emekçi halklarýnýn bu politikaya pirim vermeyeceði açýk olduðuna göre, ABD, tüm dünyada askeri gücünü devreye sokacaktýr. NATO, Ortadoðu baþta olmak üzere dünyanýn bir çok bölgesine doðrudan saldýrýlara giriþecektir. Ýçerisinde diðer emperyalist güçler de olmasýna raðmen esas olarak ABD’nin yönlendiriciliðinde olan NATO, daha önce Yugoslavya’da olduðu gibi egemen ülkeleri yerle bir etmekte sakýnca görmeyecek-

tir. Ancak bunun öyle çeliþkisiz, çatýþmasýz geçeceðini düþünmek en büyük hata olurdu. Bu, her þeyden önce emperyalistler arasý çeliþkileri derinleþtirecek, çatýþmalarý arttýracak bir süreçtir.

Toplantýda Neler Konuþulacak? Ýstanbul’da yapýlacak olan NATO Zirvesi’nde konuþulacak olan konular, emperyalistler arasýnda en çok sorun teþkil eden sorunlardýr. Irak, Kafkaslar, Orta Asya, Afganistan, Balkanlar… vb.nin konuþulmasý düþünülüyor. Düþünün ki, Almanya ve Fransa’nýn ABD’den habersiz bir “Alternatif Irak Planý” hazýrladýðý söyleniyor. NATO Zirvesi, herhalde bu alternatif planýn tartýþýlacaðý bir toplantý olmayacak! Elbette bunun tüm kartlarýn açýkça ortaya serileceði bir toplantý olmasý beklenemez. Emperyalist-kapitalist devletler, birbirlerinin kuyusunu kazarken yine birbirlerinin yüzüne gülecek, ortalýða sahte gülücükler atacaklar. Ayaklanmalara ve devrimlere karþý bir ittifak oluþturmalarý bu sefer her zamankinden daha zor olacak. Kendi aralarýndaki çeliþki ve çatýþkýlarýn su yüzüne çýkmasý ihtimal dahilindedir. Avrupa’nýn NATO yerine ikame etmek üzere kendi ordusunu oluþturmaya çalýþmasý, çatýþkýlý konularýn baþýnda geliyor. ABD, kendi kontrolü dýþýnda bir Avrupa Ordusunu, güvenliðini vb. kabul etmiyor. Türkiye ve Kürdistan’da bulunan tüm devrimci çevreler daha þimdiden bu zirveyi burjuvazi için bir karabasana çevirmek üzere hazýrlýk yapmalýdýrlar. Madem ki, dünya emekçi halklarýna saldýrýnýn baþ aktörü ABD ve onun geri zekalý baþkaný Bush Ýstanbul’daki NATO Zirvesi’ni III. Dünya Savaþýnda önemli bir basamak olarak görüyor, o zaman bizler de Ýstanbul’u bu emperyalist saldýrganlara ve onlarýn yerli iþbirlikçilerine dar etmeliyiz. Türkiye ve K.Kürdistan’ýn her yerinden 28-29 Haziran’da Ýstanbul’a gelen devrimciler tam bir güç birliði içerisinde “Halklarýn Katili NATO’ya Hayýr” demeliler. Ve týpký Denizlerin yýllar önce yaptýðý gibi fiili olarak emperyalistlere karþý koymalýdýrlar; devrimci eylemler organize etmeli ve geri zekalý Bush’u geldiðine geleceðine piþman etmelidirler. Devrimci yapýlar arasýnda oluþturulacak güç birliði, Bush’u aðýrlamak(!) için gereklidir. Önce böyle bir güç birliði oluþturulmalý, sonra hýzla hazýrlýklara giriþilmeli ve eðer Bush’un gelmesi engellenmezse, tasý taraðý toplayýp kalkýp gitmesi saðlanmalýdýr.


Þovenist Histeri ve KÜRDÝSTAN SORUNU G

örünürde her þey bir futbol maçýnda baþladý. Küçük bir güruh, maç sýrasýnda Kürtlere karþý saldýrgan bir tutum sergiledi. Çatýþmalar çýktý. Ardýndan tam bir linç psikolojisiyle Arap þovenizmi saldýrýya geçti. Sonrasýný hepimiz biliyoruz. Qamýþlo’da katliam, ardý arkasý kesilmeyen gösteri ve çatýþmalar... Suriye Kürdistaný’ndaki olaylardan bahsediyoruz. Birden bire patlak veren ve hýzla yayýlan olaylar zincirinden.

Saldýrýlar ve Arap Þovenizmi El-Hayat gazetesi Arap þovenizminin ve Kürtlerin ezilen ulus karakterinin üstünden atlayarak, olaylarýn ardýnda Talabani’nin ve Irak Kürdistaný’ndaki iþgal iþbirlikçiliðinin olduðunu söylüyor. Hiç kuþku yok ki belirtilen sebepler bu olaylarýn geliþiminde bir etmen. Gerici burjuva önderliðin politik yönelimi Kürt halkýný ezen ulus þovenizminin, özelde Arap þovenizminin boy hedefi haline getirdi. Bu doðru. Fakat bu konudaki asýl mesele Kürtlerin ezilen ulus konumuna düþürülmesi, vatanlarýnýn dört egemen devlet tarafýndan iþgal ve ilhak edilmesi, ve böylelikle Kürt ulusunun kendi kaderini belirleme hakkýnýn gasp edilmiþ olmasý deðil midir? Talabani-Barzani önderliðinin yönelimleri olsa olsa patlama için bir kývýlcýmdýr. Oysa sorun öz olarak Kürdistan’ýn dört devlet tarafýndan ilhak edilmiþ olmasý ve Kürt ulusunun kendi geleceðini belirleme hakkýnýn elinden zorla alýnmasýdýr. Ve Kürt ulusu bu dört egemen-ezen ulus tarafýndan sürekli baský görmüþ, aþaðýlanmýþ, çoðu zaman vahþi katliamlara uðramýþtýr. Tüm bunlarýn üzerinden atlanarak olaylarýn sorumluluðunu Talabani-Barzani politikalarýna yüklemek ezen ulus þovenizminin tipik göstergesidir. Suriye’deki saldýrýlarýn ardýndan, bir ara Mahabad (Ýran Kürdistaný) da karýþtý. Henüz büyük olaylarýn yaþanmadýðý tek parça, Kuzey Kürdistan (Türkiye Kürdistaný)’dýr. Bunda gerek ulusal hareketin politik yönelimi, gerekse olaylarýn bir yerlerinde ABD etkisinin oluþu önemli. Kürt ulusunun ülkesini birleþtirme istek ve eðilimi ve özgürlük yürüyüþü, ulusal hareketin burjuva ve küçük burjuva partilerince ABD’nin konjonktürel eðilimleriyle uyumlu kýlýnmaya çalýþýlýyor. Kürt burjuva ve küçük burjuva önderlikleri amaçlarýna bu yolla ulaþabileceklerine inanýyorlar. Ve bu durum zaten karmaþýk olan Kürt ulusal sorununu daha da karmaþýk hale getiriyor.

Ulusal Birliðe Doðru Çatýþmalar ve katliamýn haberinin duyulmasýyla Kürt ulusu dünyanýn her yerinde harekete geçti. Avrupa’da gösteriler düzen

lendi ve Suriye büyükelçilikleri iþgal edildi. Kürdistan’ýn her parçasýnda çeþitli protesto eylemleri gerçekleþtirildi. Dört parçaya ayrýlan ve ulusal birliðini oluþturmasý bir yüzyýldýr zorla engellenen Kürtlerin bu refleksi, özellikle son onbeþ yýlda yükselen mücadelenin ulusal birliði yaratma konusunda epey mesafe kat ettiðini gösteriyor. Kürt halký neredeyse bir yüzyýldýr iþgal altýndaki yurdunu kurtarma mücadelesi veriyor. Özgürlük, bu halkýn binlerce yýllýk hayali. 17. yüzyýldan beri ülkesi bölünmüþ durumda. O dönemde Osmanlýlar ile Ýranlýlar arasýnda ikiye bölünmüþtü. Osmanlýnýn yýkýlmasýndan sonra bu kýsmý Türkiye, Suriye ve Irak arasýnda paylaþýldý. Kürdistan dört parçaya ayrýlmýþ ve her bir parçasý siyasi ve iktisadi olarak ilhak edilmiþtir. Kürdistan’ýn birleþtirilmesi ve Kürt ulusunun özgürlüðü sorunu, böylelikle bu dört ezen ulus devletlerinin yýkýlmasý, bu dört ülkede emekçi halklarýn devrimle özgürleþmesi sorunuyla iç içe geçti. Kürt halkýnýn kaderiyle bu dört ülke halklarýnýn kaderi birbirine baðlandý. Arap, Fars ve Türk emekçileri kendi özgürlüklerini istedikleri her noktada, öncelikle Kürt halkýnýn özgürlüðünü isteme göreviyle karþý karþýya geldiler. Bu durum, Kürt ulusal sorunun olaðanüstü önemini gösteriyor. Bu öyle bir ulusal sorun ki, çözümü, her halükarda tüm bir Ortadoðu’da devrimlerin gerçekleþtirilmesini önvarsayýyor. Kürt ulusunun ulusal birliðinin saðlanmasý demek, dört parça Kürdistan’ýn birleþmesi demektir. Bu ise dört ilhakçý ülke için en azýndan siyasal statünün bozulmasý anlamýna geliyor. Kürt halkýnýn özgürlük yürüyüþü, sadece proletaryanýn her tür sömürüye karþý olmasý nedeniyle deðil, bu pratik neden yüzünden de desteklenmeli. Öte yandan gerici burjuva önderliðin Kürt halkýný sürüklediði tehlikeli yol konusunda uyarýlarda bulunmak, gerçek çözüm yolu olarak proletaryanýn önderliðinde halklarýn mücadele birliðini saðlamanýn olmazsa olmaz koþul olduðunu ýsrarla vurgulamak, devrimci proletarya için vazgeçilmez görevdir. Türk emekçileri, saldýrýlara uðradýðý bu zor dönemde Kürt halkýnýn yanýnda olmalý, gerçek kurtuluþun yolunu, birleþik devrim için mücadele birliði yolunu ilmek ilmek örmeli. Kürt halkýnýn gerici burjuva önderliðinin etkisinden kurtarýlmasý da ancak böyle mümkün olacaktýr.

9


13 MART SAVAÞÇILARININ SAVAÞÇI RUHLARINI KUÞANALIM! Türkiye ve Kürdistan iþçi sýnýfýnýn yiðit savaþçýlarýndan Seyit Konuk, Ýbrahim Ethem Coþkun ve Necati Vardar’ýn savaþçý ruhlarýný, 12 Eylül faþizmi tarafýndan idam ediliþlerinin 22. yýldönümünde Taksim Meydaný’na taþýdýk. Bundan 22 yýl önce yani 13 Mart 1982’de Buca zindanýna kapatýlan 3 komünist iþçi faþist devlet tarafýndan daraðacýna çekildiler. Her biri baþka baþka yerlerden atýldýlar devrim mücadelesine. Ortak noktalarý, iþçi olmalarý ve ailelerinin yoksul oluþuydu. TKEP çatýsý altýnda mücadelelerini en iyi þekilde sürdüren militanlar, Ýzmir’de bulunan MHP’li bir yöneticiyi cezalandýrdýlar ve gerekçesiyle 1981’de tutuklanýp Buca zindanýna kapatýldýlar. Komünist iþçiler, ta ki 1982 13 Mart’ýnda idam ediliþ anlarýna kadar faþizme karþý hiçbir tavizde bulunmadýlar. Mahkemeye çýkarýldýklarý 1 Mayýs tarihinde, tüm mahkeme

10

heyetini saygý duruþuna çaðýrarak, faþizmin mahkemelerini yargýladýlar. 13 Mart 1982’de, sloganlarla daraðaçlarýnda ölümsüzlüðe uðurlandýlar.

13 Mart Savaþçýlarýn Bayraðý Leninistlerin Ellerinde Dalgalanmaya Devam Ediyor Ýdam ediliþlerinin 22. yýldönümünde üç komünist iþçiyi Taksim Meydaný’nda andýk. Akþam saat 18.30 sularýnda Ýstiklal Caddesi üzerinde bulunan Balo Sokak’tan çýkarak Taksim Meydaný’na doðru yürüyüþe geçtik. Her birimizin ellerinde bulunan meþaleler ve taþýdýðýmýz “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor- Mücadele Birliði” pankartýmýzla insanlarýn yoðun ilgisini çektik. Attýðýmýz “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor, Savaþýyor”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak”, “Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi Ýktidar, Her Þey Emeðin Olacak” sloganlarýmýza insanlar alkýþlarýyla destek verdiler. Ýstiklal Caddesi’ni, üzerinde “Ýdamlar Bizi Yýldýramaz”, “13 Mart Savaþçýlarý Yaþýyor”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, yazýlý kuþlamalarla donattýk. Uzunca bir yürüyüþten sonra Taksim Meydaný’na yaklaþtýðýmýzda, 5 polis aracý yolumuzu kapattý. Polis araçlarýnýn yanýndan Meydana girmek isterken bizlere müdahale etmek istediler. Bu sýrada 13 Mart Savaþçýlarý’nýn uzlaþmaz savaþçý ruhunu kuþanan Leninistler olarak, polislerin üzerilerine ellerindeki sönmüþ meþaleleri yaðdýrdýk. Neye uðradýðýný þaþýran polisler henüz kendilerini toparlarken, bizler ara sokaklara girip sloganlarýmýzla daðýldýk. Eylemimizi kayýpsýz bir þekilde sonlandýrdýk.


NEWROZ’UN COÞKUSUYLA…

Daha sabahýn erken saatlerinde Newroz gülüþlü insanlar, Newroz giysileriyle Kazlýçeþme alanýna akmaya baþlamýþlardý. Hepsinin yüzünden büyük bir coþku okunuyordu. Yaþlý, genç, çocuk onbinlerce Kürt adeta 16 Mart tarihinde kendilerine Beyazýt Meydaný’nda vahþice saldýran polislere meydan okumak için akýn akýn geliyorlardý. Kürt halký “acýyý baleylemeyi” bilen bir halk ve bunca kýrýma, bunca sinsi politikaya raðmen devrimci coþkusunu ve öfkelerini bir emaneti saklar gibi saklamaya devam ediyor. Mücadele Birliði Platformu’nun açtýðý, üzerinde Çanakkale zindanýnda 1998 Newroz gecesi kendisini meþale yapan Sema Yüce’nin resminin ve “Newroz Piroz Be” sloganýnýn olduðu pankart, onlarýn coþkusuna coþku kattý. Onbinlerce insanýn bulunduðu eylem alanýnýn ortasýnda dalgalanan kýzýl bayraklarýn arasýnda dikkat çeken pankart, mitingin sonuna kadar alanda kaldý. Mücadele Birliði Platformu daha alana girerken, polis kordonu arasýnda sloganlarýný atmaya baþlamýþtý: “Disa Disa Serhýldan, Biji Azadiya Kürdistan”, “Jibo Azadi Aþiti Þer Þer Þer”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði”. Daha sonra alandaki yere gelince bu sloganlar, katýlanlarla birlikte atýlmaya devam edildi. “Ýmralý Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” ve “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar” sloganlarý da ayný ilgiyi uyandýrdý. Çeþitli müzik gruplarýnýn sahneye çýkmasýyla onbinlerce insanýn coþkusu doruða çýktý.

Halaylarýn çekildiði, ERNK bayraklarýnýn ve Öcalan’ýn resimlerinin taþýndýðý kutlama boyunca Kazlýçeþme Alaný Kürtçe ve Türkçe sloganlarla çýnladý. Mitingin bitimine yakýn yakýlan Newroz Ateþi, onbinlerce insanýn coþkusunu daha da arttýrdý. Kutlama boyunca ve kutlama daðýlýrken daðýtýlan “Newroz’u Serhýldanlarla Karþýlayalým” baþlýklý Mücadele Birliði özel sayýsý halk tarafýndan dikkatle okundu. Newroz, halklarýmýzýn devrimci umutlarýný baharýn güneþiyle ýsýtarak sona erdi. YAÞASIN HALKLARIN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! KÜRDÝSTAN’DA TEK ÇÖZÜM YA DEVRÝM YA ÖLÜM!

11


SEÇÝMLERÝ AKTÝF BOYKOTA Ý

ki ülkenin sosyal reformistleri ve Ulusal Kurtuluþ Hareketi (UKH) dýþýnda, burjuva partiler dahil, kimsenin fazla itibar etmediði yerel seçimlere artýk sayýlý günler kaldý. Türkiye ve K. Kürdistan’ýn sosyal reformist parti ve örgütleri ise, seçimler yaklaþtýkça, emekçi sýnýflarla Kürt halkýnda seçimlere yönelik bir coþku, heyecan ve ilgi uyandýrmak için çabalarýný yoðunlaþtýrýyorlar. Bunun için aslý astarý olmayan, ciddiyetten yoksun, temelsiz her türlü iddiayý ortaya atmaktan çekinmiyorlar. Örneðin, Avrupa’da yayýnlanan Özgür Politika gazetesine göre “Yerel seçimlerde alýnacak sonucun Türkiye siyasetinin geleceði açýsýndan belirleyici olduðu anlaþýlmýþ durumda.” Bütün sosyal reformist parti ve örgütler þimdi Kürt halkýna ve emekçi sýnýflara bu zokayý yutturmaya çalýþýyorlar. Bu seçimlerin böylesi bir etki gücüne sahip olduðu nasýl anlaþýlmýþ, kendilerinden baþka bunu kim böyle anlýyor, meçhul. Elbette böyle birþey yok. Sadece bu seçimlerin deðil, geçmiþteki hiçbir seçimin “Türkiye siyaseti” üzerinde belirleyici olmadýðýný biliyoruz. Türkiye ve K. Kürdistan’da yaþýyor olup da politikayla az çok ilgili olan herkes bilir ki, deðil belediyelerin, belediye baþkanlarýnýn, parlamentonun dahi Türkiye siyaseti üzerinde belirleyici bir etkisi yoktur. Kürt halký, yeri geldiðinde baþbakan yardýmcýsýnýn dahi örneðin Lice’ye askerler tarafýndan sokulmadýðýný unutmuþ deðildir. Ya da sivil polislerin bir milletvekilini telsiz cihazýyla nasýl dövdüklerini hepimiz gördük, hatýrlýyoruz. Daha sayýsýz örnek vermek mümkün a-

12

ma buna gerek yok. Çünkü, dünya alem Türkiye’nin bu gerçeðini biliyor. Bu gerçeklerden bihaber davranan sosyal reformistlerin ve UKH’nin kendileri de gayet iyi biliyor ki Türkiye siyasetinin dünü, bugünü ve geleceði üzerinde belirleyici güçler tekelci sermaye sýnýfý, emperyalist odaklar ve faþist devlettir. Eðer bunu daha somuta indirgersek ABD, Almanya, Fransa’yý; Koç’larý, Sabancý’larý ve orduyu saymamýz gerekiyor. Bu düzen içinde, Kürt halký ve emekçi sýnýflar “Türkiye siyaseti” üzerinde etkili olamazlar mý? Kuskusuz, etkili olabilirler. Ama böyle bir etkiye sahip olmanýn koþulu vardýr ve bu koþul yerel seçimlere katýlmak, düzen içi seçimlerden medet ummak, düzen kurumlarýna baðlanmak deðil; ayaklanmalarla, iç savaþla, serhýldanlarla tekelci sermaye diktatörlüðü için ciddi bir tehdit oluþturmaktýr. “Türkiye siyaseti” üzerinde belirleyici etkiye sahip olan emperyalistler, tekelci sermaye sýnýfý ve faþist devlet ancak böyle bir tehdit karþýsýnda, ayaklanma halindeki güçleri yatýþtýrmak amacýyla onlarýn isteklerini, özlemlerini, eðilimlerini politikalarýnýn bir unsuru haline getirirler. Ezilenlerle ezenler arasýndaki bütün önemli sorunlar oy pusulalarý ile deðil, güç iliþkileri ile güce uygun þekilde ve þiddet yöntemleriyle çözülür. Bu, uzlaþmaz karþýtlýða dayalý sýnýflar savaþýnýn temel yasasýdýr. Bu yasa her gün, her saat iþliyor ve bütün ezilen sýnýflar, bütün Kürt halký buna tanýk oluyor. Ýþte Newroz kutlamalarýna, öðrencilerin demokratik eylemlerine, iþçilerin basit hak alma eylemlerine bütün zor yöntemleriyle

saldýran devlet güçleri. Ya da dün, Kürt milletvekillerini yaka paça polis otosuna bindiren silahlý polisler... Sosyal reformistlerin ve UKH’nin sýnýf savaþýnýn bu temel yasasýndan, sýnýf savaþýnýn bu sayýsýz örneklerinden bihaber olduklarý düþünülebilir mi? Emekçi sýnýflarý ve Kürt halkýný sandýk baþýna çekmek için olmadýk yöntemlere baþvuran sosyal reformistlerin ve UKH’nin bir baþka iddialarý da Kürt halkýnýn özgür iradesinin bu seçimlerde ortaya çýkacaðýdýr. Bunun Kürt halkýný aldatmaya yönelik bir çarpýtma olduðu, tartýþmaya gerek kalmayacak kadar açýktýr. Bu iddia ile Kürt halký iki defa aldatýlmýþ oluyor. Birincisi, Kürt halkýnýn özgür iradesiyle oy kullanmasýnýn koþullarýnýn olmadýðýný her gün kendileri yazýyor, haber yapýyorlar. Kürdistan’daki ordu güçlerini seçimler nedeniyle halk üzerinde nasýl baský yaptýklarýný, halkýn iradesini nasýl denetim altýna almaya çalýþtýklarýný en iyi kendileri biliyorlar. Bu koþullarda halkýn “özgür iradesi”nden söz etmek, 28 Mart’tan sonra en önce kendilerini vuracak bir tartýþmadýr. Ýkincisi ve daha önemlisi “halkýn özgür iradesi” seçimlerde deðil, serhýldanlarda ortaya çýkar. Sadece ayaklanmalar, serhýldanlar, iç savaþlar, emekçi sýnýflarýn bütün isteklerini, eðilimlerini, düþüncelerini, özgür iradelerini kullandýklarý koþullarý saðlarlar. Bunun dýþýndaki koþullarda tekelci sermaye diktatörlüðü çok çeþitli biçimlerde halkýn özgür iradesinin ortaya çýkmasýný engeller. Bu bazen açýk þiddet yoluyla, bazen satýn almayla, bazen sahte vaatler ve aldatmayla olur. Onun için, tekelci serma-


ye diktatörlüðü koþullarýnda, hele de Türkiye ve Kürdistan gibi karþýt güçler arasýnda sert bir savaþýn sürdüðü topraklarda, halkýn özgür iradesinin seçimlerle ortaya çýkacaðýný söylemek, en hafif deyimle, tam bir aymazlýktýr. Þimdi þu soruyu sormanýn zamaný:Gerçekler böyleyken, bu adamlarýn Kürt halkýný ve emekçi sýnýflarý aldatmakta bunca ýsrarlý oluþlarýnýn nedeni ne olabilir? Bu sorunun yanýtý gayet basittir. Tekelci sermaye sýnýfýyla bir arada yaþamak, bunun için onunla uzlaþmak isteyen UKH ve sosyal reformist partiler, emekçi sýnýflarý ve Kürt halkýný düzenin kurumlarýna baðlamak, bu þekilde düzen içinde tutmak istiyorlar. Arkalarýndaki oy sayýsý ne kadar fazlaysa, tekelci sermayenin ve faþist devletin, ama daha önemlisi, emperyalist devletlerin kendilerini o derece kaale alacaklarýný hesaplýyorlar. Hesap-kitap bundan ibarettir. UKH, bu amacýný zaten gizleme ihtiyacý duymuyor. Diðer sosyal reformistler ise, amaçlarýný gizleyerek yol almaya çalýþýyorlar. Fakat, amaçlarýný gizlemeleri onlarý çürütüyor, düzenin bataklýðýna daha hýzlý çekiyor. Bu gerçeði, durumlarýný ve konumlarýný savunmak için attýklarý her adýmda görüyoruz. Sýnýflar arasý çatýþma derinleþtikçe, Kürt halký özgürlük hakký için ileri doðru atýldýkça, uzlaþma çizgisinde ýsrar edenler hýzla gerici konuma düþüyorlar. Seçimleri Umursayanlar Bir önceki sayýmýzda, emekçi sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn, hatta burjuva partilerin dahi seçimleri umursamadýklarýna iþaret etmiþtik. Aradan geçen zaman bizi fazlasýyla doðruladý. UKH ve sosyal reformistler tüm çabalarýna raðmen, iki ülkenin emekçi halklarý arasýnda seçimlere yönelik ciddi bir ilgi uyandýrabilmiþ deðiller. Özgür Politika, bu durumu “bir silkinme ve canlanma görüntüsü var, ancak henüz yeterli deðil” sözleriyle itiraf ediyor. Burjuva cephesinde durum farklý deðil. Ýki-üç burjuva parti dýþýnda, doðru dürüst miting düzenleyen, kampanya yürüten burjuva parti yok gibi. TV kanallarý, halkýn seçimlere ilgisizliðini yansýtmak zorunda kaldýlar. Miting düzenleyen, kampanya yürüten burjuva partiler de, bunu kerhen ve seçimlere yirmi-yirmibeþ gün kala yapmaya baþladýlar.

Seçimlere bir kaç gün kalmýþ olmasýna raðmen, halklarýn ilgisizliði ortadan kalkmýþ deðil. Zira, Kürt halký ve emekçi sýnýflar seçimlerin kendi yaþamlarýnda ciddi bir deðiþikliðe, maddi yaþam koþullarýnda bir düzelmeye yol açacaðýna inanmýyorlar. Burjuva partilerin ve sosyal reformistlerin bütün vaatleri, Kürt halkýnýn ve emekçi sýnýflarýn var olan bu kanaatini, dolayýsýyla eðilimini deðiþtirebilmiþ deðil. Ezilen sýnýflar ve Kürt halký geçmiþ bütün deneyimlerinden biliyorlar ki, seçim sonuçlarý ne olursa olsun, kendi paylarýna açlýk, sefalet ve baskýdan baþka birþey düþmeyecek. Onlar, kendi yaþamlarý boyunca þu dersi iyi öðrenmiþler: Seçim sonuçlarý ne iþsizliði, ne yoksulluðu, ne baskýyý, ne de devlet terörünü ortadan kaldýracak. Kürt halkýnýn parlamentoya pek çok milletvekilini göndermesi durumunda dahi en ufak bir iyileþmeye yol açmadý. Seçimlere karþý ilgisizliðin arkasýnda iþte bu “bilinç” durumu yatýyor. Ezilen sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn seçimlere ilgisizliðinin politik anlamý nedir? Bir cümle ile özetleyecek olursak, bu durum, onlarýn düzen partilerinden ve düzen kurumlarýndan umut kesmeleri, baðlarýný koparmalarý, uzaklaþmalarý anlamýna geliyor. Burjuva cephede tedirginliðe yol açan þey iki ülke halklarýndaki bu eðilimdir. Bu nedenle, burjuva partiler aralarýndaki rekabeti ikinci plana atarcasýna öncelikle halký seçimlere katýlmaya çaðýrýyorlar. Çünkü, burjuva düzenin selameti açýsýndan önemli olan seçimlere katýlým oranýný arttýrmaktý. Aralarýndaki hangi partinin daha çok belediye baþkanlýðý kazanacaðý ikinci derecede önemliydi. Tekelci basýn ve TV kanallarýnýn önceliði de aynýydý: Seçimlere katýlým oranýný yükseltmek. Bu, onlarýn gerçek ve öncelikli kaygýsýydý; zira, ezilenlerin düzenden ve düzen kurumlarýndan bu kopuþu devrimin geliþmesinin temel koþullarýndan biridir. Böyle bir kopuþ, devrimci faaliyet için, devrimin örgütlenmesi ve geliþtirilmesi için bize uygun zemini verir. Böyle bir zaman uzun yýllardýr var ve bugün her zamankinden daha elveriþlidir. Aktif Boykota Sosyal reformist parti ve örgütlerle UKH’nin emekçi sýnýflara ve Kürt halkýna dayattýklarý ikilem kendileriyle

burjuva partiler arasýnda tercih yapmaktýr. Bunun için þu basit demagojiye baþvuruyorlar: Belediyeleri biz kazanmayalým da, gerici faþist partiler mi kazansýn? Onlar kazanacaðýna biz kazansak daha iyi olmaz mý?Belediyeleri þimdi kazanýrsak yerelde iktidar oluruz, gelecekte ise parlamentoda çoðunluðu ele geçiririz. Bu basit mantýk yürütme emekçi sýnýflarý ve Kürt halkýný açýkça aldatma maksatlýdýr. Demagojiyle, burjuva ve küçük burjuva çözümler dýþýnda bir yol olmadýðýna herkesi inandýrmaya çalýþýyorlar. Oysa gerçek þu ki, her toplumsal sorunda olduðu gibi, seçimlerde de her toplumsal sýnýfýn çýkarlarýna uygun çözüm yolu vardýr. Proletarya, diðer emekçi sýnýflar ve Kürt halký, burjuva ve küçük burjuva çözümden birini tercih etmek zorunda deðildir. Bu iki sýnýfýn gösterdiði çözüm dýþýnda üçüncü bir çözüm yolu vardýr. Bu yol, proletaryanýn baðýmsýz sýnýf çizgisidir. Bu çizgi, devrim yoludur; devrimin örgütlenip geliþtirilmesi yoludur. Devrimci proletarya ve onun sýnýf partisi seçim ortamýnýn koþullarýndan, emekçi sýnýflarýn düzenden, düzenin kurumlarýndan kopuþunu hýzlandýracak bir yol izleyerek devrimi örgütlemek ve geliþtirmek için yararlanmalýdýr. Kürt halkýnýn özgürlük hakký için ayaða kalkmýþ olmasý; güney ve güneybatý Kürdistan’daki son geliþmeler ve bunlarýn K. Kürdistan üzerindeki etkileri bu politikayý daha bir zorunlu kýlýyor. Türk burjuvazisinin ve faþist devletin geliþmelerden büyük bir endiþe duymasý da buna iþaret ediyor. Seçimler, Türkiye’nin dört bir tarafýnda savaþlarýn, çatýþmalarýn, devrimci geliþmelerin yaþandýðý koþullarda gerçekleþiyor. Hepsi de Türkiye’yi etkisi altýna alan bu koþullarda proletarya, seçimlerde ancak aktif boykot politikasý izlerse kendi baðýmsýz sýnýf çýkarlarýný korumuþ olur. Emekçi sýnýflarýn ve Kürt halkýnýn seçimlere karsý mevcut ilgisizliðini derinleþtirmek, bunu bilinçli bir hale getirmek;ezilenlerin seçimleri aktif þekilde boykot etmesini saðlamak devrimci geliþmeye hýz katacaktýr. Bunun dýþýnda izlenecek her politika devrimi geliþtirmeye deðil, düzeni korumaya hizmet edecektir.

13


GAZÝ AYAKLANMASINI SELAMLADIK

Yýl 1995. Mart’ýn 12’si. Egemen sýnýf ve onun baský aracý faþist devletin kolluk güçleri, Kürt ve Alevi emekçilerin yoðun olarak yaþadýðý Gazi Mahallesi’ne silahlarla saldýrdýlar. Ve bir Alevi dedesinin öldürülmesiyle baþlayan sonrasýnda üç gün devam eden ayaklanmada, 18 insan yaþamýný yitirdi. Ayaklanmalar Gazi Mahallesi’yle sýnýrlý kalmadý. Alibeyköy, Okmeydaný, Ümraniye-

Marþlarýmýz ve Sloganlarýmýz Yankýlandý

Gazi Mahallesi’nde Halk Koordinasyonu’nun organize ettiði bir sokak konseri düzenlendi. 9 Mart’ta yapýlan konsere Ayýþýðý Þiir Topluluðu, Grup Vardiya, Grup Özgürlük Türküsü ve Gazi

14

1 Mayýs Mahallelerine de sýçrayan ayaklanmada ise 5 kiþi daha ölümsüzleþti. Burada yaþanan, sýnýfsal bir uzlaþmazlýðýn en açýk göstergesiydi. Aradan 9 yýl geçti ve yine bir 12 Mart gününde eylem alanlarýnda, isyan bayraðýný dalgalandýrýyoruz. Eyüp Mezarlýðý’ndan gelen ailelerin kitlesel olarak karþýlanmasýndan sonra Cemevi’nde yemek verildi. Yemeðin ardýndan saat 11.30’da halkýn ve bir çok siyasi çevrenin katýldýðý 2 bin kiþi sloganlarla yürüyüþe geçti. Cemevi etrafýnda ve mahallenin hemen her yerinde polisin yoðun ablukasý vardý. Bizler, Mücadele Birliði Platformu olarak “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý” yazan pankartýmýzý açýp ön sýralardaki yerimizi aldýk. Yürüyüþ boyunca kuþlamalarýmýzý yapýp bildirilerimizi daðýttýk. Sýk sýk “Gazi Faþizme Mezar Olacak”, “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý”, “Faþizme Karþý Mezar Baþýna”, “Gazi Savaþçýlarý Ölümsüzdür”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Devrim Savaþçýlarý Ölümsüzdür” sloganlarýmýzla Gazi Caddesi’ni inlettik. Mezarlýða karanfil býraktýktan sonra tekrar cemevine doðru yürüdük. Bitiþ noktasýna gelindiðinde sloganlarýmýzla eylem alanýndan ayrýldýk. Mahallesi’nin yerel grubu Grup Dirok katýldý. Yaðýþlý bir havada yapýlan etkinlik, halkýn yoðun ilgisiyle izlendi. Bir eylem niteliði taþýyan konserde sýk sýk halkýn Gazi Ayaklanmasýnýn yýldönümünde sokaða eyleme çýkmasý vurgulandý. Sahne alan gruplarýn türküleri, marþlarý, þiirleri sýk sýk “Yaþasýn Gazi Ayaklanmasý”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Yaþasýn Devrimci Dayanýþma” sloganlarýyla bölündü. Bizler de Gazi Halk Koordinasyonu’nun bir bileþeni olarak oradaydýk. Egemen burjuva sýnýf ve onun cinayet þebekeleri bundan 9 yýl önce, onurlu ve özgür bir yaþam isteyen Gazi halkýna karþý saldýrýya geçti. Bunun sonucunda Gazi, 18 evladýný kaybetti. Aslýnda burjuva sýnýf bu saldýrýyla emekçilerin öfkesini ölçmek istedi, ama halkýn öfkesi büyük oldu.Biz tüm bu gerçekleri anlatýp; yiðit emekçileri Gazi Ayaklanmasý’nýn 9. yýl dönümünde yeni ve daha ileri serhýldanlarý örgütlemek için birleþmeye davet ettik. Etkinlikte Mücadele Birliði Platformu ve Gazi Halk Meclisi’nin mesajlarý okunarak, halk 12 Mart günü eylem alanlarýna çaðrýldý. Etkinlik alkýþlar, sloganlar ve marþlar eþliðinde büyük bir coþku ile son buldu.


ÇALIÞMA NOTLARI:

ESNEK ÇALIÞMA/ESNEK ÜRETÝM V. BÖLÜM

Geliþen Teknoloji Ve Ýþçinin Gerçek Düþmanlarý Kapitalizmle birlikte manifaktürler fabrikalara dönüþtü. Ýþ, en küçük parçalarýna ayrýlarak makineler geliþtirildi ve üretim kütlesel bir biçim aldý. Bant tipi üretimin baþýnda bu kez iþçi vardý. Basit elbirliðinin becerikli zanaatçýsýnýn yerine iyi organize edilmiþ ve beceriye gereksinimi olmayan fabrika iþçisini yaratmak ve böylece iþçiye olan baðýmlýlýktan kurtulmak, kapitalist için þarttý. “…El zanaatlarý ile manifaktürde, iþçi aleti kullanýrdý. Oysa fabrikada þimdi makine iþçiyi kullanmaktadýr. Orada emek aracýnýn hareketi iþçiden geliyordu. Burada ise makinenin hareketlerini izlemek zorunda olan odur. Manifaktürde iþçiler canlý mekanizmanýn birer parçasýydý. Fabrikada onun yalnýzca canlý bir eklentisi olan iþçiden baðýmsýz cansýz mekanizma vardýr.” (Marx, Kapital I) Kapitalist, üretim aletlerine sahip olarak tüm üretim sürecini, ürünü, iþçiyi, makineleri, ürünün paylaþýmýný yönetir. Ýþçi için tamamen kendisinin dýþýnda yürüyen bu sistemin içinde kalmak artýk bir hapishane/iþkencedir. Kapitalist için tek bir amaç vardýr, o da yüksek kar elde etmek. Bu nedenle iþi küçük parçalara böler, iþçi otonomisine (kendi kendini yönetme) þans tanýmaz, iþi standartlaþtýrýp mekanikleþtirerek seri üretimin hatasýz sonlanmasýný ister. Uzun vadede amaç niteliksiz, hep ayný türden ve son derece sýkýcý olan yinelemeleri ses çýkarmadan, hatta býkýp usanmadan yapacak, iþteki rutinleþmeyi kendi psikolojisi olarak benimseyecek bir insan ve iþçi tipolojisi yaratýlmalýdýr. “…Bizler makinenin kapitalist kullanýmýndan doðan ayrýlmaz çeliþki ve uzlaþmaz karþýtlýklarýn makineden deðil ama aslýnda makinenin kapitalist biçimde kullanýmýndan doðduðunu bilmekteyiz. Bu yüzden makine tek baþýna alýndýðýnda çalýþma saatlerini kýsalttýðý halde, sermayenin hizmetine girdiði zaman bunu uzatmak ve gene kendi baþýna çalýþmayý hafiflettiði halde sermaye tarafýndan kullanýldýðýnda iþin yoðunluðunu artýrmaktadýr. Kendi baþýna o, insanýn doða üzerindeki zaferi olduðu halde, sermayenin elinde insanlarý bu kuvvetlerin kölesi haline getirmektedir.” (Marx, Kapital I, 453) “Kapitalist üretim güzellik, ama iþçi için sararýp solma üretir. Emeðin yerine makineleri geçirir, ama iþçilerin bir bölümünü barbar bir çalýþma içine atar ve öbür bölümünü de makine durumuna getirir. Us, ama iþçi için budalalýk, aptallýk üretir.” (Marx, 1844 El Yazmalarý) Dolayýsýyla iþçi, üretim üzerinde hiçbir söz hakkýna sahip olamayýþýyla ürüne,.piyasaya çýkan ürün üzerinde hiçbir hakka sahip olamayýþýyla kendine yabancýlaþýr. Bu yabancýlaþma diðer toplumsal sýnýf ve katmanlara da yayýlýr. Yani kapitalizmde insan kendisine, insanlýk deðerlerine, insana açtýr. Kapitalizm iþçide güçsüzlük, öz yýkým, normsuzluk (bananecilik), kültürel parçalanma yaratýr. Ýþyerinde tüm hayatý boyunca ayný anlamsýz iþi býkýp usanmadan yapmak zorunda olan iþçi, sosyal yaþantýsýnda da entelektüel uðraþlardan daha çok edilgen, tek yönlü uðraþlara yö-

nelir. Televizyon izlemek, þans oyunlarý oynamak, futbol, kiþisel kavgalar vb. Makineleþmenin geliþmesiyle burjuvazi için artýk daha az iþçi, ama daha fonksiyonlu çalýþma ihtiyacý doðmuþ ve teknoloji, esnek çalýþma/esnek üretimin kanallarýný geniþletmiþtir. Burjuvazi kendi içinde teknik bir iþi sürdürecek, hatalarý telafi edecek ve birbirini denetleyebilecek iþçi gruplarýna ihtiyaç duyar. Araba fabrikalarýnda her bir parçayý üreten gruplar gibi. Çekirdek iþçilerin böylece hem kol, hem de kafa emeði sonuna kadar sömürülürken, diðerleri daha da barbar bir üretim sürecine mahkum edilir. Araþtýrmalar, pasivitenin artmasýyla tüm aktivitede düþüþ ve genel olarak sorun çözmeye yönelik becerilerde gerileme gösterirken, iþin aktifliði arttýkça tersine çalýþmadan ve yaþamdan alýnan doyumun arttýðýný, uyuþturucu tüketiminin ve hasta geçirilen günlerin azaldýðýný göstermektedir. Ancak bu aktif çalýþmanýn, örneðin, Japonya’da yýlda 10 bin iþçinin ölümüne neden olduðunu söylemiþtik. Oysa iþçinin istediði, yaptýðý sýnýrlý iþte sýnýrsýz(?) özgürlük deðil, üretim ve dolayýsýyla toplumsal paylaþým sürecinin gerçek sahibi olmaktýr. Teknolojik geliþme ayný zamanda kapitalist için sýnýrsýz bir esneklik gereksinimini de zorunlu kýlar. Teknolojik geliþmeyle birlikte iþçi Vardiyalý Çalýþma, Taþeron Çalýþma, Çaðrý Üzerine Çalýþma, Ýþten Atma Özgürlüðü, Ýþçi Transferi ya da esnek çalýþmanýn diðer bütün biçimleriyle karþý karþýya kalýr. Kapitalizmde teknolojik geliþmeyle kýsalan zorunlu çalýþma saatleri, emperyalist ülkelerde bile ya ücret düþüþlerini ya da iþsizliði -beraberinde getirmiþtir. “Sermaye, zorunlu emeðe harcanan süreyi kýsaltýr, ama sadece artý-emeðe harcanan süreyi arttýrabilmek üzere azaltýr.” (Marx, Kapital I, 653) Tüm kapitalist ülkelerde iþsizlik çok yüksek boyutlara ulaþtý. Çalýþanlar üzerindeki baský da böylece katlanmýþ oldu. Ýþçiler iþten atýlmayla bir süre iþsiz kalacaklarý deðil, aileleriyle birlikte açlýk ve ölüme mahkum olacaklarý kaygýsýyla karþý karþýya kaldýlar. Kapitalizmin iþçi üzerindeki üretim süreciyle baþlayan zor kullanýmý, iþsizlik tehdidiyle boyutlandý. Üretim teknoloji yoluyla önce parçalandý, sonra bütün dünyaya yayýldý. Sosyalizmin yapýlanmasý için gerekli alt yapýyý hazýrlayan kapitalizm, üretici güçler önünde yýkýlmasý gereken bir engel haline geldi. Dünya çapýnda ve ülkelerimizde tanýk olduðumuz ayaklanmalar, iç savaþlar bunun en belirgin göstergesidir. Ýþçi sýnýfý nitelik geliþimiyle artýk makineleri parçalamaya deðil, kapitalizmi parçalamaya giriþiyor. Burjuvazinin tüm bu aþýrý iþ yükü ya da karþýsýnda geliþen iþsizliðin sebebinin “teknolojik geliþme” olduðu yönündeki demagojilerinin iþçinin gerçek yaþamýnda geçersizleþtiðini görüyoruz. Ýþçilerin tüm dünyada attýðý “Kapitalizm Öldürür Kapitalizmi Öldürün” biçimindeki sloganlar, gelecek günlerde daha da yükselecektir. NOT: Bir sonraki sayýmýzda “Esnek Çalýþma ve Örgütlenme Sorunlarý” konusunu iþleyeceðiz.

15


Adana'da 8 Mart: "Kadýnlar Leninist Partiye" 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü’nde kadýnlarýn kurtuluþlarýnýn devrimde ve sosyalizmde olduðunu halka duyurmak için Adana’daydýk. Eylem saat 12.30’da baþladý. Bizler de DÖB pankartýmýzý açarak kortejimizi oluþturduk. “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganýyla yürüyüþe baþladýk. Yaklaþýk yarým saat süren yürüyüþte; “Fabrikalar, Tarlalar, Siyasi Ýktidar Herþey Emeðin Olacak”, “Ýktidar Dýþýnda Her Þey Hiçbir Þeydir”, “Her Þey Emeðin Olacak”, “Yaþasýn Ölüm Orucu Eylemimiz”, “Ölüm Orucu Sürüyor Sürecek Zafere Kadar”, “Aynil Yoldaþ Yaþýyor”, “Sibel Yoldaþ Yaþýyor”, “Aysun Yoldaþ Yaþýyor”, “Leninist Kadýnlar Yaþýyor Savaþýyor”, “Kadýnlar Devrimle Özgürleþecek”, “Kadýnlar Devrime Özgürleþmeye”, “Denizlerin Yolunda Leninist Saflara”, “Yaþasýn Devrimci Öðrenci Birliði”, “Kürdistan Devrimle Özgürleþecek”, “Yaþasýn Türk-Kürt Kadýnlarýnýn Mücadele Birliði”, “Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði” sloganlarýyla eylem alanýna vardýk. Yarým saat süren konuþmadan sonra DÖB korteji hariç, diðer bütün kortejler pankartlarýný yere indirerek etrafýnda halay çektiler. Kortejimizde bulunan yeni arkadaþlar bizlere neden halay çekmediðimizi sorduklarýnda; “Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”nün yapýlan katliamlarýn kadýnlarýn eziliþinin sömürülüþünün halaylarla

ÝZMÝR’DE 8 MART MÝTÝNGÝ

Ýzmir’de 8 Mart Pazartesi günü, 8 Mart Kadýn Platformu tarafýndan bir miting düzenlendi. DEHAP’lý kadýnlarýn yoðun katýlým gösterdiði miting, çoðunluðu kadýnlardan oluþan kitlenin saat 13.00’de DEHAP binasý önünde toplanmasýyla baþlandý. DEHAP,

kutlanacak bir gün olmadýðýný ayrýntýlarýyla anlattýk. Yaklaþýk 800 kiþinin katýldýðý eylem bir buçuk saat sonra olaysýz sona erdi. Eyleme katýlan bütün arkadaþlarýn yüzündeki coþku, az sayýda olmamýza raðmen seslerimize yansýdý ve bütün alanda sloganlarýmýz duyuldu. Bizler DÖB olarak 8 Mart’taki Leninistleri 1Mayýs’a taþýyacaðýz.

Kadýnlar Leninist Partiye Özgürleþmeye Yaþasýn Halklarýn Mücadele Birliði Denizlerin Yolunda DÖB Saflarýna Akdeniz DÖB Özgür Parti, EMEP, SDP, ÖDP, Mücadele Birliði, Emekçi Kadýnlar Birliði, ESP, TAYD-DER, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, ÖMP, YDG, Baðýmsýz Devrimci Sýnýf Platformu, Özgür Yaþam Kooperatifi’nin katýlým saðladýðý mitingde, Alsancak Gündoðdu Meydaný’na yürüyüþ gerçekleþtirildi. Her yýl olduðu gibi, 8 Mart’ýn içi boþaltýlmaya, bugünü yaþatan devrimci deðerlerin unutturulmaya, mücadele anlayýþýnýn terk edilmeye çalýþýldýðý eyleme sosyalist çevrelerin katýlýmý ve özellikle DEHAP’lý kadýnlarýn A.Öcalan nezdinde dile getirdikleri ulusal özgürlük özlemleri damgasýný vurdu. Mücadele Birliði Platformu’nun “Bütün Ýktidar Emeðin Olacak” pankartýyla katýldýðý miting boyunca sýk sýk ortaklaþa olarak “Yaþasýn 8 Mart Yaþasýn Mücadelemiz”, “Yaþasýn 8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü”, “8 Mart Kýzýldýr Kýzýl Kalacak” ve ayrýca “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük”, “Ölüm Orucu Sürüyor, Sürecek Zafere Kadar”,” Emekçi Kadýnlar Devrimle Özgürleþecek”, “Yaþasýn Emekçi Kadýn Komiteleri” sloganlarý atýldý. Gündoðdu Meydaný’ndaki bir dakikalýk saygý duruþu ile Kürtçe ve Türkçe konuþmalarýn ardýndan halaylarla süren miting, 17.00 gibi sona erdi.

YAÞASIN 8 MART BAÞKALDIRI GÜNÜ 8 Mart, Dünya Emekçi Kadýnlarýnýn Kapitalizme Karþý Savaþ Günü’dür. Bu kavga gününün içi burjuvazi tarafýndan boþaltýlmaya çalýþtýrýlýyor. Bugün, biz emekçi sýnýflar tarafýndan gerçek anlamýna kavuþacaktýr. Bu amaçla bu yýl, 8 Mart’ta bütünlüklü bir emekçi kadýn çalýþmasý hazýrlama-

16

ya çalýþtýk. Oluþturduðumuz emekçi kadýn komiteleriyle 7 Mart Pazar günü Ýzmir Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde bir etkinlik düzenledik. Saygý duruþuyla baþlayan etkinliðimiz, tarihte kadýnýn yeri ve 8 Mart’ýn anlamýyla ilgili sunumumuzla devam etti. Þiirler, marþlar, drama çalýþmamýz ve halen sür-

Y.E.Mücadele Birliði/ÝZMÝR mekte olan Ölüm Orucuyla ilgili konuþma gerçekleþtirildi. Etkinliðimizin sonunda Emekçi Kadýn Komiteleri’yle 8 Mart’ta yapýlacak mitinge çaðrýda bulunduk. Bazý eksiklerimiz olsa aldýðýmýz tepkiler genellikle olumlu yöndeydi. Bundan sonra da emekçi kadýn örgütlenmesi ve mücadelesini büyütecek çalýþmalarýmýza devam edeceðiz. Emekçi Kadýn Komiteleri/ÝZMÝR


PROLETARYANIN FEDAKAR SAVAÞÇILARI 13 Mart Savaþçýlarýndan Seyit Konuk yoldaþýn bir arkadaþýyla yaptýðýmýz sohbeti sizlerle paylaþýyoruz. Y.E.Mücadele Birliði: 13 Mart Savaþçýlarý’ndan Seyit yoldaþý bizzat tanýyorsunuz. Bize yoldaþýmýzý, onun çocukluk ve ilk gençlik yýllarýný anlatýr mýsýnýz biraz?

-13 Mart Savaþçýlarý’ndan Seyit Konuk’u çocukluk yýllarýndan deðil, ama ilk mücadeleye atýldýðý günlerden tanýyorum. Ben Turhal Meslek Lisesi’nde okurken Seyit de Tokat Meslek Lisesi’nde okurdu. Tokat’ýn Dive Köyü’nde doðan yoksul bir köylü çocuðudur. Sanat okullarý teknolojik bilgi ile donattýðý öðrencileri, baþta Almanya olmak üzere, sanayiye iþçi olarak yetiþtirirdi. Ýþçi sýnýfýnýn kalifiye üyeleri buradan çýkardý. O dönemde sanat okullarýnda okumak bir ayrýcalýktý, sýnavla girilirdi. Teknolojik bilgi, entelektüel bilgi ile buluþan sanat okulu öðrencileri, ayný zamanda iþçi olmalarýndan kaynaklý, hýzla mücadele saflarýnda yerlerini alýrlardý. Sinanlarýn Nurhak’ta, Mahirlerin Kýzýldere’de, Denizlerin idam sehpalarýnda yarattýklarý devrimci etki, o günün gençliðinde yoðun bir sempatinin oluþmasýna ve gençliðin kitlesel bir þekilde devrim saflarýna geçmelerini saðlamýþtýr. 74’ten sonra hýzlý bir devrimcileþme süreci ve bunun karþýsýnda da karþý-devrim güçlerinin sivil faþist güçleri devreye sokmasý, hýzla okullarda, sokaklarda anti-faþist çatýþmayý gündeme getirdi. Biz, Seyitle farklý yerlerde anti-faþist mücadele saflarýnda yer alan insanlar olarak böylesi bir ortamda bir araya geldik. Genç emekçileri örgütleyen bir oluþum olan Genç Emekçiler Derneði’nin Tokat Þubesi’nde çalýþýyordu. Bizim ilk tanýþmamýz TÖBDER’de bir panelde oldu. Tokat, sivil-faþist saldýrýlarýn yoðun olduðu bir bölge olduðundan, tartýþmalar genelde bu gündemli olurdu. Bu toplantýda Cemal Gülþen yoldaþ da vardý. Seyit orada okulda yaþanan sivil-faþist saldýrýlardan bahsederek, buna karþý ortak mücadelenin verilmesi gerektiðini savundu. Y.E.Mücadele Birliði: Seyit yoldaþýn en belirgin özelliði neydi? En çok ne yapmaktan hoþlanýrdý?

-Seyit’in temel özelliklerinden birisi, çok okumasýydý ve elinde daima bir kitap bulunurdu. Hem kendi yoldaþlarýyla, hem de diðer siyasetten insanlarla tartýþmayý çok severdi. Bunun yaný sýra eylemlerde öne çýkardý. Yönlendirici bir özelliðe sahipti. Sýnýfýn bilincini anlamak ve anlatabilmek için çok çaba sarf ederdi. O dönem, teoride Halkýn Kurtuluþçularý ve onlarýn sosyal emperyalizm tezi üzerine tartýþýr ve onlarla teori alanýnda yarýþýr, kendi tezlerimize sonsuz güven duyardýk. Pratik ve teori alanýnda yaratýlan o günkü etki, bugünlere ka-

dar taþýnmýþtýr. Y.E.Mücadele Birliði: Onu daha iyi tanýmamýza yardýmcý olacak çok somut bir anýnýz var mý?

-Biz ortak eylemlerde bir araya gelirdik. Hatýrladýðým en belirgin yaný, “sosyal emperyalizm” üzerine yürüttüðü inatçý tartýþmalardýr. Bu inatçýlýðýn altýnda yatan neden, enternasyonal bir bakýþ açýsýnýn olmasýydý. Leninizmin yarattýðý deðerlerin savunulmasý, Seyit için çok önemliydi ve bu Leninizme verilen bir deðerdi. Y.E.Mücadele Birliði: Seyit yoldaþ iþçiydi, biliyorsunuz. Bir iþçi olarak en çok neye önem verirdi? -1978’de Seyit yoldaþ Ýzmir’e gitti. TARÝÞ’te çalýþmaya baþladý. O süreçte ben Tokat’ta olduðumdan karþýlaþamadýk. Bu soruya en iyi yanýt, Seyit’in TARÝÞ Direniþi’nde üstlendiði misyondur. TARÝÞ Direniþi, Türkiye iþçi sýnýfý tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bunun ikili bir yönü vardýr. Bir yaný ekonomik-demokratik talepler içerirken, diðer yaný devrimci direniþ ve ayaklanmadýr. Burada ayaklanmayý örgütleyen devrimci komünistler (Seyitler), bu direniþi bütün Ýzmir’e yayýp, halkla birleþtirmiþlerdir. Direniþ karþýsýnda devlet ve sivil-faþist güçler birlikte hareket ederek direniþi ezmeye çalýþmýþlardýr. Seyit yoldaþlar, TARÝÞ dýþýnda da pratik mücadelenin öncüleri olarak faþist güçlere karþý fiziki eylemlerde yer alarak, sýnýf mücadelesini sendikalara, iþyerine ekonomik-demokratik taleplere hapsetmek yerine, sýnýfýn iktidarý için fabrikalardan sokaklara, alanlara taþýmýþlardýr. Bunun sonucu olarak da 3 devrimci yoldaþ, karþý-devrimci güçler tarafýndan idam edilmiþtir. Y.E.Mücadele Birliði: Devrim ve Parti hakkýnda ne düþünürdü? Aklýnýzda kalan hiçbir sözü falan var mý? -Seyit Parti’ye sonsuz baðlý olan bir yoldaþtý. O zamanlar bizler, kendimizi Parti’nin çocuklarý olarak görürdük. Onunla doðduk, onunla büyüdük. Yaratýlan en önemli deðer, yoldaþlar arasý sonsuz güven ve fedakarca bir baðlýlýktý. Bir eyleme gidilirken herkes, öncelikle yoldaþlarýnýn güvenliðini kendi canýndan daha önde tutardý. Y.E.Mücadele Birliði: 13 Mart Savaþçýlarý idam edildiðinde neler hissetiniz? Çevrenizdeki insanlar neler hissettiler?

-13 Martçýlar idam edildikleri zaman ben de zindanda, 17


tek kiþilik hücrede, her þeyden yalýtýlmýþ bir haldeydim. Ýdam edildiklerini öðrendiðimde hissettiklerim bir yandan bu idamlarýn bizim verdiðimiz sýnýf mücadelesinin sonucu olduðunu bilmekten ve yoldaþlarýmýn ipi göðüslemesinden gurur duydum; bu kadar deðerli yoldaþlarýmýzdan ayrýlmak da iþin hüzünlü yaný. Ama onlarýn mahkemedeki 1 Mayýs tavrýný daha sonra gazeteden öðrendiðim zaman müthiþ gurur duydum. Denizler gibi, onlarýn da ayný irade, ayný kararlýlýk ve baþ eðmeden bu yolu yürümelerinin, gerek iþçi sýnýfý tarihi açýsýndan, gerekse bizim açýmýzdan tarihi bir olay olduðunu düþünüyorum. Onlar yalnýz bizim yoldaþlarýmýz olmaktan çýkýp, dünya iþçi sýnýfýnýn enternasyonalist yoldaþlarý olmuþlardýr. Y.E.Mücadele Birliði: Onlardan bugünkü kuþaða kalan en önemli þey nedir sizce?

-Onlardan bu kuþaða kalan, Marksizm-Leninizmin en fe-

dakar en onurlu, en direngen savunucularý olarak, sýnýfa yürünmesi gereken yolu göstermiþ olmalarýdýr. Ýþçi sýnýfýna TARÝÞ Direniþi geleneðini býrakmýþlardýr. Örgütlü insanlar olarak, devrim ve sosyalizm mücadelesinin ancak bir örgütlülük içerisinde verilebileceðini yaþamlarýyla göstermiþlerdir. Ýçinden geçtiðimiz dönemin, dünyada sýnýflar mücadelesi açýsýndan önemli bir süreç olduðunu düþünüyorum. 2. Dünya Savaþý öncesi Almanya’yý düþünüyorum. O günlerde komünist olmak nasýl zorduysa, bugün de devrimci ve komünist bilinçle yüklü olmak zor ve bedelleri aðýrdýr. Bu dönem, ancak Seyitlerin yarattýðý devrimci irade, kararlýlýk ve uzlaþmaz tutumla karþýlanabilecektir. Y.E.Mücadele Birliði: Bizlerle bu röportajý yaptýðýnýz için size çok teþekkür ederiz.

-Ben teþekkür ederim.

13 MART SAVAÞÇILARININ BAYRAÐI ÝSVÝÇRE’DE DALGALANDI Bundan 22 yýl önce 12 Eylül Faþist Diktatörlüðü tarafýndan idam edilen yoldaþlarýmýzý Ýsviçre’nin St.Gallen Kantonu’nda andýk. Seyit Konuk, Ýbrahim Ethem Coþkun ve Necati Vardar yoldaþlarý anma etkinliðimizin hazýrlýklarý sýrasýnda heyecanlýydýk; çünkü St.Gallen’de ilk defa düzenleyecektik 13 Mart etkinliðini. Ýyi bir hazýrlýk, özverili ve disiplinli bir çalýþmayla bunu baþarabilirdik, öyle de oldu. Ýki hafta öncesinden hazýrladýðýmýz afiþleri Ýsviçre’nin ulaþabildiðimiz her yerine astýk. Zürich, Bern, Basel ve St.Gallen’de bulunan halkevlerinin hepsine afiþlerimizi yolladýk, astýk. Davetiyeleri de büyük bir hýzla daðýttýk. Yine dia gösterimi için bir CD hazýrladýk. Bu çalýþma bazý devrim savaþçýlarýnýn fotoðraflarýnýn eksik olmasýna raðmen güzel oldu. 14 Mart 2004 saat15:30’da Türkiye, Kürdistan ve tüm dünyada bayraklaþan devrim savaþçýlarý için saygý duruþuyla baþladý. Daha sonra bir yoldaþýmýzýn günün anlam ve önemini anlatan metni okumasýyla devam etti. “Partimiz TKEP/Leninist’in onur üyeleri bu üç yoldaþýmýzýn þahsýnda, devrim ve komünizm davasý uðruna Türkiye, Kürdistan ve tüm dünyada topraða düþmüþ bütün devrim savaþçýlarýný sevgi, saygý ve özlemle anýyoruz. Yaþamlarýný devrim ve komünizm için feda eden kahramanlarýmýz, bu davanýn en zor, en karanlýk dönemden bugünlere taþýnmasýný saðlamýþlardýr. Onlarýn idam sehpalarýnda, zindanlarda, daðlarda, sokaklarda gösterdikleri yiðitlik, geride kalanlara büyük bir moral güç, devrim için büyük bir savaþma azmi vermiþtir. Bu bakýmdan sömürülen sýnýflar ve ezilen halklar onlara çok þey borçludur” denilen metinde 12 Eylül faþizminin sadece devrimcileri fiziken ortadan kaldýrmayý amaçlamadýðý, beyinleri teslim alarak “yýlgýnlýk, karamsarlýk, moral çöküntü; devrimin yenildiði ve bir daha asla belini doðrultamayacaðý düþüncesi; zora dayalý devrim yoluyla sonuç alýnamayacaðý ve öncelikle burjuva demokrasisi için, reformlar için, devletin demokratikleþtirilmesi için

18

uðraþýlmasý gerektiði fikri”ni egemen kýlmayý hedeflediði vurgulandý. 13 Mart Savaþçýlarý’nýn baþeðmez tutumlarýyla bu saldýrýnýn boþa çýkarýlmasýnda önemli yeri olduðu belirtildi. “Seyitler, Denizlerin yolundan, Muratlar, Sibeller, Aysunlar Seyitlerin yolundan yürüyerek Partimize bu niteliði kazandýrdýlar. Anýlarýný ve adlarýný sonsuza kadar yaþatacaðýz.” denilen metin, “Adlarý Onurumuz Kavgalarý Adýmýzdýr!”, “Yaþasýn 13 Mart Genç Komünistler Birliði!”, “Yaþasýn Partimiz TKEP/LENÝNÝST!” sloganlarýyla son buldu. Daha sonra kadýn yoldaþlarýmýzýn okuduklarý þiirler ve hemen ardýndan hazýrladýðýmýz dia gösterimi ve tekrar okunan bir þiirle devam etti. Ardýndan etkinliðimizde bulunan ve 13 Mart’ta bayraklaþan yoldaþlarýmýzý tanýyan, ayný dönemde birlikte faaliyette bulunan iki deðerli dostumuzun yoldaþlarýmýzý anlatýmýyla etkinliðimiz son buldu. 50-60 kiþinin katýlým gösterdiði etkinliðimiz bu bölgede bir baþlangýç olmasýyla iyi bir etki gösterdi. Yoldaþlarýmýzý onlara yakýþýr þekilde andýk. Onlarýn adlarýnýn ve davalarýnýn sürdürücüsü olduðumuzu tüm dostlarýmýza bir kere daha gösterdik. Böylesi kahraman yoldaþlara sahip olmanýn gurur ve onurunu taþýdýk.

Ýsviçre’den Leninistler NOT: Elimize e-posta yoluyla ulaþan bu yazýyý haber niteliðinden dolayý yayýmlýyoruz


Zor Dönemlerin Devrimcisi Olabilmek

çektirmek için burjuvazi gözü dönmüþ bir þekilde yozlaþtýrma saldýrýlarýna hýz veriyor. Sermayesini, medyasýný elinde bulunduran her gücü bu konuya seferber etmiþ durumdadýr; ama bütün bu gayretkeþliðe raðmen bu topraklar devrimciyi yetiþtirmeye Denizlerin, Mahirlerin yolundan giden gençleri burjuvazinin karþýsýna dikmeye devam ediyor.

Sýnamalardan Güçlü Çýkmak

Burjuvazinin bütün yönelimlerini boþa çýkarmak, mücadeleyi kararlý bir þekilde sürdürmek yine de kolay olmuyor. Zor dönemler, yoldaþlýðýn sýnamalardan geçtiði dönemlerdir. Kolay dönemler diyebileceðimiz, imkanlarýn çok geniþ olduðu, devletin saldýrýlarýna sýkEzenle ezilen sýnýflar arasýndaki mü- ve emekçileri daha rahatça sömürebilcadele sertleþtikçe, saflarý sýklaþtýrmanýn mesi, krizini daha rahat yönetebilmesi i- lýkla maruz kalýnmayan zamanlarda -ki önemi daha iyi anlaþýlýyor. Bu öyle bir çin bildiði bütün yöntemleri devreye so- artýk böyle bir döneme rastlamak mümsüreç ki, geçici yol arkadaþlarýnýn saflarý kuyor. Fiþleme, takip, gözaltý, mahkeme, kün deðildir- devrimci olmak kolaydýr. terk edeceði, ancak proletaryanýn davasý- tutuklama, hapsetme, zindanlarda katlet- Fedakarlýk gerektirmeyen dönemlerde, büyük sözler sarf etmek kolaydýr. Ýstedina sonuna kadar baðlý kalanlarýn mücame… bütün bunlarý çökmekte olan sisdeleyi sürdürebileceði çetin bir süreç. temlerini bir gün daha ayakta tutabilmek ðin kadar tafra satabilirsin. Ne de olsa kimse senden o büyük sözlerin gereðini Deyim yerindeyse “Deprem kargaþasýiçin uyguluyor ve daha ötesine geçip, yerine getirmeni istemeyecektir. Ne de dýr/ Yalnýz saðlam binalar ayakta kalýr”. bunlarý göz korkutmak amacýyla aleni Yalnýz devrim ve sosyalizm için bütün bir þekilde savunuyor. Toplum büyük bir olsa o kadar çok sesli türküde kimse yüreðinin eksikliðini hissetmeyecektir; abir ömrünü ortaya koymuþ olabilenler baský altýnda korku nöbetlerine tutulsun ma ya fedakarlýk gerektiren dönemlerde? bu süreçten daha da güçlenmiþ olarak çý- isteniyor. Herkesin söylediklerini pratikte gösterkabilecek ve mücadelenin tüm yükünü Bütün bu yapýlanlara raðmen devomuzlayabileceklerdir. rimci mücadelenin sürüyor olmasý, Tür- mesini gerektiren dönemlerde? Büyük sorumluluklar ve sýký bir çalýþma gerekBu dönem, devrim ve sosyalizmin kiye ve Kürdistan topraðýnýn ne kadar tiren dönemlerde?.. Ýþte böyle dönemleryükseliþi açýsýndan nesnel olarak güçlü verimli olduðunu gösteriyor. Ve bu nede fedakar olanlar, proletaryanýn davasýolduðumuz bir dönemken, burjuvazinin denledir ki, devlet þimdi bu topraklarýn na sonuna kadar baðlý olanlar, koyu katürlü saldýrýlarýyla karþý karþýya kalmadokusunu bozmaya çalýþýyor. Ýnsanlarý ranlýkta gökyüzünde parlayan yýldýzlar mýz anlamýnda zor bir dönem. Burjuvayozlaþtýrmaya, uyuþturucu, alkol ve fugibi kendilerini hemen belli ederler. Elzi, devrimi yenilgiye uðratabilmek için huþ bataðýna çekmeye çabalýyor. Özelboþ durmuyor. Tarihte yok oluþa giden likle gençleri burjuva kültürle yozlaþtýr- lerini taþýn altýna koyarlar ve “madem her sýnýfýn yaptýðý gibi, bunu engelleme- maya, futbolla, pop satar yarýþmalarýyla, tarih bana bu sorumluluðu yüklüyor, beye, engelleyemiyorsa geciktirmeye çalý- biri bizi gözetliyor ya da biz evleniyoruz nim kiþi olarak yapacaðým tek þey, tarihin hükmüne uymaktýr” diye düþünürler. þýyor. Burjuva zorla devrimci saflarý da- türü programlarla onlarýn beyinlerini uElbette tarihte kiþilerin rolleri sýnýrlýdýr; ðýtmaya, ordusuyla polisiyle korku salyuþturmaya çalýþýyorlar. Ýþçi ve emekçi maya, karþý-devrimci örgütlenmelerle iþ- gençleri devrim mücadelesinden el etek onlar yalnýzca akýþýn hýzýný yavaþlatabilir ya da artýrabilir; ama tarihin insanlara çi sýnýfý ve emekçilerin, devbiçtiði rol belirginleþmiþse ondan rimci ve komünistlerin üzerine kaçmak devrime yapýlacak en büsaldýrmaya gayret gösteriyor. Burjuvazinin bütün yönelimlerini yük kötülüktür. En zor dönemlerde Kitle gösterilerine saldýrma, gözaltýna alma, iþkence, tecaboþa çýkarmak, mücadeleyi kararlý yoldaþlarýný yalnýz býrakmak burjuvaziye karþý sýrt sýrta omuz omuvüz tehdidi, sokak ortasýnda bir þekilde sürdürmek yine de za birlikte savaþtýðýn insanlarýn kurþunlama… bütün bunlar kolay olmuyor. Zor dönemler, saflarýný terk etmek her þeyden önburjuvazinin deðiþik dönemlerde baþvurduðu yöntemler. Seryoldaþlýðýn sýnamalardan geçtiði ce kiþinin kendisine olan saygýsýný zedeler. Burada önemli olan þey mayenin devleti, sermayeyi dönemlerdir. baðlýlýktýr. Leonardo Da Vinci’nin koruyabilmek için, onun iþçi

19


dediði gibi, “Baðlýlýk silahtan güçlüdür”. Bir devrimci yoldaþlarýna, ideolojisine, sýnýfa ve partisine baðlýysa onun üstesinden gelemeyeceði zorluk yoktur. Sabýrla ve umutla çalýþýr ve her türlü engeli, güçlüðü aþar ve “nehirler gibi aka aka” yoluna devam eder. Belki ayaðý takýlýr, belki tökezler, düþer, yere kapaklanýr ama her defasýnda yeniden kalkar ve hedefine doðru yürümeye devam eder. Zor dönemler, küçük burjuva hastalýklarýn da depreþtiði dönemlerdir. Bir iþi yapmamak için gerekçecilik, ertelemecilik, bananecilik, olaylara hep olumsuz açýdan bakma, “nasýl yapýlýr”dan çok “neden yapýlmaz” üzerinde durma, boþ vermiþlik, kendiliðindencilik, tembellik, alýþkanlýklarýn gücünün su yüzüne çýkmasý gibi özellikler, ilk fýrsatta kendini belli ederler. Ve hatta çoðu zaman kiþi, kendisi bile farkýna varmaz bunlarýn. Yaptýðýnýn bu yukarýda saydýðýmýz küçük-burjuva özelliklerden birine denk düþtüðünü anlamaz bile. Zor dönem devrimcisi olmak, sana ihtiyaç duyulan zamanda ihtiyaç duyulan yerde olmaktýr. Zor dönem devrimciliði zoraki devrimcilik deðildir. Gerçek devrimciler, gerçek komünistler gönüllü bir þekilde çalýþan, yaptýðý iþe inanan insanlardýr. Devrimciler, çile çeken insanlar deðildir. Kendimizi Çerniþevski’nin Nasýl Yapmalý kitabýndaki Rahmetov gibi çivili yataklarda yatmaya zorlayarak sýnamamýz gerekmiyor ama, her an diken üzerinde olmalý ve “acaba yapmamýz gere-

ken baþka ne var?” diye düþünmeliyiz. Zor dönemin devrimcileri, zorluklar karþýsýnda yýlmazlar. Zorluk da sadece maddi zorluk deðildir. Ýnsan örgütleyememek de bir zorluktur. Burjuvazinin karþýmýza çýkardýðý engelleri aþamamak da bir zorluktur. Ýliþki ve imkan yaratamamak da bir zorluktur. Ama zor dönem devrimcileri bunlar karþýsýnda havlu atmazlar; inatla çalýþýr, her zaman kendilerini yeniden gözden geçirir, keþfedilmemiþ yanlarýný ortaya çýkarýr, zayýf yanlarýný güçlendirir ve mücadeleye devam ederler. Baþka birinin iþini yapýyormuþ gibi deðil, bu mücadelenin kendi davasý olduðunu bilerek. Zor dönem devrimcileri her zaman umutludurlar. Asla umutsuz kalmaz, asla karamsarlýðýn bataðýna saplanmazlar. Dünyayý deðiþtirme eyleminden vazgeçmenin bu aþaðýlýk sistemin bir gün daha yaþamasýna razý olmak anlamýna geldiðini ve bunun her gün binlerce insanýn açlýktan ölmesi, yoksulluk çekmesi ve iþsiz kalmasý olduðunu bilirler. Leninistler, kolay dönemlerin deðil, zor dönemlerin devrimcileridirler. Yýllarca, sabýrla, umutla ve en önemlisi de bilinçle mücadele etmiþlerdir. Hiçbir zaman an’da takýlý kalmamýþ, hep geleceðe bakmýþlardýr. Bugünün aþýlacaðýný, önemli olanýn geleceði kurmak için çalýþmak olduðunu bilerek hareket etmiþ ve her koþul altýnda umutlarýný canlý tutmaya ve büyütmeye önem vermiþlerdir. Bundan sonra da umudu büyütmeye devam edeceklerdir; çünkü devrim biziz.

AFÝÞ YAPAN OKURLARIMIZA GÖZALTI

Sarýgazi’de Jandarma Terörü Ve Ýþbirliði Teklifi

Y.E.Mücadele Birliði’nin çýkardýðý “Devrimci Tutsaklar Özgürleþmeden Emekçi Sýnýflar Özgürleþemez” yazýlý özel sayýlarý yapýþtýrmak için sabah, saat 09.00 sularýnda Göztepe civarýnda afiþleme yapmaya baþladýk. Carrefourre civarýndan Göztepe Köprüsü’ne doðru ilerlemeye baþladýk. O esnada suyumuz bitti, iki arkadaþýmýz afiþlerin baþýnda duruyordu, biz de su almaya gittik. Geri döndüðümüzde bir sivil polis aracýnýn yolun kenarýna park ettiðini gördük ve arkadaþlarýmýzýn yanýna doðru ilerledik. Ýki sivil polis arkadaþlarýmýzýn yanýndaydý. Ýzin belgesi bizde olduðu için biz de yanlarýna gittik ve izin belgesine baktýktan sonra telsizden anons yaptý ve üç sivil polis aracý olay yerine geldi. Bizi gözaltýna aldýlar ve Göztepe Polis Merkezi’ne götürdüler. Hastaneye götürüldükten sonra bir arkadaþýmýzý yaþý küçük olduðu için Kadýköy Çocuk Polis Merkezi’ne götürdüler. Karakola geri götürüldük ve GBT sonuçlarýnýn gelmesini bekledik, sonuçlar gelince gýyabi tutuklamasý olan arkadaþýmýzý bir gün daha alýkoyarak bizi savcýlýða çýkarýp serbest býraktýlar, o arkadaþýmýz da ertesi gün savcýlýða çýkarýlarak serbest býrakýldý. BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! ÝÞÇÝLERÝN VE EMEKÇÝLERÝN SESÝ MÜCADELE BÝRLÝÐÝ SUSTURULAMAZ! Y.E.Mücadele Birliði Okurlarý/ÝSTANBUL

20

9 Mart Salý günü, Sarýgazi Mehmetçik Lisesi önünde YÖK’ü protesto etmek üzere düzenlenen basýn açýklamasýna jandarma saldýrdý. Çýkan çatýþma sýrasýnda bir komutanýn kafasýna gelen taþý bahane eden jandarma kuvvetleri, Mehmetçik Lisesi’ne adeta bir baskýn havasýnda girerek, gözüne kestirdiði gençleri gözaltýna aldý. Hýzýný alamayýp liseye hiç de yakýn olmayan Ayýþýðý Sanat Merkezi Sarýgazi Þubesi’ne de izinsiz giren jandarma, çevredeki gençleri de keyfi bir þekilde gözaltýna aldý. Bu esnada Y.E.Mücadele Birliði okuru bir iþçi arkadaþýmýzý da gözaltýna aldýlar. Onlarca kiþinin toplandýðý jandarma karakolunda, olayla alakasýz olduðu düþünülenler býrakýlýrken 16 kiþi keyfi olarak tutulmuþtur. Gözaltýnda herkesin gözü baðlanmýþ ve sürekli kaba dayak iþkencesi uygulanmýþtýr. Öðrencilere okutmadýklarý kaðýtlara zorla imza attýrýlmaya uðraþýlmýþ, ayrýca okurumuza da Ayýþýðý Sanat Merkezi’nde olup bitenleri anlatmasý yönünde iþbirliði teklif etmiþlerdir. Ýþbirliði yapmasý halinde çok zengin olacaðýný söyleyen jandarma timlerine okurumuz, “Ben onursuz deðilim” diyerek cevap vermiþtir. Bunun yaný sýra gözaltýna alýnanlarýn bazýlarýna Ayýþýðý Sanat Merkezi hakkýnda sorular sorulurken, sanat merkezine gitmemeleri yönünde de baský yapýlmýþtýr. Ertesi gün 16 kiþiden 15’i tutuksuz yargýlanýrken, komutana taþý attýðý öne sürülen Mehmetçik Lisesi’nden bir öðrenci de tutuklanmýþtýr. BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! Y.E.Mücadele Birliði Okurlarý/Sarýgazi


PRATÝK ve YARATICI ÇALIÞMANIN DEHASI:

SVERDLOV Sverdlov ismini hiç duydunuz mu? Hani þu Urallý delikanlý…Genellikle adý pek bilinmeyen Yakov Mihayloviç Sverdlov, aslýnda Ekim Devrimi’nin baþ karakterlerindendir. Lenin’in parti içindeki yakýn çalýþma arkadaþý olan Sverdlov, 1919 yýlýnda 30’lu yaþlarýn baþýnda ölümsüzleþtiðinde, Tüm Rusya Merkez Yönetim Kurulu Baþkanlýðý görevindeydi. Sverdlov kýsa bir yaþam sürmüþ olsa da, bu kýsa yaþama büyük iþleri sýðdýrmayý baþarmýþtýr. Tabii bir de tutsaklýklar ve aðýr sürgün yaþantýlarý... Sverdlov’un teorik konularda çalýþma yapmaya hiç fýrsatý olmamýþtýr. O pratik ve yaratýcý çalýþmanýn dehasýdýr. En sade sözlerle yaþamýný anlatmak gerekseydi, devrimci pratiðin el kitabýdýr demek uygun düþerdi. Ýyi bir örgütçü teoriyi pratikle buluþturmayý bilendir. Sverdlov bunun en güzel ve çarpýcý örneklerindendir. Bir yerde “Kitabý yaþamla sýnýyorum, yaþamý da kitapla; bu benim eðitimim” diyor. Sverdlov ziyaret ettiði iþçi ailelerinde evin bir üyesi gibi davranýr. Sýcak ve içten davranýþlarýyla aileyi kavrar. Evin hanýmýna yardým eder, çocuklarla oyun oynar, sobayý yakar, bebeði uyutur… Kýsacasý devrimciliði yapýlmasý gerekenler listesi olarak algýlamaz. Sýcak, rahat ve samimi davranýþlarýyla gittiði ailenin -en yoðun baský koþullarýnda bile- gelmesinden korkulan deðil, gelmesi istenilen ve özlenilen bir ferdi olurdu. Sverdlov’un örgütçü yeteneði, özünde Marksizmi iyi kavramasýnýn sonucuydu. Örgütlenecek bireye, gruba, komiteye veya mahalleye sadece konuþarak bir þeyler aktarmaya çalýþmak eksik bir çabadýr. Çünkü konuþtuklarýný özümsememiþ ve davranýþlarýna yansýtamamýþ bir devrimci karþýsýndakilere güven veremez. Ki güven de örgütlenmenin esaslarýndandýr. Bu güveni ise anlatan kiþinin anlattýklarýyla yaptýklarý arasýndaki uyumun kendisinden baþka hiçbir þey veremez. Sverdlov bu konuda en ileri örneklerden biridir. Sverdlov cisimleþmiþ bir devrimdi.

Günlük çalýþma içinde bu devrimci özellikler öylesine kendini gösterirdi ki, ona güvenen, seven ve saygý duyan iþçiler onun anlattýðý þeyleri, örneðin komiteleþme konusunu, büyük bir ciddiyetle dinleyip, hayata geçirmeye çabalarlardý. Sverdlov kendini iþçi ve emekçi halklarýn bir parçasý olarak görür ve onlarla bir arkadaþlarý, bir dostlarý olarak konuþurdu. Çoðu zaman yapýlan bir hatada olduðu gibi iþçilere üstten bakmazdý; aksine iþçilerin yaptýklarý hatalarý zamanýnda kendisi dahil herkesin yapmýþ olabileceðini veya bilgisizliklerinin bu aðýr çalýþma koþullarý altýnda normal olduðunu hissettirir ve onlarý rahatlatýrdý. Ki bu yýllarca ezilmiþ, hor görülmüþ iþçilere özgürce soru sorma ve hata yapmaktan korkmadan hareket etme imkaný verirdi. Yine Sverdlov’un örnek almamýz gereken en önemli özelliklerinden biri; bireyleri yeteneklerine uygun þekilde konumlandýrmasýydý. Bu konunun üzerinde önemle durmak zorundayýz. Sýk sýk yapýlan hatalardan biri, baþarýlý bir devrimcinin her iþi kendi üzerine almasý anlayýþýdýr. Oysa baþarýlý bir devrimci her iþi uygun kiþilere vermesini bilendir. Bunu baþarmaksa çevre iliþkilerimizi, olanaklarýmýzý iyi tanýmak, yerine ve zamanýna göre deðerlendirmekle mümkündür. Peki Sverdlov, Çarlýk’ýn yoðun baskýsý ve pratik faaliyetin koþuþturmasý içinde bu kadar iþi nasýl baþarýyla yerine getiriyordu? Planlý ve disiplinli çalýþmayla. Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Ýlgilenilen insanlar, komiteler, faaliyet yürütülen bölgeler üzerinde ciddiyetle kafa yormak, yapacaklarýný kýsa ve uzun vadeliler olarak planlamak, en önemli toplantýlardan günlük ev ziyaretlerine kadar gidilen her yere planlý ve hazýrlýklý gitmek. Ve tüm bunlarý yaparken disiplinli olmak. Çünkü en iyi planlar ve organizasyonlardan bile disiplin olmadan (gevþek davranýldýðýnda) sonuç alýnamaz. Örgütlenme faaliyetinde süreklilik olmazsa olmazlardandýr. Sverdlov giriþtiði iþlerde sonuç alýcý bir çalýþma yürütürdü. So-

nuç alýcý çalýþmadan kasýt nedir?Örgütselpolitik çalýþmalarda süreklilik olmazsa sonuç alýnamaz. Örneðin dergi ve bildiri daðýttýðýnýz bir bölgede olumlu karþýlanabilirsiniz hatta çeþitli iliþki ve olanaklar yakalayabilirsiniz. Fakat orada sürekli, ýsrarcý ve azimli bir örgütlenme çabasý olmaksýzýn sonuç alamazsýnýz. Süreklilik öylesi bir þeydir ki en etkili olduðunuz, en çok iliþkinizin olduðu yerde dahi süreklilik gösteremezseniz sonuç alamazsýnýz. Tabi ki önceki yapýlanlar asla boþa gitmez, ancak sonuç almaya da yetmez. Karþý devrim, devrimcileri yýldýrmak için onlarýn mücadele azmini kýrmaya uðraþýr. Bir devrimcinin karamsarlýða kapýlmasý, sürekli þikayet etmesi, isteksizleþmesi kýsacasý devrimci iradesinin kýrýlmasý düþmanýn zaferi anlamýna gelir. Çelik gibi sinirlere sahip olmayanlar, sürekli engellenme ve saldýrýlar karþýsýnda umutsuzluða kapýlabilirler. Sürgünler, iþkenceler ve zindanlar Sverdlov’un yüzünden o gülümsemeyi hiçbir zaman silemedi. Bunun nedeni Sverdlov’un devrime olan inancý, iyimserliði ve devrimci iradesidir. Kapý kapý dolaþýrken terslenebilirsiniz, tam bir yerde iliþkiler yakaladýðýnýz sýrada tutuklanabilirsiniz, yoldaþlarýnýzý katledebilirler… Sermaye devrimin yükseliþini engellemek için tüm baský ve zor araçlarýný kullanacaktýr. Ama belki biraz yavaþlatmaktan baþka ne iþe yarar ki bu? Marksizmin bilimselliðini kavradýysanýz devrimci iradenizi kimse kýramaz. Ýþte bu yüzden Sverdlov’u düþünceli görmek mümkündü, ama karamsar görmek imkansýzdý. Ve bu yüzden o hep esprili, coþkulu ve iyimserdi. Sverdlov’dan öðrenelim!

21


20 MART VE ÝNSANLIÐIN IRAK ÝÞGALÝNÝN I. YILDÖNÜMÜ KOMÜNÝZM YÜRÜYÜÞÜ ÝSVÝÇRE’DE PROTESTO EDÝLDÝ 20 Mart Irak’a yönelik emperyalist saldýrýnýn baþladýðý gün. Geçen yýl bu tarihe kadar dünyanýn dört bir yanýnda halklar ayaða kalktýlar. Tüm soluklarýyla bu emperyalist yaðma savaþýna karþý olduklarýný haykýrdýlar. Yüz milyonu aþkýn kiþi katýldý gösterilere. Ama savaþ, kaçýnýlmaz bir alýnyazýsý gibi baþladý. Fakat halklarýn emperyalist saldýrganlýða olan öfkesi dinmedi. Tam tersine artarak sürüyor. Ýþgalciler bizzat kendi evlerinde yükselen protestolarla köþeye sýkýþýyor. Irak savaþýnýn yýldönümünde sadece iþgalci ülkelerde milyonlarca insan sokaklara döküldü. Roma’da 1 milyon kiþi, Ýspanya’da yüz binlerce insan alanlardaydý. Washington yönetimi Bush ve Powell’ýn aðzýndan “ittifak sapasaðlam ayakta” dese de, ilk gediði açan Ýspanya iþgalcilerin akýbetinin ne olacaðýný açýkça gösteriyor. Vietnam Savaþý dönemindeki protestolarla kýyaslanabilecek eylemler yaþanýyor. Peki bu yaygýn eylemler nereden besleniyor? Öyle ya, “sosyalizm çökmüþ, kapitalizm zaferini ilan etmiþken” bunca insan neden ayaða kalkýyor? Soyut bir savaþ karþýtlýðý ise bu, daha önceki savaþlarda neden böylesi yaygýn, etkin ve köklü eylemlere yönelmedi insanlýk? Burada köklü bir deðiþim dinamiðini görmek gerekiyor. Bu, kapitalizmi aþma eðiliminin dýþavurumundan baþka bir þey deðil. Ýnsanlýk kapitalizm altýnda gelebileceði yere kadar geldi. Bir sýnýra dayandý. Tarih, insanlýðý kapitalizmi aþma göreviyle yükümlü kýldý. Üretici güçler kendine ayakbaðý olan sermaye düzenine artýk daha fazla tahammül edemez. Bilince çýkarsýn ya da çýkaramasýn, yaþam, insanlýðý kapitalizmden daha üstün bir toplumu, sosyalizmi örgütlemeye yöneltiyor. Bu gerçeði gizlemek için sermaye dünyasýnýn “küreselleþme karþýtlarý” þeklinde muðlaklaþtýrmaya çalýþtýðý uluslararasý hareket anti-kapitalist hareketin ta kendisidir. “Baþka bir dünya mümkün” diyerek, “kapitalizm öldürür, kapitalizmi öldürün” diyerek yeni bir dünya yaratma mücadelesine atýlan yýðýnlar, faþist ABD yönetimi ve emperyalist saldýrganlýk þahsýnda tüm bir kapitalizmi hedef almýþ oluyorlar. Irak savaþýnýn yýldönümünde dünyanýn dört bir yanýndan milyonlarca insanýn sokaklara, alanlara dökülmesi, harekete geçmesi, bu tarihsel koþullarýn bir sonucu. Bu, bir dönüm noktasýnýn, sýçrama noktasýnýn anlatýmý. Bu yüzden 20 Mart eylemleri çok önemli. Tüm dikkatleri yöneltmemiz gereken nesnel deðiþime, kapitalizmi aþma eðilimine iþaret ediyor. Tüm dünyada hareketin yönü artýk daha net. Yeni bir evreye ulaþmýþ bulunuyoruz. Son eylemler de gösteriyor ki insanlýðýn sosyalizm yürüyüþü sürüyor.

22

Bundan bir yýl önce ABD emperyalizmi “kimyasal silahlar”ýn varlýðýný bahane ederek Irak topraklarýný iþgal etti.Yüzlerce bomba, binlerce mermi ve silahla girdikleri Irak’ta kendi emperyalist amaçlarýný sürdürmeye çalýþýyorlar. Irak halkýný teslim almak için giriþtikleri her operasyon ve katliam giriþimi ise bir bumerang gibi kendilerini vuruyor. Ýlk baþta kolay zafer sarhoþluðuna giren emperyalistler, þimdi Irak halkýnýn gösterdikleri direniþ karþýsýnda kabus yaþýyorlar. Tüm dünyanýn gözleri önünde emperyalist haydutlarýn pervasýzca baþlattýklarý savaþ ve iþgal giriþimi tüm dünya halklarý tarafýndan lanetleniyor. Emperyalistlerin iþgalin gerçek amacýný saklama çabalarýna raðmen, dünya emekçi halklarý saldýrýnýn asýl nedenini bilince çýkarmýþ durumdadýrlar. Ýþte bu gerçeklikten dolayý, dünyanýn 50 ülkesinde, iþçi, emekçi yoksul köylüler, demokrat, sosyalist, anarþist ve komünistler bu iþgali protesto edip Irak halkýnýn direniþini destekleyip selamladýlar. Dünyanýn hemen hemen her yerinde milyonlarca insan sokaklara çýkýp iþgale karþý çýktýlar ve emperyalistlerin istedikleri gibi davranmayacaklarýný gösterdiler. Ýþgalin birinci yýldönümünde Ýsviçre’de de büyük bir miting gerçekleþtirildi. Saat 13:30’da Bern þehrinde baþlayan mitinge yaklaþýk 5-6 bin insan katýldý. Bern Parlamentosunun karþýsýnda toplandýktan sonra yürüyüþe geçilen eylemde iþgali lanetleyen sloganlar atýldý. Türkiye ve K. Kürdistan’dan da çeþitli siyasi yapýlarýn katýldýðý eylem coþkulu bir þekilde geçti. Enternasyonal dayanýþmanýn önemi üzerinde çeþitli sloganlarýn atýldýðý eyleme biz de “Kapitalizm Öldürür Kapitalizmi Öldürün” sloganýnýn Ýngilizce yazýldýðý pankartýmýzla katýldýk. Yürüyüþten sonra tekrar toplanma alanýna gelindi. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan miting sona erdi. Kahrolsun Emperyalist Barbarlýk! Yaþasýn Enternasyonal Dayanýþma! Yaþasýn Sosyalizm! Ýsviçre’den Leninistler


KIZILDERE’DE ETE KEMÝÐE BÜRÜNEN SÝPER YOLDAÞLIÐI

3

0 Mart 1972… THKO ve THKP-C savaþçýlarý bir destan yazdý… KIZILDERE DESTANI…

68 kuþaðýnýn gençleriydiler, dinamik, kararlý ve hayatlarýný hiç tereddüt etmeden iþçi ve emekçilerin kurtuluþu yoluna serecek kadar da olgundular. Onlar bahsedildiði gibi heyecanlý ve “masum” gençler deðildiler, bu iþin bir oyun olmadýðýný daha bu yola çýkarken biliyorlardý. Faþizmin iþkencehanelerinde direnen, zindanlarýnda teslim olmayan bir geleneðin yaratýcýlarýydý onlar. Devrimci mücadelenin yükselmesi, gençlik hareketinin ideolojik bir birikime kavuþarak emperyalizmi yýkmanýn yollarýný aramasý ve silahlý mücadelenin gerekliliðini pratikte de illegal temelde bir mücadeleyle hayata geçirmeleri, faþizmin saldýrýlarýný da pervasýzlaþtýrdý. Ýþçi ve emekçilerin öncülerinin tutsak edildiði, devrimci önderlerin katledildiði böylesi bir dönemde Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan da tutsak alýnmýþlardý ve idam edilmeleri isteniyordu. Faþizm, öncüleri fiziksel olarak yok ederek herþeyi bitireceðini sanýyordu. Ancak faþizmin hesaplarý tutmadý. THKO savaþçýlarýndan Ömer Ayna ve Cihan Alptekin ile THKP-C savaþçýlarý Mahir Çayan ve yoldaþlarý, Denizlerin idamýný engellemek amacýyla Kýzýldere’de kahramanca sava-

þarak devrimci dayanýþmanýn en büyük örneðini gösterdiler. 29 Kasým 1971 günü bir özgürlük eylemiyle tutsaklýklarýndan kurtulan Mahir Çayan ve arkadaþlarý, zindandan çýkar çýkmaz ilk iþ olarak Denizleri kurtarmanýn yollarýný aramaya baþladýlar. Mahir Çayan, Ömer Ayna, Cihan Alptekin, Ulaþ Bardakçý ve Ziya Yýlmaz, THKO önderleri Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan, Hüseyin Ýnan’ý kurtarma için, Ordu Ünye’deki NATO Dinlenme Üssü’nde görevli 3 Ýngiliz teknisyeni baþarýyla kaçýrdýktan sonra, rehin aldýklarý teknisyenlerle birlikte Tokat Niksar’ýn Kýzýldere Köyü’ne giderler. Böylesi bir eylem karþýsýnda emperyalizmin uþaklarý telaþla saða sola saldýrmaya baþlar, her yer abluka altýna alýnýr ve halk, faþizm tarafýndan öncüleri ihbar etmeye zorlanýr. Gün 30 Mart’a evrildiðinde gerillalarýn kaldýðý ev tespit edilmiþ ve “Teslim olun” çaðrýlarý baþlamýþtý. Cevaplarý netti “Ölürüz ama asla teslim olmayýz.” Makineli silahlar… Havan toplarý… Ev ateþ çemberi altýndayken Mahir Çayan ve 10 devrimci gerilla kahramanca savaþarak bayraklaþmýþlardýr. Halkýn yüreðinde ve bilincinde yer eden, þiirlere, türkülere konu olan Kýzýldere, böylece devrime inancýn, kendini feda ruhunun, cesaretin, özverinin, düþmana teslim olmamanýn ve öncülere sahip çýkmanýn destaný olmuþtur. Devrim hedefini önüne koymuþ bu iki örgüt, Denizleri ancak devrimci bir eylemle kurtarabileceklerinin bilincindeydiler. Bu bilinçle devrimci eylem ve güç birliði yaptýlar. Bu birliði o dönemin reformistleri ile yapmayý akýllarýndan bile geçirmediler. Biliyorlardý ki, devrimci eylem ve güç birliði yalnýzca devrimci örgütler arasýnda gerçekleþir. THKO ve THKP-C’nin Kýzýldere’de bizlere gösterdikleri siper yoldaþlýðý örneði, geleceðimize ýþýk tutuyor. Kýzýldere deyince kuþkusuz akla kahramanlýk, feda ruhu, cesaret, inanç ve özveri geliyor. Ancak Kýzýldere’nin bizlere öðrettiði en önemli þey, ayný amaç uðruna kanlarý birbirine karýþan siper yoldaþlarýnýn devrimci dayanýþmasýdýr. Kýzýldere bir çok devrimci özelliðinin yaný sýra bugün hala kimlerle devrimci eylem ve güç birlikteliði yapýlmasý gerektiðine dair yolumuzu aydýnlatýyor. YAÞASIN SÝPER YOLDAÞLIÐI! DEVRÝM SAVAÞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR!

23



Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.