Ünlü gezgin Evliya Çelebi, 1671 yılına ait notlarında, Silifke’den Tarsus’a uzanan sahil yolunda bulunan “Mersinlioğlu” adlı bir Türkmen kışlağından söz etmektedir. Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği yer bugünkü Mersin’in kurulu olduğu bölgedir. Kaptan Beaufort, 1812’deki notlarında, “Mersina”yı birkaç kulübeden oluşan bir yer olarak tanımlamaktadır. Ch.Texier, 1830’larda, bu yöreden Tarsus’un gerçek limanı olarak kullanılan, çevresinde antik harabelerin olduğu bir köy olarak bahsetmektedir. Mersin’in, 1855’ten itibaren Adana ve civarının başlıca iskelesi haline geldiği, Th. Kotschy’nin seyahatnamesinden anlaşılmaktadır. Langlois ise, Mersin’in, antik Zephyrium harabeleri üzerinde kurulmuş çevrenin en önemli limanı olduğunu belirtmektedir.