DEVRIMCI ISCI BÜ T Ü N
Ü L K E L E R İ N
İ Ş Ç İ L E R İ
B İ R L E Şİ N !
Sayı 3, Mayıs 2005
İşçilerin bayrağı İşçilerin altında dövüşeceği tek bayrak Enternasyonal’in bayrağıdır. sayfa 3
Yürüyüş yeni başladı! Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu’nun orta yerinde, bir ateş çemberinde, her türden gericilikle savaşarak ilerlemek zorundayız. Bölgeyi insanca yaşanacak bir coğrafya, bir barış toprağı haline getirmek için, işçi sınıfının devrimci önderliğini inşa etmek zorundayız. Emperyalist çizmeler altında çiğnenen, bağrı deşilen, insanları birbirine düşürülen bu coğrafyayı, işçilerin kardeşliğiyle kurtarmaktan, halkları işçi sınıfının etrafında birleştirmekten gayrı bir çözüm yok. Bu ateş çemberinde küçük ‘huzur’ adacıkları oluşturma imkanı yok. Bireysel kurtuluş şansı yok... Türkiye işçi sınıfı bölgede kilit rolü oynayabilecek kadar büyük bir potansiyel güce sahip. Ne var ki, 25 senedir, askeri diktatörlükle ve ardından gelen neo-liberal saldırılarla paramparça edildi, mevzileri dağıtıldı, savunmasız bırakıldı. Genel olarak Türkiye sol hareketi, özelde de devrimci Marksizm bu saldırıların karşısında basiretli bir biçimde duramadı. Hâlâ da sol içinde ciddi sorunlar yaşanıyor. Bölgede yükselen ve emperyalizm tarafından halkları birbirine kırdırmak için kullanılan milliyetçilik sol hareketi de derinden etkiliyor. Özellikle son dönemde, pek çok sol grup işçi sınıfının bağımsız devrimci siyasetlerini inşa etmek yerine, işçi sınıfına yabancı ‘cephe’ler ve ittifaklar peşinde koşuyor. Bunun sonucunda da, kendisini ‘devrimci’, hatta ‘komünist’ olarak tanımlayan kuvvetler, milliyetçilik ve ‘yurtseverlik’ üzerinden çatışmalar yaşıyor. Tüm bunlar yaşanırken, Türkiye emperyalizme tam anlamıyla teslimiyet içine sokuluyor; İncirlik başta olmak üzere üsler ABD’nin
daha aktif kullanımına sokuluyor. İktidar doğrudan doğruya IMF ve Dünya Bankası gibi emperyalist kuruluşların talimatları doğrultusunda hareket ediyor, işçi sınıfı, emekçiler, yoksullar, her geçen gün daha derin bir sefalete sürükleniyor. Tüm bunların gerçekleşmesinin yegane sebebi devrimci önderlik boşluğudur. Başka deyişle, işçi sınıfını yeniden ayakları üzerinde dikilmeye, mücadelelere yöneltecek, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı direnişi örgütleyecek, milliyetçilik gibi işçi sınıfı çizgisine yabancı siyasetlere karşı enternasyonalizm bayrağıyla savaşacak bir devrimci önderlik inşası, Türkiye ve bölge işçi sınıfı açısından bir ölüm kalım meselesidir. Devrimci İşçi, bu önderliğin inşası için yola çıkmıştır. İçinden geldiğimiz devrimci Marksist akımın önceki süreçte yaşadığı kriz ve güçlükler dikkate alındığında, mütevazı ama önemli adımlar atılmıştır. Bunun bir ifadesi olarak 1 Mayıs’ta İstanbul’da kendi bayrağımızla yürünmüş, Ankara’da Enternasyonalist Cephe içinde yer alınmış, İzmir ve Kıbrıs’ta sendikalarla hareket edilmiştir. Ama bunlar yeterli değildir. Devrimci önderlik, bir öncü grubunun doğrusal büyümesine indirgenemez. Bu nedenle, Devrimci İşçi, sınıf mücadelesine ve anti-emperyalist kavgaya daha fazla müdahale edebilmek için devrimci Marksist güçlere daha fazla yönelecektir. Evet, yürüyüşümüz yeni başladı. Gelecek süreç daha fazla özveri gerektiriyor. Bunu başarmak için yaslanacağımız en önemli güç ise enternasyonal geleneğimizdir...
Şovenizmin yükselişi ve ODTÜ Yükselen şovenizm “sol”da da yansımasını buluyor. sayfa 4-5-6-7
Burjuva devletinin copu! Seydişehir’de işçilere kalkan cop, tüm işçi sınıfının kafasına inmiştir. sayfa 8
Eğitim-Sen kapatılamaz! Eğitim-Sen davası sınıfa saldırılara karşı mücadele aracına dönüştürülmelidir. sayfa 9-10
Dünyanın dört tarafı isyan! Almanya, Fas, Ekvador, Arjantin... Sınıf mücadelesi sürüyor, Dördüncü Enternasyonal büyüyor... sayfa 13-14-15