Yeni Dönem Sayı: 9 24 yıl sonra 12 Eylül'ün ayak izleri... - İŞÇİ CEPHESİ
Açıklama [1]: <!--[if !supportEmptyParas]--> Açıklama [2]: <!--[endif]-->
NATO karşıtı kampanyanın gösterdikleri - DERYA DENİZ Bakırköy Sümerbank'ta mücadele sürüyor - MURAT YAKIN Eğitim-Sen kapatılamaz ! - FUAT KARAN
Sivas'ın ateşi sönmedi
- DERYA DENİZ
Emek hareketinden... - MAVİ MAYIS
Irak'ta işgalin gerçek yüzü - UİB-DE Venezüella: Sivil darbeyi yenilgiye uğratalım - UİB-DE İsyanın kenti Dersim’den Merhaba... - OKUYUCU MEKTUBU
Açıklama [3]: <!--[if !supportEmptyParas]--> Açıklama [4]: <!--[endif]--> Açıklama [5]: <!--[if !supportEmptyParas]--> Açıklama [6]: <!--[endif]--> Açıklama [7]: <!--[if !supportEmptyParas]--> Açıklama [8]: <!--[endif]--> Açıklama [9]: <!--[if !supportEmptyParas]--> Açıklama [10]: <!--[endif]-->
24 yıl sonra 12 Eylül'ün ayak izleri...
Açıklama [11]: <!--[if !supportEmptyParas]--> Açıklama [12]: <!--[endif]--> Açıklama [13]: <!--[if !supportEmptyParas]-->
İşçi Cephesi
Açıklama [14]: <!--[endif]-->
Türkiye'de burjuva demokrasi sistemi bizzat burjuvazi tarafından sık sık ihlal edilir. Burjuva kapitalist devlet, çıkarlarını koruma ve geliştirme adına burjuva demokrasisinin işleyişi önündeki en büyük engel haline gelir. Burjuvazi için demokrasinin sınırı kendi sınıf çıkarlarının sınırları ötesine geçmez. Demokrasi ancak burjuvazinin çıkarlarına uygun olduğu sürece demokrasidir. Ötesi tehlikedir. Burjuvazinin en büyük marifeti kendi sınıf çıkarlarını tüm toplumun genel çıkarları olarak kabul ettirme gücündedir. Bu nedenle Türkiye'de burjuva kurumlarının varlığı ve işleyişinin, seçimler, parlamento ve hukuk başta olmak üzere egemenler tarafından geçersiz kılınmasına sık rastlanır. Neredeyse bir kural haline gelen bu durum kimseyi de şaşırtmaz. Burjuvazinin her durum için mutlaka bir açıklaması vardır. Kendileri için tek kuruş istemeyenlerin kuşkusuz önde gelen amacı devletin, milletin büyük çıkarlarıdır. Onlarda bu çıkarların bekçisi ve sahibidir.
Açıklama [16]: <!--[endif]-->
Açıklama [15]: <!--[if !supportEmptyParas]-->
Açıklama [17]: <!--[if !supportEmptyParas]--> Açıklama [18]: <!--[endif]-->
MİT-Mafya-Siyaset üçgeninde birçok pisliğin açığa çıkmasına yolaçan Susurluk kazası sonrasında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı en popüler ifadeydi. Eğer çürükler ayıklanırsa, daha basiretli yöneticiler olursa sorun çözülecekti. Böyle düşünüldü çünkü sorun sisteme içkin yapısal bir sorun olarak değil dönemden ve kişisel hatalardan kaynaklı olarak kabul edildi. Oysa MİT-Yargıtay-Mafya ekseninde açığa çıkan ilişkiler yapısal anlamda Susurluk'tan bu yana değişen bir şeyin olmadığını gösteriyor. Sorunun kaynağında ceberrut devletin bugünkü işleyiş yöntemi olan asker-polis rejimi var. MİT-Yargıtay-Çakıcı üçgeni bu tablonun son örneklerinden. Kuşkusuz asker-polis rejiminin temsilcileri dün olduğu gibi bugünde sorunun kişisel olduğunu söylüyor. Devlet Erkanı için kişisel hatalarla saygın kurumların yıpranması önemli bir sorun. Yargıtay Başkanı'nın içinde bulunduğu ilişkilerin
Açıklama [19]: <!--[if !supportEmptyParas]--> Açıklama [20]: <!--[endif]-->