SAVUNMA Adalet ve özgürlük için
21 Mart 2017 Sayı 5
NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA AÇLIK GREVİNDE! DUYDUNUZ MU? Nuriye Hoca, Semih Öğretmen ve Acun Öğretmen Yüksel’de Ankara soğuğunda direniyorlar yaklaşık 4 aydır. Ankara’nın ayazını bilen bilir, ne karlar yağdı üzerlerine, ne yağmurlar ıslattı… Ama onların çelikleşmiş iradeleri vardı, ne kadar gözaltına da alınsalar, ne kadar soğukta da kalsalar Yüksel Caddesi’nde onları sıcak gülüşleriyle gördük hep. Nuriye Hoca heykelin önünde tek başına dururken bir gün Semih Öğretmen katıldı yanına. Ardından birçok yere yayıldı direniş ve devam ediyor yayılmaya. Direnişler devam ederken Semih Öğretmen ve Nuriye Hoca 11 Mart günü “işimiz, ekmeğimiz, onurumuz için süresiz açlık grevindeyiz.” diyerek açlık grevine başlayacaklardı. Açlık grevine başlayacakları günün öncesinde mecliste yaptıkları basın toplantısından hemen sonra Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından gözaltına alındılar. Acun Hoca kendi okulunun önünde başladığı direniş sırasında polisin yaptığı işkence sebebiyle rahatsızlanmış ve kalbine pil takılmıştı. Gözaltına alındığında su, şeker ve ilaçlarını dahi almayı reddetti. Direnişi gözaltında da devam ettirdi. Semih Öğretmen gözaltına alındığında önce Tem’in arkasındaki bir spor salonuna götürüldü. Burada gözaltına alınmış onlarca insan tutuluyordu. Burada-kilere önlerine bakmaları, konuşmamaları dayatılıyordu. Semih Öğretmen spor salonuna sloganlarıyla, direniş ruhuyla girdi. Direnişine işkenceyle cevap verildi ve elleri ayakları kelepçelendi. Ancak Semih Öğretmen’in kararlığının sonucunda spor salonundan çıkarılıp nezarethaneye getirildi. Semih Öğretmen de direnişi gözaltında devam ettirdi. Nuriye Hoca gözaltına alındığında işkence yaptılar ve elinde yumuşak doku zedenlenmesi oluştu, direnişi gözaltında da devam ettirdi. Nuriye Hoca ve Semih Hoca başlayacakları süresiz açlık grevine gözaltına alınır alınmaz başladılar. Avukatların itirazları ve ısrarları sonucu Acun Hoca gözaltına alınmalarının ertesi günü yani 10 Mart günü savcılığa çıkarıldı. Savcılıkta direnişi sormuşlar ona, bir de evinden çıkan birkaç kitabı. Bir öğretmenin evinde kitap olmasından daha doğal ne olabilir? Acun Hoca sormuş savcıya, “Bana işkence yapma talimatını kim verdi?” diye. Savcı “Ben verdim” deyince, sormuş Acun Hoca da “Size bu talimatı kim verdi” diye. Susmuş kalmış savcı… En nihayetinde adli kontrolle serbest bırakıldı Acun Hoca. Ertesi gün çağrı yapılan saatte Yüksel Caddesi’ne birçok yerde direnen Kamu Emekçileri geldi. Semih Öğretmen’in eşi Esra Öğretmen, daha önce direnerek işini geri kazanan açlık grevi direnişçisi Hatice Yüksel ile birlikte açlık grevine başladı.
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça gözaltı direnişlerinde su ve şeker alımını da kestiler.
Günlük basın açıklamasının yapıldığı sırada polis saldırdı. Acun Öğretmen, Esra Öğretmen, Malatya’da direnerek işini isteyen Özkan öğretmen, Veli Saçılık ile birlikte desteğe gelen 3 kişi gözaltına alındı. Bu saldırıdan sonra polis bir kez daha saldırdı. Fakat birçok insan dağılmayıp orada beklemeye devam etti. Alan yine çok kalabalıktı. Normalde gün içinde süren direniş gece de devam etti, ateşler yandı türküler söylendi. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça 14 Mart günü savcılığa çıkarıldılar ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldılar. 17 Mart günü polis tekrar saldırarak direniş alanındaki 9 kişiyi gözaltına aldı, gözaltına alınan 7 kişi serbest bırakıldı fakat Semih Öğretmen ve Nuriye Hoca Terörle Mücadele Şubesi’ne sevkedildiler. 19 Mart günü ikisi de yine serbest. Biz de biliyoruz ki bu saldırılar onların direnişlerini bitiremeyecek. Direnen Kamu Emekçileri yalnız değildir. Semih Özakça ve Nuriye Gülmen yalnız değildir!