Özgür Halk Sayı 2

Page 1

Editörden

Kürdistan Vietnamlaştı… Tarihi günlerin yaşandığı bu süreçte yeni sayımızla okurlarımızla buluşuyoruz. Ortadoğu’da tarih yeniden yazılıyor. Bu tarihi yazım sadece Ortadoğu toplamlarının değil, aslında dünya tarihini de yazan özellikleri barındırmaktadır. Çünkü tarihin kuruluş diyalektiği göstermektedir ki hemen her seferinde tarih Ortadoğu eksenli kurulmuştur. Yerleşik hayata geçiş ile ortaya çıkan tarihsel süreçler, hemen her dönemeç eski dengelerin yıkılması, yeni denge arayışları ve başat gelen güçlerin bölgeyi şekillendirdiği, buradan sistemlerin oluştuğu görülmektedir. Kuşkusuz kimi istisnalar olmuştur, ancak onlar göreceli olmuş kalıcılık arz etmemenin yanı sıra içerik itibariyle de Ortadoğu eksenli olduğu tartışmasız bir gerçektir. İçinde geçtiğimiz bu zaman da 20. yy. dengeleri yıkılmış durumdadır. Ortadan kalkan o dengeler yerine yeni denge arayışları sürmektedir. Zaten o yüzdendir ki bölge bir kaos-kriz aralığına girmiştir. Yaşanan savaşlar, yine o savaşlardaki belirsizlikler, güç-ilişki ve ittifaklardaki değişkenlikler, denge arayışlarının sonucu gerçekleşmektedir. 20 yy. dengelerinde Kürt dinamiğinin yeri yoktu. Kürdistan kabul görmeyen, yok sayılan bir yurttu. Dolayısıyla hem coğrafik olarak, hem de toplum olarak parçalandı, yok sayıldı ve üzerinde farklı sömürgeci egemenlik sistemleri inşa edildi. Yeni denge arayışlarında ise durum bunun tam tersidir. Dört parça Kürdistan ulusal birliğe doğru yol alırken, bölgedeki kaos ve krizin asıl yoğunlaştığı merkez Kürdistan oluyor. Yok sayılan varlık, kendi hakikati ile devrimci bir dinamik olarak ortaya çıkmış ve öz gücüyle bir direniş ve savaşı yükseltmektedir. Bu dinamik, sadece Kürdistan’ın özgürleşmesi anlamına gelmektedir. Eski dengeler adeta yeryüzü toplumlarının oluşumunda anlık rolü oynayan, Kürdistan’ın reddi ve inkarı özünde insanlığın kök hücresini ortadan kaldırılma hedeflendiğinden insanlık kendi doğrultusunu bulamaz noktaya sürüklenmiş, kapitalist tüketicilik ile bütün boyutlarıyla insanlık aşındırılarak insansızlaşma hedeflenmiştir. Bütün toplumsal sorunların kaynağında yatan da toplum hakikatini reddeden zihniyetin dolayısıyla kapitalizmin modeli olan ulus devletçiliğinden kaynağını almaktadır. Yeni denge arayışları buna bağlı olarak, sistemleşme isteminde iki çizginin çatışmasıdır. Yani bir tarafta sömürgeyi temsil eden ve Ortadoğu’yu kaos-krize sürükleyen kapitalist modernite yaşamı olurken, diğeri ana tarihsel kaynaktan gücünü alan ve toplum hakikatine uluşma arayışı ve sistemini kurma amacının savaşımı olan demokratik modernitedir. Savaşın Kürdistan’da yoğunlaşması bu çatışmanın sonuçlardır. Kapitalist modernite veya ulus devletçi paradigmanın kendin restore ederek Ortadoğu toplumlarına dayatma ile Ortadoğu toplumsal gerçeğini kendi hakikatine uygun sistemini kurma mücadelesi Kürdistan’da yoğunlaşması oluyor. O yüzde savaş Kürdistan’da yoğunlaşıyor. Kendisini İslam diye lanse etmeye çalışan DAİŞ güruhu, Ortadoğu kaosuna emperyalist ve onların yerli işbirlikçilerinin musallat ettiği yeni dönem faşizmi oluyor. Rojava’da pratikleşmeye başlayan Önderlik paradigmasını boğmayı hedefliyor. En büyük desteğini de Kürt halkına düşmanlık temelinde yaklaşan AKP hükümetinden alıyor. Ortadoğu’ya saplanan DAİŞ hançeri, Rojava’dan Güney Kürdistan hattına kadar Kürt varlığına dönük bir savaş yürütüyor ve bu savaşa karşı tek gerçek ve doğru bir savaşı veren özgürlük hareketi ve birleşik özsavunma güçleri oluyor. En son Kobanê’de yoğunlaştırılan savaş, zayıf halka olarak gördükleri Kobanê’yi düşürme ve orada Kürt varlığını imha

Eylül 2014

etmeyi amaçlamaktadır. Nitekim günlerdir Kobanê’de büyük ve destansı bir direniş ortaya konuluyor, Kürdistan özgürlük mücadelesini ve toplumunun yüreği Kobanê’de atıyor. Ortaya konan büyük direniş bölge haklarına umut oluyor, cesaret veriyor ve özgürleşmenin kapılarını aralıyor. Çünkü DAİŞ güruhu kendisinden olmayan, kendisi gibi düşünmeyen ve yaşamayan her şeye düşmandır. Êzidi’ye, Alevi’ye Hristiyan’a, Türkmen’e, özgür Kürd’e, düşmanlık temelinde kodlanmış ve belkide insanlık tarihin görmediği en barbar katliamlar yapmaktadır. Öyle ki gelinen aşamada onu semirten güçlere de zarar verebilecek boyutlara ulaşmıştır. Kürdistan halkı ve onun öncü güçleri, böylesine tarihi bir süreç ve tarihi görevlerle karşı karşıyadır. O görevlerin başarılması olmazsa olmazdır. Önderlik son görüşmesinde bütün parçalardaki halkımıza yaptığı çağrıda; yüksek yoğunluklu savaşa göre yaşama ve mücadeleyi yükselteme çağrısı yapmaktadır. Bu çağrı tarihsel önemdedir, tarih gereklerini yapmayı emretmektedir. Eylül ayı aynı zamanda Büyük Ölüm Orucu direnişçilerinin şahadet ayıdır. 14 Temmuz 1982 günü M. Hayri Durmuş, mahkemede Büyük Ölüm Orucu başlattığını ilan ederken; “Kürdistan Vietnamlaşıyor” diyerek günümüzde yaşanacakları ön görmüş ve işaret etmiştir. Bu inançla büyük ölüm orucuna katılmış, Diyarbakır zindanının zifiri karanlığı parçalanarak direniş Kürdistan dağlarına yayılmış oradan kentlerde direniş ateşi yükselmiştir. Kobanê onun en çarpıcı olanıdır. Kürdistan’ın Vietnamlaşması, Vietnam direnişini kat be kat aşarak halkların büyük umuduna dönüşmüş, Ortadoğu’nun demokratikleşmesini ve demokratik Ortadoğu kuruluşunun şafağına ulaşılmıştır. Bu vesileyle başta büyük ölüm orucu şehitleri olmak üzere eylül ayı şehitlerini saygı ve minnetle anıyor, amaçları halkların elinde özgürlük bayrağına dönüşeceği gerçeğini yineliyoruz. Başta kadrolar olmak üzere, halkımızın direnişi büyük özgürleşme hamlesine dönüşmüşken, Apocu çizginin örgüt eylem-eylem ve örgütleme diyalektiği içinde gelişeceğine olan inançla yaşamını büyük direnişe göre düzenleyen, o amaçla yaşayan, ruh ve duyguda büyük hamleleri yaratacak atılımlarla ancak özgürlük gerçekleşebilir. Amaca bağlı eylem başarı getirir, aksi halde saptırır yani amaca bağlı olamayan eylem sabote eder. Yine eylem hep yıkıcı değildir Apocu diyalektik eylemde yıkıcı yanı olsa da esas analımda inşacı, yapıcı eylen çizgisidir. Amaca bağlı bir komün de kurmak eylemdir. Kürtçe okullar açmakta eylemdir. Gösteri yürüyüş, askeri olan da eylemdir. Yani inşa görevleri amaca bağlı büyük eylemler olduğu gibi amaca bağlı şiddet içeren eyerlerde göreveler kapsamındadır. Dolaysıyla militanlık komple olmayı gerekli kılar, bu tarz eylemleri gerçekleştirmek için de yaşamı ona göre düzenleme, duygu ve düşünce de amaca kilitlenme ve o temelde örgüt kurma, örgütü eylemli hale getirme ve tekrar örgütleme kadro olmanın olmazsa olmazlardır. Paradigmamızın gerçekleşmesi doğru bir kadrosal öncülük ve inşayı da içerecek tarzda bir direniş ve eylemi gerçekleştirmekle zafere ulaşacaktır. Özgür Halk, bu konuları ayrıntılı ele almakta, incelemekte görev ve sorumlukları net ortay koymaktır. Kemallere Hayrilere layık olmanın yolu günümüze uygun bir direnişi yükseltmek ve tam başarıyı sağlamaktan geçer. Yine Önderliğin özgürleşmesi bu tarz bir direnişle gerçekleşecektir. Onu başaracak imkânlar ve fırsatlar her zamankinden fazla bulunmaktır. Gereğini yapmak Apoculaşmkla gerçekleşecektir.

1


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.